Sahte Avukat Kimliği Fotoğrafı ile Dolandırıcılık ve Cezası

by Avukat Erdal Ersoy
Sahte Avukat Kimliği Fotoğrafı ile Dolandırıcılık ve Cezası

Gerçek avukatların bilgileri kullanılarak düzenlenen sahte avukat kimlik kartı görselleriyle icra takibi veya ceza davası tehdidi savurarak para talep eden kişilere karşı herhangi bir ödeme yapılmaması gerekir. Bu tür durumlarda şüpheli iddiaların doğruluğu teyit edilmeli, mağduriyet halinde ise sorumluların tespiti ve bedellerin geri alınabilmesi için adli mercilere başvurulmalıdır.

Sahte Avukat Kimliği Üretimi ve Dolandırıcılık Yöntemi

Kötü niyetli kişiler, barolara kayıtlı avukatların kimlik bilgilerini temin ettikten sonra görsel düzenleme programları aracılığıyla bu kartlardaki fotoğrafları değiştirmekte ve kendilerini avukat olarak tanıtarak haksız menfaat sağlamaya çalışmaktadır. Orijinal karttaki mesleki bilgilerin korunup yalnızca görsel alanın tahrif edilmesi, muhatapların yanıltılmasını hedefleyen aldatıcı bir yöntemdir.

Avukat kimlik kartları hassas veriler barındırdığından ve kötü niyetli girişimlerde kötüye kullanılma tehlikesi taşıdığından, avukatlar bu belgelerin fotoğraflarını taraflara gönderme yolunu tercih etmezler. Dolayısıyla bir kimsenin kendisini ispatlama amacıyla mesaj yoluyla avukat kimlik fotoğrafı paylaşması şüpheyle karşılanmalıdır.

Avukatlık Sıfatının ve İletişim Bilgilerinin Doğrulanması

Kendisini avukat olarak tanıtan bir kimsenin bu sıfatı taşıyıp taşımadığı, bağlı olduğunu beyan ettiği baronun internet sitesindeki kayıtlar üzerinden ya da bizzat ilgili baro aranarak öğrenilebilir. Avukatın baro levhasındaki sicil durumu ve resmi telefon bilgileri bu kanallar vasıtasıyla teyit edilmeden iletilen hesaplara ödeme yapılmamalıdır.

Fiillerin Ceza Kanunu Bakımından Nitelendirilmesi

1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 9 uyarınca avukat kimlikleri, tüm resmî ve özel kuruluşlar tarafından kabul edilecek resmî kimlik hükmündedir. Bu doğrultuda sahte avukat kimliği oluşturularak menfaat temin edilmesine yönelik eylemler, somut olayın özelliklerine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık ile aynı Kanun'un 204. maddesinde düzenlenen resmî belgede sahtecilik suçu çerçevesinde ele alınabilmektedir.

1136 sayılı AVUKATLIK KANUNU m. 9Kaynağı aç
Madde 9 – Avukatlık meslekine kabul edilen
adaya, ilgili baro tarafından bir ruhsatname verilir.
Avukatlığa kabul,
ruhsatnamenin verildiği andan itibaren hüküm ifade eder.
Aday böylece avukatlığa
kabul edildikten sonra (Avukat) unvanını kullanmak hakkını kazanır. Durum
Türkiye Barolar Birliğine bildirilir.
(Değişik dördüncü
fıkra: 13/1/2004 – 5043/1 md.) Ruhsatnameler ve avukat kimlikleri Türkiye Barolar Birliği
tarafından tek tip olarak bastırılır ve düzenlenir. 8 inci maddenin dördüncü
fıkrasında belirtilen şekilde Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca uygun
bulma kararı verildiğinde ruhsatnameler Birlik Başkanı ve ilgili Baro Başkanı
tarafından imzalanır. Avukat kimlikleri, tüm resmî ve özel kuruluşlar
tarafından kabul edilecek resmî kimlik hükmündedir.
Mesleke kabul edilen
avukata ruhsatname verilirken, baro yönetim kurulu önünde aşağıdaki şekilde
andiçtirilir:
(Değişik altıncı
fıkra: 2/5/2001 – 4667/8 md.) Hukuka, ahlaka, mesleğin onuruna ve kurallarına uygun
davranacağıma namusum ve vicdanım üzerine andiçerim.
Avukatın andiçtirildiği,
andın metnini de kapsıyan bir tutanağa bağlanır ve ilgilinin dosyasında
saklanır. Tutanak baro yönetim kurulu üyeleri ile birlikte andiçen avukat
tarafından imzalanır.
Ret kararının
bildirilmesi:

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 204/1 uyarınca resmi bir belgeyi sahte biçimde düzenleyen, var olan resmi belge üzerinde başkalarını yanıltacak değişiklikler yapan veya sahte resmi belgeyi kullanan şahıslar hakkında iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası uygulanır. Görevi sebebiyle düzenlemeye yetkili olduğu resmi belge üzerinde bu fiilleri işleyen kamu görevlileri bakımından ise aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası söz konusudur. Belgenin sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli sayılan nitelikte bulunması durumunda ise verilecek ceza yarı oranında artırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 204Kaynağı aç
Madde 204- (1) Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek
bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi
belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belgeyi sahte olarak
düzenleyen, gerçek bir belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren,
gerçeğe aykırı olarak belge düzenleyen veya sahte resmi belgeyi kullanan kamu
görevlisi üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Resmi belgenin, kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar
geçerli olan belge niteliğinde olması halinde, verilecek ceza yarısı oranında
artırılır.
Resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek

Sahtecilik Suçlarında Kamu Güveni ve Zincirleme Suç Esasları

Resmi veya özel belgelerde gerçekleştirilen sahtecilik eylemlerinin hukuki konusu kamu güvenidir. Bu eylemler sebebiyle tekil kişilerin mağduriyet yaşaması ve zarara uğraması mümkün olsa dahi suçun asıl mağduru kamu düzeni ve toplumu oluşturan bireylerin bütünüdür.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/18910, K. 2023/2679Kaynağı aç
11. Ceza Dairesi         2021/18910 E.  ,  2023/2679 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2015/5 Esas, 2015/105 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 … maddesinin birinci fıkrası (j) bendi, 35, 52, 53 ve 58 … maddeleri uyarınca, 2 yıl 3 ay hapis ve 25.500,00 TL TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, tekerrüre ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 ve 58 … maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrüre ve hak yoksunluklarına,
3. Özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 207 … maddesinin birinci fıkrası,53 ve 58 … maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrüre ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; evrakları kendisinin tanzim etmediğine, kimsenin maddi zararı olmadığına, pişman olduğuna, bu nedenlerle hakkında verilen hükmün bozularak beraatine karar verilmesi talebine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …'nın suç tarihinde, … ilçesi PTT Müdürlüğü'ne gelerek … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı ile kredi müracaatında bulunduğu, bu kimlik bilgilerine göre …'a ait formları imzaladığı, kasada kredi miktarı kadar para olmaması nedeniyle kendisine saat 16.00'da gelmesinin söylendiği, Genel Müdürlükten … adına düzenlenen nüfus cüzdanının sahte olduğu bilgisinin gelmesi üzerine, krediyi çekmek için PTT şubesine gelen sanığın kolluk görevlilerince yakalandığı belirtilerek sanık hakkında resmi belgede sahtecilik, özel belgede sahtecilik ve banka veya kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken krediyi sağlamak amacıyla dolandırıcılığa teşebbüs suçlarından dava açılmıştır.
2. İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 12.09.2014 tarihli uzmanlık raporunda; tetkik konusu nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak düzenlendiği, sahteciliğin belgenin düzenli bir yapıya sahip olması, mevcut fotoğraf üzerinde mühür izinin bulunması nedeniyle ilk nazarda ve kolaylıkla dikkat çekmeyeceğinden aldatıcı niteliğinin bulunduğu kanaati bildirilmiştir.
3. Şikayetçi …, iş yerinden hırsızlık olduğunu, araç ruhsatı, ehliyet, nüfus cüzdanı ve kredi kartının çalındığını sanıktan şikayetçi olmadığını, katılma talebinin bulunmadığını herhangi bir maddi zararının olmadığını beyan etmiştir
4. Katılan kurum temsilcisi … mahkemedeki ifadesinde; olay tarihinde … PTT şube müdürü olduğunu, PTT'nin artık kredi kullandırma faaliyetlerinde bulunduğunu, olay tarihinde sanığın şubelerine gelerek kendisini … olarak tanıttığını, bu kişiye ait nüfus cüzdanıyla kredi başvurusu yaptığını, o an kasalarında para olmadığı için sanıktan saat 16.00 gibi gelmesini istediklerini, krediyi … adına kullandırdıklarını, … Genel Müdürlüğü'nden nüfus cüzdanının sahte olduğunun ve krediyi kullandırtmamaları gerektiğinin söylendiğini, kendilerinin de durumu resmi makamlara bildirdiklerini, saat 16.00 gibi sanık geldiğinde polis memurlarının sanığı alıp götürdüğünü, eylem teşebbüs aşamasında kaldığı için maddi zararlarının bulunmadığını davaya katılmak istediğini beyan etmiştir.
5. Sanığın soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısı huzurunda ve avukat refakatiyle alınan ifadesinde, Gebze'de şantiyede çalıştığını, düğünleri olduğu için paraya sıkıştığını, oradaki arkadaşlarından birisinin kimlik ayarlayabileceğini söylediğini, kendisine verilen kimlikle … ilçesinde çalışmaya gittiğinde … PTT şubesine … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanıyla kredi başvurusunda bulunduğunu, kendi adına icra borçları olduğundan kredi alamayacağı için bu kimliği kullandığını, pişman olduğunu beyan etmiştir.
6. Sanık talimat mahkemesindeki sorgusunda; inşaatta çalışırken isminin … olduğunu bildiği ancak soyadını bilmediği Diyarbakır'lı bir şahısla tanıştığını, maddi durumunun iyi olmadığını, bu şahsın kendisine başkaları adına kredi çekebileceğini söylediğini, şikayetçi adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı verdiğini, birlikte Alaşehir'e gittiklerini postanede bu kişi adına para olduğunu gidip çekmesini söylediğini, parayı çekeceği sırada yakalandığını, herhangi bir belge düzenlemediğini pişman olduğunu beyan etmiştir
7. Mahkemece sanığın ikrar içeren savunması, katılanın beyanı, İzmir Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporu birlikte değerlendirildiğinde; sahte nüfus cüzdanı yönünden sanığın resmi belgede sahtecilik, kredi başvurusu sırasında sahte imza atmak suretiyle oluşturduğu belgeler yönünden özel belgede sahtecilik ve tahsis edilmemesi gereken krediye çekmek için başvurmak suretiyle dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediği kabul edilerek, atılı suçlardan mahkumiyetine karar verilmiştir
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Banka veya Diğer Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 35 … maddesi uyarınca indirim yapılırken sehven "artırım" yapıldığının belirtilmesi ile tekerrüre esas alınan ilam Kocaeli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/229 Esas ve 2010/417 karar sayılı karar olduğu halde mahkemesinin Kocaeli 1. Asliye Ceza Mahkemesi olarak yanlış yazılması hususlarının mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hataları olduğu değerlendirilmiştir.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı … Ceza Kanun'u ile 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik" ve "özel belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun'un 43 ncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri gereğince cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alınarak, sanığın tamamen sahte olarak … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ile … PTT şubesine başvurup, … adına kredi sözleşmesi imzalamaktan ibaret eylemlerinin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden, ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik ve özel belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Banka veya Diğer Kredi Kurumlarınca Tahsis Edilmemesi Gereken Bir Kredinin Açılmasını Sağlamak Maksadıyla Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2015/5 Esas, 2015/105 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Resmi Belgede Sahtecilik ve Özel Belgede Sahtecilik Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Alaşehir Ağır Ceza Mahkemesi Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2015/5 Esas, 2015/105 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
05.04.2023 tarihinde karar verildi.

Sahtecilik suçlarında, tek bir suç işleme kararı doğrultusunda ve aynı anda düzenlenen belgeler tek suç teşkil eder. Buna karşılık aynı suç işleme kastı kapsamında ancak farklı zaman dilimlerinde belge düzenlenmesi durumunda 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 43 gereğince zincirleme suç hükümleri uygulanarak cezada artırıma gidilir. Failin ayrı suç işleme kastlarıyla hareket ettiğinin belirlenmesi durumunda ise her bir fiil bağımsız suç vasfı kazanır.

Baskı ve Tehdit Hallerinde Şantaj Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 107/1 hükmü uyarınca, hakkı olan ya da yükümlü bulunduğu bir hususu icra edeceğinden veya etmeyeceğinden bahisle bir kimseyi hukuka aykırı veya yükümlü olmadığı bir eylemi yapmaya, yapmamaya veya haksız çıkar sağlamaya zorlayan faillere bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 107Kaynağı aç
Madde 107- (1) Hakkı olan veya yükümlü olduğu
bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı
veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar
sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 29/6/2005 – 5377/14
md.) Kendisine veya başkasına yarar sağlamak maksadıyla bir kişinin şeref
veya saygınlığına zarar verecek nitelikteki hususların açıklanacağı veya isnat
edileceği tehdidinde bulunulması halinde de birinci fıkraya göre cezaya
hükmolunur.
Cebir

Kendisine veya üçüncü bir şahsa menfaat temin etmek amacıyla bir kimsenin şeref ya da saygınlığını zedeleyecek nitelikteki durumların açıklanacağı veya ifşa edileceği yönünde tehdit savrulması durumunda da 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 107/2 uyarınca fail hakkında birinci fıkradaki hapis ve adli para cezasına hükmedilir.

Bir avukat kimlik belgesinin fotoğrafını mesajla iletir mi?

Kimlik belgeleri hassas kişisel ve mesleki veriler içerdiğinden, kötüye kullanım risklerine karşı avukatlar kimlik belgelerinin fotoğraflarını taraflarla paylaşma yoluna gitmezler.

İletişime geçen kişinin avukat olup olmadığı nasıl kontrol edilir?

İlgili kişinin avukat olup olmadığı, bağlı olduğu baronun internet sitesindeki kayıtlar üzerinden veya baro bizzat aranarak teyit edilebilir; ayrıca baronun internet sitesinden avukatın telefon numarasını öğrenmek mümkündür.

Sahte avukat kimliğiyle para talep edildiğinde ne yapılmalıdır?

Bu tür girişimlerle karşılaşıldığında kesinlikle kimseye para gönderilmemeli, tehditlere boyun eğilmeyerek sakin kalınmalı ve durum analiz edilmelidir.

Resmi belgede sahtecilik fiilinin temel cezası nedir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 204/1 uyarınca resmi bir belgeyi sahte düzenleyen, değiştiren veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu