Sağlık Turizminde Organizasyon Kusuru ve Kurumsal Sorumluluk
Sağlık turizmi faaliyetlerinde organizasyon kusuru; sağlık kuruluşunun personel seçimi ve denetimi, tıbbi cihaz ile donanım tedariki, hijyen standartlarının muhafazası, acil durum protokollerinin belirlenmesi ve hastaya vaat edilen paket hizmetlerin koordinasyonunda gerekli özenin gösterilmemesi halinde ortaya çıkar. Türk Borçlar Kanunu ve tüketicinin korunması mevzuatı çerçevesinde sağlık kuruluşları, müdahaleyi gerçekleştiren hekimin şahsi bir kusuru bulunmasa dahi kurumsal işleyişteki bu aksaklıklardan ötürü doğrudan ve müteselsilen sorumludur.
Hekimin mesleki kurallara ve tıbbi standartlara eksiksiz riayet ettiği durumlarda dahi sağlık kuruluşunun teknik veya idari altyapısındaki yetersizlikler hastanın zarara uğramasına sebebiyet verebilir. Kalibrasyonu yapılmamış cihazların arızalanması, havalandırma kaynaklı hastane enfeksiyonları ya da nöbetçi sağlık personeli kadrosunun yetersiz bırakılması gibi kurumsal yönetim eksikliklerinde hastane işletmesi hekimin kusurundan bağımsız şekilde tek başına sorumlu tutulabilir.
Hastaneye Kabul Sözleşmesi ve Koruma Yükümlülükleri
Tedavi amacıyla özel bir sağlık kuruluşuna başvuran hasta ile hastane işletmesi arasında kural olarak hastaneye kabul sözleşmesi kurulur. Sağlık turizmi ilişkilerinde bu sözleşmeye tedavi ediminin yanında konaklama, ulaşım transferi ve rehberlik gibi ek edimlerin dahil edilmesi, hukuki ilişkiyi karma nitelikli paket hizmet veya vekalet sözleşmesi niteliğine kavuşturur.
Hastaneye kabul sözleşmesi, sağlık kuruluşuna sadece tıbbi teşhis ve tedavi uygulama borcu yüklemez. Hastane işletmesi borçlar hukuku kapsamında hastanın can güvenliğini sağlama, uygun bakım ve barınma şartları sunma, steril ortam temin etme, yetkin personel istihdam etme ve yabancı hastalarla iletişim engellerini giderme şeklindeki koruma ve yan edim yükümlülüklerini de eksiksiz yerine getirmekle yükümlüdür.
Aydınlatılmış Onam, Dil Engeli ve Erken Taburculuk
Sağlık turizmi çerçevesinde yabancı hastaya kendi dilinde veya profesyonel medikal tercüman aracılığıyla yeterli bilgilendirme yapılmaksızın matbu onam formu imzalatılması, hastanenin organizasyon kusuru kapsamında değerlendirilir. Hastaya usulünce aydınlatma yapılmadan tatbik edilen tıbbi müdahaleler, teknik açıdan başarılı sonuçlansa dahi hukuka aykırı müdahale niteliği taşır ve sağlık kuruluşunun tazminat sorumluluğunu meydana getirir.
Yabancı hastanın seyahate ve uçak yolculuğuna uygunluğu tam olarak doğrulanmadan ve gerekli klinik takibi tamamlanmadan, salt uçuş saatine yetişmesi amacıyla hastaneden taburcu edilmesi veya otele sevk edilmesi kurumsal organizasyon kusuru teşkil eder. Sağlık kuruluşu, klinik takibi bitirmeden ve seyahat güvenliğini saptamadan taburculuk işlemi tesis edemez.
Müteselsil Sorumluluk, İç İlişki ve Sigorta Kapsamı
Sağlık turizmi aracı kuruluşu ile tedaviyi uygulayan özel hastane, sunulan paket hizmet kapsamında hastanın uğradığı zararlardan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 61 ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun uyarınca hastaya karşı müteselsilen sorumludur. Birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermesi veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olmaları durumunda haklarında müteselsil sorumluluk hükümleri tatbik olunur; aracı acente ile hastane arasındaki sorumsuzluk anlaşmaları hastayı bağlamaz.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 61Kaynağı aç
Birden çok kişinin aynı zarardan sorumlu olması durumunda, sorumlulardan her biri dış ilişkide zararın tamamından sorumlu tutulur ve sorumluluk paylaşımı tarafların iç ilişkisindeki rücu kurallarına göre belirlenir.
Hekimler bakımından yasal zorunluluğa tabi tutulan tıbbi kötü uygulamaya ilişkin mali sorumluluk sigortası, yalnızca hekimin kişisel tıbbi uygulama hatalarını teminat altına almaktadır. Özel hastanenin kurumsal organizasyon kusurları bu zorunlu hekim sigortasının kapsamına doğrudan girmediğinden, kurumsal işleyiş aksaklıklarından doğabilecek riskler özel hastane mali sorumluluk sigortası veya işletme sorumluluk sigortası ile karşılanır.
Sağlık Turizminde Tanıtım ve Reklam Sınırları
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 61 f. 3 gereğince, tüketiciyi aldatıcı, tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, kamu sağlığını bozucu ya da hastaları istismar edici nitelikte ticari reklam yapılması yasaktır. Reklam verenler mezkur kanunun 61. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca ticari reklamlarında yer verdikleri iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür.
Aynı düzenlemenin 61. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması açıkça yasaklanmıştır.
Görevli Mahkeme, Dava Şartı Arabuluculuk ve Yabancılık Teminatı
Sağlık turizmi çerçevesinde sunulan hizmetlerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda yabancı hastaların tüketici niteliği taşıması halinde, hastanenin organizasyon kusuruna veya tıbbi hatasına dayalı tazminat istemlerinde Tüketici Mahkemeleri görevli kabul edilmektedir; mahkemenin bulunmadığı yerlerde davaya Tüketici Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemesince bakılır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A f. 1 uyarınca tüketici mahkemelerinde görülen uyuşmazlıklarda dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması kural olarak dava şartı teşkil eder.
6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 73/AKaynağı aç
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m. 73/A f. 2 düzenlemesi uyarınca, söz konusu uyuşmazlıklarda 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin onbirinci fıkrası hükmü tüketici aleyhine uygulanamaz.
Yabancı uyruklu hastaların Türk yargı mercilerinde hak araması durumunda teminat şartı gündeme gelmektedir. 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun m. 48 f. 1 gereğince, Türkiye'deki mahkemelerde dava ikame eden, uyuşmazlığa müdahil olan yahut takip yürüten yabancı kişilerin, olası yargılama masrafları ile davalı tarafın uğrayabileceği zararları karşılamak amacıyla hâkim tarafından takdir edilecek teminatı yatırmaları gerekmektedir. Ancak m. 48 f. 2 doğrultusunda, ilgili taraf ile Türkiye arasında karşılıklılık esası bulunduğu takdirde mahkeme davacıyı teminat güvencesi gösterme zorunluluğundan muaf tutar.
Zamanaşımı Süreleri
Sağlık kuruluşunun organizasyon kusurundan doğan sözleşmeye dayalı tazminat taleplerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça on yıllık genel zamanaşımı süresi geçerlidir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 146Kaynağı aç
Tazminat talebinin haksız fiil sorumluluğuna dayandırılması durumunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 72 f. 1 uygulama alanı bulur. Anılan düzenleme gereğince zarar gören tarafın hem zararı hem de sorumluyu öğrendiği tarihten itibaren iki yıllık ve her koşulda fiilin işlendiği günden başlayarak on yıllık sürenin dolmasıyla talep hakkı zamanaşımına uğrar. Bununla beraber, zarara yol açan fiil ceza kanunları uyarınca daha uzun bir zamanaşımına tabi bir suç kapsamına giriyorsa, ceza zamanaşımı süreleri tatbik edilir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 48Kaynağı aç
Hekimin hatası bulunmasa bile hastane işletmesi tek başına sorumlu tutulabilir mi?
Evet, hekim tıbbi standartlara uygun müdahalede bulunmuş olsa bile cihaz arızası, enfeksiyon veya personel yetersizliği gibi kurumsal aksaklıklarda hastane işletmesi organizasyon kusuru sebebiyle tek başına sorumlu tutulabilir.
Yabancı hastaya kendi dilinde tercüme yapılmadan onam alınması geçerli midir?
Hayır, yabancı dilde hazırlanmamış veya profesyonel medikal tercüman eşliğinde sunulmamış onam formları organizasyon kusuru sayılır ve teknik yönden başarılı olsa dahi tıbbi müdahaleyi hukuka aykırı hale getirir.
Sağlık turizmi acentesi ile hastane arasındaki sorumsuzluk anlaşması hastayı bağlar mı?
Hayır, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 61 gereğince hastaya sunulan paket hizmetten kaynaklanan zararlardan aracı acente ve hastane müteselsilen sorumlu olup aralarındaki iç anlaşmalar hastaya karşı ileri sürülemez.
Yabancı hastaların açacağı tazminat davalarında teminat yatırma zorunluluğu var mıdır?
Kural olarak 5718 sayılı Kanun m. 48 f. 1 uyarınca yabancı davacıların teminat göstermesi gerekir; ancak aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca karşılıklılık esası bulunduğu takdirde mahkeme davacıyı teminattan muaf tutar.
Organizasyon kusuru davalarında hangi zamanaşımı süresi uygulanır?
Sözleşmeye dayalı tazminat taleplerinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 146 uyarınca on yıllık genel zamanaşımı uygulanırken; haksız fiil taleplerinde TBK m. 72 uyarınca zararın ve sorumlunun öğrenilmesinden itibaren iki yıl, her halde on yıl ve eylem suç teşkil ediyorsa ceza zamanaşımı geçerlidir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

