Rüşvet Suçunda Görevin İfası Unsuru ve Hukuki Sınırları

by Avukat Erdal Ersoy
Rüşvet Suçunda Görevin İfası Unsuru ve Hukuki Sınırları

Rüşvet suçunun vücut bulması, kamu görevlisine görev alanındaki bir eylemin yerine getirilmesi yahut getirilmemesi gayesiyle doğrudan veya aracılar yoluyla bir yarar sağlanmasına veya bu hususta taraflarca mutabakata varılmasına bağlıdır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, vazifesinin ifası kapsamındaki bir işlemi gerçekleştirmesi ya da gerçekleştirmemesi maksadıyla kamu görevlisine yahut işaret edeceği şahsa yarar temin eden fail, dört yıldan on iki yıla kadar hapis cezasına mahkûm edilir. Kanun'un aynı maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, göreviyle bağlantılı bir fiili yapmak veya yapmamak için bizzat ya da aracılar kanalıyla kendisine yahut bildireceği üçüncü kişiye menfaat sağlayan kamu görevlisi hakkında da aynı hapis cezası uygulanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 252Kaynağı aç
Madde 252- (Değişik: 2/7/2012-6352/87 md.)
(1) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için,
doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, bir kamu görevlisine veya göstereceği bir
başka kişiye menfaat sağlayan kişi, dört yıldan oniki yıla kadar hapis cezası
ile cezalandırılır.
(2) Görevinin ifasıyla ilgili bir işi yapması veya yapmaması için,
doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, kendisine veya göstereceği bir başka kişiye
menfaat sağlayan kamu görevlisi de birinci fıkrada belirtilen ceza ile
cezalandırılır.
(3) Rüşvet konusunda anlaşmaya varılması halinde, suç tamamlanmış gibi
cezaya hükmolunur.
(4) Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve fakat bunun kişi
tarafından kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine menfaat temini konusunda
teklif veya vaatte bulunması ve fakat bunun kamu görevlisi tarafından kabul
edilmemesi hâllerinde fail hakkında, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre
verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(5) Rüşvet teklif veya talebinin karşı tarafa iletilmesi, rüşvet
anlaşmasının sağlanması veya rüşvetin temini hususlarında aracılık eden kişi,
kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek fail olarak
cezalandırılır.
(6) Rüşvet ilişkisinde dolaylı olarak
kendisine menfaat sağlanan üçüncü kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden
yetkilisi, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp taşımadığına bakılmaksızın, müşterek
fail olarak cezalandırılır.
(7) Rüşvet alan veya talebinde bulunan ya da bu konuda anlaşmaya varan
kişinin; yargı görevi yapan, hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir
olması halinde, verilecek ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(8) Bu madde hükümleri;
a) Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları,
b) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler,
c) Kamu kurum veya kuruluşlarının ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek
kuruluşlarının bünyesinde faaliyet icra eden vakıflar,
d) Kamu yararına çalışan dernekler,
e) Kooperatifler,
f) Halka açık anonim şirketler,
adına hareket eden kişilere, kamu görevlisi sıfatını taşıyıp
taşımadıklarına bakılmaksızın, görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya
yapılmaması amacıyla doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat temin, teklif
veya vaat edilmesi; bu kişiler tarafından talep veya kabul edilmesi; bunlara
aracılık edilmesi; bu ilişki dolayısıyla bir başkasına menfaat temin edilmesi
halinde de uygulanır.
(9) Bu madde hükümleri;
a) Yabancı bir devlette seçilmiş veya atanmış olan kamu görevlilerine,
b) Uluslararası veya uluslarüstü mahkemelerde ya da yabancı devlet
mahkemelerinde görev yapan hâkimlere, jüri üyelerine veya diğer görevlilere,
c) Uluslararası veya uluslarüstü parlamento üyelerine,
d) Kamu kurumu ya da kamu işletmeleri de dahil olmak üzere, yabancı bir
ülke için kamusal bir faaliyet yürüten kişilere,
e) Bir hukuki uyuşmazlığın çözümü amacıyla başvurulan tahkim usulü
çerçevesinde görevlendirilen vatandaş veya yabancı hakemlere,
f) Uluslararası bir anlaşmaya dayalı
olarak kurulan uluslararası veya uluslarüstüörgütlerin görevlilerine veya
temsilcilerine,
görevlerinin ifasıyla ilgili bir işin yapılması veya yapılmaması ya da
uluslararası ticari işlemler nedeniyle bir işin veya haksız bir yararın elde
edilmesi yahut muhafazası amacıyla; doğrudan veya aracılar vasıtasıyla, menfaat
temin, teklif veya vaat edilmesi ya da bunlar tarafından talep veya kabul
edilmesi halinde de uygulanır.
(10) Dokuzuncu fıkra kapsamına giren rüşvet suçunun yurt dışında yabancı
tarafından işlenmekle birlikte;
a) Türkiye’nin,
b) Türkiye’deki bir kamu kurumunun,
c) Türk kanunlarına göre kurulmuş bir özel hukuk tüzel kişisinin,
d) Türk vatandaşının,
tarafı olduğu bir uyuşmazlık ya da bu kurum veya kişilerle ilgili bir
işlemin yapılması veya yapılmaması için işlenmesi halinde, rüşvet veren, teklif
veya vaat eden; rüşvet alan, talep eden, teklif veya vaadini kabul eden;
bunlara aracılık eden; rüşvet ilişkisi dolayısıyla kendisine menfaat temin
edilen kişiler hakkında, Türkiye’de bulundukları takdirde, resen soruşturma ve
kovuşturma yapılır.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kamu görevlisi; atama, seçilme veya benzeri usullerle kamusal bir faaliyetin icrasına sürekli, belirli süreli yahut geçici biçimde iştirak eden kimseleri ifade eder. Bu çerçevede rüşvet suçunda değerlendirme yapılırken, kamusal faaliyeti yerine getiren kişi ile menfaate bağlanan iş arasındaki görevsel bağ esas alınır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6- (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
c) Kamu görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya
seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak
katılan kişi,
d) Yargı görevi yapan deyiminden; yüksek mahkemeler,
adlî ve idarî mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve
avukatlar,[2]
e) Gece vakti deyiminden; güneşin
batmasından bir saat sonra başlayan ve doğmasından bir saat evvele kadar devam
eden zaman süresi,
f) Silah deyiminden;
1. Ateşli silahlar,
2. Patlayıcı maddeler,
3. Saldırı ve savunmada kullanılmak
üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve
savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı, aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa
yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
g) Basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel
ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,
h) İtiyadi suçlu deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha
ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl içinde ve
farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,
i) Suçu meslek edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan
elde ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,
j) Örgüt mensubu suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten,
örgüte katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına suç
işleyen kişi,
anlaşılır.
İKİNCİ
BÖLÜM
Kanunun
Uygulama Alanı
Zaman bakımından uygulama

Görevin İfası Unsuru ve Görev Belgelerinin Araştırılması

Rüşvet suçunun varlığı, menfaatin kamu görevlisinin görevinin ifası kapsamındaki bir işe yönelmiş olmasına bağlıdır. Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca rüşvet konusunda tarafların anlaşmaya varmış olması halinde suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur. Buna karşılık kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili olmayan işlerde rüşvet suçu oluşmaz.

Kamu görevlisinin görevinin ifası kapsamında bir işin bulunup bulunmadığı hususu tereddüt doğuruyorsa, ilgili kamu kurumlarından resmi bilgi ve görev belgeleri istenerek eksiksiz araştırma yapılmalı, rüşvet sonucu istenen belirli eylemin kamu görevlisinin görevinin ifası kapsamında nasıl yer aldığı gerekçeli kararda denetime elverişli şekilde gösterilmelidir.

Yetki Sınırları Dışında Kalan Eylemler ve Yetki Devri

Bir yetkinin hukuken devredilebilmesi için o yetkinin kamu görevlisinin görev alanına girdiğinin kanunla açıkça düzenlenmiş olması gerekir. Görev ve yetki tanımı bulunmaksızın kullanılan veya devredilen yetkiler sebebiyle kurulan menfaat ilişkisinde, kamu görevlisinin görevinin ifası ile ilgili bir iş bulunmadığından rüşvet suçu oluşmaz; olayın unsurlarına göre dolandırıcılık, nüfuz ticareti veya görevi kötüye kullanma suçları gündeme gelir. Nitekim adliyede hizmetli kadrosunda görev yapan bir kişinin idari yaptırım kararını ilgili idareye teslim etmeyip zimmet defterinde teslim edilmiş gibi göstererek menfaat temin etmesi durumunda, görev ve yetkisi bulunmadığından rüşvet suçu değil, yetkili olmadığı bir iş için yarar sağlama suçu oluşur.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 3. maddesi gereğince siyasi partiler kamu kurumu veya kuruluşu niteliğinde değildir. Bu doğrultuda siyasi partilerde görev alan yetkililer kamu görevlisi sayılamayacağından, bu kişilerin menfaat temin etmesi rüşvet suçu kapsamına girmez.

Yerel Yönetimlerde Görev Dağılımı ve Yetki Esasları

İmar planı, revizyonu ve imar planı değişikliklerini onaylama yetkisi kanunen belediye meclisine aittir. Taşınmaza yönelik imar planı değişikliği talebinin yetkili belediye meclisine sunulmaksızın belediye başkanlığı işlemiyle reddedilmesi yetki yönünden hukuka aykırılık teşkil eder.

5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 38. maddesi uyarınca, kanunlarla belediyeye verilen ve belediye meclisi veya encümeni kararını gerektirmeyen görevleri yapmak ve yetkileri kullanmak belediye başkanının görevleri arasındadır. Mevzuatta yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni verilmesine ilişkin iş ve işlemler meclis veya encümene bırakılmadığından ruhsatı düzenleme yetkisi belediye başkanına aittir ve görev sınırlarının tespitinde bu yasal dağılım dikkate alınır.

İştirak Hükümleri, Özel Failler ve Cezayı Artıran Nitelikli Haller

Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin beşinci fıkrası doğrultusunda; rüşvet yönündeki teklif yahut talebin muhataba ulaştırılmasına, uzlaşmanın kurulmasına veya menfaatin tedarik edilmesine aracılık yapan kimseler, kamu görevlisi olup olmadıklarına bakılmaksızın müşterek fail sayılır. Aynı maddenin altıncı fıkrasına göre ise söz konusu suç ilişkisi üzerinden menfaat aktarılan üçüncü şahıslar ile tüzel kişilik adına menfaati onaylayıp kabul eden yetkililer de kamu görevlisi niteliği aranmaksızın müşterek fail sorumluluğuna tabidir.

Kamu görevlisinin rüşvet talebinde bulunması ve bunun kabul edilmemesi ya da kişinin kamu görevlisine rüşvet teklif veya vaadinde bulunması ve bunun kabul edilmemesi durumlarında fail hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Türk Ceza Kanunu'nun 6. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendinde; yüksek mahkemeler ile adli ve idari yargı yerlerindeki başkan ve üyeler, hakimler, savcılar ile avukatlar yargı görevini yerine getirenler arasında sayılmıştır. Kanun'un 252. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca rüşveti alan, talep eden ya da uzlaşmaya varan şahsın yargı görevi yapan kimseler ile hakem, bilirkişi, noter veya yeminli mali müşavir olması durumunda ceza üçte birden yarıya kadar artırılmaktadır. Tek bir suç kararıyla aynı kişiye karşı farklı tarihlerde birden fazla eylem gerçekleştirilirse, Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrası gereğince tek ceza tayin edilerek bu cezada dörtte bir ile dörtte üç arasında artırım uygulanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
Madde 43- (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima

Rüşvet hükümleri yalnız kamu kurumlarıyla sınırlı tutulmamıştır. Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca; kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, kamu kurum veya kuruluşlarının ya da bu meslek kuruluşlarının iştirakiyle kurulmuş şirketler, bünyelerinde faaliyet icra eden vakıflar, kamu yararına çalışan dernekler, kooperatifler ve halka açık anonim şirketler adına hareket eden kişilere de kamu görevlisi sıfatı taşıyıp taşımadıklarına bakılmaksızın görevlerinin ifasıyla ilgili işler bağlamında bu madde hükümleri uygulanır.

Nüfuz Ticareti, Dolandırıcılık ve Görevi Kötüye Kullanma ile Ayrım

Türk Ceza Kanunu'nun 255. maddesinin birinci fıkrasına göre; kamu görevlisine tesir edebileceği iddiasıyla haksız bir işi yaptırmak üzere girişimde bulunmak amacıyla doğrudan veya aracı vasıtasıyla yarar sağlayan faile iki yıldan beş yıla kadar hapis ile beş bin güne kadar adli para cezası yaptırımı öngörülmüştür. Fail kamu görevlisi sıfatını taşıyorsa hapis cezası yarı oranında artırılır. İlgili işin takibi yahut neticelendirilmesi umuduyla menfaati temin eden kişi bakımından ise anılan fıkra uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis yaptırımı tatbik edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 255Kaynağı aç
Madde 255- (Değişik: 2/7/2012-6352/89 md.)
(1) Kamu görevlisi üzerinde nüfuz sahibi olduğundan bahisle, haksız bir
işin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunması için, doğrudan veya aracılar
vasıtasıyla, kendisine veya bir başkasına menfaat temin eden kişi, iki yıldan
beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.
Kişinin kamu görevlisi olması halinde, verilecek hapis cezası yarı oranında
artırılır. İşinin gördürülmesi karşılığında veya gördürüleceği beklentisiyle
menfaat sağlayan kişi ise, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Menfaat temini konusunda anlaşmaya varılması halinde dahi, suç
tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.
(3) Birinci fıkrada belirtilen amaç doğrultusunda menfaat talebinde
bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi ya da menfaat teklif veya vaadinde
bulunulması ve fakat bunun kabul edilmemesi hallerinde, birinci fıkra hükmüne
göre verilecek ceza yarı oranında indirilir.
(4) Nüfuz ticareti suçuna aracılık eden kişi, müşterek fail olarak,
birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
(5) Nüfuz ticareti ilişkisinde dolaylı olarak kendisine menfaat sağlanan
üçüncü gerçek kişi veya tüzel kişinin menfaati kabul eden yetkilileri, müşterek
fail olarak, birinci fıkrada belirtilen ceza ile cezalandırılır.
(6) İşin gördürülmesi amacıyla girişimde bulunmanın müstakil bir suç
oluşturduğu hallerde kişiler ayrıca bu suç nedeniyle cezalandırılır.
(7) Bu madde hükümleri, 252 nci maddenin dokuzuncu fıkrasında sayılan
kişiler üzerinde nüfuz ticareti yapılması halinde de uygulanır. Bu kişiler
hakkında, Türkiye’de bulunmaları halinde, vatandaş veya yabancı olduklarına bakılmaksızın,
resen soruşturma ve kovuşturma yapılır.
Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması

Kamu görevlileriyle ilişkisi olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak menfaat temin eden kişi hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca nitelikli dolandırıcılık hükümleri uygulanır. Öte yandan kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan durumlar saklı kalmak kaydıyla, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine veya kamunun zararına yol açan ya da kişilere haksız menfaat sağlayan kamu görevlisi, Kanun'un 257. maddesinin birinci fıkrası uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 257Kaynağı aç
Madde 257- (1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller
dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerin
mağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir
menfaat sağlayan kamu görevlisi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
(2) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlanan haller dışında, görevinin
gereklerini yapmakta ihmal veya gecikme göstererek, kişilerin mağduriyetine
veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız bir menfaat sağlayan
kamu görevlisi, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) (Mülga: 2/7/2012-6352/105 md.)
Göreve ilişkin sırrın açıklanması
Rüşvet suçunda menfaatin fiilen verilmiş olması zorunlu mudur?

Menfaatin fiilen teslim edilmesi zorunlu değildir. Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca tarafların rüşvet konusunda anlaşmaya varmış olması halinde dahi suç tamamlanmış gibi cezaya hükmolunur.

Rüşvet teklifi veya talebi kabul edilmezse ceza verilir mi?

Rüşvet teklif veya talebi kabul edilmediğinde de ceza verilir. Türk Ceza Kanunu'nun 252. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kamu görevlisinin talebinin ya da kişinin teklif ve vaadinin kabul görmemesi halinde faile verilecek ceza yarı oranında indirilir.

Siyasi parti yetkililerinin menfaat sağlaması rüşvet suçu oluşturur mu?

Siyasi parti yetkililerinin menfaat temin etmesi rüşvet suçu oluşturmaz. 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca siyasi partiler kamu kurumu veya kuruluşu sayılmadığından yetkilileri de rüşvet suçu kapsamında kamu görevlisi sıfatı taşımaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu