Rüşvet Suçunda Etkin Pişmanlık: TCK Madde 254

by Avukat Erdal Ersoy
Rüşvet Suçunda Etkin Pişmanlık: TCK Madde 254

Türk Ceza Kanunu'nun 254. maddesi, rüşvet suçunda belirli koşulların yerine getirilmesi hâlinde failler hakkında cezaya hükmedilmeyeceğini düzenlemektedir. Bu imkândan yararlanabilmek için temel koşul, durumun henüz resmî makamlarca öğrenilmemiş olmasıdır; bu eşik aşıldıktan sonra yapılan bildirim m. 254 kapsamında değerlendirilemez. Madde, 2/7/2012 tarihli 6352 sayılı Kanun'un 88. maddesiyle değiştirilmiştir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 254Kaynağı aç
Madde 254- (1) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet alan
kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya
yetkili makamlara aynen teslim etmesi halinde, hakkında rüşvet suçundan dolayı
cezaya hükmolunmaz. Rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşan kamu görevlisinin
durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi
halinde de hakkında bu suçtan dolayı cezaya hükmolunmaz.
(2) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet veren veya bu konuda
kamu görevlisiyle anlaşmaya varan kişinin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden
önce, pişmanlık duyarak durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde,
hakkında rüşvet suçundan dolayı cezaya hükmolunmaz.
(3) (Değişik: 2/7/2012-6352/88 md.) Rüşvet suçuna iştirak eden
diğer kişilerin, durum resmi makamlarca öğrenilmeden önce, pişmanlık duyarak
durumdan yetkili makamları haberdar etmesi halinde, hakkında bu suçtan dolayı
cezaya hükmolunmaz.
(4) (Ek: 26/6/2009 – 5918/4 md.) Bu madde hükümleri, yabancı kamu
görevlilerine rüşvet veren kişilere uygulanmaz.
Nüfuz ticareti[101]

Kamu Görevlisinin Etkin Pişmanlıktan Yararlanması

TCK m. 254/1 kamu görevlisi bakımından iki ayrı durumu düzenlemektedir. Birincisinde; rüşvet alan kamu görevlisinin, durum resmî makamlarca öğrenilmeden önce, rüşvet konusu şeyi soruşturmaya yetkili makamlara aynen teslim etmesi hâlinde hakkında cezaya hükmedilmez. İkincisinde ise rüşvet alma konusunda başkasıyla anlaşmış olan kamu görevlisinin, durum resmî makamlarca öğrenilmeden önce durumu yetkili makamlara haber vermesi hâlinde de aynı sonuç doğar. Bu ikinci durumda, yani anlaşma yapılmış ancak menfaat henüz temin edilmemişse, ortada teslim edilecek bir şey bulunmadığından madde gerekçesine göre aynen teslim ve müsadere söz konusu olmaz.

Birinci durumda 'aynen teslim' koşulu açıkça aranmaktadır. Anlaşma aşamasındaki kamu görevlisi için ise madde metni yalnızca yetkili makamları haberdar etmeyi yeterli görmektedir; bu iki durumdaki koşulların farklılaştığı madde metninden anlaşılmaktadır.

Rüşvet Veren Kişinin Etkin Pişmanlıktan Yararlanması

TCK m. 254/2 uyarınca rüşvet veren ya da kamu görevlisiyle bu konuda anlaşmaya varan kişi, durum resmî makamlarca öğrenilmeden önce pişmanlık duyarak yetkili makamları haberdar ederse hakkında cezaya hükmedilmez. Bu fıkrada 'pişmanlık duyarak' ibaresinin açıkça aranması, birinci fıkradan ayrılan bir unsur olarak dikkat çekmektedir. Etkin pişmanlığın bu biçimde gerçekleşmesi hâlinde, kamu görevlisine verilmiş olan rüşvet konusu şey alınarak ihbarda bulunan kişiye iade edilir ve müsadereye hükmedilmez.

Suça İştirak Eden Diğer Kişilerin Durumu

TCK m. 254/3 kapsamında rüşvet suçuna iştirak eden diğer kişiler de aynı güvenceden yararlanabilir. Bu kişilerin de durumu resmî makamlarca öğrenilmeden önce pişmanlık duyarak yetkili makamları haberdar etmesi gerekmektedir. Madde metninde 'diğer kişiler' ifadesinin hangi rolleri kapsadığı tanımlanmamış olup bu sınır somut olayda değerlendirme gerektirir.

Yabancı Kamu Görevlilerine Rüşvette İstisna

TCK m. 254/4, etkin pişmanlık hükümlerinin yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişilere uygulanmayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Bu istisna 26/6/2009 tarihli 5918 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle eklenmiştir. Yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişiler, ne kadar erken bildirimde bulunurlarsa bulunsunlar, m. 254 kapsamındaki cezasızlık güvencesinden yararlanamazlar.

Hukuki Nitelik: Cezasızlık Sebebi ve Müsadere

Madde gerekçesi, etkin pişmanlığın rüşvet suçu bakımından cezayı ortadan kaldıran şahsi bir sebep olduğunu ortaya koymaktadır. Koşullar gerçekleştiğinde yalnızca cezaya hükmedilmez; suç işlenmemiş sayılmaz. Madde gerekçesi, suç gerçekleşmiş olduğundan rüşvet konusu şeyin müsadere edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Rüşvet verenin etkin pişmanlığından yararlandığı hâllerde ise söz konusu şey alınarak kendisine iade edilir ve müsadereye hükmedilmez.

Soruşturmanın Öğrenilmesi Eşiği ve İdari Soruşturma

Etkin pişmanlığın geçerli olabilmesi için durumun henüz resmî makamlarca öğrenilmemiş olması gerekir. Madde gerekçesi bu eşiği, idari soruşturma dahil herhangi bir soruşturmaya girişilmemiş olmak biçiminde yorumlamaktadır. Ancak kanun metninde 'idari soruşturma' ibaresi açıkça yer almamakta olup söz konusu yorumun somut olaylara yansıması mahkeme değerlendirmesine bağlıdır.

Yargıtay Kararlarında Etkin Pişmanlığın Değerlendirilmesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin çeşitli kararlarında, rüşvet suçunun resmî makamlarca öğrenilmesinden önce sanığın kendi beyanıyla suçun ortaya çıkmasının TCK m. 254/2 kapsamında etkin pişmanlık olarak değerlendirilmesi gerektiği bozma gerekçesi olarak saptanmıştır. Aynı daire, soruşturmanın başlamasından önce emniyet tutanağına yansıyan müracaat aracılığıyla yetkili makamın haberdar edildiği somut olayda da m. 254/2 hükmünün uygulanmamasını bozma nedeni saymıştır.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E. 2013/16783, K. 2014/5660 sayılı kararında, farklı bir soruşturma yürütülürken rüşvet suçunun henüz soruşturma makamlarınca öğrenilmemiş olduğu aşamada sanığın beyanıyla suçun tüm boyutlarıyla ortaya çıkması hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği bozma gerekçesi sayılmıştır. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E. 2014/6872, K. 2014/7366 sayılı kararında ise diğer sanığın vadettiği maddi menfaat karşılığı eylemleri gerçekleştirdiğini beyan eden sanık hakkında TCK m. 254/1'de yer alan etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanma olanağının karar yerinde tartışılmaması bozma gerekçeleri arasında gösterilmiştir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2014/6872, K. 2014/7366Kaynağı aç
5. Ceza Dairesi         2014/6872 E.  ,  2014/7366 K.
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 5 – 2014/1907
MAHKEMESİ : Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 03/12/2013
NUMARASI : 2013/162 Esas, 2013/238 Karar
SUÇ : Rüşvet almak ve vermek, nitelikli hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığını ihlal, bilişim sistemini engelleme bozma verileri yok etme veya değiştirme, suç delillerini yok etme gizleme veya değiştirme, resmi belgede sahtecilik, resmi belgeyi bozmak yok etmek veya gizlemek, suç üstlenme
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi;
S. S.. hakkında suç üstlenme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın, 5271 sayılı CMK'nın 231/12. maddesi karşısında itiraza tabi olup temyizi mümkün bulunmadığından, aynı Kanunun 264. maddesi de gözetilerek katılanlar vekilinin temyiz isteğinin itiraz mahiyetinde kabulü ile merciince değerlendirilip gerekli karar verilebileceği anlaşılmakla, incelemenin diğer sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik katılanlar vekili, O yer Cumhuriyet Savcısı ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen 04/05/1987 gün ve 600/245 sayılı Kararında vurgulandığı gibi, rüşvet suçunun konusu; işin yapılması veya yapılmaması olup şarta bağlı rüşvet sözleşmesinin yapılması durumunda rüşvet alma ve verme suçlarının unsurları oluşmayacak ise de; Ağrı Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığı Soruşturma Bürosunda zabıt katibi olarak görev yapan sanık T. K..'nın U..
K.. ile vardığı anlaşma çerçevesinde, sağlanması vaad edilen maddi menfaat karşılığında bu sanığın kendisi ve yakınları hakkındaki iki adet soruşturma dosyasını hukuka aykırı amaçla kesintisiz biçimde girdiği görevli Cumhuriyet Savcılarının odalarından gizlice alıp içindeki belgelerle birlikte anılan şahsa teslim ettiği ve bilahare ilgili Cumhuriyet Savcılarının şifrelerini kullanarak giriş yaptığı UYAP ortamında soruşturma dosyalarıyla ilgili olarak suç ve taraf silme, taraf ekleme işlemleri yaptığı, takipsizlik kararları oluşturduğu, ardından Cumhuriyet Başsavcı vekilinin şifresiyle görüldü ve dosya kapatma işlemleri gerçekleştirdiği oluşa uygun olarak kabul edilen olayda;
Sanıkların anlaştıkları an itibariyle her iki tarafın vaad ettiği edimlerin belirgin olduğu, müstakbel değil mevcut olaylara ilişkin olduğu bu itibarla şarta bağlı rüşvet anlaşmasından bahsedilemeyeceği, keza soruşturma dosyalarını muhafaza etmenin aynı birimde görev yapan sanık Tuncay'ın görevleri arasında bulunduğunun ve buna bağlı olarak kamu görevinin gereklerine aykırı olarak bir işi yapmak için yarar sağlamak üzere rüşvet anlaşması yaptığının kabulü gerektiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bu hususlarda bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiş, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık U.. K..'ın azmettirmesi ile hareket eden T.. K..'nın iki ayrı soruşturma dosyasını adliyeden çıkarıp bu kişiye teslim etmesi yanında bu dosyalarla ilgili olarak UYAP ortamında gerçeğe aykırı işlemler yapması şeklindeki eylemlerinde, TCK'nın 142, 204, 281. maddelerinde düzenlenen suçların unsurlarının bulunmadığı, buna karşın bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçunun işlenmesi için fiziki evrakın da yok edilmesi veya gizlenmesinin zorunlu olmaması nedeniyle hukuki anlamda tek bir fiilden söz edilemeyecek ve TCK'nın 44. maddesi uyarınca fikri içtima kuralının uygulanamayacak olması karşısında, sanıkların unsurları oluşan resmi belgeyi gizleme ve bilişim sistemindeki verileri değiştirme suçları dolayısıyla TCK'nın 205/1-son ve 244/2. maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmaları gerektiği ve anılan suçları oluşturan eylemlerin aynı zaman diliminde aynı suçun işlenmesine matuf kesintisiz birer fiil olarak gerçekleştirilmiş olmaları sebebiyle anılan Yasanın 43/1. maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanma imkanının da bulunmadığı, gizlenen resmi belge adedi ile UYAP ortamında yapılan işlem sayısının ancak sübuta eren suçlar dolayısıyla verilecek temel cezaların belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden sadece resmi belgeyi gizleme ve bu fiile azmettirme suçlarından yazılı şekilde mahkumiyet hükümleri kurulması,
Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından iki adet soruşturma dosyasının kayıp olduğunun anlaşılması üzerine başlatılan soruşturma kapsamında diğer sanığın vaad ettiği maddi menfaat karşılığı davaya konu eylemleri gerçekleştirdiğini beyan eden T.. K.. hakkında rüşvet suçundan TCK'nın 254/1. maddesinde yer alan etkin pişmanlık hükümleri ile diğer suçlar yönünden aynı Kanunun 38/3. maddesinin uygulanma olanağının karar yerinde tartışılmaması,
Kabule göre de;
5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel cezalar belirlenirken söz konusu maddenin 1. fıkrasında yedi bent halinde sayılan hususlarla aynı Kanunun 3/1. maddesindeki "suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur" şeklindeki yasal düzenlemeler ile dosyaya yansıyan bilgi ve kanıtlar birlikte değerlendirilerek ilgili kanun maddelerindeki cezaların alt ve üst sınırları arasında takdir hakkının kullanılması sırasında, sanıkların eylemlerine karşılık hak ve orantılılık kurallarına aykırılık oluşturacak şekilde, önemli bir yarar miktarı söz konusu olmayan olayda, benzer fiillerdeki genel uygulama gözetilmeden her üç suça ilişkin temel cezaların asgari haddin çok üzerinde en üst sınırlara yakın olarak belirlenmesi suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulması,
Bilişim sistemindeki verileri değiştirme fiilinin ayrı bir suç oluşturması karşısında, resmi belgeyi gizleme suçunun bir suç işleme kararının icrası kapsamında, aynı zaman diliminde, hukuki anlamda tek fiille kesintisiz olarak işlendiği anlaşılmasına rağmen bu suçtan verilen cezaların TCK'nın 43/1. maddesi gereğince arttırılması,
Yüklenen suçları TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlediği kabul edilen sanık T.. K.. hakkında aynı Yasanın 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna hükmedilmemesi,
Kanuna aykırı, O yer Cumhuriyet Savcısı, sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, tutuklulukta geçirdikleri süreler, bozmanın sanıklar lehine niteliği, rüşvet dışındaki suçların Asliye Cezalık nitelikte olması, muhtemel mağduriyetlerinin önlenmesi ve hak ihlaline yol açılmaması gözetilerek sanıklar T.. K.. ve U.. K..'ın TAHLİYELERİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değiller ise derhal salıverilmelerinin mahalline bildirilmesi için Yargıtay C.Başsavcılığına yazı yazılmasına, 03/07/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E. 2013/5345, K. 2014/12929 sayılı kararında, rüşvet teklifine konu paranın suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması ve paraya el konulmaması nedeniyle bu paranın sanıklardan alınarak ihbar edene iade kararı verilemeyeceği belirlenmiştir. Bu karar, iade mekanizmasının her koşulda işletilemeyeceğine; paranın niteliği ile el konulup konulmadığının belirleyici olduğuna işaret etmektedir.

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2013/5345, K. 2014/12929Kaynağı aç
5. Ceza Dairesi         2013/5345 E.  ,  2014/12929 K.
"İçtihat Metni"
Esas No : 2013/5345
Karar No : 2014/12929
Tebliğname No : 5 – 2012/234485
MAHKEMESİ : Bilecik Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 13/06/2012
NUMARASI : 2011/153 Esas, 2012/111 Karar
SUÇ : Rüşvet almak
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Hükümden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Yasa ile değişik TCK'nın 252. maddesi hükümleri de gözetilerek yapılan incelemede;
Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 4199 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı Kanunun Ek 11. maddesi gereğince trafik polisi olup ceza tutanağı düzenleme yetkisi bulunan sanıklar hakkında hükmolunan cezaların yarı oranında artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamış, yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Rüşvet teklifine konu paranın, suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması ve el konulmaması nedeniyle sanıklardan alınarak ihbar edene iadesine karar verilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, sanıklar müdafiin ve O yer C.Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden CMUK'nın 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hükümde yer alan “Rüşvet veren ihbarcı Esad Demir in soruşturma başlamadan önce etkin pişmanlık duyacak şekilde suçu soruşturma makamlarına haber verdiğinden vermiş olduğu 30 TL rüşvetin TCK 254/2. maddesi gereğince sanıklardan alınarak kendisine iadesine” ilişkin bölümün çıkartılmak suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18/12/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Sık Sorulan Sorular

Rüşvet suçunda etkin pişmanlık cezayı tamamen kaldırır mı?

TCK m. 254'teki koşullar gerçekleştiğinde hakkında cezaya hükmedilmez. Ancak bu, suçun işlenmemiş sayılması anlamına gelmez; madde gerekçesi, suç gerçekleşmiş olduğundan rüşvet konusu şeyin müsadere edilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Rüşvet verenin etkin pişmanlığından yararlandığı hâllerde ise müsadere yerine iade söz konusu olur.

Soruşturma başladıktan sonra bildirimde bulunulursa etkin pişmanlık uygulanır mı?

TCK m. 254 kapsamındaki etkin pişmanlıktan yararlanabilmek için durumun henüz resmî makamlarca öğrenilmemiş olması zorunludur. Madde gerekçesi bu sınırı idari soruşturmaları da kapsayacak biçimde yorumlamaktadır; ancak kanun metninde 'idari soruşturma' ibaresi açıkça yer almamaktadır.

Rüşvet anlaşması yapılmış ama para henüz verilmemişse ne olur?

Kamu görevlisi, anlaşmayla kabul edilen menfaati henüz temin etmeden önce de etkin pişmanlık gösterebilir. Madde gerekçesine göre bu durumda rüşvet konusu menfaat kamu görevlisi tarafından henüz temin edilmediğinden teslim ve müsadereden söz edilemez; yalnızca yetkili makamları haberdar etmek yeterlidir.

Yabancı kamu görevlisine rüşvet verilmesi hâlinde etkin pişmanlık mümkün müdür?

Hayır. TCK m. 254/4 uyarınca m. 254'teki etkin pişmanlık hükümleri yabancı kamu görevlilerine rüşvet veren kişilere uygulanmaz. Bu istisna açık bir hüküm olup erken bildirim bu sonucu değiştirmez.

Rüşvet suçuna aracılık eden kişi de etkin pişmanlıktan yararlanabilir mi?

TCK m. 254/3, suça iştirak eden diğer kişilerin de pişmanlık duyarak yetkili makamları haberdar etmesi hâlinde cezaya hükmedilmeyeceğini öngörmektedir. Ancak 'diğer kişiler' ifadesinin hangi rolleri kapsadığı madde metninde tanımlanmamış olup somut olayda değerlendirme yapılması gerekmektedir.

Etkin pişmanlık kapsamında iade mekanizması her zaman işler mi?

Rüşvet verenin etkin pişmanlığından yararlandığı hâllerde, kamu görevlisine verilmiş olan şey alınarak ihbarda bulunan kişiye iade edilir ve müsadereye hükmedilmez. Bununla birlikte, söz konusu şeyin suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaat niteliğinde olması ve paraya el konulmamış bulunması durumunda iade kararı kurulamayacağı Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin E. 2013/5345, K. 2014/12929 sayılı kararında belirlenmiştir; bu nedenle iade mekanizmasının uygulanabilmesi somut koşullara bağlıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu