Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçunun Şartları ve Cezası
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104. maddesinin birinci fıkrasında yaptırıma bağlanmıştır. Düzenlemeye göre, herhangi bir cebir, tehdit ya da hileye başvurulmaksızın, on beş yaşını tamamlamış bir çocukla rızaya dayalı olarak cinsel ilişkide bulunan fail, şikâyet üzerine iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Bu suç tipinin varlığı için taraflar arasındaki eylemin zorlama içermemesi ve mağdurun serbest iradesine dayanması zorunludur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 104Kaynağı aç
yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikayet üzerine, iki
yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[49]
(2) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 23/11/2005 tarihli ve E: 2005/103, K:
2005/89 sayılı kararı ile; Yeniden düzenleme: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun
mağdur ile arasında evlenme yasağı bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde,
şikâyet aranmaksızın, on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(3) (Ek: 18/6/2014-6545/60 md.) Suçun, evlat edineceği çocuğun
evlat edinme öncesi bakımını üstlenen veya koruyucu aile ilişkisi çerçevesinde
koruma, bakım ve gözetim yükümlülüğü bulunan kişi tarafından işlenmesi hâlinde,
şikâyet aranmaksızın ikinci fıkraya göre cezaya hükmolunur.
Cinsel taciz
Kanun koyucu, taraflar arasındaki yakın bağları ve bakım görevlerini gözeterek belirli durumlarda fiili ağırlaştırıcı nitelikli hâl saymış ve kovuşturmayı şikâyete bağlı olmaktan çıkarmıştır. 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, mağdur ile fail arasında kanunen evlenme yasağının bulunması durumunda fail hakkında resen on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası uygulanır. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise evlat edinme öncesinde çocuğun bakımını üstlenen veya koruyucu aile sıfatıyla gözetim ve koruma yükümlülüğü altında bulunan kişilerin suçu işlemesi hâlinde de şikâyet aranmaksızın on yıldan on beş yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür.
Cinsel İlişki Tanımı, Teşebbüs ve Tipiklik Değerlendirmesi
5237 sayılı Kanun'un 104. maddesindeki suçun maddi unsurlarının oluşması için eylemin kanunun aradığı teknik anlamda cinsel ilişki boyutuna varmış olması şarttır. Eylem sırasında cinsel ilişki kurmaya dönük açık bir teşebbüsün, zorlamanın, tehdidin veya hilenin bulunmadığı, ayrıca ilişkinin gerçekleşmesini engelleyen haricî bir nedenin de saptanamadığı durumlarda, on beş yaşını doldurmuş mağdura sürtünerek tatmin olma eylemi suç oluşturmaz. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2013/11637 Esas ve 2015/10864 Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, sırf sürtünme fiili nedeniyle reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna teşebbüsten mahkûmiyet tesis edilemez ve failin beraatine karar verilmesi gerekir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2013/11637, K. 2015/10864Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 14 – 2012/198051
MAHKEMESİ : Silifke 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 04.04.2012
NUMARASI : 2011/320 Esas, 2012/114 Karar
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun basit cinsel istismarı
Tüm dosya kapsamından, sanığın, eylemi sırasında cinsel ilişkiye yönelik girişiminin olduğuna, cebir, tehdit veya hile kullandığına ya da cinsel ilişkinin gerçekleşmesini engelleyici neden bulunduğuna dair delil bulunmadığı ve mevcut haliyle sanığın olay tarihinde onbeş yaşını doldurduğu anlaşılan mağdureye sürtünmek suretiyle boşalmaktan ibaret eyleminin suç teşkil etmediği gözetilerek müsnet suçtan beraatine karar verilmesi gerekirken suç vasfının tayininde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna teşebbüsten mahkûmiyetine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.11.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
On beş yaşını bitirmiş olan mağdurun rızasıyla gerçekleşse dahi, mağdurun ağzına cinsel organ sokulması ya da failin cinsel organını mağdurun cinsel organına sürtmesi şeklindeki eylemler kanunun aradığı anlamda cinsel ilişki kapsamına girmemektedir. Bu nitelikteki eylemlerde 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinde düzenlenen reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun kanuni unsurları vücut bulmadığından fail hakkında beraat kararı verilmelidir.
Evlenme Vaadinin Hukuki Niteliği ve Rızanın Geçerliliği
On beş ile on sekiz yaş aralığında yer alan ve ayırt etme gücünü etkileyecek bir akıl hastalığı taşımayan mağdurun rızası hukuken geçerli kabul edilir. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/1552 Esas ve 2015/5994 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, suça sürüklenen çocuğun veya failin evlenme vaadinde bulunması, on beş yaşını ikmal etmiş mağdurun serbest iradesini tamamen felce uğratacak veya eyleme karşı koyma kudretini ortadan kaldıracak boyutta bir hile niteliği taşımaz. Bu nedenle evlenme vaadiyle girilen rızai ilişki, çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu değil, 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci fıkrasındaki reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturur.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2014/1552, K. 2015/5994Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı
HÜKÜM : Mahkûmiyet
İlk derece mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle, 28.06.2014 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren ve cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda değişiklik yapan 6545 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeler de gözetilip dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Suça sürüklenen çocuk müdafiin kanuni süresinden sonra yaptığı duruşmalı inceleme isteminin, hükmolunan ceza miktarı da nazara alınıp 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 318. maddesi uyarınca reddiyle, incelemenin duruşmasız yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü:
Oluş ve kabule göre; suça sürüklenen çocuğun suç tarihlerinde onbeş-onsekiz yaş grubunda yer alıp dosya içeriğine göre akıl hastalığı da bulunmayan mağdure ile birden fazla rızaen cinsel ilişkiye girmesi eyleminde, suça sürüklenen çocuğun evlenme vaadinde bulunması mağdurenin iradesini bertaraf edip fiile karşı koyma gücünü ortadan kaldıracak boyutta bir hile olarak kabul edilemeyeceğinden, mevcut haliyle eylemlerin reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturup, TCK'nın 104/1, 43. maddelerine uyduğu gözetilmeksizin dosya kapsamına uygun düşmeyecek şekilde suça sürüklenen çocuğun eylemlerini evlenme vaadi şeklinde hile ile gerçekleştirdiği belirtilerek çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan hüküm kurulması,
Kanuna aykırı, suça sürüklenen çocuk müdafii ve O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.04.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
On beş-on sekiz yaş grubundaki mağdurun rızasının mevcudiyeti, failin cebir, tehdit ya da iradeyi sakatlayan bir hileye başvurmadığı durumlarda kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun da oluşmasını engeller. Dışarıdan tıbbi uzmanlığı bulunmayan kişilerce anlaşılamayacak düzeyde hafif zekâ geriliği bulunan on altı yaşındaki mağdurla, cebir veya tehdit kullanıldığına dair kesin delil bulunmaksızın girilen cinsel ilişki, 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci fıkrasındaki reşit olmayanla cinsel ilişki suçu kapsamında kalır; fail hakkında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza tayin edilemez.
Evi Terk Eden Çocuk ve Alıkoyma Suçuyla İlişkisi
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 234. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, kanuni temsilcisinin bilgisi ya da izni dışında evini terk etmiş olan çocuğu, rızası bulunsa dahi ailesine veya resmî mercilere haber vermeksizin yanında barındıran kişi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2013/11356 Esas ve 2014/1813 Karar sayılı ilamında gösterildiği üzere, on yedi yaşını ikmal etmiş mağdurun rızasıyla gerçekleşen ilişkilerde istismar veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmayıp, eylem şartları varsa 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci fıkrasındaki suç ile aynı Kanun'un 234. maddesinin üçüncü fıkrasındaki çocuğu kaçırma veya alıkoyma suçu çerçevesinde değerlendirilir.
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2013/11356, K. 2014/1813Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
Tebliğname No : 14 – 2012/191238
MAHKEMESİ : Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesi
TARİHİ : 31.05.2012
NUMARASI : 2009/295 Esas, 2012/178 Karar
SUÇ : Beden veya ruh sağlığını bozacak şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mağdurenin aşamalardaki anlatımlarına, sanığın mağdureyle rızasıyla cinsel ilişkiye girdiği şeklindeki savunmalarına, duruşmada mağdure dinlenirken hazır bulunan pedagogun mağdurenin yönlendirmeye açık olduğu ve beyanlarına itibar edilemeyeceği biçimindeki görüşüne ve tüm dosya içeriğine göre, 17 yaşını bitiren mağdurenin, sanığın arabasıyla gezdikten sonra arabanın içinde rızasıyla sanıkla cinsel ilişkiye girdiği, eylemlerin bu haliyle TCK.nın 104/1. maddesinde tanımlanan reşit olmayanla cinsel ilişki ve TCK.nın 234/3 maddesinde yer alan çocuğun kaçırılması veya alıkonulması suçlarını oluşturduğu gözetilerek bu suçlardan mahkumiyeti yerine, çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, değişen suç vasfına ve ileride sanığın mağdur olmaması için Elazığ 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 31.05.2012 gün 2009/295 Esas sayılı dosyasından yakalama müzekkeresi ile -2-
hakkında hükmen yakalama çıkartılmış bulunan sanık hakkındaki yakalama kararının KALDIRILMASINA, ve bu suçlar nedeniyle tutuklanıp cezaevine konulmuş ise TAHLİYESİNE, sanığın başka suçtan tutuklu veya hükümlü olmadığı takdirde derhal salıverilmeleri hususunun mahalline en seri vasıtayla bildirilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 234Kaynağı aç
babanın ya da üçüncü derece dahil kan hısmının, onaltı yaşını bitirmemiş bir
çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir
veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması halinde, üç aydan bir yıla
kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Fiil cebir veya tehdit kullanılarak işlenmiş ya da çocuk henüz oniki
yaşını bitirmemiş ise ceza bir katı oranında artırılır.
(3) (Ek: 6/12/2006 – 5560/10 md.) Kanunî
temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da
olsa, ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında
tutan kişi, şikâyet üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
DOKUZUNCU
BÖLÜM
Ekonomi,
Sanayi ve Ticarete İlişkin Suçlar
İhaleye fesat karıştırma
Yaşta Hata Kuralı ve Şikâyet Yokluğunun Hukuki Sonuçları
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 30. maddesinin birinci fıkrasına göre, eylemin icrası esnasında suçun kanuni tanımında yer alan maddi unsurları bilmeyen kimse kasten hareket etmiş sayılmaz. Mağdurun on beş yaşını bitirmiş olduğu inancıyla hareket eden fail, yaşta hata hükümlerinden yararlanır. Sosyal medya platformlarında yaşını olduğundan büyük belirten ve fiziki görünümü itibarıyla da on beş yaşından büyük duran mağdurla girilen rızai ilişkide, eylem hata çerçevesinde 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci fıkrasındaki reşit olmayanla cinsel ilişki suçuna dönüşür. Bu suçun kovuşturulması şikâyete bağlı olduğundan, soruşturma evresinde usulüne uygun bir şikâyet yer almadığı takdirde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince davanın düşmesine karar verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 30Kaynağı aç
maddi unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu hata
dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2) Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır.
(3) Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların
gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu hatasından
yararlanır.
(4) (Ek fıkra: 29/6/2005 – 5377/4 md.) İşlediği fiilin haksızlık
oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, cezalandırılmaz.
Yaş küçüklüğü
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
Şikâyet Süresi, Hak Sahipliği ve Vazgeçmenin Hükümleri
5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete tabidir. 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şikâyet hakkı, yetkili kimse tarafından altı ay içinde kullanılmalıdır. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre, dava zamanaşımı süresi aşılmamak kaydıyla bu süre, şikâyet hakkı sahibinin fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Şikâyet yetkisine sahip birden fazla kişinin bulunması hâlinde, hak sahiplerinden birinin altı aylık yasal süreyi geçirmesi 73. maddenin üçüncü fıkrası gereğince diğer hak sahiplerinin şikâyet hakkını ortadan kaldırmaz. Hak düşürücü nitelikteki altı aylık sürenin geçirilmesinden sonra yapılan müracaatlar üzerine dava açılmışsa, soruşturma veya kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca davanın düşürülmesi gerekir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
Kovuşturması şikâyete bağlı suçlarda mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi, kanunda aksi belirtilmedikçe kamu davasını düşürür; ancak hükmün kesinleşmesinden sonra vaki olan vazgeçme cezanın infaz edilmesine engel teşkil etmez. Şikâyetten vazgeçme, bunu açıkça kabul etmeyen sanığı etkilemez. İştirak hâlinde işlenen suçlarda ise sanıklardan biri hakkındaki vazgeçme diğer sanıklara da sirayet eder. Mağdurun soruşturma aşamasında şikâyetçi olmadığını beyan etmesi kesin vazgeçme niteliğinde olup, sonradan şikâyet yönünde irade açıklaması önceki vazgeçmeyi geçersiz kılmaz. Bu durumda sanığa vazgeçmeyi kabul edip etmediği sorularak 5237 sayılı Kanun'un 73. maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında düşme kararı verilmelidir. Kamu davası vazgeçme sebebiyle düşerken suçtan zarar gören şahsi haklarından da feragat ettiğini bildirmişse, aynı fiil nedeniyle hukuk mahkemesinde tazminat davası açılması mümkün değildir.
Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu şikâyete tabi midir?
Suçun 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 104/1. maddesindeki temel şekli şikâyete tabidir ve altı aylık süreye bağlanmıştır. Ancak fail ile mağdur arasında evlenme yasağı bulunması veya failin koruyucu aile ya da evlat edinme öncesi bakım yükümlüsü olması hâlinde şikâyet aranmaksızın resen soruşturma yürütülür.
Şikâyetten vazgeçildiğinde kamu davası düşer mi?
5237 sayılı Kanun'un 73. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca şikâyetten vazgeçme kamu davasını düşürür; ancak vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Soruşturmada şikâyetçi olunmadığının bildirilmesi sonradan geri alınamaz ve sanığın kabulüyle 5271 sayılı Kanun'un 223. maddesinin sekizinci fıkrası gereğince davanın düşmesine karar verilir.
Sürtünme veya ağza organ sokma reşit olmayanla cinsel ilişki suçunu oluşturur mu?
Hayır, cebir, tehdit ve hile olmaksızın gerçekleşen sürtünme ya da ağza organ sokma eylemleri kanunun aradığı teknik anlamda cinsel ilişki sayılmadığından reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun kanuni unsurları oluşmaz ve beraat kararı verilir.
Evlenme vaadiyle girilen ilişki cinsel istismar suçunu oluşturur mu?
Hayır, on beş yaşını bitirmiş ve akıl hastalığı bulunmayan mağdura evlenme vaadinde bulunulması iradeyi sakatlayan boyutta bir hile sayılmaz; eylem istismar suçunu değil, şartları varsa 5237 sayılı Kanun'un 104. maddesinin birinci fıkrasındaki suçu oluşturur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

