Rekabet Kurulu Yerinde İncelemelerinde Dijital Veri İncelemesi

by Avukat Erdal Ersoy
Rekabet Kurulu Yerinde İncelemelerinde Dijital Veri İncelemesi

Rekabet Kurulu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 15. maddesi uyarınca gerekli gördüğü hallerde teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde yerinde inceleme yapabilir. Bu incelemenin kapsamı fiziki belgelerin ötesine geçerek sunucuları, bilgisayarları, taşınabilir cihazları ve bulut depolama alanları dahil her türlü dijital ortamı kapsar. Rekabet Kurumu'nun yayımladığı Kılavuz, bu incelemenin usul ve esaslarını ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir. Bu amaçla teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin: a) (Değişik:16/6/2020-7246/4 md.) Defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü verilerini ve belgelerini inceleyebilir, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilir, b) Belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir, c) Teşebbüslerin her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde incelemeler yapabilir. İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından yapılır. Uzmanlar incelemeye giderken yanlarında incelemenin konusunu, amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösteren bir yetki belgesi bulundururlar. (Ek fıkra: 1/8/2003-4971/25 md.) İlgililer istenen bilgi, belge, defter ve sair vasıtaların suretlerini vermekle yükümlüdür. Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İdari Para Cezaları İdarî Para Cezası[3][4]

Yasal Dayanak: 4054 Sayılı Kanun'un 15. Maddesi

4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrası, Kurul uzmanlarına teşebbüslerin defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü veri ve belgelerini inceleme, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alma yetkisi tanımaktadır. Bu düzenleme 7246 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 16 Haziran 2020 tarihinde değiştirilerek elektronik ortam ve bilişim sistemlerine erişim açıkça hüküm altına alınmıştır. Aynı madde kapsamında Kurul, teşebbüslerden belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir; her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde inceleme de yapabilir.

İncelemeyi yürüten uzmanlar, incelemenin konusunu ve amacını gösteren bir yetki belgesi bulundurmak zorundadır. Bu belgede ayrıca yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağına dair uyarı yer alır. İncelemeye muhatap olan ilgililerin ise istenen bilgi, belge, defter ve sair vasıtaların suretlerini verme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Dijital İncelemenin Kapsamı ve Teşebbüsün Yükümlülükleri

Kılavuz uyarınca Kurum uzmanları; sunucu, masaüstü ve dizüstü bilgisayar, taşınabilir cihaz gibi bilişim sistemlerinin yanı sıra CD, DVD, USB bellek, harici hard disk, yedekleme kayıtları ve bulut servisleri gibi tüm depolama ortamlarındaki dijital verileri incelemeye yetkilidir. Teşebbüs yetkilileri bu süreçte kapsamlı bir işbirliği yükümlülüğü altına alınmaktadır: kullanılan yazılım ve donanımlar hakkında bilgi vermek, sistem yöneticisi yetkilerini sağlamak, çalışanların kurumsal e-posta hesaplarına uzaktan erişim hakkı tanımak, bilgisayar ve sunucuları ağ ortamından izole etmek, kullanıcıların kurumsal hesaplara erişimini sınırlandırmak ve yedeklenmiş verileri geri yüklemek bu yükümlülüklerin başında gelmektedir.

Cep telefonu ve tablet gibi taşınabilir iletişim cihazları, öncelikle teşebbüse ait dijital veri içerip içermediğine ilişkin olarak gözden geçirilir. Tümüyle şahsi kullanıma özgü olduğu tespit edilen cihazlar inceleme konusu yapılmaz. Bununla birlikte, şahsi telefonlar üzerinden gerçekleştirilen ve teşebbüs faaliyetleriyle ilgili olduğu tespit edilen yazışmaların incelenmesi ve dosya kapsamında delil olarak alınması mümkün olmaktadır.

İncelemenin Yeri ve Veri Kopyalama Güvenceleri

Kılavuz'un temel ilkesi, incelemenin teşebbüse ait yerleşkede tamamlanmasıdır. Ancak gerekli görülmesi durumunda Kurum bünyesindeki adli bilişim laboratuvarında incelemeye devam edilebilir. Cep telefonlarından elde edilen dijital verilerin incelenmesi ise teşebbüse ait yerleşkede tamamlanır.

İncelemenin Kurum merkezinde sürdürülmesi gerekiyorsa dijital veriler titiz bir kopyalama prosedürüne tabi tutulur. Veriler, hash değerleri hesaplanıp karşılaştırıldıktan sonra eşdeğer kopyalar halinde üç ayrı veri depolayıcısına aktarılır. Kopyalardan biri teşebbüse bırakılır; diğer ikisi zarfa konularak meslek personelince mühürlenerek fiziki güvenlik altına alınır. İlgili teşebbüs, mühürlü zarfın açılması anında ve adli bilişim laboratuvarında sürdürülecek inceleme sırasında bir temsilci hazır bulundurmak üzere Kurum tarafından yazılı olarak davet edilir. Kurul, gerekli görmesi halinde bir kararla mühürlü zarfı açmaksızın teşebbüse iade edebilir.

Avukat-Müvekkil Gizliliği: Korunan ve Korunmayan Yazışmalar

Yerinde inceleme sırasında tüm belgeler eşit hukuki statüde değildir. Müvekkiliyle arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmayan bağımsız avukat ile müvekkil arasında gerçekleştirilen ve müvekkilin savunma hakkının kullanılması amacına yönelik yazışmalar, mesleki ilişkiye ait kabul edilerek avukat-müvekkil gizliliği ilkesi kapsamında korumadan yararlanır.

Bu koruma sınırsız değildir. Savunma hakkının kullanımıyla doğrudan ilgisi bulunmayan yazışmalar söz konusu güvenceden yararlanamaz. Özellikle bir rekabet ihlaline yardım etmek veya devam eden ya da ileride işlenecek bir ihlali gizlemek amacıyla yapılan yazışmalar bu korumanın kapsamı dışında kalır.

İncelemenin Engellenmesi ve Yaptırımlar

Yerinde inceleme, doğası gereği teşebbüse önceden haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz biçimde gerçekleştirilmesi gereken bir işlemdir. Danıştay 13. Daire, E.2019/3106, K.2025/1704 sayılı kararında bu niteliğe özellikle dikkat çekmiş; gecikmenin delil ihtiva eden materyallerin uzaklaştırılması ya da imha edilmesi riskini doğurabileceğini vurgulamıştır. Aynı kararda, e-posta gibi dijital verilerin kısa sürede başka bilgisayarlardan silinebilmesinin mümkün olduğu da belirtilmiştir.

Danıştay 13. Daire, E. 2019/3106, K. 2025/1704Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/3106 E.  ,  2025/1704 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3106 Karar No:2025/1704 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 14/11/2017 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 105.271,94-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … karar sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 20/04/2017 tarihli Kurul kararı ile "… Platformu" ve bu platforma üye teşebbüsler hakkında yürütülen önaraştırma kapsamında, 14/11/2017 tarihinde davacı şirketin iş merkezinde, şirket yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda anılan platformun ilk başkanı olan …'nin odasında ve iş ile ilgili e-postalarının bulunduğu bilgisayarında inceleme yapılacağı bilgisinin davacı şirket yetkilisine verildiği ancak 14/11/2017 tarihli tutanakta imzası da bulunan şirketin hukuk danışmanınca şirketin her türlü ticari kayıt ve evrakının incelenebileceği ancak şirkette bulunmayan …'nin odasının ve bilgisayarının ancak mahkeme kararı ile incelenebileceğinin belirtildiği, bunun üzerinde dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; davacı şirketin bulunduğu adreste yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen raportörlerin 14/11/2017 tarihinde saat 09.55-10.00 civarında geldikleri, ancak o tarihte (14/11/2017 tarihinde) yerinde inceleme yapılamadığı, bu durumun dosyada da bir örneği bulunan aynı tarihli tutanakla sabit olduğu, davacı şirket adresinde 14/11/2017 tarihinde yapılamayan yerinde incelemenin ertesi gün (15/11/2017) … Sulh Ceza Hakimliğinin … D.İş sayılı kararı üzerine yapılabildiği, bir günlük gecikme süresinin, önaraştırma konusu olaya ilişkin delil ihtiva etmesi muhtemel olan materyallerin binadan uzaklaştırılması ihtimalinin gerçekleşmesine yeteceği, Kurulun soruşturmalarında en önemli delillerden olan ilgililerin e-posta bilgilerinin kısa süre içinde başka bilgisayarlardan silinebilmesinin mümkün olabildiği, bununla birlikte doğası gereği, teşebbüslere haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz biçimde gerçekleşmesi gereken yerinde incelemenin olayda geciktirildiği, davacı şirket yetkililerinin Kurum raportörlerine karşı davranışlarının yerinde incelemenin engellenmesi niteliğini taşıdığı, yerinde incelemenin Kanun'un amaçladığı faydaya aykırı şekilde makul sürede yapılamadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan davacı tarafından, davacı şirket ile ilgili olarak her türlü ticari kayıt ve belgenin incelemeye gelen raportörlere ibraz edilebileceğinin ve gerekirse muhasebe bölümünde inceleme yapabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davalı yetkililerince …'nin odasında ve bilgisayarında inceleme yapmak istediklerinin belirtildiği, şirket yönetim kurulu başkanı …'nin odasında ve bilgisayarında incelemeye gelen raportörlerce inceleme yapılabilmesi için mahkeme kararı getirmeleri gerektiğinin belirtildiği, kişisel verilerin korunmasına dair mevzuat gereği …'nin bilgisayarının incelenemeyeceği ve kayıt altına alınamayacağı iddia edilmekte ise de, önaraştırmaya konu "… Platformu"nun ilk başkanı olan …'nin iş yerinde bulunan ve iş için kullandığı bilgisayarı ve odasındaki bilgi ve belgelerin inceleneceğinin davalı Kurum yetkilileri tarafından tutanakta imzaları bulunan yetkililere açıklandığı, bu durumun tutanak altına alındığı, kaldı ki 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi kapsamında şirketlerin defterleri, her türlü evrak ve belgelerinin incelenebileceği ve gerekirse suretlerinin alınabileceği, anılan Kanun kapsamında, Kurul görevlilerinin diledikleri odaya girmelerinin ve bilgisayarlarda inceleme yapabilme yetkilerinin bulunduğu, … inceleme sırasında şirkette bulunmasa bile 14/11/2017 tarihli tutanakta imzaları bulunan davacı şirketin genel müdür yardımcısı ile hukuk danışmanının o tarihte şirkette hazır bulundukları, bu kişilerin katılım ve gözetiminde davalı idare tarafından yerinde inceleme yapılabileceği, bu kişilerin 14/11/2017 tarihli yerinde incelemeye katılımlarının davalı idare tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğine dair herhangi bir iddia, belge ve bilginin de bulunmadığı, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin özel nitelikte bir kanun hükmü olduğu, yönetim kurulu başkanının odasında ya da işle ilgili olarak bilgisayarında inceleme yapılamayacağına ya da söz konusu incelemenin Mahkeme kararı ile yapılabileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi "yerinde incelemenin" doğası gereği bu nitelikte bir yargı kararı aranmasının, yerinde inceleme müessesesi ile Kanun'la hedeflenen faydayı sağlamayacağı, yerinde incelemenin engellendiği tarihten bir gün sonra …'nin davalı idare yetkililerini yerinde inceleme yapmak üzere şirkete davet etmesinin dava konusu Kurul kararını kusurlandırmayacağı anlaşıldığından, davacının anılan iddialarının yerinde görülmediği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı Kurum çalışanlarının başka hiçbir evrak ve belge incelemeden …'nin odasında ve bilgisayarında inceleme yapmak istediklerine yönelik taleplerinin sahte delil üretme gibi bir hususla karşılaşılabileceği şüphesiyle reddedildiği, bilgisayardan bilgiler silinse dahi bilişim uzmanlığı bulunan Kurum çalışanlarınca bu bilgilerin geri çağrılabileceği, bilgisayarda yapılacak incelemenin kişisel verilere müdahale oluşturacağı, Kurum çalışanlarınca sunulan yetki belgesinde …'nin bilgisayarının ve odasının aranmasına yönelik bir yetkilendirme bulunmadığı, şirket avukatının eylemi nedeniyle şirketin cezalandırılmasının cezaların şahsiliğine aykırı olduğu, Mahkeme kararı alındıktan sonra yönetim kurulu başkanının odasında arama yapıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde, Kurum raportörlerinin yerinde inceleme esnasında illegal işlerde bulunma ihtimali bulunan kişiler olarak nitelendirildiği, uyuşmazlık konusu engellemenin tutanaklarla sabit olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı … Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Temyizen incelenen kararın, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, davalı idare adına dosyanın tüm aşamalarının Hukuk Müşaviri Vekili sıfatıyla … tarafından takip edildiği, İdare Mahkemesince yapılan duruşmaya bu kişinin katıldığı, ancak herhangi bir aşamada bu kişi adına düzenlenmiş bir vekaletname sunulmadığı, savunma dilekçesi ekinde Rekabet Kurumu Başkanı tarafından temsile ilişkin olarak yetki belgesinin sunulduğu, İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine 1.660,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakta olup, davada hukuk müşaviri vekili ile temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davalı Rekabet Kurumunun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan "idare" tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, davada hukuk müşaviri vekili tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, bu hususun Bölge İdare Mahkemesince düzeltilmemiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir. Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın hüküm fıkrasında yer alan "hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesi gerektiğinden, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi kapsamında yerinde incelemenin engellenmesi çeşitli somut tutumları içerebilir. Danıştay 13. Daire, E.2022/81, K.2025/1708 sayılı kararında şirket yetkililerinin o gün şehir dışında olduğu beyanıyla incelemenin ertesi güne bırakılmasının engelleyici bir davranış olarak değerlendirilebileceğine hükmetmiştir. Danıştay 13. Daire, E.2022/249, K.2025/1903 sayılı kararında ise incelemeye gecikmeli başlanılması ve belgelerin bir kısmından suret alınmasına izin verilmemesinin aynı madde uyarınca incelemeyi engelleme ya da zorlaştırma kapsamında ele alınabileceğini ortaya koymuştur. Bu değerlendirmeler her olayın kendine özgü koşullarına bağlıdır.

Danıştay 13. Daire, E. 2022/81, K. 2025/1708Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/81 E.  ,  2025/1708 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/81 Karar No:2025/1708 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Mühendislik VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …, Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının, … tarih ve … sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 16/05/2019 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 26.027,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare tarafından, Van ilinde doğalgaz tesisat alanında alanında faaliyet gösteren firmalarınca “… Derneği” adında bir dernek kurulduğu ve dernek çatısı altında alınan kararlar ile doğal gaz tesisatı fiyatını aralarında belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiği iddialarına yönelik olarak yürütülen önararaştırma kapsamında, Van ilinde doğal gaz tesisatı alanında faaliyet gösteren teşebbüslerde yerinde inceleme yapıldığı, bu amaçla 16/05/2019 tarihinde davacı şirket adresine inceleme için gelindiği, şirket çalışanları tarafından şirket yetkililerinin şehir dışında olduğunun söylenmesi üzerine şirket yetkilileri ile telefonla görüşüldüğü, yerinde incelemenin ertesi gün yapılmasının istenildiği, bu hususun aynı günlü davalı idare yetkililerince tutanağa bağlandığı, bu kapsamda yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği; davalı idare tarafından yerinde incelemenin engellendiğine yönelik olarak düzenlenen 16/05/2019 tarihli tutanakta davacı şirketin kaşesi veya teşebbüs yetkilisinin imzasının bulunmadığı gibi davacı şirket tarafından imzalanmadığına yönelik herhangi bir ibarenin de bulunmadığı, yerinde incelemenin engellendiğinde yönelik fiilin işlendiği iddia edilmiş ise de 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca bu konuda Sulh Ceza Hakimliğine yapılmış bir başvuru bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan 17/05/2019 tarihli tutanaktan davacı şirket adresinde gerekli inceleme ve denetimin yapıldığı gözetildiğinde, söz konusu fiilin idari para cezasına dayanak oluşturacak nitelikte olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yer alan "yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılacağı" yolundaki düzenlemenin yerinde inceleme yapılmasının engellenmesi ve engellenme olasılığının bulunması halinde başvurulacak bir yol olduğu, somut olayda, yerinde incelemenin 16/05/2019 tarihinde şirket yetkililerinin şirkette bulunmamaları nedeniyle ertesi gün yapılabileceğinin belirtilmesi üzerine 17/05/2019 tarihinde yerinde inceleme yapılmış olmakla birlikte, anılan Kanun maddesinin getiriliş amacı dikkate alındığında, bir günlük gecikme süresinin, önaraştırma konusu olaya ilişkin delil ihtiva etmesi muhtemel olan materyallerin binadan uzaklaştırılması ihtimalinin gerçekleşmesine yeteceği, öncelikle Kurulun soruşturmalarında en önemli delillerden olan ilgililerin e-posta bilgilerinin kısa süre içinde başka bilgisayardan silinebilmesinin mümkün olabildiği, dolayısıyla 16/05/2019 tarihinde yerinde inceleme anında ulaşılabilecek belgelere ulaşılmasının engellenmiş olması nedeniyle sonradan yapılan incelemeler ile o andaki bilgi ve belgelere ulaşıldığından söz etme imkanının bulunmayacağı gözetildiğinde, davacı şirket çalışanlarının Kurum raportörlerine 16/05/2019 tarihinde şirket yetkililerinin şehir dışında olduklarını, incelemenin ertesi gün yapılabileceği yolundaki söylem ve davranışlarının 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yasaklanmış olan "yerinde incelemenin engellenmesi" niteliğini taşıdığı, yerinde incelemenin Kanun'un amaçladığı faydaya aykırı şekilde makul sürede yapılamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tutanakta yer alan imzanın herhangi bir şirket yetkilisine ait olmadığı, bu iddiaya ilişkin herhangi bir incelemenin yapılmadığı, tutanakta isimleri yer alan çalışanların şirketin çalışanları olmadığı, iş yerinde herhangi bir fiili denetimin yapılmadığı, engelleme ihtimalinin ortaya çıkması halinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurulması beklenirken olayda bu şekilde bir başvurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, 16/05/2019 tarihinde yapılmak istenilen incelemenin Kanun maddeleri birden fazla defa hatırlatılmasına ve ikna çabalarına rağmen engellenildiği, ertesi gün yapılan yerinde incelemeye şirket yetkilileri rıza gösterdiğinden dolayı Sulh Ceza Hakimi kararı alınmasına gerek görülmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı … Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, davalı idare adına sunulan birinci savunmanın Kurum avukatlarından Av. … ve Hukuk Müşaviri sıfatıyla dosyayı takip eden … tarafından sunulduğu, bununla birlikte İdare Mahkemesince yapılan duruşmaya Hukuk Müşaviri sıfatıyla dosyayı takip eden …'in katıldığı, savunma dilekçesi ekinde Rekabet Kurumu Başkanı tarafından temsile ilişkin olarak yetki belgesinin sunulduğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakta olup, duruşmada hukuk müşaviri ile temsil edilen davalı idare lehine duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davalı Rekabet Kurumu'nun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan "idare" tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, duruşmada hukuk müşaviri tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücreti olarak yine de avukat olan vekil tarafından savunma dilekçesi sunulduğu gözetilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin duruşmasız işler için öngörülen miktarına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin duruşmasız işler için öngörülen miktarına hükmedilmesi gerektiğinden ve davacı aleyhine duruşmalı işler için öngörülen vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasında yer alan "3.110,00-TL" ibaresinin "2.040,00-TL" olarak düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan, "3.110,00-TL" ibaresinin "2.040,00-TL" olarak değiştirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 13. Daire, E. 2022/249, K. 2025/1903Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/249 E.  ,  2025/1903 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/249 Karar No:2025/1903 TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI) … Kurumu VEKİLİ : Av. … 2- (DAVACI) … Birliği VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında yerinde inceleme engellendiğinden bahisle 18/06/2019 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 47.313,58-TL ve 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca engellemenin gerçekleştiği günü takip eden 19/06/2019 tarihinden başlayarak engellemeyi sona erdirecek yazılı davetin Kurum kayıtlarına girmesine kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,36-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen… tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı Birlik ve İstanbul Eczacı Odası hakkında … sayılı Kanun hükümlerini ihlal ettikleri yönündeki şikayet üzerine… tarih ve … sayılı Kurul kararı ile önaraştırma yapılmasına karar verildiği, bu kapsamda davalı idarede görevli uzman ve uzman yardımcılarının yetki belgesi ile yerinde inceleme yapmak üzere 18/06/2019 tarihinde saat 10:00'da davacıya ait binaya gittikleri, incelemeye davacı Birliğin genel sekreterinin beklenilmesi sebebiyle 1 saat 20 dakika gecikmeli başlandığı, "Başkanlar Danışma Kurulu Toplantısı"na ilişkin birtakım belgelerin kişisel veri ve ticari sır içerdiği gerekçesiyle suretinin alınmasına izin verilmediği, bunun üzerinde dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; gecikmeli olarak başlanılan inceleme esnasında birtakım belgelerden suret alınmasına izin verilmemesi üzerine söz konusu belgelerin alınmasına izin verilmesi talebiyle Sulh Ceza Hakimliğine müracaat edildiği, … Sulh Ceza Hakimliğinin… tarih ve Değişik İş No:… sayılı kararı ile yerinde inceleme talebinin reddedildiği, anılan kararın Yargıtay …. Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile kanun yararına bozulduğu ve … Sulh Ceza Hâkimliğini… tarih ve Değişik İş No:…… sayılı kararı ile "… tarih ve Değişik İş No:… sayılı kararın kaldırılmasına, Türk Eczacıları Birliği tarafından yerinde inceleme sonucu verilmediği belirtilen 'Rk.Belgeler.rar.' isimli dosyanın yerinde incelenmesine" karar verildiği, davalı idare personeli tarafından 01/07/2020 tarihinde yerinde inceleme için gidildiğinde söz konusu belgelerin bilgisayarda bulunmadığının tespit edildiği, 4054 sayılı Kanun’un 15. maddesinin amacının, mevcut belgelere o anda ve mevcut hâliyle ulaşmak ve bu belgeler ışığında bir sonuca ulaşılmasını sağlamak olduğu, gecikerek yahut belgelerin ortadan kaldırılmasının ardından yapılan bir yerinde incelemenin Kanun'la hedeflenen faydayı sağlamayacağı ve Kanun'un ilgili maddelerinin ihlali olarak kabul edilmesi gerektiği, davacının yerinde incelemeyi geciktirmesi ve bir kısım belgelerin alınmasına izin vermemesine dayanak Sulh Ceza Hâkimliği kararının ortadan kalktığı ve daha evvel verilmeyen belgelerin bilgisayarda bulunmadığı dolayısıyla yerinde incelemeyi engellediği anlaşıldığından dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … Dava Dairesince; İdare Mahkemesi kararının, yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre 47.313,58-TL idari para cezası verilmesine ilişkin davanın reddine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, davacının bu kısma yönelik istinaf başvurusunun yerinde görülmediği; İdare Mahkemesi kararının, birtakım belgenin suretlerinin alınmasına müsaade edilmemesinin de yerinde incelemenin engellenmesi olduğundan bahisle, 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre, süreli para cezası uygulanmasına ilişkin kısmı yönünden; 4054 sayılı Kanun’un 17. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında, “Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması” durumunda, verilecek cezanın başlangıcı için “verilir” şeklinde amir hüküm koymak yerine, idari para cezasının, fiilin gerçekleştiği günü takip eden günden itibaren “verilebileceği” belirtilmek suretiyle, olay ve koşullara göre, para cezasının başlangıç tarihi için, mutlaka fiil tarihini izleyen günü esas almayarak, idareye bir takdir yetkisi tanındığı, cezanın başlangıcı konusundaki takdir yetkisinin kullanımının, muhatabının Kurulun aldığı kararlara ve tedbirlere bir an önce uymasını sağlamak amacına yönelik olması gerektiği, bu amacın gerçekleşmesi için yeterli caydırıcılıkta öngörülen miktarın, amaç dışı ve sebepsiz yere ağırlaştırılmaması ve Kurulun aldığı karara bir an önce uymasını sağlama amacı dışında ikinci bir ceza uygulaması haline dönüşmemesi için, Kurul tarafından fiil tarihi esas alınarak başlatılacak süreli para cezalarında, fiil tarihinden itibaren makul bir süre içinde karar verilerek, gereğinin yerine getirilmesi için ivedi olarak ilgilisine tebliğ edilmesi gerektiği, aksi durumun, süreli para cezasının amacıyla ve düzenli idare ilkesiyle de bağdaşmayacağı; Kurul tarafından, bazı belgelerin suretlerinin alınmasına müsaade edilmediğinden bahisle, 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre verilen süreli para cezasının, takdir yetkisi kullanılarak ve fiilin 18/06/2019 tarihinde gerçekleştiği dikkate alınmak suretiyle, takip eden gün olan 19/06/2019 tarihinden başlayarak, yerinde inceleme daveti Rekabet Kurumu kayıtlarına girene kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,30-TL idari para cezası verilmesine karar verilmiş ise de, Kurulun bu kararının, makul bir süreden çok sonra, fiilin gerçekleştiği tarihten yaklaşık 5 ay sonra 07/11/2019 tarihinde alması ve 08/11/2019 tarihinde muhatabına tebliğ etmesi nedeniyle, muhatabının henüz haberdar olmadığı ve bu sebeple de gereğini yerine getirmesi beklenemeyecek beş aylık dönemde, -sanki Kurulca bir karar alınmış ve ilgilisince bu karar bilinmesine rağmen gereği yerine getirilmiyormuş gibi 5 ay geriden her gün için ceza işletilerek- yasa koyucunun ve süreli para cezasının amacını aşacak şekilde ve geçmiş döneme işletilerek cezalandırması sonucunu doğurduğu, bu durumda, dava konusu Kurul kararının, söz konusu engelleme fiilinden yaklaşık 5 ay geçtikten sonraki bir tarihte, fiili takip eden 19/06/2019 gününden başlamak ve söz konusu engellemeyi sona erdirecek yazılı yerinde inceleme daveti Rekabet Kurumu kayıtlarına girene kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,30-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinde düzenlenen süreli para cezalarının amacına ve hukuka uygunluk görülmediği sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre 47.313,58-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının, usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın anılan kısmının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca bu kısma yönelik istinaf başvurusunun reddine; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının süreli para cezasına yönelik davanın reddine ilişkin kısmı yönünden istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına, dava konusu işlemin “4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre 19/06/2019 tarihinden başlayarak yerinde inceleme daveti Kurum kayıtlarına girene kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,30-TL idari para cezası verilmesine” ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, davalı idarenin 18/06/2019 tarihinde kendisine verilmeyen belgeleri incelediğini savunma dilekçesinde kabul ettiği, yerinde incelemeye başlanılmasında yaşanan gecikmenin nedeninin önaraştırmanın sebebi ve kapsamının açıklanmaması ve anlaşılmamasından kaynaklandığı, ne arandığı belli olmayan yerinde incelemeye iyiniyetle yardımcı olunmaya çalışıldığı; davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararının Bölge İdare Mahkemesince iptal edilen kısmının… tarih ve… sayılı Kurul kararıyla "süreli para cezası uygulanmasına yer olmadığına" karar verilmek suretiyle geri alındığı, dolayısıyla bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davacı tarafından, … tarih ve… sayılı Kurul kararının kısa karar olarak kendilerine tebliğ edildiği, bu kararın gerekçesinin henüz tebliğ alınmadığı, kaldırıldığı ifade edilen idari para cezasının iadesinin yapılmadığı; davalı idare tarafından, yerinde incelemeye başlanılmasında yaşanılan gecikmenin süresinin yerinde incelemenin amacıyla bağdaşmayacak durumlara imkan verebilecek kadar uzun olduğu, bir toplantının katılanlar dışında herkese kapalı olmasının o toplantıya ilişkin belgelere rekabet otoritesinin erişimine engel teşkil etmeyeceği, 4054 sayılı Kanun'un kişisel verilere ve ticari sırlara ilişkin güvenceler getirdiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ: Davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının açıklamalı olarak onanması gerektiği; davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: ESAS YÖNÜNDEN: MADDİ OLAY : Davacı Birlik ve İstanbul Eczacı Odası hakkında 4054 sayılı Kanun hükümlerini ihlal ettikleri yönündeki şikayet üzerine … tarih ve … sayılı Kurul kararı ile önaraştırma yapılmasına karar verilmiş, bu kapsamda 18/06/2019 tarihinde gerçekleştirilen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 47.313,58-TL ve 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca engellemenin gerçekleştiği günü takip eden 19/06/2019 tarihinden başlayarak engellemeyi sona erdirecek yazılı davetin Kurum kayıtlarına girmesine kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,36-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Kurul kararı verilmiştir. Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı tarafından temyiz edilen kısmının davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı … Otomotiv Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Temyizen incelenen kararının anılan kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davacı tarafından temyiz edilen kısmının vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla davanın reddine ve davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 2.590,00-TL vekalet ücretine hükmedilmesine karar verildiği, davacı tarafından söz konusu karara yönelik yapılan istinaf başvurusu İdare Mahkemesi kararının 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca verilen idari para cezasına ilişkin davanın reddine yönelik kısmı yönünden … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince kısmen kabul edilerek anılan İdare Mahkemesi kararının kısmen kaldırılmasına ve dava konusu işlemin "4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre 19/06/2019 tarihinden başlayarak yerinde inceleme daveti Kurum kayıtlarına girene kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,30-TL idari para cezası verilmesine” ilişkin kısmının iptaline karar verildiği, İdare Mahkemesi kararının yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre 47.313,58-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmına ilişkin davanın reddine dair kısmı yönünden istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, dava kısmen ret, kısmen iptal ile sonuçlandığından AAÜT uyarınca belirlenen 2.040,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2.040,00-TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalıya verilmesine de karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesi'nce verilen kararda davalı lehine yeniden vekalet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, mükerrer vekalet ücreti ödenmesine sebep olacak şekilde davalı lehine ikinci defa vekalet ücretine hükmedilmesinde usul hükümlerine uygunluk bulunmamaktadır. Ancak, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "(…) yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 2.040,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine (…)" ibaresinin çıkartılması suretiyle düzeltilmesi gerekmektedir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının davalı tarafından temyiz edilen kısmının incelenmesinden; Dava konusu Kurul kararının 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre 19/06/2019 tarihinden başlayarak yerinde inceleme daveti Kurum kayıtlarına girene kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,30-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmı yönünden Bölge İdare Mahkemesince iptal kararı verilmişse de,… tarih ve… sayılı Kurul kararıyla, dava konusu Kurul kararı doğrultusunda 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesi çerçevesinde süreli para cezası uygulanmasına yer olmadığına karar verilmek suretiyle dava konusu Kurul kararının bu kısmının geri alındığı, böylece bakılan davanın bu kısmının konusuz kaldığı anlaşıldığından, davanın bu kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığına yönelik karar verilmesi gerekmektedir. Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre 19/06/2019 tarihinden başlayarak yerinde inceleme daveti Kurum kayıtlarına girene kadar yürütülmek üzere her gün için 4.731,30-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin bu kısmının iptaline ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Bozma kararı üzerine gerçekleştirilecek olan yargılamada vekalet ücreti yönünden yapılacak değerlendirmede, istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının duruşma yapılmak suretiyle verildiğinin gözetilmesi gerektiği açıktır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendine göre …TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararının anılan kısmının hüküm fıkrasında yer alan, (…) yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre…-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine (…)" ibaresi çıkartılmak suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA oyçokluğuyla, 3. Davalının temyiz isteminin kabulüne; 4. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararının 4054 sayılı Kanun'un 17. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine göre 19/06/2019 tarihinden başlayarak yerinde inceleme daveti Kurum kayıtlarına girene kadar yürütülmek üzere her gün için …TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bu kısmının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin bu kısmının iptaline ilişkin kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA oybirliğiyle, 5. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/05/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi. (X) KARŞI OY : 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesinde Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı; 2. fıkrasında, Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulmasının, görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi ve usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden birinin varlığı halinde mümkün olduğu hükümlerine yer verilmiştir. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, davalı lehine mükerrer vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin kısmına yönelik uyuşmazlığın, anılan Kanun'un 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın düzeltilerek onanması şeklinde hüküm kurulabilmesine olanak tanıyan "yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hata ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlık" kapsamında bir durum olarak değerlendirilebilecek hususlardan olmayıp, anılan maddenin 2. fıkrasının (b) bendi uyarınca kararın bozulmasını gerektiren "hukuka aykırılık" kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden, vekalet ücreti hakkında da davanın esası hakkında karar vermeye yetkili ve görevli olan … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince karar verilmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenle, davacının temyiz isteminin kısmen kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyorum.

Yerinde incelemeyi engelleyen ya da zorlaştıran teşebbüs, teşebbüs birliği veya üyelerine 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca idari para cezası verilebilir. Bu ceza, bir önceki mali yıl sonundaki yıllık gayri safi gelirin binde beşi oranında belirlenir; hesaplanması mümkün değilse karar tarihine en yakın mali yıl sonu esas alınır. Kanun metninde öngörülen asgari tutar on bin Türk Lirasıdır; bu tutarın yeniden değerleme veya güncellemeyle değişip değişmediği güncel resmi kaynaktan kontrol edilmelidir. Mahkeme kararıyla gerçekleştirilen incelemenin engellenmesi halinde de bu ceza uygulanabilir; incelemenin mahkeme kararıyla yapılmış olması yaptırımı ortadan kaldırmaz.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 23/1/2008-5728/472 md.) Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerine; a) Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi, b) İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi, c) Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi, d) Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması, hallerinden (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenler için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında, (d) bendinde belirtilenler için ise aynı şekilde saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idarî para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir. Yerinde incelemenin mahkeme kararı ile gerçekleştirilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılmasına ilişkin olarak bu Kanunda öngörülen idarî para cezasının uygulanmasını engellemez. Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir. Teşebbüs veya teşebbüs birliklerine üçüncü fıkrada belirtilen idarî para cezaları verilmesi halinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir. Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır. Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri veya bunların yöneticileri ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açık bir şekilde gösterilmek suretiyle üçüncü ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar verilmeyebilir veya bu fıkralara göre verilecek cezalarda indirim yapılabilir. Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. Nispi İdarî Para Cezası[5]

Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimi kararıyla inceleme yapılabilir. Rekabet Kurulu, inceleme sırasında suret alınmasına izin verilmeyen belgeler için de Sulh Ceza Hakimliğine başvurabilir.

Anayasaya Uygunluk Tartışması

4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasındaki 'gerekli gördüğü hâllerde' ibaresi ile üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi, Danıştay 13. Daire'nin 19 Eylül 2023 tarihli ve E.2023/2464 sayılı kararıyla Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısıyla Anayasa Mahkemesi'ne götürülmüştür. Anayasa Mahkemesi bu başvuruyu 8 Kasım 2023 tarihinde esas defterine kaydetmiştir. Anayasa'nın 152. maddesi uyarınca beş aylık karar süresi geçtiğinden, ilgili davalar yürürlükteki kanun hükümleri esas alınarak sonuçlandırılmıştır.

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla incelediği B. No: 2019/40991 sayılı kararında (23 Mart 2023, Resmî Gazete: 20 Haziran 2023, Sayı: 32227), 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde hâkim kararı aranmaksızın yalnızca Kurul kararıyla yerinde inceleme yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesindeki güvencelere uygun olmadığını değerlendirmiştir. Bu karar bireysel başvuru niteliğinde olup kanun hükmünü iptal etmemekte; kararın bir örneği yasama organına bildirilmektedir. E.2023/2464 sayılı itiraz başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi'nin norm denetimine ilişkin kararın sonucu bu aşamada bilinmemektedir.

Sık Sorulan Sorular

Rekabet Kurulu uzmanları hangi dijital ortamları inceleyebilir?

Kılavuz uyarınca uzmanlar; sunucu, masaüstü ve dizüstü bilgisayar, taşınabilir cihaz gibi bilişim sistemlerinin yanı sıra CD, DVD, USB bellek, harici hard disk, yedekleme kayıtları ve bulut servisleri dahil tüm depolama ortamlarındaki dijital verileri incelemeye yetkilidir. 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi de elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü veri ve belgeyi açıkça inceleme kapsamına almaktadır.

Şahsi cep telefonundaki yazışmalar da inceleme kapsamına girer mi?

Taşınabilir cihazlar önce teşebbüse ait veri içerip içermediğine göre gözden geçirilir. Tümüyle şahsi kullanıma özgü olduğu tespit edilen cihazlar inceleme konusu yapılmaz. Ancak şahsi telefonlardaki yazışmalar teşebbüs faaliyetleriyle ilgili olduğu tespit edilirse bu yazışmaların incelenmesi ve delil olarak dosyaya alınması mümkündür. Cep telefonlarından elde edilen dijital verilerin incelenmesi teşebbüse ait yerleşkede tamamlanır.

Teşebbüs avukatıyla yazışmalarını inceleme kapsamı dışında tutabilir mi?

Müvekkiliyle işçi-işveren ilişkisi bulunmayan bağımsız avukat ile müvekkil arasında, müvekkilin savunma hakkının kullanılması amacıyla yapılan yazışmalar avukat-müvekkil gizliliği kapsamında korunmaktadır. Öte yandan savunma hakkıyla doğrudan ilgisi bulunmayan; özellikle bir rekabet ihlaline yardım etmek veya devam eden ya da ileride işlenecek bir ihlali gizlemek amacıyla yapılan yazışmalar bu korumadan yararlanamaz.

İncelemeyi engellemek hangi sonuçları doğurur?

4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi uyarınca yerinde incelemeyi engelleyen ya da zorlaştıran teşebbüse, bir önceki mali yıl sonundaki gayri safi gelirinin binde beşi oranında idari para cezası verilebilir. İncelemenin mahkeme kararıyla gerçekleştirilmiş olması bu yaptırımı ortadan kaldırmaz. Ayrıca 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi, engellenme veya engellenme olasılığı bulunan durumlarda sulh ceza hâkimi kararıyla inceleme yapılmasına da imkân tanımaktadır.

Dijital veriler teşebbüs dışına çıkarılacaksa hangi güvenceler uygulanır?

Veriler önce hash değerleri hesaplanarak eşdeğer kopyalar halinde üç ayrı depolayıcıya aktarılır. Bir kopya teşebbüse bırakılır; diğer iki kopya zarfa konularak meslek personelince mühürlenir. İlgili teşebbüs, mühürün açılması ve laboratuvardaki inceleme için yazılı olarak davet edilir. Kurul gerekli görmesi halinde zarfı açmaksızın iade edebilir.

4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde anayasaya uygunluk tartışması var mı?

Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla incelediği B. No: 2019/40991 sayılı kararında hâkim kararı aranmaksızın Kurul kararıyla yerinde inceleme yapılabilmesine imkân tanıyan düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesindeki güvencelere uygun olmadığını değerlendirmiştir. Bu karar bireysel başvuru niteliğinde olup kanun hükmünü iptal etmemektedir. Danıştay 13. Daire ayrıca ilgili hükümlerin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuş; ancak beş aylık bekleme süresi geçtiğinden ilgili davalar yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmıştır. Anayasa Mahkemesi'nin norm denetimine ilişkin kararın sonucu bu aşamada bilinmemektedir.

Yanlış bilgi vermek de idari yaptırıma yol açar mı?

4054 sayılı Kanun'un 14. ve 15. maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi ile belgenin belirlenen süre içinde verilmemesi ya da hiç verilmemesi, aynı Kanun'un 16. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca yıllık gayri safi gelirin binde biri oranında idari para cezasına konu olabilir. Bu oran, yerinde incelemenin engellenmesine uygulanan binde beş oranından farklıdır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu