Rekabet Kurulu Yerinde İnceleme Yetkisi ve Engellemenin Yaptırımı

by Avukat Erdal Ersoy
Rekabet Kurulu Yerinde İnceleme Yetkisi ve Engellemenin Yaptırımı

Rekabet Kurulu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 15. maddesi uyarınca görevlerini yerine getirirken gerekli gördüğü hâllerde teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde yerinde inceleme yapabilmektedir. Bu yetkinin kapsamı ve kullanım koşulları kanunda belirlenmiş; engellenmesi hâlinde uygulanacak yaptırım ise ayrıca düzenlenmiştir. Yetkinin anayasallığı Anayasa Mahkemesi önüne taşınmış; yargı sürecinde birden fazla Danıştay kararıyla da şekillenmiştir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 15Kaynağı aç
Madde 15 – Kurul, bu Kanunun kendisine verdiği görevleri yerine getirirken gerekli gördüğü hallerde, teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde incelemelerde bulunabilir. Bu amaçla teşebbüslerin veya teşebbüs birliklerinin: a) (Değişik:16/6/2020-7246/4 md.) Defterlerini, fiziki ve elektronik ortam ile bilişim sistemlerinde tutulan her türlü verilerini ve belgelerini inceleyebilir, bunların kopyalarını ve fiziki örneklerini alabilir, b) Belirli konularda yazılı veya sözlü açıklama isteyebilir, c) Teşebbüslerin her türlü mal varlığına ilişkin mahallinde incelemeler yapabilir. İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından yapılır. Uzmanlar incelemeye giderken yanlarında incelemenin konusunu, amacını ve yanlış bilgi verilmesi halinde idari para cezası uygulanacağını gösteren bir yetki belgesi bulundururlar. (Ek fıkra: 1/8/2003-4971/25 md.) İlgililer istenen bilgi, belge, defter ve sair vasıtaların suretlerini vermekle yükümlüdür. Yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılır. ÜÇÜNCÜ BÖLÜM İdari Para Cezaları İdarî Para Cezası[3][4]

Yerinde İnceleme Yetkisinin Kapsamı

4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi, Rekabet Kurulu uzmanlarına defter ile fiziki ve elektronik ortamdaki her türlü veri ve belgeleri inceleyip kopyalarını alma, yazılı veya sözlü açıklama isteme ve mal varlığına ilişkin mahallinde inceleme yapma yetkisi tanımaktadır. Kanunun 15. maddesi, özel nitelikte bir düzenleme olup yönetim kurulu başkanının odası veya işle ilgili bilgisayarlar bakımından inceleme kapsamını daraltan ya da bu tür alanlarda ayrıca mahkeme kararı alınmasını zorunlu kılan bir hüküm içermemektedir.

Danıştay 13. Daire, E. 2019/3106, K. 2025/1704Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2019/3106 E.  ,  2025/1704 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2019/3106 Karar No:2025/1704 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 14/11/2017 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 105.271,94-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … karar sayılı Kurul kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; 20/04/2017 tarihli Kurul kararı ile "… Platformu" ve bu platforma üye teşebbüsler hakkında yürütülen önaraştırma kapsamında, 14/11/2017 tarihinde davacı şirketin iş merkezinde, şirket yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda anılan platformun ilk başkanı olan …'nin odasında ve iş ile ilgili e-postalarının bulunduğu bilgisayarında inceleme yapılacağı bilgisinin davacı şirket yetkilisine verildiği ancak 14/11/2017 tarihli tutanakta imzası da bulunan şirketin hukuk danışmanınca şirketin her türlü ticari kayıt ve evrakının incelenebileceği ancak şirkette bulunmayan …'nin odasının ve bilgisayarının ancak mahkeme kararı ile incelenebileceğinin belirtildiği, bunun üzerinde dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; davacı şirketin bulunduğu adreste yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen raportörlerin 14/11/2017 tarihinde saat 09.55-10.00 civarında geldikleri, ancak o tarihte (14/11/2017 tarihinde) yerinde inceleme yapılamadığı, bu durumun dosyada da bir örneği bulunan aynı tarihli tutanakla sabit olduğu, davacı şirket adresinde 14/11/2017 tarihinde yapılamayan yerinde incelemenin ertesi gün (15/11/2017) … Sulh Ceza Hakimliğinin … D.İş sayılı kararı üzerine yapılabildiği, bir günlük gecikme süresinin, önaraştırma konusu olaya ilişkin delil ihtiva etmesi muhtemel olan materyallerin binadan uzaklaştırılması ihtimalinin gerçekleşmesine yeteceği, Kurulun soruşturmalarında en önemli delillerden olan ilgililerin e-posta bilgilerinin kısa süre içinde başka bilgisayarlardan silinebilmesinin mümkün olabildiği, bununla birlikte doğası gereği, teşebbüslere haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz biçimde gerçekleşmesi gereken yerinde incelemenin olayda geciktirildiği, davacı şirket yetkililerinin Kurum raportörlerine karşı davranışlarının yerinde incelemenin engellenmesi niteliğini taşıdığı, yerinde incelemenin Kanun'un amaçladığı faydaya aykırı şekilde makul sürede yapılamadığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan davacı tarafından, davacı şirket ile ilgili olarak her türlü ticari kayıt ve belgenin incelemeye gelen raportörlere ibraz edilebileceğinin ve gerekirse muhasebe bölümünde inceleme yapabileceklerinin belirtildiği, buna rağmen davalı yetkililerince …'nin odasında ve bilgisayarında inceleme yapmak istediklerinin belirtildiği, şirket yönetim kurulu başkanı …'nin odasında ve bilgisayarında incelemeye gelen raportörlerce inceleme yapılabilmesi için mahkeme kararı getirmeleri gerektiğinin belirtildiği, kişisel verilerin korunmasına dair mevzuat gereği …'nin bilgisayarının incelenemeyeceği ve kayıt altına alınamayacağı iddia edilmekte ise de, önaraştırmaya konu "… Platformu"nun ilk başkanı olan …'nin iş yerinde bulunan ve iş için kullandığı bilgisayarı ve odasındaki bilgi ve belgelerin inceleneceğinin davalı Kurum yetkilileri tarafından tutanakta imzaları bulunan yetkililere açıklandığı, bu durumun tutanak altına alındığı, kaldı ki 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi kapsamında şirketlerin defterleri, her türlü evrak ve belgelerinin incelenebileceği ve gerekirse suretlerinin alınabileceği, anılan Kanun kapsamında, Kurul görevlilerinin diledikleri odaya girmelerinin ve bilgisayarlarda inceleme yapabilme yetkilerinin bulunduğu, … inceleme sırasında şirkette bulunmasa bile 14/11/2017 tarihli tutanakta imzaları bulunan davacı şirketin genel müdür yardımcısı ile hukuk danışmanının o tarihte şirkette hazır bulundukları, bu kişilerin katılım ve gözetiminde davalı idare tarafından yerinde inceleme yapılabileceği, bu kişilerin 14/11/2017 tarihli yerinde incelemeye katılımlarının davalı idare tarafından haksız ve hukuka aykırı şekilde engellendiğine dair herhangi bir iddia, belge ve bilginin de bulunmadığı, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin özel nitelikte bir kanun hükmü olduğu, yönetim kurulu başkanının odasında ya da işle ilgili olarak bilgisayarında inceleme yapılamayacağına ya da söz konusu incelemenin Mahkeme kararı ile yapılabileceğine ilişkin herhangi bir hüküm bulunmadığı gibi "yerinde incelemenin" doğası gereği bu nitelikte bir yargı kararı aranmasının, yerinde inceleme müessesesi ile Kanun'la hedeflenen faydayı sağlamayacağı, yerinde incelemenin engellendiği tarihten bir gün sonra …'nin davalı idare yetkililerini yerinde inceleme yapmak üzere şirkete davet etmesinin dava konusu Kurul kararını kusurlandırmayacağı anlaşıldığından, davacının anılan iddialarının yerinde görülmediği belirtilmiştir. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, davalı Kurum çalışanlarının başka hiçbir evrak ve belge incelemeden …'nin odasında ve bilgisayarında inceleme yapmak istediklerine yönelik taleplerinin sahte delil üretme gibi bir hususla karşılaşılabileceği şüphesiyle reddedildiği, bilgisayardan bilgiler silinse dahi bilişim uzmanlığı bulunan Kurum çalışanlarınca bu bilgilerin geri çağrılabileceği, bilgisayarda yapılacak incelemenin kişisel verilere müdahale oluşturacağı, Kurum çalışanlarınca sunulan yetki belgesinde …'nin bilgisayarının ve odasının aranmasına yönelik bir yetkilendirme bulunmadığı, şirket avukatının eylemi nedeniyle şirketin cezalandırılmasının cezaların şahsiliğine aykırı olduğu, Mahkeme kararı alındıktan sonra yönetim kurulu başkanının odasında arama yapıldığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, temyiz dilekçesinde, Kurum raportörlerinin yerinde inceleme esnasında illegal işlerde bulunma ihtimali bulunan kişiler olarak nitelendirildiği, uyuşmazlık konusu engellemenin tutanaklarla sabit olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı … Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Temyizen incelenen kararın, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, davalı idare adına dosyanın tüm aşamalarının Hukuk Müşaviri Vekili sıfatıyla … tarafından takip edildiği, İdare Mahkemesince yapılan duruşmaya bu kişinin katıldığı, ancak herhangi bir aşamada bu kişi adına düzenlenmiş bir vekaletname sunulmadığı, savunma dilekçesi ekinde Rekabet Kurumu Başkanı tarafından temsile ilişkin olarak yetki belgesinin sunulduğu, İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine 1.660,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakta olup, davada hukuk müşaviri vekili ile temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davalı Rekabet Kurumunun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan "idare" tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, davada hukuk müşaviri vekili tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, bu hususun Bölge İdare Mahkemesince düzeltilmemiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir. Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın hüküm fıkrasında yer alan "hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesi gerektiğinden, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 1.660,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından gerçekleştirilir. Uzmanların yanlarında incelemenin konusunu ve amacını açıklayan, ayrıca yanlış bilgi verilmesi hâlinde idari para cezası uygulanacağını belirten bir yetki belgesi bulundurmaları zorunludur. İlgililer ise istenen bilgi, belge, defter ve diğer vasıtaların suretlerini vermekle yükümlüdür.

Kanunun 15. maddesinin üçüncü fıkrası, yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hâkimi kararıyla inceleme yapılabileceğini düzenlemektedir. Bu hükmün, idari para cezasına başvurulabilmesi için önceden sulh ceza hâkimliğine başvurulmasını zorunlu kılıp kılmadığı uygulamada farklı yorumlara konu olmuştur; bu konuya aşağıda ayrıca değinilmektedir.

Anayasal İtiraz Süreci

Danıştay 13. Daire, 19/09/2023 tarihli ve E. 2023/2464 sayılı kararıyla 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki 'gerekli gördüğü hâllerde' ibaresi ile aynı maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşarak bu kuralların iptali için Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluna başvurmuştur. Başvuru, AYM tarafından 08/11/2023 tarihinde alınarak esas defterine kaydedilmiştir.

İtirazın dayandığı anayasal ilkelerden biri, Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare bakımından herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması; kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu güvenceler içermesi gerekmektedir. Danıştay, 'gerekli görme' ölçütünün bu standartları karşılayıp karşılamadığını; üçüncü fıkranın ikinci cümlesinin ise konut dokunulmazlığını düzenleyen Anayasa'nın 21. maddesiyle bağdaşıp bağdaşmadığını sorgulamıştır.

Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası, itiraz başvurusunun AYM'ye ulaşmasından itibaren beş ay içinde karar verilmemesi hâlinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Danıştay 13. Daire, makul sürede yargılanma hakkının ihlalini önlemek amacıyla önündeki uyuşmazlıklarda 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesini uygulayarak temyiz incelemelerini tamamlamıştır.

Anayasa Mahkemesi, yerinde inceleme yetkisinin kapsamının ve hangi hâllerde kullanılabileceğinin 4054 sayılı Kanun'da yeterli açıklıkta düzenlendiğini, dolayısıyla 'gerekli gördüğü hâllerde' ibaresinin belirsiz olduğunun söylenemeyeceğini çoğunlukla kabul etmiştir. Bazı üyelerin bu sonuca karşıoy yazdığı, karşıoy yazılarında ibarenin belirlilik ilkesini karşılamadığı yönünde görüş savunulduğu anlaşılmaktadır. Bu itiraz başvurusuna ilişkin AYM kararının (E: 2023/174, K: 2025/224) birincil tam metni doğrulanamamaktadır; karşıoy yazan üye sayısı ve gerekçe ayrıntıları hakkında editor_notes içinde uyarı mevcuttur.

Danıştay Kararlarına Yansıyan Engelleme Örnekleri

Bir davada, Kurul uzmanları inceleme için geldiğinde şirket çalışanlarının yetkililerin şehir dışında olduğunu öne sürerek incelemenin ertesi güne ertelenmesini talep etmesi, bölge idare mahkemesince 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yasaklanan engelleme olarak nitelendirilmiş; Danıştay 13. Daire, E. 2022/81, K. 2025/1708 sayılı kararıyla bu değerlendirmeyi benimseyen bölge kararını onamıştır. Yerinde incelemenin doğası gereği teşebbüslere önceden haber verilmeksizin ve ansızın gerçekleşmesi amaçlandığından geciktirme girişimleri de engelleme kapsamında değerlendirilmiştir.

Danıştay 13. Daire, E. 2022/81, K. 2025/1708Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/81 E.  ,  2025/1708 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/81 Karar No:2025/1708 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Mühendislik VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLLERİ : Hukuk Müşaviri …, Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … tarih ve … sayılı Rekabet Kurulu (Kurul) kararının, … tarih ve … sayılı Kurul kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 16/05/2019 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 26.027,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare tarafından, Van ilinde doğalgaz tesisat alanında alanında faaliyet gösteren firmalarınca “… Derneği” adında bir dernek kurulduğu ve dernek çatısı altında alınan kararlar ile doğal gaz tesisatı fiyatını aralarında belirlemek suretiyle 4054 sayılı Kanun’un ihlal edildiği iddialarına yönelik olarak yürütülen önararaştırma kapsamında, Van ilinde doğal gaz tesisatı alanında faaliyet gösteren teşebbüslerde yerinde inceleme yapıldığı, bu amaçla 16/05/2019 tarihinde davacı şirket adresine inceleme için gelindiği, şirket çalışanları tarafından şirket yetkililerinin şehir dışında olduğunun söylenmesi üzerine şirket yetkilileri ile telefonla görüşüldüğü, yerinde incelemenin ertesi gün yapılmasının istenildiği, bu hususun aynı günlü davalı idare yetkililerince tutanağa bağlandığı, bu kapsamda yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle dava konusu işlemin tesis edildiği; davalı idare tarafından yerinde incelemenin engellendiğine yönelik olarak düzenlenen 16/05/2019 tarihli tutanakta davacı şirketin kaşesi veya teşebbüs yetkilisinin imzasının bulunmadığı gibi davacı şirket tarafından imzalanmadığına yönelik herhangi bir ibarenin de bulunmadığı, yerinde incelemenin engellendiğinde yönelik fiilin işlendiği iddia edilmiş ise de 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca bu konuda Sulh Ceza Hakimliğine yapılmış bir başvuru bulunmadığı, dosya içerisinde bulunan 17/05/2019 tarihli tutanaktan davacı şirket adresinde gerekli inceleme ve denetimin yapıldığı gözetildiğinde, söz konusu fiilin idari para cezasına dayanak oluşturacak nitelikte olmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yer alan "yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hakimi kararı ile yerinde inceleme yapılacağı" yolundaki düzenlemenin yerinde inceleme yapılmasının engellenmesi ve engellenme olasılığının bulunması halinde başvurulacak bir yol olduğu, somut olayda, yerinde incelemenin 16/05/2019 tarihinde şirket yetkililerinin şirkette bulunmamaları nedeniyle ertesi gün yapılabileceğinin belirtilmesi üzerine 17/05/2019 tarihinde yerinde inceleme yapılmış olmakla birlikte, anılan Kanun maddesinin getiriliş amacı dikkate alındığında, bir günlük gecikme süresinin, önaraştırma konusu olaya ilişkin delil ihtiva etmesi muhtemel olan materyallerin binadan uzaklaştırılması ihtimalinin gerçekleşmesine yeteceği, öncelikle Kurulun soruşturmalarında en önemli delillerden olan ilgililerin e-posta bilgilerinin kısa süre içinde başka bilgisayardan silinebilmesinin mümkün olabildiği, dolayısıyla 16/05/2019 tarihinde yerinde inceleme anında ulaşılabilecek belgelere ulaşılmasının engellenmiş olması nedeniyle sonradan yapılan incelemeler ile o andaki bilgi ve belgelere ulaşıldığından söz etme imkanının bulunmayacağı gözetildiğinde, davacı şirket çalışanlarının Kurum raportörlerine 16/05/2019 tarihinde şirket yetkililerinin şehir dışında olduklarını, incelemenin ertesi gün yapılabileceği yolundaki söylem ve davranışlarının 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yasaklanmış olan "yerinde incelemenin engellenmesi" niteliğini taşıdığı, yerinde incelemenin Kanun'un amaçladığı faydaya aykırı şekilde makul sürede yapılamadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, dava konusu işlemi iptal eden İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, tutanakta yer alan imzanın herhangi bir şirket yetkilisine ait olmadığı, bu iddiaya ilişkin herhangi bir incelemenin yapılmadığı, tutanakta isimleri yer alan çalışanların şirketin çalışanları olmadığı, iş yerinde herhangi bir fiili denetimin yapılmadığı, engelleme ihtimalinin ortaya çıkması halinde Sulh Ceza Hakimliğine başvurulması beklenirken olayda bu şekilde bir başvurunun bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, 16/05/2019 tarihinde yapılmak istenilen incelemenin Kanun maddeleri birden fazla defa hatırlatılmasına ve ikna çabalarına rağmen engellenildiği, ertesi gün yapılan yerinde incelemeye şirket yetkilileri rıza gösterdiğinden dolayı Sulh Ceza Hakimi kararı alınmasına gerek görülmediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı … Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, davalı idare adına sunulan birinci savunmanın Kurum avukatlarından Av. … ve Hukuk Müşaviri sıfatıyla dosyayı takip eden … tarafından sunulduğu, bununla birlikte İdare Mahkemesince yapılan duruşmaya Hukuk Müşaviri sıfatıyla dosyayı takip eden …'in katıldığı, savunma dilekçesi ekinde Rekabet Kurumu Başkanı tarafından temsile ilişkin olarak yetki belgesinin sunulduğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakta olup, duruşmada hukuk müşaviri ile temsil edilen davalı idare lehine duruşmalı işler için belirlenen vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davalı Rekabet Kurumu'nun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan "idare" tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, duruşmada hukuk müşaviri tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücreti olarak yine de avukat olan vekil tarafından savunma dilekçesi sunulduğu gözetilerek Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin duruşmasız işler için öngörülen miktarına hükmedilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davalı idare lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin duruşmasız işler için öngörülen miktarına hükmedilmesi gerektiğinden ve davacı aleyhine duruşmalı işler için öngörülen vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, Bölge İdare Mahkemesi kararının vekalet ücretine ilişkin kısmında hukuki isabet görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir. Bu itibarla, 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasında yer alan "3.110,00-TL" ibaresinin "2.040,00-TL" olarak düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan, "3.110,00-TL" ibaresinin "2.040,00-TL" olarak değiştirilmesi suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Farklı bir davada ise şirket genel müdürüne ait özel e-posta adresinin kurumsal e-posta adresine yönlendirilmesiyle özel e-posta niteliğini yitirdiği değerlendirilen bir iletinin uzmanlar tarafından kopyalanmak istenmesi üzerine şirket yetkililerince engellenmesi, yerinde incelemenin engellenmesi kapsamında ele alınmıştır. Danıştay 13. Daire, E. 2022/4656, K. 2025/1707 sayılı kararıyla bu değerlendirmeyi benimseyen bölge kararını onamıştır. Her iki değerlendirme de ilgili davaların bireysel olgularına özgüdür.

Danıştay 13. Daire, E. 2022/4656, K. 2025/1707Kaynağı aç
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         2022/4656 E.  ,  2025/1707 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2022/4656 Karar No:2025/1707 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Sanayi A.Ş. VEKİLLERİ : Av. …, Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Kurumu VEKİLİ : Hukuk Müşaviri V. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Rekabet Kurulunun (Kurul) … tarih ve … sayılı kararı uyarınca yürütülen önaraştırma kapsamında 16/01/2019 tarihinde yapılmak istenen yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 16. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendi uyarınca 1.684.096,46-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kurul kararının iptali ile bu karar uyarınca ödenen 1.263.072,34-TL'nin yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davalı idare uzmanlarının 16/01/2019 tarihinde yerinde inceleme yapmak üzere davacı şirkete geldiği, şirket yetkililerince "…" uzantılı e-posta adreslerinin uzmanların incelemesine açıldığı, yerinde inceleme esnasında davacı şirketin genel müdürüne ait "…" uzantılı kurumsal e-posta adresinde "…" anahtar kelimesiyle arama yaptırıldığı, içinde takriben "İgsaş fiyat değiştireceğini söylemiş" ifadesinin geçtiği ve "…" şeklindeki şahsi e-postadan yönlendirilmiş bir e-posta tespit edildiği, uzmanların bu e-postanın çıktısını almak istedikleri, şirket yetkililerinin ise "uzmanların bir kişinin kişisel özel e-posta adresine girme yetkisinin bulunmadığı" gerekçesiyle buna izin vermediği, … Sulh Ceza Hakimliğinin … tarih ve … D.İş sayılı kararıyla ertesi gün (17/01/2019) yapılan yerinde inceleme sonucunda söz konusu e-postanın çıktısının alındığı, yerinde incelemenin engellendiğinden bahisle dava konusu Kurul kararının tesis edildiği; her ne kadar davacı tarafında "davalı idare uzmanlarının bir kişinin kişisel özel e-posta adresine girme yetkisinin bulunmadığı" ileri sürülmekte ise de, "…" uzantılı kurumsal e-posta adresinde inceleme konusu olayı açığa çıkarmaya yönelik anahtar kelimeyle arama yaptırıldığı, bu arama neticesinde içinde takriben "İgsaş fiyat değiştireceğini söylemiş" ifadesinin geçtiği ve kurumsal e-posta olmayan şahsî bir e-postadan yönlendirilmiş bir e-postanın tespit edildiği dikkate alındığında, davalı idare uzmanlarının kişisel e-posta adresine girmeye çalışmadıkları, davacı şirketin genel müdürüne ait "…" uzantılı özel e-posta adresinin kurumsal e-posta adresine yönlendirilmekle artık özel e-posta olarak nitelendirilemeyeceği, davalı idare uzmanlarının 16/01/2019 tarihinde bu e-postanın çıktısını almak istedikleri, şirket yetkililerinin ise buna izin vermediği, ertesi gün … Sulh Ceza Hakimliğinin kararıyla yapılan yerinde inceleme sonucunda söz konusu e-postanın çıktısının alınabildiği, bir günlük gecikme süresinin önaraştırma konusu olaya ilişkin delil ihtiva etmesi muhtemel olan materyallerin binadan uzaklaştırılmasına yeteceği, davalı idarenin soruşturmalarında en önemli delillerden olan ilgililerin e-posta bilgilerinin bilgisayardan silinebilmesinin mümkün olabildiği, doğası gereği teşebbüslere haber verilmeksizin, ansızın, süratli ve kesintisiz biçimde gerçekleşmesi gereken yerinde incelemenin bir gün geciktirildiği, dolayısıyla davacı şirket yetkililerinin bu davranışının yerinde incelemenin engellenmesi niteliğini taşıdığı anlaşıldığından, dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, yerinde inceleme esnasında uzmanlara her türlü kolaylığın sağlandığı, şirket genel müdürü şirkette bulunmaksızın özel e-posta adresine girilmesinin özel hayatı gizliliğine aykırı bir durum oluşturacağı, içeriği uzmanlarca halihazırda okunulan e-postanın Mahkeme kararı alınıp yeniden yerinden incelemeye gelininceye dek muhafaza edildiği, herhangi bir şekilde delillerin karartılmadığı, 24/06/2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7246 sayılı Kanun'un 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yaptığı değişiklikler dikkate alındığında, davalı idare uzmanlarının bilgisayar ortamındaki her türlü veriyi inceleyip kopyalarını alma hakkının mevcut olmadığının ortaya çıktığı, Kanun'un anılan değişiklik öncesi halinin hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik taşımadığı, isnat edilen fiilin yerinde incelemenin engellenmesi değil istenilen bir belgenin verilmemesi olarak kabul edilmesi gerektiği, Kurulun bazı uyuşmazlıklarda bilgi ve belgelerin silinmesine rağmen yaptırım kararı almadığı, idari para cezası hesaplanırken teşebbüsün ilgili pazardaki ve sadece yurt içi satışlardan elde ettiği cirosunun esas alınması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, yerinde incelemeye kolaylık göstermenin teşebbüsün bir görevi olduğu, raportörlerin yalnızca kurumsal e-posta adresinde inceleme yaptığı, özel posta adresinden yönlendirilen iletilerden yalnızca bir tanesinin anahtar kelime taramasıyla tespit edildiği, bu e-postanın da gübre şirketlerinin fiyat artışlarıyla ilgili bilgiler içerdiği, genel müdürün özel hayatıyla ilgili olmadığı, kartellerin tespitinde Kurumun sahip olduğu en önemli aracın yerinde inceleme yetkisi olduğu, denetlemeye konu teşebbüs yetkilisinin e-postaları özel hayat olarak nitelendirerek inceletmemesinin kanuna karşı bir hile oluşturacağı, Kurumun 1997 yılından beri yaptığı yerinde incelemelerde e-postaları incelediği, dolayısıyla bu yetkinin 2020 yılındaki değişiklikle Kuruma verilmediği, davacının raportörlerin zilyetliklerine almak istedikleri bir e-posta çıktısının alınmasını engellediği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'UN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının açıklamalı olarak onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge İdare Mahkemesi kararının, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının incelenmesi: Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anayasa Mahkemesinin 20/06/2023 tarih ve 32227 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 23/3/2023 tarih ve B. No: 2019/40991 sayılı … Sanayi A.Ş. kararında, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinde yerinde incelemenin hakim kararı olmaksızın Kurul kararıyla yapılabilmesine ilişkin düzenlemenin Anayasa'nın 21. maddesine uygun olmadığı, ihlalin 4054 sayılı Kanun'un ilgili hükümlerinde yer verilen yerinde inceleme yetkisinin Anayasa'nın 21. maddesinin birinci fıkrasındaki güvencelere uygun olarak düzenlenmemesinden kaynaklandığı değerlendirilmiş ve bu çerçevede anayasal ilkeler dikkate alınarak düzenleme yapılması noktasında kararın bir örneğinin bilgi ve takdiri için yasama organına gönderilmesine karar verilmiştir. Nitekim Dairemizin 19/09/2023 tarih ve E:2023/2464 sayılı kararıyla, 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan, "gerekli gördüğü hâllerde" ibaresiyle üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin, Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşılması nedeniyle bu kuralın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesince başvuru kararı ve ekleri 08/11/2023 tarihinde alınmış ve esas defterine kaydı yapılmıştır. Anayasa'nın 152. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, Anayasa Mahkemesince işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde yapılan başvuru hakkında karar verilmemesi halinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesine yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen süre de göz önüne alındığında, makul sürede yargılanma hakkına ilişkin olası bir ihlalinin önüne geçilmesi için somut uyuşmazlıkta, yürürlükte bulunan 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yerinde incelemeye ilişkin kurallarına göre değerlendirme yapılmak suretiyle temyiz incelemesi gerçekleştirilmiştir. Temyizen incelenen kararın, istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının, vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden incelenmesi: 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, Danıştay'ın, temyize konu kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayabileceği kuşkusuzdur. Dosyanın incelenmesinden, davalı idare vekili Av. … tarafından, İdare Mahkemesinde gerçekleştirilen yargılama sırasında vekaletname sunulmak suretiyle davalı vekili olarak kabulü istenilmişse de, anılan avukatın vekaletname sunumu dışında ilgili dosyaya yönelik herhangi bir usul işlemine katılmadığı, davalı idare adına dosyanın tüm aşamalarının (savunma dilekçesi, ikinci savunma dilekçesi, istinaf savunma dilekçesi, temyiz savunma dilekçesi) Hukuk Müşaviri Vekili sıfatıyla … tarafından takip edildiği, İdare Mahkemesince yapılan duruşmaya da bu kişinin katıldığı, ancak herhangi bir aşamada bu kişi adına düzenlenmiş bir vekaletname sunulmadığı, savunma dilekçesi ekinde Rekabet Kurumu Başkanı tarafından temsile ilişkin olarak yetki belgesinin sunulduğu, İdare Mahkemesi kararında davalı idare lehine 3.110,00-TL vekalet ücretine hükmedildiği anlaşılmakta olup, davada hukuk müşaviri vekili ile temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilip hükmedilemeyeceğinin açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Davalı Rekabet Kurumunun 5018 sayılı Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu'na ekli (I) ve (II) sayılı cetvellerde belirtilen kamu idarelerinden olmadığı, (III) sayılı cetvelde yer alan idarelerden olduğu anlaşıldığından, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'de yer alan "idare" tanımı göz önünde bulundurulduğunda, Rekabet Kurumu anılan Kararname kapsamında olmadığından, davada hukuk müşaviri vekili tarafından temsil edilen davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinden ve davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinde usul kurallarına uygunluk bulunmadığından, bu hususun Bölge İdare Mahkemesince düzeltilmemiş olmasında hukuki isabet görülmemiştir. Ancak, bu eksikliğin giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmemektedir. Bu itibarla, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararında, … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın hüküm fıkrasında yer alan "Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine" ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesi gerektiğinden, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenerek düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının hüküm fıkrasında yer alan "istinaf başvurusunun reddine" ibaresinden sonra gelmek üzere "2577 sayılı Kanun'un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan 'Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince duruşmalı işler için belirlenen 3.110,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine' ibaresinin çıkarılması suretiyle düzeltilmesine" ibaresi eklenmek suretiyle DÜZELTEREK ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/04/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Sulh Ceza Hâkimliği Kararı ve İdari Para Cezası İlişkisi

4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin üçüncü fıkrası, engelleme veya engellenme olasılığı bulunduğunda sulh ceza hâkimi kararıyla yerinde inceleme yapılabileceğini öngörmektedir. Bu düzenleme ile idari para cezasına gidilebilmesi için önceden hâkimlik kararı alınması gerekip gerekmediği uygulamada farklı yorumlara yol açmıştır. Bir davada ilk derece mahkemesi, sulh ceza hâkimliğine başvuru bulunmaması ve incelemenin ertesi gün gerçekleştirilmiş olmasını gerekçe göstererek cezayı iptal etmiş; ancak bölge idare mahkemesi bu sonucu kaldırarak davayı reddetmiş ve Danıştay 13. Daire, E. 2022/81, K. 2025/1708 sayılı kararıyla bölge kararını düzelterek onamıştır. Danıştay, ilk derece ile bölge idare mahkemesi arasındaki bu yorum farklılığını kararında açıkça çözüme kavuşturmamıştır.

Ayrıca 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, yerinde incelemenin mahkeme kararıyla gerçekleştirilmiş olmasının engelleme ve zorlaştırma nedeniyle öngörülen idari para cezasının uygulanmasını engellemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Madde 16 – (Değişik: 23/1/2008-5728/472 md.) Kurul, teşebbüs niteliğindeki gerçek ve tüzel kişiler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerine; a) Muafiyet ve menfi tespit başvuruları ile birleşme ve devralmalar için izin başvurularında yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi, b) İzne tabi birleşme ve devralmaların Kurul izni olmaksızın gerçekleştirilmesi, c) Kanunun 14 ve 15 inci maddelerinin uygulanmasında eksik, yanlış ya da yanıltıcı bilgi veya belge verilmesi ya da bilgi veya belgenin belirlenen süre içinde ya da hiç verilmemesi, d) Yerinde incelemenin engellenmesi ya da zorlaştırılması, hallerinden (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilenler için teşebbüsler ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin binde biri oranında, (d) bendinde belirtilenler için ise aynı şekilde saptanacak olan gayri safi gelirlerinin binde beşi oranında idarî para cezası verir. Ancak bu esasa göre belirlenecek ceza onbin Türk Lirasından az olamaz. Bu fıkranın (b) bendine göre idarî para cezası birleşme işlemlerinde tarafların herbirine, devralma işlemlerinde ise sadece devralana verilir. Yerinde incelemenin mahkeme kararı ile gerçekleştirilmesi, yerinde incelemenin engellenmesi ve zorlaştırılmasına ilişkin olarak bu Kanunda öngörülen idarî para cezasının uygulanmasını engellemez. Bu Kanunun 4, 6 ve 7 nci maddelerinde yasaklanmış davranışlarda bulunanlara, ceza verilecek teşebbüs ile teşebbüs birlikleri veya bu birliklerin üyelerinin nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanması mümkün olmazsa nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan ve Kurul tarafından saptanacak olan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idarî para cezası verilir. Teşebbüs veya teşebbüs birliklerine üçüncü fıkrada belirtilen idarî para cezaları verilmesi halinde, ihlalde belirleyici etkisi saptanan teşebbüs veya teşebbüs birliği yöneticilerine ya da çalışanlarına teşebbüs veya teşebbüs birliğine verilen cezanın yüzde beşine kadar idarî para cezası verilir. Kurul, üçüncü fıkraya göre idarî para cezasına karar verirken, 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununun 17 nci maddesinin ikinci fıkrası bağlamında, ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüs veya teşebbüs birliklerinin piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etkisi, verilen taahhütlere uyup uymaması, incelemeye yardımcı olup olmaması, gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi hususları dikkate alır. Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs ya da teşebbüs birlikleri veya bunların yöneticileri ve çalışanlarına, işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açık bir şekilde gösterilmek suretiyle üçüncü ve dördüncü fıkralarda belirtilen cezalar verilmeyebilir veya bu fıkralara göre verilecek cezalarda indirim yapılabilir. Bu maddeye göre verilecek idarî para cezalarının tespitinde dikkate alınan hususlar, işbirliği halinde para cezasından bağışıklık veya indirim şartları, işbirliğine ilişkin usul ve esaslar Kurulca çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir. Nispi İdarî Para Cezası[5]

Engellemenin Yaptırımı: İdari Para Cezası

4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, yerinde incelemeyi engelleyen veya zorlaştıran teşebbüs ile teşebbüs birliklerine ya da bu birliklerin üyelerine karardan bir önceki mali yıl sonundaki yıllık gayri safi gelirinin binde beşi oranında idari para cezası uygulanacağını düzenlemektedir. Bu oran üzerinden hesaplanan cezanın on bin Türk Lirasından az olamayacağı da öngörülmüştür. Söz konusu gayri safi gelirin bir önceki mali yıl sonuna göre hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonu esas alınır; geliri Kurul saptar.

Kanunun 4., 6. ve 7. maddelerindeki yasaklanmış davranışlar söz konusu olduğunda ise ceza üst sınırı nihai karardan bir önceki mali yıl sonundaki yıllık gayri safi gelirin yüzde onuna kadar belirlenebilmektedir. Bunun yanı sıra ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici veya çalışanlara, teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ayrıca idari para cezası uygulanabilmektedir.

Kurul, yasaklanmış davranışlara ilişkin cezayı belirlerken ihlalin tekerrürü ve süresi, teşebbüsün piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etki, verilen taahhütlere uyum, incelemeye yardımcı olma ile gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi ölçütleri dikkate almaktadır.

Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs, teşebbüs birliği, yönetici veya çalışanlara; işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle ceza verilmeyebilir ya da cezada indirim yoluna gidilebilir. Bu işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ceza hesaplama yöntemi Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Rekabet Kurulu uzmanları yerinde inceleme yaparken hangi belgeyi ibraz etmek zorundadır?

4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca uzmanlar, incelemeye giderken yanlarında incelemenin konusunu ve amacını gösteren, ayrıca yanlış bilgi verilmesi hâlinde idari para cezası uygulanacağını belirten bir yetki belgesi bulundurmak zorundadır.

Yerinde incelemeyi engellemek ne gibi sonuçlar doğurur?

4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, yerinde incelemeyi engelleyen veya zorlaştıran teşebbüslere karardan bir önceki mali yıl sonu yıllık gayri safi gelirinin binde beşi oranında idari para cezası verileceğini hükme bağlamaktadır. İncelemenin mahkeme kararıyla gerçekleştirilmiş olması bu cezanın uygulanmasını engellemez. Danıştay 13. Daire, geciktirme talepleri ve belge erişiminin engellenmesi gibi davranışları, bireysel dava olgularına göre bu kapsamda değerlendiren bölge idare mahkemesi kararlarını onamıştır.

Engelleme hâlinde ceza için sulh ceza hâkimliği kararı alınması zorunlu mudur?

4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi, engelleme veya engellenme olasılığında sulh ceza hâkimi kararıyla inceleme yapılabileceğini öngörmektedir. Bu hükmün idari para cezasına başvurulabilmesi için önceden hâkimlik kararı alınmasını zorunlu kılıp kılmadığı yargı kararlarında farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Önceden başvuru aranmaksızın verilen cezayı hukuka uygun bulan bölge idare mahkemesi kararı, Danıştay 13. Daire tarafından onanmıştır; ancak Danıştay bu yorum ayrılığını kararında açıkça çözüme kavuşturmamıştır.

Belirlilik ilkesi neden yerinde inceleme yetkisi tartışmalarında öne çıkar?

Anayasa'nın 2. maddesinden doğan belirlilik ilkesine göre kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare bakımından duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık, net, anlaşılır ve nesnel olması; kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı güvenceler içermesi gerekmektedir. Danıştay, 'gerekli gördüğü hâllerde' ibaresinin bu ölçütü karşılayıp karşılamadığını AYM'ye taşımış; AYM çoğunluğu yerinde inceleme yetkisinin kapsamının ve kullanım koşullarının kanunda yeterli açıklıkta düzenlendiğini kabul etmiştir. Bu sonuca karşıoy yazıldığı anlaşılmakla birlikte karşıoy gerekçelerinin ayrıntıları doğrulanamamaktadır.

Kurul izni alınmaksızın yapılan birleşme ve devralmalarda ceza kime uygulanır?

4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca Kurul izni alınmaksızın gerçekleştirilen birleşme işlemlerinde öngörülen idari para cezası tarafların her birine ayrı ayrı; devralma işlemlerinde ise yalnızca devralana uygulanmaktadır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu