Rekabet Kurulu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 15. maddesi uyarınca görevlerini yerine getirirken gerekli gördüğü hâllerde teşebbüs ve teşebbüs birliklerinde yerinde inceleme yapabilmektedir. Bu yetkinin kapsamı ve kullanım koşulları kanunda belirlenmiş; engellenmesi hâlinde uygulanacak yaptırım ise ayrıca düzenlenmiştir. Yetkinin anayasallığı Anayasa Mahkemesi önüne taşınmış; yargı sürecinde birden fazla Danıştay kararıyla da şekillenmiştir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 15Kaynağı aç
Yerinde İnceleme Yetkisinin Kapsamı
4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi, Rekabet Kurulu uzmanlarına defter ile fiziki ve elektronik ortamdaki her türlü veri ve belgeleri inceleyip kopyalarını alma, yazılı veya sözlü açıklama isteme ve mal varlığına ilişkin mahallinde inceleme yapma yetkisi tanımaktadır. Kanunun 15. maddesi, özel nitelikte bir düzenleme olup yönetim kurulu başkanının odası veya işle ilgili bilgisayarlar bakımından inceleme kapsamını daraltan ya da bu tür alanlarda ayrıca mahkeme kararı alınmasını zorunlu kılan bir hüküm içermemektedir.
Danıştay 13. Daire, E. 2019/3106, K. 2025/1704Kaynağı aç
İnceleme, Kurul emrinde çalışan uzmanlar tarafından gerçekleştirilir. Uzmanların yanlarında incelemenin konusunu ve amacını açıklayan, ayrıca yanlış bilgi verilmesi hâlinde idari para cezası uygulanacağını belirten bir yetki belgesi bulundurmaları zorunludur. İlgililer ise istenen bilgi, belge, defter ve diğer vasıtaların suretlerini vermekle yükümlüdür.
Kanunun 15. maddesinin üçüncü fıkrası, yerinde incelemenin engellenmesi veya engellenme olasılığının bulunması durumunda sulh ceza hâkimi kararıyla inceleme yapılabileceğini düzenlemektedir. Bu hükmün, idari para cezasına başvurulabilmesi için önceden sulh ceza hâkimliğine başvurulmasını zorunlu kılıp kılmadığı uygulamada farklı yorumlara konu olmuştur; bu konuya aşağıda ayrıca değinilmektedir.
Anayasal İtiraz Süreci
Danıştay 13. Daire, 19/09/2023 tarihli ve E. 2023/2464 sayılı kararıyla 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesindeki 'gerekli gördüğü hâllerde' ibaresi ile aynı maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesinin Anayasa'nın 2., 13. ve 21. maddelerine aykırı olduğu kanısına ulaşarak bu kuralların iptali için Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yoluna başvurmuştur. Başvuru, AYM tarafından 08/11/2023 tarihinde alınarak esas defterine kaydedilmiştir.
İtirazın dayandığı anayasal ilkelerden biri, Anayasa'nın 2. maddesinde ifadesini bulan belirlilik ilkesidir. Bu ilkeye göre kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare bakımından herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık, net, anlaşılır, uygulanabilir ve nesnel olması; kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı koruyucu güvenceler içermesi gerekmektedir. Danıştay, 'gerekli görme' ölçütünün bu standartları karşılayıp karşılamadığını; üçüncü fıkranın ikinci cümlesinin ise konut dokunulmazlığını düzenleyen Anayasa'nın 21. maddesiyle bağdaşıp bağdaşmadığını sorgulamıştır.
Anayasa'nın 152. maddesinin üçüncü fıkrası, itiraz başvurusunun AYM'ye ulaşmasından itibaren beş ay içinde karar verilmemesi hâlinde davanın yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırılmasını zorunlu kılmaktadır. Danıştay 13. Daire, makul sürede yargılanma hakkının ihlalini önlemek amacıyla önündeki uyuşmazlıklarda 4054 sayılı Kanun'un 15. maddesini uygulayarak temyiz incelemelerini tamamlamıştır.
Anayasa Mahkemesi, yerinde inceleme yetkisinin kapsamının ve hangi hâllerde kullanılabileceğinin 4054 sayılı Kanun'da yeterli açıklıkta düzenlendiğini, dolayısıyla 'gerekli gördüğü hâllerde' ibaresinin belirsiz olduğunun söylenemeyeceğini çoğunlukla kabul etmiştir. Bazı üyelerin bu sonuca karşıoy yazdığı, karşıoy yazılarında ibarenin belirlilik ilkesini karşılamadığı yönünde görüş savunulduğu anlaşılmaktadır. Bu itiraz başvurusuna ilişkin AYM kararının (E: 2023/174, K: 2025/224) birincil tam metni doğrulanamamaktadır; karşıoy yazan üye sayısı ve gerekçe ayrıntıları hakkında editor_notes içinde uyarı mevcuttur.
Danıştay Kararlarına Yansıyan Engelleme Örnekleri
Bir davada, Kurul uzmanları inceleme için geldiğinde şirket çalışanlarının yetkililerin şehir dışında olduğunu öne sürerek incelemenin ertesi güne ertelenmesini talep etmesi, bölge idare mahkemesince 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinde yasaklanan engelleme olarak nitelendirilmiş; Danıştay 13. Daire, E. 2022/81, K. 2025/1708 sayılı kararıyla bu değerlendirmeyi benimseyen bölge kararını onamıştır. Yerinde incelemenin doğası gereği teşebbüslere önceden haber verilmeksizin ve ansızın gerçekleşmesi amaçlandığından geciktirme girişimleri de engelleme kapsamında değerlendirilmiştir.
Danıştay 13. Daire, E. 2022/81, K. 2025/1708Kaynağı aç
Farklı bir davada ise şirket genel müdürüne ait özel e-posta adresinin kurumsal e-posta adresine yönlendirilmesiyle özel e-posta niteliğini yitirdiği değerlendirilen bir iletinin uzmanlar tarafından kopyalanmak istenmesi üzerine şirket yetkililerince engellenmesi, yerinde incelemenin engellenmesi kapsamında ele alınmıştır. Danıştay 13. Daire, E. 2022/4656, K. 2025/1707 sayılı kararıyla bu değerlendirmeyi benimseyen bölge kararını onamıştır. Her iki değerlendirme de ilgili davaların bireysel olgularına özgüdür.
Danıştay 13. Daire, E. 2022/4656, K. 2025/1707Kaynağı aç
Sulh Ceza Hâkimliği Kararı ve İdari Para Cezası İlişkisi
4054 sayılı Kanun'un 15. maddesinin üçüncü fıkrası, engelleme veya engellenme olasılığı bulunduğunda sulh ceza hâkimi kararıyla yerinde inceleme yapılabileceğini öngörmektedir. Bu düzenleme ile idari para cezasına gidilebilmesi için önceden hâkimlik kararı alınması gerekip gerekmediği uygulamada farklı yorumlara yol açmıştır. Bir davada ilk derece mahkemesi, sulh ceza hâkimliğine başvuru bulunmaması ve incelemenin ertesi gün gerçekleştirilmiş olmasını gerekçe göstererek cezayı iptal etmiş; ancak bölge idare mahkemesi bu sonucu kaldırarak davayı reddetmiş ve Danıştay 13. Daire, E. 2022/81, K. 2025/1708 sayılı kararıyla bölge kararını düzelterek onamıştır. Danıştay, ilk derece ile bölge idare mahkemesi arasındaki bu yorum farklılığını kararında açıkça çözüme kavuşturmamıştır.
Ayrıca 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, yerinde incelemenin mahkeme kararıyla gerçekleştirilmiş olmasının engelleme ve zorlaştırma nedeniyle öngörülen idari para cezasının uygulanmasını engellemeyeceğini açıkça hükme bağlamıştır.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
Engellemenin Yaptırımı: İdari Para Cezası
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, yerinde incelemeyi engelleyen veya zorlaştıran teşebbüs ile teşebbüs birliklerine ya da bu birliklerin üyelerine karardan bir önceki mali yıl sonundaki yıllık gayri safi gelirinin binde beşi oranında idari para cezası uygulanacağını düzenlemektedir. Bu oran üzerinden hesaplanan cezanın on bin Türk Lirasından az olamayacağı da öngörülmüştür. Söz konusu gayri safi gelirin bir önceki mali yıl sonuna göre hesaplanması mümkün olmazsa karar tarihine en yakın mali yıl sonu esas alınır; geliri Kurul saptar.
Kanunun 4., 6. ve 7. maddelerindeki yasaklanmış davranışlar söz konusu olduğunda ise ceza üst sınırı nihai karardan bir önceki mali yıl sonundaki yıllık gayri safi gelirin yüzde onuna kadar belirlenebilmektedir. Bunun yanı sıra ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici veya çalışanlara, teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ayrıca idari para cezası uygulanabilmektedir.
Kurul, yasaklanmış davranışlara ilişkin cezayı belirlerken ihlalin tekerrürü ve süresi, teşebbüsün piyasadaki gücü, ihlalin gerçekleşmesindeki belirleyici etki, verilen taahhütlere uyum, incelemeye yardımcı olma ile gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı gibi ölçütleri dikkate almaktadır.
Kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs, teşebbüs birliği, yönetici veya çalışanlara; işbirliğinin niteliği, etkinliği ve zamanlaması dikkate alınarak ve gerekçesi açıkça gösterilmek suretiyle ceza verilmeyebilir ya da cezada indirim yoluna gidilebilir. Bu işbirliğine ilişkin usul ve esaslar ile ceza hesaplama yöntemi Kurul tarafından çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenmektedir.
Sık Sorulan Sorular
Rekabet Kurulu uzmanları yerinde inceleme yaparken hangi belgeyi ibraz etmek zorundadır?
4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi uyarınca uzmanlar, incelemeye giderken yanlarında incelemenin konusunu ve amacını gösteren, ayrıca yanlış bilgi verilmesi hâlinde idari para cezası uygulanacağını belirten bir yetki belgesi bulundurmak zorundadır.
Yerinde incelemeyi engellemek ne gibi sonuçlar doğurur?
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi, yerinde incelemeyi engelleyen veya zorlaştıran teşebbüslere karardan bir önceki mali yıl sonu yıllık gayri safi gelirinin binde beşi oranında idari para cezası verileceğini hükme bağlamaktadır. İncelemenin mahkeme kararıyla gerçekleştirilmiş olması bu cezanın uygulanmasını engellemez. Danıştay 13. Daire, geciktirme talepleri ve belge erişiminin engellenmesi gibi davranışları, bireysel dava olgularına göre bu kapsamda değerlendiren bölge idare mahkemesi kararlarını onamıştır.
Engelleme hâlinde ceza için sulh ceza hâkimliği kararı alınması zorunlu mudur?
4054 sayılı Kanun'un 15. maddesi, engelleme veya engellenme olasılığında sulh ceza hâkimi kararıyla inceleme yapılabileceğini öngörmektedir. Bu hükmün idari para cezasına başvurulabilmesi için önceden hâkimlik kararı alınmasını zorunlu kılıp kılmadığı yargı kararlarında farklı biçimlerde yorumlanmıştır. Önceden başvuru aranmaksızın verilen cezayı hukuka uygun bulan bölge idare mahkemesi kararı, Danıştay 13. Daire tarafından onanmıştır; ancak Danıştay bu yorum ayrılığını kararında açıkça çözüme kavuşturmamıştır.
Belirlilik ilkesi neden yerinde inceleme yetkisi tartışmalarında öne çıkar?
Anayasa'nın 2. maddesinden doğan belirlilik ilkesine göre kanuni düzenlemelerin hem kişiler hem de idare bakımından duraksamaya yer vermeyecek biçimde açık, net, anlaşılır ve nesnel olması; kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşı güvenceler içermesi gerekmektedir. Danıştay, 'gerekli gördüğü hâllerde' ibaresinin bu ölçütü karşılayıp karşılamadığını AYM'ye taşımış; AYM çoğunluğu yerinde inceleme yetkisinin kapsamının ve kullanım koşullarının kanunda yeterli açıklıkta düzenlendiğini kabul etmiştir. Bu sonuca karşıoy yazıldığı anlaşılmakla birlikte karşıoy gerekçelerinin ayrıntıları doğrulanamamaktadır.
Kurul izni alınmaksızın yapılan birleşme ve devralmalarda ceza kime uygulanır?
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca Kurul izni alınmaksızın gerçekleştirilen birleşme işlemlerinde öngörülen idari para cezası tarafların her birine ayrı ayrı; devralma işlemlerinde ise yalnızca devralana uygulanmaktadır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

