4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 57 ve 58. maddelerine dayalı tazminat davası açmak için Rekabet Kurulu kararının kesinleşmesi zorunlu değildir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/5134, K. 2016/2543 sayılı kararında bu noktayı açıkça ortaya koymuştur. Bununla birlikte, Kurul kararına karşı idari yargıda açılmış ve henüz sonuçlanmamış bir iptal davası bulunduğunda durum farklılaşmaktadır: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 165. maddesi kapsamında hukuk mahkemesi yargılamayı o davayı bekletici mesele yaparak sürdürebilir. Bu iki soruyu birbirinden ayırt etmek, uygulamada sıkça yapılan usul hatalarının önüne geçmek bakımından önemlidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/5134, K. 2016/2543Kaynağı aç
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 165Kaynağı aç
Tazminat Hakkının Hukuki Temeli
4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi; bu Kanun'a aykırı eylem, karar, sözleşme veya anlaşmayla rekabeti engelleyen, bozan ya da kısıtlayan ya da belirli bir piyasadaki hâkim durumunu kötüye kullanan herkesi, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecbur kılar. Zararın birden fazla kişinin davranışı sonucu oluşması hâlinde bu kişiler müteselsilen sorumlu olur.
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/1422, K. 2019/8836Kaynağı aç
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Aynı Kanun'un 58. maddesi tazminatın kapsamını ve hesabını düzenler. Zarar görenler, ödedikleri bedel ile rekabet kısıtlanmasaydı ödeyecekleri bedel arasındaki farkı talep edebilir; rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler ise tüm zararlarının tazminini isteyebilir. Zararın belirlenmesinde zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umduğu kârlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da gözetilerek hesaplanır. Zarar, tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmalinden kaynaklanıyorsa hâkim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya etmesi muhtemel kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir; bu hüküm hâkime takdir yetkisi tanımakta olup zorunlu bir sonuç değildir.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Rekabet ihlalinden doğan tazminat davalarında haksız fiil sorumluluğu çerçevesinde değerlendirme yapıldığı yaygın biçimde kabul görmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren kişiyi bu zararı gidermekle yükümlü kılar. Hukuka aykırı fiil, zarar ve illiyet bağı unsurlarının incelenmesi de bu çerçevede ele alınmaktadır; ancak bu unsurların tamamının sayılması doğrudan madde metninden değil, öğretisel yaklaşımdan kaynaklanmaktadır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
Rekabet Kurulu Kararının Dava Şartı Olup Olmadığı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/5134, K. 2016/2543 sayılı kararında Rekabet Kurulu kararının kesinleşmesinin tazminat davasının açılması için ön şart olarak kabul edilemeyeceğini karara bağlamıştır. Bu davada ilk derece mahkemesi, Kurul kararının kesinleşmemiş olması ve davanın zamansız açılması gerekçesiyle davayı dava şartı yokluğundan reddetmişti. Daire bu gerekçeyi isabetsiz bularak kararı bozmuştur.
Bozma gerekçesinde Daire, somut olayın kendine özgü koşulunu da değerlendirmiştir: davacı, dava açılmadan önce Rekabet Kurulu'na başvurmuş ve bu başvuruya ilişkin işlem süreci hâlâ devam etmekteydi. Daire bu koşul altında, Kurul'un hakim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin işlem sonucunun dava için bekletici mesele yapılması gerektiğini belirlemiştir. Kararın sonucuna göre de mahkemenin işin esasına girerek Kurul kararına yapılan itirazın sonucunu beklemesi gerekirken dava şartı yokluğu gerekçesiyle hüküm kurulması hatalı bulunmuştur. Bu iki saptamayı birbirinden ayırmak gerekir: kesinleşme ön şart sayılmamıştır; ancak somut başvuru süreci, o olayda bekletici mesele yapılmasını gerektiren bir neden olarak görülmüştür.
Bekletici Mesele Uygulamasının Usul Hukuku Temeli
HMK'nın 165. maddesinin birinci fıkrasına göre, bir davada hüküm verilebilmesi başka bir davaya, idari makamın tespitine ya da dava konusuyla ilgili bir hukuki ilişkinin mevcudiyetine kısmen veya tamamen bağlıysa mahkeme, o davanın sonuçlanmasına veya idari makamın kararına kadar yargılamayı bekletebilir. Hükümdeki 'bekletilebilir' ifadesi, ilke olarak hâkime takdir yetkisi tanır.
Maddenin ikinci fıkrası ise başvurma zorunluluğunu düzenler: davanın incelenmesi başka bir davaya veya idari makama bağlıysa mahkeme, ilgili tarafa görevli mahkemeye ya da idari makama başvurması için uygun bir süre verir. Bu süre içinde başvurulmazsa ilgili taraf o iddiasından vazgeçmiş sayılır ve esas dava hakkında karar verilir.
Rekabet Kurulu kararına karşı idari yargıda açılmış ve hâlâ devam eden bir iptal davası olduğunda, bu davanın sonucu tazminat talebinin hukuka aykırılık unsurunu doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle idari yargı sürecinin tazminat davasında bekletici mesele yapılması uygulamada başvurulan bir yol olmuştur. Bununla birlikte HMK m. 165/1'in hâkime tanıdığı takdir yetkisi genel çerçeveyi oluşturmakta olup bekletme kararı her somut olayın koşullarına göre değerlendirilmektedir.
İptal Davasının Sonucu ile Tazminat Talebinin İlişkisi
Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/1422, K. 2019/8836 sayılı kararında, Kurul kararına karşı açılan iptal davası karar tarihi itibarıyla karar düzeltme aşamasında olup kesinleşmemişti; bu dava idare mahkemesince reddedilmiş ve Danıştayca onanmıştı. Daire, söz konusu iptal davası bekletici mesele yapılmadan tazminat davasında işin esasına yönelik karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuş; iptal davasının bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu karar, hükmün sonucunu etkilememek üzere kanun yararına bozma biçiminde verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6712, K. 2024/7799 sayılı kararında ret kararı onanmıştır. Bu onamada Kurul kararının idari yargı kararıyla hukuka aykırı bulunmuş olması ve davacı ile yapılan kredi sözleşmesi kapsamında rekabetin ihlal edilmediği tespiti birlikte yer almıştır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/753, K. 2025/5216 sayılı kararında ise ret gerekçesi olarak Kurul kararının idare mahkemesince iptal edilmesi, davacının zararını ispatlayamaması ve kesinleşmiş Kurul kararı bulunmaması birlikte gösterilmiştir. Her iki onamada da gerekçeler bir arada sunulduğundan, herhangi birinin diğerinden bağımsız biçimde belirleyici olduğu bu kararlardan ayrıştırılamamaktadır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6712, K. 2024/7799Kaynağı aç
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2025/753, K. 2025/5216Kaynağı aç
Bir kısım ilk derece mahkemesi kararında kesinleşmiş Kurul ihlal kararının bulunmaması özel dava şartı olarak nitelendirilmiş ve yargılama belirli bir süre bekletici mesele yapıldıktan sonra bu şart gerçekleşmediği gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak değinilen Yargıtay onama kararlarında bu nitelendirme, Kurul kararının iptali ve zararın ispat edilememesi olgularıyla birlikte ele alınmıştır; bu gerekçelerin her birinin bağımsız olarak sonucu belirleyip belirlemeyeceği ayrıca tartışmalıdır.
12 Banka Kararı ve Uygulamadaki Gelişim
Rekabet Kurulu'nun 08.03.2013 tarih ve 13-13/198-100 sayılı kararı, mevduat, kredi ve kredi kartı pazarlarındaki rekabet ihlali iddialarını incelemiş ve 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vararak bankalara idari para cezası uygulamıştır. Bu karara dayalı olarak çok sayıda tazminat davası da açılmıştır.
Bu kararın idari yargı sürecinde Ankara 2. İdare Mahkemesi'nin ısrar-ret kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri tarafından E. 2019/2752, K. 2021/1113 sayılı kararla bozulmuş; karar düzeltme talebi de reddedilmiştir. Bu tespitler ilgili tazminat dosyasındaki idari yargı sürecine ilişkindir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2019/2752, K. 2021/1113Kaynağı aç
Bu karara dayalı açılan tazminat davalarında bazı mahkemelerin idari yargıdaki süreci beklemeden esasa karar verdiği, bazı davaların ise kesinleşmeden önce tazminata hükmedildiği ve bir kısmının temyiz sürecine girdiği görülmüştür. Uygulamada farklı sonuçların ortaya çıkması, bu konudaki tartışmanın hâlâ devam ettiğine işaret etmektedir.
4054 Sayılı Kanun Kapsamındaki İhlal Türleri
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan ya da dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacı taşıyan ya da bu etkiyi doğuran veya doğurabilecek nitelikteki teşebbüsler arası anlaşmaları, uyumlu eylemleri ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemlerini hukuka aykırı ve yasak sayar.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Anlaşmanın varlığı ispat edilemediğinde, piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi uyumlu eylem karinesi oluşturur. Bu karine çürütülebilir: taraflardan her biri, ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Sık Sorulan Sorular
Rekabet Kurulu kararı kesinleşmeden tazminat davası açılabilir mi?
Evet, açılabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Rekabet Kurulu kararının kesinleşmesinin tazminat davasının açılması için ön şart olarak kabul edilemeyeceğini E. 2015/5134, K. 2016/2543 sayılı kararında açıkça ortaya koymuştur. Kurul kararının kesinleşmemiş olması, bu kararın dava şartı yokluğu gerekçesiyle reddedilmesini haklı kılmaz.
Hukuk mahkemesi tazminat davasını bekletici mesele yapabilir mi?
HMK m. 165/1, hüküm verebilmek için idari makamın kararına bağlı olunan durumlarda yargılamayı bekletme imkânı tanır; bu bir takdir yetkisidir. Rekabet Kurulu kararına karşı idari yargıda açılmış ve sonuçlanmamış bir iptal davası varsa, bu davanın sonucu tazminat talebinin hukuka aykırılık unsurunu etkileyebileceğinden mahkemeler söz konusu süreci bekletici mesele yapma yoluna gidebilir. Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2019/1422, K. 2019/8836 sayılı kararında devam eden iptal davası bekletici mesele yapılmadan esasa karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur; bu karar hükmün sonucunu etkilememek üzere kanun yararına bozma biçiminde verilmiştir.
Kurul kararı iptal edilirse tazminat davası ne olur?
Dayanılan Rekabet Kurulu kararı idare mahkemesince iptal edilmişse hukuka aykırılık unsurunun Kurul kararına dayandırılması güçleşir. Mevcut Yargıtay kararlarında Kurul kararının iptali, zararın ispat edilememesi ve kesinleşmiş karar bulunmaması gerekçeleri bir arada ret gerekçesi olarak yer almıştır. Bu gerekçelerin her biri ayrı ayrı değil, birlikte sonucu belirleyici olarak sunulduğundan, iptalin tek başına ne ölçüde belirleyici olduğu bu kararlardan bağımsız biçimde ayrıştırılamamaktadır.
Bekletici mesele kararı verilirse zamanaşımı def'i ne zaman incelenir?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/5134, K. 2016/2543 sayılı kararında zamanaşımı def'inin mahkemece işin esasına yönelik yapılacak incelemede değerlendirileceğini belirlemiştir. Bu yaklaşım uyarınca zamanaşımı def'i, bekletici mesele aşamasında değil, esasa ilişkin inceleme sırasında karara bağlanır.
Rekabet ihlalinden zarar gören tüketiciler hangi zararlarını talep edebilir?
4054 sayılı Kanun'un 58. maddesi uyarınca zarar görenler, ödedikleri bedel ile rekabet kısıtlanmasaydı ödeyecekleri bedel arasındaki farkı talep edebilir. Zarar, tarafların anlaşması, kararı ya da ağır ihmalinden kaynaklanıyorsa hâkim, talep üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya etmesi muhtemel kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir; bu düzenleme zorunlu sonuç değil, hâkimin takdirine bırakılmış bir imkândır.
Birden fazla teşebbüs rekabeti ihlal ederse sorumluluk nasıl paylaşılır?
4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi, zararın birden fazla kişinin davranışı sonucu oluşması hâlinde bu kişilerin müteselsilen sorumlu olduğunu açıkça düzenler.
Uyumlu eylem iddiasında ispat nasıl işler?
4054 sayılı Kanun'un 4. maddesi, anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda bir karine öngörür: piyasadaki fiyat değişmeleri, arz ve talep dengesi ya da faaliyet bölgelerinin rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi uyumlu eylem karinesi oluşturur. Karine çürütülebilir; taraflardan her biri ekonomik ve rasyonel gerçeklere dayanmak koşuluyla uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

