Davaya Son Veren Taraf İşlemleri: Feragat, Kabul ve Sulh

by Avukat Erdal Ersoy
Davaya Son Veren Taraf İşlemleri: Feragat, Kabul ve Sulh

Davaya Son Veren Taraf İşlemlerinin Hukuki Niteliği

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda davaya son veren taraf işlemleri feragat, kabul ve sulh olmak üzere üç başlık altında toplanmıştır. Mahkemeye ulaştığı takdirde ve mahkemece geçerliliği saptandığında bu taraf işlemleri görülmekte olan davayı sona erdirir.

Davadan Feragat ve Geçerlilik Şartları

Feragat, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesi uyarınca davacının talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davacının talep sonucundan bir daha dava konusu edemeyecek şekilde açıkça vazgeçmesi gerekir; üstü kapalı veya zımni beyanlar mahkemece feragat olarak nitelendirilemez. Tek taraflı bir irade beyanı olan feragatin geçerliliği mahkemenin veya karşı tarafın onayına bağlı değildir. Bununla birlikte mahkeme davanın feragatle sona erebilecek nitelikte bulunup bulunmadığını, davacının gerçek iradesini ve şekil şartlarına uyulup uyulmadığını tespit eder.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 307Kaynağı aç
MADDE 307- (1) Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Davayı kabul

Tasarruf ilkesinin sonucu olarak davacı açtığı davadan kural olarak feragat edebilir. Ancak kamu düzenine ilişkin ve sosyal güvenlik hakkı gibi tasarruf yetkisi dışında kalan davalarda feragat caiz değildir. Ayrıca feragat beyanının kayıtsız ve şartsız yapılması şarttır; şarta bağlı yapılan feragat beyanları hukuken geçerli sayılmaz ve mahkemece dikkate alınmaz.

Feragat şekle tabi bir usul işlemidir ve şekil kuralı geçerlilik şartıdır. Feragat beyanı mahkemeye hitaben yazılı veya sözlü şekilde yapılabilir. Mahkemenin veya karşı tarafın kabulüne bağlı olmadığından feragat dilekçesinin karşı tarafa tebliği aranmaz. Feragat beyanı duruşmada veya keşif sırasında sözlü yapılmışsa tutanağa geçirilmesi, davacıya okunması ve altının imzalanması gerekmektedir.

Davadan feragat mahkemece öğrenildiği anda hukuki sonuçlarını doğurduğundan tek yanlı olarak dönülmesi mümkün değildir. Ancak irade bozukluğu halleri saklıdır; yanılma, aldatma veya korkutma sebepleriyle feragatin iptali talep edilebilir. Feragat nedeniyle davanın kısmen veya tamamen reddine ilişkin kararın kesinleşmesiyle birlikte kesin hüküm oluşur. Aynı konuda yeniden dava açılması halinde, dava şartı eksikliği sebebiyle davanın usulden reddi gerekir.

Dava Arkadaşlığında Feragat Usulü

Zorunlu dava arkadaşlığında, dava arkadaşları açtıkları davadan ancak hep birlikte feragat edebilir. Aralarından birinin veya birkaçının davadan münferit feragati hukuki sonuç doğurmaz. Davalılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunması halinde ise davacının davalılardan biri yönünden feragatte bulunması diğer dava arkadaşlarına da sirayet eder ve mahkemenin davalıların tümü hakkındaki davayı reddetmesi gerekir.

İhtiyari dava arkadaşlığında her bir davacının kendi payına ilişkin kısımdan tek başına feragat etmesi mümkündür. Davacı taraf da ihtiyari dava arkadaşlarından sadece birinin lehine feragat edip diğer ihtiyari dava arkadaşları aleyhindeki davayı sürdürebilir.

Davayı Kabul İşlemi ve Hükümleri

Davayı kabul, davacının talep sonucuna davalı tarafından tamamen veya kısmen açık şekilde muvafakat edilmesidir. Kabul işlemi yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda sonuç doğurur; babalığın tespiti gibi kamu düzenini ilgilendiren ve tasarruf yetkisi bulunmayan yargılamalarda kabul beyanı sonuç ifade etmez. Kabulün zımnen yapılması geçerli olmayıp beyanın duraksama yaratması durumunda mahkemece açıklattırılması gerekir.

Davayı kabul beyanı mahkemece öğrenildiği andan itibaren hukuki sonuçlarını doğurduğundan bu işlemden dönülemez. Kabul beyanının geçerliliği karşı tarafın veya hâkimin onayına tabi değildir; kabul işleminin iptali ancak yanılma, aldatma veya korkutma hallerine dayanılarak istenebilir.

Sulh Sözleşmesi ve Yargılamaya Etkisi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 313. maddesi çerçevesinde sulh, görülmekte olan bir davada tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla mahkeme huzurunda yaptıkları sözleşmedir. Dava konusu dışındaki hususlar da sulhun kapsamına dahil edilebilir. Sulh, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıklarda geçerlilik taşır. Yargılama esnasında yürütülen sulh görüşmeleri sırasında yapılan ikrarlar veya beyanlar tarafları bağlamaz.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 313Kaynağı aç
MADDE 313- (1) Sulh, görülmekte olan bir davada, tarafların aralarındaki uyuşmazlığı kısmen veya tamamen sona erdirmek amacıyla, mahkeme huzurunda yapmış oldukları bir sözleşmedir. (2) Sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri uyuşmazlıkları konu alan davalarda yapılabilir. (3) Dava konusunun dışında kalan hususlar da sulhun kapsamına dâhil edilebilir. (4) Sulh, şarta bağlı olarak da yapılabilir. Sulhun zamanı

Feragat ve kabul işlemlerinden farklı olarak sulh sözleşmesi şarta bağlı şekilde de yapılabilir. Kanunen sulhun şarta bağlı akdedilmesi mümkün olmakla birlikte, mahkemenin şarta bağlı nihai karar verememesi sebebiyle bu durumda mahkemece karar verilmesine yer olmadığı kararı verilir. Tarafların mahkemeden sulh sözleşmesine göre karar verilmesini istemesi halinde sulhe göre hüküm kurulur; bu yönde bir talep bulunmadığında ise karar verilmesine yer olmadığına hükmedilir.

Zorunlu dava arkadaşlığında taraflar davada ancak hep birlikte sulh olabilir. İhtiyari dava arkadaşlığında ise dava arkadaşlarından her biri tek başına sulh yoluna gidebilir. Sulh sözleşmesinin iptali yanılma, aldatma ve korkutma gibi irade bozukluğu hallerinin yanında aşırı yararlanma halinde de talep edilebilir.

Temsil, Velayet ve Vesayette Taraf İşlemleri

Davanın vekil ile yürütülmesi durumunda avukatın davadan feragat veya kabul beyanında bulunabilmesi ya da sulh olabilmesi için vekâletnamesinde özel yetkisinin bulunması şarttır. Bu konularda özel yetkisi bulunmayan avukatın beyanı müvekkil tarafından onaylanmadıkça geçerli sayılmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 462Kaynağı aç
Madde 462- Aşağıdaki hâllerde vesayet makamının izni gereklidir: 1. Taşınmazların alımı, satımı, rehnedilmesi ve bunlar üzerinde başka bir aynî hak kurulması, 2. Olağan yönetim ve işletme ihtiyaçları dışında kalan taşınır veya diğer hak ve değerlerin alımı, satımı, devri ve rehnedilmesi, 3. Olağan yönetim sınırlarını aşan yapı işleri, 4. Ödünç verme ve alma, 5. Kambiyo taahhüdü altına girme, 6. Bir yıl veya daha uzun süreli ürün ve üç yıl veya daha uzun süreli taşınmaz kirası sözleşmeleri yapılması, 7. Vesayet altındaki kişinin bir sanat veya meslekle uğraşması, 8. Acele hâllerde vasinin geçici önlemler alma yetkisi saklı kalmak üzere, dava açma, sulh olma, tahkim ve konkordato yapılması, 9. Mal rejimi sözleşmeleri, mirasın paylaştırılması ve miras payının devri sözleşmeleri yapılması, 10. Borç ödemeden aciz beyanı, 11. Vesayet altındaki kişi hakkında hayat sigortası yapılması, 12. Çıraklık sözleşmesi yapılması, 13. Vesayet altındaki kişinin bir eğitim, bakım veya sağlık kurumuna yerleştirilmesi, 14. Vesayet altındaki kişinin yerleşim yerinin değiştirilmesi. II. Denetim makamından

Velayet altındaki küçüğü temsil eden veli, sulh hukuk mahkemesinden izin alma zorunluluğu bulunmaksızın davadan feragat edebilir, davayı kabul edebilir veya sulh olabilir. Buna karşılık vesayet altındaki kişiyi temsil eden vasinin sulh olabilmesi için 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 462. maddesinin 8. bendi uyarınca vesayet makamının izni şarttır; feragat ve kabul işlemleri yönünden de sulh hukuk mahkemesinden izin alınması aranmaktadır.

Davadan feragat veya kabul işleminden vazgeçmek mümkün müdür?

Feragat ve kabul beyanları mahkemece öğrenildiği andan itibaren sonuç doğurduğundan bu işlemlerden tek taraflı olarak dönülemez; ancak yanılma, aldatma veya korkutma gibi irade bozukluğu gerekçeleriyle iptali istenebilir.

Sulh sözleşmesi koşula bağlı olarak yapılabilir mi?

Sulh sözleşmesi şarta bağlı olarak yapılabilir; ancak mahkeme şarta bağlı nihai hüküm kuramayacağından bu halde karar verilmesine yer olmadığına karar verilir.

Avukatın müvekkili adına davayı kabul etmesi özel yetkiye mi bağlıdır?

Avukatın davayı kabul veya feragat edebilmesi için vekâletnamesinde açıkça özel yetki bulunması gerekir; özel yetki taşımayan vekilin işlemi müvekkilce onaylanmadıkça geçerli olmaz.

Sulh görüşmeleri sırasında ileri sürülen beyanlar tarafları bağlar mı?

Sulh görüşmeleri esnasında taraflarca yapılan ikrarlar veya dile getirilen beyanlar taraflar açısından bağlayıcı nitelik taşımaz.

Vasinin davayı kabul edebilmesi veya feragat etmesi için izin gerekir mi?

Vasinin feragat veya kabul beyanında bulunabilmesi ya da sulh olabilmesi için sulh hukuk mahkemesinden izin alması gerekir; velayet hakkını kullanan veli için bu izin şartı aranmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu