Rekabet Kanunu İhlalinde Tazminat Davası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Rekabet Kanunu İhlalinde Tazminat Davası ve Şartları

Rekabet İhlalinden Doğan Tazminat Sorumluluğu

4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'a aykırı eylem, karar, sözleşme veya anlaşmalarla rekabeti engelleyen, bozan ya da kısıtlayanlar yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hâkim durumunu kötüye kullanan teşebbüsler, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmin etmekle yükümlüdür. Kanunun 57. maddesi uyarınca zararın birden fazla kişinin davranışı sonucu ortaya çıkması durumunda, bu fiile katılan kişiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu tutulur. Bu sorumluluk, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin bu zararı gidermekle yükümlü olduğu temel haksız fiil kuralına dayanır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 49Kaynağı aç
MADDE 49- Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür. II. Zararın ve kusurun ispatı
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 57Kaynağı aç
Madde 57 – Her kim bu Kanuna aykırı olan eylem, karar, sözleşme veya anlaşma ile rekabeti engeller, bozar ya da kısıtlarsa yahut belirli bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu kötüye kullanırsa, bundan zarar görenlerin her türlü zararını tazmine mecburdur. Zararın oluşması birden fazla kişinin davranışları sonucu ortaya çıkmış ise bunlar zarardan müteselsilen sorumludur. Zararın Tazmini

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca, zarara yol açan fiili doğrudan yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa dahi, ahlaka aykırı bir eylemle başkasına kasten zarar veren kimse de bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Tazminat Talebinin Kapsamı ve Üç Kat Tazminat

Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu zarar görenler, 4054 sayılı Kanun'un 58. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ödedikleri bedel ile rekabet sınırlanmasaydı ödeyecekleri bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından olumsuz etkilenen rakip teşebbüsler de maruz kaldıkları bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs veya teşebbüslerden isteyebilir. Bu kapsamda zarar gören teşebbüslerin zararının belirlenmesinde, elde etmeyi umdukları bütün kârlar geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 58Kaynağı aç
Madde 58 – Rekabetin engellenmesi, bozulması veya kısıtlanması sonucu bundan zarar görenler, ödedikleri bedelle, rekabet sınırlanmasaydı ödemekte olacakları bedel arasındaki farkı zarar olarak talep edebilirler. Rekabetin sınırlanmasından etkilenen rakip teşebbüsler, bütün zararlarının tazminini rekabeti sınırlayan teşebbüs ya da teşebbüslerden talep edebilir. Zararın belirlenmesinde, zarar gören teşebbüslerin elde etmeyi umdukları bütün karlar, geçmiş yıllara ait bilançolar da dikkate alınarak hesaplanır. Ortaya çıkan zarar, tarafların anlaşması ya da kararı veya ağır ihmalinin olduğu hallerden kaynaklanmaktaysa, hakim, zarar görenlerin talebi üzerine, uğranılan maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya elde etmesi muhtemel olan karların üç katı oranında tazminata hükmedebilir. İspat Yükü

4054 sayılı Kanun'un 58. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, zararın taraflar arasındaki bir anlaşma, karar veya ağır ihmal durumundan doğması hâlinde mahkeme hâkimi, zarar görenlerin istemi doğrultusunda uğranılan fiili maddi zararın yahut ihlale sebebiyet verenlerin elde ettiği veya etmesi muhtemel kazançların üç katı tutarında tazminata hükmedebilir.

İspat Yükü ve Uyumlu Eylem Karinesi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca, mevzuatta özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen olgudan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü taşır. Kanuni bir karineye dayanan kimse yalnızca bu karinenin temelini oluşturan olguyu ispatlamakla yükümlü olup kanunun öngördüğü ayrık durumlar haricinde karşı taraf söz konusu karinenin aksini ispat edebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 190Kaynağı aç
MADDE 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. Karşı ispat

4054 sayılı Kanun'un 59. maddesinin birinci fıkrası uyarınca zarar görenlerin bir anlaşmanın varlığı ya da piyasada rekabetin bozulduğu izlenimi veren delilleri yargı organlarına sunması hâlinde, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde bulunmadıklarını ispatlama yükü davalılara geçer. Piyasaların fiilen paylaşılması, uzun sayılabilecek süre piyasa fiyatında gözlenen kararlılık veya fiyatın piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerce birbirine yakın aralıklarla artırılması bu nitelikteki deliller arasında kabul edilir. Ayrıca 4054 sayılı Kanun'un 59. maddesinin ikinci fıkrası gereğince rekabeti sınırlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların varlığı her türlü delille ispatlanabilir.

4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 59Kaynağı aç
Madde 59 – Zarar görenlerin, bir anlaşmanın varlığı ya da piyasada rekabetin bozulduğu izlenimi veren, özellikle piyasaların fiilen paylaşılması, uzun sayılacak bir süre piyasa fiyatında gözlenen kararlılık, fiyatın piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerce birbirine yakın aralıklarla artırıldığı gibi kanıtları yargı organlarına sunmaları halinde, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde bulunmadıklarını ispatlama yükü davalılara geçer. Rekabeti sınırlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların varlığı her türlü delille ispatlanabilir. ALTINCI KISIM Son Hükümler Kurumun Para, Evrak ve Malları Üzerinde İşlenen Suçlar

Belgelerin İbrazı ve Delil Tespiti Talebi

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 219. maddesi gereğince taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandığı ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadır. Elektronik belgelerin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli biçimde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye sunulması gerekir. Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin ise yalnızca ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye verilebilir.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 219Kaynağı aç
MADDE 219- (1) Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir. (2) Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir. Tarafın belgeyi ibraz etmemesi

6100 sayılı Kanun'un 400. maddesi uyarınca davanın tarafları, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmeyen yahut ileride açılacak davada dayanılacak olguların tespiti amacıyla keşif, bilirkişi incelemesi veya tanık beyanı alınması gibi usul işlemlerini talep edebilir. Bu talepte hukuki yararın bulunması şarttır; kanunun açıkça belirttiği durumlar dışında, delilin zamanında tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı veya ileri sürülmesinin ciddi şekilde güçleşeceği yönünde bir ihtimal varsa hukuki yarar mevcut sayılır.

6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 400Kaynağı aç
MADDE 400- (1) Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir. (2) Delil tespiti istenebilmesi için hukuki yararın varlığı gerekir. Kanunda açıkça öngörülen hâller dışında, delilin hemen tespit edilmemesi hâlinde kaybolacağı yahut ileri sürülmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ihtimal dâhilinde bulunuyorsa hukuki yarar var sayılır. Görev ve yetki

Zamanaşımı Süreleri ve İdari Yargı Kararlarının Etkisi

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde yer alan haksız fiil zamanaşımı düzenlemesine göre tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği andan itibaren iki yıl ve her durumda eylemin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Zarara yol açan fiil, ceza kanunlarında daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüş cezayı gerektiren bir eylem niteliğinde ise bu uzamış ceza zamanaşımı tatbik edilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 72Kaynağı aç
MADDE 72- Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır. Haksız fiil dolayısıyla zarar gören bakımından bir borç doğmuşsa zarar gören, haksız fiilden doğan tazminat istemi zamanaşımına uğramış olsa bile, her zaman bu borcu ifadan kaçınabilir. II. Rücu isteminde

Davacının dayanak yaptığı Rekabet Kurulu kararının idari yargı yerince iptal edilmesi ve Kurul kararının hukuka aykırı olduğunun kesinleşmesi hâlinde, davalı teşebbüs yönünden rekabetin ihlal edildiği kabul edilemez. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2024/131 Esas ve 2024/3967 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, bu durumda 4054 sayılı Kanun'un 57. maddesi uyarınca açılan tazminat davasının reddi gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/131, K. 2024/3967Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2024/131 E.  ,  2024/3967 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2414 E., 2023/2790 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2017/229 E., 2022/408 K. Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin davalı bankadan kullanmış olduğu tüketici kredisine istinaden kredi faizlerinde suni artış yapıldığını, suni olarak yaşatılan artış sonucunda müvekkilinin ihlal döneminde kullandığı kredi için serbest rekabet ortamında ödemesi gerekenden daha yüksek faiz ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, tespit edilecek zararın 3 katının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın dayanağı olan, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli kararının hukuka aykırı olduğunun idari yargı kararı ile kesinleşmiş olması karşısında, davalı banka tarafından davacı ile yapılan kredi sözleşmesi kapsamında rekabetin ihlal edildiğinden bahsedilemeyeceği, davacının davalı bankadan kullanmış olduğu konut kredisi ve bu krediye uyguladığı faiz oranları yönünden tespit edilmiş bir rekabet ihlalinin, dolayısıyla hukuka aykırı eyleminin olmadığı, dava konusu olayda 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un (4054 sayılı Kanun) 57 nci maddesinde öngörülen tazminat şartlarının oluşmadığı, tarafların faiz oranını serbestçe kararlaştırdıkları gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; Rekabet Kurulu Kararı hakkında görülen idare davanın bekletici mesele yapılmasına rağmen esas hakkında karar verilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve hukuki değerlendirmeler içerdiğini, devam eden tek bir ihlal yaklaşımı gereğince davalının sorumlu olduğunun açık olduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bankanın dava konusu Rekabet Kurulu kararına karşı açtıkları idari davaların temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31.05.2021 tarihli ve 2019/2752 E., 2021/1113 K. sayılı; 2019/2656 E., 2021/1104 K. sayılı kararlarına göre, Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararı ile Bankalar haklarında tesis edilen idari para cezası uygulanmasına ilişkin işlemlerde hukuka uygunluk görülmediğinin belirlendiği gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaftaki sebeplerini tekrar ederek, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, konut ve araç kredisi kullanılan davalı bankanında aralarında bulunduğu 12 bankanın kartel oluşturarak oranlarını birlikte belirledikleri iddiasıyla 4054 sayılı Kanun'un 57 ve 58 nci maddeleri uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2.İlgili Hukuk 4054 sayılı Kanun'un 57 ve 58 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Rekabet Kurulunun 08.03.2013 tarihli ve 13-13/198-100 sayılı kararının iptaline ilişkin Ankara 2. İdare Mahkemesince açılan davada davanın reddine karar verilmiş, karar düzeltme aşamasında Danıştay 13. Dairesinin 21.05.2019 tarihli ve 2016/4017 E., 2019/1779 K. sayılı kararı ile bozulması üzerine Ankara 2. İdare Mahkemesinin 19.07.2019 tarihli ve 2019/1108 E, 2019/1463 K. sayılı "Israr-Ret" kararı Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 31.05.2021 tarihli ve 2019/2656 E., 2021/1104 K. sayılı kararı ile bozulmuş ve yeniden yapılan yargılama neticesinde Ankara 2. İdare Mahkemesinin 26.04.2022 tarihli ve 2022/920 E., 2022/855 K. sayılı kararıyla idari işlemin iptaline karar verilmiştir. 2. Davacının dayanak yaptığı Rekabet Kurulu Kararının yukarıda belirtildiği üzere İdare Mahkemesince iptaline karar verildiği, böylece Kurul kararının hukuka aykırı olduğunun idari yargı kararı ile tesbit edilmiş olduğu, davacı ile davalı Banka arasında yapılan kredi sözleşmesi kapsamında rekabetin ihlal edilmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Harçtan muaf olan davacı tüketiciden peşin alınan temyiz harçlarının istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Rekabet ihlallerinde üç kat tazminat nasıl talep edilir?

Zarar tarafların anlaşması, kararı veya ağır ihmalinden kaynaklanıyorsa, hâkim zarar görenin talebi üzerine fiili maddi zararın ya da zarara neden olanların elde ettiği veya etmesi muhtemel kârların üç katı oranında tazminata hükmedebilir.

Rekabet davasında ispat yükü hangi hâllerde karşı tarafa geçer?

Zarar görenler pazar paylaşımı, fiyat kararlılığı veya eş zamanlı fiyat artışı gibi rekabetin bozulduğu izlenimini veren kanıtları sunduğunda, uyumlu eylem içinde bulunulmadığını ispatlama külfeti davalı teşebbüslere geçer.

Rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar hangi delillerle kanıtlanabilir?

4054 sayılı Kanun'un 59. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca rekabeti sınırlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaların varlığı her türlü delille ispatlanabilir.

Dayanak Rekabet Kurulu kararı iptal edilirse tazminat davası reddedilir mi?

Evet, dayanak yapılan Rekabet Kurulu kararının idare mahkemesince iptal edilerek hukuka aykırılığının kesinleşmesi durumunda, rekabet ihlali gerçekleşmiş sayılamayacağından tazminat davasının reddine karar verilir.

Rekabet ihlalinden doğan tazminat davasında zamanaşımı süresi ne kadardır?

Tazminat istemi zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren iki yıl ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten itibaren on yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar; eylem daha uzun zamanaşımı öngören bir suça vücut veriyorsa ceza zamanaşımı uygulanır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu