Rehinli Anonim Şirket Payında Devir Serbestisi ve Rehnin Niteliği
Anonim şirketlerde payın rehni kural olarak alacak rehni hükümlerine tabidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 955. maddesi uyarınca senede bağlanmış veya bağlanmamış alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslimi zorunludur. Alacak dışındaki diğer hakların rehninde de yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte bu hakların devri için öngörülen geçerlilik şekline uyulması gerekir. Nama yazılı pay senetleri üzerindeki rehin hakkı senedin teslimiyle kurulabileceği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 689. maddesi çerçevesinde senedin arkasına bedeli teminattır veya bedeli rehindir kaydı konularak rehin cirosu ve zilyetliğin devri suretiyle de tesis edilebilir. Rehin tesisinin şirkete bildirilmesi veya pay defterine işlenmesi rehin hakkının doğumu bakımından kurucu mahiyette değildir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 955Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 689Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın serbestçe devredilebilir. Mevzuatta rehinli payın devrini açıkça yasaklayan emredici bir hüküm bulunmamaktadır. Rehin tesisinde payın mülkiyeti pay sahibinde kaldığı için pay sahibi devir tasarrufunda bulunabilir. Rehin alan alacaklının devri engellemek istemesi durumunda, rehin verenin pay üzerindeki tasarruf yetkisinin rehin sözleşmesi ile sınırlandırılması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 490Kaynağı aç
Nama Yazılı Pay Senetlerinde Zilyetliğin Devri ve Teslim Şartı
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesinin ikinci fıkrasına göre hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. Nama yazılı pay senetlerinin devrinde temlik beyanı veya senedin arkasında tam ciro yapılması ile birlikte senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi şarttır. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde devir işlemi geçersiz olur. Pay senedi çıkarılmamış olan çıplak payların devri ise alacağın temliki hükümleri uyarınca gerçekleştirilir. Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin devri de nama yazılı hisse senetlerinin devrine ilişkin hükümlere tabidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/870, K. 2016/9035Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/152, K. 2019/2196Kaynağı aç
Rehinli nama yazılı pay senetlerinde senet fiilen rehin alacaklısının zilyetliğinde bulunduğundan, devir işleminde senedin devralana elden teslimi gerçekleşememektedir. Bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 979. maddesi çerçevesinde zilyetliğin teslim gerçekleşmeksizin havalesi gündeme gelebilmektedir. Madde uyarınca bir üçüncü kişi veya devreden özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmayı sürdürdüğünde zilyetlik teslim gerçekleşmeksizin kazanılır; ancak bu devir zilyet olan üçüncü kişiye devreden tarafından bildirildiği andan itibaren hüküm doğurur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/870 Esas ve 2016/9035 Karar sayılı ilamında, bankada rehinli pay senetlerinin Türk Medeni Kanunu'nun 979. maddesine uygun olarak teslimsiz, yani fiilen zilyetlik geçirilmeden devrinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 979Kaynağı aç
Buna karşılık senedin devralana fiilen teslim edilmemiş olması, pay devrinin tamamlanmadığı ve pay defterine kaydın istenemeyeceği sonucunu da doğurabilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1386 Esas ve 2024/4015 Karar sayılı ilamında, banka nezdinde rehinli pay senedinin devralana teslimi şartı gerçekleşmediğinden pay defterine tescil isteminin reddi yerinde görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/152 Esas ve 2019/2196 Karar sayılı kararında da hisse devir sözleşmesinde zilyetliğin devredildiğine ilişkin bir kayıt bulunmaması ve teslim şartlarının oluşmaması durumunda geçerli bir devir sözleşmesinden söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla rehinli pay devrinde teslimsiz zilyetlik devrinin sözleşmede açık ve usulüne uygun şekilde kurulması zorunludur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1386, K. 2024/4015Kaynağı aç
Rehin Alanın Yetki Sınırları ve Genel Kurulda Temsil
Rehin alacaklısının pay senedi üzerindeki hâkimiyeti mutlak bir tasarruf serbestisi sağlamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 942. maddesi gereğince, alacaklının senedi bir başkasına rehnedebilmesi ancak pay sahibinin rızasının bulunmasına bağlıdır. Aynı Kanun'un 943. maddesi uyarınca, alacaklının senet üzerindeki zilyetliği yitirmesi ve senedi zilyetliği elinde tutan üçüncü şahıstan geri alamayacak duruma gelmesi halinde rehin hakkı sona erer. Senedin alacaklının muvafakatiyle fiilen yalnızca rehin verenin tasarrufunda bulunması durumunda ise rehnin doğurduğu hukuki sonuçlar askıda kabul edilir.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 943Kaynağı aç
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 942Kaynağı aç
Payın rehnedilmesi ortaklık haklarının rehin alacaklısına devredildiği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu'nun 960. maddesi uyarınca ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil etme yetkisi rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir. Payın mülkiyetini usulünce devralan kişi, devir hukuken sonuç doğurduğunda ortaklıktan doğan idari ve temsil yetkilerini kullanma hakkını elde eder.
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 960Kaynağı aç
Esas Sözleşmesel Devir Kısıtlamaları ve Şirket Onay Mekanizması
Anonim şirketlerde nama yazılı payların devri serbestisi esas sözleşmeyle sınırlandırılabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 492. maddesinin birinci fıkrasına göre esas sözleşmeyle nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceği öngörülebilir; şirketin tasfiyeye girmesi halinde ise devredilebilirliğe ilişkin bu sınırlamalar düşer. Kanun'un 493. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şirket, esas sözleşmede gösterilmiş önemli bir sebebi ileri sürerek veya payları başvuru anındaki gerçek değeriyle kendi, diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddedebilir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 493Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 492Kaynağı aç
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında; ortakların nitelik ve çevresine dair şirket sözleşmesindeki düzenlemeler işletme konusu veya şirketin iktisadi bağımsızlığı açısından devre karşı çıkılmasını haklı kılıyorsa önemli sebep gerçekleşmiş kabul edilir. Şirket sözleşmesine konulacak ret gerekçelerinin kanunda belirlenen bu çerçeveye uygun olarak somut biçimde açıklanması zorunludur; kanun hükmüne ya da ortaklar arasındaki anlaşmalara soyut veya genel yollamalar yapılması devrin onaylanmaması için yeterli görülmez. Öte yandan pay sahipleri arasındaki haricî sözleşme hükümleri, sözleşmelerin nispiliği kuralı gereğince hisseyi edinen üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.
Devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmemesi halinde şirket devrin pay defterine kaydını reddedebilir. Paylar cebri icra, miras veya eşler arasındaki mal rejimi hükümleriyle iktisap edilmişse şirket, edinen kişiye yalnızca payları gerçek değeriyle devralmayı önerdiği takdirde onay vermekten kaçınabilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 494. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket onay istemini aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa onay verilmiş sayılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/1865 Esas ve 2025/478 Karar sayılı ilamında, organın usulünce teşekkül etmemesi sebebiyle yönetim kurulu ret kararının yok hükmünde sayıldığı hallerde üç aylık kanuni sürenin dolmasıyla devre zımni onay verilmiş sayılacağı ve pay defterine kayıt gerekeceği belirtilmiştir.
Pay Defterine Kayıt ve Şirkete Karşı Hak Sahipliği
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 499. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şirket; senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle intifa hakkı sahiplerini pay defterine kaydetmekle yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılamaz. Nama yazılı senetlerde ciro veya temlik ile zilyetliğin devri taraflar arasındaki tasarruf işlemini tamamlarken, pay defterine kayıt devrin şirkete karşı hüküm ifade etmesi bakımından aranır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 499Kaynağı aç
Türk Ticaret Kanunu'nun 499. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince şirketle ilişkilerde yalnızca pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir. Rehinli pay senedini devralan kişinin şirkete karşı ortaklık haklarını kullanabilmesi usulüne uygun devrin kanıtlanarak pay defterine tescil edilmesine bağlıdır. Senet üzerindeki tasarruf veya zilyetlik devri şartlarının gerçekleşmediği hallerde şirket pay defterine kayıt istemini reddedebilir.
Rehinli anonim şirket payının devri için rehin alacaklısının rızası gerekir mi?
Mevzuatta rehinli payın devrini yasaklayan emredici bir hüküm bulunmamakta olup pay devrinin engellenebilmesi rehin sözleşmesinde tasarruf yetkisinin sınırlandırılmış olmasına bağlıdır.
Rehinli pay senedi fiilen teslim edilmeden zilyetliğin havalesiyle devredilebilir mi?
Türk Medeni Kanunu'nun 979. maddesi uyarınca teslimsiz zilyetlik devri mümkün olmakla birlikte, rehinli pay senetlerinin devrinde zilyetliğin havalesinin geçerliliği sözleşme içeriğine ve teslim şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değerlendirilmektedir.
Rehinli pay senetlerinde genel kurulda temsil yetkisi kime aittir?
Türk Medeni Kanunu'nun 960. maddesi uyarınca genel kurulda rehinli pay senetlerini temsil etme yetkisi rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir.
Anonim şirket pay devri onay talebine ne kadar sürede cevap vermelidir?
Şirket pay devrini onaylamaya ilişkin talebi aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmezse veya ret haksız ya da hukuken geçersizse devir onaylanmış sayılır.
Ortaklar arasındaki pay sahipleri sözleşmesi yeni devralanı bağlar mı?
Pay sahipleri arasındaki sözleşmeler nispilik ilkesine tabi olduğundan bu sözleşmedeki kısıtlamalar payı devralan üçüncü kişiye karşı kural olarak ileri sürülemez.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

