Rehinli Anonim Şirket Payının Devri ve Hukuki Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Rehinli Anonim Şirket Payının Devri ve Hukuki Şartları

Rehinli Anonim Şirket Payında Devir Serbestisi ve Rehnin Niteliği

Anonim şirketlerde payın rehni kural olarak alacak rehni hükümlerine tabidir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 955. maddesi uyarınca senede bağlanmış veya bağlanmamış alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslimi zorunludur. Alacak dışındaki diğer hakların rehninde de yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte bu hakların devri için öngörülen geçerlilik şekline uyulması gerekir. Nama yazılı pay senetleri üzerindeki rehin hakkı senedin teslimiyle kurulabileceği gibi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 689. maddesi çerçevesinde senedin arkasına bedeli teminattır veya bedeli rehindir kaydı konularak rehin cirosu ve zilyetliğin devri suretiyle de tesis edilebilir. Rehin tesisinin şirkete bildirilmesi veya pay defterine işlenmesi rehin hakkının doğumu bakımından kurucu mahiyette değildir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 955Kaynağı aç
Madde 955- Senede bağlanmış olan veya olmayan alacakların rehni için rehin sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve senede bağlı alacaklarda senedin teslim edilmesi gerekir. Alacaklı veya rehneden, rehni borçluya ihbar edebilir. Diğer hakların rehninde, yazılı rehin sözleşmesiyle birlikte, bu hakların devri için öngörülen şekle uyulması gerekir. II. Kıymetli evrakta
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 689Kaynağı aç
MADDE 689- (1) Ciro, “bedeli teminattır”, “bedeli rehindir” ibaresini veya rehnetmeyi belirten diğer herhangi bir kaydı içerirse, hamil, poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat kendisi tarafından yapılan bir ciro ancak tahsil cirosu hükmündedir. (2) Poliçeden sorumlu olanlar, kendileriyle ciranta arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri hamile karşı ileri süremezler; meğerki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. 3. Vadeden sonraki ciro

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın serbestçe devredilebilir. Mevzuatta rehinli payın devrini açıkça yasaklayan emredici bir hüküm bulunmamaktadır. Rehin tesisinde payın mülkiyeti pay sahibinde kaldığı için pay sahibi devir tasarrufunda bulunabilir. Rehin alan alacaklının devri engellemek istemesi durumunda, rehin verenin pay üzerindeki tasarruf yetkisinin rehin sözleşmesi ile sınırlandırılması gerekir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/1865 E.  ,  2025/478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/773 Esas, 2023/1560 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 21. SALİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/469 E. HÜKÜM : Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Asıl ve Birleşen Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/541 E., 2020/522 K. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin toplam sermayesinin %21,68'ini temsil eden 43.567 adet C grubu nama yazılı pay sahibi olan müvekkili şirketin, davalı şirketteki tüm paylarını devrederek ortaklıktan ayrılmak istediğini, davalı şirketin ortaklarına, pay sahipleri sözleşmesi gereği önalım haklarını kullanması hususunda bildirim yükümlülüğünü yerine getiren müvekkili şirketin 10.05.2019 tarihinde dava dışı … Yatçılık Gayrimenkul Turizm Otomotiv İç ve Dış Tic A.Ş. ile imzaladığı pay devir sözleşmesi ile ilgili pay devri kararı alınması ve pay devrinin şirket pay defterlerine işlenmesi talebinin 24.06.2019 tarihli toplantıda, davalı şirket ana sözleşmesinin 8.1. ve 8.1.(i) maddesi gerekçe gösterilerek oy birliği ile reddedildiğini, davaya konu pay devrinde ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığını, nama yazılı pay devrinin önemli bir sebeple reddi için red sebeplerinin esas sözleşmede açık ve somut bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, pay devrinin reddini gerektirecek önemli bir sebebin bulunmadığını, şirket açısından önemli bir payın devrinin de söz konusu olmadığını, davalı şirketin halihazırdaki ortaklarının profili şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı açısından önemli ise de bu hususun şirketin kuruluş ve gelişme aşamalarında bir anlam ifade ettiğini, gelinen aşamada davalı şirketin tanınır ve güvenilir bir şirket haline geldiğini, ayrıca pay sahipleri sözleşmesine göre müvekkili şirketin, davalı şirkette mali yükümlülük altına girme borcunun olmadığını, davalı şirkette ortak olarak kalmasının davalı şirketin hayatiyeti açısından öneminin olmadığını, davalı şirket pay sahipleri sözleşmesindeki, muhtemel pay devri kısıtlamalarının emredici nitelikteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirket yönetim kurulunca verilen 24.06.2019 tarihli ve 2019/6 sayılı kararın iptali ile müvekkili tarafından yapılan pay devir işleminin pay devir tarihi olan 29.05.2019 tarihi itibariyle pay defterine hükmen işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; nitelikli kararların alınmasına yönelik olarak, C grubu pay sahipliği temsil edilmediğinden toplantı yeter sayısının sağlanmadığını, hisse devrinin reddine dair 24.06.2019 tarihli … yönetim kurulu kararının batıl/geçersiz olduğunu, dolayısıyla şirketçe 3 ay içerisinde hisse devrinin tescilini red iradesinin tecessüm etmemiş olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin hissedarlığının tespitine ve pay devrinin pay defterine hükmen işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ana sözleşmesinin 8.1 maddesinde pay sahipleri çevresinin bileşimine dair hüküm yer aldığını, pay sahiplerinin profilinin şirket için önem arz ettiğini, ana sözleşmenin 8.1 maddesinin 2017 yılında kaleme alındığını, davacı şirketin hisselerini devretmek istediği … Yatçılık Gayrimenkul Turizm Otomotiv İç ve Dış Tic A.Ş.nin yönetim kurulu başkanı ve sahibi olan şahsı yönetim kuruluna aday gösterdiğini, bu adayın seçilmemesi üzerine 24.05.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın kabulüne karar verildiğini, genel kurul süreciyle ilgili uyuşmazlıklar devam ederken davacının diğer ortakların itirazlarını görmezden gelerek hisselerini … A.Ş'ye devrettiğinden bahisle bildirimde bulunduğunu, 24.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile pay devrinin pay defterine işlenmesi talebinin reddedildiğini, şirketin ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığında bankalarla yapılan işlemlerin önemli olduğunu, davacının hisselerini devrettiği şirketin sahibinin dava dışı … A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu şirketin müvekkilinin rakibi konumunda bulunduğunu, bankaların dönem itibarı ile ortak değişikliğini kabul etmemesinin muhtemel olduğunu, … A.Ş.'nin 2016 yılında kurulduğunu, ana iştigal konusunun … İnşaat Grubu ile ilgili olduğunu, müvekkili şirketin ekonomik yönden ve yeni işlere girmekte sıkıntılı olduğu bir dönemde rakip bir şirketin müvekkili ortaklık yapısına dahil olmasının ve şirketin yıllarca biriktirdiği birikime vakıf olmasının kabul edilebilir olmadığını, bu yönü ile pay sahibi çevresinin bileşiminin korunmasının önemli olduğunu, rakip bir şirketin pay sahipleri çevresinin bileşimini bozacak şekilde ortaklık yapısına dahil edilmek istenmesi karşısında pay devri talebinin reddedilmesinin ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacı tarafın da oyuyla kabul edilen şirket ana sözleşmesinin 8.1.(i) maddesinde pay sahipleri arasındaki sözleşmeye aykırı devirlerin şirket tarafından reddedilebileceği hükmü getirildiğini, kurulduğu günden bu yana şirkette ortak olan hissedarların güçlü bir pay sahibi çevresi oluşturduğunu, teknik başarı yakalanmış olsa da ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının elzem olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; asıl dava ile birleştirme taleplerinin olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket ana sözleşmesinin 12. maddesine göre nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması kararının özellikli yönetim kurulu kararı olduğu, 8.1. maddesine göre nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceği, bu onayın şirketin yönetim kurulunun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararla verilebileceği, ana sözleşmenin 8.1., 12. maddesi ve pay sahipleri sözleşmesinin 6.7. ile 6.8. maddeleri uyarınca özellikli yönetim kurulu toplantılarında C grubu yönetim üyesinin varlığının ve olumlu oyunun arandığı, birleşen davada davacı şirketin halihazırda pay sahibi olmayıp üçüncü kişi olduğu, dolayısıyla yönetim kurulu seçilmesine dair genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın sonucunun bu davaya etkili olmayacağı, zira genel kurul iptali kararlarının kesinleşmekle hüküm ifade edeceği, buna göre, üçüncü bir kişinin şirkette pay sahibi olabilmesi için yönetim kurulunun hisse senetlerinin devrini oy birliği ile onaylaması gerektiği, 24.06.2019 tarihli dava konusu yönetim kurulu toplantısında oy birliği ile davacıların pay devri işleminin pay defterine işlenmesi talebini reddettiği, ana sözleşme ve pay sahipleri sözleşmesinde pay devrinin reddi için yönetim kurulunun tüm üyeler ile toplanması ve oy birliği ile karar alma şartı bulunmadığı, bu şartın sadece devre onay verilecek yönetim kurulu toplantıları için öngörüldüğü, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesi uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, davalı şirketin ise ana sözleşme ile devri yönetim kurulunun oy birliği ile alacağı onay kararı şartına bağladığı, somut olayda, C grubu hisseleri temsil eden üyenin olumsuz oy kullandığı varsayıldığında dahi dört yönetim kurulu üyesisinin pay devrine onay vermediği, dolayısıyla C grubunu temsilen yönetim kurulu üyesi toplantıya katılmasa veya katılıp olumlu oy kullansa dahi sonucun değişmeyeceği, 24.06.2019 tarihli yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulunun ana sözleşmenin 8.1. ve 8.1.(i) maddesine atıfta bulunduğu, şirketin içinde bulunduğu süreç dikkate alındığında pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hususunun hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığı için büyük önem arz ettiği gerekçesine dayandığı, ana sözleşmenin 8.1 maddesinde yer verilen hususların haklı neden için somut gerekçe içerdiği, zira 6102 sayılı TTK'nın 493/2 hükmüne göre pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin onayın reddini haklı göstermesinin önemli sebep oluşturacağının kabul edildiği, yönetim kurulu kararında 8.1.(i) maddesi ile pay sahipleri sözleşmesine atıf yapıldığı, pay sahipleri sözleşmesinin 5.5, 7.7 maddelerinin, davalı tarafın ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının önemine ilişkin açıklamalarını teyit ettiği, dava dilekçesinde yer alan ifadelere göre davacının da mevcut profilin şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetin devamlılığı için önem ifade ettiğini, bu sayılanların şirketin kuruluş aşamasında anlamlı olduğunu belirttiği, ancak davalı şirketin kuruluş tarihinin 2005 olduğu, ana sözleşmede bu hususlara ilişkin değişikliğin davacının da olumlu oyuyla 2017 yılında yapıldığı, ticari hayatta bankalar yönünden şirketlerin ortaklık yapısının önemi ile ortaklık yapısındaki değişikliklere bankaların/kredi kuruluşlarının tereddüt ile yaklaştığının bilindiği, davalının bu yöndeki açıklamalarının haklı neden olduğu, şirket yapısına ve işletme konusuna yabancı bir kişinin/şirketin ortaklık yapısına dahil edilip, yüksek kredibilite ve teknik bilgi (know-how) isteyen alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin işletme konusuna yönelik faaliyetlerini sürdürmesinin, pay sahipleri çevresinin korunması ile, şirkete dahil olacak ortağın ancak bu niteliklere sahip olması halinde mümkün olacağı, birleşen davanın davacısının, dava dışı … A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olduğu, bu hali ile davalı şirketin ortakları arasına girerek vakıf olacağı bilgileri dava dışı … A.Ş. vasıtası ile kullanabilmesi ve inşaat alanında rakip firma haline gelmesinin, davalı şirketin büyümesi ve faaliyetinin devamlılığına olumsuz etki edebileceği kanaatinin oluştuğu, davalı şirketin pay devrine onay vermemesine ilişkin gerekçelerinin, pay devrinin reddi açısından önemli sebep teşkil ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı taraflarca istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı …Ş.'nin davalı ….'de sahip olduğu 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu payların tamamının birleşen dosya davacısına devredilmesine ilişkin 10.05.2019 tarihli pay devir sözleşmesi imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 490/1. maddesine göre, Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, ancak 492/1 maddesine göre de esas sözleşme ile nama yazılı payların şirketin onayıyla devredilebileceğinin öngörülebileceği, red sebeplerinin ise 493. maddede düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 494/3 hükmüne göre de şirket, onaylamaya ilişkin talebi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya reddi haksızsa, onay verilmiş sayılacağı, davalı şirketin ana sözleşmesinin 10. maddesinde yönetim kurulunun 5 üyeden oluşacağı, 12/7 ve devamı maddelerinde yönetim kurulunun özellikli yönetim kurulu kararları dışındaki kararlarının en az 4 üyeyle toplanıp en az 4 üyeyle karara bağlanacağı; özellikli yönetim kurulu kararlarına yönelik toplantılarında C grubu yönetim kurulu üyesinin varlığının ve olumlu oyunun gerekliliğinin düzenlendiği, nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanmasının özellikli yönetim kurulu kararları arasında sayıldığı, ana sözleşmenin 8.1 maddesinin 1. paragrafının son cümlesinde nama yazılı payların devrine ilişkin onayın şirket yönetim kurulunun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verileceğinin düzenlendiği, davalı şirketin 24.05.2019 tarihli genel kurulunda C grubu pay sahibi davacının gösterdiği aday yerine, ortaklardan … Yapı'nın aday gösterdiği … şirketin organsız kalmaması gerekçesiyle seçilmiş olması karşısında, şirket yönetim kurulunda C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesinin, seçilemediğinden bulunmadığı, ana sözleşmenin 12. maddesine göre onay istemi için karar yeter sayısının sağlanamamasının onay isteminin reddi sonucunu, toplantı yeter sayısının sağlanamamasının ise yönetim kurulu kararının yokluğu sonucunu doğuracağı, usulüne göre toplanmamış bir yönetim kurulunun aldığı karar ile ilgili olarak ise toplantıya katılamayan üyenin karara etki edip edemeyeceğinin bir önemi bulunmadığı, zira "nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması" talebinin görüşüleceği yönetim kurulu toplantısına C grubu hisselerini temsil eden üyenin katılmasının yönetim kurulunun teşekkül ettirilebilmesi için şart olduğu, somut olayda, dava konusu nama yazılı hisse devrinin onaylanması talebinin, C grubu hisseleri temsil eden üyenin bulunmadığı bir toplantıda karara bağlanmış olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 494/3 hükmündeki "Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır" şeklindeki hüküm uyarınca davalı şirket tarafından hisse devrinin onaylanması talebi usulünce reddedilmediğinden kabul edilmiş olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 493/1 hükmüne göre şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği, 2. fıkraya göre ise pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturacağı, şirket ana sözleşmesinin 8.1. maddesinin "Pay sahipleri, Şirket’in ve Şirket’in iştiraklerinin faaliyette bulunduğu sektörlerde öncü bir konumda bulunabilmek ve Şirket’in işbu esas sözleşmede yer alan amaç ve konularını gerçekleştirmek için Şirket’in sürekli olarak yüksek düzeyde teknik bilgi (know-how) kullanması, geniş bir ağa sahip olması, profesyonel düzeyde uzmanlığa sahip olması gerektiğini ve ayrıca önemli miktarlarda yatırım yapması gerektiğini ve emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) Grubu, (B) Grubu ve (C) Grubu Pay Sahiplerinin tamamının, birlikte Şirket’in büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda Şirket’te önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmektedirler. Bu sebeple, nama yazılı paylar ancak Şirketin onayı ile devredilebilir. Bu onay Şirketin Yönetim Kurulu'nun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verilir.” şeklinde olduğu, ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde ise pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceğinin düzenlendiği, yönetim kurulunca, pay devrinin şirket ana sözleşmesi'nin 8.1. maddesine aykırı olması ve pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığının korunması hususlarının red sebebi yapıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 493. maddesinin gerekçesine göre, esas sözleşmeye konulacak haklı sebeplerin kanunda gösterilmiş sebeplerden olması gerektiği, esas sözleşmede mezkûr maddeye atfın yeterli olmadığı, haklı sebebin kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılması gerektiği, haklı sebep kategorilerinin paysahipleri çevresinin bileşimi, şirketin konusu ve işletmenin bağımsızlığı olarak belirlendiği, davalı şirket ana sözleşmesinin 8.1 maddesinde, emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) grubu, (B) grubu ve (C) grubu pay sahiplerinin tamamının, birlikte şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda şirkette önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmekte oldukları ifade edildiği ancak hisse devrinin söz konusu olması halinde devre onay verilmesi için hangi hususların aranacağının düzenlenmediği, somutlaştırılmadığı, ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde, pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, hisse devrine onay verilmemesini gerektiren sebeplerin ana sözleşmede açıkça yazılması gerektiği, dolayısıyla pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atfın geçerli olmadığı, nama yazılı hisselerin devrine onay verilmesi isteminin reddine dair kararda, "pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması" hususuna vurgu yapılmış ise de, bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 493. maddesi kapsamında somutlaştırılmadığı, ana sözleşme ile anonim şirketlerde nama yazılı hisselerin devri sınırlandırılabilirse de davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrini sınırlandıran 8.1 maddesinin, birleşen dosya davacısının hisseleri devralmasına onay verilmemesini gerektiren bir önemli neden içermediği, davalının diğer hissedarlarının devre onay verme yetkileri bulunmayıp, devre muvafakatlerinin bulunmamasının sonuca bir etkisinin olmadığı, davalı şirket pay sahipleri sözleşmesinin ise sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği birleşen dosya davacısına karşı ileri sürülemeyeceği, davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrine onay vermemesinin 6102 sayılı Kanun'un 493/1-2 hükümleri anlamında önemli bir sebebe dayanmadığı, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacısı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 198824-5 sicil numarası ile kayıtlı birleşen dosya davacısı … Yatçılık Turizm Gayrimenkul Otomotiv İç ve Dış Ticaret A.Ş.'nin, davalı ….'nin 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu pay itibariyle davalı şirketin ortağı olduğunun tespitine ve pay defterine kaydına karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosya davalısı tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davacının davalı şirketteki paylarını dava dışı şirkete devrinin pay defterine işlenmesi talebinin reddine dair yönetim kurulu kararının iptali ile pay devir işleminin pay devir tarihi itibarı ile pay defterine hükmen işlenmesi talebine, birleşen dava ise, asıl davaya konu yönetim kurulu kararının payı devralan şirket tarafından geçersizliği/iptali talebine, terditli olarak payı devralan şirketin hissedarlığının tespiti ile hissedarlığın hükmen pay defterine işlenmesi taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 03.02.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı şirket … Holding A.Ş., maliki olduğu, davalı ….’nin %21.68‘ini temsil eden C Grubu nama yazılı payını 10.05.2019 tarihinde dava dışı … Yatçılık A.Ş.’ye pay devir sözleşmesiyle sattığını ve hisse devrini 24.06.2019 tarihli toplantıda şirket pay defterine işlenmesini talep etmiş, davalı …. ana sözleşmesinin 8-1/i maddesi uyarınca devir talebini oy birliğiyle reddetmiş, bunun üzerine davacı … İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde hisse devrinin pay defterine işlenmesi ve hisse devrinin reddine ilişkin yöntemi kurulu kararının iptalini talep etmiştir. Birleşen dosyanın davacısı … A.Ş., kendisine devredilen hisse satış sözleşmesinin pay defterine hükmen işlenmesi ve redde ilişkin yönetim kurulu kararının geçersizliğini talep etmiştir. İstanbul 4. ATM’nin yaptığı yargılama sonucunda; 05.11.2020 tarihinde; … Holding A.Ş. ana sözleşmesinin 8-1, 8-1,e maddelerinde şirket ortaklarının, üçüncü kişilere hisselerinin devrinin geçerliliğine tüm ortakların onayına bağladığından ve … Holding A.Ş yönetim kurulu 24.06.2019 tarihinde şirket ortağı …’in hisselerini … A.Ş.’ye devrinin, pay defterine işlenmesi talebini oy birliğiyle reddettiğinden, yine şirket ana sözleşmesini 5-5, 7-7 maddesi uyarınca … Holding A.Ş. ortaklarını şirketin iş kapasitesi, ticari hayatta kuvvetli bir şeklide yer alması, ekonomik bağımsızlığı için önemli olup, bu hususta ana sözleşme ile sınırlama getirilmiş olduğundan, şirket hissesinin devredildiği …’nin YK üyesi … İnşaat A.Ş’nin ticari faaliyetlerinin de inşaat vb. alanlar olduğu, yani rakip firma olması sebebiyle, TTK 493 uyarınca haklı sebep olduğundan bahisle, hisse devrinin pay defterine işlenmesi ve buna ilişkin yönetim kurulunun red kararının geçersizliğinin tespitini reddetmiştir. İtiraz üzerine, İstanbul BAM 43. HD’nin 2021/773 E., 2023/1560 K. sayılı ilamı ile şirket ana sözleşmesinin 8.1-e maddesi gereğince şirket ortaklarının hisse devrinin onaylanması gibi reddinde de oy birliği arandığından, yine 10. ATM’nin 2019/334 E., 1036 Kararı ile … Holding A.Ş‘nin 24.05.2019 tarihili genel kurulun da C Grubu pay sahibi … tarafından yönetim kurulu üyesi adayı … ’ın seçilmemesi ve yerine … ’ın seçilmesi kararının butlanla malul olduğundan, C grubu hisse temsilcisinin seçiminin geçerli olmadığından hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının geçersiz olduğu, TTK 493 uyarınca haklı bir sebep olmadığından, TTK 494/3 uyarınca yönetim kurulu hisse devrini reddine ilişkin üç ay içerisinde karar vermezse onay vermiş sayılacağından redde ilişkin YK kararı da yok hükmünde sayılacağından üç ay içerisinde de hukuki bir karar verilmediğinden, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararı kaldırılıp hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu, hisse devrinin pay defterine işlenmesi, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olay incelendiğinde; 1…. Holding A.Ş’nin ana sözleşmesinin 8-1, 8-1, e maddesinde şirket ortaklarının hisselerinin devrinin geçerli olabilmesini, tüm hissedarların kabul şartına bağlamıştır. Hisse devrinin reddedilmesi oy birliği şartına bağlanmamıştır. Bu husus şirket ana sözleşmesinin lafzından ve koyuluş amacından açıkca anlaşılmaktadır. BAM 43. HD’nin hisse devrinin reddinde de oy birliği şartının arandığına dair değerlendirilmesi hatalıdır. 2. … Holding A.Ş. ana sözleşmesinin 5.5, 7.7 maddelerinde şirketin ekonomik bağımsızlığının sağlanması için ortakların şahıslarının önemine vurgu yapılmış, ortakların ticari faaliyetlerine, tecrübelerine, şirkete kattıkları değerin önemli olduğu belirtilerek hisse devrini sınırlayarak hisse devrinin gerçekleşmesine tüm hissedarların onayına tabi tutmuştur yani devri oy birliğine bağlamıştır. … Holding A.Ş. C grubu imtiyazlı yönetim kurulu üyesinin seçiminde, imtiyazlı pay sahibi … A.Ş.’nin aday olarak gösterdiği … A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi … A.Ş.’nin hissedarı … ’ın seçilmemesinin haklı nedene dayandığı; 11. Hukuk Dairesi’nin 2023/4662 E., 2024/8264 K. sayılı kararıyla “davaya sunulan protokol, taraflar arasında çekilen ihtarnameler ve taraf vekillerinin beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde C grubu pay sahibi … A.Ş tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen … ’ın … Yönetim A.Ş. tarafından şirketteki hisselerinin devri planlanan ve ancak diğer ortaklar tarafından kabul edilmeyen … Yatçılık Turizm A.Ş.’nin ortağı olduğu anlaşılmış olup bir şirkette güven ilişkisinin, birlikte ve ortak çalışma isteğinin önemli ve vazgeçilmez olmasının C Grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen … ’ın yönetim kurulu adaylığının genel kurul tarafından reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta 6102 sayılı kanun un 360 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca … ’ın reddi haklı neden oluşturmaktadır” kesinleşmiştir. 11. Hukuk Dairesi’nin yukarıda zikredilen kararıyla … Holding A.Ş.’ye … A.Ş.’nin ortağının yönetim kurulu üyesi olarak seçilmemesi TTK 360. maddesi uyarınca haklı bir sebep olarak kabul edilmiştir. … A.Ş.’nin ortağının …’da yönetim kurulu üyesi seçilmemesi şirketin bağımsızlığı, güven ilişkisi, rakip firmalar olması, ana sözleşmesi, çekilen ihtarlar uyarınca haklı bulunmuşken, aynı gerekçelerle … ’ın ortağı olduğu şirkete yani … A.Ş.’ye …’in hisse devrinin reddinin TTK 493 maddesi uyarınca da haklı sebep oluşturduğu açıktır. … Holding A.Ş.’nin rekabetini, bağımsızlığını, varlığını sürdürebilmesi sebebiyle şirket hisselerinin bir kısmının … A.Ş.’ye devir talebinin reddedilmesinin haklı bir sebep oluşturduğu açıktır. Bu sebeple BAM 43. HD’nin TTK 493 maddesi uayırca haklı sebep bulunmadığına dair kabulü de hatalıdır. 3. İstanbul 10. ATM anılan kararıyla … Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinin seçildiği genel kurul kararlarının tamamını iptal etmemiş, sadece imtiyazlı pay sahiplerinin adayı olarak … ’ın seçilmesini iptal etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 2023/4662 E., 2024/8264 K. sayılı kararıyla imtiyazlı pay sahiplerinin adayı … ’ın seçilmemesinin haklı neden oluşturduğuna karar vermiştir. Yani ortada … Holding A.Ş. genel kurulunun yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar ayaktadır ve imtiyazlı pay sahibi haricindeki dört üyenin yönetim kurulu üyeliği hukuken varlığını sürdürmektedir. BAM 43. HD’nin hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararını hem yok hükmünde sayıp yönetim kurulunun teşekkülünü ve hisse devrine ilişkin bir karar alamayacağını söyleyip, hem de üç ay içerisinde bir karar alamadığından bahisle TTK 494 uyarınca üç aylık sürenin dolmuş olması hisse devrinin onayı mahiyetindedir değerlendirilmesi TTK’nın 494. maddesine açıkca aykırıdır. Hisse devrinin onay ve reddine ilişkin geçerli bir karar alamayacağı belirtilmiş bir yönetim kurulundan herhangi bir karar beklemek fiilen imkansız olan bir şeye tersten sonuç bağlamaktır. Yok sayılan bir yönetim kurulunun üç ay içerisinde bir karar alabilmesi de hukuken BAM 43. HD’nin kabulüne göre de imkansızdır. İmkansız olan bir şeye üç ay içerisinde bir karar almadınız, almadığınıza göre onay mahiyetindedir, şeklindeki kabul TTK’nın 494. maddesinin lafzına ve yorum kurallarına uygunluk teşkil etmediğinden, kararın bozulması gerektiğinden, asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin Dairemizin Onama kararına katılmıyorum.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 490Kaynağı aç
MADDE 490- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. (2) Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. D) Devrin sınırlandırılması I – Kanuni sınırlama

Nama Yazılı Pay Senetlerinde Zilyetliğin Devri ve Teslim Şartı

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesinin ikinci fıkrasına göre hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. Nama yazılı pay senetlerinin devrinde temlik beyanı veya senedin arkasında tam ciro yapılması ile birlikte senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi şarttır. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde devir işlemi geçersiz olur. Pay senedi çıkarılmamış olan çıplak payların devri ise alacağın temliki hükümleri uyarınca gerçekleştirilir. Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin devri de nama yazılı hisse senetlerinin devrine ilişkin hükümlere tabidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/870, K. 2016/9035Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/870 E.  ,  2016/9035 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada …. …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen …/03/2015 tarih ve 2013/416-2015/281 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen …/…/2016 günü hazır bulunan davacı asil … ile vekili Av. … ile davalı vekili Av. … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, … … … Şirketi' nin ortağı davalının hissenin 0.95 bölümünü ……..2010 tarihinde müvekkiline adi yazılı bir sözleşme ile devretmeyi taahhüt ettiğini, davalıya sözleşme nedeniyle 214.000,00 TL ödendiğini, müvekkili ile davalının sözleşmeyi düzenledikten sonra şirketin sermaye artışına gittiğini ve müvekkilinin sermaye artışı nedeniyle 42.750,00 TL ödenmek zorunda kaldığını, müvekkilinin yapılan sözleşmeye duyduğu inançla vermiş olduğu bu paraya rağmen davalının hisse devirlerini yapmadığını ileri sürerek, 256.750,00 TL'nin 05…..2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının, şirket faaliyetlerine fiilen katıldıktan sonra … … A.Ş'ye hissedar olmaktan vazgeçmiş ve hissedarlığının pay defteri ile ticaret siciline tescil edilmediğini fırsat bilerek ödemiş olduğu paranın iadesini sağlamak amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak iş bu davayı açtığını, taraflar arasında yapılan sözleşmenin tüm şekil şartlarını ihtiva etmesi nedeniyle geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında …. ….'nin davalıya ait hisselerinden bir kısmının davacıya adi yazılı sözleşme ile devredildiği, davacının sözleşme ile belirlenen bedeli davalıya ödediği, hisselerin davacıya devredilemediği, davalının kusurlu davranışları nedeniyle ifada geciktiği, hisseleri rehin alan … …..'nden gelen yazı cevaplarından anlaşılacağı üzere devre konu hisseler için ilmühaber çıkarıldığı, taraflar arasında geçerli bir devir yapılmadığından davacının davalıya ödemiş olduğu 256.750,00 TL'nin iadesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir. . Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket nama yazılı pay senedinin devrine ilşkin edimin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 411. maddesinde nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin nama yazılı olması gerektiği ve bunların devrinin nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabi olduğu, aynı kanunun 416. maddesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrinin ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olacağı ve devrin, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade edeceği düzenlenmiştir. Yine aynı kanunun 417. maddesinde hisse senedinin yukarıki maddeye uygun olarak devredildiği ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılamayacağı öngörülmüştür. Türk Medeni Kanun'un teslimsiz devri düzenleyen 979. maddesinde ise ''Bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik, teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış olur. Zilyetliğin bu yolla devri, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye karşı, ancak durumun devreden tarafından kendisine bildirildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Üçüncü kişi, zilyetliği devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle şeyi edinene vermekten kaçınabilir.'' hükmüne yer verilmiştir. Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre de, nama yazılı pay senetlerini devri için temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devri ve teslimi gerekli ve yeterli kabul edilmektedir. Pay defterine kayıt ise, devrin şirkete karşı hüküm ifade edebilmesi için gereklidir. Somut olayda, davaya konu davalı tarafından devredilen hisselerin ilmühabere bağlı olduğu, davalı adına çıkarılan ilmuhaberin ise dava dışı …. … A.Ş'ye rehinli olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, yukarıdaki hükümlere göre, şirket tarafından nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmühaberlerin devrinin TTK'nın 416 ve devamı maddelerine uygun olup olmadığı ve bankada rehinli bulunan sözleşme ile devredilen nama yazılı pay senetlerinin TMK'nın 979. maddesine uygun olarak teslimsiz, yani zilyetliğin fiilen geçirilmeksizin devrinin geçerli bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde salt sözleşmeye dayalı karar verilmesi doğru görülmemiş, yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan ….350 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, …/…/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2018/152, K. 2019/2196Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2018/152 E.  ,  2019/2196 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 3. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 10/10/2017 tarih ve 2017/50-2017/295 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesinin davacı vekili tarafından istenildiği ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Rinerji … Elektrik Üretim Anonim Şirketi' nin ortağı davalının hissenin 0.95 bölümünü 10.10.2010 tarihinde müvekkiline adi yazılı bir sözleşme ile devretmeyi taahhüt ettiğini, davalıya sözleşme nedeniyle 214.000,00 TL ödendiğini, müvekkili ile davalının sözleşmeyi düzenledikten sonra şirketin sermaye artışına gittiğini ve müvekkilinin sermaye artışı nedeniyle 42.750,00 TL ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin yapılan sözleşmeye duyduğu inançla vermiş olduğu bu paraya rağmen davalının hisse devirlerini yapmadığını ileri sürerek, 256.750,00 TL'nın 05.12.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının, şirket faaliyetlerine fiilen katıldıktan sonra Rinerji … Elektrik Üretim A.Ş'ye hissedar olmaktan vazgeçmiş ve hissedarlığının pay defteri ile ticaret siciline tescil edilmediğini fırsat bilerek … olduğu paranın iadesini sağlamak amacıyla haksız ve kötüniyetli olarak işbu davayı açtığını, taraflar arasında yapılan sözleşmenin tüm şekil şartlarını ihtiva etmesi nedeniyle geçerli olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Dairemizin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında Rinerji … Elektrik Üretim Anonim Şirketi'nin davalıya ait hisselerinden bir kısmının davacıya adi yazılı sözleşme ile devredildiği, davacının sözleşme ile belirlenen bedeli davalıya ödediği, davalı tarafından devredilen hisselerin ilmuhabere bağlı olduğu, davalı adına çıkarılan ilmuhaberin ise dava dışı bankada rehinli olduğu, tanık beyanlarında davacı …'in genel kurul toplantılara katıldığının belirtildiği, yine Rinerji … Elektrik Üretim A.Ş tarafından dosyaya sunulan 18/11/2013 tarihli yazı cevabında yapılan genel kurul toplantılarının bazılarına davacının katıldığı, şirket sermaye artışına davalının sattığı hisse oranında iştirak ettiği, ortak olan davalıdan alınan sermaye taahhüt çeklerinin bir kısmının …'in şahsi çeki olup … cirolu olarak şirkete teslim edildiğinin belirtildiği, davalı tarafından hisse senetlerine bağlı olarak çıkarılan ilmuhaberlerin bankada rehinli olması nedeniyle davacıya teslimin yapılamadığı ancak davacının şirket toplantılarına ve sermaye artışına kendisine ait çekler ile katıldığı bu durumda somut olay bakımından TTK 979. maddesi uyarınca zilyetliğin teslim gerçekleşmeksizin davacı tarafından kazanılmış olduğunun kabulü gerektiği, taraflar arasında yapılan sözleşmenin edimlerinin davacı ve davalı tarafından karşılıklı yerine getirilmiş olduğu gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, anonim şirket nama yazılı pay senedinin devrine ilişkin edimin yerine getirilmemesi nedeniyle ödenen bedelin istirdadı istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, 6762 sayılı TTK'nın 411. maddesinde ''Nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılan ilmuhaberlerin nama yazılı olması lazımdır. Bunların devri nama yazılı hisse senetlerinin devrine ait hükümlere tabidir. Hamiline yazılı hisse senetleri yerine tanzim olunan nama yazılı ilmuhaberler ancak alacağın devri hakkındaki hükümlere göre devrolunabilir. Şu kadar ki; devir şirkete karşı ancak ihbar tarihinden itibaren hüküm ifade eder.'', aynı Yasa'nın 416. maddesinde ''Nama yazılı hisse senetleri, esas mukavelede aksine hüküm olmadıkça devrolunabilir. Devir ciro edilmiş senedin devralana teslimi ile olur. Şu kadar ki; devir, şirkete karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder.'' ve yine 417. maddede ise, ''Şirket, nama yazılı hisse senetleri sahiplerini ad, soyad ve adresleriyle bir pay defterine kaydeder. Hisse senedinin yukarıki maddeye uygun olarak devredildiği ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılamaz. İdare meclisi, kaydın yapıldığını hisse senedine işaret eder. Şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kimse ortak sıfatını haizdir.'' hükümleri düzenlenmiştir. Mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı TTK'nın 416. ve 417. maddeleri hükmü uyarınca, nama yazılı pay senetlerin devri için, bir temlik beyanı veya senedin arkasında tam bir cironun yapılması, ayrıca senet üzerindeki zilyetliğin devir ve teslimi gerekir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde yapılan devir işlemi geçersizdir. Fakat, anonim ortaklığın çıplak paylarının devri alacağın temliki suretiyle mümkündür. Ayrıca, pay devri, ortaklığa karşı ancak pay defterine kayıtla hüküm ifade eder. 4721 sayılı TMK'nın 979. maddesinde de ''Bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik, teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış olur. Zilyetliğin bu yolla devri, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye karşı, ancak durumun devreden tarafından kendisine bildirildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Üçüncü kişi, zilyetliği devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle şeyi edinene vermekten kaçınabilir.'', benzer düzenleme mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 892. maddesinde de ''Bir üçüncü şahıs veya temlik eden hususi bir sebebe binaen zilyed olmakta devam ederse zilyedlik teslim olmaksızın iktisap olunabilir. Zilyed olmakta devam eden üçüncü şahıs, temlik eden kimse tarafından haberdar edilmedikçe zilyedliğin intikali ona karşı hüküm ifade etmez. Üçüncü şahıs, temlik edene karşı ne gibi sebeplerden dolayı teslimden imtina edebiliyorsa aynı sebeplerden dolayı iktisap edene karşı da teslimden imtina edebilir.'' şeklinde hükme bağlanmıştır. Somut olayda, şirket ana sözleşmesine göre hisse senetlerinin nama yazılı olduğu, şirket yönetim kurulu kararı ile bankadan çekilecek kredi için şirket ortaklarına ait nama yazılı hisseleri temsil eden ilmuhaberlerin çıkarıldığı ve bankaya rehnedilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında bağıtlanan, 10.10.2010 tarihli, hisselerin devrine ilişkin sözleşmede zilyetliğin devredildiğine dair bir ibare bulunmadığı gibi, kısa elden teslim şartları da oluşmadığından taraflar arasında geçerli bir devir sözleşmesi bulunmadığı nazara alınarak sonucuna göre bir karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile devrin geçerli olduğu kabul edilmek sureti ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 25.03.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Rehinli nama yazılı pay senetlerinde senet fiilen rehin alacaklısının zilyetliğinde bulunduğundan, devir işleminde senedin devralana elden teslimi gerçekleşememektedir. Bu kapsamda 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 979. maddesi çerçevesinde zilyetliğin teslim gerçekleşmeksizin havalesi gündeme gelebilmektedir. Madde uyarınca bir üçüncü kişi veya devreden özel bir hukuki ilişkiye dayanarak zilyet olmayı sürdürdüğünde zilyetlik teslim gerçekleşmeksizin kazanılır; ancak bu devir zilyet olan üçüncü kişiye devreden tarafından bildirildiği andan itibaren hüküm doğurur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/870 Esas ve 2016/9035 Karar sayılı ilamında, bankada rehinli pay senetlerinin Türk Medeni Kanunu'nun 979. maddesine uygun olarak teslimsiz, yani fiilen zilyetlik geçirilmeden devrinin geçerli olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 979Kaynağı aç
Madde 979- Bir üçüncü kişi veya zilyetliği devreden, özel bir hukukî ilişkiye dayanarak zilyet olmakta devam ederse zilyetlik, teslim gerçekleşmeksizin kazanılmış olur. Zilyetliğin bu yolla devri, zilyet olmakta devam eden üçüncü kişiye karşı, ancak durumun devreden tarafından kendisine bildirildiği andan başlayarak hüküm doğurur. Üçüncü kişi, zilyetliği devredene karşı ileri sürebileceği sebeplerle şeyi edinene vermekten kaçınabilir. IV. Emtiayı temsil eden senetlerin teslimi

Buna karşılık senedin devralana fiilen teslim edilmemiş olması, pay devrinin tamamlanmadığı ve pay defterine kaydın istenemeyeceği sonucunu da doğurabilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/1386 Esas ve 2024/4015 Karar sayılı ilamında, banka nezdinde rehinli pay senedinin devralana teslimi şartı gerçekleşmediğinden pay defterine tescil isteminin reddi yerinde görülmüştür. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/152 Esas ve 2019/2196 Karar sayılı kararında da hisse devir sözleşmesinde zilyetliğin devredildiğine ilişkin bir kayıt bulunmaması ve teslim şartlarının oluşmaması durumunda geçerli bir devir sözleşmesinden söz edilemeyeceği belirtilmiştir. Dolayısıyla rehinli pay devrinde teslimsiz zilyetlik devrinin sözleşmede açık ve usulüne uygun şekilde kurulması zorunludur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/1386, K. 2024/4015Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/1386 E.  ,  2024/4015 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1547 Esas, 2022/1535 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/333 E., 2021/525 K. Taraflar arasındaki yönetim kurulu kararının iptali ve ortaklığın pay defterine kaydı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 14.05.2024 günü hazır bulunan asıl ve birleşen davada davacılar vekili Avukat … ile asıl ve birleşen davada davalı ve dahili davalılar vekili Avukat … dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA 1.Davacı vekili asıl davada dava dilekçesinde; …'ın davalı şirket nezdinde bulunan %5'lik nama yazılı hissesini 23.12.2015 tarihli adi yazılı sözleşmeyle devraldığını, ancak davalı şirketin devre onay vermediğini, sermaye taahhüdü borcunun ödenmediği gerekçesi ile de …'ı ortaklıktan ıskat ettiğini, oysa 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 490 ncı maddesinde düzenlendiği gibi kanunda ya da esas sözleşmede aksi öngörülmemiş ise nama yazılı payların herhangi bir sınırlamaya bağlı olmaksızın devredilebileceğini, ana sözleşmedeki tek kısıtlamanın devrin öncelikle diğer ortaklara teklif edilmesi olduğunu, aynı Kanun'un 491 inci maddesinde getirilen kanuni sınırlamanınsa “ … devralanın ödeme yeterliliği şüpheli ise ve şirketçe istenen teminat verilmemişse …” şartına bağlandığını, somut olayda hissesini devreden ortak …’ın öncelikle diğer ortaklara hissesini almaları için teklifte bulunduğunu ancak ortakların hisseyi almak istememeleri üzerine müvekkiline hissesini devrettiğini, diğer yandan müvekkilinin sermaye taahhüdünü yerine getirebilecek maddi güce sahip olduğunu, şirketin teminat gösterilmesine ilişkin herhangi bir talebinin de olmadığını, devir sonrası sermaye taahhüdü borcunun yeni hisse sahibi olan müvekkiline ait olduğunu, borcun ifasının müvekkilinden talep edilmesi gerekirken önceki hisse sahibi …’dan talep edilmesinin ve talebin yerine getirilmediği gerekçesi ile ıskat kararı verilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek yönetim kurulu kararının iptaliyle, davacının 23.12.2015 tarihinde davalı şirket ortağı …’dan devraldığı %5 nama yazılı hissenin devrinin ortaklar pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen davada dava dilekçesinde; asıl davadaki beyanları tekrar ederek aynı şekilde yönetim kurulu kararının iptaliyle, …'ın 23.12.2015 tarihinde davalı şirket ortağı müvekkilinden devraldığı %5 nama yazılı hissenin devrinin ortaklar pay defterine tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili asıl ve birleşen davada cevap dilekçesinde; dava konusu şirket paylarının nama yazılı senede bağlandığını, nama yazılı pay senetlerinin devrinin ancak ciro ve teslimiyle mümkün olduğunu, pay senetlerinin senet sahiplerinin cirosuyla Yapı ve Kredi Bankası’na rehin verildiğini, pay senetlerinin pay sahiplerinin elinde olmadığını, şirketin ortaklık yapısındaki değişiklik için, yeni pay devri için rehin alacaklısı Yapı ve Kredi Bankası’nın yazılı ön izninin zorunlu olduğunu, pay devri işlemi için ön izin başvurusu yapılmadığını, ödenmeyen sermaye taahhüdüne ilişkin ıskat işlemi hem kanuni zorunluluk hem de şirketin içinde bulunduğu yatırım aşamasında sermaye artışı işlemi için kaçınılmaz olduğunu, ıskat işleminin kanunda tarif edilen çağrı ve ilan prosedürünün eksiksiz yerine getirilmek suretiyle gerçekleştirildiğini, … payları üzerine üçüncü bir şahsın alacağı iddiasıyla konulmuş ihtiyati haciz bulunduğundan davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sermaye koyma borcunun 18.01.2012 tarihinde tescil edilen sermaye artırımından kaynaklandığı, bakiye sermayenin tescilinden itibaren en geç 3 yıl içinde ödenmesinin ana sözleşmenin 6 ncı maddesi hükmü gereği olduğu, bakiye sermaye borcunun vadesinin 18.01.2015’te dolduğu, bu tarih itibariyle …’ın temerrüde düştüğü, bunun üzerine şirket tarafından usulüne uygun şekilde ıskat sürecinin tamamlandığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; adi yazılı sözleşme ile yapılan devrin hukuka uygun olduğunu, davalı şirketin yasal olarak yeni pay sahibinden yasal olarak istemesi gereken teminatı istemediğini, dava konusu nama yazılı pay senedinin bankaya davalı şirketin kullanıldığı şirket kredisinin teminatı olarak teslim edildiğini, davacı şirket ortağı …'ın pay senetlerine zilyetliğinin devam etmekte olduğunu, nama yazılı pay senedinin devrinin, pay senedinin cirosu yerine, yazılı sözleşme/temlikname ile zilyetliğin havalesi yoluyla yapıldığını, 4071 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 979 uncu maddesinin somut olayda uygulanmasının mümkün olamadığını, anılan maddenin 3 üncü kişi ile asıl hak sahibi zilyet arasındaki ilişkiyi düzenlediğini, pay senedini devir alan …'ın rehin sözleşmesinin tarafı olmadığını, bu nedenle Yapı Kredi Bankasının kredi teminatı olarak rehin hakkı tesis ettiği şirket pay senetlerine dair bu ayni hakkını, devir alana karşı da ileri sürmesinde yasal bir engel olmadığı gibi bu durumun, rehinli pay senedini satın alan davacı … ile nama yazılı pay senedini rehin hakkı sebebiyle dolaylı zilyet olarak bulunduran Yapı Kredi Bankası ile arasındaki hukuki ilişkiyi ilgilendirdiğini, Medeni Kanun'da yer alan düzenlemenin AŞ'lerde nama yazılı payın devrinde bir sınırlandırma olarak değerlendirilmesinin hukuki bir yorum olmadığını, şirketin ret kararının şekle ilişkin gerekçesinin isabetli olmadığını, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya tabi olmaksızın devredileceğinin düzenlendiğini, noter devrinin aranmadığını, şirketteki payını devretmek isteyen ortağın, sermaye taahhüdünü henüz tamamlamış olmasının payın devrine engel olmadığı, geçerli bir pay devrinde, payını devreden ortağın kalan sermaye koyma taahhüt borcundan, payı devir alan yeni pay sahibinin sorumlu olduğu, sermaye arttırımı nedeniyle şirket ortaklarına, 3 yıllık süre tanındığı ancak bu 3 yıllık süre dolmadan da şirket tarafından bu sürenin bir yıl daha uzatıldığını, yani sermaye arttırımı nedeniyle ortak …'ın kalan sermaye taahhüdünü ödemesinin vadesinin 18.01.2016 olduğu, davacılar arasında pay devrinin ise vade tarihinden önce 23.12.2015'te yapıldığı, sermaye taahhüdünü yerine getirme yükümlülüğünün vadesinin 18.01.2016 olduğu ve bu tarihten daha önce pay devrinin yapıldığı ve şirkete bildirildiği dikkate alındığında sermaye taahhüdünü tamamlama yükümlülüğünün yeni pay sahibi … …'a ait olduğu, yani davacı ortak …'ın, payını devrettiği tarihte mütemerrit olmadığı, Hatta, şirket yönetim kurulunun, payını devreden ortak …'ın sermaye taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesi ile payın devrinin onayını reddettiği 12.01.2016 tarihinde bile henüz sermaye arttırımı nedeniyle sermaye koyma borcunun vadesinin dolmadığı, şirketin payı devir alan …'in ekonomik durumu ile ilgili şüphesi varsa, sermaye taahhüdünü yeni pay sahibinin yerine getiremeyeceğini düşünüyorsa yeni pay sahibinin devir onay talebini değerlendirmeden önce yeni pay sahibinden teminat istemesi gerektiğini, yeni pay sahibinin şirket tarafından sermaye taahhüt borcu nedeniyle şirkete istediği teminatı veremediği takdirde şirketin yeni pay sahibinin devre onay talebini reddedebileceği, yeni pay sahibinin pay devrini şirkete bildirdiği 30.12.2015 tarihi itibariyle hukuken şirket ortağı olduğu, %5 payın sermaye koyma borcunun vadesinin pay devrinden sonraki bir tarih olan 18.01.2016 olduğu dikkate alındığında; davalı şirketin, ortak …'ı sermaye koyma borcu olduğu ve temerrüde düşürülmesi ve ortaklıktan ıskatının yasal olarak mümkün olmadığı, davalı şirketin yaptığı ıskat işleminin yok hükmünde ve batıl olduğu, kaldı ki davalı şirketin kötü niyetli olduğu, zira, şirket ortakları ekonomik zorluk içinde olduğunu bildikleri …'ın payını bedel ödemeden kendilerine almak istedikleri için sermaye arttırımına gidildiği, davacı şirket ortağının pay devrine onay verilmediği ve ortak …'ın payını kendilerine alabilmek için sermaye taahhüdünü yerine getirme yükümlülüğü …'ın şirketteki payını devir alan … …'a geçmesine rağmen sermaye borcunu ödeme konusunda hukuken sorumluluğu olmayan …'ı muhatap alarak temerrüt prosedürünü işleterek …'ın ortaklığının ıskatına karar verildiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava, ıskat işlemine ilişkin yönetim kurulu kararının iptaliyle davacı …’ın 23.12.2015 tarihinde davalı şirket ortağı birleşen dosya davacısı …’dan devraldığı % 5 nâma yazılı hissenin devrinin şirket ortaklar pay defterine tesciline karar verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Anonim şirketlerde nama yazılı hisse senetlerinin temlik yolu ile devri geçerli ise de; pay senedi dava dışı banka nezdinde rehinli olup senedin devralana (asıl davanın davacısı …'a) teslimine ilişkin şart gerçekleşmemiştir. 3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak, davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Rehin Alanın Yetki Sınırları ve Genel Kurulda Temsil

Rehin alacaklısının pay senedi üzerindeki hâkimiyeti mutlak bir tasarruf serbestisi sağlamaz. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 942. maddesi gereğince, alacaklının senedi bir başkasına rehnedebilmesi ancak pay sahibinin rızasının bulunmasına bağlıdır. Aynı Kanun'un 943. maddesi uyarınca, alacaklının senet üzerindeki zilyetliği yitirmesi ve senedi zilyetliği elinde tutan üçüncü şahıstan geri alamayacak duruma gelmesi halinde rehin hakkı sona erer. Senedin alacaklının muvafakatiyle fiilen yalnızca rehin verenin tasarrufunda bulunması durumunda ise rehnin doğurduğu hukuki sonuçlar askıda kabul edilir.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 943Kaynağı aç
Madde 943- Taşınır rehni, alacaklının zilyet olmaktan çıkması ve onu zilyet olan üçüncü kişiden geri alamaz hâle gelmesiyle son bulur. Taşınır, alacaklının rızasıyla fiilen yalnız rehnedenin hâkimiyeti altında bulunduğu sürece rehnin hükümleri askıda kalır. 2. Geri verme borcu
4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 942Kaynağı aç
Madde 942- Alacaklı, rehinli taşınırı ancak rehnedenin rızasıyla bir başkasına rehnedebilir. II. Rehnin sona ermesi 1. Zilyetliğin kaybı

Payın rehnedilmesi ortaklık haklarının rehin alacaklısına devredildiği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu'nun 960. maddesi uyarınca ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil etme yetkisi rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir. Payın mülkiyetini usulünce devralan kişi, devir hukuken sonuç doğurduğunda ortaklıktan doğan idari ve temsil yetkilerini kullanma hakkını elde eder.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 960Kaynağı aç
Madde 960- Ortaklık genel kurulunda rehinli pay senetlerini temsil etmek yetkisi, rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir. III. Yönetim ve ödeme

Esas Sözleşmesel Devir Kısıtlamaları ve Şirket Onay Mekanizması

Anonim şirketlerde nama yazılı payların devri serbestisi esas sözleşmeyle sınırlandırılabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 492. maddesinin birinci fıkrasına göre esas sözleşmeyle nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceği öngörülebilir; şirketin tasfiyeye girmesi halinde ise devredilebilirliğe ilişkin bu sınırlamalar düşer. Kanun'un 493. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şirket, esas sözleşmede gösterilmiş önemli bir sebebi ileri sürerek veya payları başvuru anındaki gerçek değeriyle kendi, diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek onay istemini reddedebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 493Kaynağı aç
MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. (2) Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur. (3) Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir. (4) Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. (5) Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. (6) Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. (7) Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz. b) Hükümleri
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 492Kaynağı aç
MADDE 492- (1) Esas sözleşme, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir. (2) Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir. (3) Şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar düşer. 2. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar a) Red sebepleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında; ortakların nitelik ve çevresine dair şirket sözleşmesindeki düzenlemeler işletme konusu veya şirketin iktisadi bağımsızlığı açısından devre karşı çıkılmasını haklı kılıyorsa önemli sebep gerçekleşmiş kabul edilir. Şirket sözleşmesine konulacak ret gerekçelerinin kanunda belirlenen bu çerçeveye uygun olarak somut biçimde açıklanması zorunludur; kanun hükmüne ya da ortaklar arasındaki anlaşmalara soyut veya genel yollamalar yapılması devrin onaylanmaması için yeterli görülmez. Öte yandan pay sahipleri arasındaki haricî sözleşme hükümleri, sözleşmelerin nispiliği kuralı gereğince hisseyi edinen üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez.

Devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmemesi halinde şirket devrin pay defterine kaydını reddedebilir. Paylar cebri icra, miras veya eşler arasındaki mal rejimi hükümleriyle iktisap edilmişse şirket, edinen kişiye yalnızca payları gerçek değeriyle devralmayı önerdiği takdirde onay vermekten kaçınabilir. Türk Ticaret Kanunu'nun 494. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket onay istemini aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa onay verilmiş sayılır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/1865 Esas ve 2025/478 Karar sayılı ilamında, organın usulünce teşekkül etmemesi sebebiyle yönetim kurulu ret kararının yok hükmünde sayıldığı hallerde üç aylık kanuni sürenin dolmasıyla devre zımni onay verilmiş sayılacağı ve pay defterine kayıt gerekeceği belirtilmiştir.

Pay Defterine Kayıt ve Şirkete Karşı Hak Sahipliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 499. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şirket; senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle intifa hakkı sahiplerini pay defterine kaydetmekle yükümlüdür. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmedikçe devralan pay defterine yazılamaz. Nama yazılı senetlerde ciro veya temlik ile zilyetliğin devri taraflar arasındaki tasarruf işlemini tamamlarken, pay defterine kayıt devrin şirkete karşı hüküm ifade etmesi bakımından aranır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 499Kaynağı aç
MADDE 499- (1) Şirket, senede bağlanmamış pay ve nama yazılı pay senedi sahipleriyle, intifa hakkı sahiplerini, ad, soyad, unvan ve adresleriyle, pay defterine kaydeder. (2) Payın usulüne uygun olarak devredildiği veya üzerinde intifa hakkı kurulduğu ispat edilmediği sürece, devralan ve intifa hakkı sahibi pay defterine yazılamaz. (3) Şirket, kaydın yapıldığını pay senedine işaret eder. (4) Şirketle ilişkilerde, sadece pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir. (5) Merkezî Kayıt Kuruluşu tarafından kayden takibi yapılan nama yazılı paylara ilişkin Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri ile ilgili diğer düzenlemeler saklıdır. 2. Kaydın silinmesi

Türk Ticaret Kanunu'nun 499. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince şirketle ilişkilerde yalnızca pay defterinde kayıtlı bulunan kimse pay sahibi ve intifa hakkı sahibi olarak kabul edilir. Rehinli pay senedini devralan kişinin şirkete karşı ortaklık haklarını kullanabilmesi usulüne uygun devrin kanıtlanarak pay defterine tescil edilmesine bağlıdır. Senet üzerindeki tasarruf veya zilyetlik devri şartlarının gerçekleşmediği hallerde şirket pay defterine kayıt istemini reddedebilir.

Rehinli anonim şirket payının devri için rehin alacaklısının rızası gerekir mi?

Mevzuatta rehinli payın devrini yasaklayan emredici bir hüküm bulunmamakta olup pay devrinin engellenebilmesi rehin sözleşmesinde tasarruf yetkisinin sınırlandırılmış olmasına bağlıdır.

Rehinli pay senedi fiilen teslim edilmeden zilyetliğin havalesiyle devredilebilir mi?

Türk Medeni Kanunu'nun 979. maddesi uyarınca teslimsiz zilyetlik devri mümkün olmakla birlikte, rehinli pay senetlerinin devrinde zilyetliğin havalesinin geçerliliği sözleşme içeriğine ve teslim şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğine göre değerlendirilmektedir.

Rehinli pay senetlerinde genel kurulda temsil yetkisi kime aittir?

Türk Medeni Kanunu'nun 960. maddesi uyarınca genel kurulda rehinli pay senetlerini temsil etme yetkisi rehin alacaklısına değil, pay sahibine aittir.

Anonim şirket pay devri onay talebine ne kadar sürede cevap vermelidir?

Şirket pay devrini onaylamaya ilişkin talebi aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmezse veya ret haksız ya da hukuken geçersizse devir onaylanmış sayılır.

Ortaklar arasındaki pay sahipleri sözleşmesi yeni devralanı bağlar mı?

Pay sahipleri arasındaki sözleşmeler nispilik ilkesine tabi olduğundan bu sözleşmedeki kısıtlamalar payı devralan üçüncü kişiye karşı kural olarak ileri sürülemez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu