6361 Sayılı Finansal Kiralama Kanunu ve Uygulama Esasları

by Avukat Erdal Ersoy
6361 Sayılı Finansal Kiralama Kanunu ve Uygulama Esasları

Kanunun Amacı, Kapsamı ve Birlik Yapısı

6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu; finansal kuruluş statüsündeki finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin kuruluşu, işleyişi ve bu kuruluşlarca akdedilen sözleşmelere ilişkin usul ve esasları düzenler. Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte mülga 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu ile 90 sayılı Ödünç Para Verme İşleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ek ve değişiklikleriyle yürürlükten kalkmıştır. Kanun kapsamında faaliyet gösteren kuruluşların kamu kurumu niteliğinde tüzel kişiliğe sahip Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği bünyesinde toplanması ve bu teşekküle üye olması zorunlu tutulmuştur.

Şirket Kuruluşu ve Faaliyet İzni Şartları

Kanun kapsamındaki bir şirketin kurulabilmesi için Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun en az beş üyesinin aynı yöndeki oyu aranır. Türkiye'de faaliyet gösterecek şirketin anonim şirket türünde yapılandırılması, kurucu ortak sayısının en az beş kişiden oluşması ve hisse senetlerinin nakit karşılığı çıkarılarak tamamının nama yazılı olması kanuni zorunluluktur. Şirket unvanında Finansal Kiralama Şirketi, Faktoring Şirketi veya Finansman Şirketi ibarelerinden birine yer verilmesi, kurucuların kanunda öngörülen vasıfları taşıması ve nakden, her türlü muvazaadan ari biçimde ödenmiş sermayenin en az yirmi milyon Türk Lirası olması şarttır. Kuruluş iznini tamamlayan kuruluşların ayrıca faaliyet izni alması mecburi olup Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından verilen bu faaliyet izinleri Resmî Gazete'de yayımlanır.

Teşkilatlanma Sınırları ve Yönetici Nitelikleri

Finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketlerinin yurt içi ya da yurt dışı şube açılışları Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun iznine tabidir. Kanun m. 8/1 uyarınca şirketlerin şube dışında herhangi bir teşkilatlanmaya gitmesi ve acentelik tesis etmesi yasaklanmıştır. Kurumsal yönetim ilkeleri gereğince yönetim kurulu, genel müdür dahil üç üyeden az olamaz; genel müdür ya da bulunmadığı zamanlarda vekili yönetim kurulunun tabii üyesidir. Genel müdürlük görevini üstlenecek kişilerin en az yedi yıl, genel müdür yardımcılarının ise en az beş yıl işletmecilik veya finans disiplininde mesleki tecrübeye sahip olmaları ve lisans düzeyinde üniversite diploması taşımaları aranır.

Esas Sözleşme Değişiklikleri ve Kamuyu Aydınlatma

Şirketlerin esas sözleşmelerinde yapılması planlanan değişikliklerin genel kurul gündemine taşınabilmesi için öncesinde Kuruma bilgi verilir. Kurumun on beş iş günü zarfında olumsuz görüş bildirmemesi durumunda değişiklik genel kurulda karara bağlanır ve varılan netice Kuruma iletilir. Şirketler yürürlükteki esas sözleşmelerini kendi internet sitelerinde yayımlamakla yükümlü olup metinlerde meydana gelen değişikliklerin on iş günü içinde güncellenmesi gerekir. Şirket merkez ve adresine dair değişiklikler ise gerçekleştiği tarihten itibaren on beş iş günü içinde Kuruma bildirilir.

Gözetim, Denetim ve İntibak Düzenlemeleri

Şirketlerin gözetim ve denetim faaliyetleri Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu uhdesindedir. Kurum; şirketlerden, şirket ortaklarından, şirketin kontrol ettiği ortaklıklar ile bunların şubelerinden ve ilgili diğer gerçek ve tüzel kişilerden Kanun hükümleriyle bağlantılı görülen tüm bilgi ve belgeleri gizli nitelikte olsa dahi talep etmeye, vergiye ilişkin olanlar dahil tüm defter ve kayıtları incelemeye yetkilidir. Şirketler bilgi işlem altyapılarını Kurum denetimine hazır tutmakla mükelleftir. Kanunun yürürlüğe girdiği evrede çıkarılacak alt mevzuat düzenlemeleri tamamlanana kadar eski düzenlemelerin Kanuna aykırı düşmeyen kısımlarının tatbik edileceği ve yeni ikincil düzenlemelerin bir yıl içinde yürürlüğe konulacağı öngörülmüştür. Kanuna tabi kuruluşlar asgari sermaye koşuluna üç yıl, şube ve üst yönetici kriterlerine altı ay içinde uyum sağlamak zorunda tutulmuş; haklı mücbir sebeplerin varlığında bu intibak sürelerinin Kurulca bir yılı aşmamak üzere uzatılabileceği hüküm altına alınmıştır.

Finansal Kiralama Sözleşmesinin Niteliği ve Tescili

Finansal kiralama sözleşmesi; 6361 sayılı Kanun m. 18 çerçevesinde, kiralayanın kiracının belirlemesi ve talebi doğrultusunda üçüncü şahıstan ya da bizzat kiracıdan temin ettiği yahut daha evvel mülkiyetine aldığı bir malın zilyetliğini, tüm semerelerinden faydalanılmak üzere kira karşılığı kiracıya devretmesini düzenleyen akittir. Finansal kiralamanın yurt dışı kanalıyla yapıldığı hallerde sözleşmelerin tescil işlemleri Kanun m. 21 uyarınca Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Birliği nezdinde gerçekleştirilir. Bu kiralamaların tabi olacağı usul ve kurallar Kurulun uygun görüşü alınarak Birlik tarafından belirlenir.

6361 sayılı FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG, FİNANSMAN VE TASARRUF FİNANSMAN ŞİRKETLERİ KANUNU m. 18Kaynağı aç
MADDE 18 – (1) Finansal kiralama sözleşmesi; kiralayanın, kiracının talebi ve seçimi üzerine üçüncü bir kişiden veya bizzat kiracıdan satın aldığı veya başka suretle temin ettiği veya daha önce mülkiyetine geçirmiş bulunduğu bir malın zilyetliğini, her türlü faydayı sağlamak üzere kira bedeli karşılığında, kiracıya bırakmasını öngören sözleşmedir. Sözleşmenin konusu
6361 sayılı FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG, FİNANSMAN VE TASARRUF FİNANSMAN ŞİRKETLERİ KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21 – (1) Yurt dışından yapılacak finansal kiralama sözleşmeleri Birlik tarafından tescil edilir. (2) Yurt dışından yapılacak finansal kiralamalara ilişkin usul ve esaslar Kurulun uygun görüşü alınmak suretiyle Birlik tarafından belirlenir. Sözleşmenin şekli ve tescili

Temerrüt Nedeniyle Fesih ve Malın İadesi Borcu

Finansal kiralama ilişkisinde muaccel hale gelen kira bedellerinin kiralayan tarafından keşide edilen ihtara rağmen yasal altmış günlük mehil içinde ödenmemesi durumunda kiracı temerrüde düşer. 6361 sayılı Kanun m. 33 uyarınca kiralayan, temerrüt koşullarının gerçekleşmesi üzerine akdi feshederek finansal kiralamaya konu malın kendisine iadesini isteme hakkını elde eder; nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/5169 Esas ve 2024/1631 Karar sayılı ilamında, kanuni sürede borcun ifa edilmemesiyle akdin haklı nedenle feshedildiği ve malın iade şartlarının doğduğu kabul edilmiştir. Sözleşmenin feshi neticesinde kiracının malı iade borcunun doğabilmesi için ihtarnamenin muhataba fiilen tebliğ edilmiş olması şarttır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2012/19-1500 Esas ve 2013/565 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, sözleşmede aksine tebligat şartı kararlaştırılmış bulunsa dahi, fiilen tebliğ edilmeyerek bila tebliğ dönen ihtarnameye dayanılarak temerrüt olgusunun vücut bulduğu söylenemez ve malın iadesi dava konusu yapılamaz. 6361 sayılı Kanun m. 33/1 hükmü gereğince, sözleşmenin kiralayan tarafından feshedilmesi veya Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kiracı tarafından haklı nedenle feshi durumlarında kiracı malı kiralayana iade etmekle yükümlüdür.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5169, K. 2024/1631Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2022/5169 E.  ,  2024/1631 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1067 Esas, 2022/1118 Karar DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/1034 E., 2019/641 K. Taraflar arasındaki iade davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında Finansal Kiralama Sözleşmelerinin akdedildiğini, sözleşmeler içerisinde yer … malların davalıya teslim edildiğini, davalıya ödemede temerrüde düştüğü, borcun yasal sürede ödenmesi aksi takdirde sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiğini, ihtarnamenin usulüne uygun olarak kiracı şirkete tebliğ edildiğini, Finansal Kiralama Sözleşmesinin münfesih olduğunu ileri sürerek Finansal Kiralama Sözleşmesine konu malların müvekkili şirkete aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin anılan sözleşmeler ekinde yer … ödeme planında belirtilen kiralama bedellerini kararlaştırılan tarihlerde eksiksiz ödediğini, davacı tarafça sözleşmenin feshi işleminin kanuna aykırı olduğunu, müvekkilinin sözleşmenin başlangıcından bu yana iyiniyetli kira ödemelerini yapmaya çalıştığını, sözleşme hükümlerini ihlal etmediğini, davacının kira bedeli ödenmediğinde malların aynen iadesini isteyebileceğine ilişkin sözleşmede hüküm bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesi gereğince, davalı yana kiralanan ve teslim edilen emtiaların vadesi gelen ve ödenmeyen kira bedellerinin ödenmesi için keşide edilip davalı tarafa tebliğ edilen ihtara rağmen davalı tarafça yasal 60 günlük süre içerisinde kira bedellerinden kaynaklanan borcun ödenmediği ve temerrüde düşüldüğü, davacı tarafça akdin feshinin haklı nedenlere dayandığı, 6361 Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu (6361 sayılı Kanun) ile finansal kiralama sözleşmesi gereğince iadenin yasal koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun eksik ve hatalı düzenlendiğini, itirazların değerlendirilmediğini, taraflar arasında düzenlenen finansal kiralama sözleşmeleri ekinde yer … ödeme planında belirtilen kiralama bedellerini davalı müvekkilinin kararlaştırılan tarihlerde eksiksiz ödediğini, bu ödemelerin bilirkişi raporunda bakiye borçtan mahsup edilmediğini, gerçekten davalı şirketçe ödenmeyen kiralama bedeli mevcut olsa dahi davacı şirketin sözleşmeye konu menkul malların iadesini talep etme hakkı bulunmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının sunduğu ödeme belgelerinin davacının defterinde kira hesabına tahsilat kaydı olarak işlendiği, ihtarnamelerde yer … mehil sürelerinde yapılan bir ödeme bulunmadığı, finansal kiralama sözleşmesinin 27. maddesi ve sözleşme tarihinde yürürlükte olan 6361 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereğince davacının sözleşmenin feshi ile birlikte malın iadesini talep edebileceği, davacı vekilinin dava dilekçesinde dava değerini 117.500,00 TL olarak açıkladığı ve eksik harcı tamamladığı, mahkemece harçlandırılan değer üzerinden karar harcına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf istemleri kısmen kabul edilmesine rağmen aleyhlerine hüküm kurulduğunu, müvekkili şirketçe borcun tamamının ödendiğinin tespit edildiğini, gerçekten davalı şirketçe ödenmeyen kiralama bedeli mevcut olsa dahi davacı şirketin sözleşmeye konu menkul malların iadesini talep etme hakkı bulunmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, finansal kiralama sözleşmesinin haklı nedenle fesih iddiasına dayalı olarak sözleşmeye konu malların iadesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri. 2.6361 sayılı Kanun'un 33. maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 … maddesinde yer … sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2012/19-1500, K. 2013/565Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2012/19-1500 E.  ,  2013/565 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 17/05/2012 NUMARASI : 2012/64  E-2012/132  K. Taraflar arasındaki “menkul iadesi” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkeme’since davanın  reddine dair verilen 03.05.2010 gün ve 2009/784 E.- 2010/213 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 12.10.2011 gün ve 2011/738 E-2011/12447  K. sayılı ilamı ile; (…Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında yapılan 10.10.2007 tarihli finansal kiralama sözleşmesine istinaden kiralama konusu malların davalıya teslim edildiğini, kira bedelleri ve sigorta borçlarının ödenmediğini, keşide edilen ihtarnameden sonuç alınamadığını belirterek, finansal kiralama konusu menkullerin davacıya iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir. Mahkemece, Finansal Kiralama Kanunu'nun 23/1.maddesi  uyarınca davacının Finansal Kiralama bedelini ödemede temerrüde düşen davalı kiracıya 60 günlük sürede ödeme yapılmaması halinde malın iadesi ve finansal kiralama bedelini istemek için ihtarname gönderilebileceği, ancak somut olayda davacının davalıya gönderdiği 24.07.2009 tarihli ihtarnamenin davalıya tebliğ edilemediği, bu durumda davacının akdi feshetme ve malın iadesini isteme hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. Dava, Finansal Kiralama Sözleşmesinden kaynaklanan finansal kiralamaya konu malın iadesi istemine ilişkindir. Taraflar arasında imzalanan 18.04.2007 tarihli Finansal Kiralama Sözleşmesinin 50.maddesinde “Kiracı ve kefiller, kiralayan tarafından herhangi bir husus için sözleşmenin özel şartlar  bölümünde yer alan adreslerine yapılacak her türlü tebligatın, kanuni ikametgâhlarına veya kendilerine yapılmış tebligat olduğunu, Tebligat Kanunu'nun 35. ve İcra İflas Kanunu'nun 21.maddesindeki usulün uygulanmasını şimdiden kabul ve taahhüt ederler.” denilmektedir. Bu durumda mahkemece anılan sözleşme hükmü üzerinde durulup varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir…) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir. TEMYİZ EDEN: Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava, finansal kiralama sözleşmesine konu menkullerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine  karar verilmiş, davacı vekilinin temyizi üzerine karar, Özel Dairece yukarıda başlık bölümünde gösterilen nedenlerle bozulmuştur. Yerel Mahkemece, önceki kararda direnilmiş; hükmü temyize davacı vekili getirmiştir. Genel Kurulda işin esasının görüşülmesinden önce, Özel Daire ilamında bozma gerekçesi yapılarak tartışılması istenilen sözleşmenin 50.maddesinin yerel mahkemece değerlendirilmek suretiyle verilen temyize  konu kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla, temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu'nca mı, yoksa Özel Dairece mi yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak görüşülmüş ve oybirliği ile önsorun bulunmadığına karar verilerek işin esasının incelenmesine geçilmiştir. Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; finansal kiralama sözleşmesinin feshine ilişkin sözleşmedeki adrese gönderilen ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edilememiş olmasına rağmen, sözleşmenin 50.maddesindeki hüküm uyarınca tebligatın geçerli sayılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Taraflar arasında 3226 sayılı Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde 10.10.2007 tarih ve 31617 yevmiye nolu düzenleme şeklinde finansal kiralama sözleşmesi düzenlenerek sözleşmeye konu makine ve ekipmanların davalıya teslim edildiği dosya kapsamıyla sabittir. Davacı taraf, davalının sözleşmeden kaynaklanan 23.467,78 Euro borcunu  ödemediğini ileri sürerek, borcun 60 gün içinde ödenmemesi halinde sözleşmenin fesih olunacağını davalıya ihtar etmek istemiş ve Beşiktaş  3.Noterliği’nde düzenlenen 24.07.2009 tarih ve 26131 yevmiye numaralı  ihtarnamenin davalıya tebliğini Noter’den talep etmiştir. Bu ihtarnamenin tebliği için gönderilen tebligat evrakının ise, davalı şirketin belirtilen adresten taşındığının bildirilmesi nedeniyle tebliğ edilemeden iade edilmiş olduğu ilgili noter tarafından verilen şerhten anlaşılmaktadır. Her ne kadar taraflar arasında imzalanan Finansal Kiralama Sözleşmesinin 50.maddesi: “Kiracı ve kefiller, kiralayan tarafından herhangi bir husus için sözleşmenin özel şartlar bölümünde yer alan adreslerine yapılacak her türlü tebligatın, kanuni ikametgâhlarına veya kendilerine yapılmış tebligat olduğunu, Tebligat Kanunu'nun 35. ve İcra İflas Kanunu'nun 21.maddesindeki usulün uygulanmasını şimdiden kabul ve taahhüt ederler” şeklinde düzenleme içermekte ise de; somut olayda davalıya çıkartılan ihtarnamenin davalı tarafa tebliğ edilmediği konusunda uyuşmazlık bulunmamakta olup, sözleşmenin bahsi geçen hükmünün de tebliğ edilmemiş olan bir evrakın, tebliğ edilmiş sayılmasına imkan veren bir düzenleme olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu durumda, davalı tarafa tebliğ edilmeyen bir ihtarnameyle temerrüdün oluştuğundan bahsedilemeyeceğinden, aynı hususa işaret eden direnme kararı usul ve yasaya uygun olup onanması gereklidir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun bulunan direnme kararı onanmalıdır. S O N U Ç : Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçelerle ONANMASINA, gerekli temyiz ilam harcı peşin alınmış olduğundan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.04.2013 gününde oyçokluğu  ile karar verildi.
6361 sayılı FİNANSAL KİRALAMA, FAKTORİNG, FİNANSMAN VE TASARRUF FİNANSMAN ŞİRKETLERİ KANUNU m. 33Kaynağı aç
MADDE 33 – (1) Sözleşmenin kiralayan tarafından feshi ile 30 uncu maddenin ikinci fıkrası uyarınca kiracı tarafından feshi hâllerinde, kiracı malı iade ile yükümlüdür. İade edilen malın üçüncü kişilere satılması hâlinde sözleşmede aksi bir değer kararlaştırılmadıkça satış bedelinin, vadesi gelmemiş finansal kiralama bedelleri ile varsa kiralayanın bunu aşan zararı toplamından düşük olması durumunda aradaki fark kiracı tarafından kiralayana ödenir. Sözleşmede aksi bir değer kararlaştırılmadıkça iade edilen malın satış bedelinin, vadesi gelmemiş finansal kiralama bedelleri ile varsa kiralayanın bunu aşan zararı toplamından yüksek olması durumunda aradaki fark kiralayan tarafından kiracıya ödenir. İade alınan malın üçüncü kişilere finansal kiralama yöntemiyle kiralanması hâlinde de aynı esaslar uygulanır. (2) Sözleşme kiracı tarafından feshedilirse kiracı malı geri vermekle beraber uğradığı zararın tazminini, kiralayandan talep edebilir. (3) Sözleşmeden kaynaklanan borçlara karşılık teminat olarak alınan ipoteklerin paraya çevrilmesinde 2004 sayılı Kanunun 150/ı maddesi hükümleri uygulanır. (4) Kiracının bu Kanunda belirtilen süreler içinde borcunu ödememesinden dolayı kiralayan tarafından noter aracılığıyla kiracıya gönderilen fesih ihtarnameleri hakkında 2004 sayılı Kanunun 68/b maddesi hükümleri uygulanır. Uygulanmayacak hükümler

Fesih Sonrası Malın Satışı, Tasfiye ve İpoteklerin Paraya Çevrilmesi

Finansal kiralama sözleşmesinin feshinden sonra kiralayana iade edilen mal üçüncü kişilere satıldığında tasfiye hesabı 6361 sayılı Kanun m. 33/1 çerçevesinde yürütülür. Sözleşmede taraflarca aksi bir kıymet kararlaştırılmamışsa; satış bedelinin kiracının vadesi gelmemiş finansal kiralama bedelleri ile kiralayanın varsa bu tutarı aşan müspet/menfi zararları toplamından az kalması halinde aradaki noksan fark kiracı tarafından kiralayana ödenir. Buna mukabil, iade edilen malın üçüncü kişiye satışından elde edilen tutar vadesi henüz gelmemiş kira borçları ile kiralayanın zararını aşarsa, meydana gelen fazla fark kiralayan tarafından kiracıya iade edilir. İade alınan malın satılmayıp üçüncü şahıslara yeniden finansal kiralama yoluyla devredilmesi durumunda da aynı değerleme ve fark mahsubu kuralları caridir.

Kiracının Fesih Hakkı ve İpotek Takibi

Finansal kiralama sözleşmesinin kiracı tarafından feshedildiği hallerde kiracı malı geri verme borcu altına girmekle birlikte, 6361 sayılı Kanun m. 33/2 uyarınca bu fesih sebebiyle uğradığı zararların tazminini kiralayandan talep etme yetkisine sahiptir. Öte yandan sözleşmeden kaynaklanan kira veya tasfiye borçlarının teminatı olarak ipotek tesis edilmişse, söz konusu rehinlerin nakde tahvili genel hükümlerden ayrık olarak düzenlenmiştir. 6361 sayılı Kanun m. 33/3 amir hükmüne göre bu alacaklara karşılık teminat gösterilen ipoteklerin paraya çevrilmesi süreçlerinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 150/ı maddesindeki özel icra takip hükümleri tatbik olunur.

Kiralanan Malın İade Edilmemesinin Cezai Boyutu

Finansal kiralama konusu ekipman ve makinelerin taksitlerinin ödenmemesi sebebiyle kiracıya usulüne uygun tebliğ edilen altmış günlük ihtara rağmen ödeme yapılmaması akdin feshini ve iade mükellefiyetini doğurur. Fesih ve teslim ihtarnamesinin tebliğine rağmen kiralama konusu malların teslim edilmeyerek tasarrufun sürdürülmesi cezai sorumluluk doğurur. Nitekim Yargıtay 15. Ceza Dairesinin 2013/9395 Esas ve 2015/22405 Karar sayılı kararında, bildirime rağmen finansal kiralamaya konu makine ve teçhizatı uzun süre iade etmeyen muhatabın eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu teşkil ettiği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2013/9395, K. 2015/22405Kaynağı aç
15. Ceza Dairesi         2013/9395 E.  ,  2015/22405 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkumiyet Dosya incelenerek gereği düşünüldü; Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır. Katılan …A.Ş. ile sanık arasında, Finansal Kiralama Kanunu çerçevesinde … Noterliğince düzenlenen, 29/06/2007 tarihli ve … yevmiye numaralı finansal kiralama sözleşmesi ve… Noterliğince düzenlenen, 15/05/2007 tarihli ve…yevmiye numaralı finansal kiralama sözleşmeleri imzalanarak buna istinaden muhtelif makineler ve ekipmanlarının zilyedliğinin sanığa devredildiği; ancak sanığın, sözleşme hükümlerine göre ödemesi gereken kira bedelini ödemediğinden temerrüde düşmesi üzerine kendisine gönderilen ihtarnameye rağmen süresi içerisinde kira borcunu ödemediği gibi söz konusu makineyi de de teslim etmediği böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği; sanık savunması, katılan şirket vekilinin beyanı, 29/06/2007 ve 15/05/2007 tarihli düzenlenen finansal kiralama sözleşmeleri içeriğine, … Noterliğince düzenlenen 12/09/2008 tarihli ihtarnameye ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın katılan şirketten finansal kiralama sözleşmesi ile kiraladığı makine ve ekipmanın aylık taksitlerini ödememeleri üzerine, söz konusu borçlarını tebliğinden itibaren 60 gün içerisinde ödemeleri, ödemedikleri takdirde finansal kiralama sözleşmesinin fesih olacağı ve sürenin sona ermesinden itibaren 3 gün içerisinde finansal kiralamaya konu olan makine ve ekipmanları şirketin adresine teslim edilmesi hususlarında gönderilen ihtarnamenin usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen, sanığın, söz konusu makineyi katılan şirkete teslim etmemesi şeklinde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin, fesih ihbarı ve teslim ihbarnamelerinin sanığa tebliğinden sonra geçen uzun süreye rağmen iadenin yapılmaması dikkate alınarak hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda cezaların içtimasının düzenlenmediği gözetilmeden sanığa sonuç olarak tayin edilen 9.000 TL adli para cezasının ve 7500 TL adli para cezasının içtima edilerek 16.500 lira adli para cezasına hükmedilmesi, Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun'un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının (e) bendinde yazılı olan "neticeten 16.500,00 (ONALTIBİNBEŞYÜZ) TL" kısmının çıkartılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11/03/2015 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Finansal kiralama sözleşmesinde temerrüt ve malın iadesi nasıl gerçekleşir?

Vadesi gelen kira bedellerinin tebliğ edilen ihtara rağmen altmış günlük kanuni sürede ödenmemesiyle kiracı temerrüde düşer ve kiralayan 6361 sayılı Kanun m. 33 uyarınca sözleşmeyi feshederek malın iadesini talep edebilir; ancak temerrüdün doğabilmesi için ihtarnamenin fiilen tebliğ edilmiş olması zorunludur.

Fesih sonrasında kiralayana iade edilen mal satılırsa hesaplaşma nasıl yapılır?

İade edilen malın satış bedeli, vadesi gelmemiş kira taksitleri ile kiralayanın varsa zararından düşük kalırsa aradaki farkı kiracı öder; satış bedeli bu toplamdan yüksek çıkarsa aradaki fazla fark kiralayan tarafından kiracıya verilir.

Finansal kiralama borçlarına karşılık alınan ipotek nasıl paraya çevrilir?

6361 sayılı Kanun m. 33/3 uyarınca finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan borçlara teminat teşkil eden ipoteklerin paraya çevrilmesinde 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 150/ı maddesi hükümleri uygulanır.

Feshedilen sözleşmeye konu malın geri verilmemesi suç oluşturur mu?

Fesih ve teslim ihtarnamelerinin usulünce tebliğ edilmesine rağmen finansal kiralama konusu malın kiralayana uzun süre iade edilmemesi eylemi, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu