Ceza Yargılamasında Psikolojik Rahatsızlık İddiası ve Rapor Şartı
Ceza muhakemesinde şüpheli, sanık, tutuklu veya hükümlünün psikolojik rahatsızlık iddiasının sübjektif bir beyanla sınırlı kalmaması için tıbbi raporla doğrulanması aranır; devlet hastaneleri, üniversite hastaneleri veya Adli Tıp Kurumu gibi yetkin sağlık kuruluşlarınca düzenlenen raporlar akıl sağlığını, cezai ehliyeti ve tedavi ihtiyacını objektif biçimde değerlendirir. Sevk talebi, kişinin bizzat kendisi tarafından ileri sürülebileceği gibi avukatı veya müdafii aracılığıyla da savcılığa, mahkemeye ya da cezaevi idaresine sunulabilir. Şüpheli veya sanık, vekâletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir, yazışmaları denetime tabi tutulamaz; ancak kanunda sayılan katalog suçlar ve örgütlü suçlar kapsamında gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşmesi savcının istemi üzerine hâkim kararıyla yirmi dört saat süreyle kısıtlanabilir ve bu sürede ifade alınamaz. Öte yandan, kanuna aykırı elde edilen, ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi bulunmayan veya sadece davayı uzatma maksadıyla ileri sürülen delil istemleri mahkemece reddedilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 154Kaynağı aç
müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda
görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tâbi tutulamaz.
(2) (Ek: 3/10/2016-KHK-676/3 md.;
Aynen kabul: 1/2/2018-7070/3 md.) Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü
Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümlerinde tanımlanan suçlar ve
Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde
işlenen uyuşturucu ve uyarıcı madde imâl ve ticareti suçları bakımından
gözaltındaki şüphelinin müdafi ile görüşme hakkı Cumhuriyet savcısının istemi
üzerine, hâkim kararıyla yirmidört saat süreyle kısıtlanabilir; bu zaman
zarfında ifade alınamaz.
Kanunî temsilci veya eşin duruşmada hazır bulunması
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 206Kaynağı aç
delillerin ortaya konulmasına başlanır. (Ek cümleler: 25/5/2005 – 5353/29
md.) Ancak, sanığın tebligata rağmen mazeretsiz olarak gelmemesi sebebiyle
sorgusunun yapılamamış olması, delillerin ortaya konulmasına engel olmaz.
Ortaya konulan deliller, sonradan gelen sanığa bildirilir.
(2) Ortaya konulması istenilen bir delil aşağıda yazılı hâllerde
reddolunur:
a) Delil, kanuna aykırı olarak elde edilmişse.
b) Delil ile ispat edilmek istenilen olayın karara etkisi yoksa.
c) İstem, sadece davayı uzatmak maksadıyla yapılmışsa.
(3) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza
gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya
konulmasından vazgeçilebilir.
(4) (Mülga: 25/5/2005 – 5353/29 md.)
Delil ve olayın geç bildirilmesi
Gözlem Altına Alınma Kararı ve Müdafi Görevlendirilmesi
Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan beri hasta olduğunu ve bunun kişinin davranışları üzerindeki etkilerini saptamak amacıyla resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilebilir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 74 uyarınca bu kararın verilebilmesi için uzman hekimin öneride bulunması, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin dinlenmesi gerekir. Gözlem kararı soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise mahkeme tarafından verilir. Şüpheli veya sanığın müdafii bulunmuyorsa hâkim veya mahkemenin istemi üzerine baro tarafından zorunlu müdafi görevlendirilir. Aynı usul hükümleri, yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 74Kaynağı aç
şüpheli veya sanığın akıl hastası olup olmadığını, akıl hastası ise ne zamandan
beri hasta olduğunu ve bunun, kişinin davranışları üzerindeki etkilerini
saptamak için; uzman hekimin önerisi üzerine, Cumhuriyet savcısının ve müdafiin
dinlenmesinden sonra resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına,
soruşturma evresinde sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde mahkeme tarafından
karar verilebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın müdafii yoksa hâkim veya mahkemenin istemi
üzerine, baro tarafından bir müdafi görevlendirilir.
(3) Gözlem süresi üç haftayı geçemez. Bu sürenin yetmeyeceği anlaşılırsa
resmî sağlık kurumunun istemi üzerine, her seferinde üç haftayı geçmemek üzere
ek süreler verilebilir; ancak sürelerin toplamı üç ayı geçemez.
(4) Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz yoluna gidilebilir;
itiraz, kararın yerine getirilmesini durdurur.
(5) Bu madde hükmü, 223 üncü maddenin sekizinci fıkrası gereğince
yargılamanın durması kararı verilmesi gereken hâllerde de uygulanır.
Şüpheli veya sanığın beden muayenesi ve vücudundan örnek alınması
Gözlem Süresi ve İtiraz Usulü
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 74/3 hükmüne göre resmî sağlık kurumundaki gözlem süresi en çok üç haftadır. Kurumun ihtiyacı bildirmesi üzerine her seferinde üç haftayı geçmemek kaydıyla ek süreler verilebilirse de ilk süre ile ek sürelerin toplamı hiçbir surette üç ayı aşamaz. Sulh ceza hâkimi veya mahkemece verilen gözlem altına alma kararlarına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir. Kanunun 74 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca yapılan itiraz, kararın infazını kendiliğinden durdurur.
Gözaltı ve Tutukluluk Sürecinde Hastaneye Sevk Prosedürü
Gözaltı sürecinde şüphelinin sağlık durumu öncelikle kolluk kuvvetlerince belirlenen sağlık kuruluşunda değerlendirilir ve ciddi bir psikolojik rahatsızlık şüphesinde kapsamlı inceleme amacıyla Adli Tıp Kurumuna ya da uzman bir psikiyatri kliniğine sevk yapılabilir. Cezaevinde tutuklu bulunan kişinin psikolojik sorun bildirmesi veya avukatının talepte bulunması hâlinde süreç cezaevi idaresince kurum revirine veya devlet hastanesine sevk suretiyle başlatılabilir; intihar girişimi veya psikotik atak gibi acil durumlarda sevk işleminin hızla gerçekleştirilmesi gerekir. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinin her aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir; tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmeye hâkim veya mahkemece karar verilir ve bu kararlara itiraz kanun yolu açıktır.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 104Kaynağı aç
aşamasında şüpheli veya sanık salıverilmesini isteyebilir.
(2) Şüpheli veya sanığın tutukluluk hâlinin devamına veya salıverilmesine
hâkim veya mahkemece karar verilir. Bu kararlara itiraz edilebilir.[20]
(3) Dosya bölge adliye mahkemesine
veya Yargıtaya geldiğinde salıverilme istemi hakkındaki karar, bölge adliye
mahkemesi veya Yargıtay ilgili dairesi veya Yargıtay Ceza Genel Kurulunca dosya
üzerinde yapılacak incelemeden sonra verilir; bu karar re'sen de verilebilir.
Usul
Akıl Hastalığının Cezai Sorumluluğa Etkisi ve Güvenlik Tedbirleri
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 32/1 hükmü gereğince, akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez; ancak bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye ise TCK m. 32/2 uyarınca indirimli ceza verilir; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir ve diğer hâllerde verilecek ceza altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Bu kişiler hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmolunur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 32Kaynağı aç
anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını
yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak,
bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille
ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye,
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş yıl, müebbet hapis cezası
yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda
birden fazla olmamak üzere indirilebilir. (Değişik cümle:24/12/2025-7571/14
md.) Kişi hakkında ayrıca akıl hastalarına özgü güvenlik
tedbirine hükmolunur.
Sağır ve dilsizlik
Suç teşkil eden fiili işlediği sırada akıl hastası olduğu saptanan kişiler hakkında 5237 sayılı Kanun m. 57/1 uyarınca koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbiri verilir ve bu kimseler yüksek güvenlikli sağlık kuruluşlarında tedaviye alınır. Sağlık kurulunca düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğin kalktığı ya da belirgin derecede azaldığı ifade edilirse infaz hâkimi kararıyla salıverilme mümkündür. Ancak TCK m. 32/1 uyarınca tedbir uygulanan failler bakımından kurumda kalış süresi; ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis gerektiren eylemlerde bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis öngörülen fiillerde ise altı aydan daha kısa olamaz. Kurul raporunda belirtilen aralıklarla tıbbi kontrol ve takip savcılıkça yetkili sağlık kurumuna gönderilerek sürdürülür; takipte tehlikeliliğin arttığı tespit edilirse infaz hâkimliği yeniden koruma ve tedavi tedbirine hükmeder. Alkol veya uyuşturucu ya da uyarıcı madde bağımlısı suç failleri de bağımlılıktan kurtulana dek kendilerine özgü sağlık kuruluşlarında tedavi altında tutulur ve kurul raporuna istinaden infaz hâkimi kararıyla salıverilebilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 57Kaynağı aç
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Hakkında güvenlik
tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında
koruma ve tedavi altına alınırlar.
(2) Hakkında güvenlik tedbirine
hükmedilmiş olan akıl hastası, yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca
düzenlenen raporda toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya
önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine infaz hâkimi kararıyla serbest
bırakılabilir. (Ek cümle:24/12/2025-7571/15
md.) Ancak, hakkında
32 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilen akıl
hastaları için kurumda geçirilecek süre, ağırlaştırılmış müebbet hapis ve müebbet
hapis cezasını gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis
cezasını gerektiren suçlarda ise altı aydan az olamaz.
(3) Sağlık kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin
niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve takibinin gerekip
gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi kontrol ve takip, raporda
gösterilen süre ve aralıklarla, Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik
donanımı ve yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile sağlanır.
(5) Tıbbi kontrol ve takipte, kişinin
akıl hastalığı itibarıyla toplum açısından tehlikeliliğinin arttığı
anlaşıldığında, hazırlanan rapora dayanılarak, infaz hâkimliğince yeniden
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir
ve devamı fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) (Mülga:24/12/2025-7571/15 md.)
(7) Suç işleyen alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı
kişilerin, güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına alınmasına karar verilir.
Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
bağımlılığından kurtulmalarına kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği
kurumun sağlık kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine infaz hâkimi kararıyla
serbest bırakılabilir.
Suçta tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
Hükümlülerde Hastalık ve İnfazın Geri Bırakılması
Hükümlünün psikolojik rahatsızlık bildirmesi veya avukatının talepte bulunması üzerine cezaevi idaresi bu başvuruyu değerlendirerek hükümlüyü öncelikle cezaevi revirine veya bir devlet hastanesine sevk edebilir. Akıl hastalığına tutulan hükümlünün cezasının infazı 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 16/1 uyarınca geri bırakılır ve hükümlü iyileşinceye kadar Türk Ceza Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır. Ceza infaz kurumunda bulunan hasta hükümlüye kurum hekiminin belirleyeceği besinler sağlanır.
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
cezasının infazı geriye bırakılır ve hükümlü, iyileşinceye kadar Türk Ceza
Kanununun 57 nci maddesinde belirtilen sağlık kurumunda koruma ve tedavi altına
alınır. Sağlık kurumunda geçen süreler cezaevinde geçmiş sayılır.
(2) Diğer hastalıklarda cezanın infazına, resmî sağlık kuruluşlarının
mahkûmlara ayrılan bölümlerinde devam olunur. Ancak bu durumda bile hapis
cezasının infazı, mahkûmun hayatı için kesin bir tehlike teşkil ediyorsa
mahkûmun cezasının infazı iyileşinceye kadar geri bırakılır.
(3) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen geri bırakma kararı, Adlî Tıp
Kurumunca düzenlenen ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü
hastanelerin sağlık kurullarınca düzenlenip Adlî Tıp Kurumunca onaylanan rapor
üzerine, infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca verilir. Geri bırakma
kararı, mahkûmun tâbi olacağı yükümlülükler belirtilmek suretiyle kendisine ve
yasal temsilcisine tebliğ edilir. Mahkûmun geri bırakma süresi içinde
bulunacağı yer, kendisi veya yasal temsilcisi tarafından ilgili Cumhuriyet
Başsavcılığına bildirilir. Mahkûmun sağlık durumu, geri bırakma kararını veren
Cumhuriyet Başsavcılığınca veya onun istemi üzerine, bulunduğu veya tedavisinin
yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığınca, sağlık raporunda belirtilen sürelere,
bir süre bulunmadığı takdirde birer yıllık dönemlere göre bu fıkrada yazılı
usule uygun olarak incelettirilir. İnceleme sonuçlarına göre geri bırakma
kararını veren Cumhuriyet Başsavcılığınca, geri bırakmanın devam edip
etmeyeceğine karar verilir. Geri bırakma kararını veren Cumhuriyet
Başsavcılığının istemi üzerine, mahkûmun izlenmesine yönelik tedbirler,
bildirimin yapıldığı yerde bulunan kolluk makam ve memurlarınca yerine
getirilir. Bu fıkrada yazılı yükümlülüklere aykırı hareket edilmesi hâlinde
geri bırakma kararı, kararı veren Cumhuriyet Başsavcılığınca kaldırılır. Bu karara
karşı infaz hâkimliğine başvurulabilir.[2]
(4) Hapis cezasının infazı, gebe olan veya doğurduğu tarihten itibaren
bir yıl altı ay geçmemiş bulunan kadınlar hakkında geri bırakılır. Çocuk ölmüş
veya anasından başka birine verilmiş olursa, doğumdan itibaren iki ay geçince
ceza infaz olunur.[3]
(5) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Kapalı ceza infaz kurumuna
girdikten sonra gebe kalanlardan koşullu salıverilmesine altı yıldan fazla süre
kalanlar ile eylem ve tutumları nedeniyle tehlikeli sayılanlar hakkında dördüncü
fıkra hükümleri uygulanmaz. Bu kişilerin cezasının dördüncü fıkrada öngörülen
kısmı, ceza infaz kurumlarında kendileri için düzenlenen uygun yerlerde infaz
olunur.
(6) (Ek: 24/1/2013-6411/3 md.) Maruz kaldığı ağır bir hastalık
veya engellilik nedeniyle ceza infaz kurumu koşullarında hayatını yalnız idame
ettiremeyen ve toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike
oluşturmayacağı değerlendirilen mahkûmun cezasının infazı üçüncü fıkrada
belirlenen usule göre iyileşinceye kadar geri bırakılabilir.[4][5]
Çocuğunun hastalığı nedeniyle
kadın hükümlünün cezasının infazının ertelenmesi
5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 72Kaynağı aç
belirlenecek kalori esasına göre, sağlıklı ve güçlü kalması için nitelik ve
nicelik olarak besleyici, sağlık koşullarına uygun, makul çeşitlilikte, yaş,
sağlık, çalıştığı işin özelliği, dinî ve kültürel gerekleri göz önünde
tutularak besin verilir ve içme suyu sağlanır.
(2) Hükümlü, kendisine verilen günlük besin ve ihtiyaç maddeleri
dışındaki ihtiyaçlarını kurum kantininden sağlayabilir. Kantini bulunmayan
kurumlarda, bu maddeler, idarenin izin ve kontrolü altında dışardan
sağlanabilir.
(3) Hasta hükümlüye, kurum hekiminin belirleyeceği besinler verilir.
(4) Kurumda annesiyle birlikte kalan çocuklara ve süt emziren annelere
durumlarına uygun gıda verilir.
DÖRDÜNCÜ
KISIM
İyileştirme
BİRİNCİ
BÖLÜM
Bireyselleştirme
İyileştirme programlarının belirlenmesi
Akıl hastalığı haricindeki rahatsızlıklarda kural olarak infaza resmî sağlık kuruluşlarının hükümlülere ayrılan kısımlarında devam edilir; ancak infazın sürdürülmesi mahkûmun hayatı açısından kesin bir tehlike doğuruyorsa ceza iyileşinceye dek ertelenir. Benzer biçimde, ağır hastalık veya engellilik dolayısıyla ceza infaz kurumunda yaşamını yalnız idame ettiremeyen ve kamu güvenliği açısından ağır ve somut tehlike teşkil etmeyeceği anlaşılan mahkûmların cezası da geri bırakılabilir. 5275 sayılı Kanun m. 16/3 uyarınca geri bırakma kararı verilebilmesi için Adli Tıp Kurumunca rapor düzenlenmesi ya da Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerin sağlık kurullarınca hazırlanan raporun Adli Tıp Kurumunca onaylanması şarttır; kararı infazın yürütüldüğü yer Cumhuriyet Başsavcılığı verir.
Gözlem altına alınma kararına karşı itiraz edilebilir mi?
Evet, hâkim veya mahkemece verilen gözlem altına alma kararına karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir ve yapılan itiraz kararın yerine getirilmesini kendiliğinden durdurur.
Ceza muhakemesinde gözlem süresi toplam kaç ayı geçemez?
Resmî sağlık kurumundaki gözlem süresi en çok üç hafta olup ek sürelerle uzatılabilse dahi sürelerin toplamı üç ayı hiçbir şekilde geçemez.
Akıl hastalığı nedeniyle ceza verilmeyen şahıs serbest kalır mı?
İşlediği fiilin anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış kişiye ceza verilmez; ancak yüksek güvenlikli sağlık kurumunda koruma ve tedavi amaçlı güvenlik tedbiri uygulanır. Kişinin serbest bırakılması yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca tehlikeliliğin kalktığı veya önemli ölçüde azaldığına dair rapor düzenlenmesi ve infaz hâkiminin kararı ile mümkündür; ayrıca ağırlaştırılmış müebbet ve müebbet hapis gerektiren suçlarda bir yıldan, üst sınırı on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda ise altı aydan az olmamak üzere asgari kurumda kalış süresi aranır.
Hükümlünün hastalığı sebebiyle infaz erteleme kararını hangi merci verir?
Adli Tıp Kurumunca düzenlenen veya Adalet Bakanlığınca belirlenen tam teşekküllü hastanelerce hazırlanıp Adli Tıp Kurumunca onaylanan sağlık kurulu raporu üzerine infazın yapıldığı yer Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından karar verilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

