Profesörlük İlanında Gelir Getirici Faaliyet Yasağı ve Kanunilik Şartı

by Avukat Erdal Ersoy
Profesörlük İlanında Gelir Getirici Faaliyet Yasağı ve Kanunilik Şartı

Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu, 29/11/2023 tarihli ve 2019/17374 başvuru numaralı kararında, bir üniversitenin profesörlük kadrosu ilanına koyduğu 'beş yıl süreyle gelir getirici herhangi bir mesleki etkinlikte bulunmama' koşulunun kanuni dayanağının bulunmadığını oybirliğiyle saptamış ve başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir.

Üniversitelerin Ek Koşul Belirleme Yetkisinin Sınırları

2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 26/a maddesi üniversitelere, profesörlüğe yükseltilme ve atama için yasal asgari koşulların ötesinde ek koşul belirleme yetkisi tanımaktadır. Bu yetki koşulsuz değildir: ek koşulların Yükseköğretim Kurulu onayıyla yürürlüğe girmesi, münhasıran bilimsel kaliteyi artırma amacına yönelik olması, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları gözetmesi ve objektif ile denetlenebilir nitelikte olması zorunludur.

Anayasa Mahkemesi, söz konusu davada 'gelir getirici mesleki etkinlikte bulunmama' koşulunun bilimsel kaliteyi artırmaya uygun ve elverişli bir ek şart olduğunun idarece ortaya konulamadığını belirlemiştir. Bu nedenle koşulun 2547 sayılı Kanun m. 26'nın belirlediği kapsam ve amaca uygun düştüğü yönündeki bir yorumun genişletici ve öngörülemez olduğu sonucuna varılmıştır.

Anayasa m. 13 Çerçevesinde Kanunilik Denetimi

Anayasa'nın 13. maddesi, temel hak ve özgürlüklerin özlerine dokunulmaksızın ve yalnızca kanunla sınırlandırılabileceğini; bu sınırlamaların Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ile ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağını düzenlemektedir. Anayasa Mahkemesi, mesleki hayatın kişilerin özel hayatıyla sıkı bir ilişkisinin bulunduğunu ve meslek hayatına yönelik tedbirler ile müdahalelerin, koşulların oluşması hâlinde Anayasa m. 20 kapsamındaki özel hayata saygı hakkı çerçevesinde incelenebileceğini bu kararında ortaya koymuştur.

Kararın temel gerekçesi, ilana eklenen koşulun 2547 sayılı Kanun m. 26'nın kapsamı dışında kalması nedeniyle kanuni dayanaktan yoksun olduğu saptamasına dayanmaktadır. Kanuni dayanak bulunmaksızın getirilen sınırlama Anayasa m. 13 bakımından kanunilik koşulunu karşılamadığından özel hayata saygı hakkını ihlal etmiştir. Kanunilik şartının karşılanmadığı tespit edildiğinden, bu başvuruya özgü müdahale bakımından diğer güvence ölçütleri ayrıca incelenmemiştir.

Geçici 64. Madde İptali ve Hukuki Arka Plan

Anayasa Mahkemesi, E.2014/61, K.2014/166 sayılı ve 7/11/2014 tarihli kararıyla tıp öğretim elemanlarının serbest mesleki faaliyetlerini sonlandırmalarını zorunlu kılan 2547 sayılı Kanun'un geçici 64. maddesini Anayasa'nın 2. maddesine aykırı bularak iptal etmiştir. Bu iptalle birlikte söz konusu faaliyetlerin sonlandırılmasına yönelik yeni bir kanuni düzenleme yapılmamıştır.

Aynı iptal kararında, öğretim üyelerinin yargı kararlarına güvenerek kurduğu mesleki statülerin belli bir süre devam edeceğine ilişkin meşru bir beklentinin oluştuğu ve bu beklentinin hukuki güvenlik ilkesi gereğince korunması gerektiği vurgulanmıştır. 2019/17374 başvurusunda ise ilan yoluyla getirilen gelir getirici etkinlik yasağının 2547 sayılı Kanun m. 26'nın belirlediği kapsam dışında kalması nedeniyle kanuni dayanaktan yoksun olduğu belirlenmiştir.

İhlalin Giderilmesi: Yeniden Yargılama

Anayasa Mahkemesi, ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığını saptamış ve özel hayata saygı hakkının ihlalinin sonuçlarının giderilmesi bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna karar vermiştir. 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50/2. maddesi uyarınca tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklandığında dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir; yeniden yargılamayı yürüten mahkeme, ihlal kararında belirlenen ilkelere uygun yeni bir karar vermekle yükümlüdür.

6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- (1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. (3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir. (4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir. (5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir. Başvuru hakkının kötüye kullanılması

Sık Sorulan Sorular

Üniversiteler profesörlük ilanına hiç ek koşul koyamaz mı?

Koyabilir; ancak 2547 sayılı Kanun m. 26/a buna sınırlar çizer. Ek koşulun YÖK onayıyla belirlenmesi, münhasıran bilimsel kaliteyi artırma amacına yönelik olması, bilim disiplinleri arasındaki farklılıkları gözetmesi ve objektif ile denetlenebilir nitelikte olması zorunludur. Bu çerçevenin dışında kalan koşulların kanuni dayanaktan yoksun kalabileceği, somut davada Anayasa Mahkemesi tarafından ortaya konulmuştur.

Gelir getirici faaliyet yasağı neden hukuka aykırı bulundu?

Anayasa Mahkemesi, 'beş yıl süreyle gelir getirici mesleki etkinlikte bulunmama' koşulunun bilimsel kaliteyi artırmaya yönelik elverişli bir şart olduğunun idarece ortaya konulamadığını saptamıştır. Bu koşul 2547 sayılı Kanun m. 26'nın belirlediği kapsam dışında kaldığından kanuni dayanaktan yoksun bulunmuş; kanuni dayanağı olmayan sınırlama ise Anayasa m. 13 ve m. 20 kapsamında özel hayata saygı hakkını ihlal etmiştir.

İlandaki yasağın kapsamına giren etkinlikler nelerdir?

İlgili profesörlük ilanında yer alan beş yıllık yasak, kurum dışındaki eğitim-öğretim ve araştırma etkinliklerini kapsam dışında tutmuştur; yasak yalnızca bunların ötesindeki gelir getirici mesleki etkinliklere uygulanacak şekilde düzenlenmiştir.

Geçici 64. maddenin iptali bu davayla nasıl ilişkilidir?

Anayasa Mahkemesi, E.2014/61, K.2014/166 kararıyla serbest mesleki faaliyeti sonlandırma yükümlülüğü öngören geçici 64. maddeyi iptal etmiş; bu iptalin ardından aynı sonucu doğuracak yeni bir kanuni düzenleme yapılmamıştır. Gelir getirici etkinlik yasağına ilişkin ilan koşulunun 2547 sayılı Kanun m. 26 kapsamında kanuni dayanağının bulunmadığı tespiti bu hukuki arka planla birlikte değerlendirilmiştir.

Anayasa Mahkemesi bu tür bir ihlalde ne karar verir?

6216 sayılı Kanun m. 50/2 uyarınca, ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa dosya yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayı yürüten mahkeme, ihlal kararında belirlenen ilkelere uygun yeni bir karar vermekle yükümlüdür; mümkünse dosya üzerinden karar verilmesi öngörülmüştür.

Mesleki kısıtlamalar özel hayata saygı hakkı kapsamında değerlendirilebilir mi?

Anayasa Mahkemesi'ne göre mesleki hayatın kişilerin özel hayatıyla sıkı bir ilişkisi bulunmaktadır; meslek hayatına yönelik tedbirler ve müdahaleler, koşulların oluşması hâlinde Anayasa m. 20 kapsamındaki özel hayata saygı hakkı çerçevesinde incelenebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu