Polis Disiplin Soruşturması ve Ceza İptali Rehberi

by Avukat Erdal Ersoy
Polis Disiplin Soruşturması ve Ceza İptali Rehberi

Polis memurları ve genel kolluk personeli hakkında tesis edilen disiplin cezalarına karşı, kararın tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren 60 gün içinde idari yargı yoluna başvurulabilir. Emniyet teşkilatı personeline uygulanan disiplin rejimi, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Kapsamında yürütülmekte olup soruşturma usulü, savunma güvenceleri, zamanaşımı süreleri ve yetkili kurulların yetki sınırları kanuni düzenlemelere tabidir.

Yasal Dayanak ve Uygulama Kapsamı

Anayasa Mahkemesinin 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesini iptal etmesiyle birlikte Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü yürürlüğünü yitirmiştir. Tüzük hükümleri yalnızca yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen disiplin cezalarına ilişkin açılmış ve halen derdest olan davalarda mahkemelerce uygulanmaktadır. 7068 sayılı Kanun; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli ile Emniyet Genel Müdürlüğü kadrosundaki sivil memurları kapsamaktadır. Buna karşılık Polis Akademisi, Polis Meslek Yüksekokulları ve Polis Meslek Eğitim Merkezleri bünyesinde görev yapan YÖK mevzuatına tabi personel bu kanunun uygulama alanı dışında bırakılmıştır.

Disiplin Soruşturmasının Açılması ve Ceza Soruşturmasıyla İlişkisi

Emniyet teşkilatında disiplin soruşturması açılması, kanunda aksine hüküm bulunmadıkça kural olarak atamaya yetkili makam olan yetkili amirin vereceği yazılı soruşturma onayına bağlıdır. Soruşturmaya yetkili amir bu konuda takdir yetkisine sahip olup disiplin soruşturması başlatma zorunluluğu altında değildir. İlgili personel hakkında iddia konusu fiilden dolayı adli yönden ceza soruşturması açılıp açılmadığına bakılmaksızın, fiilin disiplin suçu oluşturup oluşturmadığının tespiti amacıyla bağımsız bir disiplin soruşturması yürütülür.

Disiplin Soruşturması ve Ceza Verme Zamanaşımı Süreleri

7068 sayılı Kanun'un 29. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiğinin disiplin amirince öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ile kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay, meslekten çıkarma ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarında ise altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmemesi durumunda da ceza verme yetkisi zamanaşımına uğramaktadır.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 29Kaynağı aç
MADDE 29- (1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (4) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 9/3/2023 Tarihli ve E: 2023/5, K: 2023/45 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:21/11/2024-7533/40 md.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar. Cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi

7068 sayılı Kanun'un 29. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca zamanaşımı; tamamlanmış fiillerde fiilin işlendiği, kesintisiz fiillerde kesintinin gerçekleştiği, zincirleme fiillerde ise son fiilin işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kanunun 29. maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında; disiplin cezasının yargı yerince fiilin yanlış nitelendirilmesi veya giderilebilir bir usul eksikliği sebepleriyle iptal edilmesi halinde, hükmün kesinleştiği tarihte yetkili bulunan disiplin amiri yahut kurulu, tebliğin ardından altı aylık süre zarfında ceza yetkisi çerçevesinde konuyu tekrar ele alarak karara bağlar. Söz konusu düzenleme, eylemin işlenişinden itibaren iki yıl içinde hiç ceza verilmemiş olması durumundan ayrı bir yargısal süreci karşılar.

Görevden Uzaklaştırma Tedbiri ve Sonuçları

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 139. maddesi gereğince, hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri uygulanan memurlar için bu tedbiri takip eden 10 iş günü içinde disiplin soruşturmasına başlanması zorunludur. Aynı Kanun'un 145. maddesi doğrultusunda disiplin kovuşturması nedeniyle görevden uzaklaştırma tedbiri en çok 3 ay süreyle uygulanabilir; bu süre zarfında hakkında bir karar tesis edilmeyen memur hakkındaki tedbir derhal kaldırılarak ilgilinin görevine başlatılması gerekir.

657 sayılı Kanun'un 143. maddesi uyarınca; disiplin soruşturması neticesinde Devlet memurluğundan çıkarma cezası dışında bir ceza verilmesi, ceza kovuşturması sonucunda beraat veya muhakemenin meni kararı verilmesi, genel af ile kovuşturmanın kaldırılması ya da memurluğa engel teşkil etmeyen bir cezanın ertelenmesi hallerinde bu kararların kesinleşmesiyle görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır. Tedbirin devam ettiği süre boyunca personelin maaşından yapılan 1/3 oranındaki kesinti, tedbirin kalkmasıyla memura geri ödenir.

Disiplin Amirleri ve Disiplin Kurullarının Teşekkülü

Disiplin amirleri sahip oldukları yetkileri, eşleri, ikinci dereceye kadar yakınları ve ikinci dereceye kadar kayın hısımları olan personel hakkında kullanamazlar. Vekaleten disiplin amiri unvanıyla atanmış olanlar veya disiplin soruşturmasını yürütmekle görevlendirilen soruşturmacılar ise bu görevleri yürüttükleri süre boyunca disiplin amirinin tüm yetkilerine sahiptir.

İl Polis Disiplin Kurulu başkan dahil 5 üyeden teşekkül eder. Kurul üye tam sayısının salt çoğunluğuyla toplanır, açık oylamayla oy çokluğu esasına göre karar alır. Oylamalarda çekimser oy kullanılamaz; oyların eşitliği halinde başkanın bulunduğu taraf üstün sayılır. İl Polis Disiplin Kurulu, görev yaptığı il emniyet kadrosundaki polis memurları, çarşı ve mahalle bekçileri ile il makamlarınca atanan personele tüm disiplin cezalarını; komiser yardımcısı, komiser ve başkomiserler hakkında ise meslekten çıkarma dışındaki disiplin cezalarını vermeye yetkilidir.

Eğitim ve Öğretim Kurumları Disiplin Kurulu ise kurum müdürünün başkanlığında, en yüksek rütbeli üç amir ile seçilen bir öğretmenin katılımıyla oluşur. Bu kurul, kadrosundaki polis memurları ile kurumda eğitim gören polis memuru ve adayları hakkında tüm disiplin cezalarını vermeye yetkili kılınmıştır.

Savunma Hakkı Güvenceleri

7068 sayılı Kanun'un 31. maddesinin birinci fıkrası uyarınca disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından personelin savunması alınmadan disiplin cezası uygulanamaz. İlgiliden savunma istenirken verilecek süre yedi günden az olamaz; tanınan süre içinde savunma yapmayan personel savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Hakkında disiplin soruşturması yürütülen personel, kendisinden usulünce savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 31Kaynağı aç
MADDE 31- (1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir. Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. (3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir. (4) Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir. Yargı denetimi

7068 sayılı Kanun'un 31. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince, hakkında meslekten çıkarma veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen personele ek usuli teminatlar sağlanmıştır. Bu kapsamdaki personel; soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat ya da vekili vasıtasıyla savunma yapma haklarından yararlanır.

Ölçülülük İlkesi ve Alt Ceza Değerlendirmesi

Danıştay 12. Dairesinin 21.03.2012 tarihli ve E. 2009/6013, K. 2012/1684 sayılı kararına konu uyuşmazlıkta, disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması gerektiği, bu dengede olayın oluş biçimi, suç kastı ve irade dışı etkenlerin gözetileceği belirtilmiştir. Kararda, tüzük döneminde gerçekleşen somut olayda memura isnat edilen rüşvet fiili kanıtlanamadığı halde, yalnızca genelgeye aykırı davranışların tespiti üzerine fiilin saygınlık ve güven duygusunu sarsıcı nitelikte sayılarak 16 ay uzun süreli durdurma cezası tesis edilmesi fiil ile ceza arasındaki adil dengeyi bozan bir işlem olarak nitelendirilmiştir.

Danıştay 12. Daire, E. 2009/6013, K. 2012/1684Kaynağı aç
12. Daire         2009/6013 E.  ,  2012/1684 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No: 2009/6013 Karar No: 2012/1684 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): … Karşı Taraf: … İsteğin Özeti: … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Hakimi: … Düşüncesi: Kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı: … Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onikinci Dairesince işin gereği düşünüldü: Dava; … Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapmakta olan davacının, on altı ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …tarih ve… sayılı İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemiyle açılmıştır.. … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; dava konusu olayda, dosyadaki bilgi ve belgeler ve tanık ifadeleri ve CD görüntülerine göre, davacının adının karıştığı olaylar neticesinde hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak fiilinin sübuta erdiği görüldüğünden, verilen cezada hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Davacı, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmekte ve İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulmasına karar verilmesini istemektedir. Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün "Uzun Süreli Durdurma"; başlıklı 7/B-1 maddesinde "Hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" fiilinin memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 16 ay durdurulmasını gerektirdiği belirtilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinden, …Valiliği İl Emniyet Müdürlüğü Bölge Trafik Denetleme Şube Müdürlüğünde polis memuru olarak görev yapan davacının, 28.02.2008 günü saat 22:00 sıralarında … İli … İlçesi… Kavşağında yapılan trafik kontrolünde, diğer polis memurlarından bir tanesi ile … isimli şahsın aracını durdurduğu ve anılan şahsa evraklarının sahte olduğu, cüzi bir miktar para ödemesi halinde gidebileceğinin bildirildiği, bunun üzerine şahsın …-TL vermesi sonucu gönderildiğine ilişkin olarak Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğüne hitaben gönderilen 29.02.2008 tarihli e-mail üzerine davacı ve diğer polis memuru hakkında başlatılan soruşturma sonucu, "rüşvet alma" olayının gerçekleştiğine dair tarafsız tanık beyanı ve yeterli somut delil ve belge elde edilemediğinden ve suçlama konusunun şüpheye mahal bırakmayacak şekilde sübuta ermediğinden bahisle, rüşvet alma suçu ile ilgili olarak ceza tayinine mahal olmadığına karar verildiği, ancak davacı ve diğer polis memurunun, Emniyet Genel Müdürlüğü'nün 15.08.2001 tarihli genelgesine aykırı olarak aracını durdurdukları şahsın başını ekip otosunun içerisine sokmasına, kendileri ile diyaloğa girmesine sebebiyet verdiklerinin ve sorguladıkları otoları, şahısları ve uygulamada sorgulama yaptıkları araçların sorgulama saatlerini kayda almadıklarının telsiz konuşmaları, CD görüntüleri ve resimlerden anlaşıldığından bahisle Emniyet Genel Müdürlüğünün 15.08.2001 tarihli Genelgesine aykırı hareket etmek ve rüşvet olayına karışmak suretiyle "hizmet içinde resmi sıfatın gerektirdiği güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak" suçu oluştuğu gerekçesiyle, davacı ve diğer polis memurunun Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 7/B-1 maddesi gereğince "on altı ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasının teklif edilmesi üzerine, bu teklife uyularak dava konusu işlemin tesis edildiği, öte yandan, davacının ekip arkadaşı olan ve aynı soruşturma kapsamında cezalandırılan diğer polis memurunun açmış olduğu davada İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiği ve bu kararın davalı İdare tarafından temyiz edilmeyerek kesinleştiği anlaşılmaktadır. İdarelerin memur hakkında tesis ettiği disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması gerekmekte olup, bu denge kurulurken, olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı ve irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Uyuşmazlığa konu olayda, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile soruşturma dosyasının değerlendirilmesinden, dava konusu Disiplin Kurulu kararında; davacıya isnat edilen rüşvet almak fiilinin sübuta ermediğinin belirtildiği hususu da dikkate alındığında, davacının sorguladıkları otoları, şahısları ve uygulamada sorgulama yaptıkları araçların sorgulama saatlerini kayda almadıkları ve aracını durdurdukları şahsın başını ekip otosunun içerisine sokmasına, kendileri ile diyaloğa girmesine sebebiyet vermek suretiyle Emniyet Genel Müdürlüğünün 15.08.2001 tarihli Genelgesine aykırı hareket ettikleri sabit olup, bu eylemlerinin disiplin cezası verilmesini gerektirdiği tartışmasız olmakla beraber, bu eylem ve fiilerin, Tüzükte tanımı yapılan, hizmet içinde resmi sıfatının gerektirdiği saygınlığı ve güven duygusunu sarsacak eylem ve davranışlarda bulunmak kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir. Bu durumda, davacının fiilleri ile verilen ceza arasında uygunluk ve adil bir denge bulunmadığı sonucuna ulaşıldığından, davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğünün 7/B-1 maddesi uyarınca on altı ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca bozulmasına, aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen nedenler gözetilmek suretiyle yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, 21.03.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Danıştay 1. Dairesinin 09.02.1998 tarihli ve E. 1997/181, K. 1998/21 sayılı kararında ise 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin 3. fıkrası uyarınca disiplin cezası vermeye yetkili amirlere, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için bir derece hafif ceza uygulama hususunda takdir yetkisi verildiği vurgulanmıştır. Yüksek mahkeme, bu takdirin kullanılmasında genel ve soyut objektif kıstaslar belirlenemeyeceğini, kanundaki koşullarla birlikte disiplin cezasını gerektiren her olaya özgü somut durumların idarece bir arada değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.

Danıştay 1. Daire, E. 1997/181, K. 1998/21Kaynağı aç
1. Daire         1997/181 E.  ,  1998/21 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BİRİNCİ DAİRE Esas No : 1997/181 Karar No : 1998/21 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun, disiplin cezalarını düzenleyen 125 inci maddesinin "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir." şeklindeki üçüncü fıkrasının uygulanmasında düşülen duraksamanın giderilmesine yönelik istişari düşünce istemine ilişkin Başbakanlığın 4.12.1997 günlü ve B.02.0.0.KKG/174-199/5218 sayılı yazısına ekli Başbakanlık Gümrük Müsteşarlığının 27.11.1997 günlü, B.02.1.GÜM.0.71.00.08/033702 sayılı yazısında aynen: "Bilindiği üzere; 657 sayılı Kanun'un 125/3. maddesinde, "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir." hükmü yer almaktadır. Müsteşarlığımız Teşkilatında görevli personelden Uyarma, Kınama ve Aylıktan Kesme cezalarından herhangi birisini gerektirir bir disiplin suçu işleyenlerden, anılan madde metninde belirtilen koşulları taşıyanlar hakkında, disiplin veya üst disiplin amirlerince bu maddenin verdiği yetkiye istinaden, bir alt ceza verilme cihetine gidilebilmekte, söz konusu disiplin cezalarının Kurumumuzca ilgililerin sicillerine işlenmesi aşamasında da madde metninde belirtilen koşulların oluşup oluşmadığı araştırılarak, koşulların oluşmadığı anlaşıldığı takdirde, zamanışımı süreleri içerisinde kalmak kaydıyla, yetkili disiplin amirlerine hatalı işlemlerin düzelttirilmesi sağlanmakla birlikte, bahsekonu madde hükmünde belirtilen "iyi veya çokiyi derecede sicil almak" ifadesi ile anlatılmak istenen hususun kapsamı konusunda yeterli açıklık bulunmadığından; 1) Memurların sözkonusu maddeden yararlandırılabilmeleri için, a) Memuriyet süresince haklarında düzenlenen tüm sicil raporlarının mı iyi veya çok iyi derecede olması gerektiği, b) Yoksa, yakın döneme ait (Son 3 yıllık, Son 5 yıllık sicil raporlarının esas alınması vb. gibi) belli sayıda yıllara ait sicil raporlarının iyi veya çok iyi dercede olmasının da mı yeterli olabileceği, 2) Geçmişte haklarında düzenlenen bazı sicil raporları, iyi veya çok iyi derece olmakla birlikte, bazı sicil raporları ise orta veya olumsuz derecede bulunan memurların da bu maddeden yararlandırılmalarının mümkün bulunup bulunmadığı (Bu kapsamda, mesela; 1991-1996 yıllarına ait son 6 yıllık sicil notları ortalaması 90 ve daha yukarı olup, 657 sayılı Kanun'un 64/2.maddesi gereğince 1 kademe ilerlemesinden yararlandırılan ve herhangi bir disiplin cezası da bulunmayan bir memurun, bu sicil raporlarından önceki yıllara ait sicil raporlarından bir veya birkaçının orta veya olumsuz derecede olması halinde, anılan madde hükmünden yararlandırılıp yararlandırılamayacağı), Hususlarında tereddüt hasıl olmuştur. Öte yandan; 657 sayılı Kanun'un 125/D maddesi gereğince, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası tekliflerini değerlendiren İl Disiplin Kurulları'nca, 125/3. maddenin dikkate alınmasının gerekli görüldüğü kimi durumlarda, verdikleri kararlara esas teşkil etmek üzere, ilgililerin sadece son 3 yıllık sicil notu derecelerinin esas alındığının görülmesi karşısında, bu uygulamaların, 18.10.1986 gün ve 19255 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Devlet Memurları Sicil Yönetmeliği'nin 13/6 ve 20/3. maddelerinde belirtilen sicil raporları sayısının kıyasen dikkat alınmasının, hukuki dayanak alınmak suretiyle gerçekleştirilmiş olabileceğinden bahisle, tereddüt konusu hususlarla ilgili olarak Müsteşarlığımız Hukuk Müşavirliği'nin ve Devlet Personel Başkanlığı'nın görüşlerine başvurulmuştur. Konuyla ilgili olarak Müsteşarlığımız Hukuk Müşavirliği'nden alınan 23.07.1997 gün ve 1377 sayılı yazıda; "Kanunda bu hususta bir süre öngörülmemiş ve sadece takdir hakkından sözedilmiştir. Sicilleri ve çalışması olumlu izlenim bırakan memur hakkında idare takdir hakkını kullanabilecektir. Konu hakkında emredici kural sözkonusu olmadığından ve sınırlar yasa koyucu tarafından çizilmediğinden amir, takdir hakkını istediği şekilde kullanmakta serbest bulunmaktadır. İlgi (b) yazımızda belirtildiği üzere takdir yetkisi 6 yıllık siciller esas alınarak kullanılabilceği gibi 3 yıllık, 5 yıllık sicillere de bakılabilecektir. Önemli olan husus, bu hükmün değerlendirmesi yapılarak disiplin cezası uygulanırken takdir hakkının olumlu veya olumsuz kullanma gerekçesinin belirtilmesidir. Her olay kendi özel koşullarını taşıyacağından subjektif bir takdir söz konusudur. Disiplin cezası aleyhine idari yargıda açılan davalarda da bir alt cezanın uygulanıp uygulanmamasının tartışılmaması iptal nedeni yapılmaktadır. Yargı organı, çalışma ve siciller değerlendirilerek bir alt cezanın uygulanmamasına karar verilen disiplin cezası hakkındaki takdire karışmamaktadır. Bununla birlikte idare, bu konuda tanınan takdir yetkisini kullanmada keyfiliğe kaçılmaması, eşitlik sağlanması gibi nedenlerle objektif kriterler getirmek istiyorsa bir prensip genelgesi ile yetkinin sınırlarını belirleyebilecektir. Prensipler belirlenirken kaç yıllık sicillere bakılacağı, bu sürede orta sicil varsa değerlendirilip değerlendirilmeyeceği kararlaştırılabilir. Düşüncemize göre, 1- İhtar ve kınama cezaları beş yıl geçmekle sicilden silindiği için, bu durumda bulunan bir memurun beş yıl önceki cezasından etkilenmemek için en son beş yıllık sicillerin dikkate alınması, 2- Hizmeti beş yıldan az memurların mevcut sicillerinin dikkate alınması, 3- Beş yıl içinde orta derecede sicil almış memur için bir alt ceza uygulamasının yapılmaması, Sonuç olarak, disiplin cezası uygulanırken 125/3 ncü madde hükmünün tartışılması, sicil ve çalışmalar değerlendirildiğinde olumlu bir izlenim bırakıyorsa takdir hakkının memur lehine kullanılması, bir alt cezanın uygulanmasını gerektirir neden bulunmaması halinde gerekçelerinin belirtilmesi uygun olacaktır." İfadesine yer verilmiştir. Aynı konuda Devlet Personel Başkanlığı'ndan alınan 12.09.1997 gün ve 7475 sayılı yazıda ise; "Bilindiği üzere 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125 inci maddesinde geçmiş çalışmaları olumlu iyi veya çok iyi derecede sicil almış memurların, işledikleri disiplin suçları için verilecek disiplin cezalarında yönetime tanınmış olan takdir çerçevesinde hizmet süresinin belirli bir kesiminin dikkat alınacağına dair herhangi bir düzenleyeme yer verilmediğinden geçmiş bütün hizmetlerin gözönünde tutulması gerektiği, mütalaa edilmektedir." Denilmiştir. Bu nedenle; Müsteşarlığımızca yapılacak uygulamalara esas olmak üzere, memurların, 657 sayılı Kanun'un 125/3. maddesi hükmünden yararlandırılabilmeleri için, söz konusu madde metninden geçen, A- "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan…." ifadesi gereğince, a) Geçmişte, 657 sayılı Kanun veya özel kanunlara göre verilen ve disiplin amirince disipline aykırı fiil nedeniyle yapılan değerlendirme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan disiplin cezalarının (İdari yargı kararıyla iptal edilenler, Af Kanunları kapsamında olanlar ve anılan Kanun'un 133. maddesi gereğince sicilden silinenler hariç) mevcut olması halinde, bunun madde hükmünden yararlanmaya engel teşkil edip etmeyeceği, Engel teşkil ediyorsa; bu defaki fiil nedeniyle verilmesi gereken disiplin cezasının, geçmişte alınan disiplin cezasından daha hafif veya daha ağır bir ceza olmasının, madde hükmünden yararlanabilme bakımından herhangi bir farklılık yaratıp yaratmayacağı, b) Belirtilen ifade ile, "disiplin cezası" dışında, başka kıstasların da kasdedilmiş olup olmadığı, kasdedilmiş ise bunların neler olduğu, B- "….İyi veya çok iyi derecede sicil almak" ifadesi gereğince memurların, a) Memuriyet süresince haklarında düzenlenen tüm sicil raporlarının mı iyi veya çokiyi derecede olması gerektiği, yoksa yakın döneme ait (Son 3 yıllık, Son 5 yıllık sicil raporlarının esas alınması vb. gibi) belli sayıda yıllara ait sicil raporlarının iyi veya çokiyi derecede olmasının da mı yeterli olabileceği, b) Geçmişte haklarında düzenlenen bazı sicil raporları, iyi veya çok iyi derecede olmakla birlikte, bazı sicil raporları ise orta veya olumsuz derecede bulunan memurların da bu maddeden yararlandırılmalarının mümkün bulunup bulunmadığı (Bu kapsamda, mesela; 1991-1996 yıllarına ait son 6 yıllık sicil notları ortalaması 90 ve daha yukarı olup, 657 sayılı Kanun'un 64/2. Maddesi gereğince 1 kademe ilerlendirilmesinden yararlandırılan bir memurun, bu sicil raporlarından önceki yıllara ait sicil raporlarından bir veya bir kaçının orta veya olumsuz derecede olması halinde, anılan madde hükmünden yararlandırılıp yararlandırılamayacağı), Hususlarında, 2575 sayılı Danıştay 23/e maddesi gereğince Danıştay Başkanlığı'nın istişari görüşüne ihtiyaç duyulmaktadır. Bilgileri ve gereğini arz ederim. " denildiği anlaşılarak, Gereği Görüşülüp Düşünüldü: İstem, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan "Geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir." hükmünün uygulanmasında düşülen duraksamanın giderilmesi için, genel ve objektif kıstaslar konulmasının mümkün olup olamıyacağına ilişkindir. Sözü edilen hükümle, memurlar hakkında disiplin cezası vermeye yetkili disiplin amirlerine, disiplin cezasını gerektiren fiilin karşılığı ceza yerine bir derece hafif olanın uygulanabilmesi konusunda takdir yetkisi tanınmakta ve bu yetkinin geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan, iyi veya çok iyi derecede siciller almış bulunan memurlar için kullanılabileceği belirtilmek suretiyle, sınırları genel olarak açıklanmış bulunmaktadır. Bu durumda, söz konusu maddede belirtilen koşullarla birlikte, disiplin cezasını gerektiren her olaya özgü durumların da gözönüne alınarak uygulama yapılması gerekmekte, Dairemizce verilecek istişari nitelikte bir kararla, konuya ilişkin genel ve objektif kıstaslar getirilmesine olanak bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, 657 sayılı Yasanın 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasında, genel ve objektif kıstaslar konulmasına olanak bulunmadığı sonucuna varılarak dosyanın Danıştay Başkanlığına sunulmasına 9.2.1998 gününde oybirliğiyle karar verildi.

İdari İtiraz, Husumet ve Görevli Mahkeme

Disiplin cezalarına karşı idari itiraz yolunda; ilçe emniyet amirlerince verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı İl Emniyet Müdürüne, kaymakamlarca tesis edilen disiplin cezalarına karşı Valiye, İl Emniyet Müdürü, Eğitim-Öğretim Kurumları Müdürü ve Polis Akademisi Başkanı tarafından verilen cezalara karşı Emniyet Genel Müdürüne, Emniyet Genel Müdürü ve valiler tarafından tesis edilen cezalara karşı ise İçişleri Bakanına tebliğden itibaren 7 gün içinde itiraz edilebilmektedir.

Disiplin cezalarının iptali davasında işlemi yapan disiplin amiri veya disiplin kurulu hasım gösterilemez; dava, kararı veren makam veya kurulun bağlı olduğu idareye yöneltilir. Kamu görevlilerinin görevle ilişiğinin kesilmesi sonucunu doğurmayan disiplin cezası davalarında yetkili mahkeme ilgilinin görevli bulunduğu yer idare mahkemesidir. Dava açma süresi, ilgilisine yazılı bildirimin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren genel dava açma süresi olan 60 gündür.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 7Kaynağı aç
Madde 7 – 1. Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. 2. Bu süreler; a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı, b) Vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda: Tahakkuku tahsile bağlı olan vergilerde tahsilatın; tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin; tevkif yoluyla alınan vergilerde istihkak sahiplerine ödemenin; tescile bağlı vergilerde tescilin yapıldığı ve idarenin dava açması gereken konularda ise ilgili merci veya komisyon kararının idareye geldiği; Tarihi izleyen günden başlar. 3. Adresleri belli olmayanlara özel kanunlarındaki hükümlere göre ilan yoluyla bildirim yapılan hallerde, özel kanununda aksine bir hüküm bulunmadıkça süre, son ilan tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün sonra işlemeye başlar. 4. İlanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresi, ilan tarihini izleyen günden itibaren başlar. Ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililer, düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilirler. Düzenleyici işlemin iptal edilmemiş olması bu düzenlemeye dayalı işlemin iptaline engel olmaz. Sürelerle ilgili genel esaslar
Polis disiplin cezalarında soruşturma zamanaşımı süreleri ne kadardır?

Fiilin işlendiğinin disiplin amirince öğrenilmesinden itibaren uyarma, kınama, aylıktan kesme ile kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında 1 ay; meslekten ve memurluktan çıkarma cezalarında 6 ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır. Fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ceza verilmezse ceza yetkisi zamanaşımına uğrar.

Disiplin soruşturmasında memura savunma için tanınan süre ne kadardır?

7068 sayılı Kanun uyarınca personele savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Bu süre içinde savunmasını sunmayan memur savunma hakkından vazgeçmiş kabul edilir.

Disiplin cezasının özlük dosyasından silinmesi nasıl talep edilir?

Devlet memurluğundan çıkarma dışındaki disiplin cezalarında; uyarma ve kınamada 5 yıl, diğer cezalarda 10 yıl geçmesi, memurun bu süreçte davranışlarını düzeltmiş olması, tekerrür bulunmaması ve yetkili amire başvurulması halinde cezanın özlük dosyasından silinmesi talep edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu