Polis Disiplin Cezalarının İptali ve Savunma Rehberi

by Avukat Erdal Ersoy
Polis Disiplin Cezalarının İptali ve Savunma Rehberi

7068 Sayılı Kanun Kapsamında Polis Disiplin Rejimi

Emniyet Teşkilatı personeli olan polis memurları, çarşı ve mahalle bekçileri ile komiser sınıfının disiplin işlemleri 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun kapsamında yürütülmektedir. Bu kanuni düzenleme ile mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü yürürlükten kaldırılmış; genel kolluk personelinin disiplin amirleri, disiplin kurulları ve disiplin soruşturma usulleri müstakil bir kanunla belirlenmiştir.

7068 sayılı Kanun; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personelinin disiplinsizlik teşkil eden eylemlerini, bu fiillere uygulanacak yaptırımları, disiplin amirleri ile kurullarının görev ve yetkilerini kapsamaktadır.

Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi sürdürülmesi amacıyla kamu görevlilerinin mevzuatta yer alan ödev ve sorumlulukları yerine getirmemeleri ya da yasaklanan eylemleri gerçekleştirmeleri durumunda tatbik edilir. Bu yaptırımlar personelin özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğururken, kamu görevinin yürütülmesi ve kamu düzeninin korunması yönünden kamusal nitelik taşır.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/2219, K. 2023/5926Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/2219 E.  ,  2023/5926 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/2219 Karar No : 2023/5926 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri … KARŞI TARAF (DAVACI) : … İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2017 günlü, E:2016/26797, K:2017/10898 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : … Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacı, hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 ve 15. maddeleri bir arada uygulanarak 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince "zamanaşımı nedeniyle soruşturma dosyasının işlemden kaldırılmasına" ilişkin …günlü,… sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin… günlü, E:… K:… sayılı kararıyla; davacı hakkında işlediği iddia edilen ve disiplin soruşturmasına konu edilen fiiller ile ilgili olarak gerekli tespit ve değerlendirmeler yapıldıktan sonra fiilin işleniş tarihi dikkate alınarak idarece davacıya uygulanacak cezanın, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile dosyanın işlemden kaldırılması yönünde tesis edilen işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Daire Kararının Özeti : Davacı tarafından temyiz yoluna başvurulması üzerine Danıştay Beşinci Dairesince verilen karar düzeltme istemine konu kararla; Mahkeme kararı, davacının meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiilinin sübûta erip ermediği irdelenmeden ve fiilin hangi tarihte işlendiği hususu tespit edilmeden, Yüksek Disiplin Kurulu kararının salt yetki ve şekil unsurları yönünden incelemesi yapılarak davanın reddine karar veren İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur. KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI : Davalı tarafından, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olarak tesis edildiği, fiilin sübut bulduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Davalının karar düzeltme isteminin kabulüyle, incelenen Daire kararının kaldırılarak Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince, Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesinin 1/c fıkrasına uygun bulunduğundan, davalı idarenin karar düzeltme istemin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 19/04/2017 günlü, E:2016/26797, K:2017/10898 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlığın esası yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, … Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapmakta iken hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda "kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilini işlediğinden bahisle, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Tüzük'ün 15. maddesinin uygulanmasıyla bir derece alt ceza olan "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılmasına, fiilin işleniş tarihi itibariyle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi uyarınca idarenin ceza verme yetkisine dair zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin … günlü,…sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davayı açmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış, "Bir alt ceza verilmesi" başlıklı 15. maddesinde de, kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara bu Tüzükte gösterilen cezanın bir derece aşağısının uygulanabileceği öngörülmüştür. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde, disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin, işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zaman aşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır. Kural olarak, zaman aşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zaman aşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zaman aşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zaman aşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zaman aşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zaman aşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir. Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12. ve 15. maddeleri gereğince 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zaman aşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacıya atfedilen soruşturma konusu eyleme yönelik ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğraması ve bu eylem nedeniyle verilen disiplin cezası (24 ay uzun süreli durdurma) için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Bu durumda; dava konusu olayda Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zaman aşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; Yüksek Disiplin Kurulu kararının salt yetki ve şekil unsurları yönünden incelemesi yapılarak davanın reddine karar veren İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … İdare Mahkemesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 12/12/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Uyuşmazlıkta davacı tarafından; disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eyleminin olmadığı ileri sürülerek, zamanaşımı bulunduğundan disiplin cezası verilmesiyle sonuçlanmayan ancak eylemleri sabit bulan işlemin iptalinin istenildiği, bu bakımdan; "masumiyet karinesi" ile "lekelenmeme" ve "mahkemeye erişim" hakları çerçevesinde, disiplin işlemlerinde "soruşturma yapılması" ve “zamanaşımı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 3. maddesinde, “Umumi zabıta: Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır.” hükmü yer almış; 82. maddesinde, Emniyet örgütü mensuplarına verilecek disiplin cezaları sayılmış, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve bu Kanun'da gösterilen yetkili disiplin kurulunca uygulanacağı belirtilmiş; 83. maddesinde de, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralına yer verilmiştir. 3201 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 24/04/1979 günlü, 16618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla da; "4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiştir. Diğer taraftan, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kanunlaşarak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş,"Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne, "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır. b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur." hükümlerine yer verilmiştir. Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı, söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır. 3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; 1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde; (b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır. 3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. …” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir. Kamu hizmetlerini yürütenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte, genel bir usul kanunu ve 5271 sayılı CMK 158. maddesinde yer alan başlangıç şüphesinin dahi olmadığı durumlarda, lekelenmeme hakkı kapsamında soruşturma yapılmasını önleyen bir müesseseye ilişkin düzenleme de yapılmamıştır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde; "- Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42). – Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Buna göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26). – Bununla birlikte tüm idari ve adli makamların işlem ve kararlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamının da nazara alınması gerekir. İdari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararlar bütün hâlinde dikkate alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı bundan sonra değerlendirilmelidir. Diğer taraftan masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır (AYM, Murat Şanlı B. No:2018/4962, 21/10/2020).şeklindeki gerekçelere yer verildiği görülmektedir Hakkaniyete uygun yargılamanın yapılması için elzem olan adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden olan masumiyet karinesi ile sağlanan korumalardan biri de kişinin lekelenmeme hakkıdır. Kişi ile ilgili suçlayıcı bir durum söz konusu olduğunda kirlenmenin kolay aklanmanın ise zor olması dolayısıyla kişinin hakları korunmalıdır (Fatih AKINCI, Dergi Park TAAD, Yıl: 11, Sayı: 43,Temmuz 2020). 7068 sayılı Kanun özelinde, soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi hususlar açısından sonuçlar doğuracağı açıktır. Olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirildiğinde, anılan Kanun uyarınca soruşturmasının yapılması zorunludur. Masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak hakkında soruşturmanın açılmasıyla, şüphe altında kalan ilgilinin, masumiyet karinesi sürmekle birlikte, kendisini aklama durumu ortaya çıkar. Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımı süresi içinde; soruşturmacının belirlenmesi ve soruşturmanın açılması gerekir. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın açılmasını engelleyen "soruşturma zamanaşımı"dır. Zamanaşımı süresinde soruşturmanın açılması sonrası; soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamaktadır. Disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceği, eylemin sübut bulup bulmadığının tespitinin farklı sonuçlar yaratabileceği açıktır (AYM, E: 2015/41, K: 2017/98, 04/05/2017). Öte yandan, yine Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 günlü, E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması belirli sürelerle sınırlandırılmıştır. Bu aşamada; ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Kaldı ki; zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacaktır. Eylemin sübut bulduğu kanaatine varılarak ceza zamanaşımı nedeniyle işlem tesis edildiğinde ise, ilgilinin açtığı davada yargının bu hususun hukuka uygunluk denetimini yapacağı açıktır. Yukarıda aktarılan gerekçeler uyarınca, davalı idarenin temyiz istemi hakkında, isnat edilen eylemlerin sübut bulup bulmadığı incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, aksi yoldaki oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerekmekte ise de aynı Tüzük'ün 15. maddesinin uygulanmasıyla bir derece alt ceza olan "24 ay uzun süreli durdurma" cezası ile cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir. Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zaman aşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir. Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup; zamanaşımı nedeniyle dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde, davacıya isnat edilen fiilin sübuta erip ermediği hususunda değerlendirme yapılarak verilen İdare Mahkemesi kararının esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, ancak zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiğine dayanan çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.

Disiplin Soruşturmasının Açılması ve Muhakkik Görevlendirilmesi Usulü

7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden fiilini veya mesleğe aykırı tutumunu herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılması gerektiği kanaatine vardıklarında disiplin soruşturmasını bizzat açabilecekleri gibi yazılı olarak görevlendirecekleri soruşturmacılar vasıtasıyla da yürütebilirler.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/10045, K. 2025/2648Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/10045 E.  ,  2025/2648 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/10045 Karar No : 2025/2648 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; 3. sınıf emniyet müdürü olan davacının, Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yaptığı dönemdeki eylemleri nedeniyle hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen raporda, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 8 kez ayrı ayrı meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti : … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun “Zamanaşımı” başlıklı 127. maddesinde yer alan “Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.” hükmü, disiplin cezası vermeye yetkili makamların ceza verme yetkisini ortadan kaldırmakla beraber, bu hususta davalı idarece araştırma, inceleme ve soruşturma yapılmasına ve işlenen fiilin tüm teferruatıyla ortaya konularak fiilin karşılığı olan müeyyidenin ne olması gerektiğini söylemesine ve bu hususta bir tespit yapılarak bu tespitin özlük dosyasında saklanmasına mevzuatta yasal bir engel bulunmadığı, bu itibarla, davacının işlediği fiiller ile ilgili ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahisle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılması yönünde tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine hükmedilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi Kararının Özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu kararıyla; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının, ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı, zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşına uğradığından bahsetmenin mümkün olmadığı; zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediği, fiil gerçekleşmiş ise hangi tarihte işlendiğinin ve bu fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle, fiilin sübûta erip ermediğinin incelenmesi ve bu sonuca göre isnat edilen fiillerin işlendiğinin tespitinden sonra, fiilin işlendiği tarihin esas alınarak disiplin kurullarının ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı tespit edilerek, ilgili hakkında tesis edilen işlemin hukuka uygun olup olmadığına karar verilmesi gerektiği; bu itibarla, soruşturma raporunda yer verilen tespitler ve ekinde yer alan belgelerin bir arada değerlendirilmesi neticesinde, kişilerin usulsüz biçimde dinlenilebilmesi amacıyla hazırlanan İletişime Müdahale Talep Formları'nda imzası bulunan davacı ile ilgili isnat edilen fiilerin sübuta erdiği, fakat soruşturmaya konu olan iletişim tutanaklarının son olarak 06/03/2009 tarihinde düzenlenmiş olması sebebiyle, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığının görüldüğü, davacının 8 kez meslekten çıkarılması gerektiği ancak ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğu için dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka ve mevzuta aykırılık bulunmadığından, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; isnat edilen suçlamalar için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması halinde, salt bu saptamayla yetinilmesi ve fiilin sübuta erip ermediği hususu irdelenmeden dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerektiği, nitekim disiplin kurulunca suçun işlendiğinin tespiti ve bu durumun karara geçirilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde Danıştayca kararlar verildiği, emsal yargı kararları gözetilerek temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada; Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı Kanun'un 17. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, davacının temyiz aşamasında duruşma yapılması yolundaki istemi yerinde görülmeyerek ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararıyla kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince, temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek işin gereği görüşüldü: Başkan ….'nin; "2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. … 6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne, aynı Kanun'un, 6545 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle değiştirilen "Temyiz" başlıklı 46. maddesinde de, "Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir: … c) Belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davaları … " düzenlemesine yer verilmiş olup; dava konusu işlemin, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin olması ve zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmemesi karşısında, uyuşmazlığın, yukarıda anılan Kanun'un 46/c maddesinde ifade edilen "belli bir meslekten çıkarılma sonucunu doğuran işlem" olarak değerlendirilemeyeceği, anılan ifadeden meslek grupları için ilgili hukuki metinlerinde ayrıca düzenlenmiş olan "meslekten ihraç" veya "mesleki faaliyetini durdurma" cezalarının anlaşılması gerektiği, bu nedenle kararın temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlardan olduğu sonucuna varılmakla, temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmadığı ve davacının temyiz isteminin incelenmeksizin reddedilmesi gerektiği" yolundaki ayrışık oylarına karşılık, dava konusu uyuşmazlığın, 2577 sayılı Kanun'un 46/c maddesi kapsamında, temyize tabi olduğuna oyçokluğuyla karar verilerek işin esasına geçildi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Dava dosyasının incelenmesinden; Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, … günlü, … soruşturma sayılı yazı eki 18 sıra nolu liste ve … günlü, … soruşturma sayılı yazı eki 37 sıra nolu listenin İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına gönderilerek, sahte isimler üzerinden gerçekçi olmayan istihbari bilgilere dayanılarak alınan mahkeme kararları ile iletişimin dinlenmesi olayı hakkında tahkikat yapılması ve düzenlenecek tevdi raporunun Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesinin istenilmesi üzerine, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının … günlü, … sayılı ve EGM Teftiş Kurulu Başkanlığının … günlü, … sayılı görevlendirme yazıları ile Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığının … günlü, … sayılı görevlendirme yazıları üzerine başlatılan soruşturma sonucunda; Ankara İstihbarat Şube Müdürlüğünde görev yaptığı dönemdeki eylemlerine yönelik 3. sınıf emniyet müdürü olan davacının, soruşturma dosyasının … numaralı olaylardaki şahısların iletişimlerinin, 2007 ve 2009 yıllarında usulsüz olarak dinlenilmesi işlemlerinde imzasının bulunduğundan bahisle, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12 maddeleri gereğince 8 kez meslekten çıkarma cezası ile tecziye edilmesi kanaati bildirilmiş ise de, iddia olunan suçların işleniş tarihi itibarıyla 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesi gereğince disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğradığından dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı kararıyla karar verilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun "Zamanaşımı" başlıklı 127. maddesinde; "Bu Kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına, b) Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına, başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar." kuralına yer verilmiştir. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6. maddesinde; "Hırsızlık, gasp, dolandırıcılık, irtikap, rüşvet, zimmet, ihtilas, ırza geçme, ırza tasaddi, sahtecilik, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, kalpazanlık, kasden adam öldürme, veya bu suçları işlemeye teşebbüs etmek, emniyeti, suiistimal, yalan yere tanıklık, yalan yere yemin, suç tasnii, iftira", 8/7. maddesinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" ve 8/12. maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiilleri, meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır. 08/03/2018 günlü, 30354 sayılı (Mükerrer) Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/(6). maddesinin (ç) bendinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla ya da kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak", (h) bendinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında düzenlenmiş, "Zamanaşımı" başlıklı 29. maddesinde ise; "(1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.(4) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 9/3/2023 Tarihli ve E: 2023/5, K: 2023/45 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:21/11/2024-7533/40 md.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar." hükümleri bulunmaktadır. 04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddenin birinci fıkrasında; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği halde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." düzenlemesi yer almaktadır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi için kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup; memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması yönünden objektif ve kamusal öneme sahiptirler. Bu nedenle disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konuyla ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır. Kural olarak, zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi; zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise, fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı saptanarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiile disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım (örneğin, 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi gereğince başka kuruma atanma gibi) öngörülmüş ise, bu halde fiilin sübuta erip ermediği değerlendirilmesi yapıldıktan sonra zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırma kararı verilmelidir. Uyuşmazlık konusu olan ve davacı hakkında tesis edilen işlemde, davacıya isnat edilen fiile yönelik değerlendirmeler yapılarak ve eylemin sübuta erdiği kanaati belirtilerek, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 8 kez meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Disiplin kurulu kararının verildiği tarihte, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacıya atfedilen soruşturma konusu eylemlere yönelik ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması ve bu eylemler nedeniyle verilen disiplin cezası için mevzuatımızda idari bir yaptırım belirlenmemesi karşısında, Mahkemece hukuki denetimin, fiilin işlendiği tarih dikkate alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespitiyle sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Bu durumda; davacının zamanaşımına uğrayan eylemlerine yönelik ayrıca bir idari yaptırım öngörülmediği ve davacının durumunun 3201 sayılı Kanun'un Geçici 28. maddesi kapsamında olmadığı dikkate alındığında, Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiillerinin sübuta erip ermediği konusunda bir değerlendirme yapılmaksızın, sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi, hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiiller hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen işlemde hukuka uyarlık; eylemlerin sübuta erip ermediğinin irdelenmesi suretiyle istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … günlü, E:…, K:… sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. 2577 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun'la değişik 50. maddesinin 2. fıkrası gereğince ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın, kararı veren … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Kanun'a 6545 sayılı Kanun'un 27. maddesi ile eklenen Geçici 8. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 22/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Uyuşmazlıkta davacının; disiplin cezası verilmesini gerektiren bir eyleminin olmadığı bu işlemin mükerrer olduğu ileri sürülerek, zamanaşımı bulunduğundan disiplin cezası verilmesiyle sonuçlanmayan ancak eylemleri sabit bulan işlemin iptalini istediği, bu bakımdan; mükerrerlik iddiası ile birlikte "masumiyet karinesi" ile "lekelenmeme" ve "mahkemeye erişim" hakları çerçevesinde, disiplin işlemlerinde "soruşturma yapılması" ve “zamanaşımı” hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunduğu şekliyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun 3. maddesinde, “Umumi zabıta: Silahlı bir kuvvet olan (polis) ve (jandarma) dır.” hükmü yer almış; 82. maddesinde, Emniyet örgütü mensuplarına verilecek disiplin cezaları sayılmış, Devlet memurluğundan çıkarma cezasının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre ve bu Kanun'da gösterilen yetkili disiplin kurulunca uygulanacağı belirtilmiş; 83. maddesinde de, "Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re'sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır." kuralına yer verilmiştir. 3201 sayılı Kanun'un verdiği yetkiye istinaden, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü 24/04/1979 günlü, 16618 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış; Anayasa Mahkemesinin 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla da; "4.6.1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa'ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, iptal hükmünün, Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesine" karar verilmiştir. Diğer taraftan, 23/01/2017 günlü, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname kanunlaşarak, 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun, 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. 7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş,"Yürürlükten kaldırılan hükümler" başlıklı 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır. b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur." hükümlerine yer verilmiştir. Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı ancak ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanacağı, söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır. 3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; 1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde; (b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır. 3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. …” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir. Kamu hizmetlerini yürütenlere verilecek disiplin cezalarına ilişkin farklı düzenlemeler bulunmakla birlikte, genel bir usul kanunu ve 5271 sayılı CMK 158. maddesinde yer alan başlangıç şüphesinin dahi olmadığı durumlarda, lekelenmeme hakkı kapsamında soruşturma yapılmasını önleyen bir müesseseye ilişkin düzenleme de yapılmamıştır. Öte yandan, Anayasa Mahkemesi kararları incelendiğinde; "- Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış; bu sınırların dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür (AYM, E.2017/33, K.2019/20, 10/4/2019, § 42). – Masumiyet karinesi, hakkında suç isnadı bulunan bir kişinin adil bir yargılama sonunda suçlu olduğuna dair kesin hüküm tesis edilene kadar masum sayılması gerektiğini ifade etmekte ve hukuk devleti ilkesinin de bir gereğini oluşturmaktadır (AYM, E.2013/133, K.2013/169, 26/12/2013). Adil yargılanma hakkının bir unsuru olan masumiyet karinesinin sağladığı güvencenin iki boyutu bulunmaktadır. Güvencenin ilk boyutu kişi hakkındaki ceza yargılaması sonuçlanıncaya kadar geçen, bir başka ifadeyle kişinin ceza gerektiren bir suçla itham edildiği (suç isnadı altında olduğu) sürece ilişkin olup suçlu olduğuna dair hüküm tesis edilene kadar kişinin suçluluğu ve eylemleri hakkında erken açıklamalarda bulunulmasını yasaklar. Buna göre hiç kimse, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar yargılama makamları ve kamu otoriteleri tarafından suçlu olarak nitelendirilemez ve suçlu muamelesine tabi tutulamaz (Kürşat Eyol, B. No: 2012/665, 13/6/2013, § 26). – Bununla birlikte tüm idari ve adli makamların işlem ve kararlarında masumiyet karinesine aykırı bir yön olup olmadığı değerlendirilirken kullanılan ifadelerin bağlamının da nazara alınması gerekir. İdari ve adli makamların suç isnadı altındaki kişilerle ilgili verdiği kararlar bütün hâlinde dikkate alınmalı ve kişinin suçlu olduğuna dair bir yargıda ya da imada bulunulup bulunulmadığı bundan sonra değerlendirilmelidir. Diğer taraftan masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır (AYM, Murat Şanlı B. No:2018/4962, 21/10/2020).şeklindeki gerekçelere yer verildiği görülmektedir Hakkaniyete uygun yargılamanın yapılması için elzem olan adil yargılanma hakkının alt ilkelerinden olan masumiyet karinesi ile sağlanan korumalardan biri de kişinin lekelenmeme hakkıdır. Kişi ile ilgili suçlayıcı bir durum söz konusu olduğunda kirlenmenin kolay aklanmanın ise zor olması dolayısıyla kişinin hakları korunmalıdır (Fatih AKINCI, Dergi Park TAAD, Yıl: 11, Sayı: 43,Temmuz 2020). 7068 sayılı Kanun özelinde, soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi husular açısından sonuçlar doğuracağı açıktır. Olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirildiğinde, anılan Kanun uyarınca soruşturmasının yapılması zorunludur. Masumiyet karinesi, kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmeyebilir. Ancak hakkında soruşturmanın açılmasıyla, şüphe altında kalan ilgilinin, masumiyet karinesi sürmekle birlikte, kendisini aklama durumu ortaya çıkar. Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar. Disiplin soruşturması açılmasını engelleyen zamanaşımı süresi içinde; soruşturmacının belirlenmesi ve soruşturmanın açılması gerekir. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın açılmasını engelleyen "soruşturma zamanaşımı"dır. Zamanaşımı süresinde soruşturmanın açılması sonrası; soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamaktadır. Disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceği, eylemin sübut bulup bulmadığının tespitinin farklı sonuçlar yaratabileceği açıktır (AYM, E: 2015/41, K: 2017/98, 04/05/2017). Öte yandan, yine Anayasa Mahkemesinin 10/04/2019 günlü, E:2017/33, K:2019/20 sayılı kararında da bahsedildiği üzere, ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da idarenin cezalandırma yetkisinin kullanılması belirli sürelerle sınırlandırılmıştır. Bu aşamada; ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Kaldı ki; zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacaktır. Eylemin sübut bulduğu kanaatine varılarak ceza zamanaşımı nedeniyle işlem tesis edildiğinde ise, ilgilinin açtığı davada yargının bu hususun hukuka uygunluk denetimini yapacağı açıktır. Yukarıda aktarılan gerekçeler uyarınca, davacının temyiz istemi hakkında, mükerrerlik iddiasının ve isnat edilen eylemlerin sübut bulup bulmadığı incelenmek suretiyle karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, aksi yoldaki oluşan çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Dava konusu işlemde; idarece yapılan soruşturma sonucunda davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erdiğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/6, 8/7 ve 8/12. maddeleri gereğince 8 kez meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiğine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir. Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrayacağından zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir. Nitekim; soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup; zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde, davacıya isnat edilen fiillerin sübuta erip ermediği hususunda değerlendirme yapılarak verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının esastan incelenmesi gerektiği düşüncesiyle, "ancak zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiğine dayanan" çoğunluk kararına katılmıyorum.
7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 14Kaynağı aç
MADDE 14- (1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar. (2) Disiplin soruşturmacısı olarak hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişinin üstü konumundaki bir veya birden fazla kişi ya da Bakanlık ve/veya ilgisine göre Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ya da Sahil Güvenlik Komutanlığı müfettişi görevlendirilebilir. Ancak gerek görülmesi halinde, heyet başkanı hariç olmak üzere hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişinin astı konumunda heyet üyeleri görevlendirilebilir. Disiplin soruşturmacısı olarak mülki idare amirliği hizmetleri sınıfı ile ilgisine göre emniyet hizmetleri sınıfından olanlar ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli haricinde herhangi bir personel görevlendirilemez.[8] (3) Disiplin soruşturmacıları ve heyeti, kendilerini görevlendiren disiplin amiri adına disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dahil olmak üzere her türlü inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir. Müfettişlerin özel mevzuatlarından doğan yetkileri saklıdır. (4) Disiplin soruşturmacısı olarak görevlendirilebileceği belirtilenler, boşanmış olsalar dahi eşleri veya ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları olan personel hakkında yürütülen soruşturmalarda görevlendirilemez. (5) 3/5/2016 tarihli ve 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanunun disiplin soruşturması işlemleri ile ilgili hükümleri saklıdır. Disiplin amirinin disiplin cezası verme yetkisi

Disiplin soruşturmacısı olarak hakkında soruşturma yürütülecek kişinin üstü konumundaki bir veya birden fazla kişi ya da Bakanlık ile ilgili genel komutanlık veya müfettişlik kadroları görevlendirilebilir. Heyet halinde görevlendirme yapılması durumunda ise heyet başkanı hariç olmak üzere, soruşturulan personelin astı konumundaki üyeler heyette yer alabilir. Disiplin soruşturmacısı olarak yalnızca mülki idare amirliği hizmetleri sınıfı, emniyet hizmetleri sınıfı personeli ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli atanabilir; bu sınıflar haricindeki kamu görevlilerine soruşturmacılık görevi verilemez.

Soruşturmacı tayininde tarafsızlık ilkesi esastır. Boşanmış olsalar dahi eşler ile ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları hakkında yürütülen disiplin işlemlerinde bu kişilerin soruşturmacı olarak görevlendirilmesi kanunen yasaktır. Öte yandan tek bir soruşturmacının hakkında soruşturma yürüttüğü personelden alt rütbede bulunması veya soruşturulan olayda taraf olması usul hatası teşkil eder. Buna karşılık, Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulunun E. 2024/9, K. 2024/20 sayılı kararı uyarınca, disiplin amirinin disiplinsizlik teşkil eden fiili tespit eden tutanakta salt imzasının bulunması ve ardından disiplin cezası tesis etmesi kural olarak işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmaz; amirin somut olayda şahsi husumetinin veya kişisel menfaatinin bulunup bulunmadığı yargı denetiminde incelenir.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/9, K. 2024/20Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/9 E.  ,  2024/20 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/9 Karar No : 2024/20 BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI ARASINDAKİ AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR Adana Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulunun 20/12/2023 tarih ve E:2023/40, K:2023/39 sayılı kararıyla; Davacı … vekili Av. …'in istemi üzerine, Adana Bölge İdare Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından, Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 14/09/2023 tarih ve E:2023/1100, K:2023/1473 sayılı kararı ile Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2021/2306, K:2022/1206 sayılı kararı arasındaki aykırılığın giderilmesinin istenmesi nedeniyle, "Aykırılığın, Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği" görüşüyle, 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3/C maddesinin 4. fıkrasının (c) bendi uyarınca dosyanın Danıştaya gönderilmesi üzerine, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkimi Erdem ERSÖZ'ün açıklamaları dinlendikten sonra konu ile ilgili kararlar ve düzenlemeler incelenerek gereği görüşüldü: I- AYKIRILIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİNE KONU BÖLGE İDARE MAHKEMESİ KARARLARI: A- ADANA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 1. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2023/1100 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacı tarafından, "amirinden izin almaksızın görevli bulunduğu il sınırları dışına çıkmak" fiilini işlediğinden bahisle 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8/3-a-8 hükmü uyarınca 3 gün aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Osmaniye Valiliği Jandarma Komando Özel Harekat Tabur Komutanlığının 22/11/2022 tarih ve 13 sayılı işleminin iptaline ile işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Adana 3. İdare Mahkemesinin 18/11/2022 tarih ve E:2022/270, K:2022/1536 sayılı kararının özeti: 7068 sayılı Kanun'un 7. maddesinin 2. fıkrasında, 8/3-a-8 hükmünde ve 14. maddesinde yer alan konu ile ilgili kurallar aktarılarak, Osmaniye Jandarma Özel Harekat Tabur Komutanlığı emrinde jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacıya, 11/10/2021 tarihinde Suriye görev gücüne katılması gerektiğinin bildirildiği, davacının 11/10/2021 tarihinde saat 07:45 sıralarında rahatsızlığı sebebiyle Osmaniye Devlet Hastanesi acil polikliniğine başvurarak 7 günlük istirahat raporu aldığı, bu raporu sıralı amirlerine bildirmesi üzerine tabur komutan vekilinin verilen raporun usule ve fenne uygunluğunu tespit etmek maksadıyla davacıyı Ceyhan Devlet Hastanesine sevk ettiği, Ceyhan Devlet Hastanesinde yapılan muayene sonucunda raporun uygunluğunun tespit edildiği, davacının bu rapor üzerine sıralı amirlerini bilgilendirmeden ailesinin ikamet ettiği Samsun iline gittiğinin tespit edildiği, bu durumun 13/10/2021 tarihinde saat 13:30 sıralarında düzenlenen tutanakla kayıt altına alındığı, bu tutanak üzerine 09/11/2021 tarihinde disiplin soruşturma heyeti oluşturularak disiplin soruşturmasının başlatıldığı, 13/12/2021 tarihli disiplin soruşturma raporunda, "amirinden izin almaksızın görevli bulunduğu il sınırları dışına çıkmak" fiilini işlediğinden bahisle davacının 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-8 hükmü uyarınca 3 gün aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasının teklif edildiği, olay kapsamında davacının savunmasının alındığı, savunma yeterli görülmeyerek tabur komutan vekili tarafından, soruşturma raporuna dayanılarak davacının anılan hüküm uyarınca 3 gün aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın 04/01/2022 tarihinde kesinleşmesi üzerine bu işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, Disiplin cezalarının, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülebilmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olduğu, memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal öneme sahip oldukları, bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurulların pozitif olarak mevzuatla belirlendiği, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkelerinin oluşturulduğu, Soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan kişilerden olmaları, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan kişilerden olmamaları, ayrıca olayın mağduru, tanığı konumunda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları ve kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerektiği, Kararda yer verilen mevzuat hükümleri ve disiplin ilkeleri doğrultusunda, disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra yasal süreler içerisinde ilgili memur hakkında disiplin soruşturması açılması, tarafsız soruşturmacı tarafından yapılan bu soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporu değerlendirilerek yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerektiği, Bakılan uyuşmazlıkta, davacının disiplinsizlik oluşturan eylemine ilişkin tespit tutanağının aralarında tabur komutan vekilinin de yer aldığı beş kişi tarafından 13/12/2021 tarihinde düzenlenerek imza altına alındığı, disiplin soruşturma heyetinin ise yine tabur komutan vekili tarafından 09/11/2021 tarihinde oluşturulduğu ve bu heyet tarafından hazırlanan disiplin soruşturma raporuna dayanılarak davacının cezalandırılmasına ilişkin işlemin de tabur komutan vekili tarafından tesis edildiği, Bu durumda, disiplin cezasına konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan disiplin amiri tarafından disiplin soruşturması açılarak soruşturmacı görevlendirilmesi ve davacı hakkında disiplin cezası verilmesi gerekirken, olayın tespitine ilişkin tutanakta imzası bulunan tabur komutan vekili tarafından görevlendirilen soruşturma heyetince getirilen teklife istinaden yine aynı disiplin amiri tarafından davacının 3 gün aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasında yukarıda açıklanan ilkelere ve özellikle objektiflik ve tarafsızlık ilkelerine aykırılık bulunduğu, bu haliyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı, Yukarıda yer verilen disiplin ilkeleri doğrultusunda, davacı hakkında disiplin soruşturması açılıp tarafsız bir şekilde yürütülen soruşturma sonucunda idarece yeniden cezalandırma ya da cezalandırmama işleminin tesis edilebileceği, Öte yandan, hukuka aykırı olduğu saptanılan dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların da Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca davalı idare tarafından davacıya yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle işlemin iptaline, işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal hakların, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idare tarafından davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Adana Bölge İdare Mahkemesi 1. İdari Dava Dairesinin 14/09/2023 tarih ve E:2023/1100, K:2023/1473 sayılı kararının özeti: Disiplin cezası verilebilmesi için kusurlu halin tespitinden sonra yasal süreler içerisinde ilgili kamu görevlisi hakkında disiplin soruşturması açılması, tarafsız soruşturmacı tarafından yapılan bu soruşturma sonucunda düzenlenen soruşturma raporu değerlendirilerek yetkili disiplin amiri veya disiplin kurulu tarafından bir disiplin cezası verilmesi gerektiği, İstinafa konu kararı veren İdare Mahkemesince, davacının disiplinsizlik oluşturan eylemine ilişkin 13/10/2021 tarihli tespit tutanağının aralarında tabur komutan vekilinin de yer aldığı beş kişi tarafından düzenlenerek imza altına alındığı, disiplin soruşturma heyetinin tabur komutan vekili tarafından oluşturulduğu ve bu heyet tarafından hazırlanan disiplin soruşturma raporuna dayanılarak cezanın yine aynı disiplin amiri tarafından verildiği, bu durumun nesnellik ve tarafsızlık ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş olduğundan öncelikle İdare Mahkemesinin iptal gerekçesi yaptığı bu hususun irdelenmesi gerektiği, Buna göre, 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesi gereğince maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirinin, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirmesi halinde bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapabileceği ve soruşturma sonucunda disipline aykırı eylemi nedeniyle ilgili kamu görevlisine bu eylemine uygun, yetkisi dahilindeki disiplin cezalarından birini verebileceği, maiyetindeki görevlilerin gözetim ve denetiminden, uhdesindeki hizmetin sürekli ve düzenli yürütülmesinden sorumlu olan disiplin amirinin, hizmet içinde maiyetinde bulunan bir kamu görevlisinin tamamen hizmetinin işleyişi ile alakalı tutum, davranış, hal ve hareketlerine yönelik tespitler içeren bir tutanakta imzasının bulunmasının her hal ve şartta o disiplin amirinin kanunun kendisine verdiği disiplin işlemlerine ait yetkilerini ve bu arada disiplin soruşturması açma, soruşturmacı tayin etme ve gerekliyse ceza verme yetkilerini ortadan kaldıran bir durum olarak değerlendirilemeyeceği, bu noktada soruşturmanın tarafsızlığı ve verilen cezanın sıhhati açısından gözetilmesi gereken hususun müşahhas hadisenin hususiyetleri ve eylemin mahiyeti nazara alınarak soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin olayın tarafı, mağduru, müştekisi, zarar göreni veya yarar sağlayanı konumunda olmamaları ve soruşturmayı yapan kişinin ya da heyet halinde soruşturma yapılacak ise heyet başkanının kıdem, görev veya rütbe bakımından soruşturulan kişinin üstü konumunda bulunması olduğu, Uyuşmazlık konusu olayda, davacı hakkında disiplin soruşturması açılmasına sebep olan 13/10/2021 tarihli tutanakta davacının hizmet içinde sergilediği bazı tutum ve davranışların tespit edildiği, tutanakta tespit edilen bu fiillerin hizmetin işleyişine yönelik olduğu, disiplin amirinin doğrudan şahsına yönelik kişisel bir durum arz etmediği, tutanakta tespit edilen hususların disiplin cezasına konu olabilecek nitelik ve mahiyette olup olmadığı hususlarının incelenmesi ve konunun tahkiki amacıyla yetkili disiplin amiri tarafından olayla ilgisi ve tutanakta imzası bulunmayan bağımsız ve tarafsız kişilerden oluşan ve başkanı davacının görev ve rütbece üstü konumunda bulunan üç kişilik bir soruşturmacı heyeti oluşturulduğu, bu heyet tarafından yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan soruşturma raporunda getirilen ceza teklifi doğrultusunda disiplin amiri tarafından davacının savunması alındıktan sonra dava konusu disiplin cezası işleminin tesis edildiği, müsnet fiilin işlenip işlenmediği konusundaki soruşturmanın olayla ilgisi bulunmayan tarafsız bir soruşturma heyeti tarafından yapıldığı ve cezanın yine olayın tarafı, muhatabı, mağduru veya şikayetçisi konumunda bulunmayan disiplin amiri tarafından verildiği nazara alındığında, işlemde bu yönüyle hukuka aykırılık, yazılı gerekçe ile dava konusu işlemi iptal eden idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı, Bu itibarla uyuşmazlığın, isnat edilen fiilin sübuta erip ermediği noktasında yapılacak değerlendirme ile Dairelerince çözüme kavuşturulacağı belirtilerek işin esasına girilmiş ve istinaf başvurusunun kabulü ile istinafa konu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. B- ANKARA BÖLGE İDARE MAHKEMESİ 2. İDARİ DAVA DAİRESİNİN E:2021/2306 SAYILI DOSYASINA KONU YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istemin özeti: Jandarma uzman onbaşı olarak görev yapan davacı tarafından, "nöbet görevine gelmemek veya nöbet ya da nokta görevinde mevzuatla ve/veya talimatlarla belirlenen kurallara aykırı hareket etmek" fiilini işlediğinden bahisle 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-6 hükmü uyarınca 3 gün aylıktan kesme cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Nallıhan Kaymakamlığı Sarıyar Jandarma Karakol Komutanlığının 18/05/2020 tarih ve 10 sayılı işleminin iptaline ile işlem sebebiyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. Ankara 8. İdare Mahkemesinin 28/01/2021 tarih ve E:2020/1379, K:2021/189 sayılı kararının özeti: 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-6 hükmünde, 13. maddesinde, 14. maddesinin 1. fıkrasında, 27. maddesinde, 29. maddesinin 1. fıkrasında ve 31. maddesinde yer alan konu ile ilgili kurallar aktarılarak, Uyuşmazlığa konu olayda, davacının dava konusu disiplin cezasına konu eyleminin 24/04/2020 tarihinde disiplin amiri tarafından öğrenildiği, 24/04/2020 tarihli tutanakta "24/04/2020 günü saat 08.00 sıralarında komutanlığımız nizamiye nöbetinde görevli personelin nöbet görevi esnasında kapıya yaklaşan … plakalı karakol personeli olan J. Asb. Çvş. A.Y.'a ait olan aracı görmediği, nöbetçinin herhangi bir şekilde tepki vermemesi üzerine, araç içerisinde bulunan J. Uzm. Onb. M.A.Ş.'in nöbetçiyi ikaz etmek maksadıyla gönderildiği, bu esnada nizamiye nöbetçisinin J. Uzm. Onb. C.B. olduğu, kule içerisinde gözetleme yapmadan oturduğu, yapılan ikazdan sonra nizamiye kapısı açılarak aracın içeri girdiği, yapılan kontrollerde nöbetçi J. Uzm. Onb. C.B.'ın çelik yeleğinin ve kompozit başlığın kuşanılmadığı, sorulduğunda ise J. Uzm. Onb. C.B.'ın üzerinden yeni çıkardığını beyan ettiği, yapılan ikaz sonrasında personelin çelik yelek ve kompozit başlığı kuşandığı, çelik yeleğin ön plaka bölümündeki cırt kısmının açık olduğu görülerek plaka kontrolü yapıldığı, bahse konu plakanın olması gerektiği bölümde bulunmadığı, nöbet kulesi içine bakılarak plakanın bulunmadığı, daha sonra yapılan kapsamlı aramada bahse konu plakanın nöbet kulesinin önünde bulunan çam ağacının dibinde bulunduğu tespit edilmiş olup…'' şeklinde tutulan tutanağın J. Asb. Üçvş. Ö.U. (karakol komutanı), J. Asb. Çvş. A.Y., J. Uzm. Onb. M.A.Ş. tarafından imza altına alındığı, davacının imzadan imtina ettiği, 05/05/2020 tarihinde disiplin soruşturmasına başlanarak soruşturmayı yapmak üzere muhakkik görevlendirildiği, 07/05/2020 tarihinde 7068 sayılı Kanun'un 8/3-a-6 maddesi hükmü gereğince savunma istenildiği, devamında 12/05/2020 tarihinde davacının ifadesinin alındığı, disiplinsizliğe konu olayla ilgili olarak muhakkik tarafından tanıkların ifadelerine başvurulduğu, 18/05/2020 tarihinde dava konusu disiplin cezasının verildiği, Bu duruma göre, davacının yapılan kontrollerde nöbetçi olduğu olay gününde çelik yeleğini ve kompozit başlığını takmadığı, çelik yeleğin içinde bulunması gereken plakanın bulunmadığı hususlarının tespiti üzerine başlatılan soruşturmada tanıkların ve davacının ifadeleriyle bu hususun sabit olduğu, görev gereği bulunması ve takması gereken teçhizatın olmadığının davacı tarafından da kabul edildiği, ancak herkesin kullandığı çelik başlığı korona tedbirleri kapsamında takmadığı ve çelik yeleğin de içinde plaka olmadan kendisine teslim edildiği yönündeki iddialarına itibar edilmeyerek, eyleminin 'nöbet görevine gelmemek veya nöbet ya da nokta görevinde mevzuatla ve/veya talimatlarla belirlenen kurallara aykırı hareket etmek' kapsamında olduğu kanaatine varıldığı, 3 gün aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesinin 18/05/2022 tarih ve E:2021/2306, K:2022/1206 sayılı kararının özeti: Kamu görevlisinin suç oluşturduğu iddia edilen fiili ile ilgili olarak idarece açılan bir disiplin soruşturmasında, konu ile ilgili her türlü araştırmanın yapılması, kanıt niteliğinde toplanan tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi, tanıkların dinlenmesi, hatta teknik konularda bilirkişilere inceleme yaptırılmak suretiyle, soruşturulanların görev ve konumları itibarıyla sorumlulukları ile suçun oluş biçimi irdelenerek düzenlenen rapor ile fiilin sübut bulup bulmadığının ortaya çıkarılması gerektiği, soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan veya soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları ve kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerektiği, Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi, soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılmasının da isnada maruz kalanların hukuki güvencesi olduğu, soruşturma emri verilmesi, bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda, olayın değerlendirilmesi, soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, yasal süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi, hukuki güvenlik ilkesinin de gereği olduğu, Uyuşmazlıkta, 24/04/2020 tarihinde saat 08:00 sıralarında karakol komutanının da içinde bulunduğu araç nizamiyeye giriş yaparken nizamiye nöbetçisi olan davacının, çelik yeleğini ve kompozit başlığını takmadığı, çelik yeleğin içinde bulunması gereken plakanın bulunmadığı hususlarının tespiti üzerine aynı tarihte tutulan tutanağın J. Asb. Üçvş. Ö.U. (karakol komutanı), J. Asb. Çvş A.Y., J. Uzm. Onb. M.A.Ş. tarafından imza altına alındığı, yapılan soruşturma sonucunda davacının disiplin amiri olan, J. Asb. Üçvş. Ö.U. (karakol komutanı) tarafından, davacının cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemin tesis edildiği, Bu durumda, davacıya dava konusu disiplin cezasının, karakol komutanı tarafından verildiğinin görülmesi karşısında, (soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan, tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları gerekmektedir) tarafsızlık ilkesi uyarınca, olayın tarafı olan karakol komutanının disiplin amiri sıfatıyla ceza vermesinde, disiplin cezalarının tarafsızlık ve objektiflik kriterine uygun olarak verilmesi ilkesine aykırılık görüldüğünden, dava konusu işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin bu yönüyle iptali gerekirken davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmediği, Öte yandan, bu kararın gerekçesine göre davalı idarece, yeniden işlem tesis edilebileceği gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine kesin olarak karar verilmiştir. II- İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Uyuşmazlıklarda, davacılar, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde jandarma uzman çavuş ve uzman onbaşı rütbelerinde görev yapmaktadırlar ve disiplin hukuku bakımından 7068 sayılı Kanun'a tabidirler. Davacıların disiplinsizlik oluşturduğu ileri sürülen fiilleri tutanaklar ile tespit edilmiştir ve bu tespit tutanaklarını imzalayanlar arasında davacıların disiplin amirleri de bulunmaktadır. Aynı disiplin amirleri tarafından soruşturmacılar görevlendirilmiş ve davacıların disiplin cezası ile cezalandırılmalarına yönelik işlemler de bu disiplin amirlerince tesis edilmiştir. Bu işlemlerin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davalarda verilen farklı nitelikteki kesin kararlar üzerine incelenen aykırılığın oluştuğu görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: 1-Anayasa: D. Kamu hizmeti görevlileriyle ilgili hükümler … 2. Görev ve sorumlulukları, disiplin kovuşturulmasında güvence Madde 129 – … Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez. Disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz. … 2- 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun: Tanımlar MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; … ç) Disiplinsizlik: Bu Kanuna göre disiplin cezası ile cezalandırılan fiilleri, d) Disiplin amiri: Bu Kanun ile disiplin cezası vermeye yetkili kılınmış ilk amiri, e) Disiplin amirleri: Disiplin amiri ile üst disiplin amirlerini, f) Disiplin cezası: Disiplinsizlik nedeniyle disiplin amirleri veya kurulları tarafından verilen ve bu Kanunda gösterilen yaptırımları, g) Disiplin soruşturması: Disiplinsizlik yaptığı iddia edilen personel hakkında karar vermek amacıyla disiplin amirleri veya kurulları tarafından yapılan veya yaptırılan araştırma ve incelemeyi, … j) Üst: Makam, rütbe veya kıdem büyüklüğünü, k) Üst disiplin amirleri: Disiplin amirinin kadro ve kuruluş yönünden bağlı bulunduğu ve disiplin cezası verilecek personelden makam, rütbe veya kıdemce büyük olan yetkili sıralı tüm amirleri, ifade eder. Disiplin amirleri MADDE 13- (1) Disiplin amirinin, disiplin cezası verilecek personelden makam, rütbe veya kıdemce büyük olması ve amir konumunda bulunması gerekir. … (4) Disiplin amirleri, disiplin amiri oldukları her rütbe ve derecedeki tüm personel hakkında disiplin soruşturması açabilir. (5) Disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisi üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabilir. … Disiplin amirlerinin soruşturmaya ilişkin yetkileri MADDE 14- (1) Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar. (2) Disiplin soruşturmacısı olarak hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişinin üstü konumundaki bir veya birden fazla kişi ya da Bakanlık ve/veya ilgisine göre Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ya da Sahil Güvenlik Komutanlığı müfettişi görevlendirilebilir. Ancak gerek görülmesi halinde, heyet başkanı hariç olmak üzere hakkında disiplin soruşturması yapılacak kişinin astı konumunda heyet üyeleri görevlendirilebilir. Disiplin soruşturmacısı olarak mülki idare amirliği hizmetleri sınıfı ile ilgisine göre emniyet hizmetleri sınıfından olanlar ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeli haricinde herhangi bir personel görevlendirilemez. (3) Disiplin soruşturmacıları ve heyeti, kendilerini görevlendiren disiplin amiri adına disiplin soruşturmasıyla ilgili bilgi ve belgeleri toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişi görevlendirme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma da dahil olmak üzere her türlü inceleme yapma ve ilgili makamlarla yazışma yetkisini haizdir. Müfettişlerin özel mevzuatlarından doğan yetkileri saklıdır. (4) Disiplin soruşturmacısı olarak görevlendirilebileceği belirtilenler, boşanmış olsalar dahi eşleri veya ikinci dereceye kadar kan ve kayın hısımları olan personel hakkında yürütülen soruşturmalarda görevlendirilemez. (5) 3/5/2016 tarihli ve 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanunun disiplin soruşturması işlemleri ile ilgili hükümleri saklıdır. Disiplin amirinin disiplin cezası verme yetkisi MADDE 15- (1) Disiplinsizlik yaptığı tespit edilen personele disiplin amiri tarafından bu Kanundaki esaslara uygun olarak disiplin cezası verilir. … Uygulanacak hükümler MADDE 34- (1) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde 657 sayılı Kanunun disipline ilişkin hükümleri uygulanır. … 3- 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun: Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulu: Madde 3/C- (Ek: 18/6/2014-6545/6 md.) … 4. Bölge idare mahkemesi başkanlar kurulunun görevleri şunlardır: … c) Benzer olaylarda, bölge idare mahkemesi dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında veya farklı bölge idare mahkemeleri dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında aykırılık veya uyuşmazlık bulunması hâlinde; resen veya ilgili bölge idare mahkemesi dairelerinin ya da istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların bu aykırılığın veya uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, istemin uygun görülmesi hâlinde kendi görüşlerini de ekleyerek Danıştaydan bu konuda karar verilmesini istemek. … 5. (Değişik:17/10/2019-7188/7 md.) Dördüncü fıkranın (c) bendine göre yapılacak istemler, konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kuruluna iletilir. İlgili dava daireleri kurulunca üç ay içinde karar verilir. Aykırılık veya uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İncelemeye konu başvuruda giderilmesi istenen aykırılık, 7068 sayılı Kanun'a tabi olarak görev ifa eden jandarma statüsündeki kamu görevlilerinin, disiplinsizlik oluşturduğu iddia edilen fiillerinin tespitine ilişkin tutanağı tanzim edenler arasında disiplin amirinin de bulunmasının ve yapılan disiplin soruşturması neticesinde aynı disiplin amirinin, ilgili kamu görevlisini disiplin cezası ile cezalandırmasının, disiplin hukukunun genel ilkeleri olan tarafsızlık ve nesnellik ilkelerine tesir edip etmediğine ilişkindir. Başvuruya esas alınan kararlarda davacılar Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kamu görevlisi statüsünde olup disiplin hukuku bakımından 7068 sayılı Kanun'a tabidir. Kurulumuza yapılan müracaat, bu sınırlar içerisinde incelenmiştir. Kamu görevlileri açısından öznel ve kamu hizmetinin düzenli işleyebilmesi bakımından nesnel neticeleri göz önünde bulundurulduğunda, disiplin hukukunun birtakım ilkelere bağlanması kamusal önem arz etmektedir. İncelenen konu bağlamında bu ilkeler, genel kolluk görevi ifa eden kamu görevlisi statüsünde bulunan davacılar açısından, öncelikle, pozitif düzenlemeler ihtiva eden 7068 sayılı Kanun çerçevesinde ele alınmalıdır. Bu yapılırken, genel kolluk hizmetlerinin kamu düzeninin sürdürülmesinde taşıdığı kendine münhasır hassasiyet ile Kanun kapsamındaki kurumların emir komuta zincirine bağlı çalışma usulü de gözetilmelidir. Zira genel kolluk kuvvetlerinin hiyerarşik bir sistemde mesleğini icra edebilmesinin temelinde disiplinli olması yer almakta olup disiplin konusunda alınan tedbirler, diğer kurum ve kuruluşlara göre mahiyet bakımından farklılıklar arz edebileceği gibi, disiplinin sağlanması, muhafazası ve devam ettirilmesi bu kurumların görevlerini yerine getirebilmesi için önem arz etmektedir. Kanun'un amacı da bu kurumların hukuk sınırları içerisinde öncelikle iç disiplininin sağlanmasıdır. 7068 sayılı Kanun hükümlerinin değerlendirilmesinden, disiplin amirinin, disiplin cezası ile cezalandırılacak kamu görevlisinden makam, rütbe veya kıdemce büyük olması ve amir konumunda bulunması gerektiği; disiplin amirlerinin, disiplin amiri oldukları her rütbe ve derecedeki tüm personel hakkında disiplin soruşturması açabileceği; disiplin soruşturması yapma ve disiplin cezası verme görev ve yetkisinin üst disiplin amirleri tarafından da kullanılabileceği anlaşılmaktadır. Aynı Kanun'da, disiplin amirinin, amiri bulunduğu kamu görevlilerinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenebileceği öngörülmüş olup disiplin amiri bu öğrenme üzerine olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirirse şahsen ve doğrudan doğruya disiplin soruşturması yapabileceği gibi, yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla da soruşturma yapması mümkündür. Kanun'un 14. maddesinin 2. fıkrasında görevlendirilecek soruşturmacıların nitelikleri, 3. fıkrasında soruşturmacıların yetkileri, 4. fıkrasında ise soruşturmacı olarak görevlendirilemeyecek olanlar kurala bağlanmıştır. Kanun'un 15. maddesinin ilk fıkrasında ise disiplin amiri tarafından, disiplinsizlik yaptığı tespit edilen personele, yine Kanun'daki esaslara uygun olarak disiplin cezası verileceği düzenlenmiştir. Maddenin 3. fıkrasında disiplin amirinin yasaklılığına ilişkin hüküm yer almaktadır. Buna göre, disiplin amirinin, maiyetindeki personelin disiplinsizlik teşkil eden fiilini bizzat veya başka herhangi bir şekilde öğrenmesi mümkündür. Bu fiil ya da öğrenme durumu bir tutanakla kayıt altına alınmış da olabilir. Böyle bir tutanakta disiplin amirinin de imzasının bulunmasının, disiplin amirinin ilkesel olarak kendisinden beklenen tarafsızlığına doğrudan doğruya olumsuz etkide bulunacağına dair Kanun'da bir hüküm yer almamaktadır. Öyle ki, Kanun, disiplin amirinin fiili öğrenmesi üzerine bizzat dahi soruşturma yapabileceğini, yine Kanun'da belirtilen esaslara göre, mevcut takdir yetkisini ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanarak disiplin cezası uygulayabileceğini de kurala bağlamıştır. Bu durumlarda elbette, Kanun'un 14. maddesindeki soruşturmacının ve 15. maddenin 3. fıkrasındaki disiplin amirinin yasaklılığına ilişkin hükümler de göz önünde bulundurulmalıdır. Dolayısıyla maiyetindeki personelin gözetim ve denetiminden, uhdesindeki hizmetin sürekli ve düzenli yürütülmesinden mesul olan disiplin amirinin, disiplinsizlik teşkil eden fiili tespit eden tutanakta imzasının bulunmasının ve aynı fiile ilişkin olarak personeli disiplin cezası ile cezalandırmasının disiplin cezasının doğrudan hukuka aykırılığı sonucunu doğurmadığı kanaatine varılmıştır. Kanun'daki bu ilkeler öncelikli olmakla birlikte konu, ikincil olarak disiplin hukukunun doktrin ve içtihatlar ile ortaya konulan genel ilkeleri, özellikle idarenin tarafsızlığı bağlamında da ele alınmalıdır. İyi yönetişim ilkelerine göre, idarenin tarafsız hareket etme mükellefiyetinin bir yansıması da disiplin hukukundaki tarafsızlıktır. Bu aynı zamanda, Anayasa'nın 10. maddesinin son fıkrasındaki "Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." düzenlemesinin de bir gereğidir. Lakin incelenen konu bağlamında disiplin hukukundaki tarafsızlık ilkesini yargı organı olan "mahkemelerin tarafsızlığı" mertebesinde algılamak da mümkün değildir. Bu çerçevede, disiplin amirinin şahsi, ailevi yahut maddi bir menfaati ya da benzer bir ilgisinin bulunması, tutanağın mahiyetinin şahsıyla alakalı olması, personelle disiplin amiri arasında mevcudiyeti iddia edilen husumet, personelin tutanağın muhtevasına dair iddiaları gibi durumların varlığı halinde olayın zarar göreni, yarar sağlayanı ya da tarafı haline gelebileceğinden, disiplin amirinin genel olarak kendisinden beklenen tarafsızlığının zedelenmesi mümkündür. Fakat belli bir ilkeye bağlanmasına olanak bulunmayan bu istisnalar yargı yerlerince her olayda idari işlemin unsurları bakımından ayrıca değerlendirilmelidir. Burada önemli husus, disiplin cezasına ilişkin idari işlemin yargı ve hukukilik denetimine tabi olmasıdır. III-SONUÇ: Açıklanan nedenlerle Bölge İdare Mahkemesi kararları arasındaki aykırılığın, Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde kamu görevlisi statüsünde olup disiplin hukuku bakımından 7068 sayılı Kanun'a tabi olanlar açısından, disiplin amirinin disiplinsizlik teşkil eden fiili tespit eden tutanakta salt imzasının bulunmasının ve aynı fiile ilişkin olarak personeli disiplin cezası ile cezalandırmasının, kural olarak disiplin cezasının doğrudan hukuka aykırılığı sonucunu doğurmadığı yönünde giderilmesine, 05/06/2024 tarihinde oyçokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY X- Disiplin hukukunun genel ilkelerine göre, soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan, hakkında soruşturma yapılan kamu görevlisinin suç konusu eyleminden zarar gören veya yarar sağlayan veya soruşturulanın veya olayın mağduru durumundaki kişilerden etkilenecek konumda bulunmayan tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları ve kıdem ve görev bakımından en az soruşturulan ile aynı seviyede veya üst düzeyde bulunmaları gerekmektedir. Disiplin suçu teşkil eden fiillerle ilgili olarak soruşturma yapılması zorunlu olduğu gibi, soruşturmanın belirli usuller çerçevesinde yapılması da isnada maruz kalanların hukuki güvencesidir. Soruşturma emri verilmesi, bağımsız ve üst veya denk görevde olan bir soruşturmacı atanması, olayla ilgili tanık ve soruşturulanın ifadelerinin alınması, ifade alınmadan kişiye haklarının ve soruşturma konusunun bildirilmesi, isnat olunan fiille ilgili lehe ve aleyhe başkaca delillerin araştırılması, soruşturma sonucunda bir rapor hazırlanması ve bu raporda olayın değerlendirilmesi, soruşturmacının kanaat ve teklifini belirtmesi ve raporun ilgili makama sunulması, soruşturmayı yapan kişi ile soruşturmada elde edilen delilleri değerlendirecek kişi veya kurulların ayrı olması, kanuni süre içerisinde isnat olunan fiiller bildirilerek sanığın savunmasının alınması gerekliliği disiplin hukukunun temel ilkelerinden olduğu gibi, hukuki güvenlik ilkesinin de gereğidir. Soruşturma yapmakla görevlendirilenlerin ve cezayı verecek olan disiplin amirlerinin soruşturmaya konu olayla hiçbir ilgisi bulunmayan, tamamen tarafsız kişi veya kişilerden olmaları gerektiği ilkesi uyarınca, olayın tarafı olan üstlerin, disiplin amiri sıfatıyla ceza vermesinde, "disiplin cezalarının tarafsızlık kriterine uygun olarak verilmesi" ilkesine uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, aykırılığın, olayla ilgili tutanakta imzası bulunan disiplin amirinin aynı olayla ilgili disiplin cezası vermesinin, disiplin cezalarının tarafsızlığı ilkesine aykırı olduğu yönündeki Ankara Bölge İdare Mahkemesi 2. İdari Dava Dairesi kararı doğrultusunda giderilmesi gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Görevlendirilen disiplin soruşturmacıları ve soruşturma heyeti, disiplin amiri adına bilgi ve belge toplama, ifade alma, tanık dinleme, bilirkişi tayin etme, keşif yapma, hâkim veya savcı kararı gerektirmeyen durumlarda kriminal inceleme yaptırma dahil her türlü inceleme ve yazışma yetkisine sahiptir. Bu süreçlerde 6713 sayılı Kolluk Gözetim Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun hükümleri saklıdır.

Disiplin soruşturmasının açılmasında ve yetkili disiplin amiri veya kurulunun belirlenmesinde personelin fiili işlediği tarihteki görev yeri esas alınır. Fiil işlendikten sonra ilgilinin kadro unvanı veya rütbesinde bir değişiklik gerçekleşmişse yetkili mercii, personelin son kadro ve görev unvanı karşılığı rütbesi esas alınarak belirlenir.

Savunma Hakkı ve Etkili Soruşturma Güvenceleri

Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca memurlar ve diğer kamu görevlilerine savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası uygulanamaz. Bu kural disiplin cezaları yönünden anayasal düzeyde ek bir güvence niteliğindedir. 7068 sayılı Kanun'un 31. maddesinin birinci fıkrası da disiplin amirleri veya kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceğini amir hüküm olarak düzenlemiştir.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/5584, K. 2025/2454Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/5584 E.  ,  2025/2454 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/5584 Karar No : 2025/2454 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Hakkari ili, 34. Hudut Tugay Komutanlığında piyade sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ve Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve …sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının dava konusu işleme gerekçe gösterilen eylemine bakıldığında, davacının, arkadaşı sözleşmeli er H.G.'nin eşinin 26/03/2018 tarihinde davacıya sosyal medya hesabından mesaj göndererek, eşi H.G.'nin psikolojik durumunu sorması üzerine bu kişiyle sosyal medya üzerinden mesajlaşmak suretiyle yazıştığı, dosyada yer alan yazışma içeriklerinde, H.G. ile eşi arasında sorunlar yaşanmakta olduğu, H.G. ile eşinin aynı şehirde yaşamadıkları, bu nedenle H.G.'nin eşi tarafından, H.G.'nin psikolojik durumu hakkında davacıya sorular sorulduğu, konuşmanın genelinin bu minvalde gerçekleştiği, yazışma sırasında davacının "kalp" simgesi gönderdiği, ancak hemen yanlışlıkla gönderdiğini belirterek özür dilediğinin görüldüğü; bu durumda, davacının aynı birlikte görev yaptığı sözleşmeli er olan arkadaşı H.G.'nin eşinin davacıya sosyal medya üzerinden H.G. hakkında soru sorması üzerine başlayan konuşma içeriklerinin ahlaka aykırı ifadeler içermediği ve tek başına davacının ahlaki açıdan zayıf olduğunu gösterecek nitelikte bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdarenin, takdir hakkını kullanırken söz konusu personelin suçlu olup olmadığını değil, Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarının yaşanan olaylar nedeniyle sarsılıp sarsılmadığını değerlendirdiği, davacının işlemiş olduğu suçun TSK'nın disiplinini bozacak ve itibarını sarsacak şekilde ahlak dışı bir hareket teşkil ettiği, TSK'nın da bu gibi durumlarda derhal işlem yapmak durumunda olduğundan, tesis edilen işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçesi değiştirilmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Hakkari ili, 34. Hudut Tugay Komutanlığında piyade sözleşmeli er olarak görev yapan davacı hakkında, aynı birlikte görev yaptığı piyade sözleşmeli er H.G.'nin eşine sosyal medya üzerinden ahlaki olmayan ve aile huzurunu bozacak nitelikte mesajlar gönderdiğinden bahisle 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ve Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin… tarih ve … sayılı işlem tesis edilmiştir. Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasında; "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak. …" hükmü öngörülmüştür. Anılan Kanun’un 9. maddesine dayanılarak hazırlanan ve 08/06/2011 tarih ve 27958 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin "Görevde başarısız olma, kendilerinden istifade edilmeme halleri ve sözleşmenin feshedilme sebepleri" başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde de benzer düzenemeye yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibaresinin somut norm denetimi yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152, K:2023/66 sayılı kararıyla söz konusu (a) bendi iptal edilmiş olup; söz konusu kararın 27 ilâ 43. paragraflarında; "Kural uyarınca sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilebilmesi için TSK bünyesinde görev yapan personelin ifa ettiği görevin gerektirdiği niteliğin kaybına yol açan disiplinsiz ve ahlaka aykırı fiili işlemesi ve bu durumun sıralı amirler tarafından her türlü bilgi ve belgeye dayanılarak nitelik belgesiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Kuralda yer alan “disiplinsizlik” kavramından ne anlaşılması gerektiği belirli değildir. Nitekim hangi hâllerin disiplinsizlik olarak kabul edileceğinin, disiplinsizlik hâlinden bahsedilebilmesi için disiplin cezası alınmış olmasının gerekip gerekmediğinin, gerektiği takdirde hangi tür veya sayıda alınmış disiplin cezalarının bu hâlin varlığı için yeterli olacağının söylenebilmesi mümkün değildir. Bu hâliyle sözleşmenin feshedilmesine neden olan disiplinsizlik hâllerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Ahlaki durum kavramının ise sözleşmeli erbaş ve erlerin ifa ettikleri görevin gerektirdiği ahlaki niteliği ifade ettiği söylenebilir. Kanunların genel ve soyut olması; somut olayın özelliğine göre değişebilecek tüm çözümleri kuralın bünyesinde barındırma, bir başka ifadeyle kuralın amaca uygun sonuca ulaştıracak herhangi bir çözümü dışlamasını önleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmesinin feshedilmesine neden olacak ahlaka aykırı hâller kanunda sayma suretiyle belirtilmemiştir. Kaldı ki bu hâllerin tümünün kanun koyucu tarafından sayma yoluyla önceden belirlenmesinin güç olduğu hususu da dikkate alınmalıdır. Bununla beraber ahlaka aykırı hâllerin çerçevesinin belirli olması gerekmektedir. Kurala göre ahlaka aykırı fiillerin TSK’da görev yapmaya engel olacak nitelik ve ağırlıkta olması gerektiği açıktır. Bu bağlamda ahlaka aykırı fiillerin tümüyle muğlak, objektiflikten uzak ve belirsiz kavramlar olmayıp belirlenen çerçeve içinde idarenin keyfî yorum ve uygulamalarına karşı yeterli koruma sağladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla ahlaka aykırı fiillerin çerçevesinin belirli olmadığı ve sözleşmenin feshedilmesi sonucunu doğuran fiillerin tespiti hususunda idarenin sınırları belirli olmayan geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu söylenemeyeceğinden kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren kuralın “Disiplinsizlik…” ibaresi dışında kalan kısmının belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır. Mahiyeti gözetildiğinde kuralın Anayasa’nın 13. maddesine uygunluğu denetlenirken Anayasa’nın sözüne aykırı olup olmadığının da ayrıca ortaya konulması gerekmektedir. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan "…Anayasanın sözü…" ifadesi Anayasa'nın metnini yani lafzını ifade etmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yapılan sınırlandırmaların Anayasa'nın sözüne uygun olması şartı özellikle Anayasa'nın çeşitli maddeleriyle getirilen ek güvenceler söz konusu olduğunda önem taşımaktadır. Anayasa koyucunun bir hakkı tanımanın yanında o hakkın norm alanına giren bir boyutunu ayrıca ve özel olarak düzenlemesi, buna ilişkin ek bir güvence getirdiği anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın çeşitli maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklere ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek olarak getirilen güvencelerle uyumlu olmayan sınırlamalar Anayasa’nın sözüne aykırı olacaktır. Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği düzenlenerek savunma hakkı özel olarak güvence altına alınmıştır. Anayasa koyucunun bu düzenlemeyle, kamu görevlilerine disiplin cezası uygulanması biçimindeki işlemler yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden öte bazı güvenceleri öngördüğü anlaşılmaktadır. Bu itibarla Anayasa’nın anılan maddesinde öngörülen savunma hakkının kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren disiplin cezaları yönünden ek güvence niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 129. maddesinin sözüne uygunluğu denetlenirken, diğer kamu görevlisi niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin idarece feshi işleminin niteliği itibarıyla bir disiplin cezası olup olmadığının ve savunma hakkının içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Anayasa’nın anılan maddesine konu disiplin cezası kavramı özerk bir anlama sahiptir. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür. Disiplin cezalarının amacı, hizmetin sürekli, düzenli ve etkin bir şekilde sunulmasını ve kurum içi düzene aykırı davranışları yaptırım altına alarak devletin saygınlığının muhafaza edebilmesini sağlamaktır. Bu itibarla disiplin cezalarının memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurması sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlileri hakkında uygulanması öngörülen işlemin, kanun koyucu tarafından yapılan isimlendirmeden bağımsız olarak disiplin cezası niteliğinde olup olmadığını özerk yorum çerçevesinde belirler. İtiraz konusu kuralda, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK’da görev yapamayacağı anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedileceği öngörülmüştür. Kuralın öngördüğü yaptırımın adı sözleşmenin feshi olarak belirlenmiş ise de sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu görevlisi olması ve sözleşmenin feshedilmesinin bu kişilerin ifa ettiği hizmetin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışlarının bir yaptırımı olarak uygulanması karşısında Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir disiplin cezası niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan Anayasa’nın anılan maddesinin ikinci fıkrasında yer alan savunma hakkı kavramının da içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu güvencenin içeriği anılan hükmün gerekçesinde "…yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkânı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır." ifadeleriyle belirtilmiştir. Savunma hakkına ilişkin öngörülen güvencenin gereklerinin yerine getirilebilmesi için hakkında disiplin soruşturması yürütülen kişiye olayın maddi ve hukuki tüm boyutlarına yönelik savunmalarını sunma fırsatının verilmiş olması gerekir. Olayın maddi ve hukuki yönünün ortaya konulması da ancak lehe ve aleyhe tüm delillerin toplandığı ve elde edilen delillerin değerlendirildiği etkili bir disiplin soruşturması yapılmasıyla mümkündür. Etkili bir disiplin soruşturması için ilgiliye hakkındaki iddiaların, bu iddiaların dayandığı delillerin, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesinin ve önerilen disiplin cezasının bildirilmesi zorunludur. Aksi durumun hangi disiplin suçunu ne zaman ve ne şekilde işlediği tam olarak ortaya konulamayan ilgilinin Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacağı açıktır. Dolayısıyla Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasının kamu görevlisine disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılmasını zorunlu kıldığı sonucuna varılmaktadır. İtiraz konusu kuralda; öngörülen sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için ise savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla kuralla idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu ve Anayasa’nın anılan maddesinin sözüyle çeliştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 70. ve 129. maddelerine aykırıdır." gerekçesine yer verilerek 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararıyla; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemede, sözleşmeli erbaş ve er olarak görev yapanların, hizmet sözleşmelerinin feshedilmesine neden olan "disiplinsizlik" kavramından ne anlaşılması gerektiğinin belli olmadığı, dolayısıyla disiplinsizlik hallerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu; ayrıca, söz konusu düzenlemenin öngördüğü yaptırımın adı "sözleşmenin feshi" olarak belirlenmiş ise de, kamu görevlisi olan sözleşmeli erbaş ve erlerin, ifa ettiği hizmetlerin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışları nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmesi şeklindeki bir yaptırımın, Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında disiplin cezası niteliğinde olduğu; dolayısıyla disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılması ve savunma alınması zorunlu olduğu halde, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendiyle, bu usul güvenceleri sağlanmaksızın idareye sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda; Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmüne ve bu Kanun hükmü dayanak alınarak düzenlenen Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmüne göre davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin anılan kararı sonrasında 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7517 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi; "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 14/05/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Hakkari ili, 34. Hudut Tugay Komutanlığında piyade sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi ve Sözleşmeli Erbaş ve Er Yönetmeliği'nin 17.maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak…" kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararıyla, "sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmadığı, idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu" gerekçesiyle, 6191 sayılı Kanun'un dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararı incelendiğinde; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında, "disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna" ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle personelin sözleşmesinin feshedilebilmesi için "savunma alınması ve Anayasa'nın 129. maddesine göre etkili bir disiplin soruşturması yapılması gerektiğine" vurgu yapıldığı; dolayısıyla savunma hakkı tanınmaksızın ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmaksızın sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekilerek, usuli güvünceler yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde, savunma hakkı tanınması ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmasının öngörülmesi halinde, usuli güvenceler yönünden Anayasa'ya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve yürürlük (15/03/2024) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin usuli güvencelere (savunma hakkı tanınması ve disiplin soruşturması yapılması) yönelik iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. Bu durumda; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; anılan kararda, kanunda "sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce, savunma hakkının tanınması ve disiplin soruşturması yapılması" hususunda eksik düzenleme yapıldığından, usuli güvenceler yönünden söz konusu yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunun belirtildiği dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum ve 7517 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenleme de dikkate alınarak, sözleşme fesih işleminden önce, savunma hakkının tanınıp tanınmadığı ve etkili bir disiplin soruşturması yapılıp yapılmadığı yönünden uyuşmazlık hakkında hukuka uygunluk değerlendirilmesi yapılması gerektiği sonucuna ulaşıldığından, davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.
Danıştay 12. Daire, E. 2022/1602, K. 2025/2204Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2022/1602 E.  ,  2025/2204 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2022/1602 Karar No : 2025/2204 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanlığında sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine istinaden sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; bakılan uyuşmazlıkta, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle CİMER üzerinden şikayette bulunulması üzerine davacı hakkında soruşturma açıldığı, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (c) fıkrası kapsamında "hizmete engel davranışta bulunmak" fiilini işlediği iddiasıyla savunmasının talep edildiği, savunma alındıktan sonra birinci ve ikinci disiplin amirlerince anılan Kanun'un 13. ve 20. maddeleri uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının teklif edildiği ve dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği; Yüksek Disiplin Kurulunun toplanamaması üzerine de Karadeniz Bölge Komutanlığı tarafından 6191 sayılı Kanun kapsamında dava konusu işlemle davacının sözleşmesinin feshedildiğinin anlaşıldığı; buna göre, yapılan teklif ve usul işlemleri sonrasında Kanun'un açık hükmü uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını verme yetkisinin Yüksek Disiplin Kuruluna ait olduğu, ancak dava konusu işlemde ve davalı idarenin savunmasında belirttiği üzere, Kurulun toplanamayacak olması gerekçe gösterilerek Yüksek Disiplin Kurulu tarafından işlem tesis edilmediği; salt Kurul toplanamayacağından bahisle, bu defa 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca sözleşmenin feshi yoluna gidildiği; dava konusu işlemin gerekçesini oluşturan disiplin soruşturması evrakları, alınan savunmalar, getirilen teklifler ve devamı işlemlerin tamamının 6413 sayılı Kanun'da yer alan disiplin hükümleri çerçevesinde tesis edildiği dikkate alındığında; Silahlı Kuvvetlerden ayırma işleminin Yüksek Disiplin Kurulunca değerlendirilmesi gerekirken, bu işlem yapılmadan ve soruşturma konusundan başka bir Kanun hükmü uygulanmak suretiyle tesis edilen sözleşmenin feshine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı; öte yandan, davalı idare tarafından usule uygun bir şekilde yeniden değerlendirme yapılarak davacı hakkında yeni bir işlem tesis edilebileceğinin açık olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde mevzuata ve hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 6413 sayılı Kanun kapsamında disiplin soruşturması yapıldığı halde, Yüksek Disiplin Kurulunun toplanamayacak olması nedeniyle 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında sözleşmenin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğu; disiplin süreci işletilmek yerine daha kısa bir yol olan sözleşmenin feshi yolunun tercih edildiği, eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilmediği, dava konusu işlemin ölçülülük ilkesine ve hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanlığında sözleşmeli er olarak görev yapan davacının, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine istinaden … tarih ve … sayılı işlemle sözleşmesinin feshedilmesi üzerine, temyizen incelenmekte olan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak…" kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibaresinin somut norm denetimi yoluyla iptali istemiyle yapılan başvuru üzerine, Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararıyla söz konusu (a) bendi iptal edilmiş olup; söz konusu kararın 27 ilâ 43. paragraflarında; "Kural uyarınca sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilebilmesi için TSK bünyesinde görev yapan personelin ifa ettiği görevin gerektirdiği niteliğin kaybına yol açan disiplinsiz ve ahlaka aykırı fiili işlemesi ve bu durumun sıralı amirler tarafından her türlü bilgi ve belgeye dayanılarak nitelik belgesiyle tespit edilmesi gerekmektedir. Kuralda yer alan “disiplinsizlik” kavramından ne anlaşılması gerektiği belirli değildir. Nitekim hangi hâllerin disiplinsizlik olarak kabul edileceğinin, disiplinsizlik hâlinden bahsedilebilmesi için disiplin cezası alınmış olmasının gerekip gerekmediğinin, gerektiği takdirde hangi tür veya sayıda alınmış disiplin cezalarının bu hâlin varlığı için yeterli olacağının söylenebilmesi mümkün değildir. Bu hâliyle sözleşmenin feshedilmesine neden olan disiplinsizlik hâllerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Ahlaki durum kavramının ise sözleşmeli erbaş ve erlerin ifa ettikleri görevin gerektirdiği ahlaki niteliği ifade ettiği söylenebilir. Kanunların genel ve soyut olması; somut olayın özelliğine göre değişebilecek tüm çözümleri kuralın bünyesinde barındırma, bir başka ifadeyle kuralın amaca uygun sonuca ulaştıracak herhangi bir çözümü dışlamasını önleme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmesinin feshedilmesine neden olacak ahlaka aykırı hâller kanunda sayma suretiyle belirtilmemiştir. Kaldı ki bu hâllerin tümünün kanun koyucu tarafından sayma yoluyla önceden belirlenmesinin güç olduğu hususu da dikkate alınmalıdır. Bununla beraber ahlaka aykırı hâllerin çerçevesinin belirli olması gerekmektedir. Kurala göre ahlaka aykırı fiillerin TSK’da görev yapmaya engel olacak nitelik ve ağırlıkta olması gerektiği açıktır. Bu bağlamda ahlaka aykırı fiillerin tümüyle muğlak, objektiflikten uzak ve belirsiz kavramlar olmayıp belirlenen çerçeve içinde idarenin keyfî yorum ve uygulamalarına karşı yeterli koruma sağladığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla ahlaka aykırı fiillerin çerçevesinin belirli olmadığı ve sözleşmenin feshedilmesi sonucunu doğuran fiillerin tespiti hususunda idarenin sınırları belirli olmayan geniş bir takdir yetkisine sahip olduğu söylenemeyeceğinden kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren kuralın “Disiplinsizlik…” ibaresi dışında kalan kısmının belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir nitelikte olduğu ve kanunilik şartını taşıdığı anlaşılmıştır. Mahiyeti gözetildiğinde kuralın Anayasa’nın 13. maddesine uygunluğu denetlenirken Anayasa’nın sözüne aykırı olup olmadığının da ayrıca ortaya konulması gerekmektedir. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan "…Anayasanın sözü…" ifadesi Anayasa'nın metnini yani lafzını ifade etmektedir. Temel hak ve özgürlüklere yapılan sınırlandırmaların Anayasa'nın sözüne uygun olması şartı özellikle Anayasa'nın çeşitli maddeleriyle getirilen ek güvenceler söz konusu olduğunda önem taşımaktadır. Anayasa koyucunun bir hakkı tanımanın yanında o hakkın norm alanına giren bir boyutunu ayrıca ve özel olarak düzenlemesi, buna ilişkin ek bir güvence getirdiği anlamına gelmektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın çeşitli maddelerinde düzenlenen hak ve özgürlüklere ilişkin olarak Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilenlere ek olarak getirilen güvencelerle uyumlu olmayan sınırlamalar Anayasa’nın sözüne aykırı olacaktır. Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği düzenlenerek savunma hakkı özel olarak güvence altına alınmıştır. Anayasa koyucunun bu düzenlemeyle, kamu görevlilerine disiplin cezası uygulanması biçimindeki işlemler yönünden Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelerden öte bazı güvenceleri öngördüğü anlaşılmaktadır. Bu itibarla Anayasa’nın anılan maddesinde öngörülen savunma hakkının kamu hizmetlerinde bulunma hakkına sınırlama getiren disiplin cezaları yönünden ek güvence niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. İtiraz konusu kuralın Anayasa’nın 129. maddesinin sözüne uygunluğu denetlenirken, diğer kamu görevlisi niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin idarece feshi işleminin niteliği itibarıyla bir disiplin cezası olup olmadığının ve savunma hakkının içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Anayasa’nın anılan maddesine konu disiplin cezası kavramı özerk bir anlama sahiptir. Disiplin cezaları, kamu hizmetlerinin yürütülmesi ve kamu yararının devamlılığının sağlanması amacıyla yasal olarak düzenlenmiş idari yaptırımlardır. Kamu hizmetlerini yürütenlerin görev anlayışları, yetki ve sorumlulukları kamu hizmeti ve hizmet gerekleri ile sınırlandırılmış, bu sınırlar dışına çıkanların ise disiplin cezaları ile cezalandırılmaları ilgili kanunlarda öngörülmüştür. Disiplin cezalarının amacı, hizmetin sürekli, düzenli ve etkin bir şekilde sunulmasını ve kurum içi düzene aykırı davranışları yaptırım altına alarak devletin saygınlığının muhafaza edebilmesini sağlamaktır. Bu itibarla disiplin cezalarının memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurması sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri olduğu gibi kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından objektif ve kamusal önemi bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlileri hakkında uygulanması öngörülen işlemin, kanun koyucu tarafından yapılan isimlendirmeden bağımsız olarak disiplin cezası niteliğinde olup olmadığını özerk yorum çerçevesinde belirler. İtiraz konusu kuralda, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle TSK’da görev yapamayacağı anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedileceği öngörülmüştür. Kuralın öngördüğü yaptırımın adı sözleşmenin feshi olarak belirlenmiş ise de sözleşmeli erbaş ve erlerin kamu görevlisi olması ve sözleşmenin feshedilmesinin bu kişilerin ifa ettiği hizmetin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışlarının bir yaptırımı olarak uygulanması karşısında Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında bir disiplin cezası niteliğinde olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Öte yandan Anayasa’nın anılan maddesinin ikinci fıkrasında yer alan savunma hakkı kavramının da içeriğinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu güvencenin içeriği anılan hükmün gerekçesinde "…yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkânı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır." ifadeleriyle belirtilmiştir. Savunma hakkına ilişkin öngörülen güvencenin gereklerinin yerine getirilebilmesi için hakkında disiplin soruşturması yürütülen kişiye olayın maddi ve hukuki tüm boyutlarına yönelik savunmalarını sunma fırsatının verilmiş olması gerekir. Olayın maddi ve hukuki yönünün ortaya konulması da ancak lehe ve aleyhe tüm delillerin toplandığı ve elde edilen delillerin değerlendirildiği etkili bir disiplin soruşturması yapılmasıyla mümkündür. Etkili bir disiplin soruşturması için ilgiliye hakkındaki iddiaların, bu iddiaların dayandığı delillerin, üzerine atılı fiillerin hukuki nitelendirmesinin ve önerilen disiplin cezasının bildirilmesi zorunludur. Aksi durumun hangi disiplin suçunu ne zaman ve ne şekilde işlediği tam olarak ortaya konulamayan ilgilinin Anayasa ile güvence altına alınan savunma hakkını kısıtlayacağı açıktır. Dolayısıyla Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasının kamu görevlisine disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılmasını zorunlu kıldığı sonucuna varılmaktadır. İtiraz konusu kuralda; öngörülen sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için ise savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu itibarla kuralla idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu ve Anayasa’nın anılan maddesinin sözüyle çeliştiği anlaşılmaktadır. Açıklanan nedenlerle kural, Anayasa’nın 13., 70. ve 129. maddelerine aykırıdır." gerekçesine yer verilerek 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan "Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" ibarelerinin Anayasa'ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Dava konusu işlemin dayanağını oluşturan yasa kuralı Anayasa Mahkemesince iptal edildiğinden, Anayasa Mahkemesi kararının geriye yürümesi ve söz konusu karardan önce yürürlükte olan Anayasa'ya aykırı kurala göre tesis edilen işlemlere karşı açılan ve halen görülmekte olan davaların Anayasa Mahkemesi kararından ne şekilde etkileneceği hususunun öncelikle açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 153. maddesinin, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan üçüncü fıkrasında, "Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez"; beşinci fıkrasında, "İptal kararları geriye yürümez"; altıncı fıkrasında ise, "Anayasa Mahkemesi Kararları Resmi Gazete'de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." kuralları yer almaktadır. Anayasa Mahkemesince bir kanunun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tümünün ya da belirli hükümlerinin Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa'nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülemez. Aksine durum ise, Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğu yönündeki hükme aykırılık oluşturur. Yukarıda açık metinlerine yer verilen ve Anayasa'da düzenlenmiş olan kurallar ile Anayasa Mahkemesi kararlarında belirtilen hukuksal durumun doğal sonucu olarak, bir kanun ya da Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygulanması nedeniyle dava açmak durumunda kalan ve Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurma hakkına sahip olan kişilerin de, kendi hak ve menfaatlerini ihlal eden kuralın iptal davası veya itiraz yoluyla daha önce yapılan başvuru sonucunda Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olmasının hukuki sonuçlarından yararlanmaları gerektiği açıktır. Bu duruma göre, Anayasa Mahkemesinin söz konusu iptal kararıyla; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan düzenlemede, sözleşmeli erbaş ve er olarak görev yapanların, hizmet sözleşmelerinin feshedilmesine neden olan "disiplinsizlik" kavramından ne anlaşılması gerektiğinin belli olmadığı, dolayısıyla disiplinsizlik hallerinin objektiflikten uzak, sınırları ve çerçevesinin belirsiz olduğu; ayrıca, söz konusu düzenlemenin öngördüğü yaptırımın adı "sözleşmenin feshi" olarak belirlenmiş ise de, kamu görevlisi olan sözleşmeli erbaş ve erlerin, ifa ettiği hizmetlerin etkinliğini ve kurumun saygınlığını ihlal eden davranışları nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmesi şeklindeki bir yaptırımın, Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrası anlamında disiplin cezası niteliğinde olduğu; dolayısıyla disiplin cezası verilmeden önce etkili bir disiplin soruşturması yapılması ve savunma alınması zorunlu olduğu halde, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendiyle, bu usul güvenceleri sağlanmaksızın idareye sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’ya aykırı olduğu belirtilmiştir. Bakılan uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni düzenlemenin Anayasa Mahkemesinin yukarıda anılan kararıyla iptal edildiği ve bu kararın da Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girdiği anlaşıldığından; Anayasa'nın 153. maddesinde yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcı olduğuna dair hüküm ile Danıştayın yerleşmiş içtihatlarıyla istikrarlı bir şekilde belirtildiği üzere, Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olduğu bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı saptanmış hükümler dikkate alınarak çözümlenmesinin, Anayasa'nın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesine aykırı olacağı hususu göz önünde bulundurulduğunda; Anayasa'ya aykırılığı nedeniyle iptal edilmiş olan Kanun hükmü dayanak alınarak davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. Öte yandan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı sonrasında 28/06/2024 tarih ve 32586 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7517 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak, 30/04/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Karadeniz Bölge Komutanlığında sözleşmeli er olarak görev yapan davacının; sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle, 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendine istinaden sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasında, "Sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmeleri, aşağıdaki nedenlerle sözleşme süresinin bitiminden önce feshedilir: a) Disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacağı, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak…" kuralına yer verilmiştir. Anayasa Mahkemesinin 15/06/2023 tarih ve 32222 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararıyla, "sözleşmenin feshi işleminin uygulanması için savunma alınmasını, dolayısıyla soruşturma yapılmasını zorunlu kılan herhangi bir hüküm bulunmadığı, idareye usul güvencelerini sağlamadan sözleşmeyi feshetme yetkisi tanınmasının Anayasa’nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında öngörülen savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği yönündeki ek güvenceye aykırı olduğu" gerekçesiyle, 6191 sayılı Kanun'un dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve anılan iptal nedeniyle doğacak hukuksal boşluğun kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden Anayasa’nın 153. maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun’un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince anılan kararın Resmi Gazete'de yayımlandığı 15/06/2023 tarihinden başlayarak 9 ay sonra (15/03/2024 tarihinde) yürürlüğe girmesine karar verilmiştir. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, Anayasa Mahkemesi kararı ile bir kanun hükmünün iptal edilmesinden sonra, söz konusu kanun hükmünün yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetiminin Anayasa Mahkemesinin iptal kararından ne şekilde etkileneceği hususunun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Anayasa'nın 152. maddesinde; bir davaya bakmakta olan mahkemenin, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasa'ya aykırı görmesi veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varması halinde, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakacağı hükmü yer almakta olup; Anayasa Mahkemesinin, işin gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını vereceği ve açıklayacağı, bu süre içinde karar verilmezse mahkemenin davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandıracağı; ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkemenin bu kararı dikkate almak zorunda olduğu; ayrıca Anayasa'nın 153. maddesi uyarınca da Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesinin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği ileri bir tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, iptal kararlarının geri yürüyemeyeceği ve Resmi Gazete'de yayımlanması ile geleceğe yönelik etki doğuracağı anlaşılmaktadır. Bu noktada, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının geriye yürümemesi ilkesi ele alındığında; öğretide, bu ilkenin temelinde hukuki güvenlik ilkesi etkin kılınarak hukuk düzeninde güven ve istikrarın sağlanmasının amaçlandığı kabul edilmektedir. Bu ilkenin idare hukuku açısından önemi ise, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı öncesinde tesis edilen işlemlerin doğrudan hukuka aykırı hale gelmediği ve bu kapsamda tesis edilen işlemlerin "kanunilik ilkesi" yönünden dayanaksız kalmadığı noktasında toplanmaktadır. Aksi yaklaşımın kabulü halinde, iptal edilen kanunun yürürlükte olduğu dönemde, bu kanuna dayanılarak tesis edilmiş olan bütün işlemlerin geçersiz hale gelmesi gibi bir durum ortaya çıkacaktır. Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanmasına ve doğuracağı sonuçlara ilişkin yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve açıklamalar, Anayasa'nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü ilkeleri çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulan bir davada Anayasa Mahkemesi kararı uygulanacağı emsali durumda olan davalarda da, yani daha açık bir ifade ile dayanak kanun hükmünün, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından önce yürürlükte olduğu dönemde tesis edilen idari işlemlerin yargısal denetiminde de dikkate alınması gerekecek, Anayasa Mahkemesi kararı uygulanırken Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren dayanak yasa hükmü ortadan kaldırılmak suretiyle oluşan ileriye yönelik hukuki durumun -Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezlik ilkesi gözetilmek suretiyle- kararın gerekçesi dikkate alınarak idari işlem üzerinde etkisi belirlenecektir. Bakılan uyuşmazlıkla ilgili olarak, Anayasa Mahkemesinin 05/04/2023 tarih ve E:2022/152; K:2023/66 sayılı kararı incelendiğinde; 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında, "disiplinsizlik ve ahlâki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna" ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle personelin sözleşmesinin feshedilebilmesi için "savunma alınması ve Anayasa'nın 129. maddesine göre etkili bir disiplin soruşturması yapılması gerektiğine" vurgu yapıldığı; dolayısıyla savunma hakkı tanınmaksızın ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmaksızın sözleşmeli erbaş ve erlerin sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna dikkat çekilerek, usuli güvünceler yönünden iptal hükmü kurulduğu görülmektedir. Bu kapsamda, 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendinde, savunma hakkı tanınması ve etkili bir disiplin soruşturması yapılmasının öngörülmesi halinde, usuli güvenceler yönünden Anayasa'ya aykırı bir durum oluşmayacağı yorumu yapılabileceği açıktır. Kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin söz konusu kararı ile 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi iptal edilmiş ve yürürlük (15/03/2024) tarihinden itibaren bu hükümler hukuk düzeninden kaldırılmış ise de; Anayasa Mahkemesinin usuli güvencelere (savunma hakkı tanınması ve disiplin soruşturması yapılması) yönelik iptal kararı sonrasında, 12/06/2024 tarih ve 7517 sayılı Kanun'la, iptal gerekçesine uygun olarak 6191 sayılı Sözleşmeli Er ve Erbaş Kanunu'nun "Sözleşmenin idarece feshi" başlıklı 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi, "Disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde, Jandarma Genel Komutanlığında veya Sahil Güvenlik Komutanlığında görev yapamayacağı ilgisine göre 31/1/2013 tarihli ve 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu veya 31/1/2018 tarihli ve 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun kapsamında yapılacak disiplin soruşturması neticesinde, sıralı amirlerinin her türlü bilgi ve belgeye dayanarak düzenleyeceği nitelik belgesi ile anlaşılmak" şeklinde değiştirilmiştir. Buna göre; Anayasa Mahkemesinin iptal kararında, dava konusu işlemin dayanağı olan yasal düzenlemede, disiplinsizlik ve ahlaki durum nedeniyle Türk Silahlı Kuvvetlerinde görev yapamayacak durumda olduğu anlaşılan sözleşmeli erbaş ve erlerin, sözleşmelerinin feshedilmesinin hukuka aykırı olduğuna ilişkin bir gerekçeye yer verilmediği; anılan kararda, kanunda "sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce, savunma hakkının tanınması ve disiplin soruşturması yapılması" hususunda eksik düzenleme yapıldığından, usuli güvenceler yönünden söz konusu yasal düzenlemenin hukuka aykırı olduğunun belirtildiği dikkate alındığında; dayanak kural yönünden Anayasa'ya aykırılık gerekçesinin dava konusu bireysel işlemi doğrudan hukuka aykırı kılmayacağı, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının uyuşmazlık yönünden oluşturduğu hukuki durum ve 7517 sayılı Kanun'la getirilen yeni düzenleme de dikkate alınarak, sözleşme fesih işleminden önce, savunma hakkının tanınıp tanınmadığı ve etkili bir disiplin soruşturması yapılıp yapılmadığı yönünden uyuşmazlık hakkında hukuka uygunluk değerlendirilmesi yapılması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Bakılan uyuşmazlıkta, sosyal medya hesabından siyasi içerikli paylaşımda bulunduğundan bahisle CİMER üzerinden şikayette bulunulması üzerine davacı hakkında soruşturma açıldığı, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (c) fıkrası kapsamında "hizmete engel davranışta bulunmak" fiilini işlediği iddiasıyla savunmasının talep edildiği, savunma alındıktan sonra birinci ve ikinci disiplin amirlerince anılan Kanun'un 13. ve 20. maddeleri uyarınca Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının teklif edildiği ve dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği; Yüksek Disiplin Kurulunun toplanamaması üzerine de Karadeniz Bölge Komutanlığı tarafından 6191 sayılı Kanun'un 6. maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca dava konusu işlemle davacının sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda, dava konusu sözleşme fesih işlemi tesis edilmeden önce, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu kapsamında disiplin soruşturması yapıldığı ve davacıya savunma hakkı tanındığı, dolayısıyla Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen usuli güvencelerin (savunma hakkı verilmesi ve disiplin soruşturması yapılması) dava konusu işlem yönünden sağlandığı anlaşıldığından; davanın esasının incelenmesi gerektiği görüşüyle, karara katılmıyorum.
7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 31Kaynağı aç
MADDE 31- (1) Disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemez. (2) Disiplin amirince veya yetkili disiplin kurulu başkanı ya da görevlendireceği kurul üyelerinden biri tarafından ilgiliden savunma istenir. Savunma için verilen süre yedi günden az olamaz. Süresi içinde savunmasını yapmayan personel, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. (3) Hakkında disiplin soruşturması yapılan personel, ikinci fıkra gereğince kendisinden savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir. (4) Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası istenen personel, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir. Yargı denetimi

7068 sayılı Kanun'un 31. maddesinin ikinci fıkrasına göre personelden savunma istemek zorunlu olup personele tanınacak savunma süresi yedi günden az olamaz. Verilen süre içerisinde savunmasını yapmayan personel bu hakkından vazgeçmiş sayılır. Savunma hakkının etkin şekilde kullanılabilmesi adına, hakkında disiplin soruşturması yürütülen personel savunma istenmesinden itibaren soruşturma evrakını inceleme hakkına sahiptir.

Savunma güvencesinin fiilen sağlanabilmesi için kamu görevlisine olay ve isnatların maddi ve hukuki tüm boyutlarına karşı beyanda bulunma imkânı tanınmalıdır. Bu gereklilik, hem lehe hem de aleyhe olan delillerin tarafsızca toplandığı etkili bir disiplin soruşturması yürütülmesiyle mümkündür. İlgili personele savunma istem yazısıyla isnat edilen iddiaların, dayanak delillerin, isnat olunan fiilin hukuki nitelendirmesinin ve teklif edilen disiplin cezasının somut ve açık bir şekilde bildirilmesi zorunludur.

İdarenin tesis ettiği bir yaptırım kanun koyucu tarafından disiplin cezası dışında farklı bir isimle adlandırılsa dahi, personelin kurum içi düzeni ve görevin etkinliğini ihlal eden eylemlerine bağlanan tedbirler özerk yorum ilkesi uyarınca Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında disiplin cezası niteliğinde değerlendirilir ve savunma güvencesine tabi tutulur.

Meslekten ve Memuriyetten Çıkarma Usulleri

Hakkında meslekten çıkarma cezası veya Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen personel; soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak bizzat ya da vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkını haizdir.

Meslekten çıkarma cezası vermeye yetkili disiplin kurulu salt çoğunlukla toplanır ve kararlar oy çokluğuyla alınır. Kurul üyeleri çekimser oy kullanamaz; oyların eşitliği halinde kurul başkanının oyu yönünde karar verilmiş sayılır.

İl polis disiplin kurulunun meslekten çıkarma cezası kararları valinin önerisi, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun uygun görüşü ve Bakan onayıyla; Emniyet Genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulu ile eğitim kurumlarındaki disiplin kurullarının meslekten çıkarma kararları Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun uygun görüşü ve Bakan onayıyla; Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulunun meslekten çıkarma kararları ise Bakan onayıyla kesinleşir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezası ise sıralı amirlerin isteği üzerine İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararıyla verilir. Bu kurulun teklif edilen cezayı değiştirerek başka bir ceza uygulama yetkisi bulunmaz; sevk edilen yaptırım talebini ya kabul eder ya da reddeder.

Soruşturma ve Karar Zamanaşımı Süreleri

Disiplin soruşturması açmaya ve ceza vermeye yetkili makamların tabi olduğu zamanaşımı süreleri kamu düzenine ilişkindir ve personelin hukuki güvenliğini teminat altına alır. Kamu düzenine ilişkin bu süreler geçirildikten sonra yürütülen disiplin soruşturması esas alınarak ceza tesis edilemez.

Danıştay 2. Daire, E. 2021/7853, K. 2023/6008Kaynağı aç
Danıştay 2. Daire Başkanlığı         2021/7853 E.  ,  2023/6008 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/7853 Karar No : 2023/6008 KARARIN DÜZELTİLMESİNİ İSTEYEN (DAVACI): … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd…. İSTEMİN KONUSU:…İdare Mahkemesince verilen… günlü, E:…, K:… sayılı kararın bozulmasına ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, K:2017/23944 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem: Dava, … İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ve yine "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :… İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:…sayılı kararıyla; davacıya disiplin cezası verilmesine ilişkin işlemin dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Yasa'nın 83. maddesinin birinci cümlesinin, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlemediği ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımadığı, bu yönüyle kuralın, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “suçta kanunilik” ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan “kanuni düzenleme” ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olması nedeniyle Anayasa Mahkemesinin yukarıda değinilen karardaki gerekçesi de göz önüne alınarak, yasal dayanağı kalmayan Tüzük uyarınca davacıya verilen Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası" yönünden dava konusu işlemde Anayasa'ya ve hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu işlemin "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmı açısından ise Yüksek Disiplin Kurulunca, davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda değerlendirme yapılmaksızın sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi ve hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması ve dosyanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması gerekirken, fiil hakkında değerlendirme yapılarak ve sübuta erdiği kanaati belirtilerek, dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına yönelik tesis edilen dava konusu işlemde de hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline ve mahrum kalınan özlük ve parasal hakların dava açma tarihi olan 03/04/2015 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Daire Kararının Özeti : Anılan Mahkeme kararının davalı idare tarafından temyiz edilmesi üzerine söz konusu karar, Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, 2017/23944 sayılı kararıyla İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca davacı hakkında farklı fiillerden dolayı tesis edilen disiplin cezaları arasında maddi veya hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunmadığı, anılan disiplin cezalarına ve işlemden kaldırma kararına karşı ayrı ayrı dava açılması gerekirken, tek dilekçe ile dava açılmasında 2577 sayılı Kanun'un 5. maddesi hükmüne uyarlık görülmediği, İdare Mahkemesince söz konusu işlemler için ayrı ayrı dava açılmak üzere 2577 sayılı Kanun'un 15/1-(d) maddesi uyarınca dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek karar verilmesinde hukuki isabet görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur. KARAR DÜZELTME TALEBİNDE BULUNANIN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkında yürütülen disiplin soruşturması sonucunda verilen cezalar arasında maddi ve hukuki yönden irtibat bulunduğu, … İdare Mahkemesince verilen kararın hukuka uygun olduğu, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesince verilen bozma kararının kaldırılarak, Mahkeme kararının onanması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği yolundadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ:… DÜŞÜNCESİ : Davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, K:2017/23944 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlığın esası yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : … İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması ve yine "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … günlü, … sayılı işleminin iptali ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı özlük ve parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Uyuşmazlık, davacının iki kez meslekten çıkarma ve dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemler bakımından incelendiğinde; Anayasa'nın 153. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olduğu haliyle 3 ve 4. fıkralarında, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar." hükmü yer almış; 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrasında da, bu düzenleme doğrultusunda Anayasa Mahkemesinin, gerekli gördüğü hâllerde Resmi Gazete'de yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi, bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabileceği kurala bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesinin, 29/01/2016 günlü, 29608 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararıyla 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesi Anayasa'ya aykırı görülerek iptal edilmiş ve anılan kararın Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin 3. fıkrası gereğince, Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl sonra yürürlüğe girmesi ayrıca karara bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasa'nın 153. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak bir yıl süre ile yürürlüğe girmesinin ertelenmiş olması, Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle doğacak hukuksal boşluğu doldurmak üzere yasama organına bir yıl süre verilmesi amacını taşımakla birlikte, bir diğer amaç da, iptal kararı nedeniyle ortaya çıkacak olan hukuksal boşluğun kamu düzenini ihlal edici nitelikte görülmesi nedeniyle Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin bir yıl süreyle yürürlükte kalmasının sağlanmasıdır. Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; yukarıda açıklanan hususlar gözetilmeden, Anayasa Mahkemesi kararının yalnızca iptal hükmü nazara alınıp, bir yıl ertelenmesine ilişkin kısmının dikkate alınmaması hukuken kabul edilemez. Bu durumun, ülke iç güvenliğinden sorumlu olan ve denetimi ve disiplini de, yaptığı vazife kadar önemli olan emniyet teşkilatının, disiplin mevzuatı olmadan hareket etmesine ve kamu hizmetinin aksamasına sebep olacağı açıktır. Dolayısıyla kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek hukuksal bir boşluğun doğmamasını teminen getirilen bu sürenin yalnızca yasama organına yönelik olduğunun kabulü, öncelikle iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihin ayrıca belirlenmesine ilişkin Anayasa Mahkemesi kararına, bunun yanı sıra Anayasa'nın 153. maddesinin son fıkrasında yer alan, Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağı kuralına aykırılık teşkil edecektir. Bu nedenle temyize konu İdare Mahkemesi kararının verildiği tarih itibarıyla henüz yürürlüğe girmediği açık olan Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının bakılan davada uygulanması mümkün değildir. Aksi yöndeki düşüncenin kabulü halinde, Anayasa'nın 153. maddesi hükümleri ihlal edilecek ve hukuki boşluğa sebebiyet verilecektir. Bu durum ise, Anayasa Mahkemesinin anılan kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarih ile kararın yürürlüğe gireceği tarih arasındaki dönemde idarece disipline aykırı eylemlere hiçbir disiplin cezası verilememesi ve daha önce verilip de henüz yargılama süreci devam eden tüm disiplin cezalarının da iptali sonucunu doğuracak, böylece azımsanmayacak bir süreçte işlenen ve disiplin cezasını gerektiren tüm fiiller yaptırımsız kalacaktır. Bu durumda, uyuşmazlığın görüldüğü tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesinin anılan kararının henüz yürürlüğe girmemiş olması ve dolayısıyla Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün dayanağı olan 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun 83. maddesinin birinci cümlesinin yürürlükte olduğu hususu nazara alındığında, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gerekçe alınıp dava konusu işlem hakkında, belirtilen gerekçeyle iptal hükmü kurulması yolundaki Mahkeme kararında hukuki isabet görülmemiştir. Öte yandan, 08/03/2018 günlü, 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş; Kanun'un Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında da, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı düzenlemesine yer verilmiştir. Bu itibarla, İdare Mahkemesince, disiplin cezası verilmesini gerektiren fiilin düzenlendiği Tüzük hükümleri ile 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun hükümlerinin "lehe olan normun uygulanması ilkesi" çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle yukarıda anılan işlemler yönünden uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmesi gerekmektedir. Uyuşmazlık, davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlem bakımından incelendiğinde; (Mülga) Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesinde; "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" fiili, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 127. maddesinin üçüncü fıkrasında; "Disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar." hükmüne yer verilmiştir. 04/04/2015 günlü, 29316 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6638 sayılı Kanun'un 33. maddesiyle 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'na eklenen Geçici 28. maddede; "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. Bu personelin, Devlet Personel Başkanlığınca 24/11/1994 tarihli ve 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanunun 22 nci maddesinin ikinci, üçüncü, beşinci ve altıncı fıkralarında belirtilen esas ve usuller çerçevesinde diğer kamu kurum ve kuruluşlarına, Devlet Personel Başkanlığına bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde atama teklifleri yapılır. Bunlardan müdür ve üstü kadrolarda olanlar araştırmacı unvanlı kadrolara, diğerleri ise Devlet Personel Başkanlığınca tespit edilen kadrolara atanırlar. Personel nakledildiği kurumda göreve başlayıncaya kadar eski kurumunda çalışmaya devam eder ve bu personelin her türlü mali ve sosyal hakları çalıştıkları kurum tarafından karşılanır. Bu madde kapsamında yer alan personele ilişkin kadrolar; atama teklifi gerçekleştirilen kamu kurum ve kuruluşları tarafından ilgililere ilişkin atama onaylarının alındığı tarih itibarıyla diğer kanunlardaki hükümlere bakılmaksızın ve başka bir işleme gerek kalmaksızın ihdas, tahsis ve vize edilmiş sayılır. İhdas edilmiş sayılan memur kadroları, 13/12/1983 tarihli ve 190 sayılı Genel Kadro ve Usulü Hakkında Kanun Hükmünde Kararnameye ekli cetvellerin ilgili bölümüne eklenmiş sayılır. Atama işlemi yapılan personele ilişkin bilgiler ve bu bilgilerdeki değişiklikler, en geç on beş gün içinde Devlet Personel Başkanlığına bildirilir." düzenlemesi yer almaktadır. Disiplin cezaları, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi bakımından kamu görevlilerinin mevzuat uyarınca yerine getirmek zorunda oldukları ödev ve sorumlulukları ifa etmemeleri veya mevzuatta yasaklanan fiillerde bulunmaları durumunda uygulanan yaptırımlar olup, bu yaptırımların memurların özlük hakları üzerinde doğrudan ve önemli sonuçlar doğurmaları sebebiyle subjektif ve bireysel etkileri bulunduğu gibi, kamu görevinin gereği gibi sürdürülmesi ve kamu düzeninin sağlanması bakımından da objektif ve kamusal önemleri bulunmaktadır. Bu bakımdan disiplin soruşturmalarının yapılmasında izlenecek yöntem, ceza verilecek fiiller ve ceza vermeye yetkili makam ve kurullar pozitif olarak mevzuatta belirlenmekte, doktrin ve yargısal içtihatlarla da konu ile ilgili disiplin hukuku ilkeleri oluşturulmaktadır. İlgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle disiplin soruşturmasını açmaya yetkili amirlerce uyulması zorunlu olan süreler olduğundan, bu süreler geçirildikten sonra yapılan disiplin soruşturması esas alınarak verilen disiplin cezaları hukuka aykırı olacaktır. Kural olarak zamanaşımına uğrayan bir fiille ilgili yapılan soruşturmada ilk önce fiilin belirlenmesi ve akabinde zamanaşımı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi, zamanaşımı tespit edilmesi halinde ise fiilin sübuta erip ermediği tartışılmadan zamanaşımına uğradığı tespiti yapılarak dosyanın işlemden kaldırılması gerekmektedir. Ancak zamanaşımına uğrayan fiil nedeniyle disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş ise fiilin sübuta erip ermediğinin ortaya konulmasından sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği açıktır. Bu açıklamalar ışığında, 3201 sayılı Kanun'a eklenen ve 04/04/2015 tarihinde yürürlüğe giren Geçici 28. madde hükmündeki, 04/04/2015 tarihinden önceki son beş yıl içinde meslekten çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde, idarenin ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensuplarının, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere Devlet Personel Başkanlığına bildirileceği ve bildirim tarihinden itibaren kırk beş gün içinde de atama tekliflerinin yapılacağı yolundaki kural ile bu hüküm kapsamındaki personel yönünden, zamanaşımına uğrayan fiile yönelik meslekten çıkarma cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörüldüğü hususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu durumda, yukarıda yer verilen Geçici 28. madde hükmü kapsamında olan somut olayın çözüme kavuşturulabilmesi için İdare Mahkemesince; zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılmış dosya içeriği fiillerin davacı tarafından işlenip işlenmediğinin, işlenmiş ise hangi tarihte işlendiğinin ve bu fiillerin meslekten çıkarma cezasını gerektirip gerektirmediğinin, başka bir ifadeyle öncelikle fiilin sübûta erip ermediğinin incelenmesi, isnat edilen fiillerin işlendiğinin tespit edilmesi durumunda, fiilin işlendiği tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayıp uğramadığının tespit edilmesi, varılacak sonuca göre de dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu itibarla davacının meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerinin sübûta erip ermediği irdelenmeden ve fiillerin hangi tarihte işlendiği tespit edilmeden, doğrudan ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğraması sebebiyle dosyanın işlemden kaldırılması gerektiği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar veren İdare Mahkemesi kararının bu kısmında da hukuki isabet görülmemiştir. Diğer yandan, İdare Mahkemesince dava hakkında yeniden bir karar verileceğinden, davacının faiz istemine yönelik iddiası bu aşamada incelenmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVALI İDARENİN TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE; 2. …. İdare Mahkemesinin… günlü, E:…, K:…sayılı kararının; A- Davacının iki kez meslekten çıkarma ve dört kez 24 ay uzun süreli durduruma cezası ile tecziyesine ilişkin işlemlerin iptaline dair kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA oybirliğiyle; B- Davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de idarenin ceza verme yetkisine ilişkin zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemin iptaline dair kısmının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA esasta oybirliği, gerekçede oyçokluğuyla; 3. Davacının karar düzeltme aşamasında fazla yatırdığı tespit edilen …TL harcın davacıya iadesine, 4. Aynı Kanun'un 49. maddesinin 3622 sayılı Kanun ile değişik 3. fıkrası uyarınca ve yukarıda belirtilen hususlar da gözetilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 14/12/2023 tarihinde karar verildi. (X) KARŞI OY : 7068 sayılı Kanun’un 1. maddesinde, bu Kanun’un Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik hâllerini, disiplin cezalarını, disiplin amirlerini ve kurullarını, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususları düzenlediği belirtilmiş, 37. maddesinde, "(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır." hükmüne; "Geçiş hükümleri" başlıklı Geçici 1. maddesinde ise, "(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır. b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır…" hükümlerine yer verilmiştir. Aktarılan mevzuat uyarınca, 7068 sayılı Kanun kapsamında bulunan personele, bu Kanun’dan önceki mevzuat esas alınarak verilmiş disiplin cezalarının, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş sayılacağı; söz konusu disiplin cezalarının iptali istemiyle açılan davaların, 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca çözüleceği açıktır. 3201 sayılı Kanun’da ve Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nde ceza verme yetkisinde zamanaşımına ilişkin düzenleme yer almadığından, 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanmış ise de; 7068 sayılı Kanun'un 14. maddesinde, “Maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil eden bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirleri, olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirirse bizzat ya da yazılı olarak görevlendireceği soruşturmacılar vasıtasıyla disiplin soruşturması yapar.”; 29. maddesinde, “Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; (1) a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde; (b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar…” düzenlemeleri yapılmıştır. 3201 Kanun’a eklenen Geçici 28. madde de (Ek: 27/3/2015-6638/33 md.), “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki son beş yıl içinde disiplin kurullarınca meslekten veya Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla tecziye edilmesi gerektiği hâlde 657 sayılı Kanunun 127 nci maddesine göre ceza verme yetkisi zamanaşımına uğradığı için cezalandırılamayan Emniyet Teşkilatı mensupları, bir ay içinde kamu kurum ve kuruluşlarına nakledilmek üzere İçişleri Bakanlığı tarafından Devlet Personel Başkanlığına bildirilir. …” hükmüne yer verilmiş; bu düzenlemenin iptali istemiyle yapılan başvuru, Anayasa Mahkemesinin 04/05/2017 günlü, E:2015/41, K:2017/98 sayılı kararıyla, ”Memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek fiiller yönünden Kanun’da belirtilen zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması, bu fiiller nedeniyle kişinin disiplin cezasıyla cezalandırılmaması yönünden kesin bir güvence sağlamakla birlikte bu sürelerin geçmiş olması, kanun koyucunun belli şartlar altında personel çalıştırma rejimiyle ilgili sahip olduğu takdir yetkisini kullanmasına engel teşkil edecek bir neden olarak yorumlanamaz. Bu bağlamda kanun koyucunun, anayasal sınırlar içinde kalmak, bu yönüyle hukuki belirsizliğe ve keyfîliğe neden olmamak kaydıyla ceza müeyyidesi uygulama dışında memuriyetten veya meslekten atılmayı gerektirecek nitelikteki fiilleri işleyenleri emniyet hizmetleri gibi kamu güvenliği ve kişi güvenliğini doğrudan ilgilendiren faaliyet alanlarında çalıştırmak istememesi takdir yetkisi kapsamında kalan bir husus olup bunun kişilerin hukuki güvenliğini ihlal eden bir yönünün olduğu söylenemez.” gerekçesine de yer verilerek reddedilmiştir. Görüldüğü üzere, disiplin yönünden incelenen fiillerin, disiplin hukuku dışında da sonuçları olabileceğinden, eylemin sübut bulup bulmadığının tespiti, farklı sonuçlar yaratabilecektir. 7068 sayılı Kanun özelinde; soruşturma yapılması için, fiilin disiplin amirince herhangi bir şekilde öğrenilmesi ve olayın araştırılmasının gerektiğine kanaat getirilmesi gerekir. Bu aşamada verilecek kararın, şikayet edilen yönünden "lekelenmeme hakkı"; şikayetçi yönünden "şikayet hakkı"; disiplin amiri yönünden ise "görevin yerine getirilmesi" gibi hususlar açısından sonuçlar doğuracağı açıktır. Anılan Kanun'da sayılan fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından herhangi bir şekilde öğrenildiği tarihten itibaren soruşturma ve eylemden itibaren ceza zamanaşımı süreleri işlemeye başlamaktadır. Soruşturmacı olayı araştırmak ve değerlendirmek, yetkili kılınan birim de karar vermek durumundadır. Soruşturmanın tamamlanmamasını öngören yasal bir kural bulunmamakta; soruşturmanın açılmasını engelleyen durum ise, "soruşturma zamanaşımı" olmaktadır. Ceza zamanaşımının idarenin ceza verme yetkisini kaldırdığı, soruşturmayı yapma, sürdürme açısından etkisinin olmadığını, zira soruşturma zamanaşımının başka bir müessese olduğunu da vurgulamak gerekir. Öte yandan; "Masumiyet karinesi", kişilere soruşturma yapılmamasını isteme yönünde bir güvence sağlamamaktadır. Soruşturma açılması (soruşturma açılmasının hak kaybı yarattığı haller dışında) ilgilinin aklanmasını da içerdiğinden, tek başına lekelenmeme hakkını ihlal etmemekte, ilgili aleyhine kullanılan dil ve suç isnadı yapılıp, yapılmadığı önem kazanmaktadır. Zamanaşımı, eylemin oluştuğu durumda devreye girdiğinden, eylemin sübut bulmadığının saptanması halinde, zamanaşımı değerlendirmesi yapılamayacağından, soruşturmada; fiilin sübuta erip ermediği soruşturulmadan, zamanaşımına uğranıldığının tespitinin yapılması ve soruşturmanın açılmaması veya sürdürülmemesi mevzuata uygun olmayacaktır. Yukarıda yapılan açıklamalar uyarınca, davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik Mahkemece verilen iptal hükmünün bozulmasına dair "ceza zamanaşımı"na dair gerekçesi yönünden çoğunluk kararına katılmıyorum. (XX) KARŞI OY : Davacı, Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi gereğince "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediğinden bahisle ayrı ayrı iki kez meslekten çıkarma cezası, "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçunu işlediği fakat dosyaların kendi çalıştığı kısma ait olmadığı ve işlerin aksamaması sebebiyle parafladığı ve geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanarak ayrı ayrı dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılması ve yine "Kasıtlı olarak gerçek dışı rapor vermek veya tutanak düzenleyip imza etmek veya ettirmek" suçu nedeniyle aynı Tüzüğün 8/12 maddesi gereğince ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de, zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle dava açmıştır. … İdare Mahkemesince davacının iki kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesine ilişkin işlem ve dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemler yönünden; anılan işlemlerin dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün yasal dayanağı olan 3201 sayılı Yasa'nın 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle yasal dayanağı kalmayan Tüzük uyarınca davacıya ceza verilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verilmiş; davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemler yönünden de davalı idarece davacının disiplin cezasını gerektirecek fiilinin sübuta erip ermediği konusunda değerlendirme yapılmaksızın sadece isnat edilen eylemler için zamanaşımı süresinin dolduğunun saptanması, salt bu saptamayla yetinilmesi ve hukuki sonuç doğurabilecek başkaca bir karar alınmaması gerekirken sübut değerlendirmesi yapmak suretiyle işlem tesis edilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptal kararı verilmiş; davalı idarenin bu kararı temyiz etmesi üzerine Danıştay Beşinci Dairesinin 07/12/2017 günlü, E:2016/35816, K:2017/23944 sayılı kararıyla dava konusu edilen disiplin cezalarına ve işlemden kaldırma kararına karşı ayrı ayrı dava açılması gerektiğinden bahisle dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle anılan karar bozulmuştır. Danıştay Beşinci Dairesinin bozma kararına karşı davalı idarece yapılan karar düzeltme istemi Dairemizce kabul edilmiş olup, bu aşamada Dairemizin, davacının iki kez meslekten çıkarma cezası ile dört kez 24 ay uzun süreli durdurma cezası ile tezciyesine ilişkin işlemler yönünden Mahkemece verilen iptal hükmünün bozulmasına ilişkin gerekçesine katılmakla birlikte, davacının beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin kısmına yönelik Mahkemece verilen iptal hükmünün bozulmasına dair gerekçe kısmına aşağıda açıklanan nedenlerle katılmıyorum. Dava konusu edilen davacının ayrı ayrı beş kez meslekten çıkarma cezası ile tecziyesi gerekmekte ise de zamanaşımı süresi dolduğundan dosyanın ilgili bölümünün işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemde; davacıya isnat edilen fiilin sübuta erdiği ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü'nün 8/12 maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılması gerektiği değerlendirmelerine yer verildikten sonra, zamanaşımı nedeniyle dosyanın ilgili bölümlerinin işlemden kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir. Bir kamu görevlisi hakkında disiplin cezası verilebilmesi için öncelikle isnat edilen kusurlu halin veya fiilin tespiti gerekmektedir. Kusurlu halin veya fiilin tespitinden kasıt ise, disiplin cezasına konu edilen fiil veya halin zamanı, yeri, şekli gibi tüm unsurlarının ortaya konulması, böylelikle fiilin kim tarafından, ne zaman, nerede ve ne şekilde işlendiğinin net ve açık bir şekilde belirlenmesidir. Öte yandan, 657 sayılı Kanun'un 127. maddesinde yer alan hükümle düzenlenen ve ilgililer bakımından güvence niteliği taşıyan zamanaşımı süreleri, kamu düzenine ilişkin olmaları nedeniyle uyulması zorunlu süreler olduğundan, disiplin cezasını gerektiren fiil tespit edilip, söz konusu fiilin işlenip işlenmediğinin ortaya konulması ve fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıllık zamanaşımı süresinin geçirildiğinin tespit edilmesi durumunda zamanaşımı nedeniyle disiplin cezası verilmemesi gerekmektedir. Nitekim, soruşturma dosyasının, isnat edilen fiilin hiç işlenmediği gerekçesiyle işlemden kaldırılması ile zamanaşımı sebebiyle işlemden kaldırılmasının ilgili kamu görevlisi yönünden hukuki etki ve sonuçlarının birbirinden farklı olacağı kuşkusuzdur. Zira, hukuk âleminde var olmayan ve hiç gerçekleşmemiş bir fiil hakkında ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğradığından bahsetmek mümkün değildir. Bu itibarla, söz konusu ilkelerin, bu kapsamdaki tüm işlemlere uygulanması gerekmekte olup, davacının meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiillerinin sübûta erip ermediğinin, fiillerin sübuta erdiği sonucuna varılmış ise işlendikleri tarih esas alınarak ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğrayıp uğramadığının Mahkemece tespit edilmesi gerektiğinden, mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle Dairemiz çoğunluk kararının "sadece zamanaşımına uğrayan fiile, disiplin cezası dışında ayrıca bir idari yaptırım öngörülmüş olması halinde fiilin sübuta erip ermediği tespit edildikten sonra zamanaşımı değerlendirmesi yapılarak işlemden kaldırma kararı verilmesi gerektiği" yolundaki gerekçesine katılmıyorum.

7068 sayılı Kanun'un 29. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, disiplinsizlik fiillerinin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ile kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında 1 ay, meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında 6 ay içinde soruşturmaya başlanmadığı takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. 29Kaynağı aç
MADDE 29- (1) Bu Kanunda sayılan fiilleri işleyenler hakkında bu fiillerin işlendiğinin disiplin amiri tarafından öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kısa ve uzun süreli durdurma cezalarında bir ay içinde, b) Meslekten çıkarma cezası ve Devlet memurluğundan çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (2) Disiplin cezasını gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. (3) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği, zincirleme suçlarda ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. (4) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin 9/3/2023 Tarihli ve E: 2023/5, K: 2023/45 Sayılı Kararı ile.) (Yeniden Düzenleme:21/11/2024-7533/40 md.) Fiilin hatalı olarak vasıflandırıldığı veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı bulunduğu gerekçeleriyle disiplin cezasının mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya disiplin amiri, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza verme yetki ve sorumluluğu kapsamında yeniden değerlendirme yapar. Cezalara itiraz ve cezanın kesinleşmesi

7068 sayılı Kanun'un 29. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ile 657 sayılı Kanun'un 127. maddesi gereğince, fiilin işlendiği tarihten itibaren iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde idarenin ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Zamanaşımı süresi tamamlanmış fiillerde suçun işlendiği, kesintisiz fiillerde kesintinin gerçekleştiği, zincirleme fiillerde ise son suçun işlendiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

7068 sayılı Kanun'un 29. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, cezanın fiilin hatalı vasıflandırılması veya düzeltilebilir bir şekil noksanlığı gerekçeleriyle mahkeme tarafından iptal edilmesi durumunda, kararın kesinleştiği tarihteki yetkili disiplin kurulu veya amir, kararın tebliğinden itibaren altı ay içinde ceza yetkisi kapsamında yeniden değerlendirme yapar.

Zamanaşımına Uğrayan Fiillerde Sübut Değerlendirmesi Yasağı

Disiplin soruşturmasında öncelikle fiilin tespiti ve zamanaşımı süresinin dolup dolmadığının değerlendirilmesi zorunludur. Zamanaşımının gerçekleştiği tespit edildiğinde kural olarak fiilin sübuta erip ermediği tartışılmaksızın dosyanın zamanaşımı nedeniyle işlemden kaldırılması gerekir.

Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/10045, K. 2025/2648 ve E. 2021/2219, K. 2023/5926 sayılı kararlarında hükme bağlandığı üzere, zamanaşımına uğrayan eylemlerde disiplin kurulunun fiilin sübuta erdiği yönünde değerlendirme ve kanaat belirterek dosyayı işlemden kaldırması hukuka aykırıdır. Kurulun yalnızca zamanaşımı süresinin dolduğunu saptayarak dosyayı işlemden kaldırması zorunludur.

Bu kuralın istisnasını Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/7853, K. 2023/6008 sayılı kararında belirtildiği üzere mevzuatta zamanaşımına uğrayan eyleme karşılık başka kuruma atanma gibi ek bir idari yaptırım öngörülmüş olması hali teşkil eder. 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu'nun Geçici 28. maddesi gibi bir ek yaptırım düzenlemesi mevcutsa, işlemden kaldırma öncesinde fiilin sübuta erip ermediğinin incelenmesi gerekir.

Disiplin Cezasının Belirlenmesi ve Takdir Yetkisinin Sınırları

Genel kolluk disiplin hükümlerine göre disiplinsizlikler kasten veya taksirle işlenebilir. Bir polis memuruna aynı fiil nedeniyle Kanunda yer alan disiplin cezalarından birden fazlası verilemez; disiplin fiilinin birden fazla cezayı gerektirmesi halinde en ağır olan disiplin cezası uygulanır.

Disiplin cezası vermeye yetkili amirler ile disiplin kurulları takdir haklarını ölçülü, hakkaniyetli, adaletli ve gerekçeli olarak kullanmak mecburiyetindedir.

Emniyet Genel Müdürlüğü kadrolarında geçmiş hizmet safahatı olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede değerlendirme puanı bulunan personele verilecek disiplin cezalarında bir derece hafif olan ceza uygulanabilir.

Aylıktan kesme, kısa süreli durdurma ve uzun süreli durdurma cezalarının uygulanmasında bu cezaların alt veya üst kademeleri kendi aralarında ağır ya da hafif ceza sayılamaz.

Adli Soruşturmanın Etkisi ve Geçiş Dönemi Hükümleri

Polis memuru hakkında aynı fiilden ötürü adli soruşturma veya kovuşturma bulunması, idari disiplin soruşturmasının yürütülmesini ve ceza verilmesini engellemez.

7068 sayılı Kanun'un geçiş hükümlerini düzenleyen geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmalarında usule, yetkili disiplin amirine ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümler derhal uygulanır; personelin tabi olduğu önceki disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile yeni Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler tatbik edilir.

7068 sayılı GENEL KOLLUK DİSİPLİN HÜKÜMLERİ HAKKINDA KANUN HÜKMÜNDE KARARNAMENİN KABUL EDİLMESİNE DAİR KANUN m. Geçici Madde 1Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. (2) (Değişik:18/10/2018-7148/45 md.) 2/1/2017 tarihli ve 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği 23/1/2017 tarihinde devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak; a) Bu Kanunun usule, yetkili disiplin amiri ve yetkili disiplin kurullarına ilişkin hükümleri derhal uygulanır. b) Bu Kanun yürürlüğe girmeden önce personelin tabi olduğu disiplin mevzuatının ceza hükümleri ile bu Kanunun ceza hükümlerinin farklı olması halinde personelin lehine olan hükümler uygulanır. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur. (4) Sahil güvenlik ve jandarma teşkilatlarında görev yapan Milli Savunma Bakanlığı personelinin disiplin işlemleri, görevleri süresince bu Kanun hükümlerine göre yürütülür. Durdurma cezalarının uygulanması

Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce 657, 6413 ve 3201 sayılı kanunlar ile mülga Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre verilmiş cezalar 7068 sayılı Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur. Ayrıca yürürlük tarihinden önce verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı işlemler aynen korunur. Sahil Güvenlik ve Jandarma teşkilatlarında görev yapan Millî Savunma Bakanlığı personelinin disiplin işlemleri ise görevleri süresince 7068 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.

İdare Mahkemesinde İptal Davası ve Kararın Sonuçları

Disiplin cezalarının iptali davalarında yetkili mahkeme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince disiplin cezası alan personelin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.

Disiplin cezasının açıkça hukuka aykırı olması ve uygulanması halinde telafisi güç veya imkansız zararların doğması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda idare mahkemesince yürütmenin durdurulmasına karar verilebilir.

Danıştay 12. Dairesinin E. 2021/5584, K. 2025/2454 sayılı kararında vurgulandığı üzere, Anayasa Mahkemesince bir yasa kuralının iptal edildiğinin bilinmesi durumunda görülmekte olan davaların Anayasa'ya aykırılığı tespit edilmiş kurallara göre çözümlenmesi hukuk devleti ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesine aykırıdır.

Danıştay 2. Dairesinin E. 2021/10045, K. 2025/2648 sayılı kararı uyarınca, meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller nedeniyle açılan soruşturma dosyasının zamanaşımından işlemden kaldırılmasına ilişkin işlemler 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 46/c maddesi kapsamında temyize tabidir.

İdare mahkemesinde disiplin cezasının iptaline karar verildiğinde, iptal edilen ceza personelin özlük sicilinden silinir; işlem sebebiyle kesilen maaş ve diğer parasal haklar faiziyle ödenir ve ceza nedeniyle engellenen rütbe terfileri emsallerinin tarihine çekilerek geriye dönük şekilde tesis edilir.

Disiplin Cezalarının Özlük Dosyasından Silinmesi

Cezalandırılan kamu görevlileri kanundaki süreler dolduktan sonra atamaya yetkili amire başvurarak disiplin cezasının özlük dosyasından silinmesini talep edebilir. Uyarma ve kınama cezalarında uygulandığı tarihten itibaren 5 yıl; aylıktan kesme, kısa süreli durdurma ve uzun süreli durdurma cezalarında ise 10 yıl geçtikten sonra bu başvuru yapılabilir.

Bu başvuru üzerine atamaya yetkili amir, personelin bahse konu yasal süreler içerisindeki mesleki ve şahsi tutum ve davranışlarını değerlendirerek cezayı özlük dosyasından silme hususunda takdir yetkisini kullanır.

Polis disiplin soruşturmasında asgari savunma süresi ne kadardır?

7068 sayılı Kanun'un 31. maddesi uyarınca personelden savunma istenmesi zorunlu olup personele tanınacak savunma süresi yedi günden az olamaz.

Disiplin soruşturması açma ve ceza verme zamanaşımı süreleri nelerdir?

Fiilin amirce öğrenilmesinden itibaren uyarma, kınama, aylıktan kesme ve durdurma cezalarında 1 ay, çıkarma cezalarında 6 ay içinde soruşturmaya başlanmalıdır; her halükarda fiilin işlendiği tarihten itibaren 2 yıl içinde ceza verilmezse yetki zamanaşımına uğrar.

Zamanaşımına uğrayan dosyada disiplin kurulu sübut tespiti yapabilir mi?

Hayır, disiplin kurulu ek bir idari yaptırım bulunmadıkça sübut değerlendirmesi yapamaz; fiilin sübuta erdiğini belirterek dosyayı kaldıramaz, yalnızca zamanaşımını saptayıp dosyayı ortadan kaldırmalıdır.

Disiplin cezasının iptali davası nerede açılır?

Polis disiplin cezalarının iptali davalarında yetkili merci, cezalandırılan kolluk personelinin cezanın tesis edildiği andaki son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu