Poliçede Ciro Zinciri: Yetkili Hamillik ve Kopukluk Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Poliçede Ciro Zinciri: Yetkili Hamillik ve Kopukluk Sonuçları

Poliçede ciro zinciri, senedin ilk lehtardan son hamile kadar kesintisiz bir devir silsilesiyle geçip geçmediğini gösterir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 686/1 uyarınca poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa dahi hakkı bu müteselsil ve birbirine bağlı zincirden anlaşılıyorsa yetkili hamil sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 686Kaynağı aç
MADDE 686- (1) Bir poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar bu hususta yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır. (2) Poliçe herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, birinci fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan yeni hamil, ancak poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle yükümlüdür. IV – Def’iler

Poliçede Devir: Ciro ile Temlik Arasındaki Fark

6102 sayılı TTK m. 681/1-2 uyarınca her poliçe, açıkça emre yazılı olmasa da ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilebilir. Ancak düzenleyen poliçeye “emre yazılı değildir” ibaresini veya eşdeğer bir kaydı koymuşsa devir ancak alacağın temliki yoluyla olur ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 681Kaynağı aç
MADDE 681- (1) Her poliçe açıkça emre yazılı olmasa da ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilebilir. (2) Düzenleyen, poliçeye “emre yazılı değildir” ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur. (3) Ciro, poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhataba, düzenleyene veya poliçeyle borç altına girmiş olanlardan herhangi birine yapılabilir. Bu kimseler poliçeyi yeniden ciro edebilirler. B) Ciro I – Kayıtsız, şartsız olması

TTK m. 681/3'e göre ciro; muhatabı, düzenleyeni veya poliçeyle borç altına girmiş herhangi bir kişiyi de lehtar olarak gösterebilir; bu kişiler poliçeyi yeniden ciro edebilir. Dolayısıyla ciro zinciri doğrusal bir sıra izlemek zorunda değildir: daha önce senet üzerinde borçlu olan bir kimse yeniden hamil ve ciranta konumuna girebilir.

Cironun Şekli: Yazım Yeri ve İmza Zorunluluğu

TTK m. 683/1'e göre cironun poliçe üzerine ya da poliçeye bağlı 'alonj' adı verilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması zorunludur. Ciranta imzasını taşımayan bir ciro geçerli ciro sayılmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 683Kaynağı aç
MADDE 683- (1) Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekir. (2) Lehine ciro yapılan kişinin ciroda gösterilmesine gerek olmadığı gibi, ciro, cirantanın sadece imzasından ibaret olabilir. Bu şekildeki cirolara “beyaz ciro” denir. Beyaz cironun poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılması gerekir. III – Cironun hükümleri 1. Devir işlevi
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2738, K. 2021/1513Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/2738 E.  ,  2021/1513 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “menfi tespit” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından keşide edilen 30.11.2011 keşide tarihli 10.000TL ve 30.12.2011 keşide tarihli 10.000TL bedelli çeklerin 24.12.2010 tarihinde müşterisi olan dava dışı … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti.’nin işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu çalındığını, çalınan çekler hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma yapıldığını ve çeklerin ibrazı hâlinde el konulmasına karar verildiğini, … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti. tarafından Bucak Asliye Hukuk Mahkemesinde çek iptali davası açıldığını, mahkemece ödeme yasağı kararı verildiğini, aynı mahkemece 12.07.2011 tarihinde verilen kararla, içlerinde dava konusu çeklerin de bulunduğu 18 adet çeke ilişkin iptal kararı verildiğini, iptal kararı üzerine 13.07.2011 tarihinde çeklerin bedelinin … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti’ye ödendiğini, sonrasında davalı banka tarafından bu çeklerle ilgili … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti ve müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, çeklerin arka yüzünde bulunan … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti.’ye ait olduğu iddia edilen kaşenin sahte olduğunu, imzanın da bu şirket yetkilisine ait olmadığını, ciro silsilesinin kopuk olduğunu, anılan şirket tarafından icra takibine itiraz edildiğini, imzaya itirazın Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 27.09.2012 tarihli ve 2012/527 E., 2012/873 K. sayılı kararı ile kabul edildiğini, davalı bankanın söz konusu çeklerle ilgili el koyma ve ödeme yasağı kararı bulunmasına rağmen çekleri kredi borçlusundan ciro yolu ile teslim alarak icra takibine geçtiğini ileri sürerek icra takibine konu çekler nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı kredi borçlusunun kredi borcuna mahsuben çekleri müvekkiline verdiğini, ciro ile devredilen çeklerin icra takibine konulduğunu, davacının çek iptali kararının tarafı olmadığını ayrıca söz konusu davanın hasımsız olarak açıldığını ve kararın tarafı olmayan müvekkili bankaya karşı ileri sürülemeyeceğini, çekle ilgili ödeme yasağı kararının bulunmasının icra takibine engel olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkeme Kararı: 6. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 19.03.2014 tarihli ve 2013/59 E., 2014/130 K. sayılı kararı ile; dava konusu çeklerdeki ciranta imzasının dava dışı … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti. yetkilisine ait olmadığının tespit edildiği, davacının bu iddiasını ve ödeme iddiasını davalı bankaya karşı ileri sürüp süremeyeceği noktasında değerlendirme yapılmasının gerekli olduğu, çeklerin bedelinin ödenmiş olması nedeniyle karşılıksız kaldığının çekleri elinde bulunduran iyi niyetli hamillere karşı ileri sürülemeyeceği, davalı bankanın çekleri iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiğinin kanıtlanması gerektiği, çeklerin bedelinin ödendiği yolundaki beyanın, davalı bankanın bu hususu bilerek çekleri iktisap ettiğini kanıtlamaya yeterli olmadığı, çeklerdeki imzanın sahte olduğu hususunu … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti.’nin bankaya karşı ileri sürebileceği, davalı bankanın çekleri iktisap ederken davacının zararına hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 25.11.2015 tarihli ve 2015/3780 E., 2015/15622 K. sayılı kararı ile; “…Dava, borçlu bulunulmadığının tespitine ilişkindir. Dava konusu çekte davacı keşideci, davalı ise son hamildir. Lehdar olan … Halı Mefruşat Tic. ve San. Ltd. Şti. elinde iken söz konusu çekler zayi olmuş, lehdar tarafından mahkemeye başvurularak zayi kararı alınmıştır. Zayi kararını alan lehdar, keşideciye başvurarak alacağını tahsil etmiştir. Keşideci zayi kararına istinaden yapmış olduğu iyi niyetli ödeme nedeni ile borçtan kurtulur. Bu nedenle mahkemece davanın kabulü gerekirken, yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir,…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 17.03.2017 tarihli ve 2017/39 E., 2017/191 K. sayılı kararı ile; önceki karar gerekçesi yanında, imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca imzasını inkâr etmeyen keşidecinin, lehtarın imzasının sahte olduğu iddiasına dayalı olarak sorumluluktan kurtulamayacağı, lehtara karşı ödeme yapılmış olmasının keşideci ile lehtar arasındaki kişisel ilişki niteliğinde olup, bu nitelikteki şahsi def’îlerin ciro yolu ile çeke hamil olan kişiye karşı ileri sürülebilmesinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 818/1-e maddesinin göndermesiyle aynı Kanun’un 687/1 maddesi uyarınca hamilin çeki iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olmasının kanıtlanması koşuluna bağlı olduğu, bankanın da çekleri iktisap ederken davacının zararına hareket ettiğinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; eldeki davaya konu çeklere ilişkin olarak iptal kararı alan lehtara ödeme yapan keşidecinin, yaptığı ödeme nedeniyle çekleri sonradan elinde bulunduran hamile karşı çeklerin bedelinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır. 13. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir 14. Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir. 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabında 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221). 15. Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna, Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem: Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268). 16. Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticarî hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir. 17. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 757/1. maddesine göre, iradesi dışında çek elinden çıkan kişi, ödeme veya hamilin yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesinden, muhatap bankayı çeki ödemekten menedilmesini isteyebilir. Aynı Kanun’un 759. maddesi uyarınca, çeki eline geçiren kişi bilinmiyorsa, çekin iptaline karar verilmesi istenebilir. İptal isteminde bulunan kişi, çek elinde iken zıyaa uğradığını inandırıcı bir şekilde gösteren delilleri mahkemeye sağlamak ve senedin bir suretini ibraz etmek veya senedin esas içeriği hakkında bilgi vermekle yükümlüdür. 18. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 764. maddesi uyarınca elden çıkan çek, verilen süre içinde mahkemeye sunulmazsa, mahkemece çekin iptaline karar verilir. Çekin iptaline karar verilmiş olmasına rağmen, iptal talebinde bulunan keşideciye karşı çekten doğan istem hakkı ileri sürebilir. 19. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesine göre, çekten dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’îleri başvuran yetkili hamile karşı ileri süremez. Ancak hamil, çeki iktisap ederken çekin keşidecinin rızası dışında elinden çıktığını ya da çekin karşılığının daha önce çeki elinde bulunduran kişiye keşideci tarafından ödendiğini bile bile keşidecinin zararına hareket etmiş olması durumunda keşideci hamile karşı kötü niyet def’înde bulunabilir. 20. Çek hakkında iptal kararı verilerek bu karara dayalı olarak keşidecinin lehtara ödeme yapmış olması yetkili hamile karşı 6102 sayılı TTK’nın 687. maddesi gereği ileri sürülemeyeceğinden keşidecinin çekin lehtar tarafından iptal ettirilmesi ve buna dayalı olarak lehtara ödemede bulunması def’ini ancak lehtara karşı ileri sürebilir. Bunu yanında çeki elinde bulunduran yetkili hamile karşı ileri süremez. 21. Çeklerin devrinin nasıl yapılacağı 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesinde poliçeden ayrı ve özel olarak düzenlenmiştir. Bu maddeye göre açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilir. Keza 6102 sayılı TTK’nın 818. maddesinin göndermesi ile aynı Kanun’un 684. maddesine göre, ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile çekten doğan bütün haklar devrolunur. 22. Bu düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde çekin bir başka anlatımla çek üzerindeki hakkın bir başkasına devri için ciro ve kişiye çekin zilyetliğinin geçirilmesi gerekir. Ciro ise 6102 sayılı TTK’nın 683. maddesine göre, çek arka yüzüne veya çeke bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması ile mümkündür. Bu nedenle cirantanın imzasını taşımayan ciro geçerli ciro sayılmaz. Böyle bir ciro ise çek üzerinde bulunan hakkın devrini sağlamaz. 23. Çekte hak sahibi olabilmek için yetkili hamil olmak gerekir. 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Bu maddeden de anlaşıldığı üzere bir çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu yani çek üzerindeki hakkın kendisine ait olduğunu çek üzerinde bulunan birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edebilir. Çek üzerindeki cirolar birbirini takip etmiyor veya ciro zincirinde bulunan cirolardan biri geçersiz veya sahte olması dolayısı ile ciro zincirinde kopukluk olması durumunda çekteki hak, kopukluktan sonraki kişilere geçmeyeceği için ciro zincirinde kopukluk olan çeki elinde bulunduran hamil yetkili hamil sayılamaz. Yetkili hamil olmadığı için de ciro zincirinin koptuğu kişiden itibaren ciranta ve keşideciden talepte bulunamaz. 24. Her ne kadar çeki elinde bulunduran kişi yetkili hamil olduğunu ispat edememiş olması nedeniyle yani ciro zincirinde kopukluk olması durumunda kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye gidemez ise de, 6102 sayılı TTK’nın 677. maddesinde ki; “Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez.” düzenlemesi karşısında “imzaların istiklali (bağımsızlığı) ilkesi” gereği ciro zincirinin kopmasından sonraki cirantalara başvurabilir. 25. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; Antalya 7. İcra Müdürlüğünün 2012/2568 E. sayılı icra dosyasında, davalı banka tarafından davacı keşideci ile birlikte dava dışı lehtar … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti. ve ciranta Cemil Durmuş hakkında uyuşmazlığa konu iki adet çek nedeniyle kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi yapılmıştır. 26. Davacı keşideci tarafından düzenlenen 30.11.2011 keşide tarihli 10.000TL bedelli ve 30.12.2011 keşide tarihli 10.000TL bedelli çeklerin dava dışı lehtar … Halı Mefruşat Tic. Ltd. Şti.’nin işyerinde meydana gelen hırsızlık sonucu çalınması üzerine lehtar tarafından Bucak Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan çek iptali davası sonucunda mahkemenin 12.07.2011 tarihli ve 2011/88 E., 2011/480 K. sayılı kararı ile aralarında dava konusu çeklerin de bulunduğu on sekiz adet çekin iptaline karar verilmiştir. 27. Dava konusu çeklerin iptaline karar verilmesi üzerine, 13.07.2011 tarihinde davacı keşideci tarafından, iptaline karar verilen iki adet çek nedeniyle lehtara ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. 28. Dosya içerisinde yer alan 22.01.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre dava konusu iki adet çekte yer alan lehtara ilişkin imzaların şirket yetkilisine ait olmadığı tespit edilmiş, Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 27.09.2012 tarihli ve 2012/527 E., 2012/873 K. sayılı kararı ile, davalı banka tarafından başlatılan icra takibine ilişkin olarak dava dışı lehtar tarafından çeklerdeki imzaya itiraz edilmesi üzerine, dava dışı lehtarın imzaya itirazının kabulü ile dava dışı lehtar yönünden takibin durdurulmasına karar verilmiştir. 29. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 792. maddesindeki, “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” şeklindeki düzenlemenin, çeki elinde bulunduran kişinin geçerli ve birbirini takip eden cirolarla yetkili hamil olduğunu ispat etmesi durumunda ancak çeki kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap etmesi durumunda iade ile mükelleftir. 30. Mahkemece alınan bilirkişi raporu ve Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin 27.09.2012 tarihli kararı ile her iki çekteki lehtarın cirosunun sahte olduğu anlaşıldığına göre, 6102 sayılı TTK’nın 684. ve 788. maddeleri uyarınca geçerli bir ciro bulunmadığından çek üzerinde bulunan hakkın çekte ciranta olarak görünen Cemil Durmuş’a devrinin gerçekleşmediği böylece çek üzerinde hakkı olmayan Cemil Durmuş’un yaptığı ciro ile de çekteki hakkın çeki elinde bulunduran bankaya geçmediği anlaşılmaktadır. 31. Bu durumda davalı bankanın, 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat edemediği, bir başka anlatımla lehtar cirosunun sahteliği ile ciro zincirinde kopukluk olması nedeniyle yetkili hamil olduğunu kanıtlayamadığından ciro zincirindeki kopukluktan önceki lehtar ve keşideciye başvurma hakkı bulunmamaktadır. 32. Somut olayda, lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle birbirini takip eden geçerli ciro zinciri olmadığı için davalı bankanın 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre yetkili hamil olduğunu yani kendisine çek üzerinde bulunan hakkın geçtiğini ispat edemediğinden aynı Kanun’un 792. maddesine göre ispat yükünün davacı keşidecide olduğu düşünülemez. Çünkü 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki düzenleme, çeki 6102 sayılı TTK’nın 788. maddesine göre geçerli bir ciro ile hakkın devredildiği ve yine 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre birbirini takip eden geçerli ciro zinciri ile ispat eden yetkili hamiller içindir. 33. Bu durumda çeki elinde bulunduran davalı bankanın, çeklerdeki lehtarın cirosunun sahte olması nedeniyle çeklerdeki hakkın geçerli ve birbirine bağlı ciro zinciri ile hak sahibi olduğunu ispat edemediğinden ve keşideciye başvuru hakkı bulunmadığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekir. 34. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, dava konusu çeklerde davacı keşideci olup, davalının çeklere ciro yolu ile hamil olduğu, davacı keşidecinin kendi imzasını inkâr etmediği, ciro metnine göre ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, lehdarın imzası sahte olsa bile imzaların istiklâli ilkesi karşısında bu durumun davacı keşideciyi sorumluluktan kurtarmayacağı, ancak çeklerin lehdarı olan şirket tarafından açılan çek iptali davası sonucunda uyuşmazlığa konu çeklerin iptaline karar verilmesi üzerine davacı keşideci tarafından çeklerin lehtarına iyiniyetli olarak ödeme yapıldığı, yapılan iyi niyetli ödeme nedeniyle davacı keşidecinin borçtan kurtulacağı, direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir. 35. Hâl böyle olunca direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici Madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun'un 440-III/1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 30.11.2021 tarihinde yapılan ikinci görüşmede, oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlık, davaya konu çeklere ilişkin olarak iptal kararı alan lehdara ödeme yapan keşidecinin, yaptığı ödeme nedeniyle, çeki elinde bulunduran hamile karşı çek bedelinden sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Türk Ticaret Kanununun kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinilmiştir (6102 TTK’nın 778, 818, eTTK. 690, 730). 6102 sayılı TTK’nın 818. (eTTK’nun 730) maddesi yollaması ile çeklerde de uygulanması gereken aynı yasanın 677. (eTTK’nun 589) maddesi uyarınca “bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez”. İmzaların bağımsızlığı (istiklali şeklinde tanımlanan bu ilke, poliçeye atılan her geçerli imzanın (Keşidecinin, cirantanın avalistin, kabul eden muhatabın imzası gibi) sahibini bağladığını, geçersiz imzanın sahiplerini sorumlu kılmamalarına rağmen poliçenin geçerliliğini ortadan kaldırmadığını ifade eder. Geçerli imzaların sahipleri, başkasının imzasının geçersiz olduğunu ileri sürerek kambiyo sorumluluğundan kurtulamazlar. Geçersiz bir imza sahibini bağlamaz, ancak ciro zincirini de koparmaz. İmzaların bağımsızlığı ilkesi, ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak menfi tespit davası açılmasına olanak sağlamaz. Diğer bir deyişle, “imzaların istiklali (bağımsızlığı)” ilkesine göre senet lehtarının veya diğer cirantaların ciro imzasının sahte olması hâli, diğer imza sahiplerinin ve özellikle senedin asıl borçlusu olan keşidecinin senetten kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Poliçeye imza koyan kişi, diğer imzaların geçersiz veya sahte ya da mevhum kişilere ait olmasının riskini de taşır. Buna göre her imza kendi sahibini, diğer imzalardan bağımsız olarak bağlar. Poliçe üzerinde şekil bakımından tamam ve görünüşe göre sahibini bağlayan bir imzanın bulunması yeterlidir. Kanun yapıcı, 6102 sayılı TTK’nun 677 (eTTK 589) maddesinde senedin geçerliliğinin, sorumluluktan tamamen bağımsız şekilde mevcut olabileceğini kabul etmiştir. Çekteki imzalar, bu imzalarda ismi geçen şahıslar yönünden herhangi bir sorumluluk yaratmasa bile, senet yine de geçerli kalır. Çekin geçerli kalmasının sonucu ise, diğer imzaların sahiplerinin sorumluluklarının devam etmesidir (Reha Poroy/ Ünal Tekinalp Kıymetli Evrak Hukuk Esasları, 17. Baskı, İstanbul 2006, s. 141-142; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2.Bası, Ankara 1997, s. 414 vd; Hüseyin Ülgen/ Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen / Arslan Kaya; Kıymetli Evrak Hukuku Ders Kitabı, İstanbul 2004, s. 126 ve Naci Kınacıoğlu; Kıymetli Evrak Hukuku, 5.Baskı, Ankara 1999, s. 122 vd; Gönen Eriş; Türk Ticaret Kanunu, Kıymetli Evrak ve Taşıma, Ankara 1988, s. 174 vd.-s. 286; Yargıtay 11 HD: 3.11.1987 tarih, 347/5865 Esas ve Karar sayılı kararı; Oğuz İmregün; Kıymetli Evrak Hukuku İstanbul 1998, s.58 vd; İsmail Doğanay; Türk Ticaret Kanunu Şerhi, c.II, 3, Baskı, Ankara 1990 s.1611 vd. Fırat Öztan-Ticarî Senetlerde İmzaların İstiklâli İlkesi. Batıder, Aralık 1979, cx, s. 391-396). Kambiyo senedindeki zincirleme ve birbirlerine bağlı, lehtardan hamile değin tam ve düzenli yani kesintisiz cirolar hak sahipliğine karine sayılır. Cirolar arasındaki zincirleme bağlılığın gözlenmesi sadece dış görünüm bakımından yapılır. Başka bir anlatımla, ciro silsilesinin (zincirinin) muntazam bir şekilde birbirini takip edip etmediğini incelerken dış görünüşü incelemek yeterli olup, cirantalardan birinin imzasının sahte olması veya temsilci sıfatıyla senedi imzalayan şahsın imza yetkisinden yoksun olması ciro zincirini etkilemez (Hulusi Gürbüz; Yargıtay Uygulaması Işığında Ticarî Senetlerin İptali Davaları ve Ticarî Senetlere Özgü Sorunlar, İstanbul 1984, s. 295; Doğanay s. 1646-1647; Murat Alışkan: Kambiyo Senetlerinde Temlik Cirosu, İstanbul 1998 , s.255 vd; Tarık Başbuğoğlu; Uygulamada Ticarî Kanunu, 1. Cilt Ankara 1988, sh. 807; Erol Ertekin/İzzet Karataş; Uygulamada Ticarî Senetler:Ankara 1998, s.363). Cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı TTK’nın 790. (6762 s. TTK’nın 702.) maddesi; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmüne haizdir. Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 818/1-d (e TTK’nın 730/1-4) maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun’un 684/1. (e TTK’nın 596/1) maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir. 6102 sayılı TTK’nın 792. (e TTK’nın 704) maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. (702.) maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, İstanbul 2019, s.237-238). Uyuşmazlığın zayi iptal kararı elinde bulunan lehdara keşidecinin ödeme yapması durumuna ilişkin olması nedeniyle, kıymetli evrakın ziyaı ve iptali hükümlerinin değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 651-653., 757-765. maddelerinde (6762 sayılı TTK’nın 563-565., 669-677. maddeleri) kıymetli evrakın ziyaı ve iptali konuları genel bazı esaslara bağlanmıştır (6102 s. TTK’nın 818/1-5, e TTK’nın 730/1-20 maddelerinin atfıyla çekler hakkında da poliçenin iptali hükümleri uygulanır). Buna göre kıymetli evrak zayi olduğu takdirde, mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir. İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da ileri sürebilir veya yeni bir senet düzenlenmesini isteyebilir. Kıymetli evrakın zayi nedeniyle iptali talebinde tedbiren ödeme yasağı talep edilebilir ve mahkemece ödeme yasağı kararı verilebilir. Alacaklının senedin zilyetliğini kaybetmesi hâlinde, artık onu ibraza imkânı kalmaz. Senedin iptaline karar verebilmek için, senedi zayi eden şahsın, yani iptal talebinde bulunan davacının senette mündemiç hakkının ortadan kalkmamış olması lazımdır. Kıymetli evrakın iptali kararı, davacının hak sahipliğini borçluya karşı göstermesi bakımından önemlidir. Yani, hak sahibinin teşhisine imkân verir. Bu husus, iptal kararının “olumlu sonucu”dur. İptal kararını alan şahıs, iptal edilmiş senette mündemiç hakları dermeyan edebilir ve borçlu da kendisine ödemede bulunarak borcundan kurtulabilir. Yalnız, bu sonucun doğabilmesi için gözden kaçırılmaması gereken husus, borçlunun iyi niyetli hareket etmiş bulunmasıdır (6102 sayılı TTK md 646/2, 6762 sayılı TTK md 558/2). İkinci olarak, verilen iptal kararı ile zayi edilen kıymetli evrakın bu özelliği kısmen yok edilmekte, teşhis fonksiyonu kaldırılmaktadır. Bu da kararın “olumsuz sonucu”dur. Bu kararın verilmesi ile bir taraftan artık hakkın dermeyanı bakımından senedi elde bulundurmak ve ibraz etmek mecburiyeti kalmamakta, diğer taraftan da böyle bir şey zaten gereksiz bir hâl almaktadır. Kısacası, iptal kararını alan davacı, borçludan kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmasını isteyebilmek hakkını kazanmaktadır. Bunun borçlu bakımından anlamı ise senedi ibraz edene ödemek mecburiyetinin ortadan kalkmış olmasıdır. İptal kararı ile zayi edilen senedin kıymetli evrak olma özelliği sadece kısmen ortadan kalkmakta, hakkı devir fonksiyonu ise devam etmektedir. Bunun sonucu olarak, iptal edilmiş bir senedin iyiniyetle iktisabı mümkündür. Gerçi iyi niyetli müktesip, elindeki senede dayanarak borçludan ödeme talebinde bulunamaz ama davacıya (burada iptal kararı alan lehdara) karşı senet bedelini talep hakkı mevcuttur. Bu durum, senedi zayi eden kimsenin ve borçlunun lehinedir. Dolayısıyla, senedin o esnada hamili bulunması muhtemel üçüncü şahısların menfaati bu iki şahsın menfaatine feda edilmektedir. İptal kararının her iki etkisi de “hak sahipliğinin teşhisi (tespiti)” meselesine ilişkindir. Kararın maddi hukuk yönünden herhangi bir etkisi yoktur. Bu kararla senedi elinde bulunduran üçüncü şahsın hakkının sona erdiği, onun yerine artık bundan böyle davacının hak sahibi olduğu sonucuna da varılamaz. Eğer senet üçüncü bir şahsın elindeyse, bu şahsın alacaklı sıfatı, verilen iptal kararına rağmen devam eder. Demek oluyor ki, iptal kararı sadece davacının senedi ibraz edememesine rağmen hak sahibi imiş gibi kabul edilmesine imkân vermektedir. Kıymetli evrakta hak ile senet arasında mevcut sıkı bağlılık ancak bu ölçüde çözülmektedir (Prof. Dr. Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, sayfa 274-277). İptal kararı hamili ile borçlu keşideci arasındaki ilişkiler yönünden iptal kararının sonuçlarını incelediğimizde: Davacı ile borçlu arasındaki ilişkiler iptal kararının verilmesi ile başlar ve yürürlükte kaldığı sürece de devam eder. Davacının hakkı talep edebilmesine imkân verir. Borçlunun iptal kararına rağmen, davacının hak sahibi olmadığını iddia etmek imkânı vardır. Ancak bunun sonuçlarına kendisinin katlanacağı tabiidir. Ödemede bulunduğu şahıs, gerçek alacaklı olmasa dahi mevcut iptal kararına güvenerek yaptığı ödeme ile borçlu borcundan kurtulur. Davacının gerçek alacaklı olmadığını bildiği veya bu hususta hileli davrandığı kabul edilebildiği takdirde yaptığı ödemenin borçluyu borcundan kurtarması ise mümkün değildir. Kambiyo senetlerinde iptal kararı, bu kararı almış bulunan davacıya haklarını asıl borçluya karşı kullanmak imkânını verir. Kabul eden muhatap veya bonoyu düzenleyen şahıs, asıl borçlu olarak nitelenir. İptal kararı hamili ancak kabul eden muhataptan ödeme talebinde bulunabilir. Bonoda kabul eden muhatabın yerini, senedi düzenleyen alır (Öztan, sayfa 277-285). Borçlu, iptal kararı ibraz eden lehdara ödemede bulunduğu takdirde, ödediği miktar oranında borçtan kurtulur. İptal kararı verildikten sonra ve fakat daha davacı bir talepte bulunmadan önce, senede zilyet olan üçüncü şahıs, senedi ibraz ederek ödeme talebinde bulunursa borçlu bakımından yapılacak en doğru hareket, senet bedelini tevdi etmektir. Bu suretle, borçlu borcundan kurtulur, öte yandan senedin zilyedi ile iptal davasının davacısı içlerinden hangisinin haklı olduğunun tespiti için mahkemeye başvurabilirler. Senet hamili, burada kendi hakkının daha üstün olduğunu tespit ettirebilirse, senet bedelinin kendisine verilmesini talebe hak kazanır. Senet hamilinin bu arada iptal kararı hamiline ödemede bulunulmaması için tedbir mahiyetinde ödeme yasağı kararı alıp bunu tebliğ ettirmesi de mümkündür. Senet hamili, iptal kararı hamiline ödeme yapıldıktan sonra borçluya başvurmuşsa, sebepsiz iktisap kurallarına dayanarak ödenen meblağın kendisine verilmesini isteyebilir. Ancak iptal kararı hamilinin sebepsiz bir iktisabı olayların çoğunda mevcut değildir. Borçlu, davacının iptal kararı almış olmasına rağmen, hak sahibi olmadığını bildiği takdirde, bu karara dayanarak ödemede bulunduğu iddiasını ileri sürüp borçtan kurtulamaz. Hileyle veya ağır kusurla yapılan bir ödeme borçluyu hiçbir zaman borçtan kurtarmayacaktır. Öte yandan, senedin zilyedi, aslında hakkın sahibi ise borçlu, bu şahsa yaptığı ödeme ile borçtan kurtulur fakat borçlunun iptal kararı almış bulunan davacıya karşı senedin zilyedi üçüncü şahsın aynı zamanda hakkın da sahibi olduğunu ispat etmesi lazımdır (Öztan, sayfa 283). İptal davası sonucunda alınan karar maddi hukuku ilgilendiren bir karar olmadığından, senedi elinde bulunduran kişinin, senedin haksız olarak iptal edildiği savını ileri sürerek, lehine iptal kararı verilen kişiye karşı, senet bedelinin bu kişiye ödenmiş olması hâlinde sebepsiz zenginleşme davası, senet bedeli henüz ödenmemişse hak sahipliğine yönelik muarazanın men’i (çekişmenin önlenmesi) ile yeni senet düzenlenmiş olan hâllerde ayrıca bu senedin iadesi (istirdadı) davası açması mümkündür (Prof. Dr. Hüseyin Ülgen, Prof. Dr. Mehmet Helvacı, Prof. Dr. Abuzer Kendigelen, Prof. Dr. Arslan Kaya-Kıymetli Evrak Hukuku Güncellenmiş 7. Bası. İstanbul 2013 sayfa 53. 163.) (Ersin Çamoğlu-Kıymetli Evrak Hukukunun Temel İlkeleri İstanbul 2020 sayfa159.) Ödeme yasağı kararı, sonuçları yönünden sınırlı bir iptal kararına benzer. Yürürlükte kaldığı sürece, kaybedilen senedin teşhis fonksiyonunu ortadan kaldırır. Bu suretle, bu süre zarfında borçlunun kime ödeyeceği bilinmemektedir. Aynı şekilde, senedi elinde bulunduran bir kimse varsa onun da bu senede dayanarak borçludan talepte bulunması imkânı kalkmaktadır. Ancak borçlu ödemenin meni için dava açan şahsın hak sahibi hamil olmadığını ispat edebildiği takdirde, mevcut yasağa rağmen senedi elinde bulundurana ödemede bulunursa borcundan kurulur ama bu hususu ispat edemezse ikinci bir defa daha ödemek zorunda kalır. Ancak borçlunun iptal kararı almış olan lehdara karşı, senedin zilyedi olan üçüncü şahsın aynı zamanda hakkın da sahibi olduğunu ispat etmesi lazımdır. Bu zorluklardan kurtulmak için borçlunun başvuracağı yol, senet bedelinin mahkemenin tayin ettiği yer tevdiini talep edip tevdi etmesidir. Ancak bunu iptal kararı verildikten sonra fakat lehdar iptal kararı alan kendisinden talepte bulunmadan önce yapmalıdır. İptal kararı alan lehdara, başvurması üzerine, yetkili hamil kendisine başvurmadan önce ödeme yaparsa iptal kararını ibraz eden lehdara ödemekle borçtan kurtulur. Ödeme yasağı kararı verilmiş olması, kaybedilen senedin üçüncü şahıslar tarafından iyi niyetle iktisabına engel olmaz. Ödeme yasağı kararı almak için mahkemeye başvurmak, zamanaşımını kesmez. Ödeme yasağı kararı verilmesi, maddi hukuk yönünden ilgililerin vaziyetini değiştirmez (Öztan, sayfa 283, 291, 292). Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; çeklerin zayi nedeniyle iptal davası dava dışı lehdar … Ltd. Şti. tarafından Bucak Asliye Hukuk Mahkemesinde (Ticaret Mahkemesi sıfatıyla) 28/01/2011 tarihinde açılmış, mahkemece 31/01/2011 tarihli tensip kararı ile davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek dava konusu çeklerin ödenmemesi konusunda ödeme yasağı konulmuştur. Dava konusu çekler, davacı keşideci tarafından … Ltd. Şti. emrine 30/11/2011 ve 30/12/2011 keşide tarihlerinde 10.000’er TL bedelli olarak keşide edilmiş olup, … Ltd.Şti’den Cemil Durmuş’a, Cemil Durmuş’un cirosu ile Serin Kardeşler Ltd. Şti.’ye, bu şirketin cirosu ile davalı bankaya geçmiş olup 30.11.2011 ve 30/12/2011 tarihlerinde ibraz edildiğinde Bucak Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 31/01/2011 tarihli ödemeden men yasağı kararı nedeni ile işlem yapılamadığı şerh edilmiştir. Zayi iptal kararı 12/07/2011 tarihinde verilmiş, bu kararı alan … Ltd. Şti. tarafından kararın ibrazı ile ödeme istenmiş ve keşideci tarafından 13/07/2011 tarihinde çek bedellerinin ödendiği dosyaya sunulan ödeme belgesi ile sabit olmuştur. Yukarıdaki açıklamalarda belirtildiği üzere; zayi iptal davası nedeniyle ödeme yasağı kararı verilmiş olması, davalı bankanın elindeki çekin kambiyo senedi niteliğini ortadan kaldırmadığı gibi üçüncü şahıslar tarafından iyi niyetle iktisabına engel değildir. Antalya C. Başsavcılığı’nın 2010/82771 soruşturma numaralı dosyasının da çeklerin çalındığına dair … Ltd. Şti’nin24/12/2010 tarihli şikayetine ilişkin olduğu dosyadaki evraklardan anlaşılmakta olup dosya kapsamından soruşturma akıbeti belirlenememektedir. 30.11.2011 ve 30.12.2011 tarihlerinde ibraz sırasında zayi iptal davası nedeniyle ödemeden men yasağına ilişkin tedbir kararı nedeniyle işlem yapılamadığının belirlenmesi, muntazam ciro silsilesi ile çeki alan hamil davalı bankanın çeki iktisap zamanında kötü niyetli olduğunu ve bile bile borçlu zararına hareket ettiğini göstermez. Bu husus kanıtlanmamıştır. Çekteki lehdarın ciro imzasının lehdar şirket yetkilisine ait olmadığına dair bu dosyadaki bilirkişi raporu 22/01/2014 tarihlidir. Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/527 E., 2012/873 K. sayılı kararı, alacaklı vekilinin takip dayanağı çeklerdeki imzanın … Ltd. Şti. yetkilisine ait olduğunu kanıtlama yükümlülüğünü, kesin süre içerisinde bilirkişi giderini yatırmaması nedeniyle imza itirazını kabul etmiş sayıldığına dair karar olup; imzanın aidiyeti bakımından kesin hüküm olarak nazara alınamayacağı gibi Antalya 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/569 E., 2013/938 K. sayılı kararı Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nce, hamil bankanın çeki iktisap ederken bile bile borçlu zararına iktisap ettiğinin takip hukuku açısından geçerli yazılı bir belge ile kanıtlanamadığı gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyulduktan sonra keşidecinin davalı bankaya karşı açtığı lehdarın imzasının sahteliği ve ciro zincirinde kopukluk gerekçesiyle takibin iptaline ilişkin itirazın reddine karar verilip onanmak suretiyle kesinleşmiştir. Lehdarın imzasının geçersiz, sahte olduğunun ileri sürülmesi ciro zincirini koparmaz. Yukarıda açıklandığı gibi, imzaların bağımsızlığı ilkesi ciro zincirinde bulunan imzalardan birinin veya bazılarının sahteliğine dayanılarak keşidecinin menfi tespit davası açmasına olanak sağlamaz, davalı banka yetkili hamildir (Yargıtay HGK’nın 2014/19-806 E., 2016/298 K. – 2017/11-159 E., 2021/417 K. sayılı kararları; Yargıtay 19. HD’nin 2011/14950 E., 2012/7342 K. – 2016/15082 E., 2018/373 K. sayılı kararları; Yargıtay 11.HD’nin 2016/3878 E., 2016/4275 K. sayılı kararı; Yargıtay 12. HD’nin 2012/19365 E., 2012/36805 K. sayılı kararı). Lehdarın imzasının sahteliği, lehdar tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def’idir. Ayrıca, keşidecinin lehdara ödeme yaptığı def’i şahsi def’i ise de, iptal kararı ile ödeme olduğunda, karar hamili olan lehdara ödemesiyle borçtan kurtulduğunu kendisine başvuran yetkili hamile ileri sürebilir. Davacı keşideci, lehdarın aldığı ve ibraz ettiği zayi iptal kararı üzerine 13/07/2011 tarihinde iptal kararı hamiline iyi niyetle ödeme yapmakla borçtan kurtulmuştur. Davalı hamil bankanın ibrazı 30.11.2011 ve 30/12/2011 tarihinde olup, hamil tarafından henüz kendisine bir başvuru olmadan iptal kararı ile keşideci ödeme yaptığından, keşidecinin ödeme yaparken hile ve ağır kusuru bulunduğu da iddia ve ispat edilmemekle karar hamiline iyi niyetle yapılan ödemeyle oluşan zarara senede iyi niyetle zilyet olan üçüncü kişi yetkili hamil katlanır. İptal kararı hamiline karşı sebepsiz zenginleşme davası açtığında iptal kararı alan ve keşideciden tahsil eden lehdarın geri vermekle yükümlü olup olmadığı o davada tartışılır. Yetkili hamilin kendi akdinden talepte bulunması da ayrı konudur. Açıklanan gerekçelerle, Özel Dairenin bozma ilamındaki gibi direnme kararının bozulması gerektiğinden, asıl olarak da çek iptal kararı ve bu karara göre karar hamiline keşidecinin ödemesi karşısında, davalı yetkili hamilin keşideciden çek-kambiyo senedi ile tekrar alacağı talep edip edemeyeceği hususu uyuşmazlık konusu olduğundan, Sayın çoğunluğun lehdarın imzasının sahteliği nedeniyle ciro silsilesinin koptuğuna ve davalı hamilin yetkili hamil olmadığına, kötü niyetli olduğuna ilişkin ve bu gerekçelerle değişik bozma kararı verilmesi yönündeki görüşlerine katılamıyoruz.

Lehine ciro yapılan kişinin ciroda gösterilmesi zorunlu değildir; ciro yalnızca cirantanın imzasından ibaret 'beyaz ciro' biçiminde de yapılabilir. Beyaz cironun poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılması şarttır. Bir beyaz ciroyu başka bir ciro takip ettiğinde son ciroyu imzalayan kişi, poliçeyi beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.

Müteselsil Ciro Zinciri ve Yetkili Hamillik

TTK m. 686/1 uyarınca poliçeyi elinde bulunduran kişi, hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı sürece son ciro beyaz ciro olsa dahi yetkili hamil sayılır. Bu tespit yapılırken çizilmiş cirolar yazılmamış hükmünde tutulur; dolayısıyla çizilmiş bir ciro zinciri kesmez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4133, K. 2024/135 sayılı kararında bonoya ilişkin olarak poliçe hükümlerini TTK m. 778/1-a yollamasıyla uygulamış; hakkı müteselsil ve birbirine bağlı ciro zinciriyle ispat edilmesi gerektiğini, bunun ise her şeyden önce ilk cironun lehtar tarafından yapılmasına bağlı olduğunu vurgulamıştır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/4133, K. 2024/135Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2022/4133 E.  ,  2024/135 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1681 Esas, 2022/425 Karar DAVACILAR : 1…. (isim değişikliği öncesinde: … …) 2.Metinler İnşaat Malzemeleri Dış Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi vekilleri Avukat … DAVA TARİHİ : 17.09.2018 HÜKÜM : Davanın reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle) İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/625 E., 2019/416 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı …'in davasının kabulüne, diğer davacı şirketin davasının reddine karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi suretiyle her iki davacının davasının da reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava konusu meblağ 160.660,00 TL'nin altında bulunduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı … tarafından müvekkilleri aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takibin dayanağı olan bonoda ciro zincirinin kopuk olduğunu, ilk ciroyu lehtarın yapması gerekmesine rağmen, dava konusu bonoda ilk cironun lehtar … Ev Donanımları Ltd. Şti.'ye ait olmadığını, senedi ilk defa ciro eden takip alacaklısı davalı …'ya lehtar tarafından yapılmış bir ciro olmadığı için …'nun yetkili hamil sıfatını kazanamadığını, takip dayanağı bonoda … …'in isminin yazmadığını, keşideci Metinler İnşaat İletişim Hizmetleri İç ve Dış Tic. Gıda Nak. San. Tic. Ltd. Şti.'yi temsil ve ilzama yetkili olup takip konusu bonoyu şirketi temsilen keşide ettiğini, davacı … …'in şirket kaşesi üzerine atılmış iki imzasının bulunduğunu, şahsen sorumlu olması için şirket kaşesi dışında ayrı bir imzasının da bulunmasının gerektiğini, bu nedenle … …'in aval veren konumunda olmadığını, şahsi sorumluluğundan söz edilemeyeceğini belirterek müvekkillerinin Kayseri 2. İcra Müdürlüğünün 2018/529 E. dosyası ile başlatılan takipten dolayı borçlu olmadıklarının tespiti ile işbu takibin iptaline, takibinin haksız ve kötü niyetli olduğu iddiasıyla takip konusu alacağın %20'sinden … olmamak üzere kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacıların ciro zincirine ilişkin iddialarının dosya kapsamı ile örtüşmediğini, davalı …'nun … Ev Donanımları San. ve Tic. Ltd. Şti. şirketinin ortağı ve yetkilisi olduğunu, senedin arka yüzündeki … isminin altındaki imza ile … Ev Donanımları San. ve Tic. Ltd. Şti. şirketi kaşesinin altındaki imzanın aynı ve …'ya ait olduğunu, … …'in avalist olarak aval vermek kastıyla senedin ön yüzünde iki imzası olduğunu, bu imzalardan birisinin kaşenin üzerinde diğerisinin ise kaşenin dışında açığa imza olduğunu ve şahsi sorumluluğu bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe dayanak bonoda ilk ciro edenin lehtar olmadığı, lehtar olan şirketin ortağı olan davalının ilk ciranta olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın takip konusu senette şirket kaşesi üzerine atılan imzanın davacının aval veren sıfatıyla şahsen sorumluluğunu gerektirip gerektirmeyeceği noktasında toplandığı, bonoda tüzel kişi olan keşidecinin kaşesi üzerinde iki imza bulunduğu, aynı kişi tarafından kaşe üzerine atılan ikinci imzanın aval hükmünde olmadığı, davacı … Metinin takibe konu bono nedeniyle şahsi sorumlu olmayacağı ancak davacı şirketin takibe konu senetlerden dolayı borçlu olmadığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davacı … …'in davasının kabulüyle takibe dayanak bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, diğer davacı şirketin davasının reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava konusu senedin ön yüzüne atılan iki imzadan ilkinin sadece … bir kısmının kaşe üzerinde olduğunu, davacının aval veren olup senet nedeniyle şahsi sorumluluğunun bulunmadığı yönündeki kabulün hatalı olduğunu, davacıya ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen borca ve senede itiraz etmediğini, müvekkilinin davacı … … ve diğer borçlu Basel Alkrız bonoya aval verdiği için bu bonoyu kabul ettiğini, tanık dinletme taleplerinin mahkemece reddedildiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile avalin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 700 ila 702 nci maddelerinde düzenlendiği, kanunda avalin tanımının yapılmadığı sadece bedelin ödenmesinin teminat altına alındığının belirtildiği, avalin şekline ilişkin 701 … maddeye göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması ancak imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imzanın aval şerhi sayılacağı, atılan aval şerhinin kimin için verildiği belirtilmezse avalin düzenleyici için verilmiş sayılacağı, avalin bir geçerlik şartı olarak senet (veya alonj) üzerinde bulunması gerektiği, bononun geçerli olması için … imzanın yeterli olduğu ve senet ön yüzüne atılan ikinci imzanın aval şerhi sayılacağı, somut olaya gelince; alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe dayanak senedin bono niteliğinde olup kambiyo vasfı taşıdığı, düzenleyenin Metinler İnşaat Malzemeleri Dış Ticaret Gıda Mak. Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. olduğu, senet metninde şirket kaşesini kapsayacak biçimde bir imza ve aynı kişi tarafından atıldığı anlaşılan diğer imzanın ise şirket kaşesini kapsamayacak şekilde yalnızca unvanın bir kaç harfine denk gelecek biçimde atılı bulunduğu, borçlu davalı … …'in imzasına itiraz da etmediği, bu anlamda bono ön yüzünde atılı bulunan imzaların (diğer avalist Basel Alkrız'a ait olduğu anlaşılan hariç) borçlu şirket temsilcisi olan borçlu … …’e ait olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, … …'in şirket kaşesi dışına atılan ikinci imzasının, düzenleyen şirket lehine aval veren sıfatı ile atıldığının ve borçtan şahsen sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, açıklanan hususların Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.10.2011 tarihli ve 2011/12-480 E., 2011/598 K. ile 04.04.2018 tarihli ve 2017/19-812 E., 2018/756 K. sayılı kararlarında da benimsendiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, davacı … … ve … İnşaat İletişim Hizm. İç ve Dış Tic. Gıda Nak. San. ve Tic. Ltd.Şti.'nin davasının reddine, şartları mevcut olmadığından kötüniyet tazminatna hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; takipte alacaklı …'nun ciro silsilesinde ilk cirantanın lehtar şirket olmamasından … kopukluk nedeniyle yetkili hamil olmadığını, nitekim dosyada bulunan bilirkişi raporunun da bu yönde olduğunu ve müvekkillerinin borcunun bulunmadığını, … …'in imzalarının şirket kaşesi üzerinde olup aval kaydı sayılamayacağını zira şirket adına hareket etme gayesi olduğunu, imzanın … bölümü veya büyük bölümü gibi bir ayrıma gidilemeyeceğini, açığa bir imza atılmadığını, şirketin çift imza ile temsil edilip edilmediği hususunun mahkemece araştırılmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin yetkilisi olan diğer davacı elinden sadır olduğu … bulunan bono nedeniyle davacı şirketin asıl borçlu, diğer davalınınsa avalist sıfatıyla borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 700,701,702 maddeleriyle 778 … maddesinin üçüncü fıkrası ve 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı şirketin yetkilisi olan diğer davacı elinden sadır olduğu … bulunan bono nedeniyle davacı şirketin asıl borçlu, diğer davalının ise avalist sıfatıyla borçlu olmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 … maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 700,701,702 maddeleriyle 778 … maddesinin üçüncü fıkrası ve 776 ncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi. 3. Değerlendirme 1. Menfi tespit istemli davası İlk Derece Mahkemesince reddedilen davacı şirketin bu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığı, Bölge Adliye Mahkemesi kararında ise istinaf eden davalı vekilinin istinaf nedenleriyle sınırlı inceleme yapıldığı ve İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilmesiyle yeniden esas hakkında davanın reddine ilişkin karar verildiği, bu defa davacı şirket vekilince temyiz isteminde bulunulduğu görülmekle, İlk Derece Mahkemesince davası reddedilen davacı şirketin davasının reddine ilişkin kararın istinaf edilmemekle kesinleştiği anlaşılmış olup, davacı şirketin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı … vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. 6102 sayılı Kanun'un 778 … maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi atfıyla somut olaya uygulanacak olan; poliçenin devrine ilişkin 681 … maddesinde, her poliçenin açıkça … yazılı olmasa da ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilebileceği; cironun şekline ilişkin 683 üncü maddesinde, cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan alonj denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerektiği düzenlenmiş, yine aynı Kanun'un hamilin hak sahipliğine ilişkin 686 ncı maddesinde ise bir poliçeyi elinde bulunduran kişinin, son ciro … ciro olsa da kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde, yetkili hamil sayılacağı, çizilmiş ciroların bu hususta yazılmamış hükmünde olduğu, bir … ciroyu diğer bir ciro izlerse son ciroyu imzalayan kişinin, poliçeyi … ciro ile iktisap etmiş sayılacağı, poliçe herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, birinci fıkrada yazılı hükümlere göre hakkı anlaşılan … hamilin, ancak poliçeyi kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisabında ağır bir kusur bulunduğu takdirde o poliçeyi geri vermekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bonoyu elinde bulunduran kimsenin hak sahibi olabilmesi için fiili zilyetliği yeterli olmayıp, aynı zamanda hakkını müteselsil ve birbirine bağlı ciro zinciriyle ispatlaması gerekli olup bu da her şeyden önce ilk cironun lehtar tarafından yapılmasıyla mümkündür. Somut olayda, davaya konu bono ile kambiyo senetlerine mahsus takip başlatan davalı …'nun muntazam ciro silsilesine göre senedi devralması ve buna göre yetkili hamil olduğunun anlaşılması gerekmekteyse de, davacı …'in aval verdiği bonoda lehtar … Ev Donanımları Ltd. Şti. olmasına rağmen bono arkasında lehtar cirosu olmaksızın bononun …'nun ilk cirosuyla … Ev Donanımları Ltd. Şti.'ye ciro edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda takibi yapan …'nun meşru hamil olmadığı dikkate alınıp kambiyo senedine dayalı olarak …'den senet bedelini talep edemeyeceği gözetilerek davacı …'in menfi tespit isteminin kabulü gerekirken reddi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı şirket vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, 2.Davacı … vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE, 3.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 778Kaynağı aç
MADDE 778- (1) Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; a) Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ilâ 690, b) Vadeye dair 703 ilâ 707, c) Ödeme hakkındaki 708 ilâ 712, d) Ödememe hâlinde başvurma haklarına dair 713 ilâ 727 ve 729 ilâ 732, e) Araya girme suretiyle ödemeye ilişkin 734, 738 ilâ 742, f) Suretler hakkındaki 746 ve 747, g) Değiştirmeye dair 748, h) Zamanaşımına dair 749 ilâ 751, ı) İptale dair 757 ilâ 765, i) Tatil günleri, sürelerin hesabı, atıfet sürelerine ilişkin yasak, poliçeye dair işlemlerin yapılması gereken yer ve imza hakkındaki 752 ilâ 756, j) Kanunlar ihtilâfına dair 766 ilâ 775 inci, maddeler hükümleri bonolar hakkında da geçerlidir. (2) Ayrıca; a) Üçüncü bir kişinin yerleşim yerinden veya muhatabın yerleşim yerinden başka bir yerde ödenmesi şart olan poliçeye ilişkin 674 ve 697 nci, b) Faiz şartına dair 675 inci, c) Ödenecek bedele dair çeşitli beyanlar hakkındaki 676 ncı, d) Geçerli olmayan imzanın sonuçlarına ilişkin 677 nci, e) Yetkisiz veya yetkiyi aşan kimsenin imzasına ilişkin 678 ve 679 uncu, f) Açık poliçeye dair 680 inci, madde hükümleri de bonolara uygulanır. (3) Avale ilişkin 700 ilâ 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır. (4) 701 inci maddenin dördüncü fıkrasında öngörülen hâlde aval, avalin kimin hesabına verildiğini göstermezse, bonoyu düzenleyen kimse hesabına verilmiş sayılır. D) Düzenleyenin sorumluluğu

Aynı kararın somut sonucuna göre lehtar cirosu bulunmaksızın ilk cironun takip alacaklısı tarafından yapılmış olması nedeniyle takip alacaklısı meşru hamil sayılmamış; bono bedelini talep edemeyeceği gerekçesiyle ilgili menfi tespit istemi kabul edilmiştir. Bu kararın bozma etkisi yalnızca istinaf yoluna başvuran gerçek kişi davacı bakımından doğmuştur. İlk derece mahkemesince davası reddedilen şirket davacısı kararı istinaf etmediğinden ret kararı kesinleşmiştir.

Sahte veya Geçersiz İmzanın Zincire Etkisi: Görüş Ayrılığı

Ciro zincirindeki bir imzanın sahte ya da geçersiz olmasının zinciri koparıp koparmayacağı konusunda yargıda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir görüşe göre düzenli ciro silsilesinde imzalardan birinin sahteliği kural olarak ciro zincirini bozmaz ve diğer cirantaları hamile karşı sorumluluktan kurtarmaz; sahte imza sahibini bağlamayan bu geçersizlik yalnızca onu doğrudan etkileyen bir def'i niteliği taşır.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi, E. 2013/5676, K. 2014/2748Kaynağı aç
19. Hukuk Dairesi         2013/5676 E.  ,  2014/2748 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 27/12/2012 NUMARASI : 2009/1086-2012/1356 Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılardan … Petrol Ürünleri Ltd.Şti. vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. H. D.. ve davalılardan … Petrol Tic. Ltd. Şti. vek. Av. Ş.. T.. gelmiş diğer davalılar ve karşı taraftan kimsenin gelmemiş olduğu görüldü. … Petrol Tic. Ltd. Şti. Ş. T..'ın 11.02.2014 tarihli dilekçesi ile duruşma isetminden vazgeçtiğini bildirmesi üzerine incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. – K A R A R – Davacı vekili, ihbar olunan …. Örme..AŞ. tarafından müvekkilinden satın aldığı iplik karşılığında cari hesap borcuna mahsuben müvekkili şirketin emrine verilen icra takibine konu çekin müvekkili şirketin arabasında bulunan 87 adet kambiyo evrakı ile birlikte 29.04.2009 tarihinde çalındığını, müvekkilinin adına atılı sahte cirodan sonra gelen 3 cironun hileli ve paravan ciro işlemleri olduğunu, müvekkili adına atılı cironun sahte olması nedeniyle TTK'nın 598. md. gereği ciro silsilesinin koptuğunu ileri sürerek icra takibine konu çekteki müvekkili adına atılı ciro imzasının iptali ile müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, %40 kötü niyet tazminatına, ihbar edilen … Örme A.Ş.den sonra gelen paravan şirketlerin ve gerçek şahıs M.. A..'ye ait ciroların gerek ciro silsilesi gerek hukuki dayanak yokluğu nedeniyle iptaline, takip konusu çek ile ilgili olarak müvekkili şirketin yetkili hamil ve buna bağlı çek tutarı kadar alacaklı olduğunun tespitine, icra takip dosyasına davalı …. Petrol..AŞ.adına ihbar olunan keşideci A… Ltd. Şti. tarafından yapılan 71.255 TL. ödemenin davalıdan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı… Petrol..AŞ. vekili, müvekkilinin takip konusu çeki ciro yolu ile araç alımından doğan alacağına karşılık kendinden önceki ciranta olan M.. A..'den aldığını, çekin çalıntı olduğunu bilmediği gibi bilebilecek durumda da olmadığını, müvekkilinin çekte yasal ve yetkili son hamil olduğunu, çekteki imzaların sahte olduğunu bilmediğini ve bilebilecek durumda da olmadığını ileri sürerek davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İhbar Olunan A….Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin icra takibine konu çeki ticari alışveriş kapsamında ihbar olunan İnteks A.Ş. vekiline ciro ederek verdiğini, icra takibine konu borcun tüm ferileriyle birlikte ödediğini ileri sürmüştür. İhbar Olunan … Örme Kumaş..AŞ. Vekili, icra takibine konu çekin müvekkiline ciro yolu ile İ….AŞ tarafından ciro edilerek verildiğini, müvekkilinin davacı şirketten satın aldığı iplik nedeniyle doğan cari hesap borcuna mahsuben bu çekin davacı şirkete 21.04.2009 tarihli çek teslim/tesellüm belgesi ile birlikte ciro edilerek çekin kime ciro edildiği de çek üzerinde şerh düşülerek verildiğini, … otomotiv ..Ltd. Şti. ile herhangi bir ticari ilişkilerinin söz konusu olmadığını ileri sürmüştür. Davalı K…..Ltd. Şti. Konya İplik..Ltd. Şti. Ve davalı M. A..davaya yanıt vermemişlerdir. Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; davacı taraftan önceki ciranta … Örme A.Ş.'nin çekin kendileri tarafından davacı tarafa ciro edildiğini kabul ettiği, gerek davacı defterlerinin gerekse N….AŞ.'nin defterlerinin davacının…Örme A.Ş.' den sonraki hukuki hamil olduğunu doğruladığı, kaldı ki takip konusu çekte açık bir şekilde çekin N.. Örme tarafından davacı tarafa ciro edildiğinin yazılı olduğu, davalı … Petrol ürünleri Otom.İnş.san.ve Tic.Ltd.Şti.' nin elinde bulunan bu çeke davacı şirketin emrine ciro edildiği ifadesinin sonradan yazılması mümkün olmadığına göre doğru olduğu ve davacının bu çekin hukuki hamili olduğu, gerek Mahkemece mütalasına başvurulan iki kişilik bilirkişi heyeti gerekse icra hakimliğince mütalasına başvurulan bilirkişi ve Kadıköy 3. İcra Mahkemesinin 2009/1526 Esas sayılı dosyasından grafoloji uzmanının raporundan senedin arkasındaki davacı tarafa atfen atılmış ciro imzasının davacı tarafın yetkili temsilcilerine ait olmadığı, keza kaşenin de örnek kaşelere uygun olmadığının tespit edildiği, o halde ciro silsilesi kopuk olduğundan takip yapan davalı … Petrol ürünleri Otom. İnş. San.ve Tic. Ltd. Şti.'nin çekin hukuki hamili olmadığı, çekin hukuki hamilinin davacı olduğu, davacı bu yöndeki iddiasını kendisinden sonra gelen tüm ciro imzalarına karşı ileri sürebileceği, takip yapan davalıya da ileri sürebileceği, şayet tahsil edilmiş ise tahsil edenden tahsil ettiği parayı da talep edebileceği, bundan sonra da herkesin kendisinden önceki cirantaya imzaların istiklali prensibi uyarınca ciro edip ödediği miktarı isteyebileceği, açıklanan nedenlerle davacı tarafın davası yerinde bulunarak davanın kabulünün gerektiği, ayrıca menfi tespit talebi yönünden kendisinden sonra gelen tüm cirantaları hasım göstermede davacının hukuki yararı bulunduğu, birbirlerine rücu edeceklerinden davada yer almalarının da doğru olduğu, istirdat isteğinin sadece … Petrol ürünleri Otom.İnş.san.ve Tic.Ltd.Şti.' ne yöneltilmesinin de hamilden tahsil ettiği içinde doğru olduğu, gerekçesiyle icra takibine konu çek nedeniyle davacının, davalılara borçlu olmadığının tespitine ve davalı … Petrol Ürünleri Oto İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. Şirketi tarafından keşideciden tahsil edilen, 71.255TL nin bu davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, borcu tahsil eden…. Petrol Ürünleri Oto İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ciranta durumunda olduğunun, davacı tarafın cirosunun sahteliğini bilmesi mümkün olmadığından bu davalı için bu sebeple ve diğer davalılar içinde icra takibi yapan durumda olmadığından koşulları mevcut olmamakla kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı…Petrol Ürünleri..Ltd. Şti. vekilince temyiz edilmiştir. Dava, davacının yetkili hamili olduğunu iddia ettiği çekin çalınması üzerine çekteki 3. ciro imzasının sahte olması nedeniyle davalı-takip alacaklısı hamile borçlu olunmadığının ve ihbar olunan keşideci A……Ltd. Şti. tarafından davalı hamile takip dosyasında ödenen çek bedelinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre istirdadı istemine ilişkindir. Somut olayda dosya içeriğinden davaya konu çekin …..Örme AŞ. tarafından davacı şirketin emrine verildiği çekin arkasındaki şerhle sabit olduğu gibi ihbar olunan N…Örme vekili de çekin cari hesap borcuna mahsuben davacıya verildiğini kabul etmiş, nitekim davacı defterlerinde yapılan incelemede çekin teslim fişi ile davacıya … Örme..tarafından teslim edildiği ve çekin davacı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Davacının 05.06.2009 tarihinde talebi üzerine Mahkemece ödemeden men yasağı kararı verilmiş, ayrıca davacı İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde bu çek ile ilgili olarak 04.05.2009 tarihinde çek iptali davası açmış, davalı ….Ltd. Şti.de çek hamili olup 05.08.2009 tarihinde çeki bankaya ibraz etmesi üzerine mahkeme kararına istinaden işlem yapılamadığı çekin üzerinde belirtilmiş, adı geçen davalı-hamil tarafından 10.08.2009 tarihinde kambiyo senetlerine özgü takip başlatılmış, bu takipte çekin keşidecisi ihbar olunan A….Ltd. Şti. tarafından çek bedeli 01.09.2009 tarihinde takip alacaklısı davalı-hamil ….Ltd. Şti.ye ödenmiştir. Gerek Pendik 1. İcra Hukuk Mahkemesinde alınan grafolojik rapora göre ve mahkemece 2 kişiden bilirkişi heyetinden alınan grafolojik rapora göre çekteki davacı 3. ciranta cirosu üzerindeki imza davacı şirket yetkilisine ait olmadığı, sahte olduğu sabittir. Bu durumda davacı bu cironun sahteliğini mutlak defi olarak herkese karşı ileri sürebilir. Bununla birlikte 6762 sayılı TTK'nın 730/1-3 maddesi delaletiyle çekler bakımından da geçerli olan aynı Yasa'nın 589. maddesinde açıkça “"Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmıyan kimselerin imzasını, sahte imzaları, mevhum şahısların imzalarını yahut imzalayan veya namlarına imzalanmış olan şahısları herhangi bir sebep dolayısiyle ilzam etmiyen imzaları taşırsa, diğer imzaların sıhhatine bu yüzden halel gelmez". Hükmüne yer verilmiştir. O halde düzenli ciro silsilesinde imzalardan birinin sahteliği kural olarak mahkeme hükmünde benimsenen gerekçenin aksine ciro zincirini bozmaz ve diğer cirantaları hamile karşı sorumluluktan kurtarmaz; ne var ki sahteliği nedeniyle geçersiz bir imza da sahibini bağlamaz. Somut olayda çekteki 3. ciranta imzası davacıya ait olmayıp sahte olduğu tespit edildiğine göre davacı bu cironun sahteliği tespit olunan çek nedeniyle sorumlu olmaz ise de çekteki diğer ilgililerin imzasına bir halel getirmeyecektir. Diğer taraftan 6762sayılı TTK'nın 702.maddesi, kendi hakkının varlığı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşılan ve cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son cironun beyaz ciro olması halinde dahi, yetkili hamil sayılacağı; aynı Yasa'nın 704.maddesi ise, iyiniyetli çek hamilinin korunacağı hükmünü taşımaktadır. Buna göre;çek ister hamiline, ister emre yazılı olsun, çek hamili onu kötü niyetle ya da ağır bir kusuru bulunarak iktisap etmiş olmadıkça, önceki hamilin elinden ne suretle çıkmış olursa olsun,onu geri vermeye mecbur değildir. ( Turgut Kalpsüz, Çek Hukukuna İlişkin Bazı Meseleler Hakkında Yargıtay Kararlarının Tahlili, Batider, C:XI, Sh.37 ve devamı ) 6762 sayılı TTK'nın 704.maddesi,emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin MK.nun 903.maddesine paralel bir koruma sağlamaktadır. Buna göre,emre yazılı bir çek, herhangi bir şekilde önceki hamillerden birinin elinden çıktığı takdirde, çeki elinde bulunduran son hamile karşı,ancak,çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde istihkak davası açılabilecektir. Kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, -örneğin, hamilin hüviyetinin sorulmaması gibi-senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6762 sy. TTK'nın 598/2.maddesindeki "poliçe hamilin elinden herhangi bir surette çıkmış bulunursa…" ibaresi, poliçenin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak senedi çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin sahte ciro ile devretmesi halinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan; eş söyleyişle, kötüniyetli ve ağır kusurlu bulunmayan ( yeni) hamil korunur. ( Poroy-Tekinalp,Kıymetli Evrak Hukuku Esasları.Genişletilmiş 15. baskı, sh.154 ve devamı ). Çekin, keşidecinin elinden rızası hilafına çıktığı iddiası, tanık dahil her türlü delille kanıtlanabilir. Somut olayda ise davalı-hamil..Doğu Ltd. Şti. vekili müvekkilinin bu çeki kendinden önce gelen M.. A..'den 20.06.2008 ve 28.11.2008 tarihli protokollere istinaden araç alımı nedeniyle aldığını ileri sürmüş, anılan şirket yetkilisi Memet Yücel hakkında Pendik Cumhuriyet Başsavcılığınca bu çek nedeniyle başlatılan soruşturma dosyasında alınan 07.10.2009 tarihli beyanında aynı yönde beyanda bulunmuş, yine M.. A.. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca bu çek nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında alınan 12.01.2010 tarihli ifadesinde, dava konusu çeki Konya İplik. San.Ltd. Şti. yetkilisi B. E..'a sattığı iki arabanın bedeli olarak aldığını, bu çeki daha sonra borcu olan … Petrol..Ltd. Şti. ye verdiğini, ifade etmiştir. Dava konusu çekin davalı …Petr. Ürünl. Oto. İnş. San. ve Ltd. Şti. tarafından kötü niyetli veya ağır kusurlu olarak iktisap edildiği hususunun ispatı açısından davacı vekili temyize cevap dilekçesinde bu çek ile ilgili olarak davalı .. Ltd. Şti. Yetkilisi Memet Yücel hakkında dava ve takip konusu çekle ilgili olarak İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2012/429 E. sırasında resmi belgede sahtecilik, dolandırıcılık ve suç eşyasını satın almak veya kabul etmek suçundan kamu davası açıldığına dair iddianame örneğini ibraz etmiştir. 818 sayılı BK'nın 53. maddesi gereği ceza mahkemesinde tespit edilen maddi vakıa hukuk mahkemesini bağlayacağından anılan ceza davasının sonucunun beklenilmesi gerekmekte olup bu nedenle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı …. Petrol..Ltd. Şti. yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.02.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Diğer görüşe göre ciro zincirindeki bir cironun geçersiz veya sahte olması zincirde kopukluk doğurur; kopukluktan sonraki kişiler hakkın kendilerine geçtiğini ispat edemez ve dolayısıyla yetkili hamil sayılamaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/2738, K. 2021/1513 sayılı çoğunluk kararı bu yaklaşımı somut bir çek uyuşmazlığında uygulamış; karşı oy ise bu sonucu benimsememiştir. Her iki yaklaşım da çek uyuşmazlıklarına dayanmaktadır ve poliçe bakımından iki bağımsız içtihat kaynağı arasında çözüme kavuşturulmuş bir ayrım bulunmamaktadır.

6102 sayılı TTK m. 677/1, poliçede borçlanma ehliyeti bulunmayan kişilere, sahte ya da hayali kişilere ait imzalar ile imzalayanı veya adına imzalananı herhangi bir sebeple bağlamayan imzalar bulunsa bile kalan imzaların geçerliliğinin etkilenmeyeceğini düzenler. Bonoda geçerli olmayan imzanın sonuçları, TTK m. 778/2-d yollamasıyla aynı hükme bağlanır. Bu düzenleme, sahte cironun zinciri koparıp koparmadığı konusunda yukarıdaki kararların vardığı farklı sonuçları tek başına gidermez.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 677Kaynağı aç
MADDE 677- (1) Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez. II – Yetkisiz imza

İyi Niyet Koruması: Yetkili Hamilin Poliçeyi İade Yükümlülüğü

TTK m. 686/2'ye göre poliçe herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış olsa bile müteselsil ciro zincirine göre hakkı anlaşılan yeni hamil, poliçeyi ancak kötüniyetle edinmişse veya iktisabında ağır bir kusur varsa geri vermekle yükümlüdür.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/159, K. 2021/417 sayılı çek kararında bu hukuki çerçeveyi açıklamıştır: muntazam ciro zinciriyle iktisap yalnızca şeklî anlamda meşru hamillik sağlar; maddî hak sahipliği için iktisapta kötüniyet veya ağır kusur bulunmaması da gerekir. Kötüniyet; senedin önceki hamilin elinden rızası dışında çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda olmaktır. Ağır kusur ise iktisapta olağan özenin gösterilmemesidir. Bu kararın dayanağı çek hükümleri olmakla birlikte TTK m. 686/2 poliçe için de aynı içeriği taşımaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/159, K. 2021/417Kaynağı aç
Hukuk Genel Kurulu         2017/159 E.  ,  2021/417 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi 1. Taraflar arasındaki “çek istirdadı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, … 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen davanın kabulüne ilişkin karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. 2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: I. YARGILAMA SÜRECİ Davacı İstemi: 4. Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin yetkilisi olan …'ın 24.06.2012 tarihinde alışveriş merkezinin otoparkında bulunan aracından evrak çantasının, çantada bulunan çeklerin, kaşelerin, bilgisayarının, telefonlarının ve kredi kartlarının çalındığını, bu hususta … Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde soruşturma başlatıldığını, çalınan çeklerin iptali için … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, yargılama sırasında çalınan çeklerden dört tanesinin dava dışı … Elektrik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi tarafından davalı bankaya kredi teminatı olarak 17.07.2012 tarihinde verildiğinin öğrenildiğini, davalı bankanın bir kısım çekler üzerinde tedbir kararı olduğundan bahisle üç tanesini ibraz eden şirkete iade edip dava konusu olan 31.12.2012 keşide tarihli 8375963 sayılı ve 27.000TL bedelli çeki kendi bünyesinde kullanılacak krediye teminat olarak muhafaza ettiğini, müvekkilinin dava konusu çeki ikinci ciranta olan …Plastik Nar. Pak. Amb. Pet. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nden alarak meşru hamil olduğunu, ayrıca anılan çekin teslimine dair ikinci ciranta ile müvekkil arasında kıymetli evrak teslim tutanağının düzenlendiğini, çekin bu aşamada çalındığını, davalı bankanın çalınan çeki iktisap ederken kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunu, ibraz edilen çeklerin çalıntı olduklarını bilebilecek durumda olmasına rağmen çeki iktisap ederek kendisinden beklenen gerekli özeni göstermediğini ileri sürerek dava konusu çekin davalıdan alınarak müvekkiline iade edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: 5. Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava dışı … Elektrik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin müvekkili bankadan kredi kullandığını, yeni kredi talebinde bulunduğu sırada dava konusu çekin de aralarında bulunduğu beş adet çeki bankaya ibraz ettiğini, ibraz edilen çeklerden ikisinin üzerinde yapılan ön inceleme sonucu ödemeden men yasağına ilişkin tedbir kararı bulunduğundan iade edildiğini, diğer bankalara ait çeklere ilişkin ödemeden men yasaklarının müvekkilinin sisteminde görünmediğini, ayrıca dava dışı … Elektrik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin daha önce kullandığı kredilerin teminatı amacıyla alınan çeklerin istihbaratlarının olumsuza dönüşmesi nedeniyle dava konusu çekle alakalı anılan dava dışı şirkete kredi kullandırılmadığını, bunun sonucunda dava konusu çekin iadesi istenmiş ise de sistemin çekin çıkışına izin vermemesi nedeniyle iade edilemediğini, müvekkilinin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirerek tamamen iyi niyetli olarak hamil sıfatını kazandığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkeme Kararı: 6. … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.02.2014 tarihli ve 2013/185 E., 2014/27 K. sayılı kararı ile; dava konusu çekin içinde bulunduğu diğer çeklerle birlikte iptali istemiyle … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava sırasında, davalı bankaya kullanılacak kredinin teminatı olarak dava dışı iki çek ile beraber ibraz edildiği, davalı bankanın kendisine sunulan çekler üzerinde yaptığı sorgulama üzerine sunulan üç çekten kendilerine ait olan iki çek üzerinde ihtiyati tedbir bulunduğunu öğrenince kredi talebini geri çevirerek bahse konu dava dışı iki çekin iade edildiği, ancak başka bankaya ait olan davaya konu çekin ise bankada uygulanan sistemin müsaade etmemesi üzerine ibraz eden şirkete iade edilemediği, böylece sebepsiz olarak davalı bankada kalmış olduğu, iptal davasına konu edilen ve üzerinde tedbir bulunan çekin davacıya ait olup çalınan çantası içinde bulunan çeklerden olduğu, davalı bankanın dava konusu çeki geçerli bir bulundurma sebebinin olmadığı, çeki bankaya veren kişinin de meşru hamil olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu çekin davacıya iadesine karar verilmiştir. Özel Daire Bozma Kararı: 7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 8. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.11.2014 tarihli ve 2014/9280 E. 2014/16933 K. sayılı kararı ile; “…Dava, 6762 sayılı TTK 704. maddesinde düzenlenen çek istirdat davasıdır. Bu davada TTK 702. maddesi gereği ispat yükü çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası dışında elinden çıktığını ileri süren davacıya ait olup, davacı davalının kötü niyetle çeki iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu bulunduğunu kanıtlaması gerekir. Çeklere ilişkin zayi nedeniyle iptal davası açılmış olması, tek başına, çeki elinde bulunduran davalı bankanın çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veya iktisapta ağır kusurlu olduğunu göstermeyeceğinden yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir…” gerekçesiyle karar bozulmuştur. Direnme Kararı: 9. … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.03.2015 tarihli ve 2015/51 E., 2015/149 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçelere ek olarak, bozma ilamının olaya uygun düşmediği, çekin davalı bankada bulunmasını gerektiren geçerli bir sebebin bulunmadığı, çekin kullanılacak kredinin teminatı olarak verilmesine rağmen kredi kullanımının gerçekleşmemesi nedeniyle ibraz edene iadesinin gerektiği, davalı bankanın meşru hamil olmadığı, ayrıca davalı bankanın iade etmek istemesine rağmen sistemsel engel sonucu iade edemediği, bu durumda davalı banka kötü niyetli yahut ağır kusurlu olmamakla birlikte meşru hamil olmadığı, çekin çalıntı olmasının ve ibraz edenin meşru hamil olmamasının anlaşılması sonucu davalı bankanın çeki elde tutma gerekçesi de bulunmadığı için talep eden davacıya olmasa bile tevdii mahalline tesliminin gerektiği, çek istirdadı davasının çeki elinde bulundurana karşı açılacağı, davalı bankanın dava konusu çek üzerinde hak iddiası bulunmadığından 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı TTK) 704. maddesi uyarınca çeki iktisap eden sıfatının bulunmadığı, buna rağmen çeki kötü niyetli olarak ya da ağır kusuruyla elde edip etmediğinin tartışılması ve bu hususların kanıtlanamaması hâlinde istirdat talebinin reddedilmesinin, çeki başkasından talep etme şansı bulunmayan davacıya karşı büyük haksızlık oluşturacağı, kötü niyet ve ağır kusurun ancak ibraz eden dava dışı şirket ile davalı banka arasında kredi ilişkisi kurulması hâlinde mümkün olduğu, davalı bankanın, iade etmek istemesine rağmen, iade etmesi gereken bir çeki elinde tutarak kendi kusurunun sonuçlarından yararlanamayacağı, davalının üzerinde hak iddiasında bulunmadığı çeki, kendi kusuru ile sebepsiz yere elinde tutarak işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, yapılan ilana rağmen çek iptal davasına katılmayan dava dışı şirketin de çek üzerinde herhangi bir hak iddiasında bulunmadığı ve çeki elinde tutan bankaya karşı da bir talebi olmadığından çekin meşru hamil olan davacıya iade edilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. Direnme Kararının Temyizi: 10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. II. UYUŞMAZLIK 11. Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacı tarafça çalıntı olduğu iddia olunan ve istirdadı istenen dava konusu çeke hamil olmasına dayanak oluşturan hukuki sebebin ortadan kalkması karşısında davalı bankanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) anlamında kötü niyetinin veya ağır kusurunun ispatının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. III. GEREKÇE 12. Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar vardır. 13. Dava konusu çekin davalı banka tarafından devralınma ve dava tarihi itibariyle olaya uygulanması gereken 6102 sayılı TTK’nın 788/1 maddesi (6762 sayılı TTK m. 700) uyarınca açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çek, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebilecek olup yine cirosu kabil çeklerin teşhis işlevini düzenleyen 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi; “Cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır. Çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.” hükmünü haizdir. Ayrıca 6102 sayılı TTK’nın 818/1-d maddesindeki yollamayla çekler hakkında da uygulanacak olan aynı Kanun’un 684/1. maddesi uyarınca da; ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün hakların devrolunacağı düzenlenmiştir. Anılan kanunî hükümlerden hareketle çeki muntazam bir ciro zinciriyle elinde bulunduran kişi, meşru hamil sıfatını kazanarak çekten doğan tüm hakları kullanabilecektir. 14. Somut uyuşmazlıkla ilgisi nedeniyle değinilmesi gereken 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi; “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı, ister ciro yoluyla devredilebilen bir çek söz konusu olup da hamil hakkını 790. maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür.” hükmünü haiz olup anılan kanunî hüküm bağlamında iyi niyetli hamilin hak sahibi olmayan kimselerden elde ettiği kazanımlar korunmaktadır. Bu kapsamda bir kimsenin muntazam bir ciro zinciriyle çeki iktisabı, kendisine ancak şekli anlamda meşru hamil sıfatını kazandıracak olup maddi hukuk anlamında hak sahipliğinin mevcudiyeti için devralanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunmaması gerekmektedir. Aksi takdirde 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi uyarınca açılacak istirdat davası sonucu çeki iadeye mecbur kalır (Kendigelen, A.: Çek Hukuku, … 2019, s. 237-238). 15. İstirdat davası olarak nitelenen bu dava özü itibariyle menkullerin iadesini sağlamak için açılan menkul davası niteliğindedir. Medeni hukukta bu dava gasp, çalınma veya zayi hâllerinde sadece kötü niyetli değil, iyi niyetli hamile karşı da açılmakta ise de, kambiyo senetleri yönünden bir sınırlama getirilmiş ve aynî haklardaki genel prensipten ayrılmak suretiyle, söz konusu davanın yalnızca kötü niyetli veya senedi iktisabında ağır kusuru bulunan kimselere karşı açılabileceği esası benimsenmiştir. Bu tür davalarda, davacının senedin rızası hilafına elinden çıktığını ve senedi elinde bulunduran şahsın kötü niyetli veya iktisabında ağır kusurlu olduğunu ispat etmesi gerekir (Öztan, F.: Kıymetli Evrak Hukuku, … 2000, s. 294). Bu kapsamda yukarıda anılan kanunî düzenleme, emre yazılı çeklerle ilgili olarak, hamile yazılı senetlere ilişkin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 990. maddesine paralel bir koruma sağlamakta olup bahse konu maddeye göre, “Zilyet, iradesi dışında elinden çıkmış olsa bile, para ve hamile yazılı senetleri iyiniyetle edinmiş olan kimseye karşı taşınır davası açamaz.” Ancak hamilin çeki kötü niyetle iktisap ettiği veya iktisabında ağır kusuru bulunduğu takdirde iade davası açılabilecektir. 16. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesinde belirtilen kötü niyetten maksat, senedin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıktığını bilmek veya bilebilecek durumda bulunmaktır. Ağır kusur ise, senedin iktisabında olağan özenin gösterilmemesini ifade eder. Yine, 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesindeki “Çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa…” ibaresi, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkmış olmasını, yani çalınmasını, tehdit ya da hile ile alınmasını, kaybedilmesini veya rıza ile fakat devri sakatlayan hukuki olgularla elden çıkmasını ifade etmektedir. Ancak çeki çalan veya hile ile hamilinden alan ya da bulan kişinin senedi ciro ile devretmesi hâlinde, bunu bilmeyen ve bilebilecek durumda da olmayan, başka bir deyişle kötü niyetli ve ağır kusurlu bulunmayan yeni hamil korunur. Bu tür davalarda, çekin önceki hamilin elinden rızası hilafına çıkarak yeni hamil tarafından kötü niyet veya ağır kusur ile iktisap edildiği iddiasını ispat külfeti davacıya ait olup anılan olgular tanık dâhil her türlü delile kanıtlanabilir. 17. Uyuşmazlığın çözümünde ayrıca önem arz etmesi nedeniyle çek istirdadına ilişkin davalarda taraf sıfatına (husumete) değinilmesinde yarar bulunmaktadır. Davada sıfat, tarafın, dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir. Taraf sıfatı (husumet), maddi hukuka göre belirlenen, bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavram olup dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi kapsamında çek istirdadı istemiyle açılacak davalarda husumet kural olarak çeki elinde bulunduran kimseye (hamile) yöneltilir. Başka bir anlatımla, çeki muntazam bir ciro zinciri ile elinde bulundurması nedeniyle şekli anlamda meşru hamil sıfatını haiz kimseler, kendilerine karşı, çekin iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu oldukları iddiasıyla açılacak davalarda davalı olarak yer alırlar. Bu anlamda yeni hamilin çeki devraldığı kimsenin çeki iktisabındaki kötü niyetine veya ağır kusuruna dair iddia, çekin istirdadı istemine ilişkin olarak yeni hamile karşı açılan davada uyuşmazlık konusu olmadığından mahkemece yapılacak değerlendirmede nazara alınmaz. Bu tür davalarda uyuşmazlık, çeki elinde tutan hamilin çeki iktisabında kötü niyeti yahut ağır kusurunun mevcudiyeti noktasında toplanmakta olup yargılama, çekin istirdadını talep eden davacı ile çeki elinde bulunduran hamil arasında görülüp karara bağlanır. 18. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı şirket temsilcisi tarafından hırsızlık sonucu elinden çıkan dava konusu çek de dâhil olmak üzere çalınan çekler için … 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde çek iptali davasının açıldığı, açılan davadaki yargılama sırasında dava konusu çekin son cirantası olan dava dışı … Elektrik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. yetkilisi tarafından ciro edilip teslim edilmesi sonucunda davalı bankanın çeke hamil olduğu anlaşılmaktadır. 19. Dava konusu çekin ikinci ciranta olan dava dışı …Plastik Nar. Pak. Amb. Pet. Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından 07.06.2012 tarihli makbuz ile davacıya teslim edildiği, davacının bu suretle çeke hamil olduğu, ancak sonrasında gerçekleşen hırsızlık olayı neticesinde çekin davacı elinden çıktığı hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. 20. Öte yandan çekteki ciro zincirinde herhangi bir kopukluk bulunmaması nedeniyle davalı banka, kanuna uygun olarak muntazam bir ciro zinciri ile 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesi (6762 sayılı TTK m. 702) anlamında çekin yetkili hamilidir. 21. Davalı bankanın 6102 sayılı TTK’nın 790. maddesine göre hak sahipliğinin belirlenmiş olması karşısında, çeki istirdadına ilişkin talebin kabulü için davalı bankanın çeki iktisabında TTK’nın 792. maddesi anlamında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunun ispatı gerekmekte olup bu hususta ispat yükü davacı üzerindedir. Zira TTK’nın 792. maddesi içeriği itibariyle önceki hamilin elinden herhangi bir şekilde çıkan çeki iktisap eden yeni hamilin, TMK’nın 3. maddesi anlamında iyi niyetli olduğunu kabul etmiştir. Burada ispat yükü üzerinde olan davacının, kötü niyete veya ağır kusura dair iddialarını her türlü delille ispat etmesi mümkündür. Bunun yanında kötü niyeti yahut ağır kusuru ispatlanması gereken kimse çeki hamil olarak elinde bulunduran ve işbu davada taraf olan davalı bankadır. Bu nedenle davalı bankanın çeki ciro yoluyla devraldığı ve davanın tarafı olmayan dava dışı … Elektrik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin dava konusu çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna dair iddialar işbu davada incelenmez. Eş söyleyişle eldeki davada sadece davanın tarafları açısından 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekir. 22. Bu itibarla, dava konusu çeke hamil olarak görünen davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispat yükü davacı tarafa ait olup, dava konusu çekin davacının çalınan çeklerinden biri olduğunun belirlenmesi ve bu kapsamda zayi nedeniyle çek iptali davasının açılmış olması, davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispata yeterli değildir. Neticeten, iddia, savunma, taraflarca sunulan deliller ve tüm dosya kapsamı itibariyle 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) kapsamında davalı bankanın çeki iktisabında kötü niyetinin yahut ağır kusurunun bulunup bulunmadığı değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. 23. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında; dava konusu çek üzerinde davalı bankanın hak iddiasının bulunmadığı, bu nedenle davalı bankanın yetkili hamil olarak değerlendirilemeyeceği, çek iktisabında 6102 sayılı TTK’nın 792. maddesi (6762 sayılı TTK m. 704) anlamında kötü niyet veya ağır kusurun, son ciranta olan dava dışı … Elektrik İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile tartışılması gereken bir husus olduğundan yasal hamil olmayan davalı banka aleyhine dava açılamayacağı, direnme kararının bu yönüyle bozulması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüş yukarıda açıklanan nedenlerle Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir. 24. Hâl böyle olunca; mahkemece, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. 25. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır. IV. SONUÇ: Açıklanan nedenlerle; Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Aynı Kanun’un 440. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren on beş gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 06.04.2021 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi.

Kötüniyet ve ağır kusur olgularının ispatı, yeni hamile karşı açılan davada davacıya aittir; tanık dahil her türlü delile başvurulabilir. İstirdat davasında husumet kural olarak senedi o an elinde bulunduran hamile yöneltilir. Yeni hamilin senedi devraldığı kişinin iktisabındaki kötüniyet veya ağır kusur bu davada incelenmez.

Vadeden Sonra ve Protestodan Sonra Yapılan Ciro

TTK m. 690/1 uyarınca vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro kural olarak vadeden önce yapılmış bir cironun hükümlerini doğurur. Bununla birlikte ödememe protestosundan ya da protesto düzenleme süresinin geçmesinden sonra gerçekleşen ciro artık yalnızca alacağın temliki hükümlerini doğurur. TTK m. 690/2'ye göre tarihsiz bir ciro, aksi ispatlanmadıkça protesto düzenleme süresi dolmadan yapılmış sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 690Kaynağı aç
MADDE 690- (1) Vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur; ancak, ödenmeme protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur. (2) Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun düzenlenmesi için öngörülen sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılır. ÜÇÜNCÜ AYIRIM Kabul ve Aval A) Kabule arz I – Kural

Protesto Zorunluluğu, Türleri ve Başvurma Hakkı

Kabul etmeme veya ödememe durumu, TTK m. 714/1 gereği resmî bir belge olan protesto ile tespit edilmek zorundadır. Belirli bir günde ya da düzenlenme veya görülme gününden itibaren belirli bir süre sonra ödenmesi gereken poliçelerde ödememe protestosunun ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesi zorunludur. Görüldüğünde ödenecek poliçelerde ise ödememe protestosu, TTK m. 714/3 uyarınca kabul etmeme protestosu için öngörülen süreler içinde çekilir; bu poliçe türüne iki iş günü kuralı uygulanmaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 714Kaynağı aç
MADDE 714- (1) Kabul etmemenin veya ödememenin, kabul etmeme veya ödememe protestosu denilen resmî bir belge ile belirlenmesi zorunludur. (2) Kabul etmeme protestosunun, kabule arz için belirli olan süre içinde çekilmesi gerekir. 694 üncü maddenin birinci fıkrasında gösterilen hâlde poliçenin ilk arzı vadenin son gününde olmuşsa, protesto o günün ertesi günü de çekilebilir. (3) Belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şartını içeren bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosunun, ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesi zorunludur. Görüldüğünde ödenmesi şart olan bir poliçeden dolayı çekilecek ödememe protestosu, ikinci fıkrada kabul etmeme protestosu için gösterilen süreler içinde çekilir. (4) Kabul etmeme protestosu çekilmiş olması hâlinde ödeme için poliçeyi ibraz etmeye gerek olmadığı gibi, ödememe protestosu çekmeye de ihtiyaç yoktur. (5) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatap, ödemelerini tatil etmiş veya aleyhindeki herhangi bir icra takibi semeresiz kalmış ise, hamil başvurma haklarını ancak poliçenin ödenmesi için muhataba ibrazından ve protestonun çekilmesinden sonra kullanabilir. (6) Poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın, muhatap veya kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeni iflas etmişse, iflas ilamının ibrazı, başvurma hakkının kullanılması için yeterlidir. 2. Şekli a) Noterlikçe düzenlenmesi

Kabul etmeme protestosu çekilmişse ödeme için ibraz ve ayrıca ödememe protestosu gerekmez. Poliçeyi kabul etmiş olsun ya da olmasın muhatap ödemelerini tatil etmişse veya aleyhindeki bir icra takibi semeresiz kalmışsa hamil, başvurma haklarını ancak poliçeyi muhataba ibraz edip protesto çektikten sonra kullanabilir. Poliçeyi kabul etmiş olsun veya olmasın muhatap ya da kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeni iflas etmişse iflas ilamının ibrazı başvurma hakkının kullanılması için yeterlidir.

Ciranta Başvuru Sorumluluğunun Sona Ermesi

TTK m. 730/2 uyarınca hamil, kabul amacıyla ibraz için düzenleyenin verdiği süreye uymazsa kabul etmeme ve ödememe sebebiyle başvuru haklarını kaybeder. Ancak bu hak kaybı, düzenleyicinin yalnızca kabule ait sorumluluğu istisna etmek istediği kayıttan aksi anlaşılıyorsa işlemez. TTK m. 730/3 gereğince ciroda ibraz için bir süre şart kılınmışsa bu süreyi aşmanın doğurduğu hak kaybı sonucunu yalnızca o süreyi koymuş olan ciranta ileri sürebilir; diğer cirantalar bu savunmaya dayanamaz.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 730Kaynağı aç
MADDE 730- (1) Hamil; a) Görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart olan poliçeyi ibraz, b) Kabul etmeme veya ödememe protestosunu düzenleme, c) “Gidersiz iade olunacaktır” kaydının bulunması hâlinde, poliçeyi ödeme amacıyla ibraz, için belirli süreleri geçirirse, kabul eden kişi hariç olmak üzere, cirantalara, düzenleyene ve diğer borçlulara karşı sahip olduğu hakları kaybeder. (2) Hamil, kabul amacıyla ibraz edilmesi için düzenleyenin verdiği süreye uymazsa, kabul etmeme ve ödememe sebebiyle başvuru haklarını kaybeder; meğerki, düzenleyicinin yalnız kabule ait sorumluluğu istisna etmek istediği kayıttan anlaşılsın. (3) Ciroda ibraz için bir süre şart kılınmışsa ancak ciranta bu süreyi ileri sürebilir. 2. Mücbir sebepler

Bono Hakkında Poliçe Hükümlerinin Uygulanması

6102 sayılı TTK, kambiyo senetleri hukukunun temel kurallarını poliçe başlığı altında düzenlemiş; bono ve çek için ortak hükümlere yollama yapmıştır. TTK m. 778/1-a gereğince bononun niteliğine aykırı düşmediği ölçüde poliçenin cirosuna ilişkin 681 ila 690. maddeler bonolar hakkında da geçerlidir. Aynı maddenin (d) bendi, geçerli olmayan imzanın sonuçlarını düzenleyen m. 677'yi de bonolara uygulatmaktadır. Bu nedenle ciro zincirinin kurulması, beyaz ciro, yetkili hamilliğin tespiti, imzaların bağımsızlığı ilkesi ve iyi niyet korumasına dair poliçe hükümleri bono uyuşmazlıklarında da aynı çerçeveyle değerlendirilir.

Sık Sorulan Sorular

Poliçede ciro zinciri neden önemlidir?

Poliçeyi elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığında yetkili hamil sayılır. Bonoda hak sahipliği de fiilî zilyetlikle değil, her şeyden önce lehtar tarafından yapılan ilk ciroya dayanan müteselsil zincirle ortaya konulur.

Beyaz ciro ile yapılan devir geçerli midir?

Evet. Beyaz ciro, lehine ciro yapılan kişi gösterilmeden yalnızca cirantanın imzasından oluşabilir; poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılması gerekir. Son ciro beyaz ciro olsa da hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşılan kişi, TTK m. 686/1 uyarınca yetkili hamil sayılır.

Zincirde bir cironun sahte olduğu anlaşılırsa ne olur?

Bu konuda yargıda farklı yaklaşımlar bulunmaktadır. Bir görüşe göre sahte imza zinciri bozmaz ve diğer cirantaların sorumluluğunu etkilemez; sahteliği yalnızca sahte imza sahibini etkileyen bir def'i niteliği taşır. Diğer görüşe göre sahte ciro zincirde kopukluk yaratır ve kopukluktan sonraki hamil hakkı kendisine geçtiğini ispat edemez. Her iki yaklaşımda da ortak olan nokta şudur: sahte imza her hâlükârda sahibini bağlamaz ve TTK m. 677/1 uyarınca diğer imzaların geçerliliği bu durumdan etkilenmez. Somut uyuşmazlıklarda olayın koşulları ve mahkemenin benimseyeceği yaklaşım belirleyici olur.

Poliçeyi çalınan veya kaybeden önceki hamil senedi geri alabilir mi?

TTK m. 686/2 uyarınca poliçe elinden rızası dışında çıkan önceki hamil, yeni hamilin kötüniyetli olduğunu veya iktisabında ağır kusur bulunduğunu ispat etmesi hâlinde iadeyi talep edebilir. Muntazam ciro zinciriyle senedi edinen hamil, kötüniyet veya ağır kusur ispatlanmadıkça poliçeyi geri vermekle yükümlü tutulamaz. İspat yükü davacıya aittir.

Vadeden sonra yapılan ciro geçerli midir?

Vadeden sonra yapılan ciro kural olarak vadeden önce yapılan cironun hükümlerini doğurur. Ancak ödememe protestosundan veya protesto düzenleme süresinin geçmesinden sonra yapılan ciro artık yalnızca alacağın temliki hükümlerini doğurur. Tarihsiz ciro, aksi ispat edilmedikçe protesto süresi dolmadan yapılmış sayılır.

Ödememe protestosu ne zaman çekilmelidir?

Belirli bir günde ya da düzenlenme veya görülme gününden belirli bir süre sonra ödenecek poliçelerde ödememe protestosunun ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde çekilmesi zorunludur. Görüldüğünde ödenecek poliçelerde ise bu süre, kabul etmeme protestosu için öngörülen sürelerle aynıdır. Kabul etmeme protestosu zaten çekilmişse ayrıca ödeme için ibraz ve ödememe protestosu gerekmez.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu