Poliçe Hukuku: Şartları, Devri, İtiraz ve Ödeme Süreci

by Avukat Erdal Ersoy
Poliçe Hukuku: Şartları, Devri, İtiraz ve Ödeme Süreci

Poliçenin Tanımı ve Zorunlu Şekil Koşulları

Poliçe; düzenleyenin muhatap sıfatını taşıyan kimseye, senette gösterilen lehtara veya onun emrine kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme yetkisi ve havalesi verdiği kambiyo senedidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 671 uyarınca bir senedin poliçe niteliği kazanabilmesi için senet metninde poliçe kelimesinin (Türkçe dışında yazılmışsa o dildeki karşılığının), belirli bir bedelin ödenmesine ilişkin kayıtsız ve şartsız havalenin, ödeyecek kişi olan muhatabın adının, vadenin, ödeme yerinin, kime veya kimin emrine ödenecek ise o kişinin adının, düzenlenme tarihi ile yerinin ve düzenleyenin imzasının yer alması zorunludur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 671Kaynağı aç
MADDE 671- (1) Poliçe; a) Senet metninde “poliçe” kelimesini, senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havaleyi, c) Ödeyecek olan kişinin, “muhatabın” adını, d) Vadeyi, e) Ödeme yerini, f) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, g) Düzenlenme tarihini ve yerini, h) Düzenleyenin imzasını, içerir. 2. Unsurların bulunmaması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 672 uyarınca, kanuni zorunlu unsurlardan birini içermeyen senet kural olarak poliçe sayılmaz. Ancak kanun koyucu bu kurala belirli istisnalar getirmiştir: Vadesi gösterilmeyen poliçenin görüldüğünde ödenmesi şart edilmiş sayılır. Ayrıca belirtilmiş olmadıkça muhatabın adı yanında gösterilen yer, ödeme yeri ve aynı zamanda muhatabın yerleşim yeri kabul edilir. Düzenlenme yeri gösterilmeyen poliçe ise düzenleyenin adı yanında gösterilen yerde düzenlenmiş sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 672Kaynağı aç
MADDE 672- (1) 671 inci maddede yazılı unsurlardan birini içermeyen senet ikinci ilâ dördüncü fıkralarda yazılı hâller dışında poliçe sayılmaz. (2) Vadesi gösterilmeyen poliçenin görüldüğünde ödenmesi şart edilmiş sayılır. (3) Ayrıca belirtilmiş olmadıkça muhatabın adı yanında gösterilen yer, ödeme yeri ve aynı zamanda da muhatabın yerleşim yeri sayılır. (4) Düzenlenme yeri gösterilmeyen poliçe, düzenleyenin adı yanında gösterilen yerde düzenlenmiş sayılır. II – Münferit unsurlar 1. Düzenleyenin aynı zamanda muhatap veya emrine ödenecek kişi olması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 673 uyarınca poliçe bizzat düzenleyenin emrine yazılabileceği gibi, bizzat düzenleyen üzerine veya bir üçüncü kişi hesabına da düzenlenebilir. Bununla birlikte TTK m. 674 gereğince poliçe bir üçüncü kişinin nezdinde, muhatabın yerleşim yerinde veya başka bir yerde ödenmek üzere düzenlenebilir.

Poliçede faiz şartının kararlaştırılması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 675 ile belirli vade türlerine özgülenmiştir. Düzenleyen tarafından faiz şartı yalnızca görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan poliçelere konulabilir; diğer poliçelerde faiz şartı yazılmamış sayılır. Poliçede faiz oranının açıkça gösterilmesi zorunludur, oran gösterilmemişse faiz şartı yazılmamış kabul edilir. Senette başka bir gün belirtilmemişse faiz, poliçenin düzenlenme gününden itibaren işler.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 675Kaynağı aç
MADDE 675- (1) Görüldüğünde veya görüldüğünden belirli bir süre sonra ödenmesi şart kılınan bir poliçeye, düzenleyen tarafından faiz şartı konulabilir. Diğer poliçelerde böyle bir faiz şartı yazılmamış sayılır. (2) Faiz oranının poliçede gösterilmesi gerekir; gösterilmemiş ise faiz şartı yazılmamış sayılır. (3) Başka bir gün belirtilmemişse, faiz, poliçenin düzenlenme gününden itibaren işler. 4. Poliçe bedelinin çeşitli şekillerde gösterilmesi

Poliçe bedelinin senet üzerinde farklı şekillerde yer alması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 676 ile çözüme bağlanmıştır. Senetteki meblağın hem harflerle hem de sayıyla belirtilmesi ve bu tutarların birbiriyle çelişmesi durumunda harfle yazılan tutara üstünlük tanınır. Tutarın yalnızca harfle ya da yalnızca rakamla birden fazla kez yazılması ve aralarında fark bulunması hâlinde ise tespit edilen en düşük meblağ geçerli kabul edilir.

İmzaların Bağımsızlığı, Temsil Yetkisi ve Açık Poliçe

Kambiyo taahhütlerinde geçerli olan imzaların bağımsızlığı ilkesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 677 hükmünde yer alır. Poliçede borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasının, sahte imzaların, hayali kişilerin imzalarının veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaların bulunması durumunda diğer imzaların geçerliliği bu eksikliklerden etkilenmez.

Temsil yetkisi bulunmaksızın bir başkası adına senet imzalayan kimse, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 678 uyarınca poliçe borcundan kişisel olarak sorumludur. Bu kimse senedi ödediği takdirde, temsil ettiği varsayılan kişinin haklarına halef olur. Aynı hukuki sonuç ve sorumluluk rejimi, verilmiş bulunan temsil yetkisinin sınırlarını aşarak imza atan temsilciler hakkında da uygulanır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 678Kaynağı aç
MADDE 678- (1) Temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla bir poliçeye imzasını koyan kişi, o poliçeden dolayı bizzat sorumludur; bu poliçeyi ödediği takdirde, temsil olunduğu kabul edilen kişinin haiz olabileceği haklara sahip olur. Yetkisini aşan temsilci için de hüküm böyledir. III – Düzenleyenin sorumluluğu

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 679 gereğince düzenleyen, poliçenin muhatapça kabul edilmemesinden ve vadede ödenmemesinden dolayı yasal güvence verir. Düzenleyen, senede kayıt koyarak kabul edilmeme durumundaki sorumluluğunu hariç tutabilir; buna karşın senet bedelinin ödenmemesinden sorumlu tutulamayacağına dair konulacak kayıtlar kanunen geçersiz olup yazılmamış sayılır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 679Kaynağı aç
MADDE 679- (1) Düzenleyen, poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Düzenleyen, kabul edilmeme hâlinde sorumlu olmayacağını şart edebilirse de ödenmemeden sorumlu olmayacağına ilişkin kayıtlar yazılmamış sayılır. IV – Açık poliçe

Tedavüle çıkarıldığı sırada bazı unsurları eksik bırakılan poliçenin sonradan anlaşmalara aykırı tamamlanması hâlinde, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 680 uyarınca bu aykırılık kural olarak iyiniyetli hamile karşı öne sürülemez. Bu def'inin dinlenebilmesi, hamilin senedi iktisap ederken kötüniyetli davranmış olmasına veya iktisap anında kendisine ağır kusur yüklenebilmesine bağlıdır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 680Kaynağı aç
MADDE 680- (1) Tedavüle çıkarılırken tamamen doldurulmamış bulunan bir poliçe, aradaki anlaşmalara aykırı bir şekilde doldurulursa, bu anlaşmalara uyulmadığı iddiası, hamile karşı ileri sürülemez; meğerki, hamil poliçeyi kötüniyetle iktisap etmiş veya iktisap sırasında kendisine ağır bir kusur isnadı mümkün bulunmuş olsun. İKİNCİ AYIRIM Ciro A) Poliçenin devredilmesi

Poliçe metninde sonradan değişiklik yapılması durumunda sorumluluğun tespiti 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 748 ile düzenlenmiştir. Bir poliçe metni değiştirildiği takdirde, değiştirmeden sonra poliçe üzerine imza koymuş olan kişiler değişmiş metne göre; bu değişiklikten önce imzasını koymuş olanlar ise eski metne göre sorumlu olurlar.

Poliçenin Devri, Ciro Türleri ve Def'iler

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 681 gereğince senet metninde açık bir emre kaydı bulunmasa dahi poliçe, ciro yapılması ve zilyetliğin devredilmesi yoluyla devir kabiliyetine sahiptir. Keşideci senede menfi emre kaydı eklemişse devir ancak alacağın temliki hükümleriyle gerçekleşebilir. Cironun bizzat muhataba, keşideciye veya önceden borç altına girmiş kişilere yapılması ve bu kişilerin poliçeyi tekrar ciro etmesi mümkündür.

Cironun niteliği ve şekli 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 682 ve m. 683 hükümlerinde gösterilmiştir. Cironun kayıtsız ve şartsız olması gerekir; cironun bağlı tutulduğu her şart yazılmamış sayılır, kısmi ciro batıldır ve hamiline ciro beyaz ciro hükmündedir. Cironun poliçe veya poliçeye bağlı alonj denilen kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekir. Lehine ciro yapılan kişinin gösterilmesine gerek olmadığı gibi ciro cirantanın sadece imzasından ibaret olabilir. Bu şekildeki beyaz cironun poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılması zorunludur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 684 gereğince ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur. Ciro beyaz ciro ise hamil; ciroyu kendi adına veya diğer bir kişi adına doldurabilir, poliçeyi yeniden beyaz olarak veya diğer belirli bir kişiye tekrar ciro edebilir ya da beyaz ciroyu doldurmadan ve poliçeyi tekrar ciro etmeden poliçeyi başka bir kişiye verebilir.

Cirantanın sorumluluğu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 685 hükmünde düzenlenmiştir. Aksi şart edilmedikçe ciranta poliçenin kabul edilmemesinden ve ödenmemesinden sorumludur. Ciranta poliçenin tekrar ciro edilmesini yasaklayabilir; bu takdirde senet sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kişilere karşı sorumlu olmaz.

Kendisine başvurulan poliçe borçlusu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 687 uyarınca düzenleyen veya önceki hamillerle arasındaki şahsi münasebetlerden kaynaklanan def'ileri hamile karşı ileri süremez. Borçlunun bu nitelikteki kişisel def'ileri öne sürebilmesi, hamilin senedi devralırken bilerek ve isteyerek borçlunun zararına hareket etmiş olmasına bağlı tutulmuştur.

Poliçede vekâlet veya rehin amacıyla ciro yapılabilmesi mümkündür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 688 uyarınca ciro 'bedeli tahsil içindir', 'vekâleten' veya bedelin başkası adına kabul edileceğini belirten bir şerhi ya da vekil etmeyi ifade eden kaydı içerirse hamil poliçeden doğan bütün hakları kullanabilir; fakat senedi ancak tahsil cirosu ile tekrar ciro edebilir. Bu hâlde borçlular, ancak cirantaya karşı ileri sürebilecekleri def’ileri hamile karşı dermeyan edebilirler. TTK m. 689 uyarınca 'bedeli teminattır', 'bedeli rehindir' ibaresini veya rehnetmeyi belirten kaydı içeren rehin cirosunda da hamil bütün hakları kullanabilir; ancak yapacağı ciro tahsil cirosu hükmündedir. Borçlular ise cirantayla doğrudan olan ilişkilere dayalı def'ileri hamil iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmedikçe hamile karşı ileri süremezler.

Vade tarihinin dolmasından sonra yapılan devir işlemleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 690 uyarınca kural olarak vadeden önceki cironun hukuki neticelerini doğurur. Buna karşılık ödenmeme protestosunun düzenlenmesinden veya kanunen bu protesto için ayrılmış sürenin tüketilmesinden sonra gerçekleştirilen ciro, kambiyo devri vasfını kaybederek yalnızca alacağın temliki hükümlerini meydana getirir.

Kabule Arz, Kabul Beyanı ve Aval Taahhüdü

Görüldükten belirli bir müddet sonra ödenmesi öngörülen poliçelerin, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 693 uyarınca keşide tarihinden itibaren bir senelik süre zarfında muhatabın kabulüne sunulması şarttır. Keşideci senede koyacağı kayıtla bu süreyi daraltabileceği gibi genişletebilir; cirantalar ise sadece bu süreyi kısaltma yetkisine sahiptir.

Kabul iradesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 695 ve m. 696 çerçevesinde senet üzerine yazılacak kabul ibaresi ve muhatabın imzasıyla tamamlanır; muhatabın poliçenin ön yüzüne sadece imza koyması da kabul sayılır. Bu kabulün şarta bağlanmaması esastır, ancak muhatap sorumluluğunu bedelin bir kısmıyla sınırlandırabilir. Kabul beyanının poliçe içeriğinden farklı koşullar içermesi hâlinde senet kabul edilmemiş sayılmakla birlikte, muhatap kendi beyanındaki şartlarla bağlı kalır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 698 uyarınca muhatap poliçeyi kabul etmekle bedelini vadede ödemeyi taahhüt etmiş olur. Ödememe hâlinde hamil, düzenleyen dahi olsa poliçeden dolayı kanunen istenebilecek her şeyi kabul edenden doğrudan doğruya talep etme hakkına sahiptir.

Poliçede teminat sağlayan aval kurumu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 701 ve m. 702 hükümlerine tabidir. Muhatap ve keşideci imzaları haricinde senedin ön yüzünde yer alan her imza aval sayılır; lehine taahhütte bulunulan kişi gösterilmemişse avalin keşideci yararına verildiği kabul edilir. Avalist, borcu teminat altına alınan kişiyle aynı derecede sorumlu olur; teminat altına alınan borç şekil eksikliği dışındaki nedenlerle geçersiz olsa dahi aval taahhüdü geçerliliğini korur. Aval veren, poliçe bedelini ifa ettiğinde asıl borçluya ve ona karşı sorumlu kişilere rücu haklarını kazanır.

Vade Türleri, Ödeme İçin İbraz ve İfa Kuralları

Poliçelerde yer alabilecek vadeler 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 703 ile sınırlandırılmıştır. Poliçe; görüldüğünde, görüldükten belirli bir süre sonra, düzenlenme gününden belirli bir süre sonra veya belirli bir günde ödenmek üzere düzenlenebilir. Vadesi başka şekilde yazılan veya birbirini takip eden çeşitli vadeleri gösteren poliçeler batıldır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 704 gereğince, görüldüğünde ödenmek üzere düzenlenen poliçe ibrazında ödenir ve düzenlenme gününden itibaren bir yıl içinde ödenmesi için ibraz edilmelidir; düzenleyen bu süreyi kısaltabileceği gibi daha uzun bir süre de belirleyebilir. TTK m. 708 uyarınca belirli bir günde veya düzenlenme gününden ya da görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçenin hamili, senedi ödeme gününde veya onu izleyen iki iş günü içinde ödenmek üzere ibraz etmelidir. Poliçenin bir takas odasına ibrazı ödeme için ibraz yerine geçer.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 709 ve m. 710 uyarınca poliçe alacaklısı kendisine teklif edilen kısmi ifayı geri çeviremez; muhatap ödediği tutarın senede şerh düşülmesini ve makbuz verilmesini talep edebilir. Hamil vadeden önce ifayı kabule mecbur tutulamazken, erken ödemede bulunan muhatap bu işlemin rizikosuna katlanır. Vadesinde hilesi veya ağır kusuru olmaksızın ödeme yapan borçlu sorumluluktan kurtulur; borçlu ciro silsilesinin muntazamlığını denetlemekle mükellef olmakla beraber ciranta imzalarının sıhhatini araştırma zorunluluğunda değildir.

Vadesi gelmiş poliçenin yasal süreler zarfında ödeme amacıyla ibraz edilmemesi durumunda borçlu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 712 uyarınca masrafı ve tehlikesi hamile ait olmak kaydıyla senet bedelini bir bankaya tevdi etme imkânına sahiptir.

Başvuru Hakları, Protesto ve Müteselsil Sorumluluk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 713 uyarınca vadede poliçe ödenmemişse hamil; cirantalara, düzenleyene ve poliçe dolayısıyla taahhüt altına girmiş olan diğer kişilere başvurabilir. Ayrıca kabulden tamamen veya kısmen kaçınılması; poliçeyi kabul etmiş olsun olmasın muhatabın iflas etmiş veya ilamla ispatlanmamış olsa da sadece ödemelerini tatil etmiş ya da aleyhindeki icra takibinin semeresiz kalması; kabul için arz edilmesi menedilen bir poliçenin düzenleyeninin iflas etmesi hâllerinde hamil vadenin gelmesinden önce de aynı başvurma hakkını haizdir.

Vadesi belirli bir takvim günü ya da düzenlenme yahut görülme tarihinden itibaren belirli bir süre olarak tayin edilen poliçelerde, ödememe protestosunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 714 gereği ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde noterlik vasıtasıyla çekilmesi şarttır. Kabul etmeme protestosu çekilmiş bulunan hâllerde ayrıca ödeme ibrazı yapılması veya ödememe protestosu tanzim ettirilmesi aranmaz.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 724 gereğince bir poliçeyi düzenleyen, kabul eden, ciro eden veya poliçeye aval veren kişiler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumludurlar. Hamil, bu borçluların borçlanmadaki sıraları ile bağlı olmaksızın her birine veya bunlardan bazılarına ya da hepsine birden başvurabilir.

Zamanaşımı Süreleri ve Sebepsiz Zenginleşme Talebi

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 749 kapsamında zamanaşımı süreleri borçluların sıfatına göre farklılaşır: Poliçeyi kabul etmiş muhataba yöneltilecek talepler vadeden itibaren üç yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Hamilin keşideci ve cirantalara karşı yönelteceği müracaat hakları, yasal protesto tarihinden veya protestodan muafiyet kaydı varsa vadeden itibaren bir yılda; borcu ödeyen cirantanın diğer cirantalar ve keşideciye rücu hakkı ise ödeme ya da dava tarihinden itibaren altı ayda zamanaşımına maruz kalır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 750 uyarınca kambiyo zamanaşımı; dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesiyle kesilir.

Kambiyo taahhüdünden doğan hakların korunması ihmal edildiğinde veya süreler dolup zamanaşımı gerçekleştiğinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 732 devreye girer. Borçtan kurtulan keşideci ve kabul eden muhatap, hamilin zararına iktisap ettikleri sebepsiz zenginleşme tutarında sorumlu kalırlar; bu hak poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi izleyen günden itibaren bir yıllık zamanaşımına tabidir ve zenginleşilmediğinin ispatı bu yönde savunma yapan borçluya aittir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 732Kaynağı aç
MADDE 732- (1) Zamanaşımı sebebiyle veya poliçeden doğan hakların korunması için gerekli olan işlemlerin yapılmasının ihmal edilmiş olması dolayısıyla, düzenleyenin veya kabul edenin poliçeden doğan yükümlülükleri düşmüş bile olsa, bunlar poliçenin hamiline karşı, onun zararına zenginleşmiş olabilecekleri kadar borçlu kalırlar. (2) Sebepsiz zenginleşmeden doğan istem, muhataba, yerleşim yerli bir poliçeyi ödeyecek olan kimseye ve düzenleyen, poliçeyi başka bir kişi veya ticari işletme hesabına düzenlemiş olduğu takdirde o kişiye veya ticari işletmeye karşı da ileri sürülebilir. (3) Poliçeden doğan borcu düşmüş olan cirantaya karşı böyle bir istem ileri sürülemez. (4) Zamanaşımı süresi, poliçenin zamanaşımına uğradığı tarihi takip eden tarihten itibaren bir yıldır; ispat yükü, sebepsiz zenginleşmediğini iddia edene aittir. C) Poliçe karşılığının devri
Poliçede vade gösterilmemişse senet geçerli midir?

Vadesi gösterilmeyen poliçe geçersiz sayılmaz; 6102 sayılı TTK m. 672 fıkra 2 uyarınca görüldüğünde ödenmesi şart edilmiş kabul edilir.

Poliçede faiz kaydı hangi hâllerde geçerlidir?

Faiz şartı sadece görüldüğünde veya görüldükten belirli bir süre sonra ödenecek poliçelere düzenleyen tarafından konulabilir; faiz oranının senette gösterilmesi şarttır, aksi hâlde faiz şartı yazılmamış sayılır.

Ödenmeme protestosu hangi sürede çekilmelidir?

Ödememe protestosu, vadesi belirli bir günde veya düzenlenme ya da görülme gününden belirli bir süre sonra olan poliçelerde ödeme gününü izleyen iki iş günü içinde noterlikçe çekilmelidir.

Kabul eden muhataba karşı zamanaşımı süresi ne kadardır?

Poliçeyi kabul eden muhataba karşı ileri sürülecek kambiyo istemleri, vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu