Petrol ve Gaz Sektöründe Yaptırım Türleri ve Hukuki Dayanaklar
Petrol ve doğal gaz ticaretinde karşılaşılan uluslararası yaptırımlar; varlıkların dondurulması, hedef alınan kişi ve kuruluşlarla ticari işlem yasakları, finansman engelleri ile ithalat-ihracat kısıtlamaları biçiminde uygulanabilir. Bunun yanı sıra enerji sektörüne dönük özel sınırlamalar, deniz taşımacılığı ile sigorta ve reasürans temininin yasaklanması, belirli finans kurumlarına erişimin engellenmesi veya petrolde fiyat tavanı tatbiki gibi tedbirlerle de ortaya çıkabilmektedir.
Türkiye bakımından öncelikle Türk hukukunda yürürlüğe konulmuş malvarlığı dondurma ve hedefli mali yaptırım kararları geçerlidir. Bu kapsamda Mali Suçları Araştırma Kurulu, 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun uyarınca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına dayalı olarak malvarlığı dondurulan kişileri de içeren güncel listeleri yayımlamaktadır.
6415 sayılı Kanun'un 5. maddesi uyarınca Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin 1267, 1988, 1989 ve 2253 sayılı kararlarıyla listelenen kişi, kuruluş veya organizasyonların tasarrufunda bulunan malvarlığının dondurulması ve bu listelerden çıkarılanların dondurma kararlarının kaldırılmasına ilişkin Cumhurbaşkanı kararı Resmî Gazete'de yayımlanarak gecikmeksizin tatbik edilir. Söz konusu kararlar Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine bildirilir ve konsey kararlarına karşı yürütülecek başvurular da aynı bakanlık kanalıyla iletilir. Ayrıca anılan Kanun kapsamındaki fiillerin işlendiğine dair makul sebeplerin mevcudiyeti durumunda Değerlendirme Komisyonunun önerisi üzerine Cumhurbaşkanı tarafından ilgili kişi, kuruluş veya organizasyonların konsey listelerine eklenmesi ya da sebeplerin kalkmasıyla çıkarılması teklif edilebilir.
6415 sayılı TERÖRİZMİN FİNANSMANININ ÖNLENMESİ HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
Farklı Yaptırım Rejimlerinin Kapsamı ve Uygulama Sınırları
Avrupa Birliği yaptırımları kural olarak AB vatandaşları, AB'de bulunan kişiler ve AB yargı alanında faaliyet yürüten işletmeler yönünden bağlayıcı niteliktedir.
Amerika Birleşik Devletleri yaptırım uygulamalarında ABD dışındaki kişiler, ABD kişilerini yaptırım ihlaline sevk etmekten veya yaptırımı bertaraf etmeye yönelik işlemlerden dolayı sorumluluk riskiyle karşılaşabilir. Bunun yanında bazı yaptırım programlarındaki ikincil yaptırım mekanizmaları, yabancı kişi ve finans kuruluşlarını da etkileyebilmektedir.
Birleşik Krallık yaptırım rejiminde İngiliz sigorta şirketleri, P&I kulüpleri, brokerlar veya finans kuruluşlarının ticari sürece dahil olması Birleşik Krallık Finansal Yaptırımlar Uygulama Ofisi yaptırımlarını devreye sokar. İlgili kurumun arama sisteminde yapılan inceleme tek başına yeterli sayılmaz ve piyasa aktörlerinin mevzuata uygun gereken özeni gösterme yükümlülüğünü kaldırmaz.
Amerika Birleşik Devletleri Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi tarafından yürütülen İran yaptırım programı petrol ve petrokimya sektörlerini kapsamaktadır. Bu rejimde yabancı kişilerin anılan sektörlerle bağlantılı belirli önemli işlemler nedeniyle yaptırım riskine maruz kalabileceği kabul edilmektedir.
Sahiplik ve Kontrol Ölçütleri: Yüzde 50 Kuralı
Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin yüzde 50 kuralı uyarınca, bir veya birden fazla bloke edilmiş kişinin doğrudan veya dolaylı olarak toplam yüzde 50 veya daha fazla mülkiyetine sahip bulunduğu şirketler, adları Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar Listesi'nde yer almasa dahi bloke edilmiş sayılır. Bu hesaplamada farklı bloke kişilerin payları birleştirilebilir; örneğin iki yaptırımlı kişinin ayrı ayrı yüzde 25 pay sahibi olduğu bir yapıda toplam pay yüzde 50'ye ulaştığından şirket bloke kabul edilebilir.
Yaptırımlı kişilerin sermayede yüzde 50'nin altında paya sahip olduğu ortaklıklar yalnızca yüzde 50 kuralı nedeniyle bloke kabul edilmez. Bununla birlikte yaptırımlı kişilerin önemli azınlık paylarına sahip olduğu veya diğer yöntemlerle kontrol sağladığı şirketlerle işlem tesis edilirken dikkatli olunması gerekir. Ayrıca Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık rejimlerindeki kontrol ölçütleri söz konusu kuraldan farklılaşabilmektedir.
Deniz Taşımacılığı, Gemi Taramaları ve Yük Aktarımları
Petrol taşımacılığı operasyonlarında geminin adı ve bayrağı değiştirilebilir niteliktedir; buna karşılık Uluslararası Denizcilik Örgütü numarası gemi kimliğinin takibinde değişmeyen bir göstergedir. Tanker kontrollerinde IMO numarasının yanı sıra eski gemi adları, bayrak, kayıtlı malik, gerçek malik, teknik işletmeci, ISM yöneticisi, kiracı ve P&I sigortacısı incelenmelidir. Yaptırım kayıtlarında petrol tankerleri IMO numaralarıyla listelenebilmekte ve belirli Rusya bağlantılı gemiler açısından ikincil yaptırım riski belirtilebilmektedir.
Avrupa Birliği Rusya yaptırımları kapsamında kişi ve şirket listelerinin yanı sıra sektörel yasaklar, enerji ithalat kısıtlamaları, tavan fiyat, liman tedbirleri ve gölge filoya yönelik düzenlemeler getirmiştir.
Gemiden gemiye yük aktarımı petrol ticaretinde hukuka uygun operasyonel gerekçelerle tatbik edilebilir. Bununla birlikte yaptırım riski taşıyan ürünlerde bu aktarımların yükleme limanını, gerçek menşei veya taşıma zincirini gizlemek amacıyla yapılıp yapılmadığı araştırılmalıdır. Yük aktarımı sonrasında yeni konşimento, yeni ticari fatura veya yeni menşe iddiası ortaya çıkıyorsa menşe şahadetnamesi, konşimento ve gözetim evrakı bir bütün olarak incelenmelidir.
Emtia Menşei, Terminaller ve Fiyat Tavanı Uygulamaları
Petrol veya gazın üçüncü bir ülkedeki terminale aktarılması, başka bir tankere yüklenmesi veya aracı ticaret şirketleri üzerinden işlem görmesi ürünün asıl menşeini ve yaptırım bağlantısını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Örneğin Rus petrolünün veya İran kaynaklı sıvılaştırılmış petrol gazının üçüncü bir ülke terminali üzerinden sevk edilmesi menşei otomatik olarak değiştirmez.
Rus petrol fiyat tavanı tutarları ve uygulama tarihleri sabit olmayıp Avrupa Birliği ve Birleşik Krallık düzenlemelerinde zamanla güncellenmektedir. Bu sebeple her sevkiyat bakımından işlem tarihindeki resmî düzenleme ve yürürlükteki tavan tutarları dikkate alınmalıdır.
Finansal Süreçler, Akreditif ve Para Birimi Tercihi
Akreditifli petrol ticaretinde amir banka, ihbar bankası, teyit bankası, rambursman bankası veya muhabir bankalar gibi birden çok finans kuruluşu yer alabilir. Bu kuruluşlardan herhangi birinin yaptırım politikası sebebiyle işlemi reddetmesi ödeme sürecini durdurabilir.
İşlemlerde ABD doları yerine avro veya başka para birimi kullanılması, ikincil yaptırımları veya yaptırımlı kişilerle işlem yasaklarını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Yaptırımlı kişiyle işlem yasağı veya ikincil yaptırım riski bulunan hâllerde yalnızca ödeme para biriminin değiştirilmesi işlemi hukuka uygun duruma getirmez.
Tarama Yöntemleri, Zamanlama ve Sözleşmelerin Hukuki Akıbeti
Yaptırım taramalarında SDN ve Non-SDN listeleri üzerinden benzer unvanları tespit edebilmek amacıyla fuzzy logic yöntemi kullanılmaktadır. Bu kontrollerde şirket unvanının yanı sıra eski unvanlar, alternatif isimler, şirket kayıt numarası, adres, vergi kimlik numarası ve gerçek faydalanıcılar karşılaştırılmalıdır.
Petrol ve gaz ticaretinde yaptırım denetimi tek seferlik bir işlem değildir. Bağlayıcı sözleşme akdedilmeden önce, önemli bir ödeme yapılmadan önce, tanker veya LNG gemisi kesinleştiğinde, yükleme öncesinde ve önemli taraf ya da banka değişikliklerinde yeniden tarama yapılması güvenli bir yöntem oluşturur.
Ticari taraflardan birinin sonradan yaptırım listesine girmesi sözleşmeyi her zaman kendiliğinden sona erdirmez. Sözleşmede özel hüküm bulunmadığında ifanın hukuken imkânsız hâle gelip gelmediği, ödeme yasağının varlığı, yalnızca belirli bankaların mı kullanılamadığı ve yetkili makamlardan alınmış bir lisans veya muafiyet bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Sözleşme ilişkisine Türk hukukunun tatbik edildiği uyuşmazlıklarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesinde düzenlenen ifa imkânsızlığı hükümleri gündeme gelir. Kanuni düzenleme gereğince edimin yerine getirilmesi borçlunun sorumlu tutulamayacağı nedenlerle imkânsız hâle gelirse borç ilişkisi sona ermektedir. İki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde imkânsızlık neticesinde borcundan kurtulan taraf, karşı taraftan elde ettiği edimleri sebepsiz zenginleşme kuralları dairesinde iade etmekle yükümlü tutulur ve henüz ifa edilmemiş karşı edimin ifasını talep etme yetkisini yitirir; kanun veya sözleşmeyle hasarın alacaklı taraf üzerinde bırakıldığı durumlar ise bu ilkenin istisnasını oluşturur. Ayrıca borcun ifasının imkânsızlaştığını alacaklıya ivedilikle iletmeyen ve olası zararların büyümesini önlemek için lüzumlu tedbirleri almayan borçlu, bu ihmalden kaynaklanan zararları tazmin etmekle mükelleftir.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 136Kaynağı aç
Avro kullanmak uluslararası yaptırım riskini ortadan kaldırır mı?
Hayır, ticari işlemlerde ABD doları yerine avro veya başka bir para biriminin kullanılması ikincil yaptırımları ya da yaptırımlı kişilerle işlem yasaklarını ortadan kaldırmaz.
Yaptırımlı kişinin şirkette azınlık payına sahip olması bloke sonucu doğurur mu?
Yaptırımlı kişilerin yüzde 50'nin altında paya sahip olduğu şirketler yalnızca yüzde 50 kuralı nedeniyle otomatik olarak bloke sayılmaz; ancak azınlık payı veya fiili kontrol durumlarında dikkatli olunması gerekir.
Gemi denetimlerinde bayrak ve gemi adı dışında nelere bakılmalıdır?
Tanker kontrollerinde geminin adı ve bayrağının yanı sıra değişmeyen IMO numarası, eski gemi isimleri, kayıtlı malik, gerçek malik, teknik işletmeci, ISM yöneticisi, kiracı ve P&I sigortacısı incelenmelidir.
Açık denizde yapılan yük aktarımları nasıl denetlenir?
Gemiden gemiye yük aktarımlarında ürünün menşeini, yükleme limanını veya taşıma zincirini gizleme amacı güdülüp güdülmediği menşe şahadetnamesi, konşimento ve gözetim belgeleri üzerinden denetlenir; işlem sonrasında yeni fatura veya konşimento düzenlenmesi durumunda belgeler bütüncül olarak incelenir.
Yaptırım listesine girilmesi mevcut sözleşmeyi kendiliğinden sona erdirir mi?
Taraflardan birinin sonradan yaptırım listesine girmesi sözleşmeyi her zaman kendiliğinden sona erdirmez; ifanın hukuken imkânsız hâle gelip gelmediği, ödeme engelleri, muafiyet ve lisans olanakları değerlendirilir. Türk hukuku bakımından borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaştığında Türk Borçlar Kanunu'nun 136. maddesi uyarınca borç sona erer.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

