Paysahipleri Sözleşmesinin Tanımı ve Hukuki Niteliği
Paysahipleri sözleşmeleri, şirketin mevcut veya müstakbel pay sahipleri arasında akdedilen, tarafların birbirleriyle ve şirketle olan ilişkilerini ve şirkette uygulanması hedeflenen iç düzeni belirleyen sözleşmelerdir. Sözleşme özgürlüğü kapsamında akdedilen bu anlaşmalar borçlar hukuku kurallarına tabidir ve pay sahiplerine, pay sahipliği statüsünden kaynaklanan haklarını sözleşmede kararlaştırılan amaçlar doğrultusunda kullanma yükümlülüğü yükler.
Paysahipleri arasındaki ilişkileri ve hak kullanımını düzenleyen bu sözleşmeler korporatif nitelik taşımaz. Korporatif nitelik taşımayan borçlar hukuku sözleşmelerinden doğan yükümlülükler, anonim şirketler hukukunda geçerli olan ve pay sahiplerine sermaye borcu dışında asli edim yükletilemeyeceğini ifade eden tek borç ilkesine aykırılık oluşturmaz.
Sözleşmenin Nispiliği ve Şirket Organlarına Etkisi
Paysahipleri sözleşmesi, borçlar hukuku kuralları uyarınca nispilik ilkesine tabidir. Bu niteliği gereğince geçerli ve tarafları arasında bağlayıcı olup, üçüncü kişiler veya şirket bağlamında hak ya da yükümlülük oluşturmaz. Şirket tüzel kişiliği sözleşmenin hukuki sonuçları bakımından üçüncü kişi konumunda kaldığından, sözleşme anonim şirket kapsamı dışında kabul edilir; ne şirkete ne de şirket organlarına karşı ileri sürülebilir. Doktrinde bu katı ayrımın eleştirildiği görüşler de mevcuttur.
Sözleşmede kararlaştırılan bir hükmün ifası şirket organlarının yetki alanına girmekteyse, üçüncü kişi konumunda bulunan şirket organlarından söz konusu hükmün ifası talep edilemez.
Sözleşmenin İhlalinde Borçlar Hukuku Yaptırımları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen şirketler hukuku yaptırımları, kanunla düzenlenen durumlar bakımından öngörülmüş olup yalnızca bu haller için geçerlidir. Bu yasal çerçeve sebebiyle paysahipleri sözleşmesini ihlal eden taraf bakımından şirketler hukuku yaptırımları uygulanamaz. İhlal halinde borçlar hukuku yaptırımları devreye girer; somut uyuşmazlığın niteliğine göre aynen ifa, tazminat, sinallagmatik sözleşmeler bakımından sözleşmeden dönme veya korporatif nitelikli sözleşmeler bakımından sözleşmenin haklı sebeplerle feshi yollarına başvurulabilir.
Sözleşmenin ihlal edilmesine karşın edimin ifası halen mümkün bulunuyorsa öncelikli yaptırım aynen ifadır. Aynen ifanın artık mümkün olmaması durumunda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun borca aykırılığı düzenleyen 112 ve devamı maddeleri devreye girerek tazminat sorumluluğu gündeme gelir. Paysahipleri sözleşmesinin kurumsal düzenle yakın ilişkisi nedeniyle aynen ifanın talep edilip edilemeyeceği şirketin korporatif yapısı ile olan ilişkiye göre belirlenir.
Pay Devir Sınırlamaları ve Şirket Esas Sözleşmesi İlişkisi
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca, kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe nama yazılı paylar herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın serbestçe devredilebilir. Ancak Kanun'un 492 nci maddesinin birinci fıkrasına göre esas sözleşmeyle nama yazılı payların şirket onayıyla devredilebileceği kararlaştırılabilir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2024/1865 Esas ve 2025/478 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, pay sahipleri sözleşmesi nispilik ilkesi gereği payı devralmak isteyen üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
Nama yazılı pay devrine onay verilmemesini gerektiren sebeplerin şirket esas sözleşmesinde açıkça yazılması zorunludur; esas sözleşmede pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atıflar geçerli kabul edilmez. 6102 sayılı Kanun'un 493 üncü maddesi uyarınca esas sözleşmeye konulacak haklı sebepler kanundaki nedenlere uygun biçimde somutlaştırılmalıdır; ilgili maddeye genel ve soyut atıf yapılması onay isteminin reddi için yeterli değildir. Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme kurallarının ret kararını haklı kılabilmesi için ise şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden önemli bir sebep oluşturması şarttır.
6102 sayılı Kanun'un 494 üncü maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirket, pay devrinin onaylanmasına ilişkin talebi aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde usulünce reddetmemişse veya yapılan ret haksızsa onay verilmiş sayılır. Öte yandan Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda şirketin tasfiye sürecine girmesi durumunda pay devrine ilişkin sınırlamalar kendiliğinden düşer. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 28 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince, nama yazılı payların devrini sınırlandırmış anonim şirketlerin 6102 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde esas sözleşmelerini Kanun'un 492 ile 498 inci maddelerine uyarlamaları gerekir; süresinde uyarlanmayan devir sınırlamaları geçersiz hale gelir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/7417, K. 2024/2015Kaynağı aç
Cezai Şart İndirimi, Rekabet Yasağı ve Şahsi Sorumluluk
Ticaret ortaklıkları tüzel kişi olarak tacir sıfatını haiz bulunmakla birlikte, bu ortaklıkların ortağı veya organı ve yöneticisi olan gerçek kişiler sırf bu sıfatları dolayısıyla tacir sayılmazlar. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/8625 Esas ve 2017/2833 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, hissedarlar sözleşmesinde kararlaştırılan cezai şart taleplerinde, davalı şirket ortağı veya yöneticilerinin tacir sıfatını haiz olmadıkları gözetilerek cezai şartın tenkisi talebi mahkemece değerlendirilmelidir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/8625, K. 2017/2833Kaynağı aç
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2016/8625 Esas ve 2017/2833 Karar sayılı ilamı kapsamında, anonim şirket genel kurulunda yönetim kurulu üyelerine şirketler hukuku mevzuatı uyarınca işlem yapabilmeleri için rekabet izni verilmişse, alınan bu kararın şirket kurulmadan önce ortaklar arasında akdedilen sözleşmedeki rekabet yasağı taahhüdüne etkisi mahkemece tartışılıp değerlendirilmelidir. Ayrıca somut delillerle ortaya konulmadığı müddetçe, bir kişinin yalnızca ortaklık sözleşmesinin tarafı olması aleyhine cezai şart veya tazminata hükmedilmesi için yeterli görülmemektedir.
Paysahipleri sözleşmesi şirket tüzel kişiliğini ve yönetim kurulunu bağlar mı?
Paysahipleri sözleşmesi nispilik ilkesine tabi olup üçüncü kişiler veya şirket bağlamında hak ya da yükümlülük oluşturmaz; şirkete ve şirket organlarına karşı ileri sürülemez ve ifası şirket organlarından talep edilemez.
Esas sözleşmede paysahipleri sözleşmesine atıf yapılarak pay devri engellenebilir mi?
Nama yazılı pay devrinin onaylanmamasını gerektiren haklı sebeplerin esas sözleşmede somutlaştırılarak açıkça yazılması gerekir; şirket esas sözleşmesinde pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan soyut atıflar devrin reddi bakımından geçerli kabul edilmez.
Şirket pay devrinin onaylanması istemini ne kadar sürede karara bağlamalıdır?
Şirket onaylama talebini aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde usulünce reddetmezse veya yaptığı ret haksız bulunursa devre onay verilmiş sayılır.
Şirket ortağı olan gerçek kişiler sözleşmedeki cezai şarttan indirim talep edebilir mi?
Ticaret şirketlerinin ortağı veya yöneticisi olan gerçek kişiler sırf bu sıfatları dolayısıyla tacir sayılmadıklarından, cezai şartın fahişliği iddiasıyla tenkisini talep etme hakları bulunmaktadır.
Şirketin tasfiyeye girmesi pay devir sınırlamalarını nasıl etkiler?
6102 sayılı Kanun'un 492 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şirketin tasfiye sürecine girmesiyle birlikte pay devrine yönelik tüm bağlam ve sınırlamalar kendiliğinden ortadan kalkar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

