Özel Okul Kayıt ve Kırtasiye Ücreti İadesi Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Özel Okul Kayıt ve Kırtasiye Ücreti İadesi Şartları

Özel okul kayıt sözleşmeleri eğitim hizmeti niteliği taşıdığından tüketici hukukunun koruma alanı kapsamındadır. Bu çerçevede sözleşmede yer alan her hüküm kendiliğinden ve mutlak şekilde bağlayıcı kabul edilmez. Kayıt iptalinin nedeni, eğitim öğretim yılının başlayıp başlamadığı, öğrencinin eğitime devam edip etmediği, kitap ve eğitim materyallerinin teslim durumu, okulun sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirip getirmediği ve sözleşmenin içeriği ücret iadesi uyuşmazlıklarında birlikte değerlendirilir.

Özel Okul Sözleşmelerinde Şartların Düzenlenmesi ve Haksız Şart Hükümleri

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin 1. fıkrasına göre yazılı düzenlenmesi gereken tüketici sözleşmeleri ile bilgilendirmelerin en az on iki punto büyüklüğünde, anlaşılabilir bir dilde, açık, sade ve okunabilir hazırlanması ve bir nüshasının tüketiciye verilmesi gerekir. Sözleşmede bulunması gereken zorunlu unsurların eksik olması sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bu eksikliğin düzenleyen tarafından derhal giderilmesi öngörülür. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca sözleşmede öngörülen koşullar sözleşme süresi içinde tüketici aleyhine değiştirilemez.

6502 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 3. fıkrası doğrultusunda tüketiciden, kendisine sunulan hizmet kapsamında haklı olarak yapılmasını beklediği ve sözleşmeyi düzenleyenin yasal yükümlülükleri arasında yer alan edimler ile düzenleyenin kendi menfaati doğrultusunda yaptığı masraflar için ek bir bedel talep edilemez. Tüketiciden talep edilecek her türlü ücret ve masrafa ilişkin bilgilerin sözleşme eki olarak kâğıt üzerinde yazılı şekilde verilmesi zorunludur ve bu bilgilerin tüketiciye verildiğini ispat yükü 4. maddenin 4. fıkrası gereğince sözleşmeyi düzenleyene aittir.

Tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe yol açan sözleşme koşulları 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1. fıkrası uyarınca haksız şart sayılır. Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir ve bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini ispat yükü sözleşmeyi düzenleyene aittir. Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür ve sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 5Kaynağı aç
MADDE 5- (1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır. (2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez. (3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez. (4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır. (5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır. (6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir. (7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz. (8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır. (9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir. Satıştan kaçınma

Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde söz konusu hüküm tüketici lehine yorumlanır. Faaliyetlerini kanun veya yetkili makamlarca verilen izinle yürüten kuruluşların hazırladıkları sözleşmeler de haksız şart denetimine tabidir. Bir sözleşme şartının haksızlığı; hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşundaki koşullar ve diğer hükümler dikkate alınarak sözleşmenin kuruluş anına göre saptanır.

Öğretim Yılı Başlamadan veya Başladıktan Sonra Ayrılmada Yasal Kesinti Oranları

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca; öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumları, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulları ve ortaöğretim okullarında öğretim yılı başlamadan okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Sınavla öğrenci alan resmî okulların 9. sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler bu yüzde onluk kesinti kuralının istisnasını oluşturur.

15970 sayılı MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI YÖNETMELİĞİ m. 56Kaynağı aç
MADDE 56 – (1) (Mülga:RG-13/1/2017-29947) (2) (Mülga:RG-13/1/2017-29947) (3) (Mülga ibare:RG-13/1/2017-29947) (…) (Değişik ibare:RG-13/1/2017-29947) Kurumlara (Mülga ibare:RG-12/4/2016-29682) (…) kaydolan öğrenci ve kursiyerlerden; a) (Değişik:RG-21/7/2012-28360) Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında (Mülga ibare:RG-20/6/2017- 30102) (…) öğretim yılı başlamadan (Ek ibare:RG-19/2/2020-31044) sınavla öğrenci alan resmî okulların 9 uncu sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler hariç, okuldan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir. b) Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda dönem başlamadan ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Dönem başladıktan sonra ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu ile öğrenim gördüğü ders saati sayısına göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir. c) Öğretime başladıktan sonra ayrılan öğrenci veya kursiyerlerden alınacak ücret kurumun öğrenim ücretinden fazla olamaz. (4) (Ek:RG-19/2/2020-31044) Kurumlardan ayrılan öğrenci/kursiyerlerin ücret iadeleri ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde yapılır. ALTINCI BÖLÜM Ücretsiz veya Burslu Okuyacak Öğrenci ve Kursiyerler Ücretsiz okutulacak öğrenci ve kursiyerlerin oranı ile dağılımı

Öğretim yılı başlamadan önce yapılan kayıt iptallerinde derslerin henüz başlamamış olması, kitapların teslim edilmemesi ve eğitim hizmetinin fiilen sunulmamış olması iade değerlendirmesinde dikkate alınır. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 2015/13794 Esas ve 2016/12927 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta da kurumdan ayrılma hâlinde ücret iadesinin Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği'nin 56. maddesinde gösterilen hâller çerçevesinde kesinti yapılarak değerlendirilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, E. 2015/13794, K. 2016/12927Kaynağı aç
(Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi         2015/13794 E.  ,  2016/12927 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi Dava dilekçesinde, eğitim hizmeti sözleşmesi nedeniyle ödediği ücretin iadesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bilgi ve belgeler okunup gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile 23.02.2011 tarihinde ingilizce eğitim alınması konusunda anlaşma yaptığını, bu anlaşma sonrasında hamile olduğunu öğrendiğini ve sağlık sorunları nedeniyle yalnız bir gün kursa katıldığını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile ödediği bedelin iadesini istemiş; mahkemece, davacının, 625 sayılı Kanuna dayalı olarak çıkarılan Özel Eğitim Kurumları Öğrenci Ücretleri Tespit ve Tahsil Yönetmeliğinin 10. maddesi kapsamına girmediğini, davacının sunduğu belgelerle 28.11.2011 tarihine kadar kursa devam edebileceğinin bilirkişi raporuyla sabit olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 56.maddesinde gösterilen hallerin varlığı halinde kurumdan ayrılanların ayrılış tarihinden sonraki günlere isabet eden ücretlerin kesinti yapılarak iade edilebileceği hükmedilmektedir. Anılan yönetmeliğin 56/3.maddesi “(3) Yukarıda belirtilen şartların dışında kurumlara (Mülga ibare:RG-12/4/2016-29682) (…) kaydolan öğrenci ve kursiyerlerden; a)(Değişik:RG-21/7/2012-28360) Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumu, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulu, ortaöğretim okullarında ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinde öğretim yılı başlamadan ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir. b)Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda dönem başlamadan ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir. Dönem başladıktan sonra ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu ile öğrenim gördüğü ders saati sayısına göre hesaplanan miktarın dışındaki kısmı iade edilir. c)Öğretime başladıktan sonra ayrılan öğrenci veya kursiyerlerden alınacak ücret kurumun öğrenim ücretinden fazla olamaz.” hükmünü içermektedir. Bu durumda, davacının hukuki durumunun yukarıda anılan yönetmelik kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 13.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okullarda öğretim yılı başladıktan sonra ayrılma hâlinde ise öğrencinin fiilen eğitim aldığı süre, sunulan hizmetler ve oluşan fiili giderler değerlendirmeye alınır. Yönetmeliğin 56. maddesinin 3. fıkrasının (a) bendi uyarınca öğretim yılı başladıktan sonra ayrılanlara, yıllık ücretin yüzde onu ile öğrenim gördüğü günlere göre hesaplanan tutarın dışındaki kısım iade edilir. Ayrıca Yönetmeliğin 56. maddesinin 3. fıkrasının (c) bendi gereğince öğretime başladıktan sonra ayrılanlardan alınacak ücret kurumun öğrenim ücretinden fazla olamaz.

Öğrenim ücretini ders saati ücreti olarak belirleyen kurumlarda dönem başlamadan ayrılanlara öğrenim ücretinin yüzde onu dışındaki kısmı; dönem başladıktan sonra ayrılanlara ise yüzde on ile öğrenim görülen ders saati sayısına göre hesaplanan tutar dışındaki kısmı iade edilir. Özel öğretim kurumlarından ayrılan öğrenci veya kursiyerlerin ücret iadeleri, ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içinde gerçekleştirilir.

Kırtasiye, Kitap ve Dijital Materyal Ücretlerinin İadesi

Kırtasiye ve eğitim setleri bakımından ücret iadesi değerlendirilirken materyallerin öğrenciye teslim edilip edilmediği ve kullanılıp kullanılmadığı incelenir. Okul tarafından hiçbir basılı kitap veya materyalin teslim edilmediği durum ile malzemelerin teslim alınıp kullanılmaya başlandığı durumlar birbirinden ayrılır. Ayrıca kırtasiye paketi kapsamında sunulan lisanslı eğitim yazılımları, çevrim içi içerikler ve dijital eğitim platformu erişimlerinin hangi aşamada kullanılmaya başlandığı da iade incelemesinde önem taşır.

Servis, Yemek ve Ek Hizmetlerin Değerlendirilmesi

Özel okul kayıtlarında yer alan servis, yemek, etüt ve kulüp gibi yan hizmetler ana eğitim ücretinden ayrı olarak ele alınır. İade incelemesinde söz konusu hizmetlerin başlayıp başlamadığı ve öğrencinin bu hizmetlerden fiilen ne kadar süre yararlandığı kalem bazında ayrı ayrı incelenir. Hiç başlanmamış bir yan hizmet ile fiilen yararlanılmış hizmet dönemi aynı kapsamda değerlendirilmez.

Sözleşme İhlalleri ve Yan Ücret Bildirimlerine Dayalı Fesih

Kayıt sırasında tanıtılan eğitim programının uygulanmaması, yabancı dil vaadinin tutulmaması, sınıf kontenjanlarının veya öğretmen kadrosunun esaslı şekilde değiştirilmesi ile güvenlik ve hijyen eksiklikleri gibi okuldan kaynaklanan durumlar somut olayın niteliğine göre incelenir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2021/8451 Esas ve 2022/289 Karar sayılı ilamına konu somut uyuşmazlıkta; servis, yemek ve kırtasiye gibi yan ücretlerin okulun açılmasına çok az bir süre kala tüketiciye bildirilmesi 6502 sayılı Kanun'un 4. maddesinin 2. fıkrasına aykırı görülerek tüketicinin haklı fesih hakkının doğduğu ve kesinti yapılamayacağı yönündeki ilk derece mahkemesi kararına karşı Adalet Bakanlığının yaptığı kanun yararına bozma talebi reddedilmiştir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2021/8451, K. 2022/289Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2021/8451 E.  ,  2022/289 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TÜKETİCİ MAHKEMESİ Taraflar arasındaki tüketici hakem heyeti kararına itiraz davasının mahkemece yapılan yargılaması neticesinde davanın reddine dair kesin olarak verilen hükmün Adalet Bakanlığınca kanun yararına bozulması istenilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalının servis ve kitap fiyat artışlarının fahiş olduğu gerekçesi ile özel okul sözleşmesinin iptalini talep ettiğini, %10 kesinti yapılarak ödediği bedelin iade edildiğini, %10 kesinti karşılığı olan 1.320,00-TL’nin iadesi için davalının tüketici hakem heyetine başvurduğunu, başvurusunun kabulüne karar verildiğini, ancak okulun servis ve kitap satışı olmadığını, söz konusu işlerin başka firmalarca ayrıca yapıldığını, bu anlamda özel okul ücretinin 1.360,00-TL’sinden davalının borçlu olmadığına dair tüketici hakem heyeti kararının sözleşmeye, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek tüketici hakem heyeti kararının iptaline hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının okulun açılmasından iki gün önce servis ve kitap ücreti adı altında fahiş bedel talep ettiğini, bu anlamda tüketici hakem heyeti kararının doğru olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir Mahkemece, davacı şirketin kayıt sözleşmesi ve ücret tespit ve tahsil yönetmeliğine ve öğrenci kayıt sözleşmesinin 2. maddesine göre Ocak-Mayıs aylarında tespit edip bildirmesi gereken servis, yemek, kırtasiye vs okul ücretlerini bu sürede tespit edip bildirmediği, bu durumda sözleşmenin 5.maddesinde belirtildiği gibi bir önceki yılın eğitim ve öğretim ücreti geçerli olacağı, buna rağmen yeni ücretlerin okulun açılmasına iki gün kala davalının cep telefonuna mesaj olarak gönderilmiş olmasının sözleşmeye ve mevzuata aykırı olduğu, zira 6502 sayılı TKHK'nın 4/2. maddesi gereğince sözleşmede öngörülen koşulların sözleşme süresi içerisinde tüketici aleyhine değiştirilemeyeceği, davacının tek taraflı olarak sözleşmeyi değiştirmesinin doğru olmadığı, tüketicinin akdi haklı nedenle feshetme hakkının ortaya çıktığı, davacı/hizmet veren şirketçe ücret iade edilirken kesinti yapılmasının haklı bir nedeninin bulunmadığı, tüketici hakem heyetince verilen kararın yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Adalet Bakanlığının 26/11/2021 tarihli yazısında; mahkemenin kısa kararı ile gerekçeli kararının farklı olması emredici nitelikteki hükümlere, Yargıtay Büyük Genel Kurulunun l0.04.l992 tarih ve Esas: l99l/7, Karar: l992/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olduğu ve yine esas yönünden Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin ücretlerin iadesine ilişkin maddesi ile davanın tarafları arasında 03.04.2018 tarihinde imzalanan Öğrenci Kayıt Sözleşmesinin ilgili maddeleri göz önünde bulundurularak hukuki değerlendirmeyle hakimin çözüme ulaşabileceği bir konuda, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan somut delile dayanmayan bilirkişi raporu esas alınarak, tüketicinin sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığı belirlenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm verilmesinin usul ve yasaya aykırı bulunduğu ileri sürülerek; kararın, 6100 sayılı HMK’nın 363 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca kanun yararına bozulması talep edilmiştir. Dava, tüketici hakem heyeti kararının iptali istemine ilişkindir. 1-Öncelikle çözülmesi gereken uyuşmazlık, kısa kararla gerekçeli karar arasında kanun yoluna başvurulması hususunda çelişkili karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 nci maddesi uyarınca, mahkeme kararlarının; a) Hükmü veren mahkeme ile hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin ad ve soyadları ile sicil numaraları, mahkeme çeşitli sıfatlarla görev yapıyorsa hükmün hangi sıfatla verildiğini, b) Tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerini, c) Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri, ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri ile taraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları ve süresini, d) Hükmün verildiği tarih ve hâkim veya hâkimlerin ve zabıt kâtibinin imzalarını, e) Gerekçeli kararın yazıldığı tarihi, içermesi, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi zorunludur. Hükmün tefhimi sırasında HMK'nın 297/2. maddesinde belirtildiği üzere taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. HMK.’un 298/2 (HUMK. nun 382) maddesi gereğince sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun olması, tefhim edilen kısa karara aykırı olmaması gerekir. Aksi halde, yargılamanın aleniyeti ilkesi zedelenmiş ve mahkeme kararına güven sarsılmış olacaktır. Asıl olan tefhim edilen kısa karardır. Gerekçeli kararın kısa karara uygun olmaması, çelişki yaratır. Belirtmek gerekir ki, kısa karar ile gerekçeli karar çelişkisi, Yargıtay İçtihadı Büyük Genel Kurulu’nun 10.4.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Kararı gereğince bozma nedenidir. Dava dosyası incelendiğinde; kısa kararda istinaf yolu açık olmak üzere karar verilmiş olduğu, gerekçeli kararda ise kesin olmak üzere karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacının süresinde istinaf kanun yoluna başvurduğu, ilk derece mahkemesince istinaf başvurusunun kesin olan karara ilişkin olduğundan bahisle reddine dair ek karar verildiği, söz konusu ek kararın davacı tarafından süresinde istinaf edildiği ve ilgili Bölge Adliye Mahkemesince ek kararın onanmasına karar verildiği sabittir. Kısa kararda istinaf kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesi mahallinde her zaman düzeltilebilecek nitelikte maddi hataya dayanmaktadır. O halde, mahkeme tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulabilecek nitelikte olan ve açıkça yürürlükteki hukuka aykırı bulunan bir karar verilmemiştir. Yasalara mutlak şekilde muhalefet edilmedikçe kanun yararına bozma kararı verilemez. Hal böyle olunca, yukarıda açıklandığı üzere mahkemece; kısa karar ve gerekçeli kararda çelişki oluşturacak şekilde farklı karar verilmediği, kısa kararda kanun yolunun açık olduğunun yazılmasının maddi hataya dayandığı anlaşıldığından, Adalet Bakanlığının bu yöne ilişen kanun yararına temyiz talebinin reddi gerekir. 2-Kanun yararına bozma konusunu oluşturan diğer uyuşmazlık ise; hukuki değerlendirmeyle hakimin çözüme ulaşabileceği bir konuda, hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmayan somut delile dayanmayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulup kurulmadığı noktasında toplanmaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 266. maddesi hükmüne göre, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi oy ve görüşünün alınması zorunludur. Genel hayat tecrübesi ve kültürünün sonucu olarak herkes gibi hakimin de bildiği konularda bilirkişi dinlenmesine karar verilemeyeceği gibi, hakimlik mesleğinin gereği olarak hakimin hukuki bilgisi ile çözümleyebileceği konularda da bilirkişi dinlenemez. Her halde seçilecek bilirkişinin mesleği itibarıyla konunun uzmanı olması gerekir. HMK’nın 281. maddesinde, tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkeme, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için gerekli görürse, yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme yaptırabileceği açıklanmıştır. Bilirkişiler, raporlarını hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. Bilirkişi raporu aynı zamanda Yargıtay denetimine de elverişli olacak şekilde bilgi ve belgeye dayanan gerekçe ihtiva etmelidir. Ancak bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hüküm kurmaya dayanak yapılabilir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. Hâkim, raporu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki varsa hâkim çelişkiyi gidermeden karar veremez. Somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece dosya kapsamında bilirkişi incelemesi yaptırıldığı ve hükme esas alındığı anlaşılmakla birlikte taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 2. ve 5. maddesi ile davacının davalıya gönderdiği sms de değerlendirilerek tarafların iddia ve savunmalarını karşılar nitelikte gerekçe oluşturulmuştur. Mahkeme tarafından kanun yararına bozma yoluna başvurulabilecek nitelikte olan ve açıkça yürürlükteki hukuka aykırı bulunan bir karar verilmemiştir. Yasalara mutlak şekilde muhalefet edilmedikçe kanun yararına bozma kararı verilemez. O halde mahkemece, gerekçesinde de açıklandığı üzere ilgili sözleşme hükümlerine göre hukuki değerlendirme yapıldığı anlaşıldığından verilen kararın usul ve yasaya uygun olması nedeniyle Adalet Bakanlığı’nın bu yöne ilişen kanun yararına bozma talebinin reddi gerekir. SONUÇ: Yukarıda 1. ve 2. bentte açıklanan nedenlerle Adalet Bakanlığının kanun yararına bozma taleplerinin reddine, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Adalet Bakanlığı'na İADESİNE, 24/01/2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Ön Kayıt Bedeli, Taksitler ve Senet Düzenleme Kuralları

Kontenjan ayırma amacıyla tahsil edilen ön kayıt veya kapora niteliğindeki bedellerin iadesinde genel geçer mutlak bir kural bulunmaz; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kapsamı, ödemenin tahsil amacı ve sürecin hangi aşamada sona erdiği birlikte değerlendirilir. Kayıt iptaline rağmen vadesi gelmeyen taksitlerin tahsiline devam edilmesi hâlinde fesih nedeni, okulun sunduğu fiili hizmetler ve tarafların edimleri birlikte incelenir.

Tüketici işlemleri kapsamında kıymetli evrak niteliğinde sadece nama yazılı ve her bir taksit ödemesi için ayrı ayrı senet düzenlenebilir; bu kurala aykırı düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersizdir. Ayrıca tüketici işlemlerinde tüketicinin edimlerine karşılık alınan şahsi teminatlar adi kefalet hükmündedir ve temerrüt hâli de dâhil olmak üzere tüketici işlemlerinde bileşik faiz uygulanamaz.

İtiraz Usulü ve İspat Belgeleri

Ücret iadesi talebi reddedildiğinde veli öncelikle kayıt iptal gerekçesini ve iade talebinin dayanaklarını içeren yazılı bir başvuru ile okul yönetimine müracaat edebilir. Uyuşmazlığın çözülememesi durumunda uyuşmazlığın konusu ve talep tutarı dikkate alınarak tüketici mevzuatındaki yasal başvuru yolları değerlendirilir.

Uyuşmazlık süreçlerinde hak kaybı yaşanmaması adına kayıt sözleşmesi, ön kayıt formu, ödeme dekontları, faturalar, kredi kartı ekstreleri, okul tarafından gönderilen e-posta ve SMS bildirimleri, tanıtım materyalleri, kitap ve kırtasiye teslim tutanakları ile yazılı başvuruların ve cevapların saklanması önem taşır.

Öğretim yılı başlamadan önce kaydı iptal edilen öğrencinin ücretinden ne kadar kesinti yapılır?

Öğrenim ücretini yıllık olarak belirleyen okul öncesi eğitim kurumları, ilkokul, ortaokul, özel eğitim okulları ve ortaöğretim okullarında öğretim yılı başlamadan okuldan ayrılanlara, sınavla öğrenci alan resmî okulların 9. sınıflarına kayıt yaptırdığını belgelendirenler hariç, yıllık ücretin yüzde onu dışındaki kısmı iade edilir.

Özel okul ücret iadeleri ne kadar sürede ödenmelidir?

Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği uyarınca, kurumlardan ayrılan öğrenci veya kursiyerlerin ücret iadeleri ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içinde gerçekleştirilir.

Teslim alınmayan kırtasiye ve eğitim seti ücreti geri alınabilir mi?

Kırtasiye ve basılı kitapların öğrenciye teslim edilip edilmediği, kullanılıp kullanılmadığı ile dijital platform ve eğitim yazılımı erişimlerinin tüketilmeye başlandığı aşama incelenerek iade kapsamı belirlenir.

Özel okul sözleşmelerinde taksitler için senet düzenlenebilir mi?

6502 sayılı Kanun uyarınca tüketici işlemlerinde sadece nama yazılı ve her bir taksit için ayrı olacak şekilde senet düzenlenebilir; bu kurala aykırı düzenlenen senetler tüketici yönünden geçersiz sayılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu