Hastane Mikrobu Tazminat Davası ve Hukuki Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Hastane Mikrobu Tazminat Davası ve Hukuki Şartları

Hastane Enfeksiyonu Tanımı ve Tıbbi Ortaya Çıkış Süreleri

Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği'nin 4. maddesi uyarınca hastane enfeksiyonu veya sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon; yataklı tedavi kurumlarında sağlık hizmetleri sunumu sırasında hastada gelişen, sağlık kurumuna başvuru anında mevcut olmayan ya da kuluçka evresinde bulunmayan enfeksiyonları ifade eder.

42778 sayılı YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI ENFEKSİYON KONTROL YÖNETMELİĞİ m. 4Kaynağı aç
MADDE 4- (1) Bu Yönetmelikte geçen; a) Bakanlık: Sağlık Bakanlığını, b) Cerrahi tıp temsilcisi: Tercihen genel cerrahi uzmanı olmak üzere; sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde ana bilim dalı başkanını ya da yerine görevlendireceği uzmanı, eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitim sorumlusu ya da idari sorumludan birini ya da yerine görevlendireceği uzmanı, diğer yataklı tedavi kurumlarında yönetici tarafından görevlendirilecek uzmanı, c) Çocuk sağlığı ve hastalıkları temsilcisi: Çocuk enfeksiyon hastalıkları uzmanlık alanından; sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde bilim dalı başkanını ya da yerine görevlendireceği uzmanı, eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitim sorumlusu ya da idari sorumludan birini ya da yerine görevlendireceği uzmanı, yoksa çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanını, diğer yataklı tedavi kurumlarında yönetici tarafından görevlendirilecek uzmanı, ç) Dahili tıp temsilcisi: Tercihen iç hastalıkları uzmanı olmak üzere; sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde ana bilim dalı veya bilim dalı başkanını ya da yerine görevlendireceği uzmanı, eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitim sorumlusu ya da idari sorumludan birini veya yerine görevlendireceği uzmanı, diğer yataklı tedavi kurumlarında yönetici tarafından görevlendirilecek uzmanı, d) Eczane: Yataklı tedavi kurumlarında ilgili mevzuat hükümlerine göre kurulan eczaneyi, e) Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji temsilcisi: Enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanlık alanından; sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde ana bilim dalı başkanını ya da yerine görevlendireceği uzmanı, eğitim ve araştırma hastanelerinde eğitim sorumlusu ya da idari sorumludan birini ya da yerine görevlendireceği uzmanı, diğer yataklı tedavi kurumlarında yönetici tarafından görevlendirilecek enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanını, f) Enfeksiyon kontrol ekibi: Enfeksiyon kontrol hekimi, tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarı temsilcisi ve enfeksiyon kontrol hemşirelerinden oluşan ekibi, g) Enfeksiyon kontrol hekimi: Enfeksiyon kontrol komitesinin kararları doğrultusunda sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon kontrol programlarının oluşturulmasında ve uygulanmasında görev alan enfeksiyon hastalıkları ve klinik mikrobiyoloji uzmanını, ğ) Enfeksiyon kontrol hemşiresi: Enfeksiyon kontrol komitesinin kararları doğrultusunda sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon kontrol programlarının uygulanmasında görev alan hemşireyi, h) Enfeksiyon kontrol komitesi: Yataklı tedavi kurumlarında sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyonları önlemek, kontrol altına almak, sorunları tespit etmek, çözüme yönelik faaliyetleri yürütmek ve yataklı tedavi kurumları düzeyinde alınması gereken kararları yetkili mercilere bildirmek üzere kurulan komiteyi, ı) Hastane müdürü: Ev idaresi müdürlüğü, idari mali hizmetler müdürlüğü, kalite destek hizmetleri birimi, teknik hizmetler, destek hizmetleri, otelcilik hizmetleri gibi yataklı tedavi kurumlarında temizlik, dezenfeksiyon, sanitasyon, atık yönetimi, yemek dağıtımı, çamaşır yıkama ve yardımcı hizmetlerin ilgili mevzuata uygun olarak yapılmasını sağlayan ve denetleyen idareciyi, i) İşyeri sağlık ve güvenlik birimi: İşyerinde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerini yürütmek üzere kurulan, gerekli donanım ve personele sahip olan birimi, j) Sağlık bakım hizmetleri müdürü: Yataklı tedavi kurumlarında hemşirelik hizmetlerinden sorumlu idareciyi, k) Sağlık hizmeti ile ilişkili enfeksiyon: Sağlık kurumunda bakım veya sağlık hizmeti sunulması sırasında hastada gelişen ve kuruma başvuru sırasında var olmayan ya da kuluçka döneminde olmayan enfeksiyonları, l) Tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarı temsilcisi: Tıbbi mikrobiyoloji uzmanlık alanından; bünyesinde rutin mikrobiyoloji laboratuvarı bulunduran sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde tıbbi mikrobiyoloji ana bilim dalı başkanını ya da yerine görevlendireceği uzmanı veya mikrobiyoloji laboratuvarının birim sorumlusunu, eğitim ve araştırma hastanelerinde mikrobiyoloji laboratuvarının birim sorumlusu, idari sorumlu ya da eğitim sorumlusunu ya da yerine görevlendireceği uzmanı; diğer yataklı tedavi kurumlarında yönetici tarafından görevlendirilecek mikrobiyoloji laboratuvarından sorumlu olan uzmanı, m) USHİESA: Ulusal Sağlık Hizmeti ile İlişkili Enfeksiyonlar Sürveyans Ağını, n) Yataklı tedavi kurumu: Gün hastaneleri hariç olmak üzere, gözlem, muayene, teşhis ve tedavi hizmetleri veren ve kamu kurum ve kuruluşlarına, gerçek kişilere veya özel hukuk tüzel kişilerine ait yataklı sağlık tesisini, o) Yoğun bakım temsilcisi: Sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde ilgili yoğun bakım bilim dalı başkanını ya da yerine görevlendireceği uzmanı, eğitim ve araştırma hastanelerinde klinik sorumlusu ya da yerine görevlendireceği varsa ilgili yoğun bakım uzmanını, yoksa tam zamanlı olarak yoğun bakımda çalışan hekimi, diğer yataklı tedavi kurumlarında yönetici tarafından görevlendirilecek varsa ilgili yoğun bakım uzmanını ya da tam zamanlı olarak yoğun bakımda çalışan hekimi, ö) Yönetici: Sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde yönetimden sorumlu merkez müdürünü/başhekimi, diğer yataklı tedavi kurumlarında başhekimi, koordinatör başhekimlik olan yataklı tedavi kurumlarında koordinatör başhekimi, p) Yönetim: Sağlık uygulama ve araştırma merkezleri/üniversite hastanelerinde merkez müdürlüğü/başhekimliği, diğer yataklı tedavi kurumlarında başhekimliği, koordinatör başhekimlik olan yataklı tedavi kurumlarında koordinatör başhekimliği, ifade eder. İKİNCİ BÖLÜM Enfeksiyon Kontrol Komitesi Enfeksiyon kontrol komitesinin teşkili

Tıbbi kabul ve uygulama ölçütleri çerçevesinde enfeksiyonlar; genellikle hastaneye yatışın 48 ila 72. saatinde veya dahili hastalarda taburcu olunduktan sonraki 10 gün içinde, cerrahi müdahale geçirenlerde bir ay içinde ve protez takılan hastalarda ise bir yıl içinde klinik olarak geliştiğinde hastane enfeksiyonu kapsamında değerlendirilmektedir.

Sağlık Kurumlarında Sterilizasyon, Hijyen ve Organizasyon Yükümlülükleri

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin 31. maddesi uyarınca cerrahi aletler, eldivenler, dikiş materyalleri, solüsyonlar ve diğer malzemeler üzerinden enfeksiyon geçişine engel olmak amacıyla güvenli bir sterilizasyon sisteminin uygulanması şarttır. Bu doğrultuda ameliyathanelerde en az ayda bir kez bakteriyolojik yöntemle sterilizasyon denetimi yapılması ve her ameliyat gününün ardından ameliyathanede etkili bir dezenfeksiyon işleminin yerine getirilmesi hukuki bir zorunluluktur.

85319 sayılı YATAKLI TEDAVİ KURUMLARI İŞLETME YÖNETMELİĞİ m. 31Kaynağı aç
Madde 31 – Ameliyathane enfeksiyonlarını önlemek için ilave olarak aşağıdaki tedbirler de alınır. a) Hasta ile enfeksiyon: Ameliyathane enfeksiyonlarının önlenmesi için gerekli tıbbi önlemler alınır. b) Personel ile enfeksiyon: Ameliyata girecek personel yıkama tekniğine uygun olarak temizlenir. Eldivenlerin delik olmamasına, ameliyat gömleklerinin steril olmasına, ter ve sair ile ıslanarak bulaşmamasına dikkat edilir. c) Hava ile enfeksiyon: Fenni olmıyan havalandırma hava enfeksiyonuna sebeb olur. Personelin maske takmasına ve maskenin ıslanmamasına dikkat edilmesi gerekir. Hava enfeksiyonu ençok sokak kıyafeti ile ameliyathaneye girilmesinden olduğu için çok acele hallerde bile ameliyathaneye girişte gömlek giyilmesi gerekir. d) Aletlerle ve diğer malzeme ile enfeksiyon: Aletler, eldivenler, dikiş materyeli, solusyonlar ve diğer malzeme ile enfeksiyon geçmesine mani olmak için çok emin bir sterilizasyon sistemi uygulanır. Enaz ayda bir bakteriyolojik olarak sterilizasyon denetimi yapılır. Her ameliyat gününden sonra ameliyathanede etkili bir dezenfeksiyon yapılır. J – Merkezi Tıbbi Arşiv:

Ameliyata girecek personelin uygun yıkama tekniğiyle temizlenmesi, eldivenlerin delik olmaması, ameliyat gömleklerinin steril bulunması, ter ve benzeri sıvılarla bulaşmanın önlenmesi zorunludur. Hava enfeksiyonunun önlenmesi amacıyla ise fenni olmayan havalandırmanın enfeksiyona sebebiyet verebileceği gözetilerek personelin ıslanmamış maske takması ve çok acele durumlarda dahi ameliyathaneye sokak kıyafeti yerine gömlekle girilmesi gerekir.

Yataklı Tedavi Kurumları Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliği gereğince enfeksiyonların kontrolü, takibi ve sorunların çözümü amacıyla enfeksiyon kontrol hekimi, tıbbi mikrobiyoloji laboratuvarı temsilcisi ve enfeksiyon kontrol hemşirelerinden oluşan enfeksiyon kontrol ekibi ile enfeksiyon kontrol komitesi teşekkül ettirilir. Sağlık kurumlarında temizlik, dezenfeksiyon, sanitasyon, atık yönetimi, yemek dağıtımı ve çamaşır yıkama hizmetlerinin ilgili mevzuata uygun yürütülmesini sağlama ve denetleme sorumluluğu ise hastane müdürüne aittir.

Özel Hastanelerde ve Hekim Sorumluluğunda Vekalet İlişkisi

Hastanenin ve hekimin hastaya karşı sorumluluğunun temeli vekillik sözleşmesine ve bu sözleşmeden doğan özen borcuna dayanır. Vekil; hastanın zarar görmemesi için mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp somut durumun gerektirdiği önlemleri eksiksiz şekilde almak, uygun tedaviyi de gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi tereddüt doğuran durumlarda araştırmaları yaparak koruyucu tedbirlere başvurmak ve hastayı riske sokmayacak en emin tedavi yolunu seçmek vekilin özen borcunun bir parçasıdır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesi, E. 2013/12803, K. 2013/15360Kaynağı aç
(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi         2013/12803 E.  ,  2013/15360 K. "İçtihat Metni" … velayeten 1-…, 2-… vekili avukat … ile 1…vekili avukat …, 2-…, Feri Müdahil:Abdurrahman Bere vekili avukat … aralarındaki dava hakkında Gaziosmanpaşa 2. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 19.7.2011 tarih ve 27-44 sayılı hükmün Dairenin 28.1.2013 tarih ve 2645-1430 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacılar avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu. KARAR Davacı … davalı Lokman Hekim … Hizmetleri ve Ticaret A.Ş.’ne ait … kuruluşunda 20/10/2001 tarihinde sezeryan ile … ve Ece isminde iki çocuk dünyaya getirdiğini, …’nin 22/10/2001 tarihinde,…’nin ise 23/10/2001 tarihinde taburcu edildiğini, …’nin kontrol için aynı hastanenin çocuk doktoruna götürüldüğünde baş çevresinin normalinden 1 cm büyük olduğunun belirlendiğini ve … Tıp Fakültesi’ne yönlendirildiğini, … Tıp fakültesinde yapılan tetkikler sonucunda beyinde çok sayıda apselerin bulunduğunun tespit edildiğini, uzun süreli antibiyotik tedavisi gördüğünü, sağ gözünde apselerden dolayı tahribat meydana geldiğini, sağ gözün görme fonksiyonunun tamamını yitirdiğini, küçük …’nin doğum sonrası küveze konulmaması nedeniyle mikrop aldığını ve bu nedenle rahatsızlandığı, kötü hizmet verildiğini, davacıların kişilik haklarının ağır suretle ihlal edildiğini ileri sürerek küçük … için 75.000,00-TL, anne … için 50.000,00-TL, baba … için 50.000,00-TL, küçük Ece Yıldız için 25.000,00-TL olmak üzere toplam 200.000,00-TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir. Davalılar, davacının talebinin zaman aşımına uğradığını, hastane ya da çalışanlarına yüklenecek bir kusurun bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece, yapılan işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu, davalıların kusurlarının bulunmadığı yönünde görüş bildiren Adli Tıp Kurumu raporları hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiş; davacılar tarafından temyiz edilen hükmün Dairemizce onanması üzerine, bu kez davacılar tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuştur. 1-Dava, davacı …’nın tedavisini üstlenen davalı şirketlere ait hastanenin teşhis ve tedavi sırasındaki kusurları nedeniyle oluşan zararın giderilmesi isteğine ilişkindir. Davanın temeli vekillik sözleşmesi olup, özen borcuna aykırılığa dayandırılmıştır.(BK 386-390) Vekil, vekalet görevine konu işi görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden sorumlu değil ise de, bu sonuca ulaşmak için gösterdiği çabanın, yaptığı iş ve işlemlerin, davranışların özenli olmayışından doğan zararlardan dolayı sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır. Vekil işçi gibi özenle davranma zorunda olup, en hafif kusurundan bile sorumludur (BK 321/1 md). O nedenle doktor ve hastanenin meslek alanı içinde olan bütün kusurları, hafifte olsa sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Vekil, hastanın zarar görememesi için, mesleki tüm şartları yerine getirmek, hastanın durumunu tıbbi açıdan zamanında ve gecikmeksizin saptayıp, somut durumunu gerektirdiği önlemleri eksiksiz bir şekilde almak, uygun tedaviyi de yine gecikmeden belirleyip uygulamak zorundadır. Asgari düzeyde dahi olsa bir tereddüt doğuran durumlarda, bu tereddüdünü ortadan kaldıracak araştırmaları yapmak ve bu arada da koruyucu tedbirleri almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında bir seçim yapılırken, hastanın ve hastalığın özellikleri göz önünde tutulmak, onu risk altına sokacak tutum ve davranışlardan kaçınmak ve en emin yol seçilmek gerekir. Gerçekten de müvekkil (hasta) mesleki bir iş gören vekilden, tedavinin bütün aşamalarında titiz bir ihtimam ve dikkat beklemek hakkına sahiptir. Gereken özen görevini göstermeyen vekil, BK 394/1 maddesin hükmü uyarınca, vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır. Somut olayda, davacı …’nın davalıya ait hastanede 20.10.2001 tarihinde sezeryanla ikiz bebek dünyaya getirdiği, davacı ve bebeklerin taburcu işlemlerinden sonra 37 günlük olan bebek …’nin aynı hastaneye getirilerek muayene edildiği ve çoklu beyin apsesi teşhisi ile … Tıp Fakültesi’ne sevk edildiği ve bebeğin sağ gözünde tam görme kaybının tespit edildiği hususları tartışmasızdır. Davacılar, bebek …’nin hastanede doğum sırasında ve küveze konulmaması nedeniyle enfekte edildiğini ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Mahkemece, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu’nun 24.09 2008 tarihli raporu ve itiraz üzerine alınan Adli Tıp Genel Kurulu’nun 08.04.2010 tarihli bilirkişi raporları esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu raporunda, "20/10/2001 tarihinde sezeryanla dünyaya gelen ve 32 günlükken multiple intrakranial apseler geliştiği bildirilen … Yıldız adına düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerin incelenmesinde 36. haftada seksio ile doğan ve doğum sonrasında sorunsuz olduğu gözlenen, doğumdan sonra üçüncü günde muayenesinin normal ve fontanelinin doğal olduğu saptanan ve annesi ile beraber taburcu edilen bebeğin 37 gün sonra 2 günlük ateşle getirildiği, görüntülemelerle çoklu beyin apsesi saptanarak tedavisi planlanan hastanın bu sırada globulin düzeylerinin de çok düşük olduğu belirlendiği ve beyin başvurusu sonrasında tedavinin uygun bir şekilde yapıldığının anlaşıldığı, beyindeki apselerin başvurudan kaç gün önce oluşmaya başladığını belirlemenin güç olduğu, ailenin ifadesinden sadece son iki gündür 34,5-38,2 derece ateşi olduğunun anlaşıldığı, seksio ile 36. haftada doğan ve (geçici ?) agamagloblunemisi olan bebekte klinik olarak ailenin fark edip hekime başvurmasını sağlayacak belirti bulguların (şiddetli kusma- emmeme- yüksek ateş- konvulziyon gibi) ön planda olmadığının anlaşıldığı, hastanın başvurusunu takiben tedavisi ve izlemin etkin bir şekilde sağlandığı, sağ gözde tam görme kaybı olduğu, sağ gözdeki tam görme kaybının geçirdiği beyin iltihabı sonucu olabileceği gibi sağ gözün muayene bulguları dikkate alındığında bünyesel de olabileceği, aralarında ayırım yapılamayacağı ve … Yıldız'a yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu" belirtilmiştir. Adli Tıp Genel Kurulu raporunda ise 3.İhtisas Kurulu raporundaki ifadeler tekrar edilerek ; "…. Hastanın başvurusunu takiben tedavisi ve izlemin etkin bir şekilde sağlandığı, üçüncü adli tıp ihtisas kurulunda yapılan göz muayenesinde kornea çapının solda 1 mm, sağda 9,5 mm ölçülmesi ve tek gözde pataloji olmasının gelişimsel bir kusurun göstergesi olduğu, Lokman Hekim … Hizmetleri Tic A.Ş.'de uygulanan tıbbi işlemlerle illiyetinin bulunmadığı, … Yıldız'a yapılan uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğu” oy birliği ile mütalaa edilmiştir. Açıklanan raporlarda, davacı bebek …’de gelişen beyin apselerinin nedenleri, annenin sezeryan ameliyatı ile ya da bebeğin küveze konulmaması ile bir ilgisinin bulunup bulunmadığı, tespit edilen bakterinin hastane enfeksiyonu olup olmadığı, bulaşma yolları bir başka ifade ile beyin apselerinin oluşumunda davalılara yüklenecek bir kusurun bulunup bulunmadığı hususları ayrıntılı ve gerekçeli açıklanmamıştır. Bu bağlamda salt yapılan işlemlerin ne olduğunu belirtmek yeterli kabul edilemez. Kaldı ki, bilirkişi raporu tarafların itirazlarını da mutlaka karşılamalı ve aydınlatıcı olmalıdır. Hakimin de bilirkişinin somut olayda görüşünün dosya kapsamına uygun olup olmadığını denetlemesi gerekir (TMK.nun md. 4, HUMK.nun md. 240).Dairemizin kararlılık kazanmış uygulamaları ve içtihatları da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle Adli Tıp Kurumu raporları yetersiz olup, hükme dayanak yapılamaz. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, Üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek, konularında uzman bilirkişilerden oluşmuş bir kurul aracılığı ile, davalıların hukuki konum ve sorumlulukları, dosyada mevcut delillerle birlikte bir bütün olarak değerlendirilip, yapılması gerekenle yapılan müdahale ve işlemlerin ne olduğu, tıbbın gerek ve kurallarına göre olayda davalılara kusur izafe edilip edilmeyeceğini gösteren, nedenlerini açıklayıcı, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınmak ve böylece hasıl olacak sonuca uygun karar vermektir. Mahkemece değinilen bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir. Ne var ki, mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken zühulen onandığı yeniden yapılan inceleme sonucunda anlaşıldığından Dairemizin 28.01.2013 gün ve 2012/2645 Esas, 2013/1430 Karar sayılı onama kararı kaldırılmalı, mahkeme kararı bozulmalıdır. 2-Bozma nedenine göre davacıların sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 28.01.2013 gün ve 2012/2645 Esas, 2013/1430 Karar sayılı onama ilamının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda birinci bentte açıklanan gerekçe ile BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle davacıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan 68.85 TL temyiz harcın istek halinde iadesine, 6.6.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/12803 Esas ve 2013/15360 Karar sayılı ilamı doğrultusunda vekil, yöneldiği sonucun mutlak surette elde edilememesinden sorumlu tutulamaz; ancak bu sonuca ulaşmak amacıyla sergilediği çaba ve yürüttüğü iş ve işlemlerin özenli olmamasından ileri gelen zararları tazminle yükümlüdür. Gerekli özen ve dikkati göstermeyen taraf, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 394. maddesinin 1. fıkrası uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılır.

Kamu Hastanelerinde Hizmet Kusuru ve Kusursuz Sorumluluk İlkeleri

Anayasa'nın 125. maddesi uyarınca idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açık olup idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararları ödemekle yükümlüdür. İdarenin ifa ettiği kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişinde meydana gelen nesnel aksaklık, bozukluk veya boşluk hizmet kusurunu oluşturur; hizmetin kötü, geç ya da hiç işlememesi hallerinde idarenin hukuki tazmin sorumluluğu doğar.

Danıştay 15. Daire, E. 2018/1958, K. 2018/8232Kaynağı aç
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2018/1958 E.  ,  2018/8232 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2018/1958 Karar No : 2018/8232 Temyiz Eden (Davacı) : Vekili : Karşı Taraf (Davalı) : Vekilleri : İstemin Özeti : …. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : Düşüncesi :Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce, tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü: Dava; davacının sağ böbreğinde bulunan taş nedeniyle ağrı şikayetiyle başvurduğu … Hastanesi'inde yapılan tedavileri sırasında hastane mikrobu kaptığı, enfeksiyonun giderilememesi sonucu böbreğinin alındığı, davalı idarenin hizmet kusuru sonucu tek böbrekle yaşamak zorunda kaldığı ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararlara karşılık 380.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın böbreğinin alındığı 24.07.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. …. İdare Mahkemesince; olayla ilgili Adli Tıp Genel Kurulu raporundan, üreter darlığı ve üreter taşlarının idrar yolunda tıkanıklığa bağlı hidronefroza neden olabileceği, bu tıkanıklığın cerrahi olarak düzeltilmesinin böbreğin sağlığı için önemli olduğu, ancak yapılan bütün cerrahi işlemlerden sonra bir komplikasyon olarak enfeksiyon gelişebileceği, olayda da kişide üreter darlığı ameliyatı sonrası sağ böbrekte enfeksiyon geliştiği, davacıya yapılan takip ve tedavilerin tıp kurallarına uygun olduğu, davacının böbreğinin alınmasının nedeninin hastane koşullarından dolayı ya da hastane enfeksiyonu nedeniyle değil, üreter darlığı ameliyatı neticesinde oluşan komplikasyon olduğu, enfeksiyon tedavisinin planlanan süreden kısa sürede bitirilmesinin de hastalığın klinik seyrine olumsuz etki etmediği anlaşıldığından, sağlık çalışanlarının eylemlerinin tıp kurallarına uygun olduğu, idareye atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı, başka bir ifadeyle idari eylemle oluşan zarar arasında illiyet bulunmadığı sonucuna varıldığı, öte yandan, Üroloji Kliniği Şef Muavini hakkında 26.06.2007 tarih ve 6832 sayılı işlemle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125.maddesinin A/f maddesi uyarınca "uyarı" disiplin cezası verilmiş ise de; disiplin cezasının, davacının görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak fiili nedeniyle verildiği dikkate alındığında, soruşturma konusu olup disiplin cezasına dayanak olan, enfeksiyon tedavisinin 14 gün planlandığı halde 12 günde bitirilmesi hususunun, Adi Tıp Genel Kurulunca da belirtildiği üzere hastanın klinik seyrine etki etmediği anlaşıldığından, mevcut disiplin cezasının tazminat istemi hakkında bir etkisinin olmadığı sonucuna ulaşıldığı, davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin karşılanmasına olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. İdarenin yürütmekle yükümlü olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karakteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır. Diğer taraftan, idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır. İdare hukukunun ilkeleri ve Danıştayın yerleşik içtihatlarına göre, zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı hallerde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için, zararın, idarenin açık hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem ve eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Dava dosyasındaki belgelerin incelenmesinden; sağ yan ağrısı şikayetiyle … Hastanesi'ne başvuran davacının yapılan tetkiklerin ardından "sağ böbrek ve sağ üreter alt ucunda taş" ön tanısıyla 22.02.2006 tarihinde hastaneye yatışının sağlandığı, 23.02.2006 tarihinde "sağ nefrolitotomi + sağ üreteroliotomi" ameliyatı yapıldığı, 02.03.2006 tarihinde 3 ay sonrası için kontrol verilerek taburcu edildiği, davacının 13.05.2006 tarihinde yapılan kontrolünde, "sağ hidronefroz" halinde olduğunun tespit edildiği, ileri tetkik ve tedavi amacıyla tekrar yatışının sağlandığı, 15.05.2006 tarihinde 'sistoskopi + sağ üreterorenoskopi + üretere balon dilatasyonu" işlemi yapıldığı, bu işlem sırasında üreterdeki darlığın tamamen giderilememesi nedeniyle 17.05.2006 tarihinde "sağ üreteroereterostomi + üreterolizis" ameliyatı yapıldığı, 26.05.2006 tarihinde 10 gün sonrası için kontrol önerilerek taburcu edildiği, 06.06.2006 tarihinde hastaneye ateş şikayetiyle müracaat eden davacının “üriner enfeksiyon” ön tanısıyla tedavi altına alındığı, enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından muayenesi neticesinde, "idrar kültürü alınması, seftriakson 2×1 gr İ.V.” başlanmasının önerildiği, perkütan nefrostomi kateterinden alınan idrar kültüründe 08.06.2006 tarihinde pseudomonas aeruginosa mikrobu ürediğinin görüldüğü, antibiyotik tedavisinin kültür sonucuna göre tekrar düzenlendiği, 13.06.2006 tarihinde üreter kateterinin çıkarılarak DJ kateteri takılması operasyonu yapıldığı, 15.06.2006 tarihinde taburculuk işlemlerinin yapıldığı ancak, enfeksiyon hastalıkları uzmanının önerisiyle tekrar yatışının yapılarak antibiyotik tedavisinin 10 güne tamamlandığı ve 19.06.2006 tarihinde, 10.07.2006 tarihinde DJ kateterini aldırmak üzere taburcu edildiği, 29.06.2006 tarihinde, tekrar eden idrar yolu enfeksiyonu nedeniyle yatışı yapılan davacıdan alınan idrar kültürünün 03.07.2006 tarihli sonucunda yine pseudomonas aerugina mikrobu ürediğinin görüldüğü, 06.07.2006 tarihli enfeksiyon hastalıkları uzmanının konsültasyon kağıdında "…İmipenem 3×500 mg. İ.V. başlandı, tedavisinin 7. günü, ikinci günden itibaren ateşleri düştü, tedavisinin 14 güne tamamlanması" şeklinde not yazıldığı, 10.07.2006 tarihinde hastada mevcut olan DJ kateterin çıkarılarak antibiyotik tedavisinin 12. gününde 11.07.2006 tarihinde taburcu edildiği, 17.07.2006 tarihinde yüksek ateş şikayetiyle gelen hastanın yatışının yapıldığı, alınan idrar kültürünün 18.07.2006 tarihli sonucunda da pseudomonas aerugina mikrobu ürediğinin görüldüğü, antibiyotik tedavisi verildiği, 24.07.2006 tarihinde "sağ hidronefrotik böbrek" ön tanısıyla ameliyata alınarak sağ böbreğinin alındığı, 31.07.2006 tarihinde taburcu edildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından olaya ilişkin olarak Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'ndan alınan 22.02.2013 tarihli raporda; "üreter darlığı ve üreter taşlarının idrar yolunda tıkanıklığa bağlı hidronefroza neden olabileği, bu tıkanıklığın cerrahi olarak düzeltilmesinin böbreğin sağlığı için önemli olduğu, ancak yapılan bütün cerrahi işlemlerden sonra enfeksiyonun bir komplikasyon olarak gelişebileceği, kişide üreter darlığı ameliyatı sonrasında sağ böbrekte enfeksiyon geliştiği, öncelikle medikal tedavi ile tedavi edilmeye çalışıldığı, medikal tedaviye cevap vermeyince cerrahi olarak sağ böbreğin çıkarılmak zorunda kalındığı, kişiye konulan tanı, yapılan ameliyatlar ve oluşan komplikasyonun yönetiminin tıp kurallarına uygun olduğu, kişinin tedavisinde yer alan hastane ve hekimlere kusur atfedilmediği" yönünde görüş verilmiş, Mahkemece Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21.10.2014 tarih ve E:2013/13496, K:2014/7335 sayılı kararı ile; İdare Mahkemesince, enfeksiyon hastalıkları ve nefroloji uzmanının katılımının da sağlandığı Adli Tıp Genel Kurulu nezdinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, hastada meydana gelen enfeksiyona sebep olan durumun tam olarak tespit edilmesi, aynı zaman diliminde hastane mikrobu kapan olup olmadığı, ameliyatlarda gerekli sterilizasyon şartlarının yerine getirilip getirilmediği, enfeksiyonun hastane mikrobu kaynaklı oluşup oluşmadığı, bu hususta idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı, davacıya bulaşan mikrobun, hastalığın olumsuz yönde seyrine etkisi ile hastanın böbreğinin alınmasına sebep olup olmadığı, hastanın enfeksiyon tedavisinin 14 gün planlandığı halde 12 günde bitirildiği anlaşıldığından bu durumun hastanın klinik seyrine olumsuz etki edip etmediği, nihayetinde olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen kararda hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkeme tarafından bozma kararına uyularak, 11.03.2016 tarihli ara kararı ile, bozma kararında incelenmesi gerektiği belirtilen hususlardan söz edilerek olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda Adli Tıp Genel Kurulu'ndan görüş istenilmiştir. Adli Tıp Genel Kurulu'nun nefroloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı katılımıyla düzenlenen 10.11.2016 tarihli raporunda; Adli Tıp 2. İhtisas Kurulu'nun 22.02.2013 tarihli raporunda yer alan "üreter darlığı ve üreter taşlarının idrar yolunda tıkanıklığa bağlı hidronefroza neden olabileği, bu tıkanıklığın cerrahi olarak düzeltilmesinin böbreğin sağlığı için önemli olduğu, ancak yapılan bütün cerrahi işlemlerden sonra enfeksiyonun bir komplikasyon olarak gelişebileceği, kişide üreter darlığı ameliyatı sonrasında sağ böbrekte enfeksiyon geliştiği, öncelikle medikal tedavi ile tedavi edilmeye çalışıldığı, medikal tedaviye cevap vermeyince cerrahi olarak sağ böbreğin çıkarılmak zorunda kalındığı, kişiye konulan tanı, yapılan ameliyatlar ve oluşan komplikasyonun yönetiminin tıp kurallarına uygun olduğu" şeklindeki aynı ifadelere yer verilerek ek bir açıklama yapılmadan kişinin tedavisinde yer alan hastane ve hekimlere tıbben kusur atfedilmediği belirtilmiştir. Mahkemece 28.04.2017 tarihli Ara Kararı ile Adli Tıp Genel Kurulu'ndan; ameliyatlarda gerekli sterilizasyon şartlarının yerine getirilip getirilmediği, davacıya bulaşan mikrobun, hastalığın olumsuz yönde seyrine etkisi ile hastanın böbreğinin alınmasına sebep olup olmadığı, hastanın enfeksiyon tedavisinin 14 gün planlandığı halde 12 günde bitirildiği anlaşıldığından bu durumun hastanın klinik seyrine olumsuz etki edip etmediği hususları hakkında raporda bir değerlendirme yapılıp yapılmadığının tam olarak anlaşılamadığı belirtilerek, değerlendirme yapılmamış ise değerlendirme yapılarak rapor hazırlanması istenilmiş, bunun üzerine Adli Tıp Genel Kurulu'nca düzenlenen 27.07.2017 tarihli raporda sonuç olarak; "sorulduğu üzere enfeksiyon tedavisinin 14 gün planlandığı halde 12 günde bitirildiği hususu, 10.11.2016 tarih, 1710 sayılı Genel Kurul kararında değerlendirilmiş olduğundan bu karara eklenecek herhangi bir husus olmadığı" belirtilmiş, diğer sorulan hususlar hakkında da bir açıklamaya yer verilmemiştir. Adi Tıp Genel Kurulu'nun 10.11.2016 tarihli raporunda, Mahkemenin 11.03.2016 tarihli Ara Kararında açıkça ifade edilmesine rağmen tedavinin 14 gün planlandığı halde 12 günde bitirilmiş olmasının hastalığın seyrinde olumsuz etkisi olup olmadığıyla ilgili açık bir değerlendirme yapılmadan raporda komplikasyon olarak nitelendirilen enfeksiyona yönelik tüm tedavi sürecini kapsayacak şekilde soyut bir ifadeyle "oluşan komplikasyon yönetiminin tıp kurallarına uygun olduğu" yönünde görüş verilmiş olup, söz konusu rapordan 14 gün olarak önerilen tedavinin 12. günde bitirilmiş olmasının da tıp kurallarına uygun olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Diğer yandan Mahkemenin 11.12.2015 tarihli ara kararına cevaben davalı idare tarafından dosyaya sunulan belgelerden ise davacının takip ve tedavisini yürüten doktor hakkında, enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından önerilen zaman dilimi konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olduğu gerekçesiyle "uyarma" cezası verildiği anlaşılmaktadır. Olayda; davacının 08.06.2006, 03.07.2006, 18.07.2006 tarihli idrar kültürlerinde ortaya çıkan pseudomonas aerugina mikrobunun üreme sebebi, mikrop üremesinin hastane kaynaklı olup olmadığı, davacının bu mikrobu kapmasında idarenin hizmet kusuru olup olmadığı, gelişen enfeksiyonun böbreğinin alınmasına sebep olup olmadığı, enfeksiyona yönelik takip ve tedavinin yeterli olup olmadığı; idrar yolu enfeksiyonu tanısıyla enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından takip edilen hastanın 19.06.2006 ve 11.07.2006 tarihlerinde taburcu edilirken ilgili uzmandan konsültasyon istenmesinin, kontrol kültürü alınmasının gerekip gerekmediği, davacı için taburculuk işlemlerinden önce gerekenlerin yapılıp yapılmadığı, davacının 11.07.2006 tarihinde antibiyotik tedavisinin 12. gününde taburcu edildikten sonra 17.07.2006 tarihinde idrar yolu enfeksiyonundan kaynaklı yüksek ateş şikayetiyle hastaneye yatırılmış olduğu ve davacının takip ve tedavisini yürüten doktor hakkında, enfeksiyon hastalıkları uzmanı tarafından önerilen zaman dilimi konusunda gerekli hassasiyetin gösterilmemiş olduğu gerekçesiyle "uyarma" cezası verildiği de gözetildiğinde 12 gün antibiyotik tedavisinin yeterli olup olmadığı, enfeksiyonun takip ve tedavisinde eksiklik varsa bu eksiklik ya da eksikliklerin davacının böbreğinin alınmasında etkisinin olup olmadığı hususlarının açıklığa kavuşturulması gerekir. Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliğinin, ameliyathanelerde enfeksiyonları önlemek için alınması gereken tedbirlere yönelik 31. maddesinde, aletler, eldivenler, dikiş materyeli, solusyonlar ve diğer malzeme ile enfeksiyon geçmesine engel olmak için çok emin bir sterilizasyon sisteminin uygulanması, en az ayda bir bakteriyolojik olarak sterilizasyon denetimi yapılması, her ameliyat gününden sonra ameliyathanede etkili bir dezenfeksiyon yapılması gerektiği düzenlemiştir. Davalı idareden; davacının üreter darlığına yönelik geçirmiş olduğu operasyonların yapıldığı tarihlerde ameliyathanede Yönetmelik hükmüne uygun hareket edilip edilmediği, davacı ile aynı tarihlerde operasyon geçiren başka hastalarda aynı mikrop üremesi görülüp görülmediği, davacının hastanede yattığı dönemlerde aynı klinikte aynı mikrobun görüldüğü başka hasta olup olmadığı hususlarında bilgi, belgelerin ve davacının hastanede yattığı dönemlerle ilgili Hastane Enfeksiyon Komitesi raporlarının, davacıya ait tüm idrar kültürü sonuçları ve enfeksiyon hastalıkları konsültasyon kayıtlarının temin edilerek dosyadaki tüm belgeler gönderilmek suretiyle bir üniversite hastanesi ilgili ana bilim dalı başkanlıklarında görevli öğretim üyelerinden oluşacak bilirkişi heyetinden, yukarıda belirtilen hususların açık, anlaşılır şekilde cevaplandığı rapor alınarak olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığı belirlenmelidir. Bu durumda uyuşmazlığın çözümü için yeterli olmayan bilirkişi raporuna dayalı olarak eksik inceleme sonucu verilen İdare Mahkemesi kararında hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile …. İdare Mahkemesi'nin … tarih ve E:…; K:… sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 13/12/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 15. Dairesinin 2018/1958 Esas ve 2018/8232 Karar sayılı ilamına göre, sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk barındıran kamu hizmetlerinde idarenin tazmin yükümlülüğü kural olarak zararın açık bir hizmet kusuru neticesinde gelişmiş olmasına bağlanır. Hizmet kusurunun bulunmadığı hallerde ise zararın niteliğine göre idare hukuku çerçevesinde kusursuz sorumluluk esaslarının somut olaya uygulanıp uygulanamayacağı ayrıca değerlendirilmelidir.

Danıştay 15. Dairesinin 2017/283 Esas ve 2017/7699 Karar sayılı onama ilamına konu uyuşmazlıkta; bilirkişi raporlarında enfeksiyonun tüm önlemlere rağmen gelişebileceği belirtilmesine karşın, hastanede hijyen şartları açısından gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi hali ilk derece mahkemesince komplikasyon olarak değil hizmet kusuru sayılarak tazminat sorumluluğu doğurmuş ve anılan hüküm Danıştay tarafından onanmıştır.

Danıştay Danıştay 15. Daire Başkanlığı, E. 2017/283, K. 2017/7699Kaynağı aç
Danıştay 15. Daire Başkanlığı         2017/283 E.  ,  2017/7699 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2017/283 Karar No : 2017/7699 Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davacılar) : Vekilleri : Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : Vekili : Müdahil (Davalı Yanında) : Vekili : İstemin Özeti :Davacıların yakını …… … Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde gördüğü tedavi sırasında hastane mikrobu alması neticesinde hayatını kaybetmesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen …-TL maddi, …-TL manevi zararın (eş için …-TL maddi, …-TL manevi, diğer davacıların her biri için …-TL manevi olmak üzere) ölüm olayının meydana geldiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda,… İdare Mahkemesi'nce; Dairemizin 08/10/2015 tarih ve E:2015/6119, K:2015/5733 sayılı bozma kararına uyularak, Adli Tıp Kurumu …İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 03.08.2011 tarih ve …. karar sayılı bilirkişi raporunda; "…..hastane enfeksiyonunun tüm önlemlere rağmen en gelişmiş ülkelerde bile görülebildiği ve yüksek ölüm riski bulunduğu, damar patolojisine yönelik uygulanan ameliyatlar ve tedaviye rağmen kendinde mevcut damar patolojisine bağlı tekrar tekrar tromboembolinin oluşması,……bu tür vakalarda hastane enfeksiyonu oluşmasını kolaylaştıracağı, hastane enfeksiyonunun saptanması üzerine buna yönelik gerekli tedavilerin yapılmış olduğu, davalı idareye atfı kabil kusur bulunmadığı" görüş ve kanaatinin bildirildiği, Mahkemece yapılan ara kararı ile; ölüm olayına yol açan hastane mikrobunun üreme nedeni, hastaya hangi yolla ve hangi ortamda bulaştığı (ameliyathane veya yoğun bakım ortamı dışında bulaşma ihtimali var ise olayda buna dair bir bulgunun tespit edilip edilmediği) ile hastalığın tanı ve teşhisinde herhangi bir gecikme yaşanıp yaşanmadığı hususlarında değerlendirme yapılması amacıyla ek rapor istenilmesine karar verilmesi üzerine düzenlenen, Adli Tıp Kurumu ..İhtisas Kurulunun 13.06.2012 tarih ve 2312 karar sayılı ek bilirkişi raporunda; "……Enfeksiyon Kontrol Komitesinin periyodik olarak yaptığı incelemelerde hastanın ameliyat olduğu günlerde yoğun bakım ve ameliyathaneden alınan ortam kültürlerinde MRSA üremesine rastlanmadığı, hastanın eşinin enfeksiyondan korunma konusunda eğitildiği, yara yeri kültüründe MRSA üremesi saptanmasının hemen ardından intaniye kliniğinde izolasyonu sağlanarak medikal tedavisine başlandığı, hastanın öyküsünün mevcut hastalıkları dikkate alındığında hastane enfeksiyonu oluşmasını kolaylaştıracağı, hastanede yattığı süre içinde bu enfeksiyona maruz kalınabileceği, en gelişmiş ülkelerde bile tüm önlemlere rağmen bu enfeksiyonun görülebildiği, tanının konulmasıyla birlikte gerekli tedavinin hastaya zamanında yapıldığı, dolayısıyla hastane personeli ve hekimlere atfı kabil kusurun bulunmadığı" yönünde görüş belirtilmiş ise de yukarıda açıklamasına yer verilen "tıbbi uygulama hatası-komplikasyon" ayrımına ilişkin açıklamalar dikkate alındığında; oluşan durumun, hizmet kusuru kavramının niteliği dikkate alındığında komplikasyondan öte, davalı idareye ait hastanede hijyen şartları açısından gerekli dikkat ve özenin gösterilmediği gerekçesiyle davalı idarenin kusuru bulunduğu, dava dosyasına ibraz edilen bilgi ve belgelerden ispatlanan maddi zarar miktarı olan … TL'lik kısmının kabulü ile hizmet kusuru nedeniyle davacıların murisinin vefatı sonucu davacıların duyduğu elem ve ızdırap için davacılara … TL (eş için …-TL, diğer davacıların her biri için …-TL) manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, maddi ve manevi tazminat istemlerinin fazlaya ilişkin kısımlarının reddi yolunda verilen kararın, taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının hukuka uygun olmadığı ileri sürülerek temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmaların Özeti :Davalı idarece mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davacılar tarafından savunma verilmemiştir. Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce, dosyanın tekemmül ettiği anlaşılmakla davalının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip, dosyadaki belgeler incelenerek gereği görüşüldü: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Kararın Bozulması" başlıklı 49. maddesinin 2. fıkrasında; temyiz incelemesi sonucu Danıştayın; a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen kararı bozacağı kuralına yer verilmiştir. Dosyadaki belgeler ile temyiz dilekçelerindeki iddiaların incelenmesinden, temyiz istemlerine konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, kararın bozulmasını gerektirecek yasal bir sebebin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle; temyiz istemlerinin reddine,… İdare Mahkemesi'nin … tarih ve … sayılı kararının ONANMASINA, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 18.06.2014 gün ve 6545 sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/12/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Tazminat Davasında Talep Edilebilecek Zararlar

Hastane enfeksiyonu sebebiyle sakatlık gerçekleşmesi durumunda, sakatlık cetveline göre hazırlanacak rapora istinaden tazminat davası açılabilir. Enfeksiyonun ölümle neticelenmesi halinde ise vefat eden kişinin geride kalan yakınları maddi ve manevi tazminat talebinde bulunma hakkına sahiptir.

Yargılama Usulü, İspat ve Uzman Bilirkişi İncelemesi

Danıştay 15. Dairesinin 2018/1958 Esas ve 2018/8232 Karar sayılı bozma kararında belirtildiği üzere; hastane enfeksiyonu iddiasına dayalı davada, operasyon tarihlerinde ameliyathanede yönetmelik hükümlerine uygun hareket edilip edilmediği, aynı tarihlerde yatan veya ameliyat olan başka hastalarda aynı mikrobun görülüp görülmediği, enfeksiyon komitesi raporları, idrar kültürü ve konsültasyon kayıtları celp edilerek üniversite hastanesinin ilgili ana bilim dalı öğretim üyelerinden oluşan heyetten rapor aldırılmalı ve hizmet kusuru bu incelemeyle saptanmalıdır.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2017/6190 Esas ve 2020/1860 Karar sayılı ilamına göre, tarafların ileri sürdüğü itirazları yanıtlayacak biçimde bünyesinde özellikle iç hastalıkları ve enfeksiyon uzmanlarının yer aldığı üniversite tıp fakültesi öğretim görevlilerinden oluşan üç kişilik bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması gerekmektedir.

Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 2013/12803 Esas ve 2013/15360 Karar sayılı ilamına göre; Adli Tıp Kurumu raporlarının tespit edilen bakterinin hastane enfeksiyonu olup olmadığını, bulaşma yollarını ve ilgililere kusur yüklenip yüklenemeyeceğini gerekçeli biçimde açıklamaması ve itirazları karşılamaması halinde bu raporlar karara esas alınamaz. Hâkim bilirkişi görüşünün dosyaya uygunluğunu denetlemekle mükellef olup 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca takdir yetkisi tanınan veya durumun gereklerini göz önünde tutmayı emreden hallerde hukuka ve hakkaniyete göre hareket eder; bu çerçevede üniversitelerin ilgili ana bilim dallarından seçilecek uzman kuruldan denetime elverişli yeni bir rapor alınmalıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 4Kaynağı aç
Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. C. Genel nitelikli hükümler

İdari Yargıda Temyiz İncelemesi ve Karar Düzeltme Yolu

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 2. fıkrası gereğince Danıştay temyiz incelemesi sonucunda; görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, hukuka aykırı karar verilmesi veya usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması sebeplerinden dolayı incelenen mahkeme kararını bozar.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası kapsamında karar düzeltme yolu açık bulunan kararlarda, kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme başvurusunda bulunulabilmektedir.

Hastane enfeksiyonu tıbben hangi zaman diliminde geliştiğinde hastane kaynaklı kabul edilir?

Tıbbi kriterlere göre genellikle hastaneye yatışın 48 ila 72. saatinde ya da taburcu olunduktan sonra dahili hastalarda 10 gün, ameliyat geçirenlerde bir ay ve protez takılan hastalarda bir yıl içinde ortaya çıkan enfeksiyonlar hastane enfeksiyonu kapsamında değerlendirilmektedir.

Hastane ortamında kapılan enfeksiyon her durumda komplikasyon sayılır mı?

Tıbbi değerlendirmelerde enfeksiyonun tüm önlemlere karşın gelişebileceği ifade edilse dahi, hastanede hijyen şartları açısından gerekli dikkat ve özenin gösterilmemesi hali komplikasyon olarak değil, idarenin hizmet kusuru olarak kabul edilebilmektedir.

Adli Tıp Kurumu raporunun itirazları karşılamaması halinde mahkemece nasıl hareket edilir?

Bakterinin hastane kaynaklı olup olmadığını, bulaşma mekanizmasını ve sağlık personeline kusur yüklenip yüklenemeyeceğini gerekçeli açıklamayan Adli Tıp raporları hükme dayanak yapılamaz; üniversitelerin tıp fakültelerindeki ilgili ana bilim dallarında görevli uzman heyetten denetime elverişli yeni bir kurul raporu alınması zorunludur.

Hastane enfeksiyonu sonucu ölüm gerçekleştiğinde tazminat davasını kimler açabilir?

Hastane enfeksiyonu sebebiyle hastanın hayatını kaybetmesi durumunda geride kalan yakınları maddi ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu