Bir şirketle ortağı veya yöneticisi arasında düzenlenen senet, görünürde sıradan bir kambiyo belgesidir; ancak şirket hukukunun getirdiği borçlanma sınırları göz ardı edildiğinde hem senedin geçerliliği hem de tarafların hukuki sorumluluğu ciddi biçimde tehlikeye girer. Türk Ticaret Kanunu, pay sahiplerinin ve belirli yöneticilerin şirkete borçlanmasını katı koşullara bağlamış; bu koşullara aykırılığı adli para cezasıyla yaptırıma bağlamıştır. Senedin üzerine düşülen kayıtlar ise belgenin kambiyo vasfını ve takip yolunu doğrudan etkiler.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 358Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 395Kaynağı aç
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 562Kaynağı aç
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/269, K. 2020/591Kaynağı aç
Pay sahibinin şirkete borçlanma koşulları
Türk Ticaret Kanunu'nun 358. maddesi, pay sahibinin anonim şirkete borçlanabilmesini iki ayrı koşula bağlar: pay sahibi, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borçlarını ifa etmedikçe şirkete borçlanamaz; ayrıca şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça da bu borçlanma gerçekleşemez. Madde metni bu iki koşulu 'ifa etmedikçe … olmadıkça' bağlaçlarıyla art arda dizmektedir; her iki durumda da borçlanma yasağının işlediği anlaşılmaktadır. Koşulların birbirinden bağımsız mı yoksa birlikte mi arandığı, hükmün dil yapısından kesinleştirilemez; bu noktada hukuki değerlendirme gerektiren bir belirsizlik mevcuttur.
Yönetim kurulu üyesinin şirketle işlem yapması
Türk Ticaret Kanunu'nun 395. maddesinin birinci fıkrasına göre yönetim kurulu üyesi, genel kuruldan izin almadan şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz. İzin alınmadan gerçekleştirilen işlemde şirket, işlemin batıl olduğunu ileri sürebilir; ancak işlemin diğer tarafı bu iddiayı kullanamaz. Hüküm, geçersizliği ileri sürme yetkisini yalnızca şirkete tanır.
Yönetim kurulu üyesi, menfaat uyuşmazlığını yönetim kurulunun bilip bilmediğinden bağımsız olarak açıklamak ve müzakere yasağına uymak zorundadır. Bu yükümlülük, TTK'nın 393. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmiştir.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 393Kaynağı aç
Nakit borçlanma ve teminat yasağı: Kimler kapsama girer?
Türk Ticaret Kanunu'nun 395. maddesinin ikinci fıkrası, pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyelerini ve yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan ile 393. maddede sayılan yakınlarını şirkete nakit borçlanmaktan men eder. TTK m. 393'ün birinci fıkrası bu kapsamda 'yakın' olarak yönetim kurulu üyesinin alt ve üst soyundan birini ya da eşini yahut üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarından birini saymaktadır. Yasak, fıkrada belirlenen kişi çevresiyle ve sayılan yükümlülüklerle sınırlıdır.
Aynı fıkra uyarınca bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez; sorumluluk yüklenemez ve şirket bu kişilerin borçlarını devralamaz. TTK m. 395'in dördüncü fıkrası, Bankacılık Kanunu'nun özel hükümlerini saklı tutmaktadır; dolayısıyla banka niteliğindeki kuruluşlar bakımından farklı kurallar geçerli olabilir. Bankacılık Kanunu'nun hangi hükümlerinin saklı tutulduğu bu çerçevede belirlenmemiş olduğundan yasağın bu kuruluşlara tam yansıması ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu fıkraya aykırılık hâlinde şirket alacaklıları, şirkete borçlanılan tutar için fıkrada belirtilen kişileri doğrudan takip edebilir. Şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları bakımından da aynı doğrudan takip imkânı mevcuttur. Bu takip hakkı, fıkranın kapsadığı kişilerle ve orada gösterilen tutarlarla sınırlı olup her ortak ya da her şirket içi borç için kendiliğinden işleyen genel bir kural değildir.
Yasağın önemli bir istisnası, TTK m. 395'in üçüncü fıkrasında düzenlenmiştir: 202. madde hükmü saklı kalmak koşuluyla şirketler topluluğuna dahil şirketler birbirlerine kefil olabilir ve garanti verebilir. 202. maddenin içeriği bu kapsamda ayrıca değerlendirilmesi gereken bir husustur.
Limited şirkete uygulanan kurallar
Türk Ticaret Kanunu'nun 644. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 358. maddedeki şirkete karşı borçlanma yasağını limited şirketlere de uygular. Aynı bent, müdürlerin yakınlarının şirkete borçlanmasına ilişkin olarak 395. maddenin ikinci fıkrasının birinci ve ikinci cümlelerini de limited şirketler bakımından geçerli kılar. Bu atıf, ikinci fıkranın yalnızca birinci ve ikinci cümlelerini kapsar; üçüncü cümledeki doğrudan takip hükmü bu bentte ayrıca sayılmamaktadır. Sayılmamasının hukuki sonucu — yani takip cümlesinin limited şirkete uygulanıp uygulanmayacağı — mevcut metin kapsamında kesinleştirilemez.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 644Kaynağı aç
Borçlanma yasağını ihlal edenler için adli para cezası
Türk Ticaret Kanunu'nun 562. maddesinin beşinci fıkrası; 358. maddeye aykırı olarak pay sahiplerine borç verenleri ve 395. maddenin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesini ihlal edenleri üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırır. Fıkranın (a) bendi 15.07.2016 tarihli ve 6728/73. madde değişikliğiyle mülga edilmiş olup yaptırımlar hâlen (b) ve (c) bentleri altında düzenlenmektedir. Fıkra gün sınırını belirler; bu fıkrada ayrıca bir para tutarı gösterilmez.
Senetteki teminat kaydının kambiyo vasfına etkisi
Bir bono, kambiyo senedi niteliğini taşıyabilmesi için illetten mücerret ve belirli bir miktar içermek zorundadır. TTK m. 776/1-b ve m. 777 çerçevesinde, senet üzerine bedel, faiz, protestodan muafiyet ve yetki şartı gibi kayıtların konulması mümkündür. Ancak senet metninde asıl borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan bir kayıt yer alıyorsa mücerretlik vasfı ortadan kalkar ve bu senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluna başvurulamaz. Bu tür kayıtlara örnek olarak 'hisse devrinin teminatıdır', belirli bir sözleşmenin teminatı olduğunu bildiren ifadeler ya da ödemeyi bir olayın gerçekleşmesine bağlayan koşullar gösterilebilir.
Buna karşılık bonoda yalnızca 'teminat' ibaresi bulunup neyin teminatı olduğu belirtilmemişse, bu kayda doktrinde mücerret teminat kaydı denilmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2017/269 K.2020/591 sayılı kararında da, neyin teminatı olduğunun belirtilmemesi hâlinde bu tür bir kaydın bononun mücerretlik vasfını ortadan kaldırmadığı değerlendirilmiştir.
Bononun teminat senedi olduğu senet metninden anlaşılabiliyorsa bu durum, TTK m. 687/1 uyarınca mutlak defi niteliği taşır ve üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilir. Bononun teminat niteliğinin senet metninden anlaşılamadığı hâllerde ise bu iddia kişisel defi sayılır; senedin üçüncü kişiye devredilmesi durumunda iyi niyetli hamile karşı ileri sürülmesi mümkün olmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2013/2402, K. 2015/1532Kaynağı aç
Teminat ilişkisi senet üzerine hiç yansıtılmamışsa ya da gereği gibi kurulmamışsa, senedi devralan üçüncü kişiye karşı bunun teminat olduğu savunması çoğu dosyada güçleşir. Bu anlatım, her devir için aynı sonucu doğuran ya da savunmayı kesin biçimde ortadan kaldıran genel bir kural olarak anlaşılmamalıdır.
Kambiyo takibinde itiraz ve ispat
Kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine başvurarak senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürebilir ve takibin iptalini talep edebilir. Bu yol, İcra ve İflas Kanunu'nun 168. maddesinin üçüncü fıkrası ile 170/a maddesinin birinci fıkrasına dayanır. Bununla birlikte, imza inkârı itirazı geri alınmış veya borç kısmen ya da tamamen kabul edilmişse İİK m. 170/a son fıkrası uyarınca bu hüküm uygulanmaz.
Aynı takipte borca itiraz yolunda borçlu, borcun bulunmadığını ya da itfa veya imhal edildiğini resmî veya imzası ikrar edilmiş bir belgeyle ispat etmek zorundadır. İcra mahkemesi hâkimi itiraz sebeplerini incelemek üzere tarafları en geç otuz gün içinde duruşmaya çağırır; bu ispat koşulu İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinin birinci fıkrasında düzenlenmektedir.
Bononun bedelsiz olduğunu iddia eden taraftan bu iddiasını yazılı delille ispatlaması beklenir; senedin tarafı olan borçlu üçüncü kişi sayılmadığından bu yükümlülük kapsamındadır. Yazılı ispat beklentisi, bedelsizliğin belirli bir dosyada başka delillerle hiç ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez; her dosyadaki delil durumu kendi koşullarında değerlendirilir.
Sık sorulan sorular
Pay sahibi hangi koşullar altında şirkete borçlanamaz?
TTK m. 358 iki durumda borçlanmayı yasaklar: pay sahibinin sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borcu ödenmemişse ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte kârı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde değilse. Madde her iki durumu da yasak koşulu olarak saymaktadır; koşulların kümülatif mi yoksa bağımsız mı işlediği hükmün metin yapısından kesinleştirilemez.
Hangi kişiler şirkete nakit borçlanamaz?
Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan ve TTK m. 393'te sayılan yakınları şirkete nakit borçlanamaz. TTK m. 393/1, 'yakın' kapsamını alt ve üst soy, eş ile üçüncü derece dahil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları olarak belirlemektedir.
Şirket bu kişiler için kefalet veya teminat verebilir mi?
Hayır. Pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile onların pay sahibi olmayan ve 393. maddede sayılan yakınları için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez; sorumluluk yüklenemez ve şirket bu kişilerin borçlarını devralamaz. Yalnızca şirketler topluluğuna dahil şirketler arasında, 202. madde hükmü saklı kalmak koşuluyla, kefalet ve garanti verilebilir. TTK m. 395/4 uyarınca Bankacılık Kanunu'nun özel hükümleri saklıdır.
Yasağa aykırı durumda şirket alacaklıları ne yapabilir?
TTK m. 395/2'ye aykırılıkta şirket alacaklıları, fıkrada belirtilen kişileri şirkete borçlanılan tutar için ve şirketin yükümlendirildiği tutarda şirket borçları bakımından doğrudan takip edebilir. Bu imkân, fıkranın kapsadığı kişilerle ve gösterilen tutarlarla sınırlıdır.
Limited şirkette hangi borçlanma kuralları geçerlidir?
TTK m. 644/1-b, 358. maddedeki borçlanma yasağını ve 395. maddenin ikinci fıkrasının birinci ile ikinci cümlelerini limited şirketlere de uygular. Üçüncü cümledeki doğrudan takip hükmü bu atıfta ayrıca sayılmamaktadır; bu hükmün limited şirkete uygulanıp uygulanmayacağı mevcut metin kapsamında kesinleştirilemez.
Borçlanma yasağını ihlal edenler ne cezası alır?
TTK m. 562/5 uyarınca, 358. maddeye aykırı olarak pay sahiplerine borç verenler ile 395. maddenin ikinci fıkrasının birinci veya ikinci cümlesini ihlal edenler, üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılır.
Bonodaki 'teminat' ibaresi senedin kambiyo niteliğini ortadan kaldırır mı?
Tek başına hayır. Bonoda yalnızca 'teminat' yazıp neyin teminatı olduğu belirtilmemişse, bu mücerret teminat kaydı mücerretlik vasfını ortadan kaldırmaz. Ancak senet üzerinde belirli bir borç ilişkisine atıf yapan veya ödemeyi şarta bağlayan bir kayıt varsa bononun kambiyo niteliği ortadan kalkar ve kambiyo takip yoluna başvurulamaz.
Kambiyo takibine itiraz için süre ne kadardır?
Borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş gün içinde icra mahkemesine başvurarak senedin kambiyo senedi niteliğinde olmadığını ileri sürebilir ve takibin iptalini talep edebilir. Bu süre İİK m. 168/3 ve m. 170/a f. 1'de düzenlenmiştir. İmza inkârı itirazının geri alınması veya borcun kısmen ya da tamamen kabul edilmesi hâlinde ise bu hüküm uygulanmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

