Olağanüstü Tasfiye ve Şirket İhyasında Hukuki Süreç

by Avukat Erdal Ersoy
Olağanüstü Tasfiye ve Şirket İhyasında Hukuki Süreç

Ticaret sicilinden olağanüstü ve basitleştirilmiş usulle silinen şirket ve kooperatiflerin hukuki varlıkları sona ermekte ve taraf ehliyetleri ortadan kalkmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca yürütülen bu terkin işlemlerinde, alacaklıların dava açma imkanı ile tüzel kişiliğin dava hakkı son bulur. Kanunda öngörülen başvuru süresinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesiyle birlikte, haklı sebepleri bulunan alacaklılar ve menfaat sahipleri için şirketin ihyasını talep etme yolu anayasal güvenceler çerçevesinde yeniden şekillenmiştir.

Olağanüstü Tasfiyenin Kapsamı ve Uygulanma Şartları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 1/7/2015 tarihine kadar maddede sayılan durumları tespit edilen veya bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve sicilden silinmeleri, genel tasfiye usulüne uyulmaksızın maddede düzenlenen özel usule göre yapılır. Sermayesini süresi içinde 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen asgari tutara çıkarmayan, herhangi bir sebeple münfesih olan, son beş yıla ait olağan genel kurulunu yapmayan ve kanunun yürürlüğe girmesinden önce tasfiye işlemlerine başlandığı halde genel kurul toplanamadığı için bilançoları tevdi edilemeyen anonim şirketler bu kapsamda yer alır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. Geçici 7Kaynağı aç
GEÇİCİ MADDE 7- (Ek: 26/6/2012-6335/38 md.) (1) 1/7/2015 tarihine kadar aşağıdaki hâlleri tespit edilen ya da bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve ticaret sicilinden kayıtlarının silinmesi, ilgili kanunlardaki tasfiye usulüne uyulmaksızın bu madde uyarınca yapılır.[111] a) 24/6/1995 tarihli ve 559 sayılı Türk Ticaret Kanununun Bazı Maddelerinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Hükmünde Kararname gereğince, sermayelerini anılan Kanun Hükmünde Kararname ile öngörülen tutarlara çıkarmamış anonim şirketler ile limited şirketler. b) Bu Kanunun yürürlük tarihinden önce veya 1/7/2015 tarihine kadar münfesih olan anonim ve limited şirketler.[112] c) Kooperatifler Kanunu hükümlerine göre herhangi bir nedenle dağılmış olan kooperatifler. d) Sebebi ne olursa olsun aralıksız son beş yıla ait olağan genel kurul toplantıları yapılamayan anonim şirketler ile kooperatifler. e) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış ancak genel kurulun toplanamaması nedeniyle ara bilançoları veya son ve kati bilançosu genel kurula tevdi edilemediği için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılamayan şirket ve kooperatifler. (2) Davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere bu madde hükümleri uygulanmaz. (3) Bu madde kapsamındaki şirket ve kooperatifler; ilgili ticaret sicili müdürlüğünce resen veya herhangi bir kişi, kurum veya kuruluş tarafından kanıtlarıyla birlikte yapılacak bildirimleri de kapsayacak şekilde, ticaret sicili kayıtları üzerinden yapılacak incelemeyle tespit edilir. (4) Ticaret sicili müdürlüklerince; a) Kapsam dâhilindeki şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre şirket veya kooperatifi temsil ve ilzama yetkilendirilmiş kişilere bir ihtar yollanır. Yapılacak ihtar, ilan edilmek üzere Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi Müdürlüğüne aynı gün gönderilir. İlan, ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. Ayrıca anılan ilan, bildirici niteliği haiz olarak ilgili ticaret ve sanayi odası veya ticaret, sanayi ya da deniz ticaret odasının internet sitesinde aynen yayımlanır. b) 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname gereğince sermaye artırımında bulunmayarak münfesih olan şirketlere yapılacak ihtarda; ortaklarından, yönetici veya denetçilerden ya da müdürlerinden tebliğ tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurunun bildirilmesi, aksi takdirde, bu madde hükümlerine göre ticaret sicili kayıtlarından unvanın silineceği, şirkete ait malvarlığının unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal edeceği ve bunun kesin olduğu açıkça yazılır.[113] c) Bu fıkranın (b) bendinde belirtilen şirketler dışında kalan kapsam dâhilindeki diğer münfesih şirketler ile kooperatiflerden ayrıca, faaliyetlerine devam etme isteğinde bulunmaları hâlinde münfesih olma nedenini ortadan kaldıran işlemlerin yapılarak ispat edici belgelerin bildirilmesi istenir. (5) a) Tasfiye memuru olarak; şirket veya kooperatifin ortaklarından herhangi biri, ticaret siciline kayıtlı en son yetkilileri ya da bunların belirleyecekleri üçüncü şahıslar bildirilebilir. Tasfiye memuru olarak başka ortak veya yönetici tarafından bildirilen ortak veya yöneticiler ile üçüncü şahısların bu görevi kabul ettiklerine ilişkin yazılı beyan da bildirime eklenir. Üçüncü şahısların tasfiye memuru olarak tescil edilebilmeleri ortakların veya yöneticilerin hiçbirinin tasfiye memuru olarak bildirilmemiş olmasına bağlıdır. b) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilan üzerine süresi içinde tasfiye memurlarını bildiren şirket ve kooperatiflerin, tasfiye memurları ve tasfiye adresi, ilgili ticaret sicili müdürlüğü tarafından tescil ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ve ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir. c) Bu ilanda; şirket veya kooperatifin alacaklıları, alacaklarını kanıtlarıyla birlikte ilan tarihinden itibaren iki ay içinde tasfiye memurlarına bildirmeye davet edilir. Ayrıca ilanda, şirket veya kooperatifin mevcut malvarlığı ile alacak ve borçlarını gösterir listenin; belgeleri ile birlikte ilan tarihinden itibaren bir ay içinde, anonim şirket veya kooperatifin yönetim kurulu, kurulun bir veya birkaç üyesi, denetçileri, limited şirketlerde ise müdür veya müdürler tarafından ilgili tasfiye memuruna verilmesi ihtar edilir. d) Bu fıkra gereğince yapılacak ilan, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçer. (6) a) Tasfiye memurları, alacaklıların alacaklarını bildirmeleri için öngörülen sürenin sonunda şirketin veya kooperatifin durumunu gösteren bir bilanço hazırlar ve tasfiyeyi altı ay içinde sonuçlandırır. Gerekli hâllerde bu süreyi aşmamak üzere, Gümrük ve Ticaret Bakanlığınca bir defaya mahsus olmak üzere ek süre verilebilir. b) Tasfiye memurlarınca hazırlanan bilançoya göre şirket veya kooperatifin borçlarının varlığından fazla olması hâlinde tasfiye memurları durumu derhal alacaklılara bildirerek şirket veya kooperatifin iflasına karar verilmesi için mahkemeye başvuruda bulunmalarını ister. Bildirimde ayrıca, bildirim tarihinden itibaren üç ay içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde kaydın silineceği ihtar olunur. Alacaklıların başvurusu üzerine mahkeme iflasın açılmasına karar verir ve tasfiye İcra ve İflas Kanunu hükümlerine göre yürütülür. Süresi içinde şirket veya kooperatifin iflası için mahkemeye müracaat edildiğinin bildirilmemesi hâlinde tasfiye memurlarının başvurusu üzerine ilgili şirket veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. (7) Bu madde hükümlerine göre yapılacak tasfiye işlemlerinde, ilgili kanunların veya esas sözleşmelerin genel kurul kararı alınmasını zorunlu kılan hükümleri uygulanmaz. (8) Bu madde kapsamında tasfiye memurlarınca düzenlenecek son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne verilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve şirketin unvanı ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. İflasına karar verilen şirket veya kooperatifin ise iflas işlemlerinin tamamlandığının bildirilmesi üzerine şirketin veya kooperatifin unvanı ticaret sicilinden silinir ve bu durum Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. (9) Tasfiye memurlarına beşinci fıkranın (c) bendinde belirtilen bilgi ve belgelerin verilmemesi veya tasfiye memurlarınca da bu bilgi ve belgelere erişilememesi hâlinde durum ticaret sicili müdürlüğüne bildirilerek, başka bir işleme gerek kalmaksızın unvan silinir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. (10) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce tasfiye işlemlerine başlanılmış şirket veya kooperatiflerin genel kurullarının, kanunun öngördüğü asgari süre ve şartlara uygun olarak toplantıya çağrılmış olmasına rağmen iki defa üst üste toplanamaması ve bu durumun tevsik edilmesi kaydıyla tasfiye memuru tarafından son ve kati bilançonun ticaret sicili müdürlüğüne tevdi edilmesi ile tasfiye sona ermiş kabul edilir ve unvan ticaret sicilinden silinerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilir. (11) Dördüncü fıkra uyarınca yapılan ihtar ve ilana rağmen, süresi içinde cevap vermeyen veya tasfiye memurunu bildirmeyen yahut durumunu kanuna uygun hâle getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla birlikte bildirmeyen şirket ve kooperatiflerin unvanı ticaret sicilinden resen silinir. Resen unvanı silinen şirket ve kooperatifler, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile ilgili odanın internet sitesinde ilan edilir. (12) Altıncı fıkranın (b) bendi, dokuzuncu fıkra ve onbirinci fıkra uyarınca ticaret sicilinden unvanları silinecek şirket veya kooperatiflerin borçları, unvanlarının silinmesine engel teşkil etmez. Ancak, ticaret sicilinden kaydı silinen anonim şirketler ve kooperatiflerin kanuni temsilcileri ile limited şirket ortaklarının, silinme tarihinden önceki kamu borçlarından doğan sorumlulukları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun kapsamında devam eder. (13) Bu madde uyarınca yapılacak tescil ve kayıt silme işlemleri her türlü harçtan, bu işlemler için düzenlenecek kağıtlar damga vergisinden müstesnadır. (14) Bu madde kapsamında Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanacak olan ilanlardan ücret alınmaz. (15) Bu maddede düzenlenmeyen hususlarda ilgili kanun ve esas sözleşmelerde öngörülen usullere göre hareket edilir. Bu madde gereğince tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlığı, unvana ilişkin kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder. Hazine bu şirket ve kooperatiflerin borçlarından sorumlu tutulmaz. Tasfiye memurlarının sorumlulukları konusunda, özel kanunlardaki sorumluluğa ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla bu Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümleri uygulanır. Ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak (…)[114] mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir. (Ek cümle:23/5/2024-7511/16 md.) (İptal cümle: Anayasa Mahkemesinin 10/9/2025 tarihli ve E.: 2025/31, K.: 2025/183 sayılı Kararı ile.)[115] (16) Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bu maddenin uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri yapmaya yetkilidir.

Kapsama giren şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre temsil ve ilzama yetkili kişilere ticaret sicili müdürlüğünce bir ihtar yollanır. Bu ihtar aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmak üzere gönderilir ve ihtarın ulaşmadığı durumlarda gazetedeki ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmiş sayılır. Yapılan bu ihtar ve ilana rağmen süresinde cevap vermeyen, tasfiye memurunu bildirmeyen, durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla bildirmeyen kuruluşların unvanı ticaret sicilinden resen silinir.

Olağanüstü Terkin Engelleri ve Usulsüz Silinme Halleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere olağanüstü terkin hükümleri uygulanamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4039 Esas ve 2022/1829 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, şirketin terkin edilmesinden önce aleyhinde başlatılmış derdest icra takibinin bulunması halinde de şirket hakkında geçici 7 nci madde hükümlerine göre terkin işlemi yapılamaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/9761, K. 2018/2322Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/9761 E.  ,  2018/2322 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2016 tarih ve 2015/760-2016/159 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin…Tur. İnş. Yat. San. Tic. A.Ş. adına kayıtlı taşınmazın … adına tescili için dava açmak üzere mahkeme kararı ile yetkilendirildiğini, açılan tapu iptali ve tescil davasında taşınmaz maliki şirketin TTK'nin geçici 7. maddesi uyarınca resen terkin edildiğinin anlaşıldığını, ihya davası için yine verilen yetki uyarınca anılan şirketin ihya edildiğini, ancak ihyaya ilişkin kararda …Tur. İnş. Yat. San. Tic. A.Ş'ye tasfiye memuru atanmadığını, bu kez tapu iptali ve tescil davasında, şirkete tasfiye memuru atanması talebiyle dava açılmak üzere kendilerine yetki ve kesin süre verildiğini ileri sürerek TTK'nin 547/2. maddesi uyarınca…Tur. İnş. Yat. San. Tic. A.Ş'ye resen, uygun görülürse de ….'in tasfiye memuru atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin zorunlu hasım olması sebebiyle aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunamayacağını savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, geçici terkin işleminin TTK'nin 7/2. maddesine aykırılık taşıdığı gerekçesiyle … 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/416 karar sayılı dosyasında…Tur. İnş. Yat. San. Tic. A.Ş'nin ihyasına karar verildiği, kararın tasfiye şartı taşımadığı, daha önce de tasfiye yapılmadan kaydının terkin edildiği, dolayısıyla şirketin tasfiye halinin bulunmadığı, TTK'nin 547/2. maddesinde ise tasfiye memuru atanmasının ek tasfiye işlemleri için öngörüldüğü, ihya edilen şirketin ihya kararı ile faal hale geldiği, şirketin yetkili organlarının halen yetki ve görevinin devam ettiği, tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına,…Tur. İnş. Yat. San. Tic. A.Ş'nin tasfiyesiz ihya edilmiş bulunmasına, anılan şirketin organlarının eksik olması halinde her zaman temsil kayyımı atanabilecek olmasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 02/04/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞIOY Dava, davadışı anonim şirkete tasfiye memuru atanmasına ilişkindir. Mahkemece, anılan şirketin TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen terkin edilmesinden sonra mahkeme kararıyla ihya edilerek faal hale geldiği, yetkili organlarının görevine devam ettiği, tasfiye halinde olmadığı ve tasfiye memuru atanmasına gerek bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosya kapsamı uyarınca,…Tur. İnş. Yat. San. Tic. A.Ş. unvanlı şirketin, 5174 sayılı Kanun'un 10. maddesine dayalı olarak kayıtlı bulunduğu ticaret odasından kaydının silindiği ve keyfiyetin … Ticaret Sicil Memurluğuna bildirimini müteakip 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesine dayalı olarak sicilden terkin edildiği anlaşılmaktadır. Anonim şirketlerin sona erme (münfesih olma-sayılma) sebepleri 6102 sayılı TTK'nın 529. maddesinde belirtilmiş olup anılan maddenin son fıkrasında, diğer hallerin dışında kanunlarda öngörülen diğer hallerde de şirketin sona ereceği, anılan kanunun 533. maddesinde ise 529. madde uyarınca sona eren şirketlerin tasfiye haline gireceği düzenlenmiştir. Nitekim, 5174 sayılı Kanun'un 10. maddesinde belirlenen hallerin gerçekleşmiş olması halinde, şirketin münfesih hale geldiğinin, bir diğer söyleyişle sona erdiğinin kabulü gerekir. Esasen, 6102 sayılı TTK'nin Geçici 7. maddesindeki düzenlemenin, maddede belirtilen hallerin her biri bakımından münfesih olan yahut münfesih sayılan şirketlerle ilgili olduğu ve hukuken sona ermiş olmakla birlikte tasfiyesi cihetine gidilmeyen yahut tasfiye işlemleri tamamlanamayan şirketlerin hukuk sistemimizden temizlenmesi amacına matuf olduğu açıktır. Açıklanan hususlar çerçevesinde, dosya kapsamı uyarınca, davadışı anonim şirketin 5174 sayılı Kanun'un 10. maddesindeki hallerin gerçekleşmesi nedeniyle sona erdiği ve münfesih hale geldiği, bu duruma bağlı olarak 6102 sayılı Kanun'un 533. maddesi uyarınca tasfiye haline girdiği, tasfiye işlemlerinin yapılıp yapılmamasının anılan şirketin açıklanan hukuksal durumuna bir etkisinin bulunmadığı, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7. maddesi uyarınca sicilden re'sen ve tasfiyesiz olarak terkin edilmesinden sonra mahkeme kararıyla ihya edilerek tekrar sicile kayıt edilmesinin, şirketin terkinden hemen önceki hukuksal pozisyonuna, yani tasfiye haline geri dönüşünü sağladığı, şirketin faal olup olmamasının kanunen tasfiye halinde sayılmasına bir engel teşkil etmediği gibi, ihya kararında tasfiye memuru atanmamış olmasının, işbu davada olduğu gibi tasfiyeye giren şirkete sonradan tasfiye memuru atanmasına engel teşkil etmeyeceği, 6102 sayılı TTK'nin 533/2. ve 535. maddeleri gözetildiğinde şirketin organlarının mevcut olmasının şirkete TTK'nin 536. maddesi uyarınca tasfiye memuru atanması zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı sabittir. Tüm bu gerektirici nedenler uyarınca, davadışı anonim şirkete istem gibi tasfiye memuru atanması zorunlu olduğu görüşündeyim. Bu itibarla, Dairemiz çoğunluğunun istemin reddine ilişkin kararın onanması düşüncesine katılamıyorum.

Geçici 7. madde uyarınca gerçekleştirilen terkin işlemlerinde, kanunun 4, 5, 6, 8, 9 ve 10. bentlerinde tasfiye için öngörülen yasal aşamaların usulünce yapılıp yapılmadığının incelenmesi zorunludur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4039 Esas ve 2022/1829 Karar sayılı ilamında, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere kanuna uygun şekilde ihtar tebliğ edilmeksizin gerçekleştirilen terkin işleminin usulsüz olduğu sonucuna varılmıştır.

Malvarlığının Hazineye İntikali ve Kamu Borçlarından Sorumluluk

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince, tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlıkları, kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder ve Hazine bu kuruluşların borçlarından dolayı sorumlu tutulamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7642 Esas ve 2016/7930 Karar sayılı ilamı bu kuralı uygularken, aynı Dairenin 2015/6229 Esas ve 2015/7884 Karar sayılı ilamı gereğince tasfiyesiz terkin edilen şirket adına kayıtlı taşınmaz bulunması durumunda davacının ihya davası açmakta hukuki yararı mevcuttur.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası gereğince; kaydı sicilden silinmiş anonim şirketlerin ve kooperatiflerin yasal temsilcileri ile limited şirket ortakları, terkin öncesi kamu borçları bakımından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde sorumlu kalmayı sürdürür. Bu doğrultuda unvanın silinmesi, yöneticiler ile ortakların geçmiş kamu borçlarına karşı takip muafiyeti elde etmesine yol açmaz.

Anayasa Mahkemesinin Hak Düşürücü Süre İptali

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında yer alan ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların mahkemeden ihya talebinde bulunmalarını silinme tarihinden itibaren beş yıllık süre şartına bağlayan kural Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İptal kararından önce uygulanan bu süre, tasfiyeden haberdar olmayan hak sahiplerinin başvuru imkanını ortadan kaldırmaktaydı.

Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde, terkin edilen kuruluşlardan alacaklı olanların maddi taleplerini Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında, hak arama yollarını ise Anayasa'nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir. İhya başvurusuna ilişkin azami sürenin ilgililerin tasfiyeden fiilen haberdar olup olmadığına bakılmaksızın silinme tarihinden başlatılması, anayasal güvencelere aykırı görülerek kural yürürlükten kaldırılmıştır.

İhya Davalarında Yargılama Usulü, Taraf Ehliyeti ve Husumet

Şirketin ihyası ve ek tasfiye talepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 316. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4039 Esas ve 2022/1829 Karar sayılı ilamına konu incelemede de ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın basit yargılama usulü kurallarına göre incelenip karara bağlanması uygun bulunmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/6229 Esas ve 2015/7884 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, terkin öncesinde şirketi temsile yetkili olan kişi ihya davasında taraf ehliyetine sahiptir. Davalı sıfatı bakımından ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7642 Esas ve 2016/7930 Karar sayılı ilamı uyarınca husumetin yalnızca terkin işlemini tesis eden Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gereklidir ve yeterlidir; ihyası talep edilen şirkete husumet tevcih edilemeyeceği gibi terkin edilen şirket aleyhine yargılama giderine hükmedilemez.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4068 Esas ve 2023/4771 Karar sayılı ilamı gereğince, Ticaret Sicil Müdürlüğünün şirketi terkin işleminin geçici 7. maddeye uygun olmadığının tespit edilmesi halinde, usulsüz terkin sebebiyle davanın açılmasına sebebiyet veren Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekir.

İhyanın Ek Tasfiye Niteliği ve Tasfiye Memuru Atanması

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında ihya ifadesi yer almakla birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4718 Esas ve 2023/5260 Karar sayılı ilamı uyarınca bu hüküm Kanun'un 547 nci maddesine paralel biçimde ek tasfiye niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tasfiyenin kapanmasından sonra ek işlemlerin yapılması gerekirse şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin yeniden tescili talep edilir. Açtığı davanın sonuçlandırılması amacıyla ihya talep eden üçüncü kişilerin istemi ek tasfiye mahiyetinde olup şirketin tamamen ihya edilmesinde bu kişilerin hukuki yararı bulunmaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4068, K. 2023/4771Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/4068 E.  ,  2023/4771 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/495 Esas, 2023/702 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/288 E., 2022/791 K. Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili ile tasfiye memuru adayı … vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince tasfiye memuru adayı … vekilinin başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ihyası talep edilen Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin işçisi …'ın 18.10.2008 tarihinde iş kazası geçirdiğini, iş kazası nedeniyle Beyoğlu 1. İş Mahkemesinin 2009/267 E. sayılı dosyasıyla iş veren şirketle … (SGK) aleyhine dava açıldığını, verilen hüküm çerçevesinde SGK'nın işçiye ödeme yapmak zorunda kaldığını, yaptığı ödemeyi İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyası ile şirkete rücu ettiğini, ancak şirketin 24.02.2015 tarihinde resen terkin edildiğini, kendilerine ihya davası açmak için yetki ve mehil verildiğini belirterek, Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketinin ticaret siciline ihya yoluyla tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından yapılan resen terkin işleminin yasaya uygun olduğunu, terkinden önce bu şirketin adresinin tespit edilemediğini, ticaret siciline bildirilen adreste bulunamayan şirkete bu duruma son vermesi için ilanen tebligat yapıldığını, yasal prosedürün tamamlandığını, müvekkili idare tarafından şirketin işçi alacağından dolayı borçlu olduğunun bilinmesinin mümkün olmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde sayılan nedenlerden biri olan "adresi terk etme ve yeni adresin bildirilmemesi" halinin resen terkin sebebi olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaate varırsa o taktirde de kendileri aleyhine vekâlet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının bu şirketin işçisine yaptığı ödemenin rücusu yönünden hukuki menfaatinin bulunduğu, şirketin 24.02.2015'te ticaret sicilden resen terkin edildiği, terkin sebebinin "adresinden ayrıldığı ve bildirdiği adreste bulunamadığı" olduğu, bu şekildeki terkin için şirketin ve yöneticilerinin ayrı ayrı durumlarını düzeltmeleri için uyarılmaları gerektiği, şirkete ilanen tebligat yoluyla bu hal bildirilmiş ise de şirket yöneticilerinin mernis adresleri bilinirken tebligatın yapılmadığı, bu nedenle 5 yıllık sürenin başlamayacağı, tasfiye memuru atanması gerektiği, terkinden önce şirketteki hissesini devrederek şirketten ayrılan …'in yerine diğer yönetici olan …'nın tasfiye memuru olarak atanmasının yerinde olacağı, davalı … Sicil Müdürlüğünün şirketi resen terkin ederken prosedürü tamamlamadığı, şirket yöneticilerine, şirketin durumunu düzeltmeleri için tebligat çıkartmadıkları, bu nedenle yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne ticaret sicilinden resen terkin olunan Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Limited Şirketi'nin İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyasının muhakeme aşaması ve verilecek kararın infaz aşamasıyla sınırlı olarak ihya yoluyla ticaret siciline yeniden tesciline, tasfiye memuru olarak …'nın atanmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve tasfiye memuru adayı … vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu, sorumluluğunun bulunmadığını, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Tasfiye memuru adayı … vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilgili olarak dava dosyasına eklenemeyeceğini, taraf olamayacağını, ilgili sıfatının bulunmadığı belirtilerek yeni karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihya kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık olmadığı, davalı Sicil Müdürlüğü tarafından şirket yetkilisine eksikliğin giderilmesine dair usulüne uygun şekilde ihtarnamenin çıkarılmadığı, ancak davacının ileri sürdüğü ihya sebebi terkinin usulsüz olmasına değil, şirket hakkında derdest dava bulunduğu iddiasına dayandığı, … davada taraf olmadığı gibi aleyhine hüküm tesis edilmediği, karar başlığında tasfiye memuru adayı sıfatıyla gösterilmiş olmasının onu davanın tarafı haline getirmediği, 6100 sayılı Hukuk Muhakameleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 341 ve devamı maddeleri gereğince adı geçenin talep ettiği şekilde karar verilmesi hukuken mümkün olmadığı gibi istinaf başvurusunda da hukuki yararı bulunmadığından istinaf başvurusunun reddi gerektiği, yasal hasım konumunda olan davalının şirketin terkin işlemlerinin yapıldığı tarihte, şirket hakkındaki derdest davadan haberdar olduğuna ve bu hususta bilgilendirildiğine dair dosyaya bir delil sunulmadığı gibi, terkin işleminin usulsüzlüğüne dair başkaca bir sebep ve delil de ileri sürülmediği, yasal hasım konumunda olan ve davanın açılmasına sebebiyet vermediği anlaşılan davalının yargılama giderlerine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ilk derece mahkemesince yargılama giderlerinden davalı kurumun sorumlu tutulması usul ve yasaya aykırı olmuş ve yargılama giderleri bakımından davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü gerektiği, ilk derece mahkemesince ihya kararıyla birlikte tasfiye memuru atanması usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davada taraf ya da müdahil sıfatı bulunmayan …'in karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru hakkı bulunmadığından, istinaf başvurusunun usulden reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusu yargılama giderleri yönünden haklı bulunduğundan ve hükmün resen düzeltilmesi gerektiğinden karar kaldırılarak davanın esası hakkında yeniden hüküm verilmesine, davanın kabulü ile Beyaz Kuğu Tekstil Yıkama Hizmetleri ve Ticaret Lİmited Şirketinin, İstanbul 8. İş Mahkemesinin 2022/34 E. sayılı dosyasının muhakeme aşaması ve verilecek kararın infaz aşamasıyla sınırlı olarak, ihyasına, tasfiye memuru atanmasına yer olmadığına, karar kesinleştiğinde Ticaret Sicilinde tescil ve Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilanına, ilan giderlerinin davacı tarafından karşılanmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıda bırakılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının yasaya aykırı işlemi ile ihya davasının açılmasına neden olduğunu, davalı aleyhine yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tasfiye memuru atanması gerekirken atanmadığını, bu nedenle kararı temyiz ettiklerini belirtmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirketin ihyası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gerek hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Dava, 6102 sayılı Kanun'un Geçici 7 nci maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edilen şirketin ihyası (ek tasfiye) istemine ilişkindir. Davalı … Sicil Müdürlüğünün şirketin sicilden terkini işleminin geçici 7 nci maddeye uygun olmadığı belirlendiğine göre usulsüz terkin nedeniyle dava açılmasına neden olan davalı Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu olmaması doğru görülmemiştir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (5) numaralı bendi çıkartılarak yerine “Davacı tarafından karşılanan 6 normal 2 elektronik tebligat gideri 263,00 TL yargılama giderinin davalı … Sicil Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine; karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince, 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalı … Sicil Müdürlüğünden alınarak davacıya verilmesine ” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince limited şirketin ihyası istemine ilişkindir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilecekleri düzenlenmiştir. 6102 sayılı Kanun ile fiilen sona ermiş ancak şeklen devam eden ortaklıkların ortadan kaldırılması düşünülmüş olup bu amaçla geçici 7 nci madde ile özel bir düzenleme getirilmiştir. Ayrıca bu hükme dayanılarak "Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Sicil Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ" de çıkarılmıştır. Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm şirket, ortağı veya yetkilisi dışında dava açan 3. kişiler yönünden aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır. Kaldı ki davacı, terkin edilen şirket, yetkilisi ve ortağı olmayıp 3. kişidir. Talebi, şirketin, aleyhine açılan dava ile sınırlı olup şirketin ek tasfiyesi ile tasfiye memuru atanmasına yöneliktir. Terkin edilen şirketin, hiç terkin edilmemiş gibi ihyasına kadar verilmesinde davacının hukuki yararı bulunmadığı gibi, ek tasfiye talebine rağmen yazılı şekilde şirketin tamamen ihyasına karar verilmesi ile talep de aşılmıştır. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde kararın onanmasına ilişkin çoğunluk görüşüne karşıyım.

Yargıtay kararlarında ihya sonrasında temsil ve idare organlarının teşkili hususunda farklı değerlendirmeler mevcuttur. Ağırlıklı yaklaşımı yansıtan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4718 Esas, 2023/5260 Karar ve 2016/7642 Esas, 2016/7930 Karar sayılı ilamlarında; Kanun'un 547. maddesinin ikinci fıkrasına paralel olarak sınırlı ihyaya karar verilmesi, mahkemece tasfiye memuru atanması ile bunun tescil ve ilan ettirilmesinin zorunlu olduğu, bu eksikliğin sonradan mahkemeden her zaman talep edilebileceği ve tasfiye memurlarının sorumluluğunda Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna karşın aynı Dairenin 2016/9761 Esas ve 2018/2322 Karar sayılı tekil ilamında, şirketin tasfiyesiz ihya edilerek faal hale gelmesi karşısında organ eksikliğinin temsil kayyımı atanarak giderilebileceği ifade edilerek tasfiye memuru atanması talebinin reddi hukuka uygun bulunmuştur.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4718, K. 2023/5260Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2023/4718 E.  ,  2023/5260 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/999 Esas, 2023/1048 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/107 E., 2021/342 K. Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasındaki tavzih talebinden dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince ek kararla tavzih talebinin reddine karar verilmiştir. Ek kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından rücuen alacak talebiyle açılan davada Çalkara İnş. Taah. Med. Tem. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin terkin edildiğinin anlaşıldığını, mahkemece ihya davası açmak üzere taraflarına yetki ve süre verildiğini belirterek Çalkara İnş. Taah. Med. Tem. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmesini istemiş, 16.06.2022 tarihli dilekçesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereğince hakkında Ticaret Sicilinden re'sen silinme kararı verilen Çalkara İnş. Taah. Med. Tem. Hiz. San ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyası ve resen ticaret sicilinden şirket unvanının silinmesi talebi üzerine Mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, vekalet ücreti yönünden dosyanın istinaf aşamasında olduğunu, istinafa davalı aleyhine verilen vekalet ücreti yönünden gidildiğinden ihyaya ilişkin kararın kesinleşmediği kanaatinde olduklarını, ihyasına karar verilen şirket temsilcisinin öldüğünü, ticaret sicil müdürlüğünün yeni temsilci seçilmediğinin bildirilmesi nedeniyle ihyasına karar verilen şirketin temsili konusunda eksikliğin giderilmesi için süre verildiğini, temsilci tayininin 6102 sayılı Kanun gereği ihyaya karar veren mahkemece yapılması gerektiğini ileri sürerek öncelikle kararın tashihini, aksi halde tavzihini, olmadığı takdirde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 305/A maddesi gereği ihya edilmesine karar verilen şirketin mahkeme süresince ihya kararının uygulanabilmesi amacıyla temsilinin ve karar gereğinin ifasının sağlanabilmesi amacıyla temsilci atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde; terkinin usulüne uygun olarak yapıldığını, davanın terkin sonrası açıldığını, 5 yıllık sürenin dolduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen 15.09.2022 tarihli ek kararı ile 6100 sayılı Kanun'un 304 ve 305 inci maddelerinde öngörülen koşulların oluşmadığı, şirketin Ankara 16. İş Mahkemesinin 2019/314 E. sayılı dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği, gerekçede açıkça ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin münfesihlik durumunu gerektirmeyen oda kaydının silinmesi olayına özgü olup, yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verildiği ve aynı nedenle ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek görülmediğinin belirtildiği, hükümde tashih, tavzih ya da tamamlanması gereken bir hususun bulunmadığı, davacı vekilinin talebinin hükmün değiştirilmesi ve yeni bir hüküm inşaası niteliğinde olduğu ve ancak kanun yolu incelenmesinde değerlendirilebileceği gerekçesiyle davacı vekilinin tashih/tavzih/hükmün tamamlanması talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen ek kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dışı Çalkara İnş. Taah. Med. Tem. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ihyasına karar verilmiş olup, ihya kararına karşı davalı yanca kanun yoluna başvurulmadığından ihya kararının kesinleştiğini, ancak yargılama sırasında şirket temsilcisinin öldüğünü, ticaret sicil müdürlüğünce yeni temsilci seçilmediğinin bildirilmesi nedeniyle ihyasına karar verilen şirketin temsilinin sağlanamadığını ve ihya kararının gerçekte uygulanabilir olmadığını, eksikliğin giderilmesi için Ankara 16. İş Mahkemesince süre verildiğini iddia ederek ihya kararının uygulanabilmesi amacıyla temsilinin ve karar gereğinin ifasının sağlanabilmesi için temsilci atanması gerektiğini, belirterek İlk Derece Mahkemesi ek kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince 16.06.2022 tarihli dilekçe ile, ihyası istenen şirket temsilcisinin yargılama sırasında vefat ettiğinden bahisle şirkete temsilci atanmasına ilişkin olarak hükmün tashih/tavzih/hükmün tamamlanması talep edilmiş ise de, şirketin Ankara 16. İş Mahkemesinin 2019/314 E. sayılı dava dosyası ve işlemleri ile sınırlı olmak üzere ihyasına karar verildiği, gerekçede açıkça ihyası istenilen şirketin terkin sebebinin münfesihlik durumunu gerektirmeyen oda kaydının silinmesi olayına özgü olup, yapılan terkin işleminin hukuka uygun olmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verildiği ve aynı nedenle ihyasına karar verilen şirkete tasfiye memuru atanmasına gerek görülmediğinin belirtildiği, şirketin tam ihyasına karar verilmiş olup bu aşamadan sonra şirketin temsilcisi bulunup bulunmadığı hususu eldeki davada tartışılacak bir husus olmadığı gibi şirketin organ yokluğuna ilişkin 6102 sayılı Kanun hükümleri gereğince işlem yapılabilecek olmasına göre İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin 15.09.2022 tarihli ek karara karşı istinaf başvurusunun esasta reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hükmün tashihi, tavzihi ya da hükmün tamamlanması istemine ilişkin olup, tashih veya tavzih şartlarının bulunup bulunmadığı hususları uyuşmazlık konusudur. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 305/A maddesi, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile on beşinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin 17.05.2022 gün ve 2021/1274 Esas, 2022/638 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı … Sicil Müdürlüğünün istinaf kanun yolu başvurusu kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılmış ve şirketin ihyasına karar verilmiştir. Bu kez aynı dosyada davacı SGK tarafından 15.09.2022 tarihli dilekçe ile şirketin, açılan davada temsilinin sağlanabilmesi için tasfiye memuru atanması, tavzih-tashih dilekçesi ile istenmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli kararı ile davacı istemi reddedilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf kanun yolu başvurusu esastan reddedilmiştir. 2.Şirket, 6102 sayılı TTK Geçici 7 nci maddesi gereğince ticaret sicilinden terkin edilmiş olup, terkinin usulsüz olduğu, şirketin ihyasının gerektiği şirket ve ortaklarınca iddia ve talep edilmemiştir. Davacı SGK, 3 üncü kişi konumunda olup açtığı davanın sonuçlandırılmasına yönelik ve bu dava ile sınırlı olarak şirketin ihyasını istemektedir. Davacının talebi şirketin ek tasfiyesine ilişkindir. Yoksa şirketin tamamen ihya edilmesinde davacı SGK'nın hukuki yararı bulunmamaktadır. 3.Kanun koyucu, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında "ihya" terimini kullanmakla birlikte, hüküm aynı Kanun'un 547 nci maddesine paralel "ek tasfiye" niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, ihyaya (ek tasfiyeye) karar verilmesi durumunda tasfiye memuru atanması yönünde bir hüküm içermemekle birlikte aynı Kanun'un 547 nci maddesinde olduğu gibi mahkemece sınırlı olarak ihyaya karar verilmeli ve aynı zamanda tasfiye memuru da atanmalıdır. Zira geçici 7 nci maddenin amacı, kapsamına giren ortaklıkların bir an önce ticaret sicilinden silinmesi ve ihtilafların azaltılmasına yönelik bulunduğundan aksi yöndeki uygulama yasanın amacına aykırıdır. 4.Tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına (ek tasfiyesine) karar verilmesi durumunda bu eksikliğin ikmali için mahkemeden her zaman talepte bulunulması mümkündür. Bu halde davacının, şirkete tasfiye memuru atanması talebinin kabulü ile ek tasfiyesine karar verilen şirkete tasfiye memuru atanması gerekirken yazılı şekilde talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Derdest icra takibi bulunan şirket resen sicilden silinebilir mi?

Hayır, aleyhinde başlatılmış derdest icra takibi veya devam eden davası bulunan şirketler hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesindeki terkin hükümleri uygulanamaz.

İhya davası açmak için kanuni bir hak düşürücü süre bulunmakta mıdır?

Kanunda yer alan silinme tarihinden itibaren beş yıllık süre koşulu, Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet ve etkili başvuru haklarına aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiştir.

İhya davasında davalı sıfatı kime aittir?

Husumet yalnızca terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilir; taraf ehliyeti kalmayan şirkete dava açılamaz.

Tasfiye edilmeden silinen şirketin malvarlığı kime kalır?

Tasfiye edilmeksizin unvanı silinen kuruluşların ortaya çıkabilecek malvarlıkları kaydın silinmesinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder; Hazine borçlardan sorumlu olmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu