Ticaret sicilinden olağanüstü ve basitleştirilmiş usulle silinen şirket ve kooperatiflerin hukuki varlıkları sona ermekte ve taraf ehliyetleri ortadan kalkmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi uyarınca yürütülen bu terkin işlemlerinde, alacaklıların dava açma imkanı ile tüzel kişiliğin dava hakkı son bulur. Kanunda öngörülen başvuru süresinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesiyle birlikte, haklı sebepleri bulunan alacaklılar ve menfaat sahipleri için şirketin ihyasını talep etme yolu anayasal güvenceler çerçevesinde yeniden şekillenmiştir.
Olağanüstü Tasfiyenin Kapsamı ve Uygulanma Şartları
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 1/7/2015 tarihine kadar maddede sayılan durumları tespit edilen veya bildirilen anonim ve limited şirketler ile kooperatiflerin tasfiyeleri ve sicilden silinmeleri, genel tasfiye usulüne uyulmaksızın maddede düzenlenen özel usule göre yapılır. Sermayesini süresi içinde 559 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile belirlenen asgari tutara çıkarmayan, herhangi bir sebeple münfesih olan, son beş yıla ait olağan genel kurulunu yapmayan ve kanunun yürürlüğe girmesinden önce tasfiye işlemlerine başlandığı halde genel kurul toplanamadığı için bilançoları tevdi edilemeyen anonim şirketler bu kapsamda yer alır.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. Geçici 7Kaynağı aç
Kapsama giren şirket ve kooperatiflerin ticaret sicilindeki kayıtlı son adreslerine ve sicil kayıtlarına göre temsil ve ilzama yetkili kişilere ticaret sicili müdürlüğünce bir ihtar yollanır. Bu ihtar aynı gün Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanmak üzere gönderilir ve ihtarın ulaşmadığı durumlarda gazetedeki ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla Tebligat Kanunu hükümlerine göre tebliğ edilmiş sayılır. Yapılan bu ihtar ve ilana rağmen süresinde cevap vermeyen, tasfiye memurunu bildirmeyen, durumunu kanuna uygun hale getirmeyen veya faaliyette bulunduğunu adres ve kanıtlarıyla bildirmeyen kuruluşların unvanı ticaret sicilinden resen silinir.
Olağanüstü Terkin Engelleri ve Usulsüz Silinme Halleri
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, davacı veya davalı sıfatıyla devam eden davaları bulunan şirket veya kooperatiflere olağanüstü terkin hükümleri uygulanamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4039 Esas ve 2022/1829 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, şirketin terkin edilmesinden önce aleyhinde başlatılmış derdest icra takibinin bulunması halinde de şirket hakkında geçici 7 nci madde hükümlerine göre terkin işlemi yapılamaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/9761, K. 2018/2322Kaynağı aç
Geçici 7. madde uyarınca gerçekleştirilen terkin işlemlerinde, kanunun 4, 5, 6, 8, 9 ve 10. bentlerinde tasfiye için öngörülen yasal aşamaların usulünce yapılıp yapılmadığının incelenmesi zorunludur. Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4039 Esas ve 2022/1829 Karar sayılı ilamında, şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilere kanuna uygun şekilde ihtar tebliğ edilmeksizin gerçekleştirilen terkin işleminin usulsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
Malvarlığının Hazineye İntikali ve Kamu Borçlarından Sorumluluk
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrası gereğince, tasfiye edilmeksizin unvanı silinen şirket veya kooperatiflerin ortaya çıkabilecek malvarlıkları, kaydın silindiği tarihten itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder ve Hazine bu kuruluşların borçlarından dolayı sorumlu tutulamaz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7642 Esas ve 2016/7930 Karar sayılı ilamı bu kuralı uygularken, aynı Dairenin 2015/6229 Esas ve 2015/7884 Karar sayılı ilamı gereğince tasfiyesiz terkin edilen şirket adına kayıtlı taşınmaz bulunması durumunda davacının ihya davası açmakta hukuki yararı mevcuttur.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on ikinci fıkrası gereğince; kaydı sicilden silinmiş anonim şirketlerin ve kooperatiflerin yasal temsilcileri ile limited şirket ortakları, terkin öncesi kamu borçları bakımından 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun çerçevesinde sorumlu kalmayı sürdürür. Bu doğrultuda unvanın silinmesi, yöneticiler ile ortakların geçmiş kamu borçlarına karşı takip muafiyeti elde etmesine yol açmaz.
Anayasa Mahkemesinin Hak Düşürücü Süre İptali
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında yer alan ve ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanların mahkemeden ihya talebinde bulunmalarını silinme tarihinden itibaren beş yıllık süre şartına bağlayan kural Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. İptal kararından önce uygulanan bu süre, tasfiyeden haberdar olmayan hak sahiplerinin başvuru imkanını ortadan kaldırmaktaydı.
Anayasa Mahkemesi iptal gerekçesinde, terkin edilen kuruluşlardan alacaklı olanların maddi taleplerini Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında, hak arama yollarını ise Anayasa'nın 40. maddesindeki etkili başvuru hakkı çerçevesinde değerlendirmiştir. İhya başvurusuna ilişkin azami sürenin ilgililerin tasfiyeden fiilen haberdar olup olmadığına bakılmaksızın silinme tarihinden başlatılması, anayasal güvencelere aykırı görülerek kural yürürlükten kaldırılmıştır.
İhya Davalarında Yargılama Usulü, Taraf Ehliyeti ve Husumet
Şirketin ihyası ve ek tasfiye talepleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 316. maddesi gereğince basit yargılama usulüne tabidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2021/4039 Esas ve 2022/1829 Karar sayılı ilamına konu incelemede de ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın basit yargılama usulü kurallarına göre incelenip karara bağlanması uygun bulunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/6229 Esas ve 2015/7884 Karar sayılı ilamında açıklandığı üzere, terkin öncesinde şirketi temsile yetkili olan kişi ihya davasında taraf ehliyetine sahiptir. Davalı sıfatı bakımından ise Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/7642 Esas ve 2016/7930 Karar sayılı ilamı uyarınca husumetin yalnızca terkin işlemini tesis eden Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gereklidir ve yeterlidir; ihyası talep edilen şirkete husumet tevcih edilemeyeceği gibi terkin edilen şirket aleyhine yargılama giderine hükmedilemez.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4068 Esas ve 2023/4771 Karar sayılı ilamı gereğince, Ticaret Sicil Müdürlüğünün şirketi terkin işleminin geçici 7. maddeye uygun olmadığının tespit edilmesi halinde, usulsüz terkin sebebiyle davanın açılmasına sebebiyet veren Sicil Müdürlüğünün yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerekir.
İhyanın Ek Tasfiye Niteliği ve Tasfiye Memuru Atanması
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında ihya ifadesi yer almakla birlikte, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4718 Esas ve 2023/5260 Karar sayılı ilamı uyarınca bu hüküm Kanun'un 547 nci maddesine paralel biçimde ek tasfiye niteliğindedir. 6102 sayılı Kanun'un 547. maddesinin birinci fıkrası uyarınca tasfiyenin kapanmasından sonra ek işlemlerin yapılması gerekirse şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin yeniden tescili talep edilir. Açtığı davanın sonuçlandırılması amacıyla ihya talep eden üçüncü kişilerin istemi ek tasfiye mahiyetinde olup şirketin tamamen ihya edilmesinde bu kişilerin hukuki yararı bulunmaz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4068, K. 2023/4771Kaynağı aç
Yargıtay kararlarında ihya sonrasında temsil ve idare organlarının teşkili hususunda farklı değerlendirmeler mevcuttur. Ağırlıklı yaklaşımı yansıtan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4718 Esas, 2023/5260 Karar ve 2016/7642 Esas, 2016/7930 Karar sayılı ilamlarında; Kanun'un 547. maddesinin ikinci fıkrasına paralel olarak sınırlı ihyaya karar verilmesi, mahkemece tasfiye memuru atanması ile bunun tescil ve ilan ettirilmesinin zorunlu olduğu, bu eksikliğin sonradan mahkemeden her zaman talep edilebileceği ve tasfiye memurlarının sorumluluğunda Kanun veya Kooperatifler Kanunu hükümlerinin uygulanacağı kabul edilmektedir. Buna karşın aynı Dairenin 2016/9761 Esas ve 2018/2322 Karar sayılı tekil ilamında, şirketin tasfiyesiz ihya edilerek faal hale gelmesi karşısında organ eksikliğinin temsil kayyımı atanarak giderilebileceği ifade edilerek tasfiye memuru atanması talebinin reddi hukuka uygun bulunmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4718, K. 2023/5260Kaynağı aç
Derdest icra takibi bulunan şirket resen sicilden silinebilir mi?
Hayır, aleyhinde başlatılmış derdest icra takibi veya devam eden davası bulunan şirketler hakkında 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7 nci maddesindeki terkin hükümleri uygulanamaz.
İhya davası açmak için kanuni bir hak düşürücü süre bulunmakta mıdır?
Kanunda yer alan silinme tarihinden itibaren beş yıllık süre koşulu, Anayasa Mahkemesi tarafından mülkiyet ve etkili başvuru haklarına aykırılık gerekçesiyle iptal edilmiştir.
İhya davasında davalı sıfatı kime aittir?
Husumet yalnızca terkin işlemini yapan Ticaret Sicil Müdürlüğüne yöneltilir; taraf ehliyeti kalmayan şirkete dava açılamaz.
Tasfiye edilmeden silinen şirketin malvarlığı kime kalır?
Tasfiye edilmeksizin unvanı silinen kuruluşların ortaya çıkabilecek malvarlıkları kaydın silinmesinden itibaren on yıl sonra Hazineye intikal eder; Hazine borçlardan sorumlu olmaz.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

