Anayasa yargısı en dar tanımıyla, kanunlar ile anayasal denetime tabi tutulan diğer hukuki normların anayasaya uygunluğunun bağımsız bir yargı mercii tarafından denetlenmesini ve özünde norm denetimini barındıran mekanizmayı ifade eder. 1982 Anayasası'nın 11. maddesi uyarınca anayasa kuralları; yasama, yürütme ve yargı erklerini, idari mercileri, diğer tüm kurum ve kişileri bağlayan temel hukuk ilkeleridir. Bu bağlayıcılığın zorunlu bir sonucu olarak kanunların Anayasa'ya aykırı olması hukuken mümkün değildir.
Karşılaştırmalı Hukukta Denetim Modelleri ve Türkiye Uygulaması
Karşılaştırmalı anayasa hukuku incelendiğinde iki temel denetim sistemi öne çıkar. Amerikan sistemine dayanan dağınık denetim modelinde, anayasanın üstünlüğü genel görevli mahkemelerce somut davalar çözülürken korunur ve anayasaya aykırılık tespit edilen kural yalnızca ilgili uyuşmazlıkta uygulanmaz. Kıta Avrupası kaynaklı merkezî denetim modelinde ise anayasaya uygunluk denetimi münhasıran bu amaçla teşkilatlanmış özel yetkili bir anayasa mahkemesine bırakılır ve iptal kararları genel etki doğurur.
Türkiye, anayasa yargısı yapılanmasında merkezî denetim modelini kabul etmiştir. Bu doğrultuda Türk anayasa yargısı düzeninde Anayasa Mahkemesi ilk kez 1961 Anayasası vasıtasıyla ihdas edilmiş, mahkemenin kuruluşuna ilişkin kanun 25 Nisan 1962 tarihinde yürürlüğe girerek yargısal faaliyetlerine aynı yıl başlamıştır.
Anayasa Mahkemesinin Görev Alanı ve Denetim Yetkisi
1982 Anayasası'nın 148. maddesi uyarınca kanunlar, Cumhurbaşkanlığı kararnameleri ve TBMM İçtüzüğü hem esas hem de şekil yönünden anayasal denetime konu olur. Buna karşılık anayasa değişiklikleri Mahkeme tarafından yalnızca şekil şartları bakımından incelenebilir; bu değişikliklerin esas bakımından denetlenmesi anayasal olarak engellenmiştir. Bireysel başvuru kurumu da yurttaşların temel haklarını korumaya yönelik bir hak arama yolu sıfatıyla aynı anayasal çerçevede Mahkemenin yetki alanına dâhil edilmiştir.
Türk hukuk düzeninde Anayasa Mahkemesinin yetki alanı salt norm denetimiyle sınırlı değildir. Yüksek Mahkeme, bireysel başvuruları karara bağlamanın yanı sıra siyasi partilerin kapatılması davalarına bakar ve mali hesaplarını denetler. Anayasa'da açıkça işaret edilen üst düzey kamu görevlilerini görevleriyle bağlantılı suçlamalar sebebiyle Yüce Divan sıfatıyla yargılar. Ayrıca yasama dokunulmazlığının geri alınması yahut milletvekilliği sıfatının düşürülmesi yönündeki Türkiye Büyük Millet Meclisi kararlarına vaki başvuruları da inceleyip hükme bağlar.
Yargısal Denetimin Meşruiyet Sınırları ve Yerindelik Yasağı
Anayasa yargısının meşruiyeti, mahkemenin anayasal sınırlar içinde kalması ve yasama organının takdir alanına müdahale etmemesi esasına dayanır. Bu kapsamda icra edilen denetim hiçbir surette yerindelik denetimi mahiyetinde olamaz. Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun yerine geçip alternatif düzenleme ihdas edemeyeceği gibi, kamu yararına neyin daha uygun olacağını belirleme yetkisine de sahip değildir; Mahkemenin görevi yalnızca anayasal sınırların çiğnenip çiğnenmediğini tespit etmektir.
6216 sayılı Kanun hükümleri doğrultusunda Anayasa Mahkemesi, bir kuralı iptal ederken kanun koyucu gibi hareket edemez ve uygulamada yeni bir hukuki duruma sebebiyet verecek nitelikte hüküm kuramaz. Bu sınırlama, erkler ayrılığı ilkesinin muhafaza edilmesini ve anayasa yargısının meşruiyet dairesinde işlemesini garanti eder.
Yargılama Usulü, İnceleme Kuralları ve Bağlayıcılık
6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesinde iptal davaları ve itiraz başvuruları kural olarak dosya üzerinden karara bağlanır. Bununla birlikte Mahkeme lüzum gördüğü takdirde, sözlü bilgi ve izahat almak amacıyla ilgilileri ya da konu hakkında malumatı bulunan kimseleri çağırma yetkisine sahiptir. Sözlü izahat verilmesinin gerekli görüldüğü durumlarda Cumhurbaşkanı adına Cumhurbaşkanının görevlendireceği yetkili kişi açıklamada bulunur.
6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 43Kaynağı aç
Norm denetiminde Mahkemenin bağlılık sınırları 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesinde düzenlenmiştir. Kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin veya Meclis İçtüzüğünün incelenmesinde Mahkeme, başvuran tarafça ileri sürülen anayasaya aykırılık gerekçeleriyle bağlı değildir; talep sınırını aşmamak şartıyla normu başka hukuki gerekçelerle de Anayasa'ya aykırı bulabilir. Ayrıca başvurunun bir normun yalnızca belirli fıkra veya hükümleri aleyhine yapıldığı durumlarda, o kısımların iptali metnin tamamının veya diğer parçalarının tatbik edilememesi neticesini doğuruyorsa, Mahkeme gerekçesini açıklamak suretiyle uygulama yeteneği yitirilen diğer hükümleri veya düzenlemenin tamamını iptal edebilir.
1982 Anayasası'nın 149. ve 153. maddelerine göre norm denetimi talepleri, siyasi partilere ilişkin davalar ve Yüce Divan yargılamaları Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunca yürütülür; bireysel başvurular ise kural olarak bölümler tarafından hükme bağlanır. Anayasa Mahkemesinin tesis ettiği kararlar kesin nitelikte olup yasama, yürütme ve yargı erklerini, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişilerin tamamını hukuken bağlar.
Anayasa Mahkemesi başvuruda ileri sürülen gerekçelerle bağlı mıdır?
Hayır, 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca Mahkemenin ileri sürülen aykırılık gerekçelerine dayanma zorunluluğu bulunmamaktadır; taleple bağlı kalmak koşuluyla kuralı başka gerekçeyle de Anayasa'ya aykırı bularak iptal edebilir.
Anayasa değişiklikleri hangi kapsamda denetlenebilir?
1982 Anayasası'nın 148. maddesi uyarınca anayasa değişiklikleri Anayasa Mahkemesi tarafından yalnızca şekil bakımından incelenip denetlenebilir; bu düzenlemelere karşı esas bakımından denetim yapılamaz.
İptal edilen bir hüküm diğer maddelerin de iptaline yol açabilir mi?
Evet, 6216 sayılı Kanun'un 43. maddesi gereğince belirli hükümlerin iptali metnin diğer kısımlarının veya tamamının uygulanamaması sonucunu doğuruyorsa, Mahkeme gerekçesini belirtmek kaydıyla uygulama kabiliyeti kalmayan öteki hükümlerin yahut tümünün iptaline hükmedebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

