Kolluk Tutanaklarına Koşulsuz Güven ve Adil Yargılanma

by Avukat Erdal Ersoy
Kolluk Tutanaklarına Koşulsuz Güven ve Adil Yargılanma

Kolluk tutanağının doğruluğuna şüphe düşüren somut savunma, tanık ve kamera delilleri ileri sürülmesine rağmen, mahkemenin tutanağı peşinen mutlak doğru kabul ederek ilgilinin sunduğu delilleri gerekçesiz biçimde göz ardı etmesi, Anayasa'nın 36. maddesinde korunan adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal eder. Kamu görevlilerince düzenlenen tutanakların ve idari işlemlerin kural olarak hukuka ve gerçeğe uygunluk karinesinden yararlandığı kabul edilse de, bizzat tutanağın içeriğindeki maddi vakıaların ve gerçekliğin dava konusu yapıldığı bir uyuşmazlıkta mahkemenin bu karineye dayanması yargı yoluna başvurulmasını anlamsız hale getirir. İdare tarafından hazırlanan tutanakların içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamada belirleyici sayılması bireyi devlete karşı dezavantajlı konuma sokarak silahların eşitliğini zedeleyebileceği gibi, suç isnadı içeren dosyalarda masumiyet karinesinin ihlaline de yol açabilir.

Silahların Eşitliği, Çelişmeli Yargılama ve Gerekçeli Karar Güvencesi

Adil yargılanma hakkının temel bileşenlerinden olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri uyarınca, taraflara delil sunma ve delillerini inceletme noktasında mahkemelerce uygun imkânların tanınması gerekir. Yargılama sürecinde tarafların dinlenilmemesi veya aleyhe olan delillere karşı çıkma olanağından yoksun bırakılması, yürütülen yargılama faaliyetinin hakkaniyete aykırı duruma gelmesine yol açabilir. Yargı mercileri, başvurucuların iddia ve itirazlarını dikkate almak, bu iddiaları ortaya koyabilmeleri için ilgililere yeterli imkânı tanımak ve tüm savunmaları ilgili ve yeterli bir gerekçeyle karşılamakla yükümlüdür.

Bireysel Başvuruda Hukuki Tavsif ve İhlal Kararının Kapsamı

Anayasa Mahkemesi bireysel başvurularda ilgililerin yaptığı hukuki nitelendirmeyle bağlı kalmaksızın olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Mahkeme, esas inceleme neticesinde hakkın ihlal edilip edilmediğine karar verir ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken tedbirlere hükmeder; ancak yerindelik denetimi yapamaz ve idari eylem veya işlem niteliğinde karar veremez. Kanun'un 66. maddesinin beşinci fıkrası gereğince mahkeme kararlarının gerekçeli yazılması zorunludur. Anayasa Mahkemesince verilen bir hak ihlali kararı uyuşmazlığın neticelerinden bağımsız olup, derece mahkemesince davanın kabulüne, reddine ya da beraat veya mahkûmiyete karar verilmesi gerektiği anlamına gelmez. Dosyadaki delilleri değerlendirerek uyuşmazlığın esasına ilişkin nihai hukuki sonuca varma yetkisi yargılamayı yürüten derece mahkemelerine aittir.

6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
MADDE 50- (1) Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemez. (2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir. (3) Bölümlerin esas hakkındaki kararları gerekçeleriyle birlikte ilgililere ve Adalet Bakanlığına tebliğ edilir ve Mahkemenin internet sayfasında yayımlanır. Bu kararlardan hangilerinin Resmî Gazetede yayımlanacağına ilişkin hususlar İçtüzükte gösterilir. (4) Komisyonlar arasındaki içtihat farklılıkları, bağlı oldukları bölümler; bölümler arasındaki içtihat farklılıkları ise Genel Kurul tarafından karara bağlanır. Buna ilişkin diğer hususlar İçtüzükle düzenlenir. (5) Davadan feragat hâlinde, düşme kararı verilir. Başvuru hakkının kötüye kullanılması
6216 sayılı ANAYASA MAHKEMESİNİN KURULUŞU VE YARGILAMA USULLERİ HAKKINDA KANUN m. 66Kaynağı aç
MADDE 66- (1) Mahkeme kararları kesindir. Mahkeme kararları Devletin yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. (2) İptal kararları geriye yürümez. (3) Mahkemece iptaline karar verilen kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü veya bunların belirli madde veya hükümleri, iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Mahkeme gerekli gördüğü hâllerde, Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak iptal kararının yürürlüğe gireceği tarihi bir yılı geçmemek üzere ayrıca kararlaştırabilir. (4) Mahkeme, bir kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez. (5) Mahkeme kararları gerekçeli olarak yazılır. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz. (6) Karar taslaklarının hazırlanması ve görüşülmesine ilişkin esaslar İçtüzükte gösterilir. (7) Kararlar, inceleme veya yargılamaya katılan başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Muhalif kalanlar, kararda muhalefet nedenlerini İçtüzükte belirtilecek süre içinde yazılı olarak teslim ederler. Kararlar ilgililere bu şekliyle tebliğ olunur. (8) İptal ve itiraz başvuruları sonucu verilen gerekçeli kararlar Resmî Gazetede hemen yayımlanır. Yargılamanın yenilenmesi

Yeniden Yargılama Usulü, Kararların Bağlayıcılığı ve Tazminat Talepleri

6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesi kararları kesin olup yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Tespit edilen hak ihlali bir mahkeme kararından kaynaklanıyorsa, Kanun'un 50. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa'nın 148 ve 153. maddeleri doğrultusunda dosya ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilir. İhlal kararının gönderildiği mahkeme, yeniden yargılama işlemlerini başlatarak Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ilke ve gerekçelere uygun biçimde yürütülecek yargılama sonunda hak ihlalinin nedenlerini gideren yeni bir karar verir; yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme bu kararı olanaklı ise dosya üzerinden tesis eder. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasının yeterli görüldüğü durumlarda ise tazminat talepleri reddedilebilir.

Kolluk tutanağının içeriğine karşı sunulan delillerin incelenmemesi hangi ilkeleri ihlal eder?

Kolluk tutanağının doğruluğuna şüphe düşüren somut deliller sunulmasına rağmen tutanağın peşinen doğru kabul edilerek ilgilinin delillerinin gerekçesiz biçimde göz ardı edilmesi, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerini ihlal eder.

Kamu görevlilerince tutulan tutanakların gerçeğe uygunluk karinesi mutlak mıdır?

Resmi görevlilerce düzenlenen tutanakların hukuka ve gerçeğe uygunluk karinesinden yararlandığı kabul edilmekle birlikte bu karine mutlak değildir; tutanağın gerçekliğinin bizzat dava konusu yapıldığı hallerde mahkemenin peşinen bu karineye dayanması davanın açılmasını anlamsız hale getirir.

Tutanak içeriğindeki gerçeklik karinesinin belirleyici olması masumiyet karinesini zedeler mi?

İdarece düzenlenen tutanakların içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamada belirleyici kabul edilmesi bireyi devlete karşı dezavantajlı konuma sokarak silahların eşitliğini zedeleyebileceği gibi, suç isnadına ilişkin yargılamalarda masumiyet karinesinin ihlaline de yol açabilir.

Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı derece mahkemesini nasıl bağlar?

Kesin ve bağlayıcı nitelikteki ihlal kararının ulaştığı derece mahkemesi, yeniden yargılama başlatarak ihlal gerekçesine uygun yeni bir karar vermekle yükümlüdür; davanın kabulü, reddi, beraat veya mahkûmiyet yönündeki nihai delil değerlendirmesi ise derece mahkemesine aittir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu