Nişan Bozma Durumunda Takı ve Hediyelerin İadesi Davası

by Avukat Erdal Ersoy
Nişan Bozma Durumunda Takı ve Hediyelerin İadesi Davası

Evlilik haricindeki bir nedenle nişanlılık ilişkisi son bulduğunda, nişanlıların yahut onların ana ve babaları ile onlar gibi hareket eden kişilerin karşı tarafa bağışladığı mutat dışı hediyelerin geri verilmesi istenebilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi kapsamında düzenlenen bu talepte, hediyenin aynen ya da mislen teslim edilememesi durumunda sebepsiz zenginleşme kuralları devreye girer. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/13254 Esas, 2015/1563 Karar sayılı ilamında da alışılmışın dışındaki hediyelerin öncelikle aynen, elde yoksa mislen iade edileceği, bunun da sağlanamaması halinde parasal karşılığının sebepsiz zenginleşme hükümleri doğrultusunda istenebileceği açıklanmıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 122Kaynağı aç
Madde 122- Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. IV. Zamanaşımı
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/13254, K. 2015/1563Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2014/13254 E.  ,  2015/1563 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : KAYSERİ 5.AİLE MAHKEMESİ TARİHİ : 10/04/2014 NUMARASI : 2012/256-2014/302 Taraflar arasında asıl davada nişan hediyelerinin iadesi, karşı davada ise nişanını bozulmasından doğan maddi-manevi tazminat davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davacı vekili (k.davalı) tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı-karşı davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı E.. İ.. ile 28/01/2012 tarihinde nişanlandıklarını, ilerleyen süreçte yaşanan anlaşmazlıklar yüzünden nişanın bozulduğunu; nişanlısı olan E.. …'na 11 adet 22 ayar, 13.500,00 TL değerinde bilezik, yine 22 ayar 1.600,00 TL değerinde bileklik, 900,00 TL değerinde 2 adet yüzük ve 1 adet 4.200,00 TL değerinde set takımı taktığını, müvekkilinin bu takıları nişanlısına ve nişanlısının annesi olan diğer davalı E.. İ..'na teslim ettiğini, davalının müvekkilini telefonla arayarak nişanı bozduğunu, müvekkilini istemediğini söylediğini, nişanda takılan eşyaları da vermeyeceğini söylediğini bu nedenlerle cins ve adedi belirtilen hediyelerin aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bedeli olan 20.200,00 TL'nin davalılardan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar-karşı davacılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkili E.. İ..'nun diğer davalı E..İ…'nun annesi olduğunu, dolayısıyla E.. İ..'na açılan davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini gerektiğini; müvekkili aleyhine açılmış olan nişan eşyasının iadesi davasını da kabul etmediklerini, müvekkili ile davacının 28/01/2012 tarihinde büyük bir törenle nişanlandıklarını, bu nişanın davacı Naim'in kusuru nedeniyle bozulduğunu, nişan nedeniyle müvekkilinin 25.000,00 TL masrafının olduğunu, müvekkilinin nişanın bozulmasından dolayı çok derin üzüntü yaşadığını, depresyona girdiğini, bu nedenlerle karşı davalarının kabulüne, asıl davanın reddine, müvekkili lehine 3.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ilerleyen yargılama sürecinde maddi tazminat istemini 3.500,00 TL üzerinden ıslah etmiştir. Mahkemece asıl davanın kabulü; karşı davanın kısmen kabulü ile; 3.000,00 TL maddi tazminatın davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacılara verilmesine, 500,00 TL maddi tazminatın ıslah tarihi olan 17/02/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, 7.500,00 TL manevi tazminatın davacı-karşı davalıdan alınarak davalı-karşı davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı (karşı davalı) vekili tarafından temyiz edilmiştir. Asıl dava, nişan bozulması nedeni ile ziynet ve nişan hediyelerinin aynen ya da bedelinin tahsili, karşı dava nişanın bozulmasından doğan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir. Yerel mahkemece yapılan yargılama neticesinde asıl davanın kabulü karşı davanın kısmen kabulüne hükmolunmuş; sözkonusu karar davacı (karşı davalı vekilince) temyiz olunmuştur. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin (karşı davalı) sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. 1-) 4721 sayılı TMK.nun 121.maddesine göre, nişanın bozulması yönünden, kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Bilindiği üzere; manevi tazminat, haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödencedir. Manevi zarar, mal varlığına dokunmayan, yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı harici varlıklarda meydana gelen azalma olup, bu zarar manevi tazminatla giderilmeye, azaltılmaya çalışılmıştır. Bir nişanın bozulmasının, taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratması ve menfaatleri haleldar etmesi doğaldır. Doğal olan bu üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Ne var ki, davacı nişanın bozulması nedeniyle, fahiş bir zarara uğramış ve bu nedenle kişilik hakları da saldırıya uğramış ise bu durumun ispatı halinde manevi tazminata hükmedilebilir. Somut olayda, davacının nişanın bozulması nedeniyle fahiş bir zarara uğradığını ispatlayamadığı nazara alınarak tazminat isteminin reddi gerekirken davanın kısmen kabulü kararı verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirmiştir. 2-) Nişanın bozulmasından doğan maddi ve manevi tazminat davasında (karşı davada) davalı (karşı davacı) lehine 600 TL değerindeki nişan yüzüğü bedelide dahil toplamda 3500 TL'nin davacıya iadesine karar verilmiştir. TMK.nun 122.maddesine göre, nişanlılık evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine vermiş oldukları, mutad (alışılmışın) dışındaki hediyeler geri istenebilir. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Nişanın bozulması halinde alışılmışın dışındaki hediyeler aynen, mevcut değilse mislen geri verilir veya karşılığı sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri istenir. Alışılmış mutad hediyelerden kasıt; giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir. Nişan hediyelerinin mutad sayılabilmesi, yöresel örf ve adete göre verilen hediyelerden olması yanında maddi değerinin de günün koşullarına göre fazla olmayan hediyelerden olmasına bağlıdır ve bu da daha çok tarafların mali ve sosyal durumları ile ölçülmelidir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın ve ziynet eşyası mutad hediye kapsamında olmayıp, iadesi gereken hediyeler olarak değerlendirilmektedir. Bu bağlamda istikrar arzeden Yargıtay içtihatlarına göre nişan yüzüğü mutad hediye kapsamındadır . O halde mahkemece; açıklanan ilkeler gereğince inceleme yapılarak mutad hediye 600 TL değerindeki nişan yüzüğü yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, bu kalem gider yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 28.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kusur Şartının Aranmaması ve Tazminat Dengesi

Alışılmışın dışındaki nişan hediyelerinin iadesi davasında tarafların nişanın bozulmasındaki kusur durumu belirleyici değildir. Türk Medeni Kanunu'nun 122. maddesi ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/13254 Esas, 2015/1563 Karar sayılı kararı uyarınca, mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Bu doğrultuda nişanın sona ermesine kendi kusuruyla yol açan taraf dahi vermiş olduğu alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesini talep edebilir.

Nişanlanma, evlenme vaadine dayanan bir bağ kurmakla birlikte taraflara birbirini evlenmeye zorlama hakkı vermez. Bununla birlikte nişanla bağlantılı olarak kararlaştırılan cayma tazminatı veya ceza şartı niteliğindeki anlaşmalar da hukuken icra edilemez. Nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat istenebilmesi bakımından ise yalnızca nişanın bozulmasının doğurduğu üzüntü yeterli sayılmamakta; kusurlu bir davranışın bulunması ve bu davranışla kişilik haklarının zedelenmiş olması aranmaktadır.

Alışılmış ve Alışılmışın Dışındaki Hediye Ayrımı

İade talebinin konusunu yalnızca alışılmışın dışındaki (mutad dışı) hediyeler oluşturur. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/13254 Esas, 2015/1563 Karar sayılı ilamında ifade edildiği üzere, alışılmış mutad hediyeler giyilmekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Bir hediyenin mutad sayılıp sayılmayacağı; yöresel örf ve âdete uygun olmasına, günün koşullarına göre maddi değerinin aşırı bulunmamasına ve tarafların mali ile sosyal durumlarına göre değerlendirilir. Bu nedenle giymekle eskiyen, kullanılmakla tüketilen veya mutad kabul edilen eşyaların iadesine kural olarak karar verilmez.

Yargısal uygulamada nişan yüzüğü alışılmış hediye kapsamında görülerek iadeye tabi tutulmamaktadır. Buna karşılık nişan yüzüğü dışında kalan altın, bilezik, kolye, küpe ve benzeri ziynet eşyaları çoğunlukla mutad dışı hediye kabul edilerek iade kapsamına dahil edilmekte, somut olayın özellikleri ve takının niteliği mahkemece dikkate alınmaktadır.

Talep Şekli ve Bedelin Belirlenmesi

Nişan takılarının iadesi davasında dava dilekçesinde öncelikle takıların aynen iadesi, aynen iadenin mümkün olmaması halinde ise bedelinin tahsili talep edilir. Aynen iadesi sağlanamayan ziynet eşyalarının bedelinin tahsiline karar verilirken, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/18045 Esas, 2015/4348 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere dava tarihindeki değerin değil, ziynetlerin nişanın bozulduğu tarihteki bedellerinin tespiti gerekir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2014/18045, K. 2015/4348Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2014/18045 E.  ,  2015/4348 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : YAHYALI ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ TARİHİ : 15/05/2014 NUMARASI : 2012/219-2014/125 Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, duruşmalı olarak incelenmesi davalı (birleşen dosya davacısı) vekili tarafından istenilmekle; daha önceden belirlenen, 17.03.2015 tarihli duruşma günü için yapılan tebligat üzerine; temyiz eden davalı (birleşen dosya davacısı) asil E.. M.. ile vekili Av. G.. Y.. geldi. Davacı (birleşen dosya davalısı) ve vekili adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı ve işin incelenerek karara bağlanması için saat 14.00'e bırakılması uygun görüldüğünden, belli saatte dosyadaki bütün kağıtlar okunarak, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlenip, gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı Y.. E.. vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının görücü usulüyle nişanlandıklarını, başlangıçta tarafların ilişkilerinin iyi olduğunu ancak bir köyde sözleşmeli öğretmenlik yapan davalının, okulların kapanmasından sonra ailesinin yanına dönmesiyle müvekkiline karşı tavırlarının olumsuzlaştığını, davalı ve ailesinin düğünün yapılmaması için bahaneler üretmeleri üzerine müvekkilinin nişanı bozduğunu, nişan töreninde ve nişanlılık döneminde müvekkili ve ailesinin davalıya ziynet eşyası ve 450,00 TL değerinde cep telefonu hediye ettiğini, nişanın bozulmasının ardından hediyelerin iade edilmediğini belirterek; nişan töreninde takılan 1 adet 22 ayar 30,14 gram bilezik, 2 adet her biri 18 gram 22 ayar bilezik, 8 adet her biri 21 gram 22 ayar bilezik, 13 adet gramise, 1 adet küçük çeyrek, 1 adet nişan yüzüğü, 1 adet tek taş yüzük, 1 adet küpe ile müvekkilinin davalıya nişanlık döneminde hediye ettiği 1 adet nokai marka cep telefonunun aynen iadesini, bunun mümkün olmaması halinde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL'nin davalıdan tahsilini, diğer taraftan davalının kusurlu hareketleri sonucu nişanın bozulması nedeniyle müvekkilinin uğradığı maddi ve manevi zarar karşılığı olarak, 10.000,00 TL maddi ve 20.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 07.04.2014 havale tarihli ıslah dilekçesiyle dava dilekçesinde ziynet ve cep telefonunun değeri olarak talep ettiği 30.000,00 TL'yi 2.779,50 TL artırarak 32.779,50 TL'ye çıkarmıştır. Davalı E.. M.. vekili cevap dilekçesinde; tarafların yaklaşık beş ay nişanlı kaldıklarını, bu süreçte davacı ve ailesinin sudan sebeplerle kavga çıkarıp, nişanı sona erdirmek için ellerinden geleni yaptıklarını, nişanı davacı Yunus Emre'nin bozduğunu, müvekkilinin nişanın bozulmasından sonra nişan hediyesi olarak verilen tüm hediyeleri davacıya iade ettiğini savunarak; davanın reddine karar verilmesini dilemiştir. Birleşen dosyanın davacısı E.. M.. vekili dava dilekçesinde; nişanlılık dönemi boyunca davalı Y.. E… 'nin, müvekkili Emine'yi toplum içinde azarladığını, sudan sebeplerle tartışma çıkarıp, sebepsiz yere küsüp, uzun süre müvekkilini arayıp sormadığını, davalı Y.. E..'nin, 08.08.2012 tarihinde nişanı bozduğunu, müvekkilinin köyde yaşıyor olması ve köyde nişan bozulmasının olumsuz karşılanması nedeniyle müvekkilinin evlenme şansının azaldığını, nişanın bozulmasının ardından müvekkilinin hayata küstüğünü, psikolojik yardım alıp, tedavi kapsamında ağır ilaçlar kullanmak zorunda kaldığını, halen tedavisinin devam ettiğini belirterek; davalının ortada hiçbir sebep yokken nişanı bozmasından dolayı müvekkilinin uğramış olduğu manevi zararın karşılığı olarak 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiilin gerçekleştiği 08.08.2012 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. İş bu dosya, davacı Yunus Emre'nin açtığı dosya ile birleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur. Mahkemece; davalının nişanlılık ilişkisinin gerektirdiği yükümlülükleri yerine getirmediği, ailesinin telkinleriyle hareket ederek nişanın bozulmasına sebebiyet verdiği, nişan bozulmasında davalının (birleşen dosyanın davacısının) asli kusurlu olduğu, altınların davalıda kaldığının kesin olarak anlaşıldığı gerekçesiyle, asıl davanın kısmen kabulü ile, 1 adet 22 ayar 30,14 gram ağırlığındaki bilezik, 2 adet 22 ayar 18,00'er gram ağırlığındaki bilezik, 8 adet 22 ayar 21,00'er gram ağırlığındaki bilezik, 13 adet 22 ayar darphane altını olan 4 çeyreklik, 1 adet 22 ayar darphane altını olan küçük çeyreklik, 1 adet 14 ayar nişan yüzüğü, 1 adet 14 ayar tek taş yüzük, 1 çift 14 ayar küpe ve 1 adet Nokia 6500 Slayt marka telefonun davacıya aynen iadesine, aynen iadenin mümkün olmaması halinde bedelleri toplamı olan 32.779,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan (birleşen dosyanın davacısından) tahsiline, 1.000,00 TL maddi tazminat ile 2.000,00 TL manevi tazminatın davalı (birleşen dosya davacısından) tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davalı (birleşen dosyanın davacısı) vekili tarafından, duruşma istemli olarak temyiz edilmiştir. Asıl dava; nişanın bozulması nedeniyle, nişan hediyelerinin aynen, bunun mümkün olmaması nakden davalıdan tahsili ile nişanın bozulmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Birleşen dava ise; nişanın bozulması nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı (birleşen dosyanın davacısı) vekilinin sair temyiz itirazları yerinde görülmeyerek reddedilmiştir. Davalı (birleşen dosyanın davacısı) vekilinin kabul gören temyiz itirazlarına gelince; 1-Asıl davanın davacısı lehine hükmedilen manevi tazminat yönünden; Kural olarak nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. (TMK m. 121) Nişanın bozulmasından dolayı davacı lehine manevi tazminata hükmedilebilmesi için, nişanın haksız olarak bozulmasının yanında, davacının kişilik haklarının da ihlal edilmiş olması gerekir. Nişanın bozulması, doğal olarak taraflarda değişik şiddet ve ölçülerde de olsa üzüntü yaratır ve menfaat ihlaline neden olur. Ancak sırf, nişanın bozulmasından dolayı duyulan üzüntü ve hayal kırıklığına uğranılmış olması manevi tazminata hükmedilmesi için yeterli değildir. Doğal olan üzüntü ve menfaat ihlali manevi tazminata esas alınmaz. Zira, manevi tazminata karar verilebilmesi için istemde bulunan nişanlının kişisel haklarının fahiş olarak zarara uğramış olması gerekir. Bu fahiş zararın somut olay ve nedenlere dayanılarak ispat edilmesi gerekir. Somut olayda; nişanı, asıl davanın davacısı Y.. E.. bozmuştur. Her ne kadar davacı Y.. E.., nişanı davalı (birleşen dosyanın davacısı) Emine'nin kusurlu hareketleri sonucu bozmak zorunda kaldığını iddia etmiş ise de, davalı Emine'nin kusurunu ve nişanın bozulmasından dolayı kişilik haklarının fahiş olarak zarara uğradığını usulünce ispat edememiştir. Hal böyle olunca mahkemece; davacının (birleşen dosyanın davalısının) manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde hataya düşülerek yanılgılı değerlendirme sonucu salt üzüntü nedeniyle davacının (birleşen dosyanın davalısının) manevi tazminat isteminin kısmen de olsa kabülüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bu husus hükmün bozulmasını gerektirmiştir. 2-Hediyelerin iadesi istemine ilişkin olarak; Nişan, evlenme dışında bir nedenden dolayı sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir. Hediye aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanır. (TMK. m.122) Nişanlılık dolayısıyla verilen hediye, olağan bir hediye ise geri istenemez. Hediyelerin geri istenebilmesi için alışılmışın dışında hediyelerden olması gerekir. Alışılmış (mutad) hediyelerden kasıt; giymekle, kullanmakla eskiyen ve tüketilen eşyalardır. Kural olarak giymekle, kullanılmakla eskiyen ve tüketilen eşyaların iadesine karar verilemez. Nişanın bozulması nedeniyle mutad dışı hediyelerin geri alınmasına ilişkin davalarda kusur aranmaz. Diğer taraftan hediyelerin iadesi yönünde hüküm kurulabilmesi için eşyanın davalıya hediye edildiğinin ve nişanın bozulmasından sonra iade edilmediğinin ispatlanması gerekir. Zira; TMK'nın 6.maddesi hükmü uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan herbiri hakkını dayandırdığı olguların varlığını kanıtlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde; gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer. Öte yandan ileri sürdüğü bir olaydan kendi yararına haklar çıkarmak isteyen kimsenin, iddia ettiği olayı kanıtlaması gerekir. Hediyelerin verildiği ve iade edilmediği hususu her türlü delil ile ispat edilebilir. Nişan nedeniyle kendisine verildiğini kabul ettiği hediyelerin iade edildiğini ileri süren davalı, bunu kanıtlamalıdır.Ancak davalının verildiğini kabul etmediği hediyelerin verildiğini ispat yükü kuşkusuz davacıdadır. Somut olayda; davacı nişanlılık döneminde davalıya cep telefonu hediye ettiğini ve nişanın bozulmasından sonra davalının telefonu kendisine iade etmediğini iddia etmiş, davalı ise davacının kendisine cep telefonu hediye etmediğini savunmuştur. Buna göre cep telefonunun davalıya hediye edildiğini ispat yükü davacıdadır. Davacı usulüne uygun olarak davalıya cep telefonu hediye ettiğini ispat edememiştir. O halde mahkemece; asıl davanın davacısının, cep telefonunun iadesine yönelik isteminin reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu talebin kabulü doğru görülmemiş, bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir. 3-Davacı (birleşen davanın davalısı) lehine hükmedilen maddi tazminat yönünden; Nişanlılardan biri haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozduğu veya nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulduğu takdirde; kusuru olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde ve evlenme amacıyla yaptığı harcamalar ve katlandığı maddi fedakarlıklar karşılığında uygun bir tazminat vermekle yükümlüdür. Aynı kural nişan giderleri hakkında da uygulanır. (TMK. m. 120) Davacı yanın isteyeceği tazminat menfi tazminattır. Başka bir anlatımla nişanlanma olmasaydı uğranılmayacak olan parasal zarar istenebilir. Menfi tazminatın kapsamı yasada gösterilmiş olup, bunlar, dürüstlük kuralları çerçevesinde yapılan harcamalar, evlenme amacıyla yapılan harcamalar ve evlenme amacıyla katlanılan maddi fedakarlıklardır. Maddi tazminat istenebilmesi için nişan haklı bir sebep olmaksızın bozulmuş olmalı ya da nişan taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulmuş olmalıdır. Davacı iddiasını kanıtlarsa uygun bir tazminata hükmedilir. Davacı iddiasını her türlü delille ispat edebilir. Somut olayda davacı taraf, nişanın bozulması nedeniyle maddi zarar uğradığını iddia ederek maddi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece davacının maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, davacı taraf, nişanın davalının kusurlu davranışları sonucu bozulduğunu ispat edememiştir. Kabule göre de; tazminatın nelere ilişkin olduğu bulunduğunun miktar ve tutarlarıyla birlikte tek tek açıklanması gerekirken, mahkemece maddi zararın kapsamı davacıya açıklattırılmadan karar verilmiştir. Bu nedenle mahkemece; asıl davanın davacısının maddi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu talebin kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüş, bu husus da bozmayı gerektirmiştir. 4-Ziynetlerin iadesi yönünde kurulan hükme ilişkin temyiz itirazları yönünden; Nişanın bozulması nedeniyle nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları ziynet eşyaları verenler tarafından geri istenebilir. Ziynet eşyaları aynen veya mislen geri verilemiyorsa, sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre iade yapılır. Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre; nişan yüzüğü dışında kalan tüm altın, takı ve ziynet eşyaları mutad dışı hediye olarak kabul edilmiştir. Eldeki davada mahkemece; nişan yüzüğünün de iadesi yönünde karar verilmiştir. Mutad hediye olan ve iadesi gerekmeyen nişan yüzüğünün iadesi yönünde hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Diğer taraftan, asıl davanın davacısı, nişan töreninde takılan tüm ziynet eşyalarının davalıda kaldığını iddia etmiştir. Asıl davanın davalı ise, ziynetlerin nişanın bozulmasının ardından davacı tarafa iade edildiğini savunmuştur. Her iki taraf da iddia ve savunmalarını ispat edebilmek için tanık deliline dayanmıştır. Davacı (birleşen dosyanın davalısı) tanığı E.. Ö.. beyanında; nişandan hemen sonra davacı Y.. E..'nin annesinin, nişanda takılan gremese ve çeyrek altınların bir kısmını elindeki siyah renkli çantaya koyduğunu beyan etmiştir. Davacı tanığı Tuba beyanında; Yahyalı'da nişanda takılan çeyrek altınların, geline takılan bilezik, gremese gibi pahalı ziynetlerin bedelini sarrafa ödemek üzere, nişandan sonra kız tarafından alınıp sarrafa verildiğini beyan etmiştir. Asıl davanın davalısı Emine'nin annesi beyanında; nişanda takılan takıların 2/3'nü davacı Yunus Emre'nin annesinin nişandan hemen sonra alıp götürdüğünü, kalan takıları da nişanın bozulduğu gün davacının annesine teslim ettiğini beyan etmiştir. Davalının babası ise; nişanda kızına takılan takıları eşinden duyduğuna göre, davacının annesinin alıp götürdüğünü, davacı ve ailesinin evlerine misafir olarak geldikleri gün davacının yüzüğü çıkarıp gittiğini, kendisinin sinirlenip, kalan takıların da iade edilmesini istediğini, bunun üzerine eşinin kalan takıları davacıların alması için avluya attığını beyan etmiştir. Davacı tanıkları nişanda takılan takıların bir kısmının, nişandan önce kıza takmak üzere erkek tarafınca satın alınan ziynetlerin bedelinin ödenmesi amacıyla erkek tarafınca sarrafa verildiğini, bunun o yörede geçerli olan bir gelenek olduğunu beyan ettiğine ve davalı Emine'nin annesi de nişandan sonra Yunus Emre'nin annesinin, takıların 2/3'nü alıp götürdüğünü belirttiğine göre, mahkemece bu yönde araştırma ve inceleme yapılarak toplanacak tüm deliller doğrultusunda hasıl olacak sonuca göre bir karar vermesi gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Kabule göre de, ziynetlerin nişanın bozulduğu tarihteki bedellerinin tesbiti gerekirken, dava tarihindeki bedellerinin tesbiti ile bu miktarın hüküm altına alınmış olması da doğru görülmemiş, bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir. 5- Birleşen davada davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti yönünden; Birleşen dosyanın davacısı Emine, nişanın bozulmasından dolayı uğradığı manevi zararın tazmini için; davalı Yunus Emre'den 50.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine, 5.800,00 TL nisbi vekalet ücretine hükmedilmiştir. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10/3 maddesi uyarınca; manevi tazminat davasının tümden reddi halinde, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekir. O halde mahkemece, davacı Emine'nin manevi tazminat talebi tamamen reddedildiğine göre yukarıdaki yasal düzenleme göz önünde bulundurularak, kendisini vekille temsil ettiren davalı (birleşen dosyanın davacısı) yararına maktu vekalet ücretine hükmolunması gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun görülmemiş, bu husus da hükmün bozulmasını gerektirmiştir. Buna göre mahkemece yapılacak iş; asıl davanın davacısının; maddi ve manevi tazminat talebi ile cep telefonuna ilişkin istemini reddetmek, nişan yüzüğünün iadesine karar vermemek, birleşen davada davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmetmek ve nişanda takılan ziynetlere ilişkin olarak, o yöredeki örf ve adeti usulünce araştırarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar vermek olmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davalı taraf için duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre takdir edilen 1.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalı tarafa verilmesine ve alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 17.03.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

İspat Yükü ve Delillerin İncelenmesi

Nişan hediyelerinin ve takılarının verildiği ile iade edilmediği olgusu her türlü delille kanıtlanabilir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi uyarınca, kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/18045 Esas, 2015/4348 Karar sayılı kararına göre, kendisine hediye verildiğini kabul eden ancak bunları sonradan iade ettiğini savunan davalı taraf iade olgusunu kanıtlamak zorundadır. Buna karşılık davalının hediyelerin kendisine hiç verilmediğini savunması durumunda, bu eşyaların verildiğini ispat yükü davacıdadır. Nişan takılarının sahte olduğuna dair bir iddia ileri sürüldüğünde ise ispat yükü bu iddiada bulunan tarafa ait olur.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 6Kaynağı aç
Madde 6 – Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. II. Resmî belgelerle ispat

Takıların varlığının ve miktarının tespitinde mahkemeler fotoğraf, video kaydı, tanık anlatımı ve bilirkişi raporlarından yararlanır. Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2012/21137 Esas, 2012/26186 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, törene ilişkin CD kayıtları ve fotoğraflar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tanık ve taraf beyanlarının birlikte değerlendirilmesi gerekir. Hüküm kurulurken de her bir ziynet eşyasının ayarı, gramı ve değeri kararda açıkça gösterilmelidir.

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2012/21137, K. 2012/26186Kaynağı aç
3. Hukuk Dairesi         2012/21137 E.  ,  2012/26186 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK (AİLE) MAHKEMESİ Dava dilekçesinde nişan hediyelerinin aynen iadesi, iade olmadığı takdirde 21.200,00 TL ile 3.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın davalı … yönünden feragat nedeniyle reddi, davalı … yönünden kısmen kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının bir süre önce nişanlandığı davalının nişanı sebepsiz yere bozduğunu, araya 3.kişilerin girmesine rağmen davalının kararından dönmediğini ve nişan bozulduktan sonra hediyelerin geri iade edilmediğini belirterek, nişan hediyelerinin aynen iadesi, iadesi mümkün olmadığı takdirde toplam 21.200,00 TL bedeli ile 3.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalılar vekili, nişanın bozulmasına davacının sebep olduğunu, kusurlu hareketleri ile nişanı bozan davacının maddi ve manevi tazminat talebinde bulunamayacağını ve davalı tarafa takılan ziynet eşyalarının nişan hediyesi olarak mutad hediye kapsamında kaldığını belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece; davalı … yönünden davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalı yönünden; davacı tarafından iadesi istenilen hediyelerden 1 adet trabzon set takımı dışındaki hediyelerin tamamının mutad hediye olduğu bu nedenle iadesinin gerekmediği, 3.kişiler tarafından verilen nişan hediyelerinin davacıya iadesinin mümkün olmadığı ve nişanın bozulmasında davacının kusurlu olduğu anlaşılmakla davacının maddi ve manevi tazminat talebinin reddine, 1 adet trabzon set takımının davacıya aynen iadesine, aynen iade edilmediği takdirde 10.350,00 TL bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm süresinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, sair temyiz itirazları yerinde değildir.Ancak, TMK'nun 122.maddesi; "Nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların, diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir" hükmüne amirdir. Kural olarak, anılan madde hükmüne göre, nişanın bozulması sebebiyle hediyelerin geri alınması istemine dair davalarda kusur aranmaz. Mutad dışı hediyeler ise aynen iade edilir. Aynen iade mümkün değil ise, karşılığı olan bedel sebepsiz zenginleşme kurallarına göre geri verilir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre de, nişan yüzüğü dışındaki altın ve ziynet eşyası mutat hediye kapsamında olmayıp iadesi gereken hediyeler olarak değerlendirilmektedir. Dosya kapsamından; davalılar vekilinin 06.06.2012 havale tarihli dilekçesinde, davalı nişanlı …'a takılan … set takımı, bir adet kol saati, alyans, bir adet tek taş yüzük, bir adet kolye ve 2 adet çeyrek altının mutad hediyelerden sayılıp iadesinin gerekmediğini belirterek bu altınların davalıda bulunduğunu ve davacı tarafa iade edilmediğini kabul ettikleri anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, her iki tarafın da delil olarak dayandığı ve davacı tarafından dosyaya sunulan nişan törenine ilişkin CD ve fotoğraflar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak, dinlenen tanık beyanları ile davalı beyanları dikkate alınmak suretiyle davacı tarafından, davalıya takılan mutad hediye kapsamında olmayan ziynet eşyaları yönünden aynen veya bedelinin tahsiline karar verilmesi gerekirken, 1 adet trabzon set takımı dışındaki hediyelerin tamamının mutad hediye olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 19.12.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Görevli Mahkeme, Yetki ve Zamanaşımı

Nişan hediyelerinin iadesi davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise genel kural uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 123. maddesi gereğince nişanın sona ermesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 123Kaynağı aç
Madde 123- Nişanlılığın sona ermesinden doğan dava hakları, sona ermenin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. İKİNCİ AYIRIM EVLENME EHLİYETİ VE ENGELLERİ A. Ehliyetin koşulları I. Yaş
Nişan yüzüğü ayrılık durumunda geri verilir mi?

Yargıtay uygulamasına göre nişan yüzüğü mutad hediye sayıldığından kural olarak iadesi gerekmez; yüzük dışındaki altın ve ziynetler ise somut duruma göre çoğunlukla mutad dışı hediye sayılarak iade kapsamında değerlendirilir.

Nişanı bozan taraf hediye ettiği takıları geri isteyebilir mi?

Evet, alışılmışın dışındaki hediyelerin iadesine ilişkin davalarda kusur aranmadığı için nişanın bozulmasında kusurlu olan taraf da mutad dışı hediyelerin iadesini talep edebilir.

Aynen iade edilemeyen ziynet eşyasının bedeli hangi tarihe göre hesaplanır?

Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 2014/18045 Esas, 2015/4348 Karar sayılı ilamına göre, aynen iadesi mümkün olmayan ziynet eşyalarının bedeli belirlenirken dava tarihindeki değil, nişanın bozulduğu tarihteki bedelleri esas alınır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu