Nama Yazılı Pay Devrinin Reddi ve Hukuki Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Nama Yazılı Pay Devrinin Reddi ve Hukuki Şartları

Anonim şirketlerde nama yazılı payların devredilmesi kural olarak serbest bırakılmış olup kanunda veya şirket esas sözleşmesinde aksine düzenleme bulunmadıkça paylar sınırlandırmaya tabi tutulamaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 490. maddesine göre nama yazılı payların hukuki işlem yoluyla el değiştirmesi, ciro edilen senedin zilyetliğinin devralan tarafa geçirilmesiyle tamamlanır. Bununla birlikte Kanun'un 492. maddesinin birinci fıkrası uyarınca pay devrinin şirketin onayına bağlanması esas sözleşme hükümleriyle kararlaştırılabilir. Pay devrinin şirket onayına tabi tutulmasına dair sınırlama pay üzerinde intifa hakkı tanınmasında da geçerliliğini korur; ancak şirketin tasfiyeye girmesi hâlinde söz konusu devir sınırlamaları kendiliğinden düşer.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1865, K. 2025/478Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/1865 E.  ,  2025/478 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/773 Esas, 2023/1560 Karar BİRLEŞEN İSTANBUL 21. SALİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2019/469 E. HÜKÜM : Yeniden Hüküm Kurulmak Suretiyle Asıl ve Birleşen Davanın Kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/541 E., 2020/522 K. Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; davalı şirketin toplam sermayesinin %21,68'ini temsil eden 43.567 adet C grubu nama yazılı pay sahibi olan müvekkili şirketin, davalı şirketteki tüm paylarını devrederek ortaklıktan ayrılmak istediğini, davalı şirketin ortaklarına, pay sahipleri sözleşmesi gereği önalım haklarını kullanması hususunda bildirim yükümlülüğünü yerine getiren müvekkili şirketin 10.05.2019 tarihinde dava dışı … Yatçılık Gayrimenkul Turizm Otomotiv İç ve Dış Tic A.Ş. ile imzaladığı pay devir sözleşmesi ile ilgili pay devri kararı alınması ve pay devrinin şirket pay defterlerine işlenmesi talebinin 24.06.2019 tarihli toplantıda, davalı şirket ana sözleşmesinin 8.1. ve 8.1.(i) maddesi gerekçe gösterilerek oy birliği ile reddedildiğini, davaya konu pay devrinde ana sözleşmeye aykırılık bulunmadığını, nama yazılı pay devrinin önemli bir sebeple reddi için red sebeplerinin esas sözleşmede açık ve somut bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, pay devrinin reddini gerektirecek önemli bir sebebin bulunmadığını, şirket açısından önemli bir payın devrinin de söz konusu olmadığını, davalı şirketin halihazırdaki ortaklarının profili şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı açısından önemli ise de bu hususun şirketin kuruluş ve gelişme aşamalarında bir anlam ifade ettiğini, gelinen aşamada davalı şirketin tanınır ve güvenilir bir şirket haline geldiğini, ayrıca pay sahipleri sözleşmesine göre müvekkili şirketin, davalı şirkette mali yükümlülük altına girme borcunun olmadığını, davalı şirkette ortak olarak kalmasının davalı şirketin hayatiyeti açısından öneminin olmadığını, davalı şirket pay sahipleri sözleşmesindeki, muhtemel pay devri kısıtlamalarının emredici nitelikteki 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı TTK) hükümlerine aykırı olduğunu ileri sürerek davalı şirket yönetim kurulunca verilen 24.06.2019 tarihli ve 2019/6 sayılı kararın iptali ile müvekkili tarafından yapılan pay devir işleminin pay devir tarihi olan 29.05.2019 tarihi itibariyle pay defterine hükmen işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dosyanın dava dilekçesinde; nitelikli kararların alınmasına yönelik olarak, C grubu pay sahipliği temsil edilmediğinden toplantı yeter sayısının sağlanmadığını, hisse devrinin reddine dair 24.06.2019 tarihli … yönetim kurulu kararının batıl/geçersiz olduğunu, dolayısıyla şirketçe 3 ay içerisinde hisse devrinin tescilini red iradesinin tecessüm etmemiş olduğunu ileri sürerek müvekkili şirketin hissedarlığının tespitine ve pay devrinin pay defterine hükmen işlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ana sözleşmesinin 8.1 maddesinde pay sahipleri çevresinin bileşimine dair hüküm yer aldığını, pay sahiplerinin profilinin şirket için önem arz ettiğini, ana sözleşmenin 8.1 maddesinin 2017 yılında kaleme alındığını, davacı şirketin hisselerini devretmek istediği … Yatçılık Gayrimenkul Turizm Otomotiv İç ve Dış Tic A.Ş.nin yönetim kurulu başkanı ve sahibi olan şahsı yönetim kuruluna aday gösterdiğini, bu adayın seçilmemesi üzerine 24.05.2019 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın kabulüne karar verildiğini, genel kurul süreciyle ilgili uyuşmazlıklar devam ederken davacının diğer ortakların itirazlarını görmezden gelerek hisselerini … A.Ş'ye devrettiğinden bahisle bildirimde bulunduğunu, 24.06.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile pay devrinin pay defterine işlenmesi talebinin reddedildiğini, şirketin ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığında bankalarla yapılan işlemlerin önemli olduğunu, davacının hisselerini devrettiği şirketin sahibinin dava dışı … A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olduğunu, bu şirketin müvekkilinin rakibi konumunda bulunduğunu, bankaların dönem itibarı ile ortak değişikliğini kabul etmemesinin muhtemel olduğunu, … A.Ş.'nin 2016 yılında kurulduğunu, ana iştigal konusunun … İnşaat Grubu ile ilgili olduğunu, müvekkili şirketin ekonomik yönden ve yeni işlere girmekte sıkıntılı olduğu bir dönemde rakip bir şirketin müvekkili ortaklık yapısına dahil olmasının ve şirketin yıllarca biriktirdiği birikime vakıf olmasının kabul edilebilir olmadığını, bu yönü ile pay sahibi çevresinin bileşiminin korunmasının önemli olduğunu, rakip bir şirketin pay sahipleri çevresinin bileşimini bozacak şekilde ortaklık yapısına dahil edilmek istenmesi karşısında pay devri talebinin reddedilmesinin ilgili mevzuata uygun olduğunu, davacı tarafın da oyuyla kabul edilen şirket ana sözleşmesinin 8.1.(i) maddesinde pay sahipleri arasındaki sözleşmeye aykırı devirlerin şirket tarafından reddedilebileceği hükmü getirildiğini, kurulduğu günden bu yana şirkette ortak olan hissedarların güçlü bir pay sahibi çevresi oluşturduğunu, teknik başarı yakalanmış olsa da ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının elzem olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde; asıl dava ile birleştirme taleplerinin olduğunu, davanın haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı şirket ana sözleşmesinin 12. maddesine göre nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması kararının özellikli yönetim kurulu kararı olduğu, 8.1. maddesine göre nama yazılı payların ancak şirketin onayı ile devredilebileceği, bu onayın şirketin yönetim kurulunun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararla verilebileceği, ana sözleşmenin 8.1., 12. maddesi ve pay sahipleri sözleşmesinin 6.7. ile 6.8. maddeleri uyarınca özellikli yönetim kurulu toplantılarında C grubu yönetim üyesinin varlığının ve olumlu oyunun arandığı, birleşen davada davacı şirketin halihazırda pay sahibi olmayıp üçüncü kişi olduğu, dolayısıyla yönetim kurulu seçilmesine dair genel kurul kararının iptali talebi ile açılan davanın sonucunun bu davaya etkili olmayacağı, zira genel kurul iptali kararlarının kesinleşmekle hüküm ifade edeceği, buna göre, üçüncü bir kişinin şirkette pay sahibi olabilmesi için yönetim kurulunun hisse senetlerinin devrini oy birliği ile onaylaması gerektiği, 24.06.2019 tarihli dava konusu yönetim kurulu toplantısında oy birliği ile davacıların pay devri işleminin pay defterine işlenmesi talebini reddettiği, ana sözleşme ve pay sahipleri sözleşmesinde pay devrinin reddi için yönetim kurulunun tüm üyeler ile toplanması ve oy birliği ile karar alma şartı bulunmadığı, bu şartın sadece devre onay verilecek yönetim kurulu toplantıları için öngörüldüğü, ayrıca 6102 sayılı TTK'nın 490. maddesi uyarınca kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, davalı şirketin ise ana sözleşme ile devri yönetim kurulunun oy birliği ile alacağı onay kararı şartına bağladığı, somut olayda, C grubu hisseleri temsil eden üyenin olumsuz oy kullandığı varsayıldığında dahi dört yönetim kurulu üyesisinin pay devrine onay vermediği, dolayısıyla C grubunu temsilen yönetim kurulu üyesi toplantıya katılmasa veya katılıp olumlu oy kullansa dahi sonucun değişmeyeceği, 24.06.2019 tarihli yönetim kurulu toplantısında yönetim kurulunun ana sözleşmenin 8.1. ve 8.1.(i) maddesine atıfta bulunduğu, şirketin içinde bulunduğu süreç dikkate alındığında pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması hususunun hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığı için büyük önem arz ettiği gerekçesine dayandığı, ana sözleşmenin 8.1 maddesinde yer verilen hususların haklı neden için somut gerekçe içerdiği, zira 6102 sayılı TTK'nın 493/2 hükmüne göre pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin onayın reddini haklı göstermesinin önemli sebep oluşturacağının kabul edildiği, yönetim kurulu kararında 8.1.(i) maddesi ile pay sahipleri sözleşmesine atıf yapıldığı, pay sahipleri sözleşmesinin 5.5, 7.7 maddelerinin, davalı tarafın ekonomik bağımsızlığın sağlanması için pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının önemine ilişkin açıklamalarını teyit ettiği, dava dilekçesinde yer alan ifadelere göre davacının da mevcut profilin şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetin devamlılığı için önem ifade ettiğini, bu sayılanların şirketin kuruluş aşamasında anlamlı olduğunu belirttiği, ancak davalı şirketin kuruluş tarihinin 2005 olduğu, ana sözleşmede bu hususlara ilişkin değişikliğin davacının da olumlu oyuyla 2017 yılında yapıldığı, ticari hayatta bankalar yönünden şirketlerin ortaklık yapısının önemi ile ortaklık yapısındaki değişikliklere bankaların/kredi kuruluşlarının tereddüt ile yaklaştığının bilindiği, davalının bu yöndeki açıklamalarının haklı neden olduğu, şirket yapısına ve işletme konusuna yabancı bir kişinin/şirketin ortaklık yapısına dahil edilip, yüksek kredibilite ve teknik bilgi (know-how) isteyen alanlarda faaliyet gösteren şirketlerin işletme konusuna yönelik faaliyetlerini sürdürmesinin, pay sahipleri çevresinin korunması ile, şirkete dahil olacak ortağın ancak bu niteliklere sahip olması halinde mümkün olacağı, birleşen davanın davacısının, dava dışı … A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı olduğu, bu hali ile davalı şirketin ortakları arasına girerek vakıf olacağı bilgileri dava dışı … A.Ş. vasıtası ile kullanabilmesi ve inşaat alanında rakip firma haline gelmesinin, davalı şirketin büyümesi ve faaliyetinin devamlılığına olumsuz etki edebileceği kanaatinin oluştuğu, davalı şirketin pay devrine onay vermemesine ilişkin gerekçelerinin, pay devrinin reddi açısından önemli sebep teşkil ettiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm, asıl ve birleşen davada davacı taraflarca istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı …Ş.'nin davalı ….'de sahip olduğu 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu payların tamamının birleşen dosya davacısına devredilmesine ilişkin 10.05.2019 tarihli pay devir sözleşmesi imzalandığı, 6102 sayılı Kanun'un 490/1. maddesine göre, Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı payların, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebileceği, ancak 492/1 maddesine göre de esas sözleşme ile nama yazılı payların şirketin onayıyla devredilebileceğinin öngörülebileceği, red sebeplerinin ise 493. maddede düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 494/3 hükmüne göre de şirket, onaylamaya ilişkin talebi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya reddi haksızsa, onay verilmiş sayılacağı, davalı şirketin ana sözleşmesinin 10. maddesinde yönetim kurulunun 5 üyeden oluşacağı, 12/7 ve devamı maddelerinde yönetim kurulunun özellikli yönetim kurulu kararları dışındaki kararlarının en az 4 üyeyle toplanıp en az 4 üyeyle karara bağlanacağı; özellikli yönetim kurulu kararlarına yönelik toplantılarında C grubu yönetim kurulu üyesinin varlığının ve olumlu oyunun gerekliliğinin düzenlendiği, nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanmasının özellikli yönetim kurulu kararları arasında sayıldığı, ana sözleşmenin 8.1 maddesinin 1. paragrafının son cümlesinde nama yazılı payların devrine ilişkin onayın şirket yönetim kurulunun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verileceğinin düzenlendiği, davalı şirketin 24.05.2019 tarihli genel kurulunda C grubu pay sahibi davacının gösterdiği aday yerine, ortaklardan … Yapı'nın aday gösterdiği … şirketin organsız kalmaması gerekçesiyle seçilmiş olması karşısında, şirket yönetim kurulunda C grubu payları temsil eden yönetim kurulu üyesinin, seçilemediğinden bulunmadığı, ana sözleşmenin 12. maddesine göre onay istemi için karar yeter sayısının sağlanamamasının onay isteminin reddi sonucunu, toplantı yeter sayısının sağlanamamasının ise yönetim kurulu kararının yokluğu sonucunu doğuracağı, usulüne göre toplanmamış bir yönetim kurulunun aldığı karar ile ilgili olarak ise toplantıya katılamayan üyenin karara etki edip edemeyeceğinin bir önemi bulunmadığı, zira "nama yazılı hisse senetlerinin devrinin onaylanması" talebinin görüşüleceği yönetim kurulu toplantısına C grubu hisselerini temsil eden üyenin katılmasının yönetim kurulunun teşekkül ettirilebilmesi için şart olduğu, somut olayda, dava konusu nama yazılı hisse devrinin onaylanması talebinin, C grubu hisseleri temsil eden üyenin bulunmadığı bir toplantıda karara bağlanmış olması nedeniyle yok hükmünde olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 494/3 hükmündeki "Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır" şeklindeki hüküm uyarınca davalı şirket tarafından hisse devrinin onaylanması talebi usulünce reddedilmediğinden kabul edilmiş olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 493/1 hükmüne göre şirketin, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebileceği, 2. fıkraya göre ise pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümlerinin, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturacağı, şirket ana sözleşmesinin 8.1. maddesinin "Pay sahipleri, Şirket’in ve Şirket’in iştiraklerinin faaliyette bulunduğu sektörlerde öncü bir konumda bulunabilmek ve Şirket’in işbu esas sözleşmede yer alan amaç ve konularını gerçekleştirmek için Şirket’in sürekli olarak yüksek düzeyde teknik bilgi (know-how) kullanması, geniş bir ağa sahip olması, profesyonel düzeyde uzmanlığa sahip olması gerektiğini ve ayrıca önemli miktarlarda yatırım yapması gerektiğini ve emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) Grubu, (B) Grubu ve (C) Grubu Pay Sahiplerinin tamamının, birlikte Şirket’in büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda Şirket’te önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmektedirler. Bu sebeple, nama yazılı paylar ancak Şirketin onayı ile devredilebilir. Bu onay Şirketin Yönetim Kurulu'nun tüm üyelerinin katılımı ve oybirliğiyle alacağı kararı ile verilir.” şeklinde olduğu, ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde ise pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceğinin düzenlendiği, yönetim kurulunca, pay devrinin şirket ana sözleşmesi'nin 8.1. maddesine aykırı olması ve pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunmasının hem işletme konusu hem de işletmenin ekonomik bağımsızlığının korunması hususlarının red sebebi yapıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 493. maddesinin gerekçesine göre, esas sözleşmeye konulacak haklı sebeplerin kanunda gösterilmiş sebeplerden olması gerektiği, esas sözleşmede mezkûr maddeye atfın yeterli olmadığı, haklı sebebin kanundaki haklı sebeplere uygun bir şekilde somutlaştırılması gerektiği, haklı sebep kategorilerinin paysahipleri çevresinin bileşimi, şirketin konusu ve işletmenin bağımsızlığı olarak belirlendiği, davalı şirket ana sözleşmesinin 8.1 maddesinde, emsalsiz becerilere ve deneyime sahip olan (A) grubu, (B) grubu ve (C) grubu pay sahiplerinin tamamının, birlikte şirketin büyümesi, başarısı, ekonomik bağımsızlığı ve faaliyetinin devamlılığı yanı sıra pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması konusunda şirkette önemli bir yere sahip olduklarını kabul etmekte oldukları ifade edildiği ancak hisse devrinin söz konusu olması halinde devre onay verilmesi için hangi hususların aranacağının düzenlenmediği, somutlaştırılmadığı, ana sözleşmenin 8.1(i) maddesinde pay devrinin ya da devralanın işbu esas sözleşme şartlarına veya pay sahipleri arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine aykırı olması halinde, pay devrine ilişkin onay isteminin reddine karar verilebileceği düzenlenmiş olmakla birlikte, hisse devrine onay verilmemesini gerektiren sebeplerin ana sözleşmede açıkça yazılması gerektiği, dolayısıyla pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine yapılan atfın geçerli olmadığı, nama yazılı hisselerin devrine onay verilmesi isteminin reddine dair kararda, "pay sahipleri çevresinin bileşiminin korunması" hususuna vurgu yapılmış ise de, bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 493. maddesi kapsamında somutlaştırılmadığı, ana sözleşme ile anonim şirketlerde nama yazılı hisselerin devri sınırlandırılabilirse de davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrini sınırlandıran 8.1 maddesinin, birleşen dosya davacısının hisseleri devralmasına onay verilmemesini gerektiren bir önemli neden içermediği, davalının diğer hissedarlarının devre onay verme yetkileri bulunmayıp, devre muvafakatlerinin bulunmamasının sonuca bir etkisinin olmadığı, davalı şirket pay sahipleri sözleşmesinin ise sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği birleşen dosya davacısına karşı ileri sürülemeyeceği, davalı şirketin nama yazılı hisselerin devrine onay vermemesinin 6102 sayılı Kanun'un 493/1-2 hükümleri anlamında önemli bir sebebe dayanmadığı, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçelerle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesinin isabetli görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen dosya davacısı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, buna göre asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı kabulüne, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü nezdinde 198824-5 sicil numarası ile kayıtlı birleşen dosya davacısı … Yatçılık Turizm Gayrimenkul Otomotiv İç ve Dış Ticaret A.Ş.'nin, davalı ….'nin 43.567 adet 21.783.500 nominal bedelli C grubu pay itibariyle davalı şirketin ortağı olduğunun tespitine ve pay defterine kaydına karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen dosya davalısı tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, davacının davalı şirketteki paylarını dava dışı şirkete devrinin pay defterine işlenmesi talebinin reddine dair yönetim kurulu kararının iptali ile pay devir işleminin pay devir tarihi itibarı ile pay defterine hükmen işlenmesi talebine, birleşen dava ise, asıl davaya konu yönetim kurulu kararının payı devralan şirket tarafından geçersizliği/iptali talebine, terditli olarak payı devralan şirketin hissedarlığının tespiti ile hissedarlığın hükmen pay defterine işlenmesi taleplerine ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 03.02.2025 tarihinde kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı şirket … Holding A.Ş., maliki olduğu, davalı ….’nin %21.68‘ini temsil eden C Grubu nama yazılı payını 10.05.2019 tarihinde dava dışı … Yatçılık A.Ş.’ye pay devir sözleşmesiyle sattığını ve hisse devrini 24.06.2019 tarihli toplantıda şirket pay defterine işlenmesini talep etmiş, davalı …. ana sözleşmesinin 8-1/i maddesi uyarınca devir talebini oy birliğiyle reddetmiş, bunun üzerine davacı … İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nde hisse devrinin pay defterine işlenmesi ve hisse devrinin reddine ilişkin yöntemi kurulu kararının iptalini talep etmiştir. Birleşen dosyanın davacısı … A.Ş., kendisine devredilen hisse satış sözleşmesinin pay defterine hükmen işlenmesi ve redde ilişkin yönetim kurulu kararının geçersizliğini talep etmiştir. İstanbul 4. ATM’nin yaptığı yargılama sonucunda; 05.11.2020 tarihinde; … Holding A.Ş. ana sözleşmesinin 8-1, 8-1,e maddelerinde şirket ortaklarının, üçüncü kişilere hisselerinin devrinin geçerliliğine tüm ortakların onayına bağladığından ve … Holding A.Ş yönetim kurulu 24.06.2019 tarihinde şirket ortağı …’in hisselerini … A.Ş.’ye devrinin, pay defterine işlenmesi talebini oy birliğiyle reddettiğinden, yine şirket ana sözleşmesini 5-5, 7-7 maddesi uyarınca … Holding A.Ş. ortaklarını şirketin iş kapasitesi, ticari hayatta kuvvetli bir şeklide yer alması, ekonomik bağımsızlığı için önemli olup, bu hususta ana sözleşme ile sınırlama getirilmiş olduğundan, şirket hissesinin devredildiği …’nin YK üyesi … İnşaat A.Ş’nin ticari faaliyetlerinin de inşaat vb. alanlar olduğu, yani rakip firma olması sebebiyle, TTK 493 uyarınca haklı sebep olduğundan bahisle, hisse devrinin pay defterine işlenmesi ve buna ilişkin yönetim kurulunun red kararının geçersizliğinin tespitini reddetmiştir. İtiraz üzerine, İstanbul BAM 43. HD’nin 2021/773 E., 2023/1560 K. sayılı ilamı ile şirket ana sözleşmesinin 8.1-e maddesi gereğince şirket ortaklarının hisse devrinin onaylanması gibi reddinde de oy birliği arandığından, yine 10. ATM’nin 2019/334 E., 1036 Kararı ile … Holding A.Ş‘nin 24.05.2019 tarihili genel kurulun da C Grubu pay sahibi … tarafından yönetim kurulu üyesi adayı … ’ın seçilmemesi ve yerine … ’ın seçilmesi kararının butlanla malul olduğundan, C grubu hisse temsilcisinin seçiminin geçerli olmadığından hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının geçersiz olduğu, TTK 493 uyarınca haklı bir sebep olmadığından, TTK 494/3 uyarınca yönetim kurulu hisse devrini reddine ilişkin üç ay içerisinde karar vermezse onay vermiş sayılacağından redde ilişkin YK kararı da yok hükmünde sayılacağından üç ay içerisinde de hukuki bir karar verilmediğinden, İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin asıl ve birleşen davanın reddine ilişkin kararı kaldırılıp hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğu, hisse devrinin pay defterine işlenmesi, asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Somut olay incelendiğinde; 1…. Holding A.Ş’nin ana sözleşmesinin 8-1, 8-1, e maddesinde şirket ortaklarının hisselerinin devrinin geçerli olabilmesini, tüm hissedarların kabul şartına bağlamıştır. Hisse devrinin reddedilmesi oy birliği şartına bağlanmamıştır. Bu husus şirket ana sözleşmesinin lafzından ve koyuluş amacından açıkca anlaşılmaktadır. BAM 43. HD’nin hisse devrinin reddinde de oy birliği şartının arandığına dair değerlendirilmesi hatalıdır. 2. … Holding A.Ş. ana sözleşmesinin 5.5, 7.7 maddelerinde şirketin ekonomik bağımsızlığının sağlanması için ortakların şahıslarının önemine vurgu yapılmış, ortakların ticari faaliyetlerine, tecrübelerine, şirkete kattıkları değerin önemli olduğu belirtilerek hisse devrini sınırlayarak hisse devrinin gerçekleşmesine tüm hissedarların onayına tabi tutmuştur yani devri oy birliğine bağlamıştır. … Holding A.Ş. C grubu imtiyazlı yönetim kurulu üyesinin seçiminde, imtiyazlı pay sahibi … A.Ş.’nin aday olarak gösterdiği … A.Ş.’nin yönetim kurulu üyesi … A.Ş.’nin hissedarı … ’ın seçilmemesinin haklı nedene dayandığı; 11. Hukuk Dairesi’nin 2023/4662 E., 2024/8264 K. sayılı kararıyla “davaya sunulan protokol, taraflar arasında çekilen ihtarnameler ve taraf vekillerinin beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde C grubu pay sahibi … A.Ş tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen … ’ın … Yönetim A.Ş. tarafından şirketteki hisselerinin devri planlanan ve ancak diğer ortaklar tarafından kabul edilmeyen … Yatçılık Turizm A.Ş.’nin ortağı olduğu anlaşılmış olup bir şirkette güven ilişkisinin, birlikte ve ortak çalışma isteğinin önemli ve vazgeçilmez olmasının C Grubu pay sahibi … Holding A.Ş. tarafından yönetim kurulu adaylığına önerilen … ’ın yönetim kurulu adaylığının genel kurul tarafından reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakta 6102 sayılı kanun un 360 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası uyarınca … ’ın reddi haklı neden oluşturmaktadır” kesinleşmiştir. 11. Hukuk Dairesi’nin yukarıda zikredilen kararıyla … Holding A.Ş.’ye … A.Ş.’nin ortağının yönetim kurulu üyesi olarak seçilmemesi TTK 360. maddesi uyarınca haklı bir sebep olarak kabul edilmiştir. … A.Ş.’nin ortağının …’da yönetim kurulu üyesi seçilmemesi şirketin bağımsızlığı, güven ilişkisi, rakip firmalar olması, ana sözleşmesi, çekilen ihtarlar uyarınca haklı bulunmuşken, aynı gerekçelerle … ’ın ortağı olduğu şirkete yani … A.Ş.’ye …’in hisse devrinin reddinin TTK 493 maddesi uyarınca da haklı sebep oluşturduğu açıktır. … Holding A.Ş.’nin rekabetini, bağımsızlığını, varlığını sürdürebilmesi sebebiyle şirket hisselerinin bir kısmının … A.Ş.’ye devir talebinin reddedilmesinin haklı bir sebep oluşturduğu açıktır. Bu sebeple BAM 43. HD’nin TTK 493 maddesi uayırca haklı sebep bulunmadığına dair kabulü de hatalıdır. 3. İstanbul 10. ATM anılan kararıyla … Holding A.Ş.’nin yönetim kurulu üyelerinin seçildiği genel kurul kararlarının tamamını iptal etmemiş, sadece imtiyazlı pay sahiplerinin adayı olarak … ’ın seçilmesini iptal etmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de 2023/4662 E., 2024/8264 K. sayılı kararıyla imtiyazlı pay sahiplerinin adayı … ’ın seçilmemesinin haklı neden oluşturduğuna karar vermiştir. Yani ortada … Holding A.Ş. genel kurulunun yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin karar ayaktadır ve imtiyazlı pay sahibi haricindeki dört üyenin yönetim kurulu üyeliği hukuken varlığını sürdürmektedir. BAM 43. HD’nin hisse devrinin reddine ilişkin yönetim kurulu kararını hem yok hükmünde sayıp yönetim kurulunun teşekkülünü ve hisse devrine ilişkin bir karar alamayacağını söyleyip, hem de üç ay içerisinde bir karar alamadığından bahisle TTK 494 uyarınca üç aylık sürenin dolmuş olması hisse devrinin onayı mahiyetindedir değerlendirilmesi TTK’nın 494. maddesine açıkca aykırıdır. Hisse devrinin onay ve reddine ilişkin geçerli bir karar alamayacağı belirtilmiş bir yönetim kurulundan herhangi bir karar beklemek fiilen imkansız olan bir şeye tersten sonuç bağlamaktır. Yok sayılan bir yönetim kurulunun üç ay içerisinde bir karar alabilmesi de hukuken BAM 43. HD’nin kabulüne göre de imkansızdır. İmkansız olan bir şeye üç ay içerisinde bir karar almadınız, almadığınıza göre onay mahiyetindedir, şeklindeki kabul TTK’nın 494. maddesinin lafzına ve yorum kurallarına uygunluk teşkil etmediğinden, kararın bozulması gerektiğinden, asıl ve birleşen davanın kabulüne ilişkin Dairemizin Onama kararına katılmıyorum.
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 490Kaynağı aç
MADDE 490- (1) Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar, herhangi bir sınırlandırmaya bağlı olmaksızın devredilebilirler. (2) Hukuki işlemle devir, ciro edilmiş nama yazılı pay senedinin zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle yapılabilir. D) Devrin sınırlandırılması I – Kanuni sınırlama
6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 492Kaynağı aç
MADDE 492- (1) Esas sözleşme, nama yazılı payların ancak şirketin onayıyla devredilebileceğini öngörebilir. (2) Bu sınırlama intifa hakkı kurulurken de geçerlidir. (3) Şirket tasfiyeye girmişse devredilebilirliğe ilişkin sınırlamalar düşer. 2. Borsaya kote edilmemiş nama yazılı paylar a) Red sebepleri

Borsaya Kote Olmayan Paylarda Şirketin Onay Vermeme Şartları

Borsada işlem görmeyen nama yazılı paylarda devir talebiyle karşılaşan anonim şirket, keyfî olarak onayı engelleyemez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin birinci fıkrasına göre şirket, pay devrini ancak esas sözleşmede açıkça gösterilmiş önemli bir sebebe dayanarak ya da devredene paylarını başvuru tarihindeki gerçek değeri üzerinden devralma teklifi sunarak reddedebilir. Şirket bu devralma önerisini kendi adına yapabileceği gibi diğer pay sahipleri veya üçüncü kişiler hesabına da gerçekleştirebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 493Kaynağı aç
MADDE 493- (1) Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. (2) Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur. (3) Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir. (4) Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. (5) Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. (6) Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. (7) Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz. b) Hükümleri

Şirketin ileri sürebileceği sebeplerin çerçevesi Kanun'un 493. maddesinin ikinci fıkrasında belirlenmiştir. Buna göre pay sahipleri çevresinin bileşimine dair esas sözleşme maddeleri, şirketin işletme konusu veya şirketin iktisadi bağımsızlığı bakımından devrin reddedilmesini haklı kılıyorsa önemli sebep kabul edilir. Ancak Kanun'un 493. maddesinin yedinci fıkrası gereğince anonim şirket esas sözleşmesiyle payların devredilebilirlik koşulları kanunda öngörülen sınırlardan daha ağır hâle getirilemez.

Kanun'un 493. maddesinin gerekçesinde işaret edildiği üzere, esas sözleşmede yer verilecek haklı nedenlerin kanunda sayılan kategorilere uygun düşmesi ve somut olaylara uygulanabilir biçimde açıklanması zorunludur. Esas sözleşmede yalnızca kanun maddesine atıfta bulunulması yahut ortak çevresinin yapısının korunması ve iktisadi bağımsızlık gibi genel tanımlara yer verilip devrin onaylanmayacağı somut durumların belirtilmemesi hâlinde ret için yasal bir önemli sebep oluşmaz.

Pay Sahipleri Sözleşmesinin ve Ortakların İradesinin Etkisi

Anonim şirket esas sözleşmesinde ortaklar arasındaki pay sahipleri sözleşmesi hükümlerine genel yollama yapılması devrin engellenmesi için geçerli sayılmaz. Şirket pay devrini onaylamama iradesini kullanacaksa buna dayanak teşkil eden bütün maddi unsurların esas sözleşme metninde sarih biçimde düzenlenmesi gerekir.

Pay sahipleri arasında bağımsız olarak kurulan pay sahipleri sözleşmesi, sözleşmelerin nispiliği kuralı gereğince sadece akdin taraflarını bağlar. Bu nitelikteki iç anlaşmalar, payları devralan üçüncü kişilere karşı hüküm ifade etmeyeceği gibi esas sözleşmede somutlaştırılmamış bir ret kararının dayanağı olarak da gösterilemez.

Nama yazılı pay devrinde onay iradesini açıklama yetkisi kanunen yönetim kuruluna ait olup diğer pay sahiplerinin devre münferiden onay verme yetkisi bulunmaz. Bu nedenle şirketin diğer ortaklarının devir işlemine onay vermemeleri ya da rıza göstermemeleri, yönetim organının onay zorunluluğunu ortadan kaldırmaz ve devrin hukuken sonuç doğurmasına engel teşkil etmez.

Devralanın Beyanı ve Kanuni İktisap İstisnaları

Devir isteminde devralanın sıfatı da kanuni denetime tabidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, payları devralan kişi bu payları kendi nam ve hesabına aldığını açıkça bildirmediği takdirde şirket devir işleminin pay defterine kaydını reddedebilir.

İktisabın miras, mirasın taksimi, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri yahut cebrî icra yoluyla gerçekleştiği durumlarda şirketin ret yetkisi kısıtlanmıştır. Kanun'un 493. maddesinin dördüncü fıkrasına göre şirket, bu yollarla pay edinen kimseye karşı sadece paylarını gerçek değeriyle devralmayı teklif ettiği takdirde onay vermekten imtina edebilir.

Gerçek Değerin Mahkemece Tespiti ve Satın Alma Teklifi Şartları

Şirketin devre onay vermeyip payları bedeli karşılığında alma yolunu tercih etmesi hâlinde değer uyuşmazlıkları yargı mercileri önünde çözülür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 493. maddesinin beşinci fıkrası gereğince devralan, payların gerçek değerinin tayin edilmesini şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden talep edebilir. Mahkeme değer tespitinde şirketin karar gününe en yakın tarihteki ekonomik değerini temel alır ve bu incelemeye ait giderler şirketçe ödenir.

Belirlenen gerçek değer devralana bildirildikten sonra Kanun'un 493. maddesinin altıncı fıkrasındaki süreç işler. Devralan, kendisine bildirilen bedeli tebellüğ ettiği tarihten itibaren bir ay içinde açıkça reddetmediği takdirde şirketin sunduğu devralma önerisini hukuken kabul etmiş sayılır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/8960 Esas ve 2018/2472 Karar sayılı ilamına göre, devre rıza gösterilmemesine dair yönetim kurulu kararlarında paylara ödenecek meblağ belirtilmemişse ve payların şirket ya da başkaları hesabına satın alınacağına dair somut bir teklif bildirilmemişse Kanun'un 493. maddesine uygun geçerli bir devralma önerisi doğmaz.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2016/8960, K. 2018/2472Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2016/8960 E.  ,  2018/2472 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada … Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/03/2016 tarih ve 2015/338-2016/244 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 03.04.2018 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av…. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili, davacı …'ın davalı şirketteki %4 oranındaki payını 03/03/2014 tarihinde diğer davacı …'a sattığını, pay devir işleminin şirket pay defterine kaydedilmesi için davalı şirket yönetim kuruluna başvuruda bulunduğunu, yönetim kurulunun 28/04/2014 tarihli ve 1 nolu kararıyla söz konusu pay devir işleminin tescilinin reddedildiğini, yönetim kurulunun 06/05/2014 tarihinde 28/04/2014 tarihli ve 1 nolu kararın görüşülmesi için toplandığını, toplantıda davacı …'ın %4 oranındaki payının şirket ortaklarından …'a %1…. …r'e %1 …'ya %1 ve…'e %1 oranında devredilmesi halinde muvafakat verileceğine oyçokluğu ile karar verildiğini, davacı …'ın şirket ortaklık yapısı dengesinin korunması ve şirket içinde belirli bir grubun ağırlık kazanmaması amacıyla …'a ait %4 payın %2'nin diğer ortaklardan akrabalık bağı olmayan…'ya devredilebileceği konusunda bir öneri getirdiğini, ancak yönetim kurulunun müvekkili …'ın iyi niyetle yapmış olduğu söz konusu öneriyi reddettiğini, daha önce şirketin eski ortağı ….'ın %4 payının devrine onay verildiğini, bu nedenle eşit işlem ilkelerine de aykırı davranıldığını ileri sürerek davacılardan …'ın davalı şirkette sahip olduğu %4 payının pay defterine diğer davacı … adına işlenmesi talebinin reddine dair 28/04/2014 tarihli yönetim kurulu kararının iptalini, söz konusu pay devir işleminin pay devir tarihi olan 03/03/2014 tarihi itibariyle pay defterine kaydedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, şirketin almış olduğu kararlarda hakkın kötüye kullanılmasından söz edilemeyeceğini, dava dilekçesinde iddia edilenin aksine 28/04/2014 tarihli yönetim kurulu kararının haksız ve hukuka aykırı olmayıp ortaklar arasındaki eşitlik nedeni ile ahenkli ve uyumlu çalışmanın bozulması sonucunun doğmamasına çalıştığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; dava konusu olayda şirket ile davacı ortak arasında pay devir işleminden kaynaklanan uyuşmazlık söz konusu olup, 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğundan davanın süresinde açıldığı, davacı …'a ait %4 payın davacı … adına tesciline yönelik talebin reddine dair 28/04/2014 tarihli yönetim kurulu kararının iptali ile söz konusu pay devir işleminin pay devir tarihi olan 03/03/2014 tarihi itibariyle pay defterine kaydedilmesi talebinin ya da %4 payın kurucu ortaklar arasında %1'er pay olarak paylaştırılmasına yönelik davalı şirketin önerisinin şirket ortakları arasında pay ve paydaşlık durumları yönünden dengeleri bozacağı, bazı ortakları diğer ortaklara göre daha güçlü konuma getireceği, bu durumun da davalı şirketin menfaatine aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, 6102 sayılı TTK'nin 460/5 maddesinde düzenlenen bir aylık dava açma süresinin kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kuruluna tanınan sermaye artış kararlarının iptaline ilişkin olup dava konusu uyuşmazlıkta ilgili hükmün uygulanamayacak olmasına göre davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Dava, davacılardan …’ın davalı …de sahip olduğu ve diğer davacı …’a devredilen %4 payın devralan adına pay defterine kaydedilmesi talebinin davalı şirket yönetim kurulunca reddi nedeniyle söz konusu pay devir işleminin pay defterine kaydedilmesi istemine ilişkin olup davalı şirket aleyhine açılan ifa davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 493. maddesinde “Şirket, esas sözleşmede öngörülmüş önemli bir sebebi ileri sürerek veya devredene, paylarını, başvurma anındaki gerçek değeriyle, kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına almayı önererek, onay istemini reddedebilir. Pay sahipleri çevresinin bileşimine ilişkin esas sözleşme hükümleri, şirketin işletme konusu veya işletmenin ekonomik bağımsızlığı yönünden onayın reddini haklı gösteriyorsa, önemli sebep oluşturur. Bundan başka, devralan, payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse şirket, devrin pay defterine kaydını reddedebilir. Paylar; miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmişlerse, şirket, payları edinen kişiye, sadece paylarını gerçek değeri ile devralmayı önerdiği takdirde onay vermeyi reddedebilir. Devralan, paylarının gerçek değerinin belirlenmesini, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden isteyebilir; bu hâlde mahkeme şirketin karar tarihine en yakın tarihteki değerini esas alır. Değerleme giderlerini şirket karşılar. Devralan, gerçek değeri öğrendiği tarihten itibaren bir ay içinde bu fiyatı reddetmezse, şirketin devralma önerisini kabul etmiş sayılır. Esas sözleşme devredilebilirlik şartlarını ağırlaştıramaz.” hükmü düzenlenmiş olup, anonim şirketlerin nama yazılı payların devrini reddedebileceği haller gösterilmiştir. Buna göre nama yazılı payların devri, esas sözleşmede öngörülen önemli sebeplere dayanılması, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması, devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını açıkça belirtmemesi hallerinde reddedilebilecektir. Davalı şirket ana sözleşmesinde önemli bir sebep gösterilmediği gibi devralanın payları kendi adına ve hesabına aldığını belirtmemesi durumu da söz konusu olmamakla madde hükmündeki “şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde bulunması” açısından red kararı değerlendirilmelidir. Anonim şirket tarafından satın alma önerisinin yapılabilmesi için esas sözleşmede nama yazılı payların devrinin anonim şirketin onayına bağlı olduğuna dair bir hüküm bulunmalıdır. Bununla birlikte anonim şirket satın alma önerisi yaparken paya/paylara ödeyeceği bedeli açıklamalıdır. Yoksa sadece payları alacağını bildirmesi yeterli değildir. TTK'nin 493. maddesinin 5 ve 6 fıkralarında belirtilen tüm mekanizma ancak anonim şirket bedeli önermişse işleyebilir. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar Hukuku II, S.146) Somut olayda, davalı anonim şirket ana sözleşmesinde nama yazılı hisse senetlerinin devrinin yönetim kurulunun muvafakatine bağlı olduğu yönünde hükmün yer aldığı, ortaklardan …’ın %4’lük payının diğer ortak …’a devri işleminin şirket pay defterine kaydedilmesi için yönetim kuruluna başvurduğu, davalı şirket yönetim kurulunun 28/04/2014 tarihli kararıyla oy çokluğu ile pay devir işlemini reddettiği, yönetim kurulunun daha sonra 06/05/2014 tarihinde aynı konuyu görüşmek üzere toplandığı ve devir konusu payın %1’lik oranlar halinde olmak üzere …, ….,…. ve…'e devredilmesi halinde devre muvafakat verileceğine oy çokluğu ile karar verildiği, bu kararların devredene bildirildiği, davacıların devre onay taleplerini yineledikleri, talebin bir kez daha reddedildiği anlaşılmaktadır. Yönetim kurulu kararlarında satın alma önerisi yapılırken devredilen paylara ödenecek bedel gösterilmediği gibi, şirketin devir konusu payları kendi veya diğer pay sahipleri ya da üçüncü kişiler hesabına satın alma teklifinde de bulunmadığı görülmektedir. Dolayısıyla TTK'nin 493. maddesi uyarınca davacı şirketçe yapılmış geçerli bir önerinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının, davacılar vekilinin ise sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 6,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara iadesine, 05/04/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Borsaya Kote Paylarda Devir Rejimi

Borsada kote edilmiş nama yazılı paylarda şirketin ortaklığı reddetme yetkisi özel şartlara bağlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 495. maddesinin birinci fıkrası uyarınca şirket, payları iktisap edeni pay sahibi olarak tanımayı, yalnızca esas sözleşmede sermayeye oranla yüzde olarak belirlenmiş bir iktisap üst sınırı bulunması ve devirle bu sınırın aşılması durumunda reddedebilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 495Kaynağı aç
MADDE 495- (1) Şirket, borsada kote edilmiş nama yazılı payları iktisap eden bir kimseyi, pay sahibi olarak tanımayı, ancak esas sözleşme, iktisap edilebilecek nama yazılı paylar ile ilgili olarak iktisap edenin pay sahibi olarak tanınacağı, sermayeyi esas alan ve yüzde ile ifade edilen bir iktisap üst sınırı öngörmüş ve bu üst sınır aşılmışsa reddedebilir. (2) Ayrıca istemde bulunmasına rağmen devralan, payları kendi ad ve hesabına aldığını açıkça beyan etmezse, şirket, payların pay defterine kaydını reddedebilir. (3) Borsaya kote nama yazılı payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra yoluyla iktisap edilmeleri hâllerinde, devralanın pay sahibi sıfatını alması reddedilemez. b) Bildirme yükümü

Borsaya kote paylarda devralan, şirketin talebine rağmen payları kendi adına ve hesabına edindiğini beyan etmezse Kanun'un 495. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca deftere kayıt talebi reddedilebilir. Buna karşılık aynı maddenin üçüncü fıkrası gereği miras, mirasın taksimi, eşler arasındaki mal rejimi veya cebrî icra yoluyla pay edinen kimselerin pay sahibi sıfatını kazanmaları hiçbir sebeple engellenemez.

Onay Verilmemesinin Sonuçları, Üç Aylık Süre ve Dava Usulü

Pay devrine kanunen gereken onay verilmediği müddetçe 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 494. maddesinin birinci fıkrası gereğince pay mülkiyeti ile bu paylara bağlı mali ve idari haklar devredende kalmayı sürdürür. Miras, mal rejimi veya cebrî icra yoluyla kazanımlarda ise aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca mülkiyet ve malvarlığı hakları devralana intikal ederken genel kurula katılma ve oy hakları şirketin vereceği onayla birlikte devralana geçer.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 494Kaynağı aç
MADDE 494- (1) Devir için gerekli olan onay verilmediği sürece, payların mülkiyeti ve paylara bağlı tüm haklar devredende kalır. (2) Payların miras, mirasın paylaşımı, eşler arasındaki mal rejimi hükümleri veya cebrî icra gereği iktisap edilmeleri hâlinde, bunların mülkiyeti ve bunlardan kaynaklanan malvarlığına ilişkin haklar derhâl; genel kurula katılma haklarıyla oy hakları ise ancak şirketin onayı ile birlikte devralana geçer. (3) Şirket, onaylamaya ilişkin istemi, aldığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde reddetmemişse veya ret haksızsa, onay verilmiş sayılır. 3. Borsaya kote edilmiş nama yazılı paylar a) Red sebepleri

Şirketin devir başvurusunu yanıtsız bırakması veya hukuka aykırı biçimde geri çevirmesi hâlinde kanuni kabul mekanizması devreye girer. Kanun'un 494. maddesinin üçüncü fıkrasına göre şirket, devre onay talebini aldığı günden başlayarak en geç üç ay içinde reddetmezse veya gösterilen ret haklı sebebe dayanmıyorsa devir işlemine onay verilmiş sayılır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2024/1865 Esas ve 2025/478 Karar sayılı onama ilamında değerlendirildiği üzere, nama yazılı pay devrinin onaylanması istemi hakkında karar alan yönetim kurulu toplantısı esas sözleşmede öngörülen üye yeter sayısı sağlanmadan yapılmışsa bu ret kararı hukuken yok hükmündedir. Usulüne uygun bir ret kararı bulunmadığı için Kanun'un 494/3 maddesindeki üç aylık sürenin dolmasıyla devre onay verilmiş sayılarak pay devrinin tescili ile ortağın pay defterine kaydı gerekir.

Esas sözleşmede nama yazılı payların devrini sınırlandıran hükümler ihdas edilirken de kanuni yeter sayılara riayet edilmelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/8501 Esas ve 2022/3939 Karar sayılı kararında vurgulandığı üzere, Türk Ticaret Kanunu'nun 421. maddesinin üçüncü fıkrasının (c) bendi gereğince nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin sözleşme değişiklikleri sermayenin en az yüzde yetmiş beşini temsil eden pay sahiplerinin olumlu oyu ile alınmalıdır; bu nisap sağlanmadan alınan genel kurul kararları iptal yaptırımıyla karşılaşır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2020/8501, K. 2022/3939Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2020/8501 E.  ,  2022/3939 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 24.05.2018 tarih ve 2018/268 E. – 2018/456 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 27.10.2020 tarih ve 2018/2130 E. – 2020/1091 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacılar vekili; davalı şirketin 29.12.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısının 4 no'lu gündem maddesinde, şirket ana sözleşmesinin "payların devri" başlıklı 7. maddesinin tadiline ilişkin yeni halinin müvekkillerinin 512.426 adet olumsuz oyuna karşılık, diğer ortakların 687.574 adet olumlu oyu ile oy çokluğuyla kabul edildiğini, TTK'nın esas sözleşme değişikliklerinde toplantı ve karar nisaplarını düzenleyen 421/3. maddesinde, bu kararların, sermayenin en az %75'ini oluşturan payların olumlu oyu ile alınacağının, maddenin c/bendinde nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasının da bu madde kapsamında olduğunun belirtildiğini, esas sözleşme değişikliğinde öngörülen %75 nisabın sağlanmadığını, esas sözleşmede payların devrine onay vermeme için önemli sayılan durumların açık ve somut bir şekilde belirtilmesi gerektiğini, ayrıca şirket ortağı müteveffa Hüseyin …'ın 16.07.2015 tarihinde vefat etmesine karşın mirasının paylaşılmadığını, müteveffanın sahip olduğu payların, terekenin taksimine kadar iştirak halinde mülkiyet konusu olduğunu, toplantıya ait hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirket yönetim kurulunun, merhum şirket ortağının henüz mahkemece açılıp okunmamış vasiyetnamesine dayanarak, şirket pay defteri düzenlediğini belirterek, davalı şirketin genel kurul toplantısında alınan 4 numaralı nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili; davalı şirket esas sözleşmesinin 6102 sayılı yeni TTK'ya uyumlu hale getirilmesi için nama yazılı payların devrinin de yeni TTK'ya uyumlu olarak düzenlendiğini, genel kurulda alınan kararların usulüne uygun olduğunu, vasiyetnamenin geçerli olduğunu, pay devrinin şirketin rakiplerine yapılmasının şirketin ekonomik bağımsızlığını etkileyecek nitelikte olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, davanın nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına yönelik ana sözleşme değişikliğine dair genel kurul kararının iptaline ilişkin olduğu, yapılan değişiklikle devrin yönetim kurulunun yazılı muvafakatına bağlı kılındığı, 6102 sayılı TTK'nın 421(3)-c maddesine göre, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına dair ana sözleşme değişikliği kararlarının sermayenin %75'ini oluşturan payların sahiplerinin olumlu oyu ile alınabileceğinin düzenlendiği, dava konusu edilen karar 512.426 adet olumsuz oya karşılık 687.574 adet olumlu oy ile yani %75 nisap sağlanmadan alınmış olduğundan batıl olmakla davanın kabulü ile 29.12.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 4 no'lu kararın iptaline karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 445. maddesi hükmüne göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabileceği, uyuşmazlıkta uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 421(3)-c maddesi uyarınca, nama yazılı payların devrinin sınırlandırılmasına ilişkin esas sözleşme değişikliği kararlarının, sermayenin en az %75'ini oluşturan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin olumlu oylarıyla alınması zorunlu olduğu, somut olayda, olağanüstü genel kurulda alınan 4 no.lu kararın, şirketin esas sözleşmesinin payların devrine ilişkin 7. maddesinde değişiklik yaparak, nama yazılı payların devrine sınırlamalar getirdiği, kararın mezkur yasal düzenleme doğrultusunda %75 oy çokluğuyla alınması gerekmekte iken, 512.426 olumsuz oya karşılık 687.574 olumlu oy ile karar alındığı, dolayısıyla %75 oy çokluğuna ulaşılamadığı, bu itibarla davanın kabulüne yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında isabetsizlik olmadığı gerekçsiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 23/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Pay devrinin şirket organınca haksız şekilde reddedilmesi üzerine pay defterine kayıt istemiyle açılan dava, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/8960 Esas ve 2018/2472 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere davalı şirket aleyhine ikame edilen bir ifa davasıdır. İlgili kararda, Türk Ticaret Kanunu'nun 460. maddesinin beşinci fıkrasındaki bir aylık dava süresinin kayıtlı sermaye sisteminde yönetim kurulunun sermaye artırım kararlarının iptaline hasredildiği ve pay defterine kayıt istemli davalarda uygulanamayacağı tespit edilmiştir.

Nama yazılı pay devri istemi şirket tarafından cevapsız bırakılırsa devir gerçekleşir mi?

Evet; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 494/3 uyarınca şirket başvuru tarihinden itibaren üç ay içinde usulünce ret kararı vermezse devir işlemine onay verilmiş sayılır.

Pay sahipleri sözleşmesindeki sınırlamalar payı devralan kişiye karşı ileri sürülebilir mi?

Hayır; sözleşmelerin nispiliği ilkesi uyarınca pay sahipleri sözleşmesi devralan üçüncü kişiyi bağlamaz ve esas sözleşmede somutlaştırılmamış ret gerekçesi yapılamaz.

Yönetim kurulunun pay devrini reddederken satın alma önermesi için hangi şartlar aranır?

Yargıtay kararlarına göre ret bildiriminde payların bedelinin gösterilmesi ve payların şirket, ortaklar veya üçüncü şahıslar hesabına satın alınacağına ilişkin somut öneri getirilmesi şarttır.

Pay defterine kayıt istemiyle açılan davada bir aylık hak düşürücü süre uygulanır mı?

Hayır; Türk Ticaret Kanunu'nun 460/5 maddesindeki bir aylık dava açma süresi sermaye artırımı kararlarının iptaline yönelik olup pay devrinin tesciline ilişkin ifa davalarında bu süre uygulanmaz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu