Anonim Şirketlerde Bağımsız Denetim ve Yeni Esaslar

by Avukat Erdal Ersoy
Anonim Şirketlerde Bağımsız Denetim ve Yeni Esaslar

Anonim Şirketlerde Denetim Modelinin Dönüşümü

Anonim şirketlerde genel kurul tarafından seçilen ve şirket bünyesinde bir iç organ olarak görev yapan geleneksel denetçilik yapısı yerini bağımsız dış denetim modeline bırakmıştır. Eski uygulamada pay sahipleri arasından veya dışarıdan belirlenen gerçek kişi denetçiler bulunmaktayken, yeni düzende şirket yönetiminden bağımsız, mesleki unvan ve yetkiye sahip bağımsız dış denetçiler görev üstlenmektedir. Bu dönüşümle birlikte geçmişte denetçilere tanınmış olan genel kurulu olağanüstü toplantıya davet etme gibi yönetsel yetkiler de tasfiye edilmiş, denetim faaliyeti yalnızca mali ve kurumsal inceleme alanına hasredilmiştir.

Bağımsız Denetimin Kapsamı ve Uygulama Esasları

Yeni yapıda denetim faaliyeti salt hesap ve bilanço kontrolüyle sınırlı tutulmamakta, tüm finansal tabloları ve muhasebe düzenini sürekli kapsayacak biçimde yürütülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 397/1 uyarınca denetime tabi tutulan anonim şirketlerin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yayımlanan uluslararası kurallarla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim organının hazırladığı yıllık faaliyet raporunda yer alan finansal verilerin incelenen tablolarla tutarlı bulunup bulunmadığı ve gerçeğe uygunluğu da denetimin kapsamındadır.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 397Kaynağı aç
MADDE 397- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/18 md.) Dördüncü fıkra uyarınca denetime tabi olan anonim şirketlerin ve şirketler topluluğunun finansal tabloları denetçi tarafından, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yayımlanan uluslararası denetim standartlarıyla uyumlu Türkiye Denetim Standartlarına göre denetlenir. Yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu içinde yer alan finansal bilgilerin, denetlenen finansal tablolar ile tutarlı olup olmadığı ve gerçeği yansıtıp yansıtmadığı da denetim kapsamı içindedir. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/18 md.) Denetime tabi olanlar, hazırlanmış olan finansal tablolarının denetimden geçip geçmediğini, denetimden geçmiş ise denetçi görüşünü ilgili finansal tablonun başlığında açıkça belirtmek zorundadır. Bu hüküm, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu için de uygulanır. Denetime tabi olduğu hâlde, denetlettirilmemiş finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, düzenlenmemiş hükmündedir. (3) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporunun sunulmasından sonra değiştirilmişse ve değişiklik denetleme raporlarını etkileyebilecek nitelikteyse, finansal tablolar ile, birinci fıkra çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu yeniden denetlenir. Yeniden denetleme ve bunun sonucu, raporda özel olarak açıklanır. Denetçi görüşünde de yeniden denetlemeyi yansıtan uygun eklere yer verilir. (4) (Ek: 26/6/2012-6335/18 md.) 398 inci madde kapsamında denetime tabi olacak şirketler Cumhurbaşkanınca belirlenir.[52] (5) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Dördüncü fıkra kapsamı dışında kalan anonim şirketler (…)[53] bu fıkra hükümlerine göre denetlenir. Denetime ilişkin usul ve esaslar ile bu fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilerin niteliklerine, uyacakları etik ilkelere, görev ve yetkilerine, seçilmelerine, görevden alınmalarına veya ayrılmalarına; denetimin ve denetim raporlarının içeriğine ve raporun genel kurula sunulmasına ilişkin hususlar Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir. Kanunun denetçinin sorumluluğuna ilişkin hükümleri, bu fıkra uyarınca denetim yapacak denetçilere de kıyasen uygulanır.52 (6) (Ek: 28/3/2013-6455/80 md.) Beşinci fıkra kapsamında denetime tabi olduğu hâlde söz konusu denetimi yaptırmayanların finansal tabloları ve yönetim kurulu yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş hükmündedir. B) Konu ve kapsam

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 398/1 gereğince denetim faaliyetinde Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuni emredici kurallara ve esas sözleşmenin finansal tablolara ilişkin düzenlemelerine uyum esas alınır. İnceleme, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun kuralları doğrultusunda, mesleki özen ve etik ilkeler gözetilerek icra edilir. Şirketin ve topluluğun malvarlığı ile finansal durumunun dürüst resim ilkesine uygun biçimde yansıtılması şart olup bu tablo sağlanamamışsa nedenleri denetim sürecinde açıkça ortaya konur.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 398Kaynağı aç
MADDE 398- (1) Şirketin ve topluluğun finansal tabloları ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun denetimi; envanterin, muhasebenin ve Türkiye Denetim Standartlarının öngördüğü ölçüde iç denetimin, bu Bölüm hükümleri anlamında 378 inci madde uyarınca verilen raporların ve 397 nci maddenin birinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun denetimidir. Bu denetim, Türkiye Muhasebe Standartlarına, kanuna ve esas sözleşmenin finansal tablolara ilişkin hükümlerine uyulup uyulmadığının incelenmesini de kapsar. Denetleme, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunun belirlediği esaslar bağlamında, denetçilik mesleğinin gerekleriyle etiğine uygun bir şekilde ve özenle gerçekleştirilir. Denetleme, şirketin ve topluluğun, malvarlıksal ve finansal durumunun 515 inci madde anlamında dürüst resim ilkesine uygun olarak yansıtılıp yansıtılmadığını, yansıtılmamışsa sebeplerini, dürüstçe belirtecek şekilde yapılır.[54] (2) Denetim; a) Şirketin finansal tablolarının ve 397 nci maddenin birinci fıkrası ve 402 nci maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, b) Topluluğun konsolide finansal tablolarının ve 397 nci maddenin birinci fıkrası ve 402 nci maddenin ikinci fıkrası çerçevesinde yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporunun, denetçinin denetleme sırasında elde ettiği bilgilerle uyum içinde olup olmadığını belirtip açıklayacak şekilde yapılır. (3) Topluluğun finansal tablolarının denetiminden sorumlu olan denetçi, topluluğun konsolide tablolarına alınan şirketlerin finansal tablolarını, özellikle konsolidasyona bağlı uyarlamaları ve mahsupları, birinci fıkra anlamında inceler; meğerki, konsolidasyona alınan şirket, kanun gereği veya böyle bir gereklilik bulunmaksızın, bu Bölüm hükümlerine uygun olarak denetlenmiş olsun. Bu istisna, merkezi yurt dışında bulunan bir şirketin bu Kanunun öngördüğü denetimle eş değer bir denetime tâbî tutulmuş olması hâlinde de geçerlidir. (4) Denetçi, yönetim kurulunun şirketi tehdit eden veya edebilecek nitelikteki riskleri zamanında teşhis edebilmek ve risk yönetimini gerçekleştirebilmek için 378 inci maddede öngörülen sistemi ve yetkili komiteyi kurup kurmadığını, böyle bir sistem varsa bunun yapısı ile komitenin uygulamalarını açıklayan, ayrı bir rapor düzenleyerek, denetim raporuyla birlikte, yönetim kuruluna sunar. Bu raporun esasları Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca belirlenir.[55] C) Denetçi I – Seçim, görevden alma ve sözleşmenin feshi

Finansal denetimle birlikte risk yönetimi mekanizmaları da incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 378/1 uyarınca pay senetleri borsada işlem gören anonim şirketlerde yönetim kurulu, şirketin varlığını ve gelişimini tehdit edebilecek risklerin erken teşhisi ve idaresi amacıyla uzman bir komite oluşturmak ve işletmekle yükümlüdür. Borsada işlem görmeyen şirketlerde ise bu komite denetçinin gerekli görerek yazılı bildirimde bulunması üzerine kurulur. Komite yönetim kuruluna iki ayda bir rapor sunar ve bu rapor denetçiye de ulaştırılır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 398/4 uyarınca denetçi, söz konusu risk teşhis sisteminin ve komitesinin kurulup kurulmadığını ve işleyişini ayrı bir rapor düzenleyerek denetim raporuyla birlikte yönetim kuruluna iletir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 378Kaynağı aç
MADDE 378- (1) Pay senetleri borsada işlem gören şirketlerde, yönetim kurulu, şirketin varlığını, gelişmesini ve devamını tehlikeye düşüren sebeplerin erken teşhisi, bunun için gerekli önlemler ile çarelerin uygulanması ve riskin yönetilmesi amacıyla, uzman bir komite kurmak, sistemi çalıştırmak ve geliştirmekle yükümlüdür. Diğer şirketlerde bu komite denetçinin gerekli görüp bunu yönetim kuruluna yazılı olarak bildirmesi hâlinde derhâl kurulur ve ilk raporunu kurulmasını izleyen bir ayın sonunda verir. (2) Komite, yönetim kuruluna her iki ayda bir vereceği raporda durumu değerlendirir, varsa tehlikelere işaret eder, çareleri gösterir. Rapor denetçiye de yollanır. 5. Şirketin kendi paylarını iktisap veya rehin olarak kabul etmesi a) Genel olarak

Denetçi Nitelikleri, Bağımsızlık Engelleri ve Rotasyon

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 400/1 uyarınca bağımsız denetim görevini üstlenecek kişilerin 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu uyarınca yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanına sahip bulunmaları ve yetkili kamu otoritesince yetkilendirilmeleri şarttır. Denetim, yetkilendirilmiş bu meslek mensupları veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketleri tarafından yerine getirilir. Denetçilik görevi bizzat ifa edilir ve kısmen ya da tamamen üçüncü kişilere devredilemez.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 400Kaynağı aç
MADDE 400- (1) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) Denetçi, bağımsız denetim yapmak üzere, 1/6/1989 tarihli ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanununa göre ruhsat almış yeminli mali müşavir veya serbest muhasebeci mali müşavir unvanını taşıyan ve Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca yetkilendirilen kişiler ve/veya ortakları bu kişilerden oluşan sermaye şirketi olabilir. Aşağıdaki hâllerden birinin varlığında, yeminli mali müşavir, serbest muhasebeci mali müşavir ve/veya sermaye şirketi ve bunların ortaklarından biri ve bunların ortaklarının yanında çalışan veya bu cümlede anılan kişilerin mesleği birlikte yaptıkları kişi veya kişiler, ilgili şirkette denetçi olamaz. Şöyle ki, önceki cümlede sayılanlardan biri; a) Denetlenecek şirkette pay sahibiyse, b) Denetlenecek şirketin yöneticisi veya çalışanıysa veya denetçi olarak atanmasından önceki üç yıl içinde bu sıfatı taşımışsa, c) Denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan bir tüzel kişinin, bir ticaret şirketinin veya bir ticari işletmenin kanuni temsilcisi veya temsilcisi, yönetim kurulu üyesi, yöneticisi veya sahibiyse ya da bunlarda yüzde yirmiden fazla paya sahipse yahut denetlenecek şirketin yönetim kurulu üyesinin veya bir yöneticisinin alt veya üst soyundan biri, eşi veya üçüncü derece dâhil, üçüncü dereceye kadar kan veya kayın hısmıysa, d) Denetlenecek şirketle bağlantı hâlinde bulunan veya böyle bir şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip olan bir işletmede çalışıyorsa veya denetçisi olacağı şirkette yüzde yirmiden fazla paya sahip bir gerçek kişinin yanında herhangi bir şekilde hizmet veriyorsa, e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa, f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu için (e) bendine göre denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak bizzat kendisi ise, g) (a) ilâ (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin nezdinde çalışıyorsa, h) Son beş yıl içinde denetçiliğe ilişkin meslekî faaliyetinden kaynaklanan gelirinin tamamının yüzde otuzundan fazlasını denetlenecek şirkete veya ona yüzde yirmiden fazla pay ile iştirak etmiş bulunan şirketlere verilen denetleme ve danışmanlık faaliyetinden elde etmişse ve bunu cari yılda da elde etmesi bekleniyorsa, denetçi olamaz. (2) (Değişik: 26/6/2012-6335/19 md.) On yıl içinde aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak seçilen denetçi üç yıl geçmedikçe denetçi olarak yeniden seçilemez. (Değişik ikinci cümle: 28/3/2013-6455/81 md.) Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye ve bu fıkrada belirtilen süreleri kısaltmaya yetkilidir. (3) Denetçi, denetleme yaptığı şirkete, vergi danışmanlığı ve vergi denetimi dışında, danışmanlık veya hizmet veremez, bunu bir yavru şirketi aracılığıyla yapamaz. (4) (Mülga: 26/6/2012-6335/19 md.) D) İbraz yükümü ve bilgi alma hakkı

Denetçinin şirketten tam bağımsızlığı esastır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 400/1 uyarınca denetlenecek şirkette pay sahibi, yönetici veya çalışan olanlar, doğrudan ya da dolaylı temsil veya iş ilişkisi yürütenler ile şirketin defterlerinin tutulmasında yer alan kişiler o şirkette denetçi olarak görev yapamaz. Bunun yanı sıra denetçinin bağımsızlığını temin etmek amacıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 400/2 ile rotasyon kuralı getirilmiştir. Buna göre, on yıllık bir dönem içinde aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak görev yapan bir denetçi, aradan üç yıl geçmedikçe aynı şirkette yeniden denetçi olarak görevlendirilemez.

Denetçinin Seçimi ve Mahkemece Atanma Usulü

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 399/1 hükmü gereğince denetçi şirket genel kurulunca, şirketler topluluğunda ise ana şirketin genel kurulu tarafından seçilir. Denetçinin, her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi şarttır. Yönetim kurulu denetçinin belirlenmesinin ardından vakit kaybetmeksizin tescil başvurusunu yapar; seçimi ticaret siciline tescil ettirerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile şirketin internet sitesinde ilan eder.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 399Kaynağı aç
MADDE 399- (1) Denetçi, şirket genel kurulunca; topluluk denetçisi, ana şirketin genel kurulunca seçilir. Denetçinin, her faaliyet dönemi ve her hâlde görevini yerine getireceği faaliyet dönemi bitmeden seçilmesi şarttır. Seçimden sonra, yönetim kurulu, gecikmeksizin denetleme görevini hangi denetçiye verdiğini ticaret siciline tescil ettirir ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi ile internet sitesinde ilan eder. (2) Denetçiden denetleme görevi, sadece dördüncü fıkrada öngörüldüğü şekilde ve başka bir denetçi atanmışsa geri alınabilir. (3) Konsolidasyona dâhil olan ana şirketin finansal tablolarını denetlemek için seçilen denetçi, başka bir denetçi seçilmediği takdirde, topluluk finansal tablolarının da denetçisi kabul edilir. (4) Şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi; a) Yönetim kurulunun, b) Sermayenin yüzde onunu, halka açık şirketlerde esas veya çıkarılmış sermayenin yüzde beşini oluşturan pay sahiplerinin, istemi üzerine, ilgilileri ve seçilmiş denetçiyi dinleyerek, seçilmiş denetçinin şahsına ilişkin haklı bir sebebin gerektirmesi, özellikle de onun taraflı davrandığı yönünde bir kuşkunun varlığı hâlinde, başka bir denetçi atayabilir. (5) Görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçinin seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç hafta içinde açılır. Azlığın bu davayı açabilmesi için, denetçinin seçimine genel kurulda karşı oy vermiş, karşı oyunu tutanağa geçirtmiş ve seçimin yapıldığı genel kurul toplantısı tarihinden itibaren geriye doğru en az üç aydan beri, şirketin pay sahibi sıfatını taşıyor olması şarttır. (6) Faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememişse, denetçi, yönetim kurulunun, her yönetim kurulu üyesinin veya herhangi bir pay sahibinin istemi üzerine, dördüncü fıkrada gösterilen mahkemece atanır. Aynı hüküm, seçilen denetçinin görevi red veya sözleşmeyi feshetmesi, görevlendirme kararının iptal olunması, butlanı veya denetçinin kanuni sebeplerle veya diğer herhangi bir nedenle görevini yerine getirememesi veya görevini yapmaktan engellenmesi hâllerinde de uygulanır. Mahkemenin kararı kesindir. (Ek iki cümle: 5/6/2017-KHK-691/8 md.; Aynen kabul: 31/1/2018-7069/8 md.) Kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen şirketlerde faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçilememiş olması halinde denetçi, şirket yönetim kurulunun teklifi üzerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun ilişkili olduğu Bakan tarafından atanır. Bakan bu yetkisini Fon Kuruluna devredebilir. (7) Denetçinin mahkeme tarafından atanması durumunda, emsal dikkate alınarak, ücreti ile muhtemel giderler için mahkeme veznesine yatırılması gereken ön ödeme mahkemece belirlenir. Bunlara üç iş günü içinde itiraz edilebilir. Mahkeme kararı kesindir. (8) Denetçi denetleme sözleşmesini, sadece haklı bir sebep varsa veya kendisine karşı görevden alınma davası açılmışsa feshedebilir. Görüş yazısının içeriğine ilişkin fikir ayrılıkları ile denetlemenin şirketçe sınırlandırılmış olması veya görüş yazısı vermekten kaçınma haklı sebep sayılamaz. Denetçinin sözleşmeyi feshi yazılı ve gerekçeli olmalıdır. Denetçi fesih tarihine kadar elde ettiği sonuçları genel kurula sunmakla yükümlüdür; bu sonuçlar 402 nci maddeye uygun bir rapor hâline getirilerek genel kurula verilir. (9) Denetçi altıncı fıkra hükmüne göre fesih ihbarında bulunduğu takdirde, yönetim kurulu hemen, geçici bir denetçi seçer ve fesih ihbarını genel kurulun bilgisine, seçtiği denetçiyi de aynı kurulun onayına sunar. II – Denetçi olabilecekler

Şirket genel kurulunun faaliyet döneminin dördüncü ayına kadar denetçi seçememesi hâlinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 399/6 uyarınca yönetim kurulu, her bir yönetim kurulu üyesi veya herhangi bir pay sahibi şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden denetçi atanmasını isteyebilir. Göreve seçilen denetçinin görevi reddetmesi, sözleşmeyi feshetmesi veya genel kurul seçim kararının butlanı ya da iptali gibi durumlarda da mahkemece atama yoluna gidilir. Asliye ticaret mahkemesinin denetçi atanması talebi üzerine tesis ettiği kararlar kesindir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2015/6870, K. 2016/1620Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2015/6870 E.  ,  2016/1620 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TİCARET MAHKEMESİ SIFATIYLA) Taraflar arasındaki davadan dolayı …. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/03/2015 gün ve 2014/122-2015/164 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkette %10 azınlık payına sahip olduğunu, bağımsız denetçinin genel kurul tarafından seçilmesi gerektiğini ancak şirkette uzun zamandır olağan ve olağanüstü genel kurul toplantısı yapılamadığını, şirketin balık çiftliklerinin icra kanalı ile satıldığını, şirketin devamının mı yoksa tasfiyesinin mi daha yerinde olacağına denetçi tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı şirkete TTK 399/6 maddesi gereğince bağımsız denetçi atanmasını talep etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, TTK 397/4 maddesi gereğince 98 inci madde kapsamında denetime tabi olacak şirketlerin Bakanlar Kurulunca belirleneceği, davalı şirketin bağımsız denetime tabi şirketlerden olup olmadığı hususunda Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu'na yazılan müzekkereye davalı şirket hakkında tesis edilen herhangi bir işlem olmadığından bahisle yanıt verildiği, TTK 397 ve devamı maddeleri gereğince bağımsız denetçi atanmasının bağımsız denetime tabi şirketler bakımından mümkün olduğu, davalı şirketin bu maddelerde belirtilen kriterlere uygun ve bağımsız denetime tabi olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, 6102 sayılı TTK'nın 398. maddesi kapsamında anonim şirkete bağımsız denetçi atanması istemine ilişkin olup, 10.03.2015 tarihli karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiş ise de, mahkemece bağımsız denetçi atanması isteminin kabul veya reddine dair verilen kararlar TTK'nın 398/(6).maddesi uyarınca kesindir. HUMK’nın 432/4. maddesine göre, temyizi kabil olmayan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.06.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay ilgili Dairesi tarafından da bu konuda karar verilebileceğinden, davacı vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıdaki bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17/02/2016 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, 6102 sayılı TTK'nın 398. maddesi kapsamında olduğu ileri sürülen davalı anonim şirkete denetçi atanması isteminden ibarettir. Davacı yan, ortağı olduğu anonim şirketin sözü edilen madde kapsamında bağımsız denetçi atanması gereken bir şirket olduğunu, şirket genel kurulunun toplanamaması nedeniyle denetçi atanamadığını, bu nedenle de mahkemece atanması gerektiğinden bahisle işbu davayı açmıştır. Davanın, iddianın bu biçimdeki ileri sürülüş biçimi gözetildiğinde, 6102 sayılı TTK'nın 399/6. maddesine dayalı olarak açılmış olduğu kuşkusuzdur. Sözü geçen bu fıkra, TTK'nın 398. maddesi uyarınca kapsamı Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen anonim şirketlerde, bir yıllık faaliyet dönemi içinde görev yapmak üzere ve faaliyet döneminin başından itibaren en geç üç ay içinde (faaliyet döneminin dördüncü ayına değin) şirket genel kurulunca seçilmesi gereken bağımsız denetçinin bu süre içerisinde seçilmemiş yahut seçilememiş olması, seçilmiş denetçinin görevini herhangi bir sebeple yerine getirmemesi veya getirememesi hallerinde, nitelikleri anılan kanunun 400. maddesinde belirtilen denetçinin mahkemece atanmasını düzenlemektedir. Anonim şirketlerde denetleme ve özellikle kapsam içerisinde kalan anonim şirketlerde bağımsız denetçi atanması konusu, 6102 sayılı TTK'nın 397 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, söz konusu kanun maddelerinin, mesele mahiyeti de gözetildiğinde, kamu düzeni mülahazasıyla sevkedilmiş nitelikte olduklarında duraksanmamalıdır. Bu bağlamda, TTK'nın 399/6. maddesinde de net ve emredici bir şekilde belirtildiği üzere, maddede belirtilen yasal koşulların varlığının re'sen tespiti halinde, şirketin merkezinin bulunduğu asliye ticaret mahkemesince anonim şirkete denetçi atanması zorunlu olup, bu gibi hallerde, mahkemeye yerindeliği değerlendirme konusunda bir takdir yetkisi tanınmış değildir. Öte yandan, söz konusu fıkranın ve bunu takip eden 7. fıkranın gerekçesine bakıldığında, denetçi atanmasına dair kararlara ilişkin mahkeme sürecinin uzamaması ve mahkemece atanan denetçinin bir an önce görevine başlayabilmesini teminen gerek denetçi atanmasına ve gerekse de denetçinin alacağı ücrete ilişkin mahkeme kararlarının kesin olduğunun belirtilmiş olduğu görülecektir. Bütün bu açıklamalar ışığında, yasa koyucunun sadece denetçi atanmasına dair kararların kesin olması gerektiğini öngördüğü ve bu hususu madde metninde ve gerekçesinde açıkça belirttiği, denetçi atanmasına ilişkin istemin reddine dair kararların ise kesin olduğunu belirtmekten kaçındığı ve bu yoldaki kararlar ile ilgili olarak usule ilişkin genel kuralların uygulanması gerektiğini düşündüğü sonucuna ulaşmaktayız. Esasen, adil yargılanma ilkesi kapsamında düşünülecek olursa, asıl olan mahkeme kararlarına karşı kanunyoluna gidilebilmesidir. Bu anlamda, bir mahkeme kararının temyiz edilemez (kesin) nitelikte kabul edilebilmesi için ancak açık bir kanun hükmünün varlığı aranmalıdır. Tüm bu açıklamalar ışığında, "anonim şirkete denetçi atanmasına yönelik istemin reddine dair kararların" temyiz edilemeyeceğine dair açık bir kanun hükmü söz konusu olmadığından, somut davanın reddine yönelik yerel mahkeme kararının temyiz edilemez olduğuna ilişkin çoğunluk görüşüne katılmaya olanak görmüyoruz. Yeri gelmiş olmakla, Daire çoğunluğunun bu yönde değerlendirme yapmasını gerektirici nedenlerden biri olan TTK'nın 440/2. maddesindeki düzenleme üzerinde de kısaca durulmasını elzem görmekteyiz. Özel denetçi atanması istemi ortağın şirket işleri hakkındaki bilgi alma hakkıyla ilişkilendirilen, şirketin finansal tabloları ile yönetim kurulunun faaliyetleri ile sınırlı olmayan ve fakat ihtiyari nitelikte bir iç denetim yolu olup kamu düzeni ile ilişkilendirilmesi söz konusu değildir. Bu anlamda, özel denetçi kavramının, yukarıda da arz edildiği üzere, kapsamı, seçimi, denetleme standartları ve bunun sonuçları itibariyle şirketin tüm ortaklarını, alacaklılarını ve kamuyu ilgilendiren, kapsam içindeki şirketler bakımından emredici bir yasa hükmüne dayalı olarak zorunlu tutulan ve bu yönleriyle kamu düzeni ile ilişkilendirilen bağımsız denetim kavramından çok farklı bir mahiyet arzettiğinde tereddüt yoktur. Bu husus gözetildiğinde, özel denetçi atanmasına yönelik istemin kabul veya reddine ilişkin kararların kesin olduğuna ilişen TTK'nın 440/2. maddesinin son cümlesindeki düzenleme ile bağımsız denetçi atanmasına ilişkin 399/6. maddesinin son cümlesindeki düzenlemenin benzeş müesseselere ilişkin olduğu kabul edilerek, daraltıcı yorum yapmak suretiyle, bağımsız denetçi atanmasına ilişkin taleplerin reddine yönelik mahkeme kararlarının temyiz denetimine kapatılmasının yerinde olmadığı düşüncesindeyiz.

Denetçinin Görevden Alınması ve Sözleşmenin Feshi

Genel kurulca seçilen denetçinin şahsına ilişkin haklı bir nedenin mevcudiyeti, özellikle de tarafsızlığından şüphe edilmesi hâlinde görevden alma mahkeme aracılığıyla gerçekleştirilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 399/4 uyarınca yönetim kurulu veya sermayenin en az yüzde onunu, halka açık şirketlerde ise yüzde beşini temsil eden pay sahipleri mahkemeden başka bir denetçi atanmasını isteyebilir. Bu dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 399/5 uyarınca denetçi seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği tarihten itibaren üç haftalık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır. Azlık pay sahiplerinin davacı olabilmesi için genel kurulda seçime muhalif kalarak karşı oyunu tutanağa geçirtmiş bulunması ve toplantı tarihinden geriye doğru en az üç aydır şirkette pay sahibi olması zorunludur. Seçilen denetçinin tarafsızlığından şüphe edilerek açılan davalar genel kurul kararının iptali davası olarak nitelendirilse dahi kanunun özel görevden alma usulüne ve üç haftalık hak düşürücü süreye tabidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/507, K. 2024/8793Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2024/507 E.  ,  2024/8793 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1483 Esas, 2023/2052 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/486 E., 2021/547 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketin 16.04.2021 tarihli genel kurul toplantısında alınan 8 nolu karar gereğince şirketi denetlemek üzere … Bağımsız Denetim Ve Yeminli Mali Müşavirlik A.Ş.'nin seçildiğini, ancak söz konusu denetim firmasının aynı zamanda davalı şirketin ortaklarına ait … Dış Tic. Ltd. Şti.'nin kiracısı olduğunu ve aynı binada faaliyet gösterdiklerini ileri sürerek denetim şirketi tarafsız ve bağımsız olarak denetim yapamayacağından söz konusu denetim firmasının seçilmesine ilişkin 8 nolu genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın süresinde açılmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 399 uncu maddesi uyarınca bu davanın denetçi atanmasına dair kararın Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edilmesinden itibaren 3 haftalık süre içerisinde açılması gerektiğini, bu nedenle davanın reddinin gerektiğini, ayrıca davacının şirketteki hissesi dikkate alındığında dava açma ve taraf olma ehliyetinin bulunmadığını, seçilen denetçinin de anılan Kanun'un 400 üncü maddesinde belirtilen engel bir duruma sahip olmadığını, usul ve yasaya uygun şekilde atandığını ve göreve başladığını, davacının genel kurulda başka bir bağımsız denetim şirketi önermediğini, kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davacının şirket hissedarı olarak genel kurul kararına karşı yasada ön görülen 3 aylık süre içinde davasını açtığı ve aynı zamanda davacının hissesini temsil edenin, alınan karara yönelik olarak muhalefet şerhini tutanağa yazdırmış olduğu, dava konusu yapılan genel kurul toplantısında denetçi olarak seçilen … Bağımsız Denetim A.Ş.'nin adresi ile davalı şirketin ortaklarına ait … Dış Tic. Ltd. Şti ile aynı olduğu, denetim şirketinin belirtilen şirketin kiracısı olarak faaliyetini aynı binada sürdürdüğü, iptale konu genel kurul kararında denetçi olarak seçilen denetim şirketinin davalı şirket ile dolaylı da olsa (ortakları aynı olan dava dışı şirketin kiracısı olması) ilişkisinin bulunduğu, 6102 sayılı Kanun'un 400/1-c maddesine göre denetlenecek şirketle bağlantısı bulunan tüzel kişinin denetçi olamayacağı, anonim şirketlerin bağımsız ve tarafsız denetim şirketi tarafından denetlenmesine ilişkin hükmün emredici nitelikte olduğu, denetleyecek şirket ile denetlenecek davalı şirket arasında dolaylı da olsa ilişki bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, kanuna aykırı olan 8 nolu kararın iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince denetçinin seçimi ve görevden alınmasını düzenleyen TTK'nin 399 uncu maddesinin 399 uncu maddesinin dördüncü ve beşinci fıkralarının birlikte değerlendirilmesi ve denetçi seçiminin genel kurulun devredilemez yetkileri kapsamında olması da nazara alındığında, kanun koyucunun, her halükarda bir genel kurul kararı ile seçilecek denetçinin tarafsızlığından şüphe edilmesi nedeniyle görevden alınması için açılacak davayı bu madde ile özel olarak düzenlediğinin anlaşıldığı, somut olayda her ne kadar davacı yanca davanın genel kurul kararının iptali davası olarak açıklanmış ise de hukuki nitelendirmenin mahkemeye ait olduğu, davanın, anılan maddenin dördüncü fıkrası uyarınca açılmış bir denetçinin görevden alınması davası olduğu, bu durumda denetçi seçiminin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilanından itibaren üç haftalık süre içerisinde açılabileceği, dava tarihi olan 28.05.2021 tarihi itibariyle üç haftalık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek, davanın HMK'nin 114/2 nci maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, şirket genel kurulu ile atanan denetçinin görevden alınması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 09.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Denetleme sözleşmesi taraflarca serbestçe sonlandırılamaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 399/8 uyarınca denetçi, sözleşmeyi ancak haklı bir nedenin bulunması veya aleyhine görevden alma davası açılmış olması hâlinde yazılı ve gerekçeli olarak feshedebilir. Görüş yazısının içeriğine ilişkin fikir ayrılıkları ile denetlemenin şirketçe sınırlandırılmış olması veya görüş yazısı vermekten kaçınma haklı sebep sayılamaz. Denetçinin fesih bildiriminde bulunması hâlinde ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 399/9 gereğince yönetim kurulu gecikmeksizin geçici bir denetçi seçer; yapılan fesih bildirimini genel kurulun bilgisine, seçtiği geçici denetçiyi de genel kurulun onayına sunar.

Görüş Yazıları ve Denetim Yükümüne Aykırılığın Yaptırımı

Denetçi, inceleme neticesinde olumlu, sınırlı olumlu veya olumsuz olmak üzere gerekçeli görüş yazısı hazırlar. Olumlu görüş yazısı, finansal tablolar ile faaliyet raporunun mevzuata, muhasebe ilkelerine ve esas sözleşmeye uygunluğunu göstererek genel kurulun onayına dayanak sağlar. Olumsuz görüş yazısı aykırılıkları ve güvenilmezliği saptar; bu yazının bulunması hâlinde genel kurul finansal tablolara ilişkin kabul kararı alamaz. Sınırlı olumlu görüş yazısı ise tablolardaki verilere ne ölçüde güven duyulabileceğini gösterir. Denetim raporunun verilmesinin ardından tablolarda veya faaliyet raporunda değişiklik yapılması durumunda 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 397/3 uyarınca bu belgeler yeniden denetlenir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 397/2 gereğince denetime tabi olduğu hâlde bağımsız denetimden geçirilmeyen finansal tablolar ile yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu düzenlenmemiş sayılır. Benzer şekilde Kanun'un 397/5 hükmü uyarınca denetim kapsamına alınıp bu denetimi yaptırmayan anonim şirketler bakımından da m. 397/6 gereğince finansal tablolar ve yıllık faaliyet raporu hukuken düzenlenmemiş hükmündedir.

Denetçinin Kusur ve Sır Saklama Sorumluluğu

Denetçilerin yürüttükleri denetim faaliyetlerinden kaynaklanan hukuki sorumluluğu kusur esasına dayanır. Kanuni görevlerin gereği gibi yerine getirilmemesi sebebiyle kusurlu davranan denetçiler şirkete, pay sahiplerine ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu tutulabilir. Bunun yanında sır saklama yükümlülüğünün ihlali durumunda şirkete karşı sorumluluk doğar. Sır saklama yükümlülüğünün ihlalinden doğan denetçi sorumluluğu sözleşme hükümleriyle ortadan kaldırılamaz veya daraltılamaz.

Anonim şirketlerde bağımsız denetime tabi şirketler nasıl belirlenir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 397/4 uyarınca Kanun'un 398 inci maddesi kapsamında bağımsız denetime tabi tutulacak şirketler Cumhurbaşkanınca belirlenir.

Denetimden geçmemiş finansal tablolar hakkında genel kurul karar alabilir mi?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 397/2 uyarınca bağımsız denetime tabi olduğu hâlde denetletilmemiş finansal tablolar düzenlenmemiş hükmünde sayıldığından bu tablolar hakkında genel kurulca kabul veya onay kararı verilemez.

Denetçinin görevden alınması davası hangi süre içinde açılmalıdır?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 399/5 uyarınca görevden alma ve yeni denetçi atama davası, denetçi seçiminin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilanından itibaren üç haftalık hak düşürücü süre içinde açılmalıdır.

Denetçi aynı şirkette kesintisiz olarak kaç yıl görev yapabilir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 400/2 uyarınca on yıl içinde aynı şirket için toplam yedi yıl denetçi olarak seçilen bir denetçi, üç yıl geçmedikçe aynı şirkette yeniden görevlendirilemez.

Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davası hangi sürede açılır?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 445 uyarınca kanun veya esas sözleşme hükümlerine yahut dürüstlük kuralına aykırı genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açılması gerekir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/23, K. 2022/2524Kaynağı aç
11. Hukuk Dairesi         2021/23 E.  ,  2022/2524 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada Susurluk Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 01.10.2020 tarih ve 2019/547 E. – 2020/291 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin 03/09/2014 tarihinde olağan genel kurul toplatısı yaptığını, genel kurul çağrısının usulüne uygun olmadığını, müvekkiline yapılan tebligatın "aynı konutta yakınına/hizmetçisine" ibaresi işaretlenerek …'nun imzasına yapıldığını, …'nun müvekkilinin hizmetçisi ya da aynı konutta yaşadığı biri olmadığını, genel kurulda murakıplığa seçilen denetçinin davalı şirketin defterlerini tutan muhasebecinin yanında çalışan şahıs olduğunu, şirketin muhasebe işlerinde bizzat faaliyette bulunduğunu, denetçi seçiminin TTK’nın 440. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek 03/09/2014 tarihinde yapılan olağan genel kurulun iptali ile genel kuruldaki kararların geçersizliğine ve tedbiren şirkete kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir Davalı vekili, zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yapılan genel kurul toplantı nisabında herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyulmak suretiyle yapılan yargılama sonunda, TTK’nın 445. maddesinde 446. maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren 3 ay içinde iptal davası açabileceğinin hükme bağlandığı, TTK’nın 446/1-b maddesinde ise toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin iptal davası açabilecekleri hükmüne yer verildiği, davalı şirket ana sözleşmesinin "Toplantı Ve Karar Nisabı" başlıklı 20. maddesinde, genel kurul toplantılarında, toplantı ve karar nisabı için 6102 sayılı TTK hükümlerinin uygulanacağının belirtildiği, Kanun’un "Toplantı ve Karar Nisabı" başlıklı 418. maddesinde, genel kurulun, TTK’da veya esas sözleşmede, daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanabileceği ve bu nisabın toplantı süresince korunmasının şart olduğu, kararların ise toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile alınabileceği hükmünün getirildiği, davalı şirketin sermayesinin toplam 50.000,00 TL itibari değere sahip paydan ibaret olduğu,dava konusu genel kurul toplantısına toplam 33.400,00 TL itibarı paya sahip hissedarların katıldığı, TTK'da öngörülen toplantı nisabının sağlandığı, kararların oybirliği ile alınarak karar nisabının da sağlandığı, iptali talep edilen olağan genel kurul toplantısının 03/09/2014 tarihli olduğu, davanın açıldığı 18/12/2014 tarihi itibariyle TTK’nın 445. maddesinde öngörülen 3 aylık dava açma süresinin dolduğu, davacının davalı şirketin temsil edilmediği iddiası ile şirkete tedbiren kayyum atanmasını da talep ettiği ancak sermaye şirketlerine yönetim kayyumu atanabilmesi şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davacının şirkete tedbiren kayyum atanması talebinin ve süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 28/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1- Dava, genel kurul kararıyla şirkete denetçi seçilmesine dair anonim şirket genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 2- Mahkemece, davacının genel kurul kararının iptali davasını üç aylık yasal süre içerisinde açmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. 3- Anonim şirket genel kurul kararlarının iptali davasının, pay sahiplerine usulüne uygun tebligat yapılsın veya yapılmasın, toplantı tarihinden itibaren en geç üç ay içerisinde açılması gerektiği, kendilerine usulüne uygun toplantı tarihi tebliğ edilmeyen pay sahiplerinin ise toplantıda muhalif oy kullanma ve muhalefet gerekçesini tutanağa geçirme şartı olmaksızın bu süre içerisinde dava açabilecekleri konusunda Daire üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. Keza, yokluk ve butlan sebeplerinin varlığı halinde ise, hukuki yararı olmak koşuluyla, belirli bir süreye bağlı olmaksızın genel kurul toplantısında alınan kararların iptalinin talep edilebileceği hususunda da bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 4- Anonim şirket genel kurul kararlarının butlan sebepleri konusunda 6102 sayılı TTK’nın 447. Maddesinde “a) Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b) Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c) Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan” kararların butlanının talep edilebileceği düzenlenmiştir. 5- 6762 sayılı eTTK’da anonim şirketlerin organları; idare meclisi (yönetim kurulu), murakıplar (denetim kurulu) ve umumi heyet (genel kurul) olarak sayılmış iken, 6102 sayılı TTK’da denetim kurulu anonim şirketin organı olmaktan çıkartılmış ve anonim şirket organları yönetim kurulu ile genel kurul olarak düzenlenmiştir. Yeni düzenlemede, anonim şirketlerin kendi yönetim organının oluşturduğu iç denetim yanında, yönetim organını denetleyen bağımsız bir dış denetim, diğer bir anlatımla organ vasfı olmayan bir denetim mekanizması öngörmüş ve gerek kanunun genel gerekçesinde, gerekse TTK’nın 397 vd. maddelerinin gerekçesinde bağımsız denetimin esaslarına özel bir önem ve anlam verilmiştir. Diğer bir anlatımla, bir anonim şirkette, kanunun öngördüğü organların dışında, 6762 sayılı eTTK’da olduğu gibi bir denetim organı veya başka bir organ oluşturulması mümkün değildir. Bu husus anonim şirketlerin temel yapısına ilişkin bir husus olup, şirket genel kurulunda aksine karar alınması TTK’nın 447/1-c maddesi uyarınca açık bir butlan sebebi teşkil edeceği konusunda Daire heyeti üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 6- Anonim şirketlerde bağımsız denetimin ne surette sağlanacağı ise TTK’nın 397 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. 6102 sayılı TTK’nın yasalaştığı ilk halinde, tüm anonim şirketler için öngörülen zorunlu bağımsız denetim esasları, yasa henüz yürürlüğe girmeden önce 26.06.2012 tarih ve 6335 sayılı K. ile kısmen değiştirilmiş ve 398.maddedeki denetleme mekanizmasının tüm şirketler yönünden değil, 397/4 maddesi uyarınca, kapsamı Cumhurbaşkanınca (daha önce BK tarafından) belirlenecek şirketler yönünden uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu şirketler, niteliklerine, işçi sayılarına ve sermaye büyüklüklerine göre göre son olarak 26.03.2018 tarih ve 2018/11597 sayılı BKK ile belirlenmiştir (bkz. https://turmob.org.tr/). 7- Kanun’a 28.03.2013 tarih ve 6455 sayılı K. ile eklenen 397/5. Maddesi uyarınca, 4. Fıkra kapsamı dışında kalan diğer şirketlerin denetimine ilişkin usul ve esasları ile denetim yapacak denetçilerin niteliklerine, uyacakları etik ilkelere, görev ve yetkilerine, seçilmelerine, görevden alınmalarına veya ayrılmalarına; denetimin ve denetim raporlarının içeriğine ve raporun genel kurula sunulmasına ilişkin hususların Cumhurbaşkanınca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği kabul edilmiş ise de bu Yönetmelik bu zamana kadar henüz çıkartılmamıştır. Mevcut durumda, kapsam dışında bulunan şirketlerin denetim ve denetçilere ilişkin esaslar henüz belirlenmemiş ve bu konuda Kanun (mevzuat) boşluğu bulunsa da, Kanun’un kapsam dışı şirketler yönünden bağımsız denetim anlayışından vazgeçtiği söylenemez. Esasen bu hususta da Daire heyet üyeleri arasında bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 8- Keza kapsam dışı şirketlerin genel kurul kararıyla kendilerine haricen dış denetçi atayabilecekleri konusunda da bir görüş ayrılığı bulunmamaktadır. 9- Daire çoğunluğu, somut olayda kapsam dışı davalı Martar A.Ş.’nin sadece şirkete denetçi seçtiği ve bu denetçinin seçimine ve niteliklerine ilişkin hususların ancak TTK’nın 445 ve 446. Maddeleri uyarınca üç aylık yasal süre içerisinde açılacak iptal davasına konu olacağını kabul etmektedir. Oysa, dosyada bulunan davalı şirketin genel kurul toplantısının duyurulmasına ilişkin ilanda “Denetim Kurulu üyelerinin seçimi” gündem maddesinin yer alması ve genel kurul toplantı tutanağının 8. Maddesinde “… Denetim kurulu üye seçimine geçildi. … Murakıplığa … seçildi”, 9. Maddesinde ise “… Denetim kurulu üyelerine ücret ödenmemesine oybirliğiyle karar verildi” ifadelerinden, davalı şirketin, 6102 sayılı TTK ile kaldırıldığı halde “ORGAN” olarak murakıp seçtiği ve böylelikle, anonim şirketler için artık Kanun’da olmayan bir organ oluşturulduğundan bu kararın anonim şirketlerin temel yapısını bozan ve “butlan” ile batıl olan bir karar olduğu ve dava açmanın belirli bir süreye tabi olmadığı kararın bu nedenle bozulması gerektiği düşüncesindeyiz. Dairemizin her ikisi de oybirliğiyle alınan, 28.09.2020 tarih ve 2019/1802 E. – 2020/3601 K. sayılı kararı ile bu kararın karar düzeltme isteminin reddine dair 09.03.2022 T. ve 2021/418 E. – 2022/1674 sayılı kararı da tamamen bu doğrultudadır. Bu nedenle, yapılan seçimi şirkete organ oluşturulması değil de basit bir denetçi seçimi olarak görün Daire çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. 10- Öte yandan, her ne kadar kapsam dışı şirketler yönünden TTK’nın 398 vd. maddeleri doğrudan uygulanacak kurallar değil ise de, mevcut kanun (mevzuat) boşluğunda, denetçilerin “bağımsız” nitelikte olması yeni dönemde yapılacak şirket dış denetiminde aranan zorunlu bir unsur olduğunu, mevzuattaki boşluğun Cumhurbaşkanlığınca doldurulmasına kadar kapsam içi şirketler için geçerli denetim esaslarının, kapsam dışı şirketler yönünden de uygulanması ve TMK’nın 1/2. Maddesi uyarınca mevcut boşluğun bu şekilde doldurulması gerektiğini düşünmekteyiz. Yukarıda zikredilen bu husus Dairemizin oybirliği ile alınan kararında da bu şekilde zikredilmiştir. Somut olayda, davalı şirketin murakıbı olarak seçilen şahsın, şirket muhasebecisinin yanında çalışan bir kişi olması hasebiyle, yapılan seçimin TTK’nın 400/1-e-f-g. Maddesinde aranan “e) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının düzenlenmesinde denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunmuşsa, f) Denetlenecek şirketin defterlerinin tutulmasında veya finansal tablolarının çıkarılmasında denetleme dışında faaliyette veya katkıda bulunduğu için (e) bendine göre denetçi olamayacak gerçek veya tüzel kişinin veya onun ortaklarından birinin kanuni temsilcisi, temsilcisi, çalışanı, yönetim kurulu üyesi, ortağı, sahibi ya da gerçek kişi olarak bizzat kendisi ise, g) (a) ila (f) bentlerinde yer alan şartları taşıdığı için denetçi olamayan bir denetçinin nezdinde çalışıyorsa,” temel kurala ve anonim şirketlerin temel yapısına aykırı ve nedenle de mutlak butlanla batıl olduğu, dava açmanın süreye tabi olmadığını düşündüğümüzden Daire çoğunluğunun konuyu iptal davası olarak gören aksi yöndeki görüşüne katılmıyoruz.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu