Sermaye şirketlerinin nakdi sermaye artırımları veya yeni kuruluş aşamasında ödenen nakit sermayeleri üzerinden hesaplanan nakdi sermaye indirimi, kurum kazancından indirim yapılmasına olanak tanır. Ancak ilgili hesap dönemindeki toplam gelirlerinin yüzde yirmi beşi veya daha fazlası pasif nitelikli gelirlerden oluşan kurumlar için indirim oranı yüzde sıfır olarak uygulanmaktadır.
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 10Kaynağı aç
Nakdi Sermaye İndiriminin Yasal Dayanağı ve Genel Şartları
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca; finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketleri nakdi sermaye indiriminden yararlanabilir. İndirim, ticaret siciline tescil edilmiş ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan şirketlerde nakden ödenen sermaye üzerinden hesaplanır. Bu hesaplamada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilgili yıl için en son açıklanan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı dikkate alınarak hesaplanan tutarın yüzde ellisi kurum kazancından indirilir.
Sermaye artışında kullanılan kaynağın yurt dışından getirilen nakit olması durumunda indirim oranı yüzde yetmiş beş seviyesinde uygulanır. Şirketler bu haktan, sermaye artırım kararının veya kuruluş sözleşmesinin sicile tescil edildiği vergilendirme döneminden başlayarak takip eden dört hesap dönemi süresince müstakil olarak faydalanabilir. Söz konusu zaman diliminde sermayenin indirilmesi halinde, azaltılan miktar hesaplama matrahına dahil edilmez.
İndirim tutarı, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi dikkate alınarak belirlenir. Kurumlar vergisi matrahının yetersiz olması sebebiyle ilgili hesap döneminde indirim konusu yapılamayan tutarlar ise sonraki hesap dönemlerine devreder.
İndirim Hesabında Dikkate Alınmayan Sermaye Artırımları
5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklanan sermaye artışları indirim kapsamı dışındadır. Şirketlerin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan artırımlar da hesaplamada dikkate alınmaz. Benzer biçimde, ortaklarca veya ortaklarla ilişkili kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları nakdi sermaye indirimine konu edilemez.
Pasif Gelir Kısıtlaması ve Cumhurbaşkanının Yetkisi
5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde, sermayenin yönlendirildiği yatırımlardan sağlanan kazançların şirketin ana faaliyet konusu haricindeki faiz, kâr payı, kira, lisans bedeli ve menkul kıymet devir kazancı benzeri pasif nitelikli gelirlerden meydana gelmesi durumu özel bir yetkilendirme konusu yapılmıştır. Cumhurbaşkanı; kurumların bilanço büyüklüğü, ortaklık özellikleri, istihdam edilen personel adedi ve yıllık net satış tutarları gibi kıstasların yanı sıra pasif gelirlerin mevcudiyetine göre kanuni indirim oranını tamamen sıfırlamaya veya yüzde yüze kadar yükseltmeye yetkilidir. Halka açık şirketlerde ise payların halka arz derecesine bağlı olarak bu oranın yüzde yüz elliye kadar farklılaştırılması mümkündür.
Yürürlükteki mevzuat uyarınca yayımlanan 2015/7910 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince, ilgili hesap dönemindeki toplam gelirlerinin yüzde yirmi beşi veya daha fazlası pasif nitelikli gelirlerden oluşan kurumlar için nakdi sermaye indirimi oranı yüzde sıfır olarak uygulanır.
Vergilendirmede Kanunilik İlkesi ve İdari Yetkinin Sınırları
Vergi hukukunda kanun ile çerçevesi çizilerek idareye düzenleyici işlem yapma yetkisi verilebilmesi mümkün olmakla birlikte, yürütme organınca yapılacak bu düzenlemeler vergilendirmenin esaslı unsurlarını belirlemeye yönelik olamaz. İdarenin, vergi kanunlarında alt ve üst sınırları gösterilmeyen istisnaların kapsamını kendi idari işlemleriyle belirlemesi ve genişletmesi kanunilik ilkesiyle bağdaşmaz.
VUK Kapsamında Değerleme ve Gerçek Mahiyet Esası
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 280. maddesi uyarınca, yabancı para cinsinden olan varlık ve yükümlülüklerin geçici vergi ve hesap dönemi sonlarında borsa rayiciyle veya Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kurlarıyla değerlemeye tabi tutulması yasal bir zorunluluktur.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) bendi uyarınca, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Vergiyi doğuran olayın ve bu olaya bağlı işlemlerin gerçek mahiyeti ise yemin hariç her türlü hukuki delille ispatlanabilir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/222, K. 2023/96Kaynağı aç
Yıllara Yaygın İnşaat İşlerinde Faiz ve Kur Farkı Gelirleri
Yıllara yaygın inşaat ve onarım işlerinde hak edişlerin repo, döviz mevduatı ve tahvilde değerlendirilmesinden doğan faiz ve kur farkı gelirleri, inşaat işi dışında ayrı bir organizasyon sonucu elde edilmediği takdirde işin gelirinin bir unsuru kabul edilir. Bu tür inşaat işlerinde hak edişlerin bankalarda değerlendirilmesi neticesinde elde edilen faiz ve repo gelirleri de işin bitiminde kâr ve zararı etkilemesi sebebiyle inşaat işine ait gelirin bir unsuru sayılarak işin bitim tarihi itibarıyla beyana dahil edilir.
Nakdi sermaye indiriminden hangi kurumlar yararlanamaz?
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca, finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri nakdi sermaye indiriminden yararlanamaz.
Pasif gelir oranı yüzde kaçı aşarsa indirim sıfırlanır?
2015/7910 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı gereğince, ilgili hesap dönemindeki toplam gelirlerinin yüzde yirmi beşi veya daha fazlası pasif nitelikli gelirlerden oluşan sermaye şirketleri için indirim oranı yüzde sıfır olarak uygulanır.
Nakdi sermaye indiriminden kaç hesap dönemi boyunca yararlanılabilir?
5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca indirimden, sermaye artırımının veya kuruluş ana sözleşmesinin tescil edildiği hesap dönemi dahil olmak üzere bu dönemi izleyen dört hesap dönemi boyunca ayrı ayrı yararlanılır.
Yabancı para cinsinden varlıkların dönem sonlarında değerlenmesi zorunlu mudur?
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 280. maddesi uyarınca yabancı para cinsinden varlık ve yükümlülüklerin geçici vergi ve hesap dönemi sonlarında borsa rayiciyle veya Merkez Bankası kurlarıyla değerlemeye tabi tutulması yasal bir zorunluluktur.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

