Nakdi Sermaye Artırımı Faiz İndiriminde Beş Yıllık Süre Sınırı

by Avukat Erdal Ersoy
Nakdi Sermaye Artırımı Faiz İndiriminde Beş Yıllık Süre Sınırı

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m. 10/1-ı kapsamında sermaye şirketlerinin nakit sermaye artışları üzerinden yararlandığı faiz indirimi, tescilin gerçekleştiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap dönemi olmak üzere toplam beş hesap dönemi ile sınırlandırılmıştır. 7417 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik doğrultusunda, indirim hakkından her bir dönem için müstakil olarak yararlanılabilmektedir. İndirimden faydalanılan bu beş hesap dönemi içerisinde sermaye azaltımına gidilmesi durumunda ise azaltılan sermaye tutarı indirim tutarının belirlenmesinde hesaba dahil edilmez.

5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 10Kaynağı aç
MADDE 10- (1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır: a) (Mülga: 15/7/2016-6728/58 md.) b) 21/5/1986 tarihli ve 3289 sayılı Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun ile 17/6/1992 tarihli ve 3813 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun kapsamında yapılan sponsorluk harcamalarının sözü edilen kanunlar uyarınca tespit edilen amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için % 50’si. c) Genel ve özel bütçeli kamu idarelerine, il özel idarelerine, belediyelere ve köylere, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımların toplamının o yıla ait kurum kazancının % 5’ine kadar olan kısmı.[18] ç) (c) bendinde sayılan kamu kurum ve kuruluşlarına bağışlanan okul, sağlık tesisi, 100 yatak (kalkınmada öncelikli yörelerde 50 yatak) kapasitesinden az olmamak kaydıyla öğrenci yurdu ile çocuk yuvası, yetiştirme yurdu, huzurevi ve bakım ve rehabilitasyon merkezi ile mülki idare amirlerinin izni ve denetimine tabi olarak yaptırılacak ibadethaneler ve Diyanet İşleri Başkanlığı denetiminde yaygın din eğitimi verilen tesislerin ve Gençlik ve Spor Bakanlığına ait gençlik merkezleri ile gençlik ve izcilik kamplarının inşası dolayısıyla yapılan harcamalar veya bu tesislerin inşası için bu kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımlar ile mevcut tesislerin faaliyetlerini devam ettirebilmeleri için yapılan her türlü nakdî ve aynî bağış ve yardımların tamamı.[19][20] d) Genel ve özel bütçeli kamu idareleri, il özel idareleri, belediyeler ve köyler, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararına çalışan dernekler ile bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetinde bulunan kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan veya Kültür ve Turizm Bakanlığınca desteklenen ya da desteklenmesi uygun görülen;[21] 1) Kültür ve sanat faaliyetlerine ilişkin ticarî olmayan ulusal veya uluslararası organizasyonların gerçekleştirilmesine, 2) Ülkemizin uygarlık birikiminin kültürü, sanatı, tarihi, edebiyatı, mimarîsi ve somut olmayan kültürel mirası ile ilgili veya ülke tanıtımına yönelik kitap, katalog, broşür, film, kaset, CD ve DVD gibi manyetik, elektronik ve bilişim teknolojisi yoluyla üretilenler de dahil olmak üzere görsel, işitsel veya basılı materyallerin hazırlanması, bunlarla ilgili derleme ve araştırmaların yayınlanması, yurt içinde ve yurt dışında dağıtımı ve tanıtımının sağlanmasına, 3) Yazma ve nadir eserlerin korunması ve elektronik ortama aktarılması ile bu eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılmasına, 4) 21/7/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınmaz kültür varlıklarının bakımı, onarımı, yaşatılması, rölöve, restorasyon, restitüsyon projeleri yapılması ve nakil işlerine, 5) Kurtarma kazıları, bilimsel kazı çalışmaları ve yüzey araştırmalarına, 6) Yurt dışındaki taşınmaz Türk kültür varlıklarının yerinde korunması veya ülkemize ait kültür varlıklarının Türkiye’ye getirilmesi çalışmalarına, 7) Kültür envanterinin oluşturulması çalışmalarına, 8) Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki taşınır kültür varlıkları ile güzel sanatlar, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki ürün ve eserlerin Kültür ve Turizm Bakanlığı koleksiyonuna kazandırılması ve güvenliklerinin sağlanmasına, 9) Somut olmayan kültürel miras, güzel sanatlar, sinema, çağdaş ve geleneksel el sanatları alanlarındaki üretim ve faaliyetler ile bu alanlarda araştırma, eğitim veya uygulama merkezleri, atölye, stüdyo ve film platosu kurulması, bakım ve onarımı, her türlü araç ve teçhizatının tedariki ile film yapımına, 10) Kütüphane, müze, sanat galerisi ve kültür merkezi ile sinema, tiyatro, opera, bale ve konser gibi kültür ve sanat faaliyetlerinin sergilendiği tesislerin yapımı, onarımı veya modernizasyon çalışmalarına, ilişkin harcamalar ile makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların % 100’ü. Cumhurbaşkanı, bölgeler ve faaliyet türleri itibarıyla bu oranı, yarısına kadar indirmeye veya kanunî seviyesine kadar getirmeye yetkilidir.[22] e) (Değişik: 10/9/2014-6552/92 md.) Cumhurbaşkanınca başlatılan yardım kampanyalarına makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdî bağışların tamamı. f) (Ek: 16/6/2009-5904/5 md.) İktisadi işletmeleri hariç, Türkiye Kızılay Derneğine ve Türkiye Yeşilay Cemiyetine makbuz karşılığı yapılan nakdi bağış veya yardımların tamamı.[23] g) (Ek: 31/5/2012-6322/36 md.) 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 325/A maddesine göre girişim sermayesi fonu olarak ayrılan tutarların beyan edilen gelirin %10’unu aşmayan kısmı. ğ) (Ek: 31/5/2012-6322/36 md.) Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilerle, işyeri, kanuni ve iş merkezi yurt dışında bulunanlara Türkiye’de verilen ve münhasıran yurt dışında yararlanılan mimarlık, mühendislik, tasarım, yazılım, tıbbi raporlama, muhasebe kaydı tutma, çağrı merkezi, ürün testi, sertifikasyon, veri saklama, veri işleme, veri analizi ve ilgili bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenen mesleki eğitim alanlarında faaliyette bulunan hizmet işletmeleri ile ilgili bakanlığın izni ve denetimine tabi olarak eğitim ve sağlık alanında faaliyet gösteren ve Türkiye’de yerleşmiş olmayan kişilere hizmet veren işletmelerin münhasıran bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazancın, elde edildiği hesap dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar tamamının Türkiye’ye transfer edilmesi şartıyla, %80’i.[24][25] Bu indirimden yararlanılabilmesi için fatura veya benzeri belgenin yurt dışındaki müşteri adına düzenlenmesi şarttır. Bu bentte yer alan oranı, hizmet alanları ve kazanç tutarları itibarıyla sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya ve Türkiye’ye transfer edilecek kazanç tutarını sıfıra kadar indirmeye veya kanuni seviyesine kadar artırmaya Cumhurbaşkanı, bu bendin uygulanmasına ve denetime ilişkin usul ve esasları belirlemeye ilgili bakanlıkların görüşünü almak suretiyle Maliye Bakanlığı yetkilidir.24 25 h) (Ek: 6/2/2014-6518/83 md.) 1/7/2005 tarihli ve 5378 sayılı Engelliler Hakkında Kanuna göre kurulan korumalı işyerlerinde istihdam edilen ve iş gücü piyasasına kazandırılmaları güç olan zihinsel veya ruhsal engelli çalışanlar için diğer kişi ve kurumlarca karşılanan tutar dâhil yapılan ücret ödemelerinin yıllık brüt tutarının % 100’ü oranında korumalı işyeri indirimi (İndirim, her bir engelli çalışan için azami beş yıl süre ile uygulanır ve yıllık olarak indirilecek tutar, her bir engelli çalışan için asgari ücretin yıllık brüt tutarının % 150’sini aşamaz.). Bu bentte yer alan oranı, engellilik derecelerine göre % 150’ye kadar artırmaya veya tekrar kanuni oranına indirmeye Cumhurbaşkanı; bendin uygulamasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görüşünü alarak Maliye Bakanlığı yetkilidir. ı) (Ek: 27/3/2015-6637/8 md.)[26] Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’si. (Ek ikinci paragraf:14/10/2021-7338/59 md.) Nakdi sermaye artışlarının, yurt dışından getirilen nakitle karşılanan kısmı için bu oran %75 olarak uygulanır. (Değişik üçüncü paragraf: 1/7/2022-7417/49 md.) Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap dönemi ile bu dönemi izleyen dört hesap dönemi için ayrı ayrı yararlanılır. Bu dönemlerde sermaye azaltımı yapılması hâlinde azaltılan sermaye tutarı indirim hesaplamasında dikkate alınmaz. Bu bent hükümlerine göre hesaplanacak indirim tutarı, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi kadar hesaplanır. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerine devreder. Bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmaz. Bu bentte yer alan oranı, şirketlerin aktif büyüklükleri, ortaklarının hukuki niteliği, çalışan personel sayıları ve yıllık net satış hasılatlarına göre veya sermayenin kullanıldığı yatırımdan elde edilen gelirlerin kurumun esas faaliyeti kapsamında olmayan faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşmasına göre ya da sermayenin kullanıldığı yatırımların teşvik belgeli olup olmadığına veyahut makine ve teçhizat veya arsa ve arazi yatırımları için sermayenin kullanıldığı alanlar itibarıyla ya da bölgeler, sektörler ve iş kolları itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya; halka açık sermaye şirketleri için halka açıklık oranına göre %150’ye kadar farklı uygulatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.[27] i) (Ek: 16/11/2022-7421/20 md.) 22/6/2022 tarihli ve 7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu hükümlerine göre katılımcı belgesi alarak İstanbul Finans Merkezi Bölgesinde faaliyette bulunan kurumların, münhasıran bu faaliyet kapsamında yurt dışından satın alınan malları Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satmalarından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık etmelerinden sağladıkları kazancın %50’si, Bu indirimden yararlanılabilmesi için kazancın elde edildiği hesap dönemine ilişkin yıllık kurumlar vergisi beyannamesinin verilmesi gereken tarihe kadar Türkiye’ye transfer edilmiş olması, aracılık faaliyetine ilişkin malların satıcısı ve alıcısının Türkiye’de olmaması şarttır. Cumhurbaşkanı, bu bentte yer alan oranı, sıfıra kadar indirmeye veya bir katına kadar artırmaya yetkilidir. (2) Bağış ve yardımların nakden yapılmaması halinde, bağışlanan veya yardımın konusunu oluşturan mal veya hakkın maliyet bedeli veya kayıtlı değeri, bu değer mevcut değilse Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre takdir komisyonlarınca tespit edilecek değeri esas alınır. (3) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usûlleri belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. Kabul edilmeyen indirimler

Yararlanma Koşulları ve Kapsam Dışında Bırakılan Kurumlar

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu m. 11/1-a uyarınca, öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılması kabul edilmez; Kanunun 10/1-ı maddesi bu kurala nakdi sermaye artışları bakımından istisna getirmektedir. Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin, ilgili hesap döneminde ticaret siciline tescil edilmiş nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan şirketlerde ödenmiş sermayenin nakit karşılanan kısmı üzerinden indirim uygulanabilir. Sermayenin nakit olarak karşılanmayan kısmı için indirim uygulamasından yararlanılamaz.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/1181, K. 2024/937Kaynağı aç
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2023/1181 E.  ,  2024/937 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/1181 Karar No : 2024/937 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Defterdarlığı – … – (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Elektrik Üretim Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU:… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, ihtirazi kayıtla verilen 2015 yılına ait kurumlar vergisi beyannamesinde ilgili yılda ortaklar tarafından sağlanan ve sermaye artırımda kullanılan 562.000.000.000 TL üzerinden 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) işaretli bendi uyarınca hesaplanan 3.430.541,67 TL faiz tutarının, gelecek yıla devreden nakdi sermaye artışından kaynaklanan faiz indirimi olarak kabul edilmemesine dair işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır. …Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararı: 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesinin (B) işaretli bendinde, vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu, anılan hususların gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği, vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı, iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia edene ait olacağı belirtilmiştir. Davacı şirket 2015 yılı hesap döneminde 562.000.000,00 TL tutarında sermaye artışı gerçekleştirmiştir. Artırılan sermayenin tamamı şirketin ortaklarından sözleşmeye bağlı olarak nakden temin ettiği kredi tutarlarının sermayeye ilavesi suretiyle karşılanmıştır. Sermaye artışına ilişkin karar 25/12/2015 tarih ve 8976 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde ilan edilmiştir. Davacı tarafından 2015 yılı için verdiği kurumlar vergisi beyannamesinin, ilgili yılda ortaklar tarafından sağlanan ve sermaye artırımında kullanılan tutar üzerinden 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi uyarınca hesaplanan faiz tutarının, gelecek yıla devreden nakdi sermaye artışından kaynaklanan faiz indirimi olarak kabul edilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verildiği, davalı tarafından ihtirazi kaydın kabul edilmemesi üzerine bakılan dava açıldığı anlaşılmıştır. Davacı şirket, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş sermaye tutarındaki nakdi sermaye artışları üzerinden 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) işaretli bendinde açıklanan ilkeler doğrultusunda hesaplanan tutarın %50'sinin kurumlar vergisi matrahından indirilebileceğini ileri sürmüştür. Ancak anılan indirim hakkından yararlanılabilmesi için ortaklar tarafından şirkete sağlanan nakdin kredi kullanılarak ve borç alınarak temin edilmemiş olması gerekmektedir. Ortakların veya ortakla ilişkili kişilerin kredi kullanması veya borç alması suretiyle ortaklar tarafından gerçekleştirilecek sermaye artırımlarında ortaya çıkacak faiz transferinin önüne geçmek maksadıyla bu şekilde yapılacak sermaye artırımları indirim uygulaması kapsamı dışında bırakılmıştır. Dosyada ise ortaklar tarafından şirkete sağlanan paranın ne şekilde temin edildiği yönünde bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi idareye de bu hususa ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunulmamıştır. Ayrıca ortaklar tarafından şirkete sağlanan nakdin ne şekilde temin edildiği hususunu ispat yükü davacı şirkete ait olduğundan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Mahkeme bu gerekçeyle davayı reddetmiştir. Davacının istinaf istemini inceleyen … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinin birinci paragrafında aşağıdaki hükme yer verilmiştir: "(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır: … ı) (Ek: 27/3/2015 – 6637/8 md.) Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan "Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı" dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50'si." 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinin dava konusu dönemde yürürlükte bulunan üçüncü paragrafının (maddenin yürürlükte olan halinin dördüncü paragrafının) üçüncü cümlesi ile anılan indirim hakkına sınırlama getirilmiştir. Bu cümle şu şekildedir: "Bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmaz." Olayda davacı tarafından, 2015 yılı için verilen kurumlar vergisi beyannamesi, ilgili yılda ortaklar tarafından sağlanan ve sermaye artırımında kullanılan 562.000.000,00 TL üzerinden Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinin birinci paragrafına göre hesaplanan faiz tutarının (3.430.541,67 TL) anılan 10. madde hükümleri uyarınca kurumlar vergisi beyannamesinde gelecek yıla devreden nakdi sermaye artışından kaynaklanan faiz indirimi olarak kabul edilmesi gerektiği ihtirazi kaydıyla verilmiştir. 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi hükümlerine göre, sermaye şirketlerinin ortaklar veya bu Kanun'un 12. maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarının, indirim hesaplamasında dikkate alınmayacağı açıktır. Nitekim istinafa konu kararı veren mahkeme tarafından, dava aşamasında dosyada mevcut belgeler incelendikten sonra, ortaklar tarafından şirkete sağlanan paranın ne şekilde temin edildiği yönünde bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi idareye de bu hususa ilişkin olarak herhangi bir bildirimde bulunulmadığı gerekçesiyle dava reddedilmiştir. Ancak, davacının istinaf dilekçesinde, artırılan 562.000.000,00 TL sermaye tutarının davacı şirketin yurt dışında yerleşik ortağı… tarafından temin edilen 393.400.000,00 TL'ye isabet eden kısmının adı geçen ortağın kendi kaynaklarından karşılandığı belirtilmiştir. Kalan 168.600.000,00 TL'lik kısmının ise … Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından kredi kullanılmak suretiyle karşılandığı ileri sürülmüştür. Bu konuya ilişkin belgelerin asılları ile noter onaylı çevirileri istinaf istemine ilişkin dilekçe ekinde sunulmuştur. Bu duruma göre, artırılan sermayenin 393.400.000,00 TL'lik kısmının ortaklarca borç almaksızın ve kredi kullanmaksızın temin edildiğinin davacı tarafından ispat edilmesi, bu aşamada bunun aksine bir iddia veya delilin dosyada bulunmaması karşısında, dava konusu işlemin anılan tutara isabet eden kısmında hukuka uygunluk görülmemiştir. Karar Sonucu: Vergi Dava Dairesi, bu gerekçeyle davanın reddine dair Vergi Mahkemesi kararının, dava konusu işlemin artırılan sermayenin 393.400.000,00 TL tutarına isabet eden kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasını kaldırmış ve anılan kısım yönünden davayı kabul etmiş; geriye kalan kısım yönünden ise istinaf talebini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 25/05/2022 tarih ve E:2018/6247, K:2022/3308 sayılı kararı: 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasına firmaların öz kaynak yapılarını güçlendirmek ve yatırımlarının iç kaynaklarla finanse edilmesini teşvik etmek amacıyla 6637 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile (ı) bendi eklenmiştir. Anılan bendin uyuşmazlığa konu dönemde yürürlükte olan hali şu şekildedir. "(1) Kurumlar vergisi matrahının tespitinde; kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla aşağıdaki indirimler yapılır: … ı) (Ek: 27/3/2015 – 6637/8 md.) Finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan "Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı" dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50'si. Bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap döneminden itibaren başlamak üzere izleyen her bir dönem için ayrı ayrı yararlanılır. Sonraki dönemlerde sermaye azaltımı yapılması hâlinde azaltılan sermaye tutarı indirim hesaplamasında dikkate alınmaz. Bu bent hükümlerine göre hesaplanacak indirim tutarı, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi kadar hesaplanır. Matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutarlar, sonraki hesap dönemlerine devreder. Bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları, indirim hesaplamasında dikkate alınmaz. Bu bentte yer alan oranı, şirketlerin aktif büyüklükleri, ortaklarının hukuki niteliği, çalışan personel sayıları ve yıllık net satış hasılatlarına göre veya sermayenin kullanıldığı yatırımdan elde edilen gelirlerin kurumun esas faaliyeti kapsamında olmayan faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşmasına göre ya da sermayenin kullanıldığı yatırımların teşvik belgeli olup olmadığına veyahut makine ve teçhizat veya arsa ve arazi yatırımları için sermayenin kullanıldığı alanlar itibarıyla ya da bölgeler, sektörler ve iş kolları itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya; halka açık sermaye şirketleri için halka açıklık oranına göre %150’ye kadar farklı uygulatmaya Bakanlar Kurulu yetkilidir." 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin "10.6.1. İndirimin kapsamı" alt başlığında şu düzenlemeye yer verilmiştir: "Sermaye şirketlerinin sermaye yapılarının güçlendirilmesi amacıyla getirilen bu düzenleme uyarınca indirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında, 1/7/2015 tarihinden itibaren ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya bu tarihten itibaren yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden, ilgili hesap döneminin sonuna kadar Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi hükmüne göre hesaplanacak tutar dikkate alınacaktır. … İndirime konu edilecek tutarın hesaplanmasında; mevcut sermaye şirketlerinde ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları, yeni kurulan sermaye şirketlerinde ise ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı dikkate alınacak olup sermayenin nakit olarak karşılanmayan kısmı için indirim uygulamasından yararlanılamayacağı tabiidir." Yukarıda yer verilen hükümlerin değerlendirilmesinden, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen (ı) numaralı bendi hükmü ile öz sermaye üzerinden hesaplanan faizlerin kurum kazancından indirilemeyeceği yönündeki genel düzenlemeye bir istisna getirilmiştir. Bu maddeye göre finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri dışında kalan sermaye şirketlerinin söz konusu istisna hükmünden yararlanabilmesi ise ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı ile sınırlı tutulmuştur. Yalnızca nakdi sermaye artışlarının indirim konusu yapılabileceği özellikle vurgulanmıştır. Anılan maddenin diğer bentlerinde diğer giderlere yer verilmiştir. 5520 sayılı Kanun'un (ı) bendinde ise sermaye artışlarında indirimlerin ne şekilde yapılacağına ilişkin düzenlemeye yer verilmiştir. İndirim konusu yapılacak tutarın nakit sermaye artışından kaynaklanması gerekmektedir. Böylece şirketlerin borç yerine öz kaynak kullanımını özendirilmiş olacaktır. Yine bu düzenleme sermaye şirketlerinin ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden TCMB tarafından açıklanan ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı dikkate alınarak ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’sinin ilgili hesap dönemine ait kurumlar vergisi matrahından indirilmesine olanak sağlayacak ve şirketlerin nakit sermayeleri özendirilmiş olacaktır. Belirtilen düzenlemelerden faydalanan şirketler indirim hakkını sadece nakdi sermaye artışının yapıldığı yıl için değil her yıl için kullanabilecek, matrahın yetersiz olması nedeniyle indirilemeyen tutarlar sonraki dönemlere devredilebilecektir. Yapılan açıklamalardan da açıkça anlaşılacağı üzere anılan indirimden mükelleflerin gelecek yıllarda da faydalanmalarına ilişkin herhangi bir engel bulunmamaktadır. Ancak söz konusu düzenlemelerden faydalanılabilinmesi için sermaye artışlarının nakit olarak karşılanması gerekmektedir. Keza yapılan düzenlemelerin şirketlerin nakdi sermayelerinde artış sağlamayı teşvik edici düzenlemeler olduğu açıktır. Kaldı ki, vergi kanunlarında indirim yapılabilecek hususların düzenlenmesinin ana nedeni o alana ilişkin teşvikleri artırmak, mükelleflerin sadece o alana ilgi duymasını ve teşvik edilen alanın güçlenmesini sağlamaktır. Yukarıda yer verilen düzenlemelerle de şirketlerin nakdi sermaye artışlarının, kurumlar vergisinden indirim konusu yapabilmesinin önü açılarak şirketlerin borçlanmasız olarak nakit büyümelerini sağlamak amaçlanmaktadır. Mevzuat hükümleri ile maddi olay birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş sermaye tutarındaki nakdi sermaye artışları üzerinden ilgili mevzuatta açıklanan ilkeler doğrultusunda hesaplanan tutarın %50'sinin kurumlar vergisi matrahından indirilebileceği ileri sürülmüştür. Ancak anılan indirim hakkından yararlanabilmesi için ortaklar tarafından şirkete sağlanan nakdin kredi kullanılarak ve borç alınarak temin edilmemiş olması gerekmektedir. Ortakların veya ortakla ilişkili kişilerin kredi kullanması veya borç alması suretiyle ortaklar tarafından gerçekleştirilecek sermaye artırımlarında ortaya çıkacak faiz transferinin önüne geçmek maksadıyla bu şekilde yapılacak sermaye artırımlarının indirim uygulamasının kapsamı dışında bırakıldığı sonucuna varılmıştır. Olayda, davacının gelecek yıllarda indirim konusu yapmak istediği sermaye artışının nakdi olarak değil ortaklar cari hesabından karşılandığı açıktır. Nakdi sermaye artışları gelecek yıllarda da indirim konusu yapılabilecek ancak ortaklar cari hesaplarından karşılanan kısmı gelecek yıllarda kurum kazancından indirim konusu yapılamayacaktır. Sermaye artış tutarının ortaklara borçlar hesabının sermayeye ilave edilmesi şeklinde gerçekleşmiş olması karşısında, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. … Bölge İdare Mahkemesi… Vergi Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı: İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Anılan kararın kabule ilişkin kısmı davalı idarece temyiz edilmiş ve karar bu yönden bozulmuştur. İstinaf başvurusunun kısmen reddine ilişkin kısım ise davacı tarafından temyiz edilmemek suretiyle kesinleşmiştir. 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi uyarınca sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içerisinde ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları üzerinden maddede belirtilen şekilde hesaplanan tutarın %50'sinin kurum kazancından indirilebileceği hususu açıkça kurala bağlanmıştır. Sermaye artırımının tescil edildiği tarihten önce davacı şirketin ortağı olan şirket tarafından konulan tutarın sermayeye ilavesi yoluyla sermaye artırımı yapılmıştır. Bu yolla yapılan sermaye artırımının bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışı olarak değerlendirilmesi mümkün olmayıp davacı tarafından 2015 yılında sermayeye eklenen ve ortaklar tarafından karşılanan tutar için 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde öngörülen indirimden yararlanılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davacının bu yöndeki ihtirazi kaydının kabul edilmemesi suretiyle tesis edilen dava konusu işlemde yasal isabet görülmemiştir. Vergi Dava Dairesi bu ek gerekçe ile ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Nakdi sermaye artırımına ilişkin faiz giderlerinin kurumlar vergisi matrahından indirilmesine olanak sağlayan hükmün amacının şirketlerin daha güçlü mali yapıya kavuşabilmesini desteklemek olduğu, bu nedenle ortaklara yapılan borçlanmanın ne şekilde yapıldığı, ortakların bu parayı şirkete borç verirken kredi kullanıp kullanmadığı veya borç alıp almadığının da önem arz ettiği, gerçek bir borçlanmanın bulunup bulunmadığı ve ortaklara olan nakdi kredi borçlanmasının sermayeye ilave edilip edilmediğinin tespitinin önemli olduğu, Kanun'u dolanmak suretiyle yapılacak indirimlerin hukuka aykırı olacağının açık olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Şirketin 510.000.000 TL olan sermayesini 2015 yılında alınan genel kurul kararı ile 1.072.000.000 TL'ye artırdığı, bu genel kurul kararı uyarınca artırılan 562.000.000 TL tutarındaki sermayenin, şirket ortakları… (ilgili dönemde ünvanı: …) ve … Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından, şirketten olan nakdi alacaklarının sermayeye ilavesi suretiyle karşılandığı, ortaklardan sağlanan paranın hangi kaynaklardan temin edildiğine ilişkin bir araştırma yapıldığı, yapılan araştırma sonucunda 562.000.000 TL'lik sermaye artırım tutarının, Almanya'da yerleşik ortak tarafından karşılanan 393.400.000 TL'lik kısmının ortağın kendi kaynaklarından karşılandığı fakat kalan 168.600.000 TL'lik kısmın ise …Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından kredi kullanmak suretiyle karşılandığının anlaşıldığı, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) numaralı bendinde yer alan ortaklar veya ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları ifadesinin sermaye artırımını gerçekleştiren ortakların artırım için gereken nakdi hangi kaynaklardan temin ettiği ile ilgili olduğu, anılan ifadenin ortaklara borçlar hesabında yer alan nakit borçların sermayeye ilavesini de kapsar şekilde yorumlanmasının ise mümkün olmadığı, nakdi sermaye üzerinden hesaplanan faiz indirimin amacının sermaye şirketlerinin sermaye yapılarının güçlendirilmesi, borç yerine öz kaynak kullanımının özendirilmesi ve bu amaçla yapılacak nakit sermaye artırımlarının teşvik edilmesi olduğu, bu nedenle kuralın, teşvikin amacına aykırı kullanılmasını önlemek adına ortağın veya ortakla ilişkili kişilerin başka bir kişi veya kurumdan kredi kullanması ya da borç alması suretiyle sermaye artırımına katılması halini düzenlediği, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendinde şirketin ortağa olan nakdi borcunun sermaye ilavesi suretiyle yapılan artırımın indirim hakkından yararlanamayacağına yönelik bir hüküm bulunmadığı, ortakların şirkete sağladıkları nakdi borçların sermayeye ilavesi suretiyle yapılan artırımın bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışı olarak kabul edilemeyeceği, bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubundan farklı olarak ortağa olan nakdi borçların sermayeye dönüşmesi ile şirketin öz sermaye yapısının güçlendiği, … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:… sayılı kararında belirtildiği şekliyle ortağın doğrudan şirket kasasına para koyup sermaye artırmasıyla şirketten olan alacağından vazgeçmesi suretiyle yaptığı sermaye artışı arasında Kanun'un şirketlerin mali yapılarının güçlendirilmesi yönündeki amacını karşılama açısından bir farkın da bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Uyuşmazlık, davacı şirketin 2015 yılında gerçekleştirdiği sermaye artırımının, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi kapsamında nakit sermaye artırımı olarak kabul edilip edilmeyeceğine ilişkindir. Davacı şirket sermaye artırımının anılan bent kapsamında olduğunu ileri sürmektedir. Bu nedenle de 2015 yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini ihtirazi kayıtla vermiştir. Anılan bent uyarınca hesaplanan tutar, ihtirazi kaydın idarece kabul edilmesi halinde dahi kazancın yetersiz olması nedeniyle 2015 yılında indirilememektedir. Hesaplanan tutar (3.430.541,67 TL), 2015 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin ihtirazi kayıtla verilmesi nedeniyle beyannamenin "Gelecek Yıla Devreden Nakdi Sermaye Artışlarından Kaynaklanan Faiz İndirimi" satırında gösterilememiştir. Sermaye artırımına yönelik hazırlanan ve dosyada mevcut … tarih ve … sayılı Rapor'da şu değerlendirmelere yer verilmiştir: i. Davacı şirketin (… & …Elektrik Üretim Anonim Şirketi), şirket ortağı … … ve … Elektrik Üretim Anonim Şirketine kredi kullanımlarından dolayı borcu bulunmaktadır….'nin söz konusu nakit cinsinden kredi alacaklarının 393.400.000 TL tutarındaki kısmından, … Elektrik Üretim Anonim Şirketinin ise söz konusu nakit cinsinden kredi alacaklarının 168.600.000 TL tutarındaki kısmından, sermaye artırımında kullanılmak üzere 13/11/2015 tarihli yönetim kurulu kararına istinaden vazgeçtiği anlaşılmıştır. ii…. … ve … Elektrik Üretim Anonim Şirketi tarafından sermaye artırımında kullanılmak üzere vazgeçilen kredi alacakları, şirketin "Uzun Vadeli Kredilerin Anapara Taksitleri ve Faizleri" hesabından özsermaye hesaplarında yer alan "Diğer Sermaye Yedekleri" hesabına aktarılmıştır. Sermaye artırımına ilişkin ilan 25/12/2015 tarih ve 8976 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanmıştır. Dava konusu işlemin, davacının Almanya'da yerleşik ortağı tarafından artırılan sermaye artışından kaynaklı kısmı ısrar kararına konudur. 5520 sayılı Kanun'un "Kabul edilmeyen indirimler" başlıklı 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendinde, öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamayacağı kurala bağlanmıştır. Bu kurala anılan Kanun'un "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasına, 07/04/2015 ve 29319 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 6637 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 8. maddesi ile eklenen (ı) bendi ile istisna getirilmiştir. 6637 sayılı Kanun'un 8. maddesine ait tasarının gerekçesinde "…Bu uygulama ile sermaye şirketlerinde nakit artırılan sermaye üzerinden hesaplanan faizin kurumlar vergisi matrahından indirilerek sermaye artışı teşvik edilmekte ve uygulama esasları belirlenmektedir…" cümlesine yer verilmiştir. Anılan maddeye ilişkin komisyon değişiklik gerekçesi de şu şekildedir: "Teklifin çerçeve 11 inci maddesi, geçmiş yıllar karları, sermaye ve kar yedekleri gibi işletme özkaynakları içinde yer alan değerlerin sermayeye eklenmesi halinde işletmeye dışardan ilave nakdi bir kaynak girişi olmayacağı hususu dikkate alınarak, bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesi nedeniyle kurumlar vergisi indiriminden yararlanılmasının önüne geçilmesi amacıyla madde ile eklenen (ı) bendinin üçüncü paragrafının son cümlesine “veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden” ibaresinin eklenmesi ve ortaklarca veya ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen nakit sermaye artırılmaları için indirim imkanı tanınmaması amacıyla aynı cümleye “ya da ortaklar veya Kanunun 12 nci maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen” ibaresinin eklenmesi; ortakların hukuki niteliğine göre de Bakanlar Kuruluna indirim oranını farklılaştırma yetkisi verilmesine ilişkin düzenlemenin dördüncü paragrafa eklenmesi suretiyle çerçeve 9 uncu madde olarak kabul edilmiştir." Kanun koyucu, öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizlerin kurum kazancının tespitinde indirim konusu yapılamayacağına dair ana kurala, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi kapsamında yapılan nakdi sermaye artırımları yönünde istisna tanımıştır. Eklenen bu bende ilişkin tasarı ve komisyon gerekçesi ile bent kapsamında tanınan istisnaya istisna getiren kurallar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, sermaye şirketlerin ortaklarının doğrudan şirkete para koymak suretiyle nakdi sermaye artırımı yapmalarının yanı sıra farklı yollarla sermaye artırımı yapılabileceği kanun koyucu tarafından öngörülmüş ve farklı yollarla yapılan sermaye artırımlarının bir kısmı ana kurala getirilen istisnanın amacı dikkate alınarak istisna tutulmuş ve bu yolla yapılan sermaye artırımlarında ana kurala dönülmüştür. Anılan bent kapsamında istisnaya istisna getiren durumlar şunlardır: i. Sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından kaynaklanan sermaye artırımları, ii. Bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artırımları, iii. Ortaklar veya 5520 sayılı Kanun'un 12. maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımları. Artırılan sermayenin, ısrara konu olan davacı şirketin yurt dışında yerleşik ortağı tarafından temin edilen kısmı yönünden, yukarda belirtilen istisnai üç durumdan herhangi biri söz konusu değildir. Diğer taraftan, ortaklarca kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarının indirim kapsamı dışında bırakıldığı dikkate alındığında, ortaklarca kredi kullanılmadan veya borç alınmadan gerçekleştirilen sermaye artışları söz konusu indirimden yararlanmaya engel teşkil etmeyecektir. Olayda olduğu gibi şirketlerin, ortağının alacağını bu ortağın nakden taahhüt ettiği sermaye miktarından mahsup etmek suretiyle gerçekleştirdiği sermaye artışlarının 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır (ATEŞAĞAOĞLU Erdem & ARMAĞAN Aylin, "Kurumlar Vergisi Matrahında İndirim Hakkı Veren Sermaye Artırımları Bakımından Ortak Alacağının Şirket Sermayesine Eklenmesi", İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2019, C.10, S. 1, s. 52). Diğer bir ifadeyle, şirkete nakdi sermaye taahhünde bulunarak borçlanan ortağın bu borcunun şirketteki vadesi gelmiş alacağı ile takas etmesi durumunda sermaye artışına konu tutarın takas yoluyla nakden ödendiğinin kabul edilmesi gerekecektir(ATEŞAĞAOĞLU & ARMAĞAN, a.g.m., s. 54). Uyuşmazlıkta, şirket ortağının alacaklı olduğu tutarın vadesinin dolup dolmadığına ilişkin bir ihtilaf bulunmamakla birlikte bu hususa ilişkin belgeler de dosyada mevcut değildir. Ancak yurt dışında yerleşik ortağın, şirketin 2015 yılında sermaye artışına konu ettiği tutarı aşan miktarda davacı şirketten alacaklı olduğu, istinaf aşamasında sunulan belgelerden anlaşılmıştır. 2016 yılında davacı şirketçe aynı ortağın şirketten olan alacağı mahsup edilmek suretiyle sermaye artışı yapıldığı ve bu sermaye artışından kaynaklı indirim hakkından yararlanmak üzere dava açıldığı (Ankara 4. Vergi E:2017/703 sayılı dosya) da UYAP üzerinden yapılan araştırmadan görülmüştür. Dosyada mevcut yeminli mali müşavir raporunda yurt dışında yerleşik ortağa şirketin kredi kullanımlarından kaynaklı kredi ana para borçlarının toplamının 645.713.625,55 TL olduğu belirtilmiştir. Bu şirket tarafından sermaye artırımında kullanılmak üzere söz konusu alacağının 2015 yılında 393.400.000 TL; 2016 yılında ise 252.313.626,55 TL tutarındaki kısmından vazgeçilmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu 2015 yılında sermaye artışına konu edilen tutar yönünden davacı şirketin yurt dışında yerleşik ortağına vadesi dolan bir borcunun bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Ayrıca, 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (ı) bendi kapsamında yapılan sermaye artırımlarının bir kısmına getirilen istisnaya ilişkin açıklamalara, 1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin "Diğer İndirimler" başlıklı 10. maddesinin "10.6.1. İndirimin kapsamı" alt başlığında yer verilmiştir. Bu kısımda bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde gerçekleştirilen sermaye artışlarının söz konusu indirim hakkından yararlanmaya engel teşkil ettiği belirtilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayla benzer durumlara ilişkin talep edilen özelgelerde de bilanço içi kalemlerin birbiri içinde mahsubu şeklinde sermaye artışı gerçekleştirildiği gerekçesiyle indirim hakkından yararlanılamayacağı yönünde görüş bildirilmiştir. Tebliğ'de belirtilen bu durumun şirketin iç kaynağı niteliğindeki bilanço kalemlerinin sermayeye ilave edilmesi yoluyla gerçekleştirilen sermaye artışları ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerekmektedir. İç kaynak niteliğindeki kalemlerin mahsubu yoluyla gerçekleştirilen sermaye artışlarında, şirketin mal varlığında bir artış olmamakla birlikte şirketin sermayesinde bir artış söz konusudur. Bu halde şirkete dışardan ilave bir kaynak girişi olamayacağından getirilen indirim hakkının amacı dikkate alındığında bu yolla yapılan sermaye artışlarının kapsam dışında bırakılması Kanun'a uygun ve anlaşılabilir bir durumdur. Sonuç olarak, şirketin ortağına olan borcunu ödemesinin ardından ortağın tahsil ettiği bu tutar ile nakdi sermaye taahhüdünü yerine getirmesi üzerine şirketin gerçekleştireceği nakdi sermaye artışı ile uyuşmazlık konusu olayda olduğu gibi şirket ortağının alacağı mahsup edilmek suretiyle gerçekleştirilen sermaye artışı arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, hukuka uygun olduğu sonucuna varılan ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmeksizin, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay Dördüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2-… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 23/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X – KARŞI OY: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında ısrar kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Danıştay 4. Daire, E. 2019/4865, K. 2022/3309Kaynağı aç
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2019/4865 E.  ,  2022/3309 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2019/4865 Karar No : 2022/3309 TEMYİZ EDEN (DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : … Satış Pazarlama ve Danışmanlık Anonim Şirketi VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU :… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 2016 hesap dönemi için ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesi üzerine, ihtirazi kaydın kabul edilmeyerek 2016 yılında sermayeye eklenen 73.133.262,00 TL üzerinden, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1-ı maddesi kapsamında faiz indirimi olarak hesaplanan 2.894.553,57 TL'nin "Gelecek Yıla Devreden Nakdi Sermaye Artışlarından Kaynaklanan Faiz İndirim Tutarı" olarak kabul edilmemesine ilişkin işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; Kurumlar Vergisi Kanununun 10/1-ı maddesinde, sermaye şirketlerinin ilgili hesap dönemi içerisinde ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları üzerinden maddede belirtilen şekilde hesaplanan tutarın %50'sinin kurum kazancından indirilebileceği belirtilmiş olup, her ne kadar 05/08/2016 tarih ve 29792 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 10 Seri Nolu Tebliğ ile 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'ne eklenen maddede söz konusu indirimden yararlanabilmek için sermaye hesabına sermaye avansı olarak gönderilen tutarların banka hesabına yatırıldığı tarihten itibaren şirketin bilançosuna öz sermaye kalemleri arasında yer alan "Diğer Sermaye Yedekleri" hesabında izlenmesi ve banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar bu tutarlarla ilgili sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ettirilmesi gerektiği belirtilmişse de, kanunla getirilen bir hakkın kullanımının kanunda öngörülmeyen şekilde tebliğ ile getirilen bir düzenleme ile kısıtlanmasının mümkün bulunmadığı ve davacı tarafından 2016 yılında sermayeye eklenen tutar için Kurumlar Vergisi Kanununun 10/1-ı maddesinde öngörülen indirimden yararlandırılması gerektiğinden, davacının bu yöndeki ihtirazi kaydının kabul edilmemesi suretiyle gerçekleştirilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Diğer İndirimler" başlığını taşıyan 10. maddesinin 1. fıkrasında, kurumlar vergisi matrahının tespitinde, kurumlar vergisi beyannamesi üzerinde ayrıca gösterilmek şartıyla, kurum kazancından sırasıyla yapılacak indirimler sayılmış ve maddeye, 6637 sayılı Kanunun 8. maddesiyle eklenen 01/07/2015 yürürlük tarihli (ı) bendinde ise, finans, bankacılık ve sigortacılık sektörlerinde faaliyet gösteren kurumlar ile kamu iktisadi teşebbüsleri hariç olmak üzere sermaye şirketlerinin, ilgili hesap dönemi içinde, ticaret siciline tescil edilmiş olan ödenmiş veya çıkarılmış sermaye tutarlarındaki nakdi sermaye artışları veya yeni kurulan sermaye şirketlerinde ödenmiş sermayenin nakit olarak karşılanan kısmı üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından indirimden yararlanılan yıl için en son açıklanan “Bankalarca açılan TL cinsinden ticari kredilere uygulanan ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı” dikkate alınarak, ilgili hesap döneminin sonuna kadar hesaplanan tutarın %50’sini kurumlar vergisi matrahından indirebilecekleri, bu indirimden, sermaye artırımına ilişkin kararın veya ilk kuruluş aşamasında ana sözleşmenin tescil edildiği hesap döneminden itibaren başlamak üzere izleyen her bir dönem için ayrı ayrı yararlanılacağı, sonraki dönemlerde sermaye azaltımı yapılması hâlinde azaltılan sermaye tutarının indirim hesaplamasında dikkate alınmayacağı, bu bent hükümlerine göre hesaplanacak indirim tutarının, nakdi sermayenin ödendiği ay kesri tam ay sayılmak suretiyle hesap döneminin kalan ay süresi kadar hesaplanacağı, matrahın yetersiz olması nedeniyle ilgili dönemde indirim konusu yapılamayan tutarların, sonraki hesap dönemlerine devredeceği, bu bendin uygulanmasında sermaye şirketlerine nakit dışındaki varlık devirlerinden kaynaklananlar dâhil olmak üzere, sermaye şirketlerinin birleşme, devir ve bölünme işlemlerine taraf olmalarından veya bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan ya da ortaklar veya bu Kanunun 12. maddesi kapsamında ortaklarla ilişkili olan kişilerce kredi kullanılmak veya borç alınmak suretiyle gerçekleştirilen sermaye artırımlarının, indirim hesaplamasında dikkate alınmayacağı, bu bentte yer alan oranı, şirketlerin aktif büyüklükleri, ortaklarının hukuki niteliği, çalışan personel sayıları ve yıllık net satış hasılatlarına göre veya sermayenin kullanıldığı yatırımdan elde edilen gelirlerin kurumun esas faaliyeti kapsamında olmayan faiz, kâr payı, kira, lisans ücreti, menkul kıymet satış geliri gibi pasif nitelikli gelirlerden oluşmasına göre ya da sermayenin kullanıldığı yatırımların teşvik belgeli olup olmadığına veyahut makine ve teçhizat veya arsa ve arazi yatırımları için sermayenin kullanıldığı alanlar itibarıyla ya da bölgeler, sektörler ve iş kolları itibarıyla ayrı ayrı sıfıra kadar indirmeye veya %100’e kadar artırmaya; halka açık sermaye şirketleri için halka açıklık oranına göre %150’ye kadar farklı uygulatmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir." hükmü yer almıştır. Anılan maddenin 3. fıkrasında da, bu maddenin uygulanmasına ilişkin usulleri belirlemeye Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yetkili olduğu hükme bağlanmıştır. Söz konusu madde ile ilgili açıklamalara 3/4/2007 tarih ve 26842 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin 10.6. ve devam eden maddelerinde yer verilmiş olup, 1 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'ne 10 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin 1. maddesiyle "Sermaye Avanslarının Durumu" başlıklı 10.6.3.1.1 bölümü eklenmiştir. Tebliğin sözü edilen 10.6.3.1.1. "Sermaye Avanslarının Durumu" başlıklı bölümünde "(Ek bölüm:RG-5/8/2016-29792) İleride gerçekleştirilecek sermaye artırımından kaynaklanan sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinde kullanılmak amacıyla, sermaye artırımına ilişkin karardan önce ortaklar tarafından sermaye avansı olarak şirketin banka hesabına yatırılan tutarların; a) Banka hesabına yatırıldığı tarihten itibaren şirketin bilançosunda öz sermaye kalemleri arasında yer alan “Diğer Sermaye Yedekleri” hesabında izlenmesi ve b) Banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar bu tutarlarla ilgili sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ettirilmesi, şartıyla, söz konusu kararın ticaret siciline tescil ettirildiği tarih esas alınarak indirim uygulamasında dikkate alınması mümkündür. Dolayısıyla, şirketin banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminde sermaye artırımına konu edilmeyen sermaye avansı niteliğindeki tutarların, indirim uygulamasında dikkate alınması mümkün değildir. Ayrıca, şirketin banka hesabına yatırıldığı tarihten itibaren bilançoda öz sermaye kalemleri arasında yer alan “Diğer Sermaye Yedekleri” hesabında izlenmeyen tutarlar için, ilgili hesap döneminde bu tutarlara ilişkin sermaye artırımı gerçekleştirilse dahi indirim uygulamasından faydalanılmasına imkân bulunmamaktadır." düzenlemesi yer almıştır. Tebliğe eklenen bu bölüm ile ileride gerçekleştirilecek sermaye artırımından kaynaklanan sermaye taahhüdünün yerine getirilmesinde kullanılmak amacıyla, sermaye artırımına ilişkin karardan önce ortaklar tarafından sermaye avansı olarak şirketin banka hesabına yatırılan tutarlar; banka hesabına yatırıldığı tarihten itibaren şirketin bilançosunda öz sermaye kalemleri arasında yer alan "Diğer Sermaye Yedekleri" hesabında izlenmesi ve banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar, bu tutarlarla ilgili sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ettirilmesi şartıyla, söz konusu kararın ticaret siciline tescil ettirildiği tarih esas alınarak indirim uygulamasında esas alınabilecektir. 5520 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde; sadece nakdi sermaye artışlarının indirim kapsamında olduğu belirtilmiş olup, anılan maddede bilançoda nakit olarak bankaya yatırılan sermaye dışında, bilanço hesapları arasında yapılan transferlerin, başka bir ifadeyle bilançoda yer alan öz sermaye kalemlerinin sermayeye eklenmesinden kaynaklanan sermaye artırımlarının indirim hesaplamasında dikkate alınmayacağı hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından 2014 ve 2015 hesap dönemlerinde şirket ortağı tarafından sermayeye eklenmek üzere nakit olarak gönderilen toplam 73.133.262,98 TL tutarındaki sermaye avanslarının 2016 hesap dönemi içerisinde (16/06/2016 tarihinde) sermayeye eklendiği, söz konusu artışın ise 22/06/2016 tarih ve 9102 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği, buna ilişkin olarak 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinin, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1-ı maddesi uyarınca faiz indiriminden yararlanması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilerek 2016 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde "Gelecek Yıla Devreden Nakdi Sermaye Artışlarından Kaynaklanan Faiz İndirimi" satırında sıfır olarak yer alan tutarın 2.894.553,57 TL olarak düzeltilmesinin talep edildiği, davalı idare tarafından, davacı şirketce, sermaye avanslarının aynı yıl içerisinde sermayeye eklenmemesi gerekçe gösterilerek, 05/08/2016 tarih ve 29792 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair 10 Seri Nolu Tebliğ ile 1 Seri Nolu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'ne eklenen 10.6.3.1.1 numaralı madde hükmü uyarınca ihtirazi kaydın kabul edilmediği, bunun üzerine davacı tarafından 2016 yılında sermayeye eklenen 73.133.262,00 TL üzerinden, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 10/1-ı maddesi kapsamında faiz indirimi olarak hesaplanan 2.894.553,57 TL'nin "Gelecek Yılı Devreden Nakdi Sermaye Artışlarından Kaynaklanan Faiz İndirim Tutarı" olarak kabul edilmemesine ilişkin işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bu durumda yukarıdaki mevzuat hükümleri ve maddi olay birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar Mahkeme gerekçesinde kanunla getirilen bir hakkın kullanımının kanunda öngörülmeyen şekilde tebliğ ile getirilen bir düzenleme ile kısıtlanması mümkün bulunmadığı gerekçesiyle kabul kararı verilmişse de, anılan tebliğin yukarıda belirtilen düzenlemelerinin iptali istemiyle açılan davanın Danıştay 4. Dairesinin 27/12/2021 tarih ve E: 2018/3367, K:2021/11010 sayılı kararıyla reddedildiği, davacı tarafından 2014 ve 2015 hesap dönemlerinde şirket ortağı tarafından sermayeye eklenmek üzere nakit olarak gönderilen toplam 73.133.262,98 TL tutarındaki sermaye avanslarının 2016 hesap dönemi içerisinde (16/06/2016 tarihinde) sermayeye eklendiği, söz konusu artışın ise 22/06/2016 tarih ve 9102 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde ilan edildiği dikkate alındığında şirketin banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminde sermaye artırımına konu edilmeyen sermaye avansı niteliğindeki tutarların indirim uygulamasında dikkate alınmasının mümkün olmadığı dikkate alındığında dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 25/05/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5520 sayılı KURUMLAR VERGİSİ KANUNU m. 11Kaynağı aç
MADDE 11- (1) Kurum kazancının tespitinde aşağıdaki indirimlerin yapılması kabul edilmez:[28] a) Öz sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faizler. b) Örtülü sermaye üzerinden ödenen veya hesaplanan faiz, kur farkları ve benzeri giderler. c) Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançlar. ç) Her ne şekilde ve ne isimle olursa olsun ayrılan yedek akçeler (Türk Ticaret Kanununa, kurumların kuruluş kanunlarına, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerine, tüzüklerine, ana statülerine veya sözleşmelerine göre safî kazançlardan ayırdıkları tüm yedek akçeler ile Bankacılık Kanununa göre bankaların ayırdıkları genel karşılıklar dahil).[29] d) Bu Kanuna göre hesaplanan kurumlar vergisi ile her türlü para cezaları, vergi cezaları, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre ödenen cezalar, gecikme zamları ve faizler ile Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizleri. e) Kanunlarla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak tespit edilen hadler saklı kalmak kaydıyla, menkul kıymetlerin itibarî değerlerinin altında ihracından doğan zararlar ile bu menkul kıymetlere ilişkin olarak ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler. f) Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan; yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz taşıtları ile uçak, helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ve amortismanları. g) Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere kurumun kendisinin, ortaklarının, yöneticilerinin ve çalışanlarının suçlarından doğan maddî ve manevî zarar tazminat giderleri. h) Basın yoluyla işlenen fiillerden veya radyo ve televizyon yayınlarından doğacak maddî ve manevî zararlardan dolayı ödenen tazminat giderleri. ı) Her türlü alkol ve alkollü içkiler ile tütün ve tütün mamullerine ait ilan ve reklam giderlerinin % 50’si. Cumhurbaşkanı bu oranı % 100’e kadar artırmaya veya sıfıra kadar indirmeye yetkilidir. i) (Ek: 31/5/2012-6322/37 md.) Kredi kuruluşları, finansal kuruluşlar, finansal kiralama, faktoring ve finansman şirketleri dışında, kullanılan yabancı kaynakları öz kaynaklarını aşan işletmelerde, aşan kısma münhasır olmak üzere, yatırımın maliyetine eklenenler hariç, işletmede kullanılan yabancı kaynaklara ilişkin faiz, komisyon, vade farkı, kâr payı, kur farkı ve benzeri adlar altında yapılan gider ve maliyet unsurları toplamının %10’unu aşmamak üzere Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan kısmı. Belirlenecek oranı sektörler itibarıyla farklılaştırmaya Cumhurbaşkanı, bendin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir. j) (Ek:8/4/2022-7394/24 md.) 4/5/2007 tarihli ve 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanunun ek 4 üncü maddesi kapsamında hakkında reklam yasağı uygulananlara verilen reklamların giderleri. k) (Ek:2/4/2026-7577/11 md.) Her türlü şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderleri. Örtülü sermaye

İndirim Tutarının Hesaplanması, Oranlar ve Devir Esası

İndirim tutarı, ticaret siciline tescil edilen nakit sermaye üzerinden Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından ilgili yıl için en son ilan edilen TL cinsi ticari krediler ağırlıklı yıllık ortalama faiz oranı esas alınarak belirlenir. Hesaplanan faiz tutarına genel olarak yüzde 50 indirim oranı tatbik edilir; sermaye artışının yurt dışından transfer edilen nakitle karşılanması durumunda ise kanuni oran yüzde 75 olarak uygulanır. Faiz hesabı nakdi sermayenin şirkete fiilen ödendiği ay kesri tam ay kabul edilerek hesap döneminin kalan ay sayısı nispetinde yapılır. Kurumun ilgili dönemde matrahının yetersiz kalması sebebiyle uygulanamayan indirim tutarları izleyen hesap dönemlerine devreder.

5520 sayılı Kanun m. 10/1-ı hükmü uyarınca Cumhurbaşkanı, genel indirim oranını şirketlerin aktif toplamı, istihdam edilen personel sayısı, yıllık satış hasılatı, sermayenin yönlendirildiği yatırım türü veya yatırımın teşvik belgeli olup olmamasına göre sıfıra kadar indirmeye ya da yüzde 100 oranına kadar yükseltmeye yetkilidir. Halka açık sermaye şirketleri bakımından ise payların halka açıklık durumuna bağlı şekilde yüzde 150 düzeyine kadar farklılaştırılmış oran belirleme yetkisi mevcuttur.

İndirim Kapsamı Dışında Kalan İşlemler ve Yargısal Çerçeve

Nakit harici varlık devirleri, şirket birleşmeleri, devir ve bölünme süreçleri ile bilançoda kayıtlı öz sermaye kalemlerinin sermayeye dönüştürülmesi indirim hesabında dikkate alınmaz. Benzer biçimde ortaklar ya da ilişkili kişilerden borç veya kredi temin edilerek yürütülen sermaye artırımları da kanunen indirim kapsamı dışında tutulmuştur. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu m. 3/B uyarınca vergilendirmede işlemlerin gerçek mahiyeti esas olup iktisadi teamüllere uymayan durumu ileri süren taraf iddiasını ispatla yükümlüdür. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun E. 2023/1181, K. 2024/937 sayılı kararında, sermaye artışının ortaklar cari hesabından (ortaklara borçlar hesabından) karşılanması durumunda işlemin nakit artış niteliği taşımadığı ve bu tutarların izleyen hesap dönemlerinde indirim konusu yapılamayacağı sonucuna varılmıştır.

Sermaye Avanslarının İndirimdeki Yeri

Sermaye artırımına ilişkin karardan önce ortaklar tarafından sermaye avansı olarak şirketin banka hesabına yatırılan tutarların indirim uygulamasında dikkate alınabilmesi, 1 Seri No'lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği uyarınca iki şarta bağlanmıştır. Bu tutarların banka hesabına yatırıldığı tarihten itibaren şirketin bilançosunda öz sermaye kalemleri arasında yer alan Diğer Sermaye Yedekleri hesabında izlenmesi ve banka hesabına yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar sermaye artırımına ilişkin kararın ticaret siciline tescil ettirilmesi halinde, tescil tarihi esas alınarak indirim uygulanabilir. Yatırıldığı hesap döneminde sermaye artırımına konu edilmeyen veya bilançoda Diğer Sermaye Yedekleri hesabında izlenmeyen tutarların indirim uygulamasında dikkate alınması mümkün değildir.

Nakdi sermaye faiz indirimi kaç hesap dönemi uygulanabilir?

İndirim, sermaye artırım kararının veya kuruluş ana sözleşmesinin ticaret siciline tescil edildiği hesap dönemi dahil toplam beş hesap dönemi boyunca kullanılabilir.

Matrah yetersizliği halinde indirilemeyen tutar kaybolur mu?

İlgili hesap döneminde kazancın yetersiz olması sebebiyle indirim konusu yapılamayan tutarlar sonraki hesap dönemlerine devreder.

Ortaklar cari hesabının sermayeye eklenmesi nakdi indirim sağlar mı?

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu kararına konu uyuşmazlıkta, sermaye artışının ortaklar cari hesabından (ortaklara borçlar hesabından) karşılanması nakdi artış niteliğinde kabul edilmemiş ve bu tutarlar üzerinden kurum kazancından indirim yapılamayacağı sonucuna varılmıştır.

Sermaye avansı için tescil ne zamana kadar yapılmalıdır?

Sermaye avansının yatırıldığı tarihin içinde bulunduğu hesap döneminin sonuna kadar sermaye artırım kararının ticaret siciline tescil ettirilmesi zorunludur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu