Müstehcenlik Suçu: TCK m. 226 Kapsamı ve Cezaları

by Avukat Erdal Ersoy
Müstehcenlik Suçu: TCK m. 226 Kapsamı ve Cezaları

Müstehcenlik suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 226. maddesinde düzenlenmiştir. Madde, birbirinden farklı fiil biçimlerini ve bunlara karşılık gelen farklı ceza aralıklarını tek bir yapı içinde ele almaktadır. Suçun hangi fıkrası kapsamında değerlendirileceği; fiilin niteliğine, kullanılan araca ve mağdur kitlesine göre belirlenmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 226Kaynağı aç
Madde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri
içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya
dinleten,
b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği
yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan,
okutan, söyleyen, söyleten,
c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya
arz eden,
d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında,
satışa arz eden, satan veya kiraya veren,
e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz
olarak veren veya dağıtan,
f) Bu ürünlerin reklamını yapan,
Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile
cezalandırılır.
(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile
yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar
hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi
görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan,
çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden,
depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi,
iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır.[93]
(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya
doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya
görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden,
depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört
yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki
ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına
aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan
kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır.
(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik
tedbirlerine hükmolunur.
(7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve
çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler
hakkında uygulanmaz.
Fuhuş

TCK m. 226/1: Temel Müstehcenlik Fiilleri ve Cezası

Birinci fıkra, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünler bakımından birden fazla seçimlik hareketi yasaklamaktadır. Bu hareketler arasında çocuğa söz konusu ürünleri vermek ya da içeriğini göstermek, okutmak veya dinletmek yer almaktadır. Bunların yanı sıra bu ürünleri içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz etmek; bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında satışa arz etmek, satmak ya da kiraya vermek; sair mal veya hizmet satışları yanında ya da dolayısıyla bedelsiz olarak vermek ya da dağıtmak; reklamını yapmak da birinci fıkra kapsamındaki fiiller arasında sayılmaktadır. Bu fiillerden birini işleyen kişi TCK m. 226/1 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezasıyla cezalandırılır.

Basın ve Yayın Yoluyla Müstehcenlik: TCK m. 226/2

Müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin basın ve yayın yoluyla yayınlanması ya da yayınlanmasına aracılık edilmesi, TCK m. 226/2 uyarınca bağımsız bir suç türü oluşturmaktadır. Bu suçun cezası altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/14876, K. 2021/8692 sayılı kararında, içeriklerinde çocukların kullanılmadığı ve şiddet, hayvan, ölmüş insan bedeni veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara yönelik bir ilişki türü bulunmayan müstehcen görüntüleri web sitesinden yayınlayan sanığın eyleminin bu fıkra kapsamında değerlendirileceğini hükme bağlamıştır.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/14876, K. 2021/8692Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2020/14876 E.  ,  2021/8692 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Müstehcenlik
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinede görülmemiştir.
Ancak;
1- TCK'nın 226. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunun beşinci fıkrasına göre; aynı maddenin üç ve dördüncü fıkralardaki suçların konusunu oluşturan ve müstehcenlik bakımından mutlak yasak kapsamına giren ürünlerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanması, yayınlanmasına aracılık edilmesi ya da çocukların görmesinin, dinlemesinin veya okumasının sağlanması, ayrı bir suç oluşturmaktadır.
TCK'nın 226/2. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçu ise, müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin basın ve yayın yolu ile yayınlanması veya yayınlanmasına aracılık edilmesi fiillerinden birinin işlenmesiyle meydana gelmektedir.
Bu açıklamalar ışığında; Başbakanlık Küçükleri … Koruma Kurulu tarafından düzenlenen rapora göre; içeriklerinde çocukların kullanılmadığı, şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara yönelik bir ilişki türü bulunmayan müstehcen görüntüleri web sitesinden yayınlamak şeklinde gerçekleşen sanığın eyleminin, TCK’nın 226/2. maddesinde düzenlenen müstehcenlik suçunu olşturduğu gözetilmeden aynı Kanun’un 226/5. maddesinden hüküm kurulması,
2- TCK'nın 53/1-b maddesinin, Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı ile iptal edilmiş olması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık … müdafisinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 10/03/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Çocuk İçerikli Müstehcenlik: TCK m. 226/3 ve Ağır Yaptırımlar

TCK m. 226/3'ün ilk cümlesi, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini ya da çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişileri cezalandırmaktadır. Bu suçun cezası beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıdır. Üçüncü fıkranın ikinci cümlesi ise bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişiler için iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası öngörmektedir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/2596, K. 2019/17245Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2018/2596 E.  ,  2019/17245 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme, tehdit
HÜKÜMLER : Beraat
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2014/14-603 Esas ve 2015/66 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere uluslararası sözleşmelere ve yükümlülüklere paralel bir düzenleme içeren TCK'nın 226. maddesinin 3. fıkrasında müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukların kullanılması yaptırım altına alınmaktadır. TCK'nın 226/3. maddesinin ilk cümlesinde, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişilerin cezalandırılacağı düzenlenmiş, aynı Kanun maddesinin ikinci cümlesinde de, bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişilerin mahkum olacakları belirtilmiştir. Görüleceği üzere Kanun koyucu, “üretim” fiillerini ayrı, “ülkeye sokma, çoğaltma, satışa arz etme, satma, nakletme, depolama, ihraç etme, bulundurma ya da başkalarının kullanımına sunma” eylemlerini ayrı düzenleyip farklı yaptırımlara tabi tutmuştur.
Kanun koyucu bu suçun oluşumu için müstehcen ürünlerin profesyonel olarak hazırlanmasını aramamakta, müstehcen ürünlerin şekli şartları ya da bu ürünlerin üretiliş şekil ve amaçları konusunda bir sınırlama getirmemektedir. Buradaki müstehcen ürün kavramı ile müstehcenlik unsuru olarak çocuğun kullanıldığı resim, film, video, fotoğraf, grafik, imge, heykel, çizgi film, animasyon gibi görsel veya sesli ürünler ile şarkı sözü, roman, hikaye gibi yazılı ürünleri ifade etmektedir. Bu konuda bir sınırlama söz konusu değildir. Çocuğun bu müstehcen ürünün üretilmesinden haberinin ya da rızasının olup olmamasının da bir önemi yoktur. Bunun yanında suçun unsurlarının oluşması bakımından müstehcen ürünlerin izlenmesi, izlettirilmesi, satılması ve dağıtılması gibi bir zorunluluk da söz konusu değildir. Bu müstehcen ürünlerin hiç izlenmemiş olması ya da bireysel amaç için üretilmiş olması da sonucu değiştirmeyecektir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; 01/10/2014 tarihli mesaj tespit tutanağında belirtilen 28/08/2014 tarihli “Güven yapma yalvarıyorum annemi arama ben yanarım yapma”, “Ne olur anneme gönderme beni yakarsın beni hastaneye tekrar yatırırlar” şeklinde yaşı küçük katılandan sanığa gönderilen mesajlar, 28/08/2014 tarihli “Banane” şeklinde sanıktan gelen mesaj, aynı tarihli “Üst tarafından çek canım” şeklinde sanıktan gelen mesaj içeriklerinin, yaşı küçük katılan … Akkuş'un aşamalardaki beyanlarıyla uyumlu olduğu anlaşılmakla, sanığın yaşı küçük katılan … Akkuş'la arkadaşlık kurduğu ve kendisini tehdit ederek cinsel içerikli fotoğraflarını kendisine göndermesini sağladığı, görüntülerdeki katılanın on sekiz yaşından küçük bir çocuk olduğu ve sanık tarafından da bu görüntülerin kendisine katılanın gönderdiği yönündeki beyanı karşısında, sanığın katılanı tehdit ederek, kendisine ait müstehcen görüntüler göndermesini sağlaması eylemlerinin, TCK’nın 44. maddesi gereği bütün halinde aynı Kanunun 226/3- ilk cümlesindeki müstehcen görüntülerin üretilmesinde çocukların kullanılması suçunu oluşturduğu gözetilmeden, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı şekilde beraat hükümleri kurulması,
Kanuna aykırı katılan … Akkuş vekili ile O Yer Cumhuriyet Savcısının temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak HÜKÜMLERİN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 05/12/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu suçun oluşumu için ürünlerin profesyonel biçimde hazırlanması aranmamakta; ürünün şekli veya üretiliş amacı bakımından herhangi bir sınırlama getirilmemektedir. Müstehcen ürün kavramı; resim, film, video, fotoğraf, grafik, imge, heykel, çizgi film ve animasyon gibi görsel ya da sesli ürünlerin yanı sıra şarkı sözü, roman ve hikâye gibi yazılı ürünleri de kapsamakta olup bu konuda bir sınırlama söz konusu değildir. Çocuğun söz konusu ürünün üretiminden haberi ya da rızasının olup olmaması suçun oluşması bakımından bir önem taşımamaktadır; ürünlerin izlenmesi, izlettirilmesi, satılması veya dağıtılması gibi bir zorunluluk da aranmamakta, ürünün hiç kimse tarafından izlenmemiş ya da bireysel amaçla üretilmiş olması da sonucu değiştirmemektedir. Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/2596, K. 2019/17245 sayılı kararında bu yönde hüküm kurmuştur.

Bir eylem birden fazla farklı suçu aynı anda oluşturduğunda TCK m. 44/1'deki fikri içtima kuralı devreye girmektedir: fail, bu suçların en ağır cezayı gerektirenden dolayı cezalandırılır. Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2017/5185, K. 2021/3255 sayılı bozma kararında on dört yaşındaki bir kişinin çıplak görüntülerini cep telefonuyla kaydetme eylemini bu kural çerçevesinde değerlendirmiş; yerel mahkemenin özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kurduğu mahkûmiyet hükmünü bozarak fiilin TCK m. 226/3'ün birinci cümlesi kapsamında müstehcenlik suçunu oluşturduğunu belirlemiştir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 44Kaynağı aç
Madde 44- (1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan
dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ
KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ
BÖLÜM
Cezalar
Cezalar
Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2017/5185, K. 2021/3255Kaynağı aç
14. Ceza Dairesi         2017/5185 E.  ,  2021/3255 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, şantaj, özel hayatın gizliliğini ihlal
HÜKÜM : Mahkumiyet
İlk derece mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle başvurunun muhtevası ve inceleme tarihine kadar getirilen kanuni düzenlemeler nazara alınarak dosya tetkik edildi, gereği görüşüldü:
Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin aşamalardaki beyanları, savunma ile tüm dosya içeriği nazara alındığında, sanığın üzerine atılı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve şantaj suçlarını işlediğine dair cezalandırılmasına yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Mağdurenin olay günü sanık tarafından zorla alıkonulduğuna dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmayıp, mevcut haliyle on dört yaşındaki mağdureyi hukuken geçersiz rızasına istinaden evinde cinsel amaçla alıkoyan sanığın eyleminden dolayı TCK’nın 109/1. maddesine göre mahkumiyeti gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
Sanığın, evde birlikte kaldığı on dört yaşındaki mağdurenin çıplak görüntülerini cep telefonuyla kaydetmesi şeklinde gerçekleşen eylemi nedeniyle 5237 sayılı TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı nazara alındığında aynı Kanunun 226/3-c.1. maddesinde yer alan müstehcenlik suçundan cezalandırılması gerektiği gözetilmeden özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkumiyet kararı verilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından verilen kararlar açısından ceza miktarları itibarıyla kazanılmış hakkı saklı kalmak kaydıyla hükümlerin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321 ve 326. maddeleri gereğince BOZULMASINA, 28.04.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Şiddet ve Doğal Olmayan Yol İçeren Ürünler: TCK m. 226/4

TCK m. 226/4, şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde ya da doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntü içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişiyi bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırmaktadır.

Fıkrada geçen 'doğal olmayan yol' kavramının sınırları yargı içtihadında önem taşımaktadır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/14341, K. 2020/21485 sayılı kararında bu kavramın; insanları aşağılayıcı nitelikte olan ya da insan türünün biyolojik sürdürülebilirliğini tehlikeye sokan cinsel davranışları kapsadığını belirlemiştir. Aynı kararda vurgulanan bir ayrıma göre; anal, oral, eşcinsel ya da toplu biçimde gerçekleştirilen cinsel ilişki veya cinsel haz için üretilmiş objelerle gerçekleştirilen davranışlar, sırf toplumun bir kısmı bakımından rahatsız edici olarak görülmesi nedeniyle bireylerin cinsel yaşam ve eğilimleri içerisinde yer almadığı ve dolayısıyla doğal olmayan sayılamaz. Buna karşılık ürofili, koprofili ya da ensest gibi aşağılayıcı ve insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan parafilik eylemler, doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar kapsamında kabul edilmelidir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/14341, K. 2020/21485Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2020/14341 E.  ,  2020/21485 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Müstehcenlik
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Anayasa Mahkemesi’nin 18/04/2015 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 118-35 Karar sayılı kararında; "doğal olmayan yol" ibaresi, Yasa maddesindeki düzenleme bir bütün olarak değerlendirilip korunmak istenen hukuki yarar da göz önüne alındığında, söz konusu davranışların şiddet kullanarak, hayvanlarla veya ölü insan bedeni üzerindeki cinsel davranışlar gibi tüm demokratik toplum düzenlerinde doğal olarak kabul edilmesi mümkün olmayan, demokratik bir toplumun ahlaki yapısı üzerinde olumsuz etkisi bulunan, hatta bizatihi kendisinin suç olarak kabul edildiği düzeye ulaşmış cinsel davranışları ifade etmekte olup öğretideki görüşler ve yargı kararları ile belirlenip anlam ve içerik kazanacağı belirtilmiştir.
Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25/06/2020 tarihli, 2018/18-461 esas ve 2020/323 sayılı kararında da belirtildiği üzere; cinselliğin hangi hâlinin doğal veya normal olduğu, zamana ve topluma hatta her toplum içerisindeki gruplara veya bireylere göre değişiklik gösterebilir. Bu bakımdan yalnızca bir erkek ile kadının vajinal yoldan cinsel ilişkiye girmelerinin doğal olduğunu söylemek bilimsel bir karşılık bulmayacağı gibi, bireylerin cinsel yaşamlarına ve eğilimlerine gereğinden fazla müdahaleyi de beraberinde getirecektir. Doğal olmayan yollardan gerçekleştirilen cinsel davranışların tayininde; değişik anlayışları aşağılayıp yok etme eğilimiyle, farklılıklara karşı katı bir hoşgörüsüzlükle veya aşırıya kaçan görüşlerle hareket edilmemeli, buna mukabil insan fıtratını zedeleyecek nitelikte aşağılayıcı boyutlara ulaşan eylemlere de müsamaha gösterilmeyerek genel adabın korunmasına çalışılmalıdır. Zira bireylerin davranışlarına, genel ahlaki değerlere zarar vereceği yönünde oluşan kaygıların ötesinde toplum açısından gerçek ve ciddi sakıncalar doğmadıkça karışılmaması esastır. Kaldı ki bir davranışın ahlaki ve psikolojik yönlerden sorgulanabilirliği onun suç olmasını gerektirmez. Öyleyse anal veya oral yollardan, eşcinsel ya da toplu hallerde gerçekleştirilen yahut cinsel haz alma duygusunu tatmine yönelik olarak üretilmiş çeşitli objelerle gerçekleştirilen cinsel ilişki veya davranışların sırf toplumun bir kısmı bakımından rahatsız edici olarak görülmesi nedeniyle bireylerin cinsel yaşam ve eğilimleri içerisinde yer almadığı ve dolayısıyla doğal olmadığı söylenemeyecektir. Ancak örneğin, ürofili, koprofili veya ensest gibi aşağılayıcı, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer alması veya kimse tarafından onaylanması mümkün olmayan, ensest örneği özelinde insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan parafilik eylemlerin doğal olmayan yollardan yapılan cinsel davranışlar olduğu kabul edilmelidir.
Yapılan açıklamalar ışığında; TCK’nın 226. maddesinin dördüncü fıkrasındaki “Doğal olmayan yoldan yapılan” kavramının, insanları aşağılayıcı veya kimse tarafından, bireylerin cinsel yaşamları içerisinde yer almasının onaylanması mümkün olmayan ya da ensest örneğindeki gibi insan türünün biyolojik devamlılığını tehlikeye sokan cinsel davranışlara ilişkin parafilik eylemleri kapsaması ve sanıktan ele geçirilen suça konu ürünlerdeki görüntülerinin bu nitelikte olmaması karşısında, incelemeye konu müstehcen ürünlerin niteliği ile sanığın bu ürünleri satışına mahsus alış veriş yerleri dışında satmak veya satışa arz etmek amacıyla bulundurması nedeniyle eyleminin, TCK’nın 226/1-(d) bendi kapsamında kaldığı gözetilmeden, aynı Kanunun 226/4. maddesinden hüküm kurulması,
Kanuna aykırı ve sanık …’ün temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 24/12/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

En Ağır Yaptırım: TCK m. 226/5

TCK m. 226/5, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yoluyla yayınlayan, yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi hakkında altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası öngörmektedir. Bu fıkra, mutlak yasak kapsamındaki ürünlerin kitle iletişim araçlarıyla veya çocuklara yönelik biçimde yayılmasını ayrı ve ağırlaştırılmış bir suç olarak düzenlemekte; müstehcenlik suçunun basın ve yayın araçları vasıtasıyla işlenmesi bu suç açısından nitelikli unsur olarak kabul edilmektedir. Çocuk içerikli müstehcen ürünlerin her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yayılması TCK m. 226/5 kapsamında değerlendirilebilir.

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/20641, K. 2020/12046Kaynağı aç
4. Ceza Dairesi         2020/20641 E.  ,  2020/12046 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Müstehcenlik
HÜKÜM : Mahkumiyet
KARAR
Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen hüküm temyiz edilmekle; temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ile temyiz sebebine göre dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından CMK'nın 288 ve 294. maddeleri kapsamında sanık … müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’nın belirttiği hukuka aykırılık nedeni ile CMK’nın 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek yapılan incelemede; başkaca nedenler yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- TCK’nın 226/5. maddesindeki müstehcenlik suçu: "Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere, müstehcenlik suçunun basın ve yayın araçları vasıtası ile işlenmesi bu suç açısından bir nitelikli unsur olarak kabul edilmiştir.
"Basın ve yayın yolu ile" kavramı TCK'nın 6/1-g maddesinde “her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar” şeklinde tanımlanmıştır.
Madde gerekçesinde de; "Basın ve yayın yolu ile' deyimine ilişkin tanım, sadece kitle iletişim araçlarını kapsayacak biçimde değiştirilmiştir. Tasarıdaki bireysel iletişimi de içine alacak şekilde ifade edilmiş olan tanımın oluşturduğu sakıncanın giderilmesi için, tanımda değişiklik yapılarak 'kitle iletişim araçları' ifadesine vurgu yapılmıştır" açıklamalarına yer verilmiştir.
TCK'nın 6/1-g maddesindeki tanıma göre "basın ve yayın yolu ile" deyimi; yazılı, görsel, işitsel ve elektronik her türlü kitle iletişim aracıyla yapılan yayınları içermekte olup, bireysel iletişim araçları bu kapsam dışında bırakılmıştır. Kitle iletişim araçları, belirsiz kişilerin ulaşabileceği, kitlesel boyutta ileti dağıtabilen araçlar olup radyo, televizyon, gazete ve internet gibi araçlar en yaygın biçimde kullanılan kitle iletişim araçları arasında yer almaktadır.
Bu açıklamalar ışığında, sanığın … isimli uygulama içerisinde yer alan (+18) isimli grupta, TCK’nın 226/3. maddesi içeriğine havi bir kısım paylaşımlar yapmaktan ibaret eylemi, bireysel iletişim kapsamında olup, aynı anda belirsiz sayıda kişiye ulaşmasının mümkün olmaması, toplumu yönlendirme ve bireyler arası etkileşimdeki rolünün, herkese açık web sayfaları ya da sosyal medya uygulamalarına nazaran, yalnızca paylaşıldığı gruptaki kişi sayısı ile sınırlı olması dikkate alındığında suça konu … isimli uygulamanın açıklanan nedenlerle kitle iletişim aracı sayılamayacağının anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK’nın 226/5. maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayini.
2- Sanığın paylaşmış olduğu, içeriğinde çocukların kullanıldığı müstehcen görüntülerin sayısı ve niteliği gözetildiğinde temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı ve sanık … müdafii ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye aykırı olarak, HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi'ne gönderilmesine, 15/10/2020 gününde oy çokluğuyla karar verildi.
Karşı Oy
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık çocuklara ait müstehcen görüntüleri … adlı sosyal paylaşım platformu üzerinden +18 isimli grupta paylaşan sanığın eyleminin TCK 226/5 kapsamında basın ve yayın yolu ile yayınlama niteliğinde olup olmadığı noktasındadır.
TCK 226. maddesi
Müstehcenlik Madde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten,
b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten
c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden,
d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren,
e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan,
f) Bu ürünlerin reklamını yapan, Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
Şeklinde düzenlenmiştir.
TCK 226. maddede beş fıkra halinde ayrı eylemler müstehcenlik başlığı altında tek maddede düzenlenmiştir. Konumuzla ilgisi nedeniyle sadece çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerin basın ve yayın yoluyla yayılması suçu üzerinde durulacaktır.
Günümüzde hızla yayılan bilişim teknolojisi özellikle internet üzerinden pornografik eserlere ulaşmayı kolaylaştırmış olup bu gelişme çocuk pornografisinin de yaygınlaşması sonucu doğurmuştur. Özellikle çocuk pornografisinin toplum, aile ve çocuklar üzerinde yarattığı yıkıcı ve onarılamaz etkileri nedeniyle sadece ülkelerin iç hukuk sorunu olmaktan çok uluslararası mücadeleyi gerektiren birsorun olarak görülmüştür. Bu kapsamda taraf olduğumuz Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk haklarına dair sözleşmeye ek çocuk pornografisi ile ilgili ihtiyari protokol ile çocuk pornografisine karşı ortak mücadele benimsenmiştir.
Bu kapsamda üzerinde durulması gereken iki metni belirtmeden geçemeyeceğiz.
Birincisi 10/09/2011 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan “Avrupa Konseyi Çocukların Cinsel Sömürü ve İstismara Karşı Korunması Sözleşmesi”dir. Bu sözleşmenin 20. maddesi çocuk pornografisine ilişkin suçları göstermiş, 20/1-c maddesi çocuk pornografisinin yayımlanmasını, 20/1-f maddesi de bilgi ve iletişim teknolojileri yoluyla çocuk pornografisine erişimi suç saymıştır. Sözleşmenin 20/1-f maddesinde erişimin dahi yasaklandığı alt çizilmesi gereken bir konudur.
İkinci metin ise “Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi”dir. Sözleşmenin 9. madde ile bilgisayar sistemi üzerinden çocuk pornografisi dağıtmak yaymak suç olarak kabul edilmiştir.
Uluslararası gelişmeler ve taraf olduğumuz sözleşmeler doğrultusunda TCK 226. maddede düzenlenen müstehcenlik suçu ile çocuk pornografisi ile mücadelede çağdaş bir tutum benimsenmiştir. Çocuk pornografisinin basın ve yayın yoluyla dağıtımının yaratacağı kolaylık göz ardı edilmemiş ayrıca yaptırıma bağlanmıştır.
TCK 6/1-g maddesi basın ve yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar, şeklinde düzenlenmiştir.
TCK 226/5 ve 6/1-g birlikte göz önüne alındığında, her türlü yazılı görsel işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla çocukların kullanıldığı müstehcen ürünlerin yayılması 226/5 maddedeki suçu oluşturacaktır. O halde elektronik kitle iletişim aracı kavramı anahtar kelime konumundadır. Elektronik kitle iletişim aracının tanımı üzerinde durmak gerekir.
İçel kitle iletişimini “kitle iletişim araçlarından yararlanarak bilgi, düşünce ve tutumların insan topluluklarına tek veya çok yanlı olarak ulaştırılması“ olarak tanımlamaktadır. “ Basın,radyo ve internet bugün kullanılan kitle iletişim araçlarından bazılarıdır.( İçel K. Kitle İletişim Hukuku s 45,46)
İnternet üzerinden erişilen sosyal paylaşım sitelerinin bireysel amaçla kullanılması halinde TCK 6. madde kapsamında kitle iletim aracı olarak kabul edilemeyeceği noktasında sayın çoğunluk ile aynı düşüncedeyiz. Ancak elektronik kitle iletişim araçlarının TCK 226/5 maddede suç olarak kabul edilmesinin nedeni çocuk pornografisinin tek bir tuşla kıtalararası dahi birkaç saniyede birçok kişi ile paylaşma kolaylığıdır. Bu sosyal paylaşım siteleri üzerinden çocuk pornografisinin ticari pazarlanması dahi mümkündür. Yasakoyucu bu düzenleme ile bilgisayar ve internet teknolojisinin sağladığı kolaylıkların çocuk pornografisinde kullanılmasının önüne geçmek istemiştir. Bu yukarıda saydığımız uluslararası taraf olduğumuz sözleşmelerin de bir gereğidir.
Somut olayda, Mahkemece kullanılan … isimli programın Web üzerinden etkileşim sağlayıp sağlamadığı, metin, ses, video veya diğer dijital materyallerin paylaşımını kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı, çevrimiçi yönetilebilen kullanıcı profili olup olmadığı; programda yer alan +18 adlı grubun kaç kişiden oluştuğu, gruptaki paylaşımların ticari hedef içerip içermediği, kullanım amacının mesleki, komşu,okul arkadaşlığı gibi paydaşlık içerip içermediği, sanığın üyeler dışında dışarıdan herhangi bir kişiyi gruba dâhil etme olanağı olup olmadığı konusunda araştırma yapıp bilirkişi raporu alınmasından sonra sanığın hukukî durumunun tespiti gerekirken sayın çoğunluğun doğrudan eylemin TCK 226/5 kapsamında kalmadığı yönündeki bozma gerekçesine karşıyız.

Paylaşımların sayısı ve niteliği, somut olayda temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesini gerektirebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/20641, K. 2020/12046 sayılı bozma kararında çocukların kullanıldığı müstehcen görüntülerin sayısı ve niteliğinin bu değerlendirmede gözetilmesi gerektiğini belirlemiştir.

Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbirleri

TCK m. 226/6 uyarınca, müstehcenlik suçlarından dolayı tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilir.

Bilimsel ve Sanatsal Eserler İçin İstisna

TCK m. 226/7, bilimsel eserleri madde kapsamı dışında tutmaktadır. Sanatsal ve edebî değeri olan eserler ise iki koşulun birlikte gerçekleşmesi hâlinde bu madde hükümleri kapsamında değerlendirilemez: eserin üçüncü fıkra kapsamına girmemesi ve çocuklara ulaşmasının engellenmesi. Başka bir deyişle, üretimde çocuk ya da temsili çocuk görüntüsü kullanan ürünler (TCK m. 226/3) bu istisnadan yararlanamaz.

Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Müstehcenlik suçuna teşebbüs mümkündür; teşebbüs hâlinde verilecek cezada indirime gidilir. İştirak bakımından kanunda özel bir düzenleme bulunmamaktadır; bu nedenle yardım eden, azmettiren, dolaylı fail veya müşterek fail sıfatıyla iştirak genel hükümlere tabidir. Bir fiilin birden fazla farklı suçu oluşturması hâlinde ise TCK m. 44/1 gereğince fail, en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır.

Yargılama Usulü: Görevli Mahkeme ve Tutukluluk

Müstehcenlik suçunda görevli mahkemenin asliye ceza mahkemesi olduğu belirtilmektedir. Failin çocuk olması hâlinde Çocuk Koruma Kanunu gereği çocuk mahkemesi görevlidir. Bu suçun ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmediği değerlendirilmekle birlikte bu sonucun TCK m. 226'nın tüm fıkraları bakımından birincil görev hükmünden doğrudan teyit edilemediği not edilmelidir. CMK m. 102/1 uyarınca ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir yıldır; zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilmek koşuluyla altı ay daha uzatılabilir. CMK m. 102/5 uyarınca bu süreler, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç oranında uygulanır.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 102Kaynağı aç
Madde 102 – (1) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/18 md.) Ağır
ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde tutukluluk süresi en çok bir
yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçeleri gösterilerek altı ay daha
uzatılabilir.
(2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en
çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir;
uzatma süresi toplam üç yılı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap
Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan
suçlar ile 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu kapsamına
giren suçlarda beş yılı geçemez.[19]
(3) Bu maddede öngörülen uzatma kararları, Cumhuriyet savcısının, şüpheli
veya sanık ile müdafiinin görüşleri alındıktan sonra verilir.
(4) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Soruşturma evresinde tutukluluk
süresi, ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işler bakımından altı ayı,
ağır ceza mahkemesinin görevine giren işler bakımından ise bir yılı geçemez.
Ancak, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci,
Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar, Terörle Mücadele Kanunu
kapsamına giren suçlar ve toplu olarak işlenen suçlar bakımından bu süre en çok
bir yıl altı ay olup, gerekçesi gösterilerek altı ay daha uzatılabilir.
(5) (Ek:17/10/2019-7188/18 md.) Bu maddede öngörülen tutukluluk
süreleri, fiili işlediği sırada on beş yaşını doldurmamış çocuklar bakımından
yarı oranında, on sekiz yaşını doldurmamış çocuklar bakımından ise dörtte üç
oranında uygulanır.
Cumhuriyet savcısının tutuklama kararının geri alınmasını istemesi
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
Madde 11- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak
üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan
dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.[8]
Ağır ceza mahkemesinin görevi

Başvuru Yolları: İstinaf

CMK m. 273/1 uyarınca istinaf başvurusu, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine beyanda bulunulması suretiyle yapılır. Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorundadır; bu istem ilgililere tebliğ edilir ve ilgililer tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde cevaplarını bildirebilir. Sanık ile katılan sıfatını almış olanların dilekçe veya beyanında başvuru nedenlerinin gösterilmemiş olması inceleme yapılmasına engel olmaz. Temyiz yoluna başvuru koşulları ve süreleri değişime açık usul hükümleri kapsamında olup somut dosyada güncel CMK hükümlerinin ayrıca gözetilmesi gerekmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 273Kaynağı aç
Madde 273 – (1) İstinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte
tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde hükmü veren mahkemeye bir
dilekçe verilmesi veya zabıt kâtibine bir beyanda bulunulması suretiyle
yapılır; beyan tutanağa geçirilir ve tutanak hâkime onaylattırılır. Tutuklu
sanık hakkında 263 üncü madde hükmü saklıdır. [116]
(2) (Mülga:2/3/2024-7499/18 md.)
(3) (Değişik: 18/6/2014-6545/75
md.) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, mahkemelerinin
yargı çevresi içerisindeki asliye mahkemelerinin hükümlerine karşı, kararın o
yer Cumhuriyet başsavcılığına geliş tarihinden itibaren iki hafta içinde
istinaf yoluna başvurabilirler.116
(4) Sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma
isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette
suçtan zarar görmüş bulunanların dilekçe veya beyanında, başvuruya ilişkin
nedenlerin gösterilmemesi inceleme yapılmasına engel olmaz.
(5) Cumhuriyet savcısı, istinaf yoluna başvurma nedenlerini
gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça gösterir. Bu istem ilgililere
tebliğ edilir. İlgililer, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde bu
husustaki cevaplarını bildirebilirler.116
Eski hâle getirme süresi içinde istinaf süresinin işlemesi

HAGB, Adlî Para Cezasına Çevirme ve Erteleme

CMK m. 231/5 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için hükmedilen cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olması gerekmektedir. CMK m. 231/6 uyarınca bunun yanı sıra sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği konusunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi de şart olarak aranmaktadır. TCK m. 226/3'ün birinci cümlesi ile m. 226/5 kapsamındaki suçlarda öngörülen ceza üst sınırları bu iki yıllık sınırı belirgin biçimde aştığından söz konusu fıkralar bakımından HAGB'nin uygulanması güçleşmektedir; bireysel indirimler sonucunda somut dosyada sonuç ceza iki yılı aşmıyorsa ve diğer şartlar da sağlanıyorsa uygulama değerlendirilmelidir. Her somut olayda ceza hesabının ayrıca yapılması gerekmektedir.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
Madde 231 – (1) Duruşma sonunda, 232 nci maddede belirtilen
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar

Adlî para cezasına çevirme bakımından TCK m. 50/2'de önemli bir sınır öngörülmektedir: suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak birlikte yer aldığı durumlarda, hapis cezasına hükmedilmişse bu ceza artık adlî para cezasına çevrilemez. TCK m. 50/3 uyarınca ise daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, otuz gün ve daha az süreli hapis cezasının ve fiil tarihinde on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş olanların bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesi mümkündür.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50- (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun
kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa
ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek
veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli
yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş
olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak
koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak
öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına
çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm
olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte
onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm
edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı
seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı
hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı
halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir.
Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî
para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata
rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine
başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa
süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar
derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.[7][8]
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle
yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.8
Hapis cezasının ertelenmesi

Dava Zamanaşımı Süreleri

Dava zamanaşımı süreleri, TCK m. 66/1 uyarınca suçun öngördüğü cezanın üst sınırına göre belirlenmektedir. TCK m. 66/1-e'ye göre beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda zamanaşımı süresi sekiz yıldır; bu bent, üst sınırı beş yılı aşmayan TCK m. 226/1, m. 226/2 ve m. 226/4 kapsamındaki suçlar ile m. 226/3'ün ikinci cümlesi bakımından uygulanabilir. TCK m. 66/1-d'ye göre ise beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda zamanaşımı süresi on beş yıldır; üst sınırı on yıl olan TCK m. 226/3 (birinci cümle) ve m. 226/5 kapsamındaki suçlar bu bent kapsamına girmektedir. Her somut olay için uygulanacak fıkra ve ceza sınırının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
Madde 66- (1) Kanunda başka türlü yazılmış olan haller dışında
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi

TCK m. 66/2 uyarınca fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup on beş yaşını doldurmamış kişiler hakkında bu süreler yarıya, on beş yaşını doldurmuş olup on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında üçte ikiye indirilir. Bunun yanı sıra TCK m. 66/6 çerçevesinde çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda zamanaşımı süresi, çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar.

Beraat Kararı ve Soruşturmaya Yer Olmadığı Kararı

CMK m. 223/2 uyarınca; yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, failin kast ya da taksirinin bulunmaması, hukuka uygunluk nedeninin varlığı ya da suçun işlendiğinin sabit olmaması hâllerinde beraat kararı verilir. CMK m. 223/5 uyarınca ise yüklenen suçu işlediği sabit olan sanık hakkında mahkûmiyet kararı kurulur. Şikâyet konusu fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmaksızın açıkça anlaşılması ya da şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması durumunda CMK m. 158/6 uyarınca soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir; bu hâlde şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez.

5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 223Kaynağı aç
Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm
verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine
hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı, hükümdür.
(2) Beraat kararı;
a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,
b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,
c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,
d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka
uygunluk nedeninin bulunması,
e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması,
Hallerinde verilir.
(3) Sanık hakkında;
a) Yüklenen suçla bağlantılı olarak yaş küçüklüğü, akıl hastalığı veya
sağır ve dilsizlik hali ya da geçici nedenlerin bulunması,
b) (Değişik: 25/5/2005 – 5353/30
md.) Yüklenen suçun hukuka aykırı fakat bağlayıcı emrin yerine getirilmesi
suretiyle veya zorunluluk hali ya da cebir veya tehdit etkisiyle işlenmesi,
c) Meşru savunmada sınırın heyecan, korku ve telaş nedeniyle aşılması,
d) Kusurluluğu ortadan kaldıran hataya düşülmesi,
Hallerinde, kusurunun bulunmaması dolayısıyla ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(4) İşlenen fiilin suç olma özelliğini devam ettirmesine rağmen;
a) Etkin pişmanlık,
b) Şahsî cezasızlık sebebinin varlığı,
c) Karşılıklı hakaret,
d) İşlenen fiilin haksızlık içeriğinin azlığı,
Dolayısıyla, faile ceza verilmemesi hallerinde, ceza verilmesine yer
olmadığı kararı verilir.
(5) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, sanık hakkında
mahkûmiyet kararı verilir.
(6) Yüklenen suçu işlediğinin sabit olması halinde, belli bir cezaya
mahkûmiyet yerine veya mahkûmiyetin yanı sıra güvenlik tedbirine hükmolunur.
(7) Aynı fiil nedeniyle, aynı sanık için önceden verilmiş bir hüküm veya
açılmış bir dava varsa davanın reddine karar verilir.
(8) Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da
soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması
hallerinde, davanın düşmesine karar verilir. Ancak, soruşturmanın veya
kovuşturmanın yapılması şarta bağlı tutulmuş olup da şartın henüz
gerçekleşmediği anlaşılırsa; gerçekleşmesini beklemek üzere, durma kararı
verilir. Bu karara itiraz edilebilir.
(9) Derhâl beraat kararı verilebilecek hâllerde durma, düşme veya ceza
verilmesine yer olmadığı kararı verilemez.
(10) Adlî yargı dışındaki bir yargı merciine yönelik görevsizlik kararı
kanun yolu bakımından hüküm sayılır.
Karar ve hükümlerde gerekli oy sayısı
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158 – (1) Suça ilişkin ihbar veya şikâyet, Cumhuriyet
Başsavcılığına veya kolluk makamlarına yapılabilir.
(2) Valilik veya kaymakamlığa ya da mahkemeye yapılan ihbar veya şikâyet,
ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(3) Yurt dışında işlenip ülkede takibi gereken suçlar hakkında
Türkiye'nin elçilik ve konsolosluklarına da ihbar veya şikâyette bulunulabilir.
(4) Bir kamu görevinin yürütülmesiyle bağlantılı olarak işlendiği iddia
edilen bir suç nedeniyle, ilgili kurum ve kuruluş idaresine yapılan ihbar veya
şikâyet, gecikmeksizin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir.
(5) İhbar veya şikâyet yazılı veya tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak
yapılabilir.
(6) (Ek: 15/8/2017-KHK-694/145 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/140 md.)[60] İhbar ve şikâyet konusu
fiilin suç oluşturmadığının herhangi bir araştırma yapılmasını gerektirmeksizin
açıkça anlaşılması veya ihbar ve şikâyetin soyut ve genel nitelikte olması
durumunda soruşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilir. Bu durumda
şikâyet edilen kişiye şüpheli sıfatı verilemez. Soruşturma yapılmasına yer
olmadığına dair karar, varsa ihbarda bulunana veya şikâyetçiye bildirilir ve bu
karara karşı 173 üncü maddedeki usule göre itiraz edilebilir. İtirazın kabulü
hâlinde Cumhuriyet başsavcılığı soruşturma işlemlerini başlatır. Bu fıkra
uyarınca yapılan işlemler ve verilen kararlar, bunlara mahsus bir sisteme
kaydedilir. Bu kayıtlar, ancak Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme
tarafından görülebilir.
(7) Yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturma evresine geçildikten sonra
suçun şikâyete bağlı olduğunun anlaşılması halinde; mağdur açıkça şikâyetten
vazgeçmediği takdirde, yargılamaya devam olunur.
Şüpheli ölümün ihbarı

Sık Sorulan Sorular

Çocukların kullanıldığı müstehcen ürünü başkasına göstermeden yalnızca bulundurmak suç mudur?

TCK m. 226/3'ün ikinci cümlesi, çocuk içerikli müstehcen ürünleri bulundurmayı ayrıca suç olarak saymaktadır. Ürünün üretiminde kullanılmasına gelince, Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2018/2596, K. 2019/17245 sayılı kararında bu suçun oluşumu bakımından ürünlerin izlenmiş olmasının ya da bireysel amaçla üretilmiş olmasının bir fark yaratmadığını hükme bağlamıştır.

Çocuğun müstehcen ürünün üretiminden haberi olması suçu ortadan kaldırır mı?

Hayır. TCK m. 226/3 kapsamında çocuğun ürünün üretiminden haberi ya da rızasının olup olmamasının suçun oluşması bakımından bir önemi bulunmamaktadır.

Web sitesi veya sosyal medya üzerinden müstehcen içerik yayımlamak hangi suçu oluşturur?

İçerik çocuk, şiddet, hayvan, ölmüş insan bedeni veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranış unsuru taşımıyorsa müstehcen görüntünün web sitesi aracılığıyla yayılması basın ve yayın yoluyla yayım kapsamında değerlendirilebilmektedir; Yargıtay 4. Ceza Dairesi, E. 2020/14876, K. 2021/8692 sayılı kararında bu nitelendirmeyi somut olgular çerçevesinde belirlemiştir. İçerik TCK m. 226/3 veya m. 226/4 kapsamına giriyorsa ve kitle iletişim araçlarıyla yayılmışsa ya da çocukların görmesi sağlanmışsa TCK m. 226/5'teki ağırlaştırılmış yaptırım gündeme gelebilir.

'Doğal olmayan yoldan cinsel davranış' ifadesi ne anlama gelir?

Bu kavramın kapsamı Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin E. 2020/14341, K. 2020/21485 sayılı kararında ele alınmıştır. İnsanları aşağılayıcı nitelikte olan ya da insan türünün biyolojik sürdürülebilirliğini tehlikeye sokan cinsel davranışlar bu kapsamda değerlendirilmektedir. Buna karşın sırf toplumun bir kısmı bakımından rahatsız edici olarak görülen cinsel ilişki veya davranışların bu fıkra kapsamında doğal olmayan sayılamayacağı aynı kararda vurgulanmaktadır.

Sanat eseri olduğu iddia edilen içerik müstehcenlik suçunu oluşturur mu?

TCK m. 226/7 uyarınca sanatsal ve edebî değer taşıyan eserler bu madde hükümleri kapsamında değerlendirilemez; ancak bunun için ürünün TCK m. 226/3 kapsamına girmemesi ve çocuklara ulaşmasının engellenmesi gerekmektedir. Üretimde çocuk ya da çocuk gibi görünen kişi kullanılmışsa bu istisna uygulanamaz.

Müstehcenlik suçunda uzlaşma mümkün müdür?

Müstehcenlik suçu uzlaşma kapsamı dışındadır; tarafların kendi aralarında anlaşmaya varmış olması soruşturma açılmasını etkilemez.

Müstehcenlik suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Müstehcenlik suçunda yargılama asliye ceza mahkemesinde görülür. Fail çocuksa Çocuk Koruma Kanunu gereğince çocuk mahkemesi görevlidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu