Müstehcenlik Suçu, Cezası ve Unsurları: TCK m. 226

by Avukat Erdal Ersoy
Müstehcenlik Suçu, Cezası ve Unsurları: TCK m. 226

Müstehcenlik Suçunun Niteliği ve Korunan Hukuki Değer

Müstehcenlik suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 226. maddesinde topluma ve genel ahlaka karşı suçlar kapsamında düzenlenmiş bir tehlike suçudur. Bu suç özgü suç niteliğinde olmadığından faili herhangi bir gerçek kişi olabilir. Suçun mağduru ise genel edep duyguları zedelenen toplum ile fiilden doğrudan doğruya zarar gören şahıslardır. Ceza sorumluluğunun doğması için fiilin somut bir zarar meydana getirmesi zorunlu olmayıp genel ahlak ve edep düzeni bakımından zarar tehlikesinin varlığı yeterlidir. 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin birinci fıkrasının özellikle (a) ve (b) bentlerinde korunan hukuki değer; çocukların bedensel, zihinsel, ahlaki, ruhsal ve duygusal bütünlüklerinin korunması ile kişiliklerinin sağlıklı bir biçimde gelişim göstermesidir.

Türk Ceza Kanunu'nda Düzenlenen Müstehcenlik Fiilleri ve Cezaları

5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin ilk fıkrasında müstehcen içerikli materyallerin çocuklara yöneltilmesi veya kamuya açık biçimde sunulması yaptırıma bağlanmıştır. Bu kapsamda; çocuklara müstehcen görüntü, yazı veya söz içeren ürünleri veren, içeriğini gösteren, okutan ya da dinleten; bu içerikleri çocukların görebileceği yerlerde sergileyen veya alenen gösteren; içeriği anlaşılacak şekilde satışa veya kiraya arz eden; münhasıran satışa ayrılmış dükkânlar haricinde satan, kiralayan ya da satışa sunan; başka bir ticari mal veya hizmetin yanında bedelsiz dağıtan ya da bu materyallerin reklamını yapan kişiler hakkında altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezasına hükmedilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 226Kaynağı aç
Madde 226- (1) a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri veren ya da bunların içeriğini gösteren, okuyan, okutan veya dinleten, b) Bunların içeriklerini çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen gösteren, görülebilecek şekilde sergileyen, okuyan, okutan, söyleyen, söyleten, c) Bu ürünleri, içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz eden, d) Bu ürünleri, bunların satışına mahsus alışveriş yerleri dışında, satışa arz eden, satan veya kiraya veren, e) Bu ürünleri, sair mal veya hizmet satışları yanında veya dolayısıyla bedelsiz olarak veren veya dağıtan, f) Bu ürünlerin reklamını yapan, Kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır. (2) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden kişi altı aydan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (3) Müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanan kişi, beş yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Bu ürünleri ülkeye sokan, çoğaltan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, bulunduran ya da başkalarının kullanımına sunan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.[93] (4) Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üreten, ülkeye sokan, satışa arz eden, satan, nakleden, depolayan, başkalarının kullanımına sunan veya bulunduran kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (5) Üç ve dördüncü fıkralardaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlayan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. (6) Bu suçlardan dolayı, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. (7) Bu madde hükümleri, bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz. Fuhuş

Müstehcenliğin kitle iletişim kanalları vasıtasıyla topluma ulaştırılması hâlinde yaptırım ağırlaştırılmaktadır. 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, müstehcen görüntü, yazı veya sözleri basın ve yayın organları kanalıyla yayınlayan veya yayınlanmasına aracılık eden şahıslar, altı aydan üç yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Çocukların cinsel sömürüden korunması amacıyla kanun koyucu üçüncü fıkrada daha ağır yaptırımlar benimsemiştir. Müstehcen ürünlerin üretim safhasında çocukları, temsili çocuk tasvirlerini veya çocuk görünümündeki bireyleri kullanan kimseler hakkında beş yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası tayin edilir. Bu materyalleri ülkeye ithal eden, çoğaltan, satışa sunan, satan, nakleden, depolayan, ihraç eden, elinde bulunduran veya başkalarının kullanımına sunan kişiler ise iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası yaptırımı ile karşılaşır.

Kanunun dördüncü fıkrasında toplumun temel ahlaki hassasiyetlerini ağır biçimde ihlal eden eylemler müstakil olarak düzenlenmiştir. Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, vefat etmiş kişilerin bedeni üzerinde veya doğal kabul edilmeyen cinsel davranışlara konu ürünlerin üretilmesi, ülkeye sokulması, satışa sunulması, devredilmesi, nakli, depolanması, başkalarının erişimine açılması yahut zilyetliğinde tutulması bir yıldan dört yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezasını gerektirir.

Çocukların kullanıldığı ya da şiddet, hayvan ve doğal olmayan ilişkileri içeren ürünlerin basın ve yayın vasıtasıyla yayılması, yayımına aracılık yapılması veya çocukların bu materyalleri görmesinin, dinlemesinin yahut okumasının temin edilmesi hâlinde fail altı yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır. Müstehcenlik suçlarının tüzel kişilerin faaliyetleri kapsamında işlenmesi durumunda ise tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Doğal Olmayan Cinsel Davranış Kavramının Sınırları

5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin dördüncü fıkrasında geçen doğal olmayan cinsel davranış kavramı, bireylerin olağan cinsel yaşamında yer almayan, aşağılayıcı ve toplumun tamamınca doğal görülmeyen ilişkileri ifade eder. Nitekim Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2017/497 Esas ve 2017/2559 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere; anal veya oral yoldan gerçekleştirilen, eşcinsel yahut grup halindeki cinsel birleşmeler ile yabancı cisimle yapılan mastürbasyona ilişkin görüntüler tek başına bu fıkradaki doğal olmayan cinsel davranış kapsamında kabul edilemez. Bu tür içeriklerin varlığı hâlinde eylemin dördüncü fıkra yerine 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi çerçevesinde ele alınması gerekir.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2017/497, K. 2017/2559Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2017/497 E.  ,  2017/2559 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Müstehcenlik HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; 1- TCK’nın 226/7.maddesindeki düzenlemeye göre müstehcenlik suçuna ilişkin madde hükümleri “bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla, sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında uygulanmaz.” Somut olayda sanığın işlettiği sinema salonunda suç tarihinde ele geçirilen filmlere ilişkin Kültür Bakanlığı Sinema Eseri İşletme Belgelerinde, denetim sonuçlarının olumlu veya şartlı kabul olduğunun belirtilmesi karşısında, TCK’nın 226/7.maddesi kapsamında suça konu filmlerin sanatsal bir değerinin olup olmadığı hususunda detaylı bilirkişi raporu aldırılmadan ve atılı suçun ne şekilde oluştuğu kararda açıklanıp tartışılmadan mahkûmiyet kararı verilmesi, 2- Kabule göre de; a- TCK’nın 226/4.maddesindeki “doğal olmayan” kavramının bireylerin cinsel yaşamının içerisinde yeri olmayan, aşağılayıcı veya bütün toplum tarafından da doğal olarak kabul edilmeyen ilişkileri tanımlamaktadır. Anal ya da oral yoldan yapılan, eşcinsel veya grup halinde bulunulan cinsel birleşmelere ait görüntülerin veya cisimle yapılan mastürbasyon görüntülerinin tek başına bu kavram içerisinde değerlendirilemeyecektir. Somut olayda, bilirkişi raporunun içeriğine göre sanığın eyleminin TCK'nın 226/1-a maddesinin ihlali niteliğinde olduğu ve bu maddeye göre cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, aynı Kanunun 226/4. maddesinden hüküm kurulması, b- TCK’nın 53/1-b maddesinde yer alan hak yoksunluğunun uygulanmasına ilişkin hükmün Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararıyla iptal edilmesi nedeniyle uygulanma olanağının ortadan kalkması, c- TCK’nın 53/1-c maddesindeki hak yoksunluğunun sanığın kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverme tarihine kadar, diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler yönünden mahkûm olunan hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş ve sanık …’ın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnamedeki isteme uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 08.03.2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bilim, Sanat ve Edebiyat Eserleri Bakımından İstisna

Müstehcenlik suçu hükümleri bilimsel ve sanatsal üretimleri mutlak bir biçimde yasaklamaz. 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin yedinci fıkrası gereğince; madde hükümleri bilimsel eserler hakkında tatbik edilmez. Sanatsal ve edebi niteliği bulunan eserler yönünden ise çocukların yer aldığı ürünlere ilişkin üçüncü fıkra hariç tutulmak ve çocukların erişiminin önüne geçilmek koşuluyla müstehcenlik hükümleri uygulanmaz.

Sinema eserlerinin bu istisna karşısındaki durumu titizlikle değerlendirilmelidir. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2017/497 Esas ve 2017/2559 Karar sayılı ilamına göre, işletilen sinema salonunda el konulan filmler hakkında Kültür Bakanlığı Sinema Eseri İşletme Belgelerinde denetim sonucunun olumlu veya şartlı kabul olarak tescil edilmiş olması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca filmlerin sanatsal bir değer taşıyıp taşımadığı uzman bilirkişi heyetince incelenmeli ve suçun unsurlarının ne suretle oluştuğu gerekçelendirilmelidir.

Delillerin Değerlendirilmesi, Görevli Mahkeme ve Suç Kastı

Yargılama safhasında el konulan dijital materyallerin içeriği somut incelemeye tabi tutulmalıdır. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2013/5528 Esas ve 2015/2063 Karar sayılı ilamı gereğince, el konulan CD ve benzeri materyaller hakkında bilirkişi tarafından yalnızca soyut biçimde pornografik nitelendirmesi yapılmakla yetinilemez. İçeriklerin bizzat mahkemece veya uzman bilirkişilerce izlenmesi; ar ve haya duygularını incitip incitmediğinin, cinsel arzuları tahrik ve istismar eder şekilde genel ahlaka aykırılık taşıyıp taşımadığının ve özellikle çocukların, şiddetin, hayvanların veya doğal olmayan davranışların bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması zorunludur.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2013/5528, K. 2015/2063Kaynağı aç
14. Ceza Dairesi         2013/5528 E.  ,  2015/2063 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Müstehcenlik HÜKÜM : Mahkûmiyet Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanıktan 27.02.2009 günü ele geçirilen CD'lerin, bizzat mahkemece ya da tayin edilecek uzman bilirkişiler tarafından izlenerek görüntülerin ar ve haya duygularını incitip incitmediği, cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte genel ahlâka aykırı olup olmadığının saptanması, söz konusu CD'lerin içerdiği pornografik görüntülerde, 5237 sayılı TCK.nın 226/3, 4. maddeleri açısından, çocukların yer aldığı veya şiddet kullanılarak hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışların yer alıp almadığı hususlarının belirlenmesi gerekirken, CD içeriklerinin soyut olarak porno olduğunu bildiren ve mahkemece suçun unsurlarının tespiti için gerekli ve yeterli açıklamayı taşımayan bilirkişi raporuna dayanılarak eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 23.02.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Materyallerde yer alan eylemlerin niteliği yargılamayı yapacak mahkemenin belirlenmesinde de esas teşkil eder. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2013/3687 Esas ve 2014/13628 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; incelenen materyallerde çocukların kullanılıp kullanılmadığı ya da şiddet ve doğal olmayan cinsel davranışların yer alıp almadığı tespit edilmeli, bu tür görüntülerin varlığı durumunda 5235 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 4 ve 5. maddeleri gözetilerek asliye ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekmektedir. 5235 sayılı Kanun'un 11. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan tüm dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2013/3687, K. 2014/13628Kaynağı aç
14. Ceza Dairesi         2013/3687 E.  ,  2014/13628 K. "İçtihat Metni" Tebliğname No : 14 – 2012/38588 MAHKEMESİ : Kapatılan Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi (Ankara 30. Asliye Ceza Mahkemesi) TARİHİ : 27.12.2011 NUMARASI : 2010/1783 Esas, 2011/1985 Karar SUÇ : Müstehcenlik Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenip gereği düşünüldü: Dosyada bulunan 23.07.2010 tarihli raporda, 10 adet CD ve 32 adet CD kartonetinde, ''Cinsel organların açıkça görüldüğü, cinsel arzuları istismar ve cinsel birleşmeyi konu alan şehevi duyguları tatmin edici, ticari kazanç sağlamaya yönelik hazırlanmış, estetik sanatsal ve bilimsel amaç taşımayan, halkın ar ve haya duygularını inciten, cinsel arzuları tahrik ve istismar eden nitelikte genel ahlaka ve adaba aykırılık teşkil eden pornografik içerikli filmler ve görüntülerin olduğunun belirtildiği, CD'lerin içerikleri konusunda başkaca bilgi olmadığı anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK.nın 226/1, 3, 4. maddeleri açısından, çocukların kullanılıp kullanılmadığı ya da şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışların yer alıp almadığı yönünde, uygulanacak Kanun maddelerinin ve yargılamayı yapacak görevli mahkemenin tespitinde de esas teşkil edecek şekilde, konunun uzmanı bilirkişilere inceleme yaptırılarak, bu tür görüntüler bulunması durumunda, 5235 sayılı Kanunun 11. maddesi ve 5271 sayılı CMK.nın 4 ve 5. maddeleri gereğince asliye ceza mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekeceği gözetilmeksizin yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verilmesi, Kabule göre de, sanığın mahkûm olduğu hapis cezasından çevrilen 180 gün karşılığı adli para cezası ile doğrudan mahkûmiyetine karar verildiği 5 gün karşılığı adli para cezasının ayrı ayrı hesaplanıp infazının gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK.nın 321 ve 326. maddeleri uyarınca ceza miktarı itibarıyla kazanılmış hak saklı kalmak kaydıyla BOZULMASINA, 02.12.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 11Kaynağı aç
Madde 11- Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemelerinin görevleri dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır.[8] Ağır ceza mahkemesinin görevi

Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2015/24391 Esas ve 2016/6078 Karar sayılı ilamına göre, işletilen halka açık birahanede uydu aracılığıyla yayın yapan yabancı televizyon kanalının açılarak müstehcen film izletilmesi, basın ve yayın yoluyla yayınlama sayılmayıp müstehcen görüntülerin alenen sergilenmesi mahiyetinde 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında kabul edilmelidir. Buna karşılık, müstehcen içeriklerin sosyal medya ağlarında yalnızca kapalı özel mesaj vasıtasıyla belirli muhataplara iletilmesi durumunda aleniyet unsuru gerçekleşmediğinden müstehcenlik suçu oluşmaz.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, E. 2015/24391, K. 2016/6078Kaynağı aç
18. Ceza Dairesi         2015/24391 E.  ,  2016/6078 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Müstehcenlik HÜKÜM : Mahkumiyet KARAR Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü: Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Sanığın işlettiği halka açık birahanede, yabancı ülkeden uydu aracılığıyla yayın yapan TV kanalı açılarak, müstehcen içerikli film izlendiğinin tutanakla belirlenmesi, tutanağın içeriğinin tanıklarca doğrulanması, bu şekilde sanığın müstehcen içerikli görüntülerin alenen izlenmesine imkân sağladığının anlaşılması karşısında, eyleminin TCK'nın 226/1-b maddesine aykırılık niteliğinde olduğu gözetilmeden, suçun nitelemesinde yanılgıya düşülerek, TCK'nın 226/2. maddesinden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanuna aykırı ve sanık …'un temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, tebliğnameye uygun olarak HÜKMÜN BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken CMUK'nın 326/son maddesinin gözetilmesine, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın esas/hüküm mahkemesine gönderilmesine, 28/03/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Failin kastının mevcudiyeti her somut uyuşmazlıkta kesin biçimde ispatlanmalıdır. Çocuğun uyuduğu zannıyla müstehcen CD izlendiği sırada çocuğun uyuma numarası yaparak içerikten haberdar olduğu bir durumda, failin suçu işleme kastıyla hareket ettiğine ilişkin şüpheden uzak kesin delil elde edilemiyorsa mahkûmiyet hükmü verilemez.

Fikri İçtima Kuralları ve Güvenlik Tedbirleri

Tek bir eylemle birden fazla ceza normunun ihlal edildiği hâllerde 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima hükümleri tatbik olunur. Yargıtay 14. Ceza Dairesinin 2014/8666 Esas ve 2017/3475 Karar sayılı kararında ortaya konduğu üzere, failin cep telefonundan çocuk yaştaki mağdurun telefonuna müstehcen görüntü göndermesi fiili hem 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki müstehcenlik suçunu hem de 105. maddesindeki cinsel taciz suçunu ihlal eder. Bu durumda fail hakkında daha ağır neticeyi öngören müstehcenlik suçundan ceza tayin edilmesi zorunludur. Benzer biçimde, hem çocukların yer aldığı hem de doğal olmayan cinsel birleşmeleri içeren materyallerin bulundurulması fiilinde, 5237 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca en ağır cezayı öngören 226. maddenin üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi tatbik edilir.

Yargıtay 14. Ceza Dairesi, E. 2014/8666, K. 2017/3475Kaynağı aç
14. Ceza Dairesi         2014/8666 E.  ,  2017/3475 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi SUÇ : Cinsel taciz HÜKÜM : Mahkûmiyet İlk derece mahkemesince verilen hüküm temiyz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü: 5271 sayılı CMK'nın 225/1. maddesindeki "Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir." şeklindeki düzenleme karşısında, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu, iddianamede açıklanan ve suç oluşturduğu ileri sürülen fiilin dışına çıkılması, davaya konu edilmeyen bir eylemden dolayı yargılama yapılması ve açılmayan davadan hüküm kurulmasının kanuna aykırı olduğu, hususları nazara alındığında iddianamede sanık hakkında mağdureye yönelik cinsel taciz teşkil eden tek eylemin anlatılmasından dolayı tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Dosya kapsamına göre sanığın, cep telefonundan çocuk olan mağdurenin kullandığı cep telefonuna müstehcen içerikli görüntü göndermesi şeklinde gerçekleşen eyleminin hem 5237 sayılı TCK'nın 226/1-a maddesinde düzenlenen müstehcenlik hem de aynı Kanunun 105. maddesinde düzenlenen cinsel taciz suçlarını oluşturduğu ve TCK'nın 44. maddesinde düzenlenen fikri içtima kuralı gereğince sanığın daha ağır olan müstehcenlik suçundan mahkûmiyetine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde cinsel taciz suçundan hüküm kurulması, Kabule göre de; Geçmişi ve yargılama sürecindeki davranışları olumlu değerlendirilerek TCK'nın 62/1. maddesi uygulanıp cezası ertelenen sanık hakkında, 5271 sayılı CMK'nın 231/6. maddesinde aranan koşullar yöntemine göre irdelenip gerekçelendirilmeden, koşulları oluşmadığından bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanuna aykırı, sanık müdafii ile katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gözetilerek 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.06.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kişi, kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar kanunda sayılan hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılır. Yargıtay 18. Ceza Dairesinin 2017/497 Esas ve 2017/2559 Karar sayılı ilamı ve 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince, velayet, vesayet ve kayyımlık yetkilerine ilişkin hak yoksunluğu sanığın kendi altsoyu bakımından koşullu salıverilme anına kadar, diğer şahıslara karşı ise hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerlidir. Hapis cezası ertelenen, denetimli serbestlik tedbiri uygulanan veya koşullu salıverilen hükümlü hakkında kendi altsoyu üzerindeki bu yetkiler yönünden hak yoksunluğu uygulanmaz. Ayrıca kısa süreli hapis cezası ertelenenler ile fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış kişiler hakkında hak yoksunluğu hükümleri tatbik edilmez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13] a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13, c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan, d) Vakıf, dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan, e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten, yoksun bırakılır. (2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz. (3) Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.[14] (4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.[15] (5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından itibaren işlemeye başlar. (6) Belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar. Eşya müsaderesi

Soruşturma Usulü, Teşebbüs ve Dava Zamanaşımı

Müstehcenlik suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikâyet şartına tabi tutulmamıştır; cumhuriyet savcılıklarınca ve adli makamlarca re'sen soruşturma yürütülür ve kamu davası açılır. Müstehcen içeriklerin basın ve yayın araçlarıyla yayılmasına yönelik fiillerde, ürünün basıldığı fakat matbaada tutularak henüz dağıtıma çıkarılmadığı hâllerde suç tamamlanmamış sayılacağından eylem teşebbüs aşamasında kabul edilebilir.

Bu suç tipinde dava zamanaşımı süreleri eylemin niteliğine ve kanundaki ceza haddine göre değişmektedir. 5237 sayılı Kanun'un 226. maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkrasının ikinci cümlesi ve dördüncü fıkrasında tanımlanan fiiller yönünden dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Çocukların üretimde araç olarak kullanılmasını içeren üçüncü fıkranın birinci cümlesi ile nitelikli içeriklerin basın-yayın vasıtasıyla dağıtımını ve çocuklara eriştirilmesini düzenleyen beşinci fıkradaki suçlar bakımından ise dava zamanaşımı süresi 15 yıldır.

Müstehcenlik suçu şikâyete tabi midir?

Hayır, müstehcenlik suçlarının soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olmayıp yetkili makamlarca re'sen yürütülür.

Müstehcen bir görüntünün özel mesajla kapalı iletilmesi suç mudur?

Sosyal medya ve mesajlaşma platformları üzerinden müstehcen görüntülerin kamuya açık olmayan biçimde yalnızca belirli kişilere gönderilmesi durumunda aleniyet unsuru oluşmadığından müstehcenlik suçu vücut bulmaz.

Çocukların yer aldığı müstehcen materyalleri bulundurmanın cezası nedir?

Çocukların, temsili çocuk tasvirlerinin veya çocuk gibi görünen bireylerin yer aldığı müstehcen içerikleri bulunduran veya başkalarının kullanımına sunan kimseler iki yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu