Muris Muvazaasının Tanımı ve Hukuki Niteliği
Muris muvazaası, mirasbırakanın tapulu taşınmazını gerçekte bağışlamak istemesine rağmen diğer mirasçılarını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla resmi memur önündeki iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi şeklinde açıklamasıyla ortaya çıkan bir nisbi muvazaa türüdür. Bu tür işlemlerde mirasbırakan taşınmaz mülkiyetini devretme iradesi taşımakta, ancak asıl amacını gizleyerek resmi sözleşmede farklı bir hukuki işlem kalıbına başvurmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2014/1347, K. 2016/1034Kaynağı aç
Muvazaanın genel türleri bakımından basit muvazaada görünürdeki işlem tarafların yapmayı arzu etmedikleri bir işlem niteliğinde olup hiçbir hukuki sonuç doğurmaz; bu işlemin hükümsüzlüğü mahkemece kendiliğinden gözetilir ve süre sınırı olmaksızın herkes tarafından ileri sürülebilir. Nitelikli muvazaada ise bağışlama sözleşmesinin satış arkasına gizlendiği durumlarda görünürdeki satış sözleşmesi muvazaa sebebiyle kesin hükümsüz sayılmaktadır.
Görünürdeki satış akdi tarafların gerçek iradelerini yansıtmadığı için muvazaa nedeniyle hükümsüz kalırken, gizlenen bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706'ncı, Türk Borçlar Kanunu'nun 237'nci ve Tapu Kanunu'nun 26'ncı maddelerinde düzenlenen resmi şekil şartına uyulmadığı için şekle aykırılık sebebiyle kesin hükümsüz olur. Saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı zedelenen tüm mirasçılar, muvazaalı işlemin geçersizliğinin tespitini ve tescil edilen tapu kaydının iptalini talep etme hakkına sahiptir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2022/32, K. 2022/2188Kaynağı aç
Mirasçılardan Mal Kaçırma Kastının Varlığı
Muris muvazaasının varlığından söz edilebilmesi için genel muvazaa koşullarına ilave olarak mirasbırakanın mirasçılarından mal kaçırma kastıyla hareket ettiğinin tespiti aranmaktadır. Mirasbırakan tapulu taşınmazını devretmeyi amaçlasa da esas gayesini gizleyerek tapudaki iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi biçiminde ortaya koymalı ve bu işlemle diğer mirasçılarını terekeden ve miras payından yoksun kılmayı hedeflemelidir.
Eşi Koruma ve Güvenceye Alma Saikiyle Taşınmaz Devri
Mirasbırakanın taşınmazını eşine resmi işlemde satış göstererek devrettiği hallerde satış bedeli fiilen ödenmemiş ve işlem gerçekte bağışlama iradesine dayanmış olsa bile, Borçlar Hukuku çerçevesinde saptanan bu muvazaa muris muvazaası hükümlerinin uygulanması için kafi gelmemektedir. Muris muvazaasının kabulü için mirasbırakanın devri yaparken diğer mirasçılarından mal kaçırma saikiyle hareket ettiğinin ispat edilmesi gerekmektedir.
Ortak çocuklar dışında mirasçısı bulunmayan mirasbırakanın, ileride gerçekleşecek vefatını öngörerek taşınmazın edinilmesinde emeği ve desteği bulunan uzun süreli hayat arkadaşı olan eşini koruma ve güvenceye alma düşüncesiyle gerçekleştirdiği taşınmaz temliki mal kaçırma kastı olarak nitelendirilmemektedir. Eşi güvence altına alma saikinin mal kaçırma kastı sayılmadığı bu hukuki değerlendirme oy çokluğu ile benimsenmiştir.
Mirasçıların Dava Açma Hakkı ve Şartları
Mirasbırakanın tapulu taşınmazını diğer mirasçıları miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekte bağışlamak istediği halde tapu sicil memuru önünde iradesini satış doğrultusunda açıklamış olması durumunda, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açabilir. Mirasçılar, görünürdeki satış işleminin muvazaalı olduğunu ve gizlenen bağış sözleşmesinin resmi şekil eksikliği taşıdığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil talebinde bulunabilirler.
Mirasbırakanın Gerçek İradesinin Belirlenmesi ve Delillerin İncelenmesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2022/32 E., 2022/2188 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, muris muvazaası iddialarında mirasbırakanın gerçek irade ve amacının hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde açıklığa kavuşturulması zorunludur. Taraflara usulüne uygun tebligat yapılarak delil bildirme imkânı sağlanması savunma hakkının temel bir gereği olup, bildirilen tüm deliller eksiksiz toplanarak murisin esas saiki tayin edilmelidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2022/32 E., 2022/2188 K. sayılı kararına konu somut uyuşmazlıkta; mirasbırakanın taşınmazını aracı kullanarak devrettiği, devralanın söz konusu taşınmazı alabilecek geliri ve alım gücü bulunmadığı, terekeye satış bedelinin girmediği ve temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı bağış niteliğinde olduğu gerekçesiyle yerel mahkemece verilen tapu iptali ve tescil kararı onanmıştır.
Mirasbırakanın eşine yaptığı satış devri her durumda muris muvazaası oluşturur mu?
Taşınmaz devrinde satış bedeli ödenmemiş ve işlem bağış niteliğinde olsa dahi muris muvazaasından söz edebilmek için mirasçılardan mal kaçırma kastının kanıtlanması gerekir. Ortak evlatlar dışında başka mirasçının bulunmadığı ve eşin taşınmazın edinilmesinde emeğinin bulunduğu somut olayda, vefat sonrası hayat arkadaşını koruma ve güvenceye alma düşüncesi mal kaçırma kastı olarak değerlendirilmemiştir.
Saklı pay sahibi olmayan mirasçılar da muris muvazaası davası açabilir mi?
Mirasbırakanın mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla gerçekleştirdiği muvazaalı devirlerde, saklı pay sahibi olsun ya da olmasın hakkı zedelenen tüm mirasçılar tapu iptali ve tescil talebiyle dava açma yetkisine sahiptir.
Basit muvazaa ile muris muvazaası arasında ne fark vardır?
Basit muvazaada taraflar görünürdeki işlemi yapmayı arzu etmezler ve bu işlem hiçbir hukuki sonuç doğurmaz; nisbi muvazaa niteliğindeki muris muvazaasında ise mirasbırakan taşınmazını devretmek istemekte, ancak mirasçıları yoksun bırakmak amacıyla bağış iradesini resmi satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi kalıbında gizlemektedir.
Muris muvazaasında gizlenen bağış sözleşmesi neden kesin hükümsüzdür?
Türk Medeni Kanunu'nun 706'ncı, Türk Borçlar Kanunu'nun 237'nci ve Tapu Kanunu'nun 26'ncı maddeleri uyarınca taşınmaz mülkiyetini geçiren sözleşmeler resmi şekle tabidir; satış sözleşmesi arkasına gizlenen bağış iradesi tapu memuru önünde resmi şekilde yapılmadığından şekil eksikliği sebebiyle kesin hükümsüzdür.
Devralanın alım gücünün bulunmaması muris muvazaası tespitinde nasıl değerlendirilir?
Taşınmazı devralan kişinin yeterli gelire ve alım gücüne sahip olmaması ile satış bedelinin mirasbırakanın terekesine intikal ettiğinin ispatlanamaması, işlemin gerçek bir satış olmayıp diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı gizli bir bağış olduğunu gösteren temel olgular arasında yer alır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

