Mirasın Reddi: Gerçek ve Hükmen Red Nasıl Yapılır?

by Avukat Erdal Ersoy
Mirasın Reddi: Gerçek ve Hükmen Red Nasıl Yapılır?

Türk Medeni Kanunu'na göre hem yasal hem atanmış mirasçılar mirası reddedebilir. Mirasın reddi iki ayrı biçimde gerçekleşir: mirasçının iradesini mahkemeye bildirdiği gerçek red ve mirasbırakanın ölüm anında ödeme güçsüzlüğünün açıkça belli ya da resmen tespit edilmiş olması hâlinde kanun gereği miras reddedilmiş sayılan hükmen red. Bu iki yolun usulü, süresi ve görevli yargı yeri birbirinden farklıdır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 605Kaynağı aç
Madde 605-Yasal ve atanmış mirasçılar mirası reddedebilirler. Ölümü tarihinde mirasbırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır. 2. Süre a. Genel olarak

Gerçek Red: Süre ve Başlangıç Tarihi

Mirası gerçek anlamda reddetmek isteyen mirasçının TMK m. 606 uyarınca üç aylık süre içinde harekete geçmesi gerekir. Bu süre yasal mirasçılar için mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar; ancak kanun, mirasçı olduklarını daha sonra öğrendiklerini ileri süren mirasçıya bunu ispat yükü yüklemektedir. Vasiyetname ile atanmış mirasçılar açısından ise süre, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işler.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 606Kaynağı aç
Madde 606- Miras, üç ay içinde reddolunabilir. Bu süre, yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri; vasiyetname ile atanmış mirasçılar için mirasbırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar. b. Terekenin yazımında

Başvuru Usulü ve Yetkili Mahkeme

Gerçek ret beyanı, mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine sözlü ya da yazılı olarak yapılır. TMK m. 609 bu yetkiyi mirasbırakanın son yerleşim yeri sulh hukuk mahkemesine bağlamıştır; söz konusu yetki kesin niteliktedir. Sulh hâkimi beyanı tutanakla tespit eder; süresinde yapılan ret, mirasın açıldığı yerdeki sulh mahkemesinin özel kütüğüne işlenir. İsteğe bağlı olarak mirasçıya reddi gösteren bir belge de verilebilir. Ret beyanının kayıtsız ve şartsız olması zorunludur; koşula bağlanan bir beyan geçerli sayılmaz.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 609Kaynağı aç
Madde 609- Mirasın reddi, mirasçılar tarafından sulh mahkemesine sözlü veya yazılı beyanla yapılır. Reddin kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Sulh hâkimi, sözlü veya yazılı ret beyanını bir tutanakla tespit eder. Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. Tutanağın ve kütüğün nasıl tutulacağı Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.[32] II. Ret hakkının düşmesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2022/15439, K. 2023/2704Kaynağı aç
5. Hukuk Dairesi         2022/15439 E.  ,  2023/2704 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi I. YARGI YERİ BELİRLENMESİNE KONU KARARLAR A. Ankara 8. Sulh Hukuk Mahkemesinin 29.09.2022 Tarihli ve 2022/1684 Esas, 2022/1956 Karar Sayılı Kararı Mirasın gerçek reddi istemli davalarda yetkili mahkemenin, mirasbırakanın son yerleşim yeri mahkemesi olduğu, müteveffanın yerleşim yeri adresinin Namık Kemal Mahallesi 49007/1. Sokak No:13 İç Kapı No:5 Dulkadiroğlu/Kahramanmaraş olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. B. Kahramanmaraş 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 22.10.2022 Tarihli ve 2022/1339 Esas, 2022/1320 Karar Sayılı Kararı Mirasın gerçek reddine ilişkin ret beyanının yapılacağı mahkeme yönünden kesin yetkinin söz konusu olmadığı, ret beyanında bulunan mirasçıların oturduğu yer mahkemesinin de yetkili mahkeme olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verilmiştir. II. GEREKÇE A. Uyuşmazlık Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 609 uncu maddesi uyarınca mirasın gerçek reddi istemine ilişkindir. B. İlgili Hukuk 1. Farklı bölge adliye mahkemelerinin yargı çevresinde kalan ilk derece mahkemeleri ile bölge adliye mahkemeleri arasındaki yetki ve görev uyuşmazlıklarının giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un (5235 sayılı Kanun) 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan düzenlemelerdir. 2. 4721 sayılı Kanun’un “Yerleşim yeri” başlıklı 19 uncu maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Yerleşim yeri bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.” 3. 4721 sayılı Kanun’un 609 uncu maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir: “Süresi içinde yapılmış olan ret beyanı, mirasın açıldığı yerin sulh mahkemesince özel kütüğüne yazılır ve reddeden mirasçı isterse kendisine reddi gösteren bir belge verilir. ” C. Değerlendirme 1. Mirasın reddi istemi, mirasın açıldığı yerin sulh hukuk mahkemesinde mirasçı tarafından sözlü veya yazılı beyanla yapılabilir. Buradaki yetki kesin olup, miras bırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesi görevli ve yetkili mahkemedir. 2.Dosya kapsamından, müteveffanın ölmeden önceki son yerleşim yeri adresinin Dulkadiroğlu/Kahramanmaraş olduğu anlaşıldığından, uyuşmazlığın Kahramanmaraş 2. Sulh Hukuk Mahkemesince sonuçlandırılması gerekmektedir. III. KARAR Açıklanan sebeplerle; 6100 sayılı Kanun’un 21 ve 22 nci maddeleri ile 5235 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Kahramanmaraş 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, 20.03.2023 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.

Ret beyanı, sulh mahkemesine ulaştığı anda hukuki sonuç doğuran bozucu yenilik doğurucu bir irade açıklamasıdır. Sulh hukuk mahkemesinin gerçek ret başvurusundaki incelemesi, talebin süresinde olup olmadığını ve ret edenin mirasçılık sıfatını taşıyıp taşımadığını tespit etmekle sınırlıdır; süresinde ve usulüne uygun bir talep varlığında TMK m. 609'daki işlemleri yapar.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/13088, K. 2020/3284Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/13088 E.  ,  2020/3284 K. "İçtihat Metni" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Talep edenler vekili tarafından, 13.05.2016 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi ile resmen tasfiye talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 26.05.2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi talep edenler vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Talep, mirasın gerçek reddi isteğine ilişkindir. Talep edenler vekili, mirasbırakan …'in 04/03/2016 tarihinde vefat ettiğini, geriye mirasçıları olarak müvekkillerinin kaldığını, terekenin resmen tasfiyesi ile mirasın reddinin tescilini istemiştir. Mahkemece, davanın mirasın hükmen reddi isteğine ilişkin olduğu gerekçesi ile mahkemenin görevsizliğine karar vermiştir. Hükmü, talep edenler vekili temyiz etmiştir. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 31, 33). Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ise Asliye Hukuk ve Sulh Hukuk Mahkemesi'nin görevli olup olmadığını, tayin ve tespitte dava konusunun değeri ve miktarı ölçüsünü kaldırmış, dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu hükme bağlanmıştır (HMK.m.2/1). Bu nedenle, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Ancak mirasın gerçek reddi davasında Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Mirasın hükmen reddinin tespiti davasında davanın açılması için herhangi bir süre öngörülmemiş iken, mirasın gerçek reddi davası 3 aylık süreye tabidir. (Türk Medeni Kanunu'nun madde 605/1, 606) Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesi uyarınca hasımsız olarak açılan mirasın gerçek reddine ilişkin davada yerel mahkemenin görevi; isteğin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti ile süresinde başvuru ve usulüne uygun bir talep bulunduğu takdirde Türk Medeni Kanununun 609. maddesinde gösterilen usulde işlem yapmaktan ibarettir. Bilindiği üzere, mirasın kayıtsız şartsız reddine ilişkin beyan; bozucu yenilik doğurucu niteliktedir. Bu beyan Sulh Mahkemesine ulaşmakla sonuç doğurur. Hükmen ret ise tereke alacaklısına karşı açılacak davada, miras bırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olduğunun tespiti niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde yer alan "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir" hükmüne göre mirasın gerçek reddini tespit ve tescil edip başka mirasçı bulunmadığını gören mahkemenin terekeyi iflas hükümlerine göre re'sen tasfiye etmesi gerekir. Bu madde uyarınca yapılacak tasfiye ise süreye bağlı değildir. Sulh hukuk mahkemesince, en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, herhangi bir başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir. Dava; mirasçılar tarafından hasım gösterilmeden süresi içinde açılan Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesi gereğince mirasın gerçek reddine ilişkindir. Mirasbırakanın borçlarının bulunduğunun belirtilmesi mirasın hükmen reddinin tespitini talep etmek değil ret sebebini açıklayan bir beyandır. Kaldı ki talep edenler vekili 20.05.2016 tarihli dilekçesinde; murisin mirasının kayıtsız şartsız reddedildiğinin tespitini talep ettiğini beyan etmiştir. Mahkemece öninceleme duruşması yapılmak sureti ile talep hakkında bir karar verilmesi gerekirken duruşma açılmadan evrak üzerinde yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 03/06/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Ret Hakkını Kaybettiren Davranışlar

TMK m. 610 uyarınca yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız ve şartsız olarak kazanmış sayılır. Bunun yanı sıra üç aylık süre dolmadan tereke işlemlerine mirasçı sıfatıyla karışmak, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan ya da mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapmak veya tereke mallarını gizlemek ya da kendisine mal etmek de ret hakkını sona erdirir. Buna karşın zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak amacıyla dava açılması ya da cebri icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz; kanun bu durumu açıkça güvence altına almıştır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 610Kaynağı aç
Madde 610- Yasal süre içinde mirası reddetmeyen mirasçı, mirası kayıtsız şartsız kazanmış olur. Ret süresi sona ermeden mirasçı olarak tereke işlemlerine karışan, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya mirasbırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işler yapan ya da tereke mallarını gizleyen veya kendisine maleden mirasçı, mirası reddedemez. Zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak için dava açılması ve cebrî icra takibi yapılması, ret hakkını ortadan kaldırmaz. III. Mirasçılardan biri tarafından ret

Terekeyi Sahiplenme Sayılmayan İşlemler

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin E. 2015/17979, K. 2016/7416 sayılı kararında mirasbırakanın ölümü üzerine mirasçılara ödenen emekli ikramiyesinin hak sahipliği sıfatından doğduğu ve terekeye dahil olmadığı, dolayısıyla bu ikramiyenin alınmasının terekeyi sahiplenme anlamına gelmeyeceği kabul edilmiştir. Yargıtay içtihadına göre veraset ve intikal beyannamesi verilmesi de terekeyi sahiplenme sonucunu doğurmaz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/2-1607, K. 2013/1675 sayılı kararında ise borca batık olduğu anlaşılan bir terekenin cüzi borçlarının mirasçılarca kendi malvarlığından ödenmesinin olağan işlemlerden sayıldığı ve terekeyi kabullenme olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/17979, K. 2016/7416Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2015/17979 E.  ,  2016/7416 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 25.07.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 09.09.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacılar, oğulları …'nın 06/07/2012 tarihinde öldüğünü, terekenin borca batık olduğundan dolayı, …İli, … İlçesi, …Mahallesinde cilt: 14, aile sıra no: 32'de kayıtlı oğulları …'nın hükmen mirasının reddine karar verilmesini istemişlerdir. Davalı … vekili, davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir. Mahkemece, davacıların mirasbırakanın ölümünden sonra mirasbırakana ait emekli ikramiyesini aldıkları SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Kamu Görevlileri Ödemeler Daire Başkanlığının 15.06.2015 tarih ve 16760878 sayılı yazılarından anlaşıldığından, davacıların bu şekilde terekeyi tesahüp ettikleri ortaya çıktığından davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava miras bırakanın yasal mirasçıları tarafından açılmıştır. Davacılar miras bırakanın ölüm tarihinde, terekesinin borca batık olduğunu belirtip bu sebeple terekenin borca batık olduğunun tespitine kararı verilmesini talep etmişlerdir (TMK. m. 605/2). Yasal mirasçılar, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde terekenin ölüm tarihinde borca batık olduğu yönünde tespit kararı verilmesini isteyebilirler. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra terekenin borca batık olduğunu ileri sürmeleri Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz. Somut olayda murisin ölümü nedeniyle davacılara ödenen ikramiye hak sahiplerinin sıfatından doğan haklar olup terekeye dahil değildir. Emekli ikramiyesini almak terekeye sahiplenme anlamına gelmez. Bu nedenle davanın esasına girilerek murisin aktif ve pasifleri bilirkişi raporu ile belirlenmeli ve sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde temyiz harcının yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 22.09.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/9811, K. 2019/3444Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/9811 E.  ,  2019/3444 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı tarafından, davalı aleyhine 01.09.2014 gününde verilen dilekçe ile mirasın hükmen reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 11.11.2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, 29.12.2012 tarihinde vefat eden …’in terekesinin borca batık olduğunun tespiti ile mirasın hükmen reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın üç aylık yasal süre içerisinde açılmadığını, dava şartlarının oluşup oluşmadığının mahkemece araştırılmasını, aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmemesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, davacı temyiz etmiştir. Dava, TMK'nin 605/2. maddesi gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmiş ise, miras reddedilmiş sayılır (TMK m. 605/2). Mirasçılar Türk Medeni Kanununun 610. maddesinde yazılı aykırılık da bulunmadıkça yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça her zaman murisin ödemeden aczinin tespitini isteyebilir. Türk Medeni Kanunu'nun 606. maddesinde belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Bu davada yetkili mahkeme ise alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca Türk Medeni Kanununun Velayet Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına İlişkin Tüzüğün 39/2. fıkrası gereğince mirasın reddi yetkisini içeren özel vekaletname sunulması da zorunludur. Davacı … kendi adına asaleten, 28.07.2000 doğumlu … ve 02.10.2009 doğumlu … ’e velayeten mirasın reddi için bu davayı açmıştır. Annenin hukuki yararı ile çocukların hukuki yararı çatışmaktadır. Mahkemece Medeni Kanunun 426/2. maddesi uyarınca 02.10.2009 doğumlu … için kayyım tayin ettirilmesi, davanın kayyım tarafından devam ettirilmesi ve gösterdiği takdirde delilleri toplanması, yargılama aşamasında … reşit olduğundan … davaya ve yapılan işlemlere muvafakati sağlanması gerekir. Ayrıca yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Mahkemece murisin tapu ve araç kaydının araştırılmasıyla ilgili yazdığı yazıda ölüm tarihinin esas alınmadığı anlaşılmaktadır. O halde mahkemece yapılması gereken iş, murisin ölüm tarihi itibariyle üzerine kayıtlı gayrımenkul ve araç bulunup bulunmadığının araştırılması için ilgili tapu ve emniyet müdürlüğüne yazı yazılmalıdır. Dosya içerisindeki belgelerden 78 BH 532, 78 EB 859, 78 SA 139, 78 EA 127 ve14 BA 794 plakalı araçların muris adına kayıtlı olduğu, üzerlerinde haciz bulunduğu görülmektedir. Bu araçların (ilgili emniyet müdürlüğünden murisin ölüm tarihi itibariyle üzerine kayıtlı başka araçların da varlığının bildirilmesi halinde bu araçların da) ölüm tarihi itibariyle değerlerinin tespiti açısından keşif yapılmalı, keşif yapılamadığı halde dosya üzerinden alınacak bilirkişi raporuyla tespit edilmelidir. Araçların üzerinde haciz şerhi bulunan dosyalardaki alacağın ölüm tarihi itibariyle devam edip etmediği ve miktarı ilgili birimlerden sorulmalı, murisin davalıya ölüm tarihi itibariyle borçlu olduğu miktar tespit edilmelidir. Kabule göre de, veraset ve intikal beyannamesi verilmesi terekeyi sahiplenme anlamına gelmemektedir. Davacıların terekeyi sahiplenme şeklindeki davranışlarda bulunduğuna dair somut kanıtlar bulunmadığından bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi de doğru görülmemiştir. Mahkemece, belirtilen hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 16.04.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Mirasçılık belgesi alınmasının da terekeyi sahiplenmek anlamına gelmediği Yargıtay 14. Hukuk Dairesi tarafından kabul görmüştür.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2016/13527, K. 2020/3370Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2016/13527 E.  ,  2020/3370 K. "İçtihat Metni" 14. Hukuk Dairesi MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Talep eden vekili tarafından, 03/11/2015 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; talebin reddine dair verilen 24/12/2015 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi talep eden vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava, mirasın gerçek reddi isteğine ilişkindir. Talep eden, murisi …’nin 27.03.2014 tarihinde vefat ettiğini, murisinin sağ iken malvarlığını aşacak derecede harcamalar yaptığını belirterek, mirasın reddine karar verilmesini istemiştir. … Sulh Hukuk Mahkemesinin 19.08.2014 tarihli, 2014/562 E sayılı ilamı ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmiştir. … 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17.11.2014 tarihli 2014/1161 E, 2014/1444 K sayılı ilamı ile talebin görev ve yetki yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar 23.12.2014 tarihinde kesinleşmiştir. … 1.Asliye Hukuk Mahkemesince 26.03.2015 tarihli 2015/6 E, 2015/66 K sayılı ilamı ile davanın görev ve yetki yönünden reddine karar verilmiş ve bu karar 06.04.2015 tarihinde kesinleşmiştir. … Sulh Hukuk Mahkemesi, … 3. Sulh Hukuk Mahkemesi ile … 1. Asliye Hukuk Mahkemelerince görevsizlik ve yetkisizlik kararları verilmesi üzerine Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 01.10.2015 tarihli 2015/6365 E, 2015/8106 K sayılı ilamı ile … Sulh Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmiştir. … Sulh Hukuk Mahkemesince, mirasçı …’nin babası …’nin vefatı nedeniyle 02.04.2014 tarihli 2014/269 E-2014/238 K sayılı … Sulh Hukuk Mahkemesinin ilamı ile mirasçılık belgesi aldığı, babasından kalan mirası kabul ettiğine dair hareketler sergilediği, dolayısıyla babasından kalan mirası kabul ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hükmü, talep eden … temyiz etmiştir. Yasal mirasçılar, terekenin olağan yönetimi niteliğinde olmayan veya miras bırakanın işlerinin yürütülmesi için gerekli olanın dışında işleri yapmamış olmaları veya terekeyi sahiplenmemiş bulunmaları halinde mirasın reddinin tespitini isteyebilirler. Terekeyi sahiplenmiş olan veya sahiplenme anlamına gelen işleri yapan mirasçıların, bundan sonra mirasın reddinin tespitini istemeleri Türk Medeni Kanununun 2. maddesindeki dürüstlük kuralına aykırı olur. Hakkın açıkça kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz. Somut olayda ise, talep eden … mirasçılık belgesi almıştır. Mirasçılık belgesi alınması terekeyi sahiplenmek anlamına gelmemektedir. Bu nedenlerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 04.06.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Hükmen Red: Borca Batık Tereke

TMK m. 605/2 uyarınca mirasbırakanın ölüm tarihinde ödeme güçsüzlüğü açıkça belli ya da resmen tespit edilmişse miras, ayrıca bir irade açıklamasına gerek kalmaksızın reddedilmiş sayılır. Kanun bu durumu kendiliğinden gerçekleşen bir sonuç olarak düzenlemektedir. Hükmen ret davasında mahkeme murisin aktif ve pasiflerini bilirkişi raporu ile ortaya koyarak sonuca göre karar verir.

Gerçek red ile hükmen red arasında görev ve süre bakımından önemli farklılıklar bulunmaktadır. Gerçek ret başvurusu sulh hukuk mahkemesinde yapılır ve üç aylık süreye tabidir. Hükmen ret ise tereke alacaklısına karşı açılacak bir tespit davası niteliğinde olup asliye hukuk mahkemesinde görülür. Bu davanın açılması için herhangi bir süre öngörülmemiştir. Görev kuralı kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetilmesi gerekir.

Mirasbırakanın terekesinin borca batık olduğunun belirtilerek gerçek ret talebinde bulunulması, hükmen ret davası açılması anlamına gelmez; bu açıklama yalnızca ret sebebini gösteren bir beyan niteliği taşır. İki yolun birbirine karıştırılması, davayı götüren mahkeme bakımından görevsizlik sorununa yol açabilir.

Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2017/1987, K. 2021/458Kaynağı aç
14. Hukuk Dairesi         2017/1987 E.  ,  2021/458 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi Talep edenler tarafından, 18/01/2016 gününde verilen dilekçe ile mirasın gerçek reddi talebi üzerine yapılan duruşma sonunda; mahkemenin görevsizliğine dair verilen 26/02/2016 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi talep edenler vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Talep, mirasın gerçek reddi isteğine ilişkindir. Talep edenler, mirasbırakan …’in 19.09.2015 tarihinde vefat ettiğini, geriye kendilerinin mirasçı kaldığını, terekenin borca batık olduğu gerekçesiyle mirasın reddini talep ve dava etmişlerdir. İzmir 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 14.10.2015 tarihli 2015/1567 E, 2015/1486 K. sayılı ilamı ile dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmiş; tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine 04.12.2015 tarihinde kesinleşmiştir. Lapseki Sulh Hukuk Mahkemesinin 26.02.2016 tarihli, 2016/20 E, 2016/83 K sayılı ilamı ile davanın mirasın hükmen reddi isteğine ilişkin olduğu gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Hükmü, talep edenler vekili temyiz etmiştir. Olayları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme hakime aittir (Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 31, 33). Davanın açıldığı tarihten önce yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu görevli mahkemenin tayin ve tespitinde dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın mal varlığı haklarına ilişkin davalarda, görevli mahkemenin aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesi olduğunu hükme bağlamıştır (HMK.m.2/1). Bu nedenle, mirasın hükmen reddi davasında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir. Türk Medeni Kanununun 609. maddesi uyarınca mirasın gerçek reddi davasında görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması zorunludur. Mirasın hükmen reddinin tespiti davasında davanın açılması için herhangi bir süre öngörülmemiş iken, mirasın gerçek reddi davası 3 aylık süreye tabidir. (Türk Medeni Kanununun madde 605/1, 606) Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesi uyarınca hasımsız olarak açılan mirasın gerçek reddine ilişkin davada yerel mahkemenin görevi; isteğin süresinde olup olmadığı ve ret edenin mirasçılık sıfatının bulunup bulunmadığının tespiti ile süresinde başvuru ve usulüne uygun bir talep bulunduğu takdirde Türk Medeni Kanununun 609. maddesinde gösterilen usule göre işlem yapmaktan ibarettir. Bilindiği üzere, mirasın kayıtsız şartsız reddine ilişkin beyan; bozucu yenilik doğurucu niteliktedir. Bu beyan sulh mahkemesine ulaşmakla sonuç doğurur. Hükmen ret ise tereke alacaklısına karşı açılacak davada, miras bırakanın ölüm tarihindeki terekesinin borca batık olduğunun tespiti niteliğindedir. Türk Medeni Kanununun 612. maddesinde yer alan "En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras sulh hukuk mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir" hükmüne göre mirasın gerçek reddini tespit ve tescil edip başka mirasçı bulunmadığını gören mahkemenin terekeyi iflas hükümlerine göre re'sen tasfiye etmesi gerekir. Bu madde uyarınca yapılacak tasfiye ise süreye bağlı değildir. Sulh hukuk mahkemesince, en yakın mirasçıların mirası reddettiklerinin belirlenmesi halinde, herhangi bir başvuruya gerek olmadan kendiliğinden resmi tasfiye yoluna gidilmesi gerekir. Dava; mirasçılar tarafından hasım gösterilmeden süresi içinde açılan Türk Medeni Kanununun 605/1 maddesi gereğince mirasın gerçek reddine ilişkindir. Mirasbırakanın terekesinin borca batık olduğunun belirtilmesi mirasın hükmen reddinin tespitini talep etmek değildir ret sebebini açıklayan bir beyandır. Mahkemece yanılgılı değerlendirme ile görevsizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın yatırana iadesine, 01.02.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan

Terekeyi sahiplenen ya da sahiplenme anlamına gelen işlemler yapmış olan bir mirasçının sonradan terekenin borca batık olduğunu ileri sürmesi, TMK m. 2'deki dürüstlük kuralıyla bağdaşmaz. Bu çerçeve hükmen ret bağlamında geçerlidir.

En Yakın Mirasçıların Tamamının Reddetmesi

TMK m. 612 uyarınca en yakın yasal mirasçıların tamamının mirası reddetmesi hâlinde sulh hukuk mahkemesi, herhangi bir başvuru beklemeksizin terekeyi iflas hükümlerine göre re'sen tasfiye eder. Bu tasfiye herhangi bir süreye bağlı değildir.

Reddin Diğer Mirasçılara Etkisi

TMK m. 611 uyarınca yasal mirasçılardan birinin mirası reddetmesi hâlinde onun payı, miras açıldığı anda bu kişi sağ değilmiş gibi değerlendirilerek hak sahiplerine geçer. Atanmış bir mirasçının reddetmesi durumunda ise pay, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan aksine bir irade anlaşılmadıkça en yakın yasal mirasçılara kalır.

4721 sayılı TÜRK MEDENİ KANUNU m. 611Kaynağı aç
Madde 611- Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer. Mirası reddeden atanmış mirasçının payı, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan arzusunun başka türlü olduğu anlaşılmadıkça, mirasbırakanın en yakın yasal mirasçılarına kalır. IV. En yakın mirasçıların tamamı tarafından ret 1. Genel olarak

Külli Halefiyet ve Mirasın Kendiliğinden Geçişi

TMK m. 599'da düzenlenen külli halefiyet ilkesi gereği yasal ve atanmış mirasçılar, mirasbırakanın ölümüyle herhangi bir işlem yapmaksızın mirasçılık sıfatını kazanır ve mirası bir bütün olarak devralır. Mirasın gerçek reddi, bu kendiliğinden geçişi ortadan kaldıran bozucu yenilik doğurucu bir haktır; kayıtsız ve şartsız ret beyanı sulh mahkemesine ulaşmakla sonuç doğurur.

Sık Sorulan Sorular

Mirası reddetmek için ne kadar sürem var?

Yasal mirasçılar için süre, mirasbırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten itibaren üç aydır. Mirasçı olduğunu daha sonra öğrendiğini ileri süren mirasçı bunu ispat etmek zorundadır. Vasiyetname ile atanmış mirasçılar içinse süre, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihte işlemeye başlar. Süreyi kaçırmak, mirası kayıtsız şartsız kabul etmiş sayılma sonucunu doğurur.

Mirası hangi mahkemede reddederim?

Gerçek ret için mirasbırakanın son yerleşim yerindeki sulh hukuk mahkemesine sözlü ya da yazılı başvuru yapılır; bu yetki kesin niteliktedir. Hükmen ret ise ayrı bir tespit davası yoluyla ve asliye hukuk mahkemesinde görülür.

Mirasçılık belgesi almak veya veraset beyannamesi vermek ret hakkını etkiler mi?

Mirasçılık belgesi alınması ve veraset ve intikal beyannamesi verilmesi, Yargıtay içtihadına göre terekeyi sahiplenme anlamına gelmemektedir.

Emekli ikramiyesi almak mirası kabul mü sayılır?

Mirasbırakanın ölümü nedeniyle mirasçılara ödenen emekli ikramiyesi hak sahipliği sıfatından doğan bir hak olup terekeye dahil değildir. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi, E. 2015/17979, K. 2016/7416 sayılı kararında bu ikramiyenin alınmasının terekeyi sahiplenme anlamına gelmediğini kabul etmiştir.

Borca batık bir miras üç ay geçtikten sonra reddedilebilir mi?

Gerçek ret için üç aylık süre zorunludur; kaçırılırsa miras kabul edilmiş sayılır. Ancak mirasbırakanın ölüm anında ödeme güçsüzlüğü açıkça belli ya da resmen tespit edilmişse TMK m. 605/2 uyarınca miras zaten reddedilmiş sayılır. Bu durumun tespitine yönelik hükmen ret davası herhangi bir süreye bağlı değildir.

Hak düşümü süresini korumak için dava açmak ret hakkını ortadan kaldırır mı?

TMK m. 610/3 uyarınca zamanaşımı veya hak düşümü sürelerinin dolmasına engel olmak amacıyla dava açılması ve cebri icra takibi yapılması ret hakkını ortadan kaldırmaz.

Bir mirasçı reddettiğinde pay kime geçer?

Yasal mirasçının payı, o kişi miras açıldığı anda hiç sağ olmamış gibi değerlendirilerek hak sahiplerine geçer. Atanmış mirasçının reddetmesi hâlinde ise pay, mirasbırakanın ölüme bağlı tasarrufundan aksine irade anlaşılmadıkça en yakın yasal mirasçılara kalır.

Terekenin küçük borçlarını ödemek mirası kabul etmek anlamına gelir mi?

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/2-1607, K. 2013/1675 sayılı kararında borca batık olduğu anlaşılan bir terekenin cüzi borçlarının mirasçılarca kendi malvarlığından ödenmesinin olağan işlemlerden sayıldığı ve terekeyi kabullenme olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu