Uygulanacak Hukukun Temel Kuralı
Milletlerarası miras ilişkilerinde hangi devletin hukukunun uygulanacağını belirleyen temel kural, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un (MÖHUK) 20. maddesinin birinci fıkrasında yer almaktadır: miras, kural olarak ölenin millî hukukuna tâbidir. Türkiye'de bulunan taşınmazlar bakımından ise bu genel kuralın önemli bir istisnası mevcuttur; söz konusu taşınmazlar hakkında mirasbırakanın millî hukukundan bağımsız olarak Türk hukuku uygulanır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 20Kaynağı aç
Dolayısıyla yabancı uyruklu bir kişinin Türkiye'de bulunan taşınmazına, o kişinin millî hukukundan bağımsız biçimde Türk miras hukuku hükümleri uygulanır. Aynı kişinin yurt dışındaki malvarlığı unsurları içinse millî hukuk temel bağlama noktasını oluşturmakla birlikte, mirasın açılması, kazanılması ve taksimi bakımından MÖHUK m. 20/2'nin ayrı bir statü öngördüğü göz önünde bulundurulmalıdır.
Mirasın Açılması, Kazanılması ve Taksimi
MÖHUK m. 20/2, mirasın açılması sebeplerine, kazanılmasına ve taksimine ilişkin hükümlerin terekenin bulunduğu ülke hukukuna tâbi olduğunu öngörmektedir. Bu fıkra, aynı maddenin millî hukuku esas alan birinci fıkrasıyla birlikte değerlendirildiğinde; özellikle terekenin birden fazla ülkede malvarlığı unsuru içerdiği durumlarda iki statünün kapsam ve öncelik ilişkisi kanun metninden açıkça belirlenememektedir. Bu ihtimalde her somut olayın özelliklerine göre ayrı bir inceleme gerekmektedir.
Türkiye'de bulunan ve hiçbir mirasçısı bulunmayan tereke, MÖHUK m. 20/3 gereğince Devlete kalır.
Ölüme Bağlı Tasarruf: Ehliyet ve Şekil
Vasiyetname ya da miras sözleşmesi gibi ölüme bağlı tasarrufların geçerliliği iki ayrı soruyu beraberinde getirir: tasarruf ehliyeti ve tasarrufun şekli. MÖHUK m. 20/5 uyarınca ölüme bağlı tasarruf ehliyeti, tasarrufta bulunanın tasarrufun yapıldığı andaki millî hukukuna tâbidir. Bu kural, vasiyetin düzenlendiği ülkenin hukukunu değil, düzenleyenin vatandaşı olduğu devletin hukukunu esas alır.
Şekil meselesinde ise MÖHUK m. 20/4, aynı kanunun 7. maddesine atıf yapar ve ölenin millî hukukuna uygun biçimde yapılan ölüme bağlı tasarrufların da geçerli sayılacağını belirtir. MÖHUK m. 7/1'e göre hukuki işlemler, yapıldıkları ülke hukukunun ya da işlemin esası bakımından yetkili olan hukukun maddî hukuk hükümlerinin öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir. Bu düzenleme, farklı ülke makamları önünde gerçekleştirilen ölüme bağlı tasarruflara belirli bir esneklik tanımaktadır.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 7Kaynağı aç
Yetkili Mahkeme: Türk İç Hukukundaki Kesin Yetki Kuralları
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 11. maddesi, miras davalarında Türk mahkemeleri arasındaki kesin yetki bölüşümünü düzenlemektedir. Terekenin paylaşılmasına, paylaşma sözleşmesinin geçersizliğine, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisine, miras sebebiyle istihkaka ilişkin davalar ile mirasçılar arasında terekenin yönetiminden kaynaklanan davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir; terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar da aynı mahkemede görülür.
6100 sayılı HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU m. 11Kaynağı aç
İstihkak davası açısından ek bir seçenek tanınmıştır: terekede bulunan bir mal hakkındaki istihkak davası, terekenin yazımı ve tespiti sırasında malın bulunduğu yerde de açılabilir. Mirasçılık belgesinin iptali ve yenisinin verilmesi davalarında ise mirasçıların her birinin oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Bu kural, mirasçıların farklı yerlerde yaşadığı durumlarda davacıya seçimlik bir imkân tanır.
HMK m. 11'deki bu kesin yetki kuralları, Türk mahkemeleri arasındaki iç yetki dağılımına ilişkindir. Milletlerarası uyuşmazlıklarda yabancı devlet mahkemelerinin aynı dava üzerindeki yetki iddialarıyla nasıl bağdaşacağı ayrıca değerlendirmeyi gerektirmekte olup bu konudaki iç yetki kuralı, uluslararası boyutun tamamına yanıt vermez.
Yabancı Mahkeme Kararlarının Türkiye'de Geçerliliği
Yurt dışında verilen ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş miras davası kararlarının Türkiye'de icra edilebilmesi için yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir; bu kural MÖHUK m. 50/1'de açıkça düzenlenmiştir. Tenfiz incelemesinin kapsamı ve yabancı kararın esası üzerinde yapılacak denetimin sınırları, MÖHUK m. 54'te öngörülen koşullar çerçevesinde belirlenir.
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 50Kaynağı aç
5718 sayılı MİLLETLERARASI ÖZEL HUKUK VE USUL HUKUKU HAKKINDA KANUN m. 54Kaynağı aç
Tenfiz Koşulları
MÖHUK m. 54, yabancı ilamın tenfizi için birkaç koşul öngörmektedir. Öncelikle Türkiye ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma ya da o devlette Türk mahkemesi ilamlarının tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü veya fiili uygulama bulunmalıdır. Bunun yanı sıra ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması aranır; davalının itiraz etmesi hâlinde ise dava konusu veya taraflarla gerçek ilişkisi bulunmadığı hâlde kendisine yetki tanımış bir devlet mahkemesince verilmiş ilamlar tenfiz edilemez. İlamın Türk kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması da tenfizin olumlu koşullarından birini oluşturur. Yabancı ülke kanunları uyarınca usulüne uygun çağrılmama, temsil edilmeme veya gıyapta hüküm kurulma gibi usul aykırılıklarının varlığı tek başına tenfize engel teşkil etmez; ancak bu hususlara dayanarak Türk mahkemesine itiraz edilmesi hâlinde tenfiz reddedilebilir.
Özel Durumlar: Çifte Vatandaşlık, Vatansızlık ve Şirket Payları
Mirasbırakanın hem Türk hem de başka bir devletin vatandaşı olması hâlinde, Türk makamları önündeki işlemlerde Türk vatandaşlığının doğurabileceği sonuçlar ayrıca ele alınmalıdır. Ancak bu durum, her malvarlığı unsuru bakımından Türk hukukunun otomatik biçimde uygulanacağı anlamına gelmez.
Vatansız kişilerin mirasında millî hukuka dayalı bağlama kuralı işletilemeyebilir; bu durumda ikamet yeri veya başka bir bağlama noktası devreye girebilir.
Şirket paylarının miras yoluyla mirasçılara geçmesi ile bu payların şirket kayıtlarına mirasçılar adına tescil edilmesi birbirinden farklı işlemlerdir. Mirasçılık belgesi sıfatı ispatlasa da şirket kayıtlarında değişiklik yapılabilmesi için şirketin kurulduğu ülkenin yasal ve sözleşmeden doğan şartlarının yerine getirilmesi gerekebilir.
Mirasın Paylaşımında Anlaşmalı ve Çekişmeli Yollar
Mirasçıların tamamının anlaşması hâlinde paylaşım sözleşmesi yapılması mümkündür. Ancak sözleşmenin geçerliliği, tâbi olduğu şekil kuralları ve hangi ülke hukukunun uygulanacağı; özellikle taşınmazlar söz konusu olduğunda ayrı bir incelemeyi zorunlu kılar. Taşınmazların bulunduğu ülkede noter onayı, tapu makamı önünde resmî işlem ya da başka biçimsel zorunluluklar aranabilir.
Türk hukukunun uygulandığı miras ilişkilerinde birinci derece mirasçılar mirasbırakanın altsoyudur ve çocuklar eşit pay alır. Mirasbırakandan önce ölen bir çocuğun yerini, her derecede halefiyet ilkesiyle o çocuğun kendi altsoyları alır. Bu kurallar yalnızca Türk hukukunun uygulandığı miras ilişkilerinde geçerlidir; yabancı hukukun uygulandığı durumlarda o hukukun mirasçılık ve paylaşım hükümleri esas alınır.
Sık Sorulan Sorular
Türk vatandaşı yurt dışında vefat ederse mirası hangi hukuka göre paylaşılır?
MÖHUK m. 20/1 uyarınca miras kural olarak ölenin millî hukukuna tâbidir; bu nedenle Türk vatandaşının mirası kural olarak Türk hukukuna göre incelenir. Bununla birlikte MÖHUK m. 20/2, mirasın açılması, kazanılması ve taksimi bakımından terekenin bulunduğu ülke hukukunu esas almaktadır. Bu iki fıkranın kapsam ve öncelik ilişkisi, terekenin birden fazla ülkede yer aldığı durumlarda somut olayın koşullarına göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Yabancı uyruklu biri Türkiye'de taşınmaz bırakırsa hangi hukuk uygulanır?
Türkiye'de bulunan taşınmazlar, mirasbırakanın millî hukukundan bağımsız olarak Türk hukukuna tâbidir. MÖHUK m. 20/1'deki bu kural, yabancı uyruklu mirasbırakanın mirasının geneli başka bir hukuka göre yürütülse dahi Türkiye'deki taşınmazlar açısından uygulanır.
Miras davalarında hangi mahkeme yetkilidir?
HMK m. 11 uyarınca terekenin paylaşılması, ölüme bağlı tasarrufların iptali ve tenkisi, miras sebebiyle istihkak gibi davalarda ölen kimsenin son yerleşim yeri mahkemesi kesin yetkilidir. Terekenin kesin paylaşımına kadar mirasçılara karşı açılacak tüm davalar da bu mahkemede görülür. Mirasçılık belgesi uyuşmazlıklarında ise mirasçıların oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Bu kural Türk mahkemeleri arasındaki iç yetki dağılımına ilişkindir; yabancı ülkedeki malvarlığı bakımından o ülke mahkemesinin de yetkili olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Yurt dışında alınan miras kararı Türkiye'de geçerli midir?
Yabancı mahkemece verilen ve kesinleşmiş miras kararının Türkiye'de icra edilebilmesi için yetkili Türk mahkemesinden tenfiz kararı alınması gerekir. Tenfiz, MÖHUK m. 50/1'de düzenlenmekte; m. 54'te ise karşılıklılık, münhasır yetki, kamu düzeni ve usul güvenceleri gibi koşullar öngörülmektedir.
Türkiye'de alınan mirasçılık belgesi yurt dışında geçerli midir?
Türk mahkemesinden alınan mirasçılık belgesi yurt dışında kendiliğinden geçerli olmayabilir. Belgenin hangi ülkede kullanılacağına bağlı olarak apostil onayı, tercüme, yabancı makam onayı veya tanıma işlemi gerekebilir. Her ülkenin kendi kuralları farklı olduğundan bu işlemlerin ilgili ülke mevzuatına göre tamamlanması gerekir.
Vasiyetname hangi ülkede düzenlenmesi hâlinde geçerli sayılır?
MÖHUK m. 20/4 ve m. 7/1 uyarınca ölüme bağlı tasarruflar, düzenlendikleri ülke hukukunun ya da tasarrufun esası bakımından yetkili olan hukukun öngördüğü şekle uygun olarak yapılabilir; ayrıca ölenin millî hukukuna uygun biçimde yapılan tasarruflar da geçerlidir. Tasarruf ehliyeti ise tasarrufun yapıldığı andaki millî hukuka göre belirlenir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

