Mezar Taşı Kırmak Suç Mudur? İbadethane ve Mezarlık Zararı

by Avukat Erdal Ersoy
Mezar Taşı Kırmak Suç Mudur? İbadethane ve Mezarlık Zararı

Mezar taşı kırmak, Türk Ceza Kanunu kapsamında bağımsız bir suç olarak düzenlenmiş olup mezarlara, bunların üzerindeki yapılara veya mezarlık tesislerine kırmak suretiyle zarar veren kişi hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. İbadethaneler, bunların eklentileri, eşyaları veya mezarlıkların korunmasına yönelik yapılar da bu kapsamda korunmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 153Kaynağı aç
Madde 153- (1) İbadethanelere, bunların
eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, bunların üzerindeki yapılara,
mezarlıklardaki tesislere, mezarlıkların korunmasına yönelik olarak yapılan
yapılara yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi, bir yıldan dört
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Birinci fıkrada belirtilen
yerleri ve yapıları kirleten kişi, üç aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para
cezası ile cezalandırılır.
(3) Birinci ve ikinci fıkralardaki
fiillerin, ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla
işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte biri oranında artırılır.
Hakkı olmayan yere tecavüz

İbadethanelere ve Mezarlıklara Zarar Verme Suçunun Kapsamı

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 153 kapsamındaki koruma belirli bir dini inançla sınırlı tutulmamıştır; cami, kilise, sinagog ve cemevi gibi tüm dini inanışlara ait ibadethaneleri ve her türlü mezarlığı içerir. Kanunun 153. maddesinin birinci fıkrası gereğince ibadethanelere, eklentilerine, buralardaki eşyaya, mezarlara, üzerlerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere veya korunmasına yönelik yapılara yıkmak, bozmak ya da kırmak suretiyle zarar verilmesi hâlinde faile bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası verilir.

Kirletme Fiili ve Tahkir Maksadı

Zarar verme fiilinin yanı sıra kirletme eylemleri de ayrı bir suç tipi olarak yaptırıma bağlanmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 153/2 uyarınca ibadethaneleri, bunların eklentilerini, eşyalarını, mezarları, üzerlerindeki yapıları veya mezarlık tesislerini kirleten kişi üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Fiilin işleniş saiki bakımından cezada artırım öngörülmüştür. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 153/3 hükmüne göre, zarar verme veya kirletme eylemlerinin ilgili dini inanışı benimseyen toplum kesimini tahkir maksadıyla işlenmesi durumunda faile verilecek ceza üçte biri oranında artırılmaktadır.

Suçun Hukuki Niteliği ve Mala Zarar Verme ile İlişkisi

İbadethane ve mezarlıklara yönelik eylemlerin genel nitelikli mala zarar verme suçundan ayrıldığı durumlar yargı kararlarına yansımıştır. Nitekim Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 2017/2217 Esas, 2017/5562 Karar sayılı ilamında cami kapısının kırılarak zarar verilmesi eyleminin; Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2015/12971 Esas, 2016/7777 Karar sayılı ilamında ise cami penceresine taş atılarak kırılması fiilinin kamu malına zarar verme suçu yerine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 153 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, E. 2017/2217, K. 2017/5562Kaynağı aç
2. Ceza Dairesi         2017/2217 E.  ,  2017/5562 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, ibadethanelere zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Hırsızlık suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz itirazları yerinde olmadığından reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2-İbadethanelere zarar verme suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı bölümlerinin iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesi'nin 24/11/2015 tarihinde yürürlüğe giren 08/10/2015 gün ve 2014/140 esas, 2015/85 sayılı kararı da nazara alınarak bu maddede öngörülen hak yoksunluklarının uygulanmasının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüş, dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak;
İbadethane olarak kullanılan caminin kapısını kırarak zarar veren sanığın eyleminin, 5237 sayılı TCK'nın 153. maddesinde düzenlenen “ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde aynı Kanun'un 152/1-a. maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı isteme aykırı olarak BOZULMASINA, 15/05/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/12971, K. 2016/7777Kaynağı aç
15. Ceza Dairesi         2015/12971 E.  ,  2016/7777 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli hırsızlık, kamu malına zarar verme, işyeri dokunulmazlığını ihlal
HÜKÜM : 1- Katılan …'e yönelik eyleminden TCK'nın 142/1-b, 35, 116/1, 151/1, 31/3, 62( her suç için ayrı ayrı) maddeleri gereğince mahkumiyet
2- Katılan …'e yönelik eyleminden TCK'nın152/1-a, 142/1-a- 35, 31/3, 62,( her suç için ayrı ayrı) maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli hırsızlığa teşebbüs, nitelikli mala zarar verme ve konut dokunulmazlığını ihlal etme suçlarından suça sürüklenen çocuğun mahkumiyetine ilişkin hükümler suça sürüklenen çocuk müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Suça sürüklenen çocuğun katılan …'ya yönelik nitelikli hırsızlığa teşebbüs, konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından ve katılan …'e yönelik nitelikli hırsızlığa teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden koşulları oluşması halinde infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Atılı suçların suça sürüklenen çocuk tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuk müdafiinin bir sebebe dayanmayan temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Suça sürüklenen çocuğun katılan …'e yönelik nitelikli mala zarar verme suçundan verilen mahkumiyet hükmünün temyiz incelemesinde;Suça sürüklenen çocuğun, olay tarihinde yerden aldığı taşı cami penceresine atarak kırması şeklinde sübut bulan eyleminin 5237 sayılı TCK'nın 153.maddesinde belirtilen "ibadethanelerle, bunların eklentilerine, buralardaki eşyalarla, bunların üzerindeki yapılara, mezarlıklardaki tesislere, mezarların korunmasına yönelik yapıları yıkmak, bozmak ve kırmak" suçunu oluşturduğu gözetilmeden mala zarar verme suçunun nitelendirilmesinde hataya düşürülerek yazılı şekilde TCK'nın 152/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulması,
Kabule göre de,
5237 sayılı TCK.nın 53.maddesinin (1), (2), ve (4) numaralı fıkralarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesi'nin verdiği 08.10.2015 tarihli ve E.2014/140, K.2015/85 sayılı kısmi iptal kararının, 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmemesi,
Kanuna aykırı olup, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, sanığın CMUK 326/son maddesince kazanılmış hakları saklı tutularak, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 19/10/2016 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Diğer yandan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2017/5617 Esas, 2017/13183 Karar sayılı ilamında, camilerin yakılarak zarar görmesi hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 152/1-a maddesi ile mala zarar vermenin yakarak işlenmesine ilişkin 152/2-a maddesindeki nitelikli unsurların oluştuğu kabul edilmiştir. Aynı karardaki karşı düşünce gerekçesinde ise ibadethanelerin kamu malı niteliğinde değerlendirilemeyeceği, özel hüküm niteliğindeki 153. madde kapsamında korunduğu ve bu sebeple 152. madde kapsamında nitelendirilemeyeceği savunulmuştur. Nitekim 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca mala zarar verme fiilinin yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanılarak işlenmesi hâlinde ceza bir katına kadar artırılmaktadır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 152Kaynağı aç
Madde 152- (1) Mala zarar verme suçunun;
a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait,
kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis
veya diğer eşya hakkında,
b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya
ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis
hakkında,
c) Devlet ormanı statüsündeki yerler
hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,
d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına
veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,
e) Grev veya lokavt hallerinde
işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının
maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
f) Siyasi partilerin, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya
kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
g) Sona ermiş olsa bile, görevinden
ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,
İşlenmesi
halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Mala zarar verme suçunun;
a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı
madde kullanarak,
b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine,
sel veya taşkına neden olmak suretiyle,
c) Radyasyona maruz bırakarak,
nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak,
işlenmesi halinde, verilecek ceza
bir katına kadar artırılır.
(3) (Ek: 18/6/2014-6545/65 md.) Mala
zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya
havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde,
yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar
artırılır.
İbadethanelere ve mezarlıklara
zarar verme
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/5617, K. 2017/13183Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2017/5617 E.  ,  2017/13183 K.
"İçtihat Metni"
Mala zarar verme suçundan sanık …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-a (üç defa) ve 152/2-a (üç defa) maddeleri uyarınca üç kez 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İSTANBUL Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 29/05/2014 tarihli ve 2010/139 esas, 2014/306 sayılı kararının temyiz edilmeden kesinleşmesini müteakip, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 65. maddesi ile yeniden düzenlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152. maddesi uyarınca hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi hususunda karar verilmesinin talep edilmesi üzerine, yapılan uyarlama yargılaması sonucunda önceki hükmün iptali ile anılan Kanun’un 152/1-a (üç defa) ve 152/2-a (üç defa) maddeleri uyarınca üç kez 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına dair İstanbul Anadolu 17. Asliye Ceza Mahkemesinin 10.12.2014 tarihli ve 2014/511 esas, 2014/655 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre, ibadethane olarak kullanılan camileri yakarak zarar veren sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 153. maddesinde düzenlenen “İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suçun hukuki nitelendirilmesinde yanılgıya düşürülerek yazılı şekilde anılan Kanun'un 152/1-a maddesi uyarınca hüküm kurulmasında isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 22.11.2016 gün ve 12315 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 01.12.2016 gün ve KYB/2016-393273 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, hükümlünün üç ayrı camiyi yakarak zarar vermesinden ibaret eyleminin TCK.nun 152/1-a,152/2-a maddelerinde tanımlı suçun unsurlarının oluştuğu, bu itibarla suç vasfının tayininde bir isabetsizlik görülmediğinden, Adalet Bakanlığı'nın Kanun Yararına Bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen ihbarname içeriği yerinde görülmediğinden kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 23.11.2017 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE
TCK.nun 153. maddesinde düzenlenen ibadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu herne kadar malvarlığına karşı suçlar içerisinde düzenlenmiş ise de ibadethaneler ve mezarlıklar malvarlığına dair değerlerden değildir. Bunlar dinen kutsal mekanlar olup bir kimsenin malvarlığının ne aktifini ne de pasifini oluşturmaktadır.
İbadethaneler her ne kadar halkın bir kısmının yararlanmasına tahsis edilmişse de nitelikleri itibariyle sadece o dine ya da cemaate mensup kişilerin kullanımına sunulmuş yapılardır. İbadethaneler ve mezarlıklar TCK.nun 152/1 maddesi kapsamında sayılmayıp, özel olarak TCK.nun 153. maddesinin konusu olarak düzenlenmeleri karşısında bunlara karşı işlenen zarar verme eylemlerini TCK.nun 152/1-a maddesi kapsamında değerlendirmek mümkün değildir. Aksinin kabulu halinde bu mekanlara verilen zararlarda 6545 sayılı yasa ile yapılan değişikliğe kadar daha fazla yaptırımı gerektiren TCK.nun 152/1-a maddesinin uygulanması gerekirdi. Dolayısıyla zarar verme eyleminin yakarak gerçekleşmesi halinde 151/1, 152/1-a maddesinin diğer zarar verme hallerinde 153. maddesinin uygulanamaması söz konusu olacaktır ki bunun kabulü TCK.nun sistemine de uygun düşmeyecektir.
Nitekim Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2012/9-1470, 2013/233 sayılı kararı ile 2012/9-1450, 2013/232 sayılı kararlarında camilerin kamu malı ya da kamu yararına tahsis edilmiş yapı olmadığı kabul edilmiştir.
İbadethanerin ya da mezarlıkların yakılması halinde yapının bozulacağı muhakkaktır. Ancak TCK.nun 152/2-a maddesinde düzenlenen suçun işleniş biçimine göre daha fazla ceza verilmesini gerektiren nitelikli halin uygulanmaması bir eksiklik olarak görülebilirse de; genişletici yorum ve kıyas yasağı karşısında mahkemeler ceza adaletini TCK.nun 3 ve 61. maddesinden yararlanarak temel cezayı alt sınır üzerinde belirleyerek sağlayabilecektir.
Yukarıda anlatılan sebeplerle hükmün bozulması gerektiği kanatinde olduğumdan sayın çoğunluğun kanun yararına bozma isteminin reddine dair karar ve görüşüne iştirak etmemekteyim. 23.11.2017

Soruşturma Usulü ve Güvenlik Tedbirleri

İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme suçu şikâyete bağlı değildir; mağdurun şikâyeti aranmaksızın Cumhuriyet savcılığı tarafından resen soruşturma açılabilir.

Güvenlik tedbirleri ve hak yoksunlukları bakımından genel kurallar uygulanır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 53/4 uyarınca, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olanlar veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış bulunan kişiler hakkında hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olan belirli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma hükümleri uygulanmaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi

Maddi Zarar Doğurmayan Saygısız Davranışlar

Doğrudan kırma, bozma veya yıkma şeklinde maddi zarar meydana getirmeyen ve kirletme boyutuna ulaşmayan saygısızca fiiller 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 153 kapsamındaki suç sınırlarına girmeyebilir. Ancak mezarlığın huzurunu ve kamu düzenini rahatsız edecek boyuttaki bu eylemler hakkında Kabahatler Kanunu kapsamında idari işlem yapılması mümkündür.

Mezar taşı kırmak şikâyete bağlı mıdır?

Hayır, bu suç şikâyete bağlı olmayıp savcılıkça resen soruşturma açılabilir.

Mezar taşı kırmanın cezası nedir?

Mezarları veya üzerlerindeki yapıları yıkmak, bozmak veya kırmak suretiyle zarar veren kişi 5237 sayılı TCK m. 153/1 uyarınca bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Mezarlıkları kirletmenin cezası ne kadardır?

Mezarları, mezar yapılarını veya tesislerini kirleten kişiye 5237 sayılı TCK m. 153/2 gereğince üç aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.

Mezarlıkta uygunsuz davranmak her durumda ceza davası konusu olur mu?

Kırma, yıkma veya kirletme niteliği taşımayan saygısız davranışlar TCK m. 153 kapsamına girmeyebilir; ancak huzur ve kamu düzenini bozuyorsa Kabahatler Kanunu kapsamında işlem yapılabilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu