Merak Saikiyle Kişisel Veri Sorgulamanın Cezai Boyutu

by Avukat Erdal Ersoy
Merak Saikiyle Kişisel Veri Sorgulamanın Cezai Boyutu

Kamu kurumlarında görev yapan ve yürüttüğü hizmet dolayısıyla sisteme erişim yetkisi bulunan personelin, görevin ifasıyla bağlantılı olmaksızın salt merak veya beğeni gibi saiklerle sistemdeki kişisel verilere bakmaktan ibaret eylemi Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil etmez. Kurum tarafından tahsis edilen yetki ve şifreyle sistemde yer alan verilere yalnızca bakılması, verilerin başka bir dijital ortama kaydedilmemesi, fiziksel olarak basılmaması veya başkalarıyla paylaşılmaması şartıyla ele geçirme suçunu oluşturmaz; ancak kurum içi disiplin soruşturmasına konu edilebilir.

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, E. 2022/7038, K. 2024/1950Kaynağı aç
12. Ceza Dairesi         2022/7038 E.  ,  2024/1950 K. "İçtihat Metni" Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın 08.03.2018 tarihli ve 30354 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanun'un 87. maddesi ile değişik 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca giderilmesi istemine ilişkin Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun 23.03.2022 tarihli ve 2022/2 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararına istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21.09.2022 tarihli ve UG – 2022/58322 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I) BAŞVURU A) Hükümlü İbrahim Ballı müdafii Yargıtaya gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesine sunduğu 05.01.2022 tarihli dilekçesinde özetle; müvekkilinin, Divriği Sosyal Güvenlik Merkezinde şube müdürü olarak çalıştığı 27.08.2014 tarihinde, çalıştığı kuruma ait bilgisayardan, Kimlik Paylaşımı Sistemi'ne giriş yaparak, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı olarak görev yapmakta olan …le onun kızı olan…'nin nüfus kayıt örneklerine erişip, ekrandan bakmasından ibaret eyleminden dolayı Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesince verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkûmiyetine karar verilmesine ve Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2019/2716 Esas, 2021/456 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesine rağmen 10.09.2021 tarihinde yayımlanan "Erdoğan ve Davutoğlu'nun davacı olduğu SGK memurları hakkında mahkemeden flaş karar" başlıklı habere göre aynı eylemden dolayı yargılanan 20 sanık hakkında aynı suçtan İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesince beraat kararı verilmiş olmasının kanun önünde eşitlik ilkesine aykırı olması nedeniyle bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesini ve müvekkilinin beraatine karar verilmesini talep etmiştir. B) Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından, 19.01.2022 tarihli yazı ile hükümlü İbrahim Ballı müdafiinin 05.01.2022 tarihli dilekçesinde sözü geçen Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ilgili dosyası ve ekleri, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna gönderilmiştir. II) BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CEZA DAİRELERİ BAŞKANLAR KURULU KARARI A) Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunun, 23.03.2022 tarihli ve 2022/2 Esas, 2022/2 Karar sayılı kararında özetle; hükümlü İbrahim Ballı müdafiinin 05.01.2022 tarihli dilekçesinde sözü geçen İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.09.2021 tarihli ve 2020/431 Esas, 2021/448 Karar sayılı kararının istinaf incelemesinde olup, henüz kesinleşmediği; ancak, söz konusu kararın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 12.04.2019 tarihli ve 2018/3893 Esas, 2019/1202 Karar sayılı kesin nitelikteki kararı dikkate alınarak verildiği, bu nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararları arasında uyuşmazlık olduğundan söz edilebileceği, bununla birlikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi tarafından sanığın merak saiki ile mevzuat ve hizmetin gerektirdiği bir iş nedeni ile olmaksızın ve bunları yaymak gibi bir düşünceye de sahip olmadan katılana ait bilgilere bakmaktan ibaret olan eyleminde verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun yasal unsurlarının oluşmayacağı gerekçesine dayanıldığı, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından ise sanığın merak saiki dışında kişisel verilere erişmesi nedeniyle sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünde bir isabetsizlik görülmediği, bu hâli ile kararlar arasında herhangi bir uyuşmazlığın söz konusu olmadığı belirtilerek, uyuşmazlığın görünürde olduğu kanaatine varılmıştır. B) Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulunca, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi kararları arasındaki uyuşmazlığın görünürde olduğu sonucuna varılmakla beraber hükümlünün mahkûmiyet kararının sonucuna bağlı olarak memuriyet görevinden uzaklaştırıldığı da nazara alınarak, herhangi bir hak kaybının oluşmaması açısından uyuşmazlığın giderilmesi istemiyle dosyanın Yargıtaya gönderilmesine karar verilmiştir. III) YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞININ GÖRÜŞÜ VE İSTEMİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca, 21.09.2022 tarihli ve UG – 2022/58322 sayılı Tebliğname ile özet olarak; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2019/2716 Esas, 2021/456 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 12.04.2019 tarihli ve 2018/3893 Esas, 2019/1202 Karar sayılı kararına konu olaylarda, sanıkların farklı saiklerle kendilerine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından temin edilen kod ve şifreyi kullanmak suretiyle yetkileri dâhilinde ancak mevzuat ya da hizmetin gerektirdiği bir nedene dayanmadan katılana ait kimlik bilgilerini Kimlik Paylaşım Sistemi'nden sorgulayarak onun kişisel verilerine ulaştıkları, bu verilerin başka bir dijital ortama kaydediliğinin veya fiziksel olarak basıldığının ya da başkası ile paylaşıldığının tespit edilemediği; ancak, sanıkların, yasal ya da hizmet yönünden gerekmediği hâlde bu verilere erişerek bakmak suretiyle bu verileri hukuka aykırı olarak elde ettiklerinin kabulü gerektiği, verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun oluşması için kişisel verilerin ayrıca başkaca bir dijital ya da fiziksel ortama aktarılmasının gerekmediği, bu nedenle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2019/2716 Esas, 2021/456 Karar sayılı kararının usûl ve kanuna uygun olduğu görüşüyle sözü geçen karar yönünde uyuşmazlığın giderilmesi talep edilmiştir. IV) GEREKÇE A) Uyuşmazlık Uyuşmazlık; kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir. B) Değerlendirme Kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı TCK'nın 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin uyuşmazlıkla sınırlı olarak yapılan değerlendirmede; TCK'nın 136. maddesi bünyesinde üç farklı suç tipini düzenlemiştir. Hukuka aykırı olarak kişisel verilerin başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi biçimindeki her bir hareket ile suç işlenmiş olacaktır. Uyuşmazlığın konusunu teşkil eden husus ise "ele geçirme" fiilinin somut olayda nasıl değerlendirilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve 2021/12-384 Esas, 2023/367 Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu değerlendirilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda; uyuşmazlık özelinde ve sonucu itibarıyla İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin kararının usûl ve kanuna uygun olduğu değerlendirilmiş; Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 19.02.2021 tarihli ve 2019/2716 Esas, 2021/456 Karar sayılı kararı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 12.04.2019 tarihli ve 2018/3893 Esas, 2019/1202 Karar sayılı kararı arasındaki uyuşmazlığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin görüşü doğrultusunda giderilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. V) KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle 08.03.2018 tarihli ve 30354 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7079 sayılı Kanun'un 87. maddesi ile değişik 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle UYUŞMAZLIĞIN İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. CEZA DAİRESİNİN GÖRÜŞÜ DOĞRULTUSUNDA GİDERİLMESİNE, Dava dosyasının, talepte bulunan Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kuruluna, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise bölge adliye mahkemelerinin ceza dairelerine bildirilmesi için Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Sekreterliğine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 25.04.2024 tarihinde kesin olarak karar verildi.

Türk Ceza Kanunu Kapsamında Kişisel Verileri Ele Geçirme Suçu

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin birinci fıkrasında kişisel verilerin hukuka aykırı olarak başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi eylemleri yaptırıma bağlanarak iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörülmüştür. İlgili kanun maddesi bünyesinde hukuka aykırı olarak kişisel verilerin bir başkasına verilmesi, yayılması ve ele geçirilmesi şeklinde birbirinden bağımsız üç farklı seçimlik suç tipi düzenlenmiştir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 136Kaynağı aç
Madde 136- (1) Kişisel verileri, hukuka aykırı olarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[62] (2) (Ek:17/10/2019-7188/17 md.) Suçun konusunun, Ceza Muhakemesi Kanununun 236 ncı maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca kayda alınan beyan ve görüntüler olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır. Nitelikli haller

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, eylemin Ceza Muhakemesi Kanunu m. 236'nın beşinci ve altıncı fıkraları gereğince kayda alınan beyan ve görüntülere yönelmesi hâlinde belirlenecek ceza bir kat artırılır.

Hizmet Dışı Saiklerle Sistemdeki Verilere Bakmanın Hukuki Niteliği

Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesi anlamında kişisel verileri ele geçirme fiili, başkasının hâkimiyeti altında bulunan verinin hukuka aykırı yollarla failin kendi hâkimiyeti altına alınması suretiyle vücut bulur. Görevi dolayısıyla kurumsal bilişim sistemine erişim yetkisi ve şifresi bulunan personelin, veriler zaten kendi hâkimiyet alanı dahilindeyken bunlara yalnızca bakması, veriyi hukuka aykırı yollarla ele geçirme kapsamında değerlendirilmez. Verilerin harici bir belleğe veya dijital ortama aktarılmadığı, fiziki baskısının alınmadığı ve üçüncü kişilere iletilmediği durumlarda eylem ceza hukuku anlamında suç oluşturmayıp ilgili kurumun iç mevzuatı uyarınca disiplin soruşturmasına tabi tutulabilir.

Bölge Adliye Mahkemeleri Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi

Bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin benzer nitelikteki kesin kararları arasında uyuşmazlık çıkması hâlinde uygulanacak usul 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan hükme göre başkanlar kurulunun görüşüyle birlikte başvuru Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına iletilir; Başsavcılığın uyuşmazlığın varlığına kanaat getirmesi üzerine ilgili Yargıtay ceza dairesi uyuşmazlığın giderilmesine dair kesin karar verir. Hizmet gereği kişisel verilere erişim yetkisi bulunan kamu görevlilerinin merak veya beğeni saikiyle verilere bakmasının suç oluşturup oluşturmadığına dair bölge adliye mahkemeleri arasındaki içtihat farklılığı, Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2022/7038 Esas ve 2024/1950 Karar sayılı kararıyla giderilmiş ve verilerin dış ortama aktarılmadığı ya da paylaşılmadığı bu tür eylemlerin Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesindeki suçu oluşturmadığı kesin olarak hükme bağlanmıştır.

5235 sayılı ADLÎ YARGI İLK DERECE MAHKEMELERİ İLE BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN KURULUŞ, GÖREV VE YETKİLERİ HAKKINDA KANUN m. 35Kaynağı aç
Madde 35- Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri başkanlar kurulu ve hukuk daireleri başkanlar kurulu kendi aralarında toplanır ve aşağıdaki görevleri yaparlar: 1. Daireler arasında çıkan iş bölümü uyuşmazlıklarını karara bağlamak, 2. (Mülga: 15/8/2016-KHK-674/10 md.; Aynen kabul: 10/11/2016-6758/10 md.) 3. Re'sen veya bölge adliye mahkemesinin ilgili hukuk veya ceza dairesinin ya da Cumhuriyet başsavcısının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu veya Ceza Muhakemesi Kanununa göre istinaf yoluna başvurma hakkı bulunanların, benzer olaylarda bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında ya da bu mahkeme ile başka bir bölge adliye mahkemesi hukuk veya ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması hâlinde bu uyuşmazlığın giderilmesini gerekçeli olarak istemeleri üzerine, kendi görüşlerini de ekleyerek Yargıtaydan bu konuda bir karar verilmesini istemek,[16] 4. Kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirmek. (Değişik fıkra: 20/11/2017 – KHK-696/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7079/87 md.) (3) numaralı bende göre yapılacak istemler, ceza davalarında Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına, hukuk davalarında ise ilgili hukuk dairesine iletilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı uyuşmazlık bulunduğuna kanaat getirmesi durumunda ilgili ceza dairesinden bir karar verilmesini talep eder. Uyuşmazlığın giderilmesine ilişkin olarak dairece bu fıkra uyarınca verilen kararlar kesindir. Başkanlar kurulu eksiksiz toplanır ve çoğunlukla karar verir. (Ek fıkra: 20/7/2017-7035/12 md.) Gelen işlerin yoğunluğu ve niteliği dikkate alınarak bölge adliye mahkemeleri ceza ve hukuk daireleri arasındaki iş bölümü, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenir. Hukuk daireleri iş bölümü incelemesi

Sıkça Sorulan Sorular

Memurun merakla kişisel verilere bakması ceza davasına yol açar mı?

Sisteme erişim yetkisi olan personelin verileri dışarı aktarmaksızın ve paylaşmaksızın yalnızca merak veya beğeni saikiyle incelemesi Türk Ceza Kanunu kapsamında suç oluşturmaz, ancak kurum içi disiplin soruşturmasına konu olabilir.

Hangi durumlarda merakla veri sorgulaması suç teşkil etmez?

Personelin kurumsal yetki dahilindeki verilere yalnızca bakması; verilerin başka bir dijital ortama kaydedilmediği, fiziksel çıktısının alınmadığı ve başkalarıyla paylaşılmadığı durumlarda suç teşkil etmez.

Soruşturma sırasındaki beyan ve kayıtların ele geçirilmesinde ceza artar mı?

Türk Ceza Kanunu'nun 136. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, Ceza Muhakemesi Kanunu m. 236/5-6 kapsamında kayda alınan beyan ve görüntülerin suç konusu olması durumunda verilecek ceza bir kat artırılır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu