Memurluktan Çıkma ve Çıkarılma Usulü ile Hukuki Sonuçları

by Avukat Erdal Ersoy
Memurluktan Çıkma ve Çıkarılma Usulü ile Hukuki Sonuçları

Memurluk Statüsünün Sona Ermesi ve Temel Ayrım

Memurluk statüsü, kamu düzeni ile bağlantılı bir hukuki rejim niteliği taşır. Kamu görevliliğinin sona ermesi personelin kendi iradesine dayanabileceği gibi idarenin işlemiyle de gerçekleşebilir. Memurluktan çıkma, memurun kendi isteğiyle görevinden ayrılmasını ifade eder; memurluktan çıkarılma ise disiplin hukuku çerçevesinde uygulanan en ağır yaptırımdır. Memurluk statüsü yalnızca bu iki yolla son bulmaz; emeklilik, ölüm ve görevden çekilmiş sayılma gibi farklı sona erme halleri de mevcuttur. Her iki sona erme türünde personelin idareyle hukuki bağı kesilmekle birlikte çıkma iradî bir nitelik taşırken çıkarılma yaptırım niteliğindedir.

Memurluktan Çıkma Usulü ve Göreve Devam Esası

İstifa yoluyla memurluktan çıkma, personelin tek taraflı irade açıklamasına dayanır ve kural olarak özgür iradesinin bir sonucudur. Ancak kamu hizmetinin sürekliliği ilkesi gereği memurun görevden ayrılması belirli usullere bağlanmıştır. Memurluktan çıkma süreci personelin görevinden ayrılmak istediğini idareye yazılı olarak bildirmesiyle başlar. Bu iradenin hukuki sonuç doğurabilmesi için açık, kesin ve tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerekir; dolaylı veya belirsiz ifadeler istifa olarak değerlendirilmez.

Memurun istifa talebini bildirmesi derhal görevden ayrılabileceği sonucunu doğurmaz. Kamu hizmetinin aksamasını önlemek amacıyla personelin belirli bir süre daha görevine devam etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Kural olarak memurun tek taraflı iradesine dayanan ve idarenin onayına bağlı olmayan bu süreçte idarenin denetleme ve düzenleme yetkisi keyfî kullanılamaz; kamu yararı ile sınırlıdır. Öngörülen süreye uyulmadan görevin terk edilmesi hukuki sorumluluk doğurur ve durum çekilmiş sayılma kapsamında değerlendirilebilir. Usulüne uygun istifa olmaksızın görevin terk edilmesi veya süreye uyulmaması sonucu doğan çekilmiş sayılma, klasik istifa niteliğinde olmayıp onunla aynı hukuki rejime tabi değildir.

İstifa ile personelin kamu hizmetiyle bağı sona erer; ancak istifa kural olarak disiplin hukuku yönünden olumsuz bir kayıt oluşturmaz. İlgilinin mesleki geleceğini tamamen ortadan kaldırmayan bu işlem sonrasında belirli koşullarla yeniden kamu görevine dönülmesi mümkün olabilir ve emeklilik hakları belirli şartlarla korunabilir.

Memurluktan Çıkarılma ve Disiplin Soruşturması

Memurluktan çıkarılma, personelin iradesine dayanmayan ve idarenin işlemiyle kurulan en ağır disiplin yaptırımıdır; kamu görevine kesin olarak son verilmesi sonucunu doğurur. Bu cezanın uygulanabilmesi memurun davranışlarının kamu hizmetinin güven ve saygınlığını ciddi şekilde zedelemesi esasına dayanır. Çıkarılma süreci personelin disiplin suçu oluşturduğu iddia edilen fiili üzerine idarenin disiplin soruşturması açmasıyla başlar.

Disiplin soruşturmasının somut olgulara dayanması gerekir; soyut iddialarla veya şüpheye dayalı değerlendirmelerle ağır yaptırımlar uygulanmaz. Memurun fiilinin sabit olup olmadığı tanık beyanları, yazılı belgeler ve resmi kayıtlar gibi delillerle ortaya konur. Soruşturma tamamlandıktan sonra dosya yetkili disiplin kuruluna sunulur; kurul delilleri değerlendirerek memurluktan çıkarılma cezası verilip verilmeyeceğini karara bağlar.

Disiplin kurulu kararının gerekçeli olması, somut olayla bağlantı taşıması ve ölçülülük ilkesine uygun bulunması şarttır. Gerekçesiz veya yetersiz gerekçeli kararlar hukuka aykırılık oluşturur. Çıkarılma yaptırımı personelin kamu görevine son vermekle birlikte mesleki geçmişte olumsuz kayıt bırakır, kamu hizmetine yeniden alımı kural olarak engeller ve bazı hakların kaybedilmesine veya sınırlandırılmasına yol açabilir.

Savunma Hakkı Güvenceleri ve Danıştay Kararları

Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu görevlileri ile meslek kuruluşu personeli hakkında savunma imkânı sağlanmadan disiplin cezası uygulanması hukuken engellenmiştir. Söz konusu kural isnat olunan fiilin bildirilmesini, ilgilinin bizzat dinlenmesini ve savunmasını yapabilmesini anayasal teminat altına alır; savunma hakkı verilmeden disiplin yaptırımı uygulanması işlemi sakatlar. Etkin bir savunma sürecinin işletilebilmesi için suçlamaların açıkça iletilmesi, uygun bir sürenin tanınması ve ilgilinin dosyadaki delillere erişebilmesi gerekir.

Danıştay 12. Daire, E. 2023/2527, K. 2023/5923Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2023/2527 E.  ,  2023/5923 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2527 Karar No : 2023/5923 KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): …'i temsilen … Sendikası VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI):… Bakanlığı VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU :… İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının onanmasına dair Danıştay Onikinci Dairesinin 20/02/2023 tarih ve E:2021/5730 K:2023/716 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … ili, … Kız Teknik ve Meslek Lisesinde öğretmen olarak görev yapan davacının, 657 Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (j) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince, Danıştay Onikinci Dairesinin 10/04/2018 tarih ve E:2016/7454, K:2018/1485 sayılı bozma kararına uyularak; dosya içeriğinde yer alan bilgi ve belgelerin ilgili mevzuat ile birlikte değerlendirilmesinden, davacının, öğrencileriyle birlikte Portekiz'de yurt dışı görevinde bulunduğu sırada, Türkiye'de gerçekleşen "Gezi Parkı eylemleri"ne destek vermek amacıyla kendisi ve gözetimindeki öğrenciler tarafından hazırlanan pankartlarla fotoğraf çektirerek anılan fotoğrafları sosyal medya hesabında yayınladığı, söz konusu eylem içeriğinin ulusal basında da yer aldığı, mevzuatta düzenlenen "Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak" disiplin suçunun davacı açısından sübut bulduğu anlaşıldığından, davacının eylemine uyan disiplin cezasıyla cezalandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Davacının temyiz başvurusu üzerine Danıştay Onikinci Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir. KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyiz aşamasında ileri sürdüğü iddiaların değerlendirilmediği, iddiaların soyut olduğu, isnat edilen fiilin bir protesto eylemi ile ilgili olduğu, yurttaşların Devlet memuru olsun ya da olmasın, ülkedeki toplumsal olaylarla ilgili tepki koyma hakkının demokratik toplumun gereği olduğu, disipline konu fiili nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmış olmasının temel hak ve özgürlüklerin ve bunlardan biri olan düşünceyi ifade özgürlüğünün kullanılmasının sakıncalı gibi gösterilmesi anlamına geleceği, uygulanan cezanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, tarafsız ve objektif bir soruşturma yürütülmediği ileri sürülerek Danıştay Onikinci Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Karar düzeltme isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Kararın düzeltilmesi dilekçesinde ileri sürülen nedenler, 2577 sayılı Kanun'un Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi hükmüne uygun bulunduğundan, karar düzeltme isteminin kabulü ile Danıştay Onikinci Dairesinin 20/02/2023 tarih ve E:2021/5730, K:2023/716 sayılı kararı kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : … ili, … Kız Teknik ve Meslek Lisesinde grafik öğretmeni olarak görev yapan davacının, öğrencileriyle birlikte Portekiz'de yurt dışı görevinde bulunduğu sırada, Türkiye'de gerçekleşen "Gezi Parkı eylemleri"ne destek vermek amacıyla kendisi ve gözetimindeki öğrenciler tarafından hazırlanan pankartlarla fotoğraf çektirerek anılan fotoğrafları sosyal medya hesabında yayınladığı, söz konusu eylem içeriğinin ulusal basında da yer aldığı iddialarıyla yürütülen soruşturma sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararıyla, 657 Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (j) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine, temyizen bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir."; 130. maddesinde ise, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür. Anayasa hükmü ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen davacıya, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği açık olup, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında, Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, bu hususu göz ardı etmek suretiyle işin esasına girilerek verilen davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 21/11/2023 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : … ili, … Kız Teknik ve Meslek Lisesinde grafik öğretmeni olarak görev yapan davacının, öğrencileriyle birlikte Portekiz'de yurt dışı görevinde bulunduğu sırada, Türkiye'de gerçekleşen "Gezi Parkı eylemleri"ne destek vermek amacıyla kendisi ve gözetimindeki öğrenciler tarafından hazırlanan pankartlarla fotoğraf çektirerek anılan fotoğrafları sosyal medya hesabında yayınladığı, söz konusu eylem içeriğinin ulusal basında da yer aldığı iddialarıyla yürütülen soruşturma sonucunda, Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun… tarih ve … sayılı kararıyla, 657 Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (j) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi üzerine, temyizen bakılan dava açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinde, hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memurun, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahip olduğu; 130. maddesinde ise, devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği, soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memurun, savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı kurallarına yer verilmiştir. İş bu düzenlemeler ile savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği temel ilke olarak belirlendikten sonra, bu ilkenin uygulanması ile ilgili olarak, devlet memuriyetinden çıkarma cezaları için, devlet memurları için güvence oluşturacak özel bazı kurallar belirlenerek disiplin cezası vermeye yetkili olan merciin savunma alması zorunlu kılınmıştır. Dosyanın incelenmesinden; … Kız Teknik ve Meslek Lisesinde grafik öğretmeni olarak görev yapan davacının, hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası tesis edilmek üzere, Bartın Valiliğinin 09/07/2013 tarihli yazısı ile Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna sevk edildiği, Yüksek Disiplin Kurulu tarafından… tarih ve … sayılı savunma istem yazısı ile davacıdan hakkında yapılacak işleme esas olmak üzere 657 sayılı Kanun'un 130. maddesi gereğince yazının tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde son savunmasının istenildiği ve davacı tarafından 19/08/2013 tarihli dilekçe ile son savunması sunulduğu görülmektedir. Davacının, 19/08/2013 tarihli son savunma dilekçesinde; Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruluna hitaben savunma dilekçesini sunması, üzerine atılı suçlamaları kabul etmeyerek suçlandığı olay ile ilgili ayrıntılı açıklamalarda bulunması, sözlü veya vekil vasıtasıyla savunma isteminde bulunmamış olması, ayrıca savunma yazısı ekinde öğrenci velilerinin imzasının yer aldığı dilekçe ve tekzip metni olmak üzere iki adet belge yani delillerini sunduğu görülmektedir. Her ne kadar savunma istem yazısında 657 Sayılı Yasanın 129. Maddesi ifade olarak yer almasa da; davacının bu madde kapsamındaki tüm haklarını kullanarak son savunmasını yaptığı görülmüş olup; artık bu durumda savunma hakkının kısıtlandığından söz edilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Bu itibarla; Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu tarafından, anayasal ve yasal düzenlemelere uygun olarak, davacı hakkında son savunması alındıktan sonra "Devlet memurluğundan çıkarma" cezası tesis edildiği, bu durumda, davanın reddine dair ilk derece mahkemesi kararının, Dairemizce esas yönünden değerlendirilmesi gerekirken, 657 sayılı Kanun'un 129.maddesi uyarınca, davacının son savunmasının alınmadığı gerekçesiyle verilen bozma kararında hukuki isabet bulunmadığı görüşüyle karara katılmıyorum.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği sürede savunma yapılmaması halinde haktan vazgeçilmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Buna karşılık Danıştay 12. Dairesinin E. 2023/2527, K. 2023/5923 sayılı kararında belirtildiği üzere, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi memurluktan çıkarma cezası açısından soruşturma evrakının incelenmesinden sözlü savunmaya kadar 130. maddeden farklı ve geniş bir savunma hakkı öngörmüştür. Kararda, görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarında yetkili mercilerce isnat edilen fiillerin, dayanak delillerin, fiillerin hukuki nitelendirmesinin ve önerilen cezanın bildirilerek savunma imkânı tanınmasının zorunlu olduğu vurgulanmış; Yüksek Disiplin Kurulunca 129. maddeye göre son savunma alınmaksızın tesis edilen işlem karşısında işin esasına girilerek davanın reddine ilişkin idare mahkemesi kararı 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca bozulmuştur.

Danıştay 12. Dairesinin E. 2021/344, K. 2021/1856 sayılı kararında da göreve son veren disiplin cezalarında ilgilinin delilleri, hukuki nitelendirmeyi ve önerilen cezayı öğrenerek savunma yapmasının zorunlu olduğu ve bu kurala uyulmadan ceza verilebileceğine dair istisnai düzenleme bulunmadığı ifade edilmiştir. Somut dosyada evrakı inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda sözlü ya da yazılı savunma haklarının hatırlatılmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlandığı sonucuna varılmış, davanın reddine karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair bölge idare mahkemesi kararı bozulmuştur. Kararda ayrıca son savunma hakkı tanındıktan sonra idarenin yeniden işlem tesis edebileceği belirtilmiştir. Benzer biçimde Danıştay 12. Dairesinin E. 2018/10119, K. 2023/2625 sayılı kararında 129. maddeye göre usulüne uygun son savunma hakkı tanınmadan çıkarma cezası kurulması hukuka aykırı bulunarak ret yönündeki istinaf kararı bozulmuştur.

Danıştay 12. Daire, E. 2021/344, K. 2021/1856Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2021/344 E.  ,  2021/1856 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/344 Karar No : 2021/1856 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … İşleri Başkanlığı VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri … İSTEMİN KONUSU : … Bölge Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İstanbul ili, Şile ilçesi, … Mahallesi Camii İmam Hatibi olarak görev yapan davacının, Ankara ili, Beypazarı ilçesi, … Mahallesi Camii İmam Hatibi olarak görev yaptığı dönemde "özürsüz olarak bir yılda toplam yirmi gün göreve gelmemek" fiilini işlediğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararına istinaden tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve E:… sayılı işleminin iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, davacının mazeretsiz ve izinsiz olarak toplam 60 gün görevine devamsızlık yaptığı hususunun soruşturma raporu ve ekindeki belgeler ile tanıkların ve davacının ikrarıyla sübut bulduğu, dolayısıyla davacının özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek fiilini işlediği sabit olduğundan, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından özlük haklarıyla ilgili talebinin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu idare mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin gereği gibi savunmasına olanak tanınmadan, hatalı bir soruşturma ve eksik inceleme neticesinde tesis edildiği, görev yaptığı Ankara ili, Beypazarı ilçesi, … Mahallesi Camii cemaatinin bulunmadığı, cuma günleri bir kaç vatandaş ile cuma namazlarının kıldırdığı, onun dışında tek başına görev yaptığı, disiplin cezasına konu eylemini işlediğine ilişkin somut veriler bulunmadığı, dava konusu disiplin cezasının orantısız olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlem hukuka uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Dava konusu davacının devlet memurluğundan çıkarma işlemi, 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca, usulüne uygun olarak davacının son savunması alınmadan tesis edildiğinden, hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle temyiz isteminin kabulü ile Bölge Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince; Danıştay Başkanlık Kurulu'nun 18/12/2020 tarih ve 2020/62 sayılı "Danıştay Dava Daireleri Arasındaki İş Bölümü Kararı" uyarınca Dairemize devredilen dosya incelendi ve tekemmül ettiği anlaşıldığından, davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İstanbul ili, Şile ilçesi, … Mahallesi Camii İmam Hatibi olarak görev yapan davacının, Ankara ili, Beypazarı ilçesi, … Mahallesi Camii İmam Hatibi olarak görev yaptığı dönemde cuma namazı vakti haricinde diğer vakitlerde görev yapmadığına ilişkin şikayet dilekçesi ve cami cemaatinin tutmuş olduğu tutanaklar üzerine davacı hakkında soruşturma başlatılmıştır. Soruşturma sonucu düzenlenen … tarih ve … sayılı raporda özetle; cami cemaatince çeşitli tarihlerde tutulmuş tutanaklar, ifadeler, müftünün mütalaası ve cami defterinin incelenmesi neticesinde davacının 52 gün ve 41 vakit (8,2 gün) olmak üzere toplam 60 gün görevine devamsızlık yaptığı tespit edildiğinden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (d) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir. Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca soruşturma dosyasındaki mevcut bilgi ve belgeler ile davacının yazılı savunmasının birlikte değerlendirilmesi neticesinde davacının sübut bulan eylemi sebebiyle … tarih ve … sayılı Yüksek Disiplin Kurulu kararı ile 657 sayılı Kanun'un 125/E-(d) maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve bu karar Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve E:… sayılı işlemi ile onaylanmıştır. Bunun üzerine, davacının Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve E:… sayılı işleminin iptaline ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 129. maddesinin ikinci fıkrasında; ''Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemez.'' hükmüne yer verilmiş, anılan maddenin gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır." ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak Anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir." hükmüne, 130. maddesinde, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükmüne yer verilmiştir. 130. maddede diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken 129. maddeyle memuriyetten çıkarma cezası açısından, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden veya vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu disiplin cezası bakımından ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) "Adil yargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin üç numaralı fıkrasında: "Bir suç ile itham edilen herkes aşağıdaki asgari haklara sahiptir: a) Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden en kısa sürede, anladığı bir dilde ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek; b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak; c) Kendisini bizzat savunmak veya seçeceği bir müdafinin yardımından yararlanmak; eğer avukat tutmak için gerekli maddî olanaklardan yoksun ise ve adaletin yerine gelmesi için gerekli görüldüğünde, resen atanacak bir avukatın yardımından ücretsiz olarak yararlanabilmek; d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında davet edilmelerinin ve dinlenmelerinin sağlanmasını istemek;…" hükümlerine yer verilmiştir Sözleşme'nin (AİHS) 6. maddesinin üç numaralı fıkrasının (a) bendinde, hakkında bir suç isnadında bulunulan kişinin “Kendisine karşı yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebinden … ayrıntılı olarak haberdar edilmek” hakkı, kişinin savunmasını hazırlayabilmesi için getirilmiş bir güvencedir. Sözleşme’nin 6. maddesinin birinci fıkrasında güvence altına alınmış olan hakkaniyete uygun yargılanma hakkı ışığında üç numaralı fıkranın (a) bendi, cezai konularda hakkaniyete uygun bir yargılama yapılmasının temel ön koşulu olarak şüpheli veya sanığa detaylı bilgi verilmesini öngörmektedir. AİHM ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesinin (a) bendi ile hakkında bir suç isnadında bulunulan kişinin “Savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylıklara sahip olmak” hakkına yer verilen (b) bendinin birbiriyle bağlantılı olduğunu; suçlamanın nedeni ve niteliği hakkında bilgilendirilme hakkının, şüphelinin veya sanığın savunmasını hazırlama hakkı ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Pélissier ve Sassi/Fransa 51-54). HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa ve 657 sayılı Kanunun yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurlarının ve diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının tesis edilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerini hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu, herhangi bir nedenle bu zorunluluğa uyulmadan disiplin cezası verilebileceğine ilişkin istisnai bir düzenleme de bulunmadığından, Yüksek Disiplin Kurulunca hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen davacıya 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinde belirtilen haklarının kullanılmasına imkan verilerek son savunma hakkı tanınması gerektiği açıktır. Bakılan olayda, davacının son savunmasının istenildiği Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve … sayılı yazısında, davacının 657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde yer alan soruşturma evrakını inceleme, tanık dinletme, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma haklarının bulunduğunun hatırlatılmadığının tespit edildiği ve dolayısıyla, davacının savunma hakkının kısıtlandığı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 129. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca usulüne uygun olarak son savunması alınmadan disiplin cezası verildiği anlaşılmıştır. Ayrıca, davacının 30/03/2018 tarihli savunmasında, görevinin başında olduğuna ilişkin şahit olarak göstereceği kişilerin bulunduğunu ve bu kişilerin isimleri, adresleri ile telefonlarını beyan ettiği halde, Yüksek Disiplin Kurulunun toplanacağı tarih ve yeri bildiren Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve E… sayılı yazısının davacıya tebliğ edilip edilmediği anlaşılamamıştır. Bu durumda, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Diyanet İşleri Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararına istinaden tesis edilen Diyanet İşleri Başkanlığının … tarih ve E:… sayılı işleminde, davacının 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunması alınmadan tesis edildiğinden hukuka uygunluk; bu husus göz önünde bulundurulmaksızın işin esası hakkında davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamıştır. Öte yandan, Dairemizin bu kararı uyarınca davacı hakkında, son savunma hakkı tanındıktan sonra davalı idare tarafından yeniden işlem tesis edilebileceği de açıktır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki, temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının kararının BOZULMASINA, 4. Kullanılmayan …-TL yürütmenin durdurulması harcının davacıya iadesine, 5. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/04/2021 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Danıştay 12. Daire, E. 2018/10119, K. 2023/2625Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/10119 E.  ,  2023/2625 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/10119 Karar No : 2023/2625 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Antalya İli, Korkuteli İlçesi, … İlkokulunda öğretmen olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (l) alt bendi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Milli Eğitim Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının tanınmasına karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacının, FETÖ/PDY ile işbirliği içerisinde olduğu, açıktan ve gizliden bu örgütün faaliyetlerini yürüttüğü iddiasıyla yapılan soruşturma sonucunda, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (l) alt bendi uyarınca dava konusu işlemin tesis edildiği; dosyadaki bilgi ve belgeler ile tanık ifadeleri ve soruşturma raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davacının üzerine atılı disiplin suçunun sübuta erdiği anlaşıldığından, Devlet memurluğundan çıkarma ile cezası cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : FETÖ/PDY terör örgütüne destek olduğu ve faaliyetlerini yürüttüğü yönündeki iddiaların soyut olduğu, idari soruşturma raporunda isnat edilen fiillerle ilgili somut bilgi ve belge sunulmadığından savunma hakkının kısıtlandığı, idari soruşturma kapsamında meslektaşlarının davacı lehine verdiği ifadelerinin dikkate alınmadığı, sendika üyeliğinin terör örgütü ile organik bağı olduğu anlamına gelmeyeceği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacı, Antalya ili, Korkuteli ilçesi, … İlkokulunda öğretmen olarak görev yapmaktadır. Davalı idareye verilen şikayet dilekçeleri üzerine FETÖ/PDY terör örgütü ile işbirliği içerisinde olduğu, açıktan ve gizlice örgütün faaliyetlerini yürüttüğü iddialarıyla davacı hakkında, eylem tarihi 17/25 Aralık 2013 sonrası, öğrenme tarihi 21-22/07/2016 olarak belirtilen disiplin soruşturması yürütülmüş, soruşturma sonucunda davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (l) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı işlem tesis edilmiş; bu işlemin iptali ve davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaşlarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ile özlük haklarının tanınmasına karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT : 657 sayılı Kanun'un 129. maddesinde, ''Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler. Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü veya yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir."; 130. maddesinde ise, "Devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez. Soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun 7 günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen bir tarihte savunmasını yapmayan memur, savunma hakkından vazgeçmiş sayılır." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasa'nın 129. maddesinin ikinci fıkrasında, memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilemeyeceği hükme bağlanmıştır. Anılan Anayasa hükmünün gerekçesinde, "yapılacak disiplin kovuşturmalarında ve disiplin cezası uygulamasında ilgiliye isnad olunan hususun bildirilmesi, dinlenilmesi, savunmasını yapma imkanı tanınması bu madde ile güvence altına alınmaktadır" ifadelerine yer verilerek, disiplin cezaları ile ilgili olarak anayasal güvenceye bağlanan savunma hakkının içeriği belirtilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesinde diğer cezalar bakımından memura sadece 7 günden az olmamak üzere savunma hakkı tanınmışken memuriyetten çıkarma cezası açısından 129. maddeyle, soruşturma ile ilgili evrakın incelenmesinden vekili vasıtasıyla sözlü savunma yapılmasına kadar, 130. maddeden farklı olarak geniş bir savunma hakkı tanınmış bulunmaktadır. Yasa koyucu ilgili açısından en ağır sonuçları doğuran Devlet memurluğundan çıkarma cezasının verilmesinde, bu şekilde bir savunma hakkının tanınmasını memur statüsü açısından önemli bir güvence olarak öngörmüştür. Anayasa hükmü ve 657 sayılı Kanun'un yukarıda yer verilen maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden; Devlet memurunun veya diğer kamu görevlilerinin görevine son verilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalarının verilebilmesi için, söz konusu disiplin cezalarını vermeye yetkili merciiler tarafından, ilgili kamu görevlisinin hakkındaki iddiaları, bu iddiaların dayandığı delilleri, üzerine atılı fillerin hukuki nitelendirmesini ve önerilen disiplin cezasını öğrenmesi sağlanarak, savunma yapmasına imkan tanınmasının hukuken zorunlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; Yüksek Disiplin Kurulunca, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilen ilgiliye 657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak son savunma hakkı tanınması gerektiği açık olup, uyuşmazlık konusu olayda, hakkında Devlet memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca 657 sayılı Kanun'un 129. maddesine göre son savunması alınmadan tesis edildiği görülen dava konusu işlemde hukuka uyarlık, bu hususu göz ardı etmek suretiyle işin esasına girilerek davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine,17/05/2023 tarihinde, kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Disiplin Yaptırımlarında Ölçülülük İlkesi

Kamu görevlisinin işlediği eylem ile uygulanan ceza arasında adil bir denge bulunmalıdır. Danıştay 12. Dairesinin E. 2018/7337, K. 2023/2114 sayılı kararında, eylem ile yaptırım arasındaki adil denge ölçülülük ilkesi olarak nitelendirilmiş; bu ilkenin alt unsurlarını elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerinin oluşturduğu ve fiil için öngörülen cezadan daha ağır ceza verilmesinin orantılılık ilkesini ihlal edeceği ifade edilmiştir. Adil denge kurulurken olayın oluş biçimi, suç kastı ve irade dışı etkenlerin eyleme etkisi göz önüne alınır. Daha hafif bir disiplin cezası ile amaca ulaşılabilecek durumlarda memurluktan çıkarma cezası verilmesi hukuka aykırılık teşkil eder.

Danıştay 12. Daire, E. 2018/7337, K. 2023/2114Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2018/7337 E.  ,  2023/2114 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2018/7337 Karar No : 2023/2114 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Bakanlığı VEKİLİ : Av. … KARŞI TARAF (DAVACI) : …'yı temsilen … Sendikası VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Muğla ili, Menteşe Sosyal Hizmet Merkezinde … olarak görev yapan davacının; Facebook'ta siyasi içerikli paylaşımlar yaptığından bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun 22/12/2016 tarih ve 2016/26 sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarihi ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde, "yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek" fiilinin Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayıldığı; uyuşmazlık konusu olayda, davacı tarafından yapılan Facebook paylaşımlarının siyasi içerikli olduğu, Devlet memurunun hizmet dışında güven ve itibar duygusunu sarsıcı nitelikte söz konusu davranışlarının herkese açık profilde yapıldığı sabit olsa da, bu paylaşımların yasaklanmış yayın olduğuna, basıldığına ve kurum içinde dağıtıldığına, teşhir edildiğine dair herhangi bir tespit olmadığından tipiklik unsurunun gerçekleşmediği sonucuna ulaşıldığı; bu durumda, davacının söz konusu madde uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından yapılan paylaşımların yasaklanmış yayın olduğuna, basıldığına ve kurum içinde dağıtıldığına, teşhir edildiğine dair herhangi bir tespit olmadığından bahisle, 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi yönünden tipiklik unsurun gerçekleşmediği gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline hükmedildiği; 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinde, mevzuatta sayılan bu hal ve davranışlara nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzeyen fiillere de aynı türden cezaların verileceği kurala bağlanmak suretiyle, disiplin suçları bakımından “tipiklik” ve “açıklık” ilkelerinden uzaklaşıldığı; bu düzenlemeyle, disiplin hukukunda ceza hukukundan farklı olarak kıyasa izin verildiği; davacının Facebook paylaşımlarının, siyasi veya ideolojik bildiri, afiş, pankart ve benzerlerini basmak, çoğaltmak ve dağıtmak kapsamında değerlendirilmesi gerektiği; aksi halde, günümüzde afiş ve pankarttan çok daha etkili olan bu tür sosyal medya paylaşımların, cezasız kalması sonucunu doğuracağı; davacının paylaşımlarının, Devlet memurunun hizmet dışında güven ve itibar duygusunu sarsıcı nitelikte kabul etmenin, bu paylaşımların etkisinin çok hafife alınması anlamına geleceği belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının aynen onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 21/04/2021 tarih ve 31461 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 73 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi uyarınca davalı "Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı" yerine "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı" hasım mevkiine alınmak suretiyle, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Dava; Muğla ili, Menteşe Sosyal Hizmet Merkezinde … olarak görev yapan davacının; Facebook'ta siyasi içerikli paylaşımlarda bulunduğundan bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. Diğer taraftan, işbu dava açıldıktan sonra, davacının söz konusu paylaşımlarının bir kısmıyla ilgili olarak hakkında "Cumhurbaşkanına hakaret" suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; … Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, paylaşımların düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında olduğu ve suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin kesinleşmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde, "Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış; aynı maddenin dördüncü fıkrasında da, "Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir." kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Kanun koyucu, hukuk devletinde kamu hizmetlerinin uyum ve düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti sunan kamu görevlileri için disiplin düzenlemeleri içeren kurallar öngörebilir ve bu kurallara uyulmasını temin etmek amacıyla da çeşitli disiplin yaptırımları benimseyebilir. Bununla birlikte, disiplin cezasına konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta olup; bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır. “Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını; “zorunluluk ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını; “orantılılık ilkesi” ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir. Bu kapsamda, takdir edilen disiplin cezası ile ilgilinin eylemi arasında adil bir denge bulunması ve bu denge kurulurken de olayın oluş biçimi, ilgilinin suç kastının bulunup bulunmadığı, irade dışı etkenlerin eylemin meydana gelmesine etkisi gibi hususların gözönüne alınması gerekmektedir. Kamu görevlisinin işlediği disiplin suçunun niteliği göz önünde bulundurulduğunda, o fiil için öngörülen cezadan daha ağır bir disiplin cezası ile cezalandırılması durumunda, "eylemin ağırlığına göre cezalandırma" ilkesi, diğer bir deyişle "orantılılık" ilkesi ihlal edilmiş olacaktır. Uyuşmazlık konusu olayda, dava ve soruşturma dosyasının birlikte incelenmesinden; davacının Facebook'taki siyasi nitelikteki paylaşımlarının, davalı idare tarafından 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, aynı maddenin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde yer alan "yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek" hükmü kapsamında değerlendirilmiş ise de; söz konusu paylaşımların mahiyeti ve içeriği itibarıyla Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektirecek nitelikte olmadığı, davacının fiiline karşılık takdir edilen disiplin cezasında "ölçülülük" ilkesine uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda; davacının, söz konusu fiili ile ölçülü bir cezayla cezalandırılması gerekmekte iken, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasında hukuka uygunluk; dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının gerekçesi yerinde olmamakla birlikte, karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/04/2023 tarihinde, kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Dava; Muğla ili, Menteşe Sosyal Hizmet Merkezinde … olarak görev yapan davacının, Facebook'ta siyasi içerikli paylaşımlarda bulunduğundan bahisle, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi ve aynı maddenin dördüncü fıkrası uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde, "Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek" Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış; aynı maddenin dördüncü fıkrasında da, "Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir." kuralına yer verilmiştir. Uyuşmazlık konusu olayda; davacı tarafından Facebook'ta herkese açık olan profilde yapılan paylaşımların siyasi ve ideolojik içerik taşıdığı; bu paylaşımların 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendinde yer alan "siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak" hükmü kapsamında olduğunun açık olduğu; buna göre davacının sübuta bulan eylemleri nedeniyle Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu durumda, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşüyle, aksi yönde verilen karara katılmıyoruz.

Anılan karara konu uyuşmazlıkta 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (b) alt bendi kapsamında siyasi veya ideolojik yayın ile materyallerin basılması, dağıtılması ya da sergilenmesi eylemleri ile aynı maddenin dördüncü fıkrasında düzenlenen ağırlık yönünden benzer fiillere denk ceza verilmesi kuralı değerlendirilmiştir. Sosyal medya platformunda yapılan paylaşımların içerik ve nitelik bakımından memuriyetten çıkarma yaptırımını gerektirecek ağırlık taşımadığı ve cezada ölçülülük ilkesine uyulmadığı sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesinin iptal ve parasal hakların faiziyle ödenmesine dair kararının gerekçesi yerinde görülmemekle birlikte, istinaf başvurusunun reddine ilişkin karar sonucu itibarıyla hukuka aykırı bulunmayarak onanmıştır.

Özel Kanunlardaki Çıkarma ve Ayırma Hükümleri

Kamu hizmetinin niteliğine göre tabi olunan özel kanunlarda farklı meslekten çıkarma ve disiplin usulleri yer alır. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca tesis edilen üniversite öğretim mesleğinden çıkarma işlemlerine karşı açılan davalarda verilen davanın reddi yönündeki bölge idare mahkemesi ısrar kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun E. 2021/3774, K. 2022/963 sayılı kararıyla usul ve hukuka uygun bulunarak onanmıştır.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/3774, K. 2022/963Kaynağı aç
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2021/3774 E.  ,  2022/963 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2021/3774 Karar No : 2022/963 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … VEKİLLERİ : Av. …, Av. … KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Başkanlığı VEKİLİ : Av. … 2- … Üniversitesi Rektörlüğü – … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: … Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Hukuk Müşavirliğinin … tarih ve … sayılı işlemi ile bildirilen Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı alt bendi, 53/C maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi, 53/Ç maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi ile 10/11/2016 tarihinde Yükseköğretim Kurulu Genel Kurulu tarafından kabul edilen Yükseköğretim Kurumları Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi'nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan kurallar aktarılarak, Dosyanın incelenmesinden; … Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, TÜBİTAK Türkiye adresli Uluslararası Bilimsel Yayınları Teşvik Programına (UBYT) "…" künyeli makalesi ile teşvik için başvurduğu, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu (AYEK) tarafından bu makalenin incelenmesi sonucunda makalede "aşırma" tespitinde bulunulduğu ve 2 (iki) yıl süreyle yaptırım uygulanmasına karar verildiği ve bu durumun davalı Üniversiteye bildirildiği, Davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a gönderilen 06/06/2016 tarihli yazıda, davacı hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, istenilen bilgilerin 13/07/2016 tarihinde gönderilmesi üzerine konuyla ilgili araştırma yapmak üzere görevlendirilen Üniversitenin Kimya Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından yapılan incelemede, etik ihlali yapıldığı yönünde görüş bildirilmesi neticesinde Üniversitenin Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca çalışmalara başlandığı, bu kapsamda üç farklı üniversitenin alanında uzman öğretim üyesinden etik inceleme raporu talep edildiği, Bu konuda görevlendirilen Yıldız Teknik Üniversitesi öğretim üyeleri Prof. Dr. … ve Prof. Dr. …, Ankara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. … ve Gazi Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 07/06/2017, 22/06/2017 ve 06/11/2017 tarihli bilirkişi raporlarında, davacı tarafından etik ihlalinin gerçekleştirildiği yönünde kanaatlere yer verildiği, Bunun üzerine, Rektörlük Makamının 20/02/2018 tarihli yazısı ile görevlendirilen soruşturmacı tarafından düzenlenen 04/04/2018 tarihli soruşturma raporunda; 2547 sayılı Kanun'un 53/A maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca inceleme yapan Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca üç farklı üniversitenin alanında uzman öğretim üyesinden etik inceleme raporu talep edildiği, bu konuda görevlendirilen öğretim üyeleri tarafından düzenlenen bilirkişi raporlarında davacı hakkındaki iddianın doğrulandığı, alınan bilirkişi raporlarının hepsinin birleştiği ortak görüşün TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu tarafından ortaya konulan "aşırma" olarak tanımlanan görüş ile aynı olduğu, iddiaya ilişkin davacının alınan ifadesinde, atıf yapılmamasının bilinçli olarak gerçekleşmediği belirtilmekte ise de fiilin ortaya çıktığının anlaşıldığı, davacının 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesinde yer alan "Akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil, başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermektir." hükmü gereğince üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği, ancak, alınan sicil özetinde geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmalarının olumlu olduğu ve makalenin yayımlandığı saygın derginin de bu tür olaylara zemin hazırlamamak adına makalenin yayımdan önce intihal taraması yapmadığı anlaşıldığından, 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesi gereğince bir alt ceza olan bir yıl kademe ilerlemesinin durdurulması cezasıyla cezalandırılması gerektiğinin belirtildiği, Rektörlükçe soruşturma dosyasının 12/04/2018 tarihinde Yükseköğretim Kurulu Başkanlığına gönderildiği, 20/09/2018 tarihinde Yükseköğretim Disiplin Kurulu nezdinde davacının sözlü savunmasını verdiği, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığınca dosyanın Yüksek Disiplin Kuruluna tevdi edildiği, Yüksek Disiplin Kurulunun yapmış olduğu incelemeler sonucunda; davacının kendisinin olmayan makalelerde atıfta bulunmadan alıntılar yapmak suretiyle etik ihlalinde bulunduğu ve "başkalarının fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermek" disiplin suçunu işlediği hususlarının bilirkişi incelemeleri ile de sabit olduğu, söz konusu fiilin üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektirdiği, fiilin niteliği itibarıyla 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesinde yer alan "iyi hal" hükmünün uygulanmasına imkan bulunmadığı sonucuna varılarak, davacının 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine bakılan davanın açıldığının anlaşıldığı, Uyuşmazlığın özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle Mahkemelerinin 21/02/2019 tarihli ara kararı ile dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verildiği, re'sen seçilen bilirkişiler … Üniversitesi Mimarlık Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. …, Mühendislik Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. … ve Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. … tarafından düzenlenen 25/04/2019 kayıt tarihli bilirkişi raporunda; Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile taraf beyanları, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu, Üniversitelerarası Kurul Bilimsel Araştırma ve Yayın Etiği Yönergesi, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu Yönetmeliği, ilgili diğer mevzuat, uluslararası akademik kriterler, diğer objektif kriterler ve Bilirkişi Heyetimizin değerlendirmeleri birlikte ele alındığında, Davacı …’ın “…” künyeli makalesinde intihal yaptığı, buna göre fiiline uyan düzenlemenin 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/b-5 maddesinde öngörülen “Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma” cezası ile cezalandırılması gerektiği, Ancak dava konusu yayında içerik olarak alıntı yapılan makalelerden farklılıkların olduğu, makalenin yayımlandığı derginin de intihal taraması yapmadığı bunun yanında dosyada mevcut geçmiş hizmetleri sırasındaki olumlu çalışmaları, aldığı ödül ve başarı belgeleri dikkate alındığında, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununun 53/D maddesi gereğince bir alt cezanın verilebileceği, yine aynı Kanunun 53/b-4 maddesine göre fiilin ağırlık derecesi dikkate alındığında “3 yıl kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası verilebileceği ortak görüş ve kanaatine varılmıştır." yönünde ortak görüş belirtildiği, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 31/10/2016 tarihli raporda yer alan görüşler, davalı … Üniversitesince görevlendirilen Prof. Dr. …, Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Prof. Dr. … tarafından hazırlanan 07/06/2017, 22/06/2017 ve 06/11/2017 tarihli bilirkişi raporlarında yer alan görüş ve kanaatler, soruşturmacı tarafından düzenlenen rapor ve Mahkemelerince yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan bilirkişi raporu bir arada değerlendirildiğinde; davacının "…" künyeli makalesinde intihal yaptığı hususunun sabit olduğu, 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesindeki başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermek fiilini işlediği sabit olan davacıya, bu fiilinin karşılığı olarak maddede düzenlenmiş olan üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasının, atamaya yetkili amirin teklifi üzerine yetkili kurul tarafından verildiği, Her ne kadar, davacı tarafından soruşturma ve ceza zamanaşımı sürelerinin ihlal edildiği ve savunmasının alınmadığı ileri sürülmekte ise de; soruşturma kapsamında davacının 05/03/2018 tarihinde yazılı savunmasının alındığı, 20/09/2018 tarihinde de Yükseköğretim Disiplin Kurulu nezdinde sözlü savunmasını verdiğinin görüldüğü, davacıya ait makalenin 01/01/2015 tarihinde yayımlandığı, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca etik ihlalin tespit edilmesi üzerine 13/07/2016 tarihli yazı ile konuyla ilgili işlem yapılmak üzere davalı … Üniversitesine durumun bildirildiği, bunun üzerine davalı Üniversite tarafından 27/07/2016 tarihinde Prof. Dr. …'ten görüş istenilerek konuyla ilgili kısa süre içerisinde durumun araştırılması için işlemlerin başlatıldığı, devam eden süreçte Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca görevlendirilen öğretim üyeleri tarafından hazırlanan bilirkişi raporlarının Üniversiteye gönderildiği, en son bilirkişi raporunun 06/11/2017 tarihinde davalı Üniversiteye gönderildiği, dolayısıyla davalı Üniversitenin intihal yapıldığını öğrendiği tarihin 06/11/2017 tarihi olarak kabul edilmesi gerektiği, anılan tarihten itibaren soruşturmaya başlama süresi olan altı aydan daha kısa bir süre sonra 20/02/2018 tarihinde soruşturmacı görevlendirilmek suretiyle soruşturmaya başlanıldığı ve soruşturmanın 04/04/2018 tarihinde tamamlandığı hususları dikkate alındığında; soruşturmanın usulüne uygun olarak yürütüldüğü, soruşturma ve ceza zamanaşımından söz edilemeyeceğinin anlaşıldığı, Bu durumda, davacının anılan fiili nedeniyle 2547 sayılı Kanun'un 53/b-5 maddesi uyarınca üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Öte yandan, disiplin soruşturma raporu ile bilirkişi raporunda bir alt ceza uygulaması yapılarak kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilebileceği yönünde kanaatlere yer verilmiş ve davacı tarafından da bir alt cezanın verilip verilmeyeceğinin tartışılmadığı, takdir yetkisi kullanılırken geçmiş hizmetleri ve sicil durumu ile ilgili değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmüş ise de; 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesinin 3. fıkrasında, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve ödül veya başarı belgesi alanlara bir derece hafif olan disiplin cezasını uygulamak konusunda idareye takdir hakkı tanındığı, söz konusu yetkinin kullanılması açısından idarenin yargı kararıyla yönlendirilmesine veya takdir hakkına müdahale edilmesine hukuken olanak bulunmadığı ve davacının fiilinin ağırlığı dikkate alındığında takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olarak kullanıldığından da bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, davacının bu iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 30/06/2021 tarih ve E:2020/3830, K:2021/3483 sayılı kararıyla; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı alt bendi ile 53/D maddesinde yer alan kurallar aktarılarak, Takdir yetkisinin, temel amacının faaliyetlerinde kamu yararını gerçekleştirmek olan idarenin belli bir konuda karar alıp almama yahut karar alma hususunda birden fazla seçenek arasında seçim yapma serbestisine sahip olması şeklinde tanımlandığı, idarenin takdir yetkisinin yargı denetimine tabi olduğu hususunun İdare Hukukunun bilinen ilkelerinden olduğu, 2547 sayılı Kanun'da alt ceza uygulanması konusunda idarelere takdir yetkisinin verildiğinin tartışmasız olduğu, ancak bu takdir hakkı kullanılırken, olayın oluş şekli ve işleniş biçimi ile ağırlık derecesine göre alt ceza uygulanıp uygulanmamasına karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla, bu takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığının tespitinin Mahkemelerce yapılması gerektiği, Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporlarının incelenmesinden, davacının dergide yayınlamış olduğu makalesinde intihal eylemini gerçekleştirdiğinin kabulü ile birlikte; daha önceki çalışmalarının ve sicilinin olumlu olması ve soruşturmacının da alt ceza uygulanması gerektiğine yönelik görüşü dikkate alındığında, davacıya iyi hal indiriminin uygulanması gerektiği sonucuna varıldığı, dolayısıyla davacıya iyi hal indirimi yapılmayarak bir alt ceza uygulanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı, Bu itibarla, davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 2547 sayılı Kanun'da bir alt ceza uygulanması konusunda idarelere takdir yetkisi verildiği, ancak bu takdir hakkı kullanılırken, olayın oluş şekli ve işleniş biçimi ile ağırlık derecesine göre alt ceza uygulanıp uygulanmamasına karar verilmesi gerektiği, dolayısıyla, bu takdir hakkının yerinde kullanılıp kullanılmadığının tespitinin yargı yerince yapılması gerektiği, bakılan davada da, dava konusu işlemde, 2547 sayılı Kanun'un 53/D maddesi uyarınca değerlendirme yapılarak alt ceza uygulaması konusunda sonuca varıldığı, İdare Mahkemesi kararında da, söz konusu takdir hakkı hususunda değerlendirme yapılarak hukuka aykırılık bulunmadığı noktasında gerekçe oluşturulduğunun anlaşıldığı, Dairelerince yeniden yapılan istinaf incelemesinde de, tüm bu hususlar ile davacının disiplin cezasına konu fiilinin niteliği ve ağırlığı tekrar dikkate alındığında, davacıya iyi hal indirimi yapılmayarak bir alt ceza uygulanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde ve İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna yeniden varıldığı gerekçesi eklenmek suretiyle davacının istinaf başvurusunun reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, TÜBİTAK tarafından intihal bildiriminin yapıldığı 13/04/2016 tarihinde davalı Üniversitenin eylemden haberdar olduğu, davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a gönderilen 06/06/2016 tarihli yazıda, kendisi hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, bu yazı tarihinin öğrenme tarihi olarak kabul edilmesi halinde dahi 20/02/2018 tarihinde başlatılan soruşturmada, altı aylık soruşturma zamanaşımı süresinin dolduğu, Üniversitenin Fen ve Mühendislik Bilimleri Araştırma ve Yayın Etiği Kurulunca savunma hakkının kullandırılmadığı, idarenin takdir yetkisinin mutlak ve sınırsız olmadığı, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun kullanılıp kullanılmadığı yönünden yargı denetimine tabi olduğu, davalı idarenin takdir yetkisini kullanırken geçmiş hizmetlerini, sicil durumunu ve başarılarını değerlendirmediği, Anayasal bir ilke olan ölçülülük ilkesinin ihlal edilmesi suretiyle bir alt ceza uygulanmaksızın tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile İzmir Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Danıştay dava daireleri ile bölge idare mahkemelerinin temyize tabi kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3. Kullanılmayan …-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/03/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY X- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 53. maddesinin (b) fıkrasının (5) numaralı alt bendinde "Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma: Akademik bir kadroya bir daha atanmamak üzere üniversite öğretim mesleğinden çıkarmadır. Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil, başkalarının özgün fikirlerini, metotlarını, verilerini veya eserlerini bilimsel kurallara uygun biçimde atıf yapmadan kısmen veya tamamen kendi eseri gibi göstermektir." hükmüne yer verilmiştir. Anılan Kanun'un "Zamanaşımı" başlıklı 53/C maddesinde "Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; a) Uyarma, kınama, aylıktan veya ücretten kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması veya birden fazla ücretten kesme cezalarında bir ay içinde, b) Üniversite öğretim mesleğinden çıkarma ve kamu görevinden çıkarma cezasında altı ay içinde, disiplin soruşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin soruşturması açılamaz. Disiplin cezası verilmesini gerektiren fiillerin işlendiği tarihten itibaren iki yıl, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasını gerektiren fiil açısından altı yıl geçmiş ise disiplin cezası verilemez. Bilimsel bir eserin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması hâlinde ikinci fıkrada belirtilen zamanaşımı süreleri yeniden işlemeye başlar. Disiplin cezasının yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, kararın idareye ulaştığı tarihten itibaren kalan disiplin ceza zamanaşımı süresi içerisinde, zamanaşımı süresinin dolması veya üç aydan daha az süre kalması hâlinde en geç üç ay içerisinde karar gerekçesi dikkate alınarak yeniden disiplin cezası tesis edilebilir." hükmü yer almaktadır. 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesinde, üniversite öğretim mesleğinden çıkarma cezasında fiilin işlenildiğinin öğrenildiği tarihten itibaren altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanılması gerektiği, ancak eserin yeniden yayımı yahut akademik atama ve terfilerde kullanılması halinde zamanaşımı süresinin yeniden işlemeye başlayacağı hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; … Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümünde öğretim üyesi olarak görev yapan davacının, TÜBİTAK Türkiye adresli Uluslararası Bilimsel Yayınları Teşvik Programına (UBYT) "…" künyeli makalesi ile teşvik için başvurduğu, TÜBİTAK Araştırma ve Yayın Etiği Kurulu (AYEK) tarafından bu makalenin incelenmesi sonucunda makalede "aşırma" tespitinde bulunulduğu ve 2 (iki) yıl süreyle yaptırım uygulanmasına karar verildiği, bu durumun 13/04/2016 tarihli yazı ile davalı Üniversiteye bildirildiği, davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a gönderilen 06/06/2016 tarihli yazıda, davacı hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden disiplin soruşturmasının ise Rektörlüğün … tarih ve … sayılı yazısı ile başlatıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, TÜBİTAK tarafından davalı Üniversiteye gönderilen 13/04/2016 tarihli yazının hangi tarihte Üniversite kaydına girdiği hususu dosyadan anlaşılamamakta ise de, bu yazı üzerine davalı Üniversite tarafından TÜBİTAK'a 06/06/2016 tarihli yazının gönderildiği ve davacı hakkında yapılacak işlemlere esas olmak üzere gerekli bilgi ve belgelerin gönderilmesinin istenildiği anlaşıldığından, davacının fiilinin en geç bu yazı tarihi itibarıyla öğrenildiğinin kabulü gerekmektedir. Diğer taraftan, bu tarihten sonra dava konusu makalenin akademik atama ve terfilerde kullanılması ya da kısmen veya tamamen yeniden yayımlanması gibi bir durumun da söz konusu olmadığı görülmektedir. Bu durumda, 06/06/2016 tarihinden itibaren işlemeye başlayan altı aylık zamanaşımı süresi geçtikten çok sonra 20/02/2018 tarihinde başlatılan disiplin soruşturmasının zamanaşımına uğradığı anlaşıldığından, 2547 sayılı Kanun'un 53/C maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresine riayet edilmeksizin yapılan disiplin soruşturması sonucunda tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin temyize konu ısrar kararının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.

6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca personele uygulanan Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezası yüksek disiplin kurulları tarafından oy çokluğu ile verilir; Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğin kesilmesi veya sözleşmenin feshi sonucunu doğurarak yetkili komutanın onayıyla yerine getirilir. 6413 sayılı Kanun'un 5. maddesine göre adli soruşturma veya kovuşturma bulunması disiplin soruşturması yapılmasını ve ceza verilmesini engellemez. Kanunun 6. maddesi gereğince takdir hakkı ölçülü, adaletli ve gerekçeli olarak kullanılır; fiilin işleniş biçimi, hizmete olumsuz etkisi, personelin kast veya taksiri, önceki disiplin durumu ve pişmanlığı gözetilir.

Danıştay 12. Daire, E. 2020/154, K. 2024/1582Kaynağı aç
Danıştay 12. Daire Başkanlığı         2020/154 E.  ,  2024/1582 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2020/154 Karar No : 2024/1582 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …Bakanlığı VEKİLİ : Hukuk Müşaviri … KARŞI TARAF (DAVALI) : … VEKİLİ : Av. … İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin… tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İzmir ili, Foça ilçesi, Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı'nda muvazzaf subay olarak görev yapan davacının, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi ile TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliğinin 9. Maddesinin 1 fıkrasının (f) bendi uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun …tarih ve … sayılı kararın iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; 2003 yılında 'teğmen' rütbesiyle subay nasbedilen davacının, 25/03/2014 tarihinden itibaren almaya başladığı ve ayırma işlemine gerekçe olarak gösterilen disiplin cezalarına kadar, meslek hayatı boyunca sicil notlarının genellikle mükemmel ve çok iyi seviyesinde olduğu; mesleki safahatının on yılı süresince herhangi bir idari ya da adli takibata maruz kalmayan davacının, ayırma işleminden önceki son görev yeri Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığına atandığı 05/08/2013 tarihinden itibaren ardı ardına disiplin cezaları ve ceza kovuşturmalarına maruz kaldığı, takdir yetkisinin hukuka uygunluğunun denetiminde, açık hata, orantısızlık, dengeleme, makul ölçü gibi kavramlara müracaatla, bu hâllerin varlığı hâlinde takdir yetkisinin objektif kullanılmadığının kabul edilmesi gerekmekte olup; davacı hakkında disiplin cezaları verilmesine ve cezai kovuşturma yapılmasına sebebiyet veren eylem ve ihlaller ile davacıya uygulanan "silahlı kuvvetlerden ayırma" yaptırımı arasında adil bir dengenin bulunmadığı, başka bir deyişle ölçülülük esasına uyulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : … DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : İzmir ili, Foça ilçesi, Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığında görevli iken, Dz.K.K.lığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve …sayılı kararıyla disiplinsizliği alışkanlık haline getirdiği kabul edilen davacının, 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu'nun 20/1-f ve TSK Yüksek Disiplin Kurulları Yönetmeliği'nin 9/1-f maddeleri uyarınca Türk Silahlı Kuvvetlerinden ayırma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın, Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca 04/03/2015 tarihinde onaylanarak 07/05/2015 tarihinde davacıya tebliğ edilmesi üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 6413 sayılı TSK Disiplin Kanunu'nun 3. maddesinde “Disiplinsizlik: Bu Kanuna göre disiplin cezası ile cezalandırılan fiil ve haller” şeklinde tanımlanmış, 5. maddesinde herhangi bir fiilden dolayı ilgili hakkında yapılan adli soruşturma veya kovuşturmanın, aynı fiilden dolayı ayrıca disiplin soruşturması ve tahkikat yapılmasını, disiplin cezası verilmesini ve bu cezanın yerine getirilmesini engellemeyeceği kuralı benimsenmiş, 6. maddesinde disiplin cezası vermeye yetkilendirilmiş kişi ve kurullarca, disiplin cezası uygulanması ile ilgili takdir haklarının ölçülü, adaletli ve hakkaniyetli bir şekilde kullanılacağı, takdir hakkının mutlaka gerekçeli olacağı, takdir hakkı kullanılırken disiplinsizliğin işleniş biçimi, yeri, zamanı, askeri hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, disiplinsizlik yapan personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı, önceki disiplin durumu, samimi ikrarı ve gösterdiği pişmanlık gibi hususların dikkate alınacağı, 7. maddesinde maiyetinden birinin disiplinsizlik teşkil edebilecek bir fiilini veya mesleğe aykırı tutum ve davranışını herhangi bir şekilde öğrenen disiplin amirlerince, olayın araştırılması gerektiğine kanaat getirilirse, yazılı olarak görevlendireceği; soruşturmacılar vasıtasıyla ya da şahsen disiplin soruşturması yapılacağı, 11. maddesinde “Silahlı Kuvvetlerden ayırma” disiplin cezasının yüksek disiplin kurulları tarafından verileceği Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının, personelin tabi olduğu mevzuat hükümlerine göre Türk Silahlı Kuvvetlerinden ilişiğinin kesilmesi veya durumuna göre sözleşmesinin feshedilmesi sonucunu doğuracağı, bu cezanın kuvvet komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı veya Sahil Güvenlik Komutanlığında oluĢturulacak yüksek disiplin kurulları tarafından verileceği ve ilgili kuvvet komutanı, Jandarma Genel Komutanı veya Sahil Güvenlik Komutanının onayı ile yerine getirileceği, anılan cezanın; disiplin amirlerinden en az ikisinin teklifi üzerine yüksek disiplin kurulları tarafından verilebileceği gibi eldeki bilgi ve belgelere göre yüksek disiplin kurulları tarafından resen de verilebileceği, kuvvet komutanlıkları ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığında teşkil edilecek yüksek disiplin kurullarının; kurmay başkanının başkanlığında personel, istihbarat ve harekât başkanları, personel ve tayin dairesi başkanları, adli müşavir veya hukuk müşaviri, kıdem, sicil ve personel yönetimi ile ilgili şube müdüründen oluşacağı, yüksek disiplin kurullarında kararların oy çokluğu ile alınacağı, 13. maddesinde; Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasının verilmesine ilişkin sürecin; disiplin amirlerinin teklifi ile başlatılması hâlinde süreci başlatan disiplin amiri tarafından, diğer durumlarda ise yetkili komutanlıklar vasıtası ile yüksek disiplin kurulları tarafından hakkında karar verilecek personelin savunmasının alınacağı, yazılı savunma haricinde, yüksek disiplin kurulu tarafından gerek görülmesi veya personelin talepte bulunması hâlinde personelin sözlü olarak da ifade vermeye çağrılabileceği, 39. maddesinde; Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektirecek durumun oluştuğunun disiplin amirleri tarafından tespit edilmesinden itibaren bir yıl ve her hâlde disiplin cezasını gerektiren fiil ve hâllerin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra aynı sebeple yüksek disiplin kurulu tarafından ceza verilemeyeceği ve son olarak 40. maddesinde; bu Kanunun 13. maddesinin altıncı fıkrasında düzenlenen istisna haricinde disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği, isnat olunan hususlar ile savunma için verilen sürenin açıkça ve yazılı olarak ilgiliye bildirileceği, üç iş gününden az ve beş iş gününden fazla olmamak üzere verilecek süre içinde savunmasını yapmayan personelin savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı belirtilmiştir. Ayrıca 6413 sayılı Kanun'un 20. maddesinde; Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler tek tek sayılmış, olup; Bu maddeye göre Silahlı Kuvvetlerden ayırma cezasını gerektiren disiplinsizlikler; “a) Aşırı borçlanmak ve borçlarını ödeyememek: Nafaka, trafik kazası, doğal afet, personelin öngöremeyeceği şekilde ülke genelinde yaşanan olağanüstü ekonomik dalgalanmalar, ani devalüasyonlar, sağlık ve tedavi giderleri ile kefillik ve benzeri zorunluluk hâlleri hariç olmak üzere, aşırı derecede borçlanmaya düşkün olmak ve bu borçlarını ödememeyi alışkanlık hâline getirmektir. b) Ahlaki zayıflık: Görevine, sosyal ve aile yaşantısına zarar verecek derecede menfaatine, içkiye, kumara düşkün olmak veya Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarını sarsacak şekilde yüz kızartıcı, utanç verici veya toplumun genel ahlak yapısına aykırı fiillerde bulunmaktır. c) Hizmete engel davranışlarda bulunmak: Devletin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına zarar verecek nitelikte tutum ve davranışlarda veya ağır suç veya disiplinsizlik teşkil eden fiillerde bulunmaktır. ç) Gizli bilgileri açıklamak: Yetkisi olmadığı hâlde, devletin güvenliği ile iç ve dış siyasi yararlarına ilişkin elde ettiği gizli bilgileri yetkisiz kişi ve kuruluşlara vermek, ulaştırmak veya açıklamaktır. d) İdeolojik veya siyasi amaçlı faaliyetlere karışmak: Siyasi partilere girmek, ideolojik veya siyasi faaliyetlere karışmak, ideolojik veya siyasi amaçlarla disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmaktır. e) Uzun süreli firar etmek: Geçerli bir mazereti olmaksızın kesintisiz olarak bir yıldan fazla süre ile izin süresini geçirmek veya firar hâlinde bulunmaktır. f) Disiplinsizliği alışkanlık hâline getirmek: Disiplini bozucu tavır ve davranışlarda bulunmayı alışkanlık hâline getirmek veya aldığı disiplin cezalarına rağmen ıslah olmamaktır. g) İffetsiz bir kimse ile evlenmek veya böyle bir kimse ile yaşamak: İffetsizliği anlaşılmış olan bir kimse ile bilerek evlenen veya evlilik bağını devam ettirmekte veya böyle bir kimseyi yanında bulundurmakta veya karı koca gibi herhangi bir kimse ile nikahsız olarak devamlı surette yaşamakta ısrar etmektir. ğ) Gayri tabii mukarenette bulunmak: Bir kimseyle gayri tabii mukarenette bulunmak yahut bu fiili kendisine rızasıyla yaptırmaktır.” şeklinde belirtilmiştir. Diğer taraftan, aynı Kanun'un 'Disiplin ceza puanına bağlı olarak ayırma cezası verilmesi' başlıklı 21. maddesinde; "(1) Aşağıda belirtilen durumlar disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme olarak kabul edilir ve sözleşmeli subay ve astsubaylar hariç subaylar, astsubaylar ve uzman jandarmalar hakkında ayırma cezası verilir. a) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içinde on sekiz disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam on iki defa veya daha fazla disiplin cezası almak. b) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son beş yıl içinde otuz beş disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam yirmi beş defa veya daha fazla disiplin cezası almak. (2) Birinci fıkra kapsamında ceza puanlarının hesaplanması ekli (2) sayılı çizelgeye göre yapılır." ve Geçici 5. maddesinde de; “(1) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin mahkemeleri tarafından yedek subaylar ile erbaş ve erlere verilmiş ve infazı tamamlanmış olan cezalar ve yukarıdaki geçici hükümlere göre infazı tamamlanan oda hapsi cezaları, askerlik hizmet süresinden sayılmaz ve bu kişiler her bir disiplin suçu için en fazla on beş gün olmak üzere infaz edilen süre kadar geç terhis edilirler. (2) Bu Kanunun yürürlüğe girmesinden önce disiplin amirleri veya disiplin mahkemeleri tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur. (3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce alınmış olan disiplin cezaları, bu Kanunun 21. maddesi kapsamındaki puanlandırmada dikkate alınmaz.” kuralları yer almıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davacının 11/03/2014 tarihinde, sabah içtimasında tabur komutanınca hizmete ilişkin olarak verilen emirlere kasıtlı olarak gereken saygıyı göstermediğinden bahisle "amire saygısızlık (18/a) disiplinsizliği" kapsamında 25/03/2014 tarihinde tabur komutanı tarafından aylıktan kesme (1/96)- 3 ceza puanı; 01/04/2014 tarihinde, Haftalık Eğitim Çizelgesinde 13:30-17:00 saatleri arasında keşif gözetleme eğitimini icra etmediğinden bahisle "mesai çizelgesine uymamak" (15/ç) disiplinsizliği kapsamında 10/05/2014 tarihinde tabur komutanı tarafından uyarma-1 ceza puanı; 28/05/2014 tarihinde, EFES-2014 Tatbikatında Doğanbey/Seferihisar Ordugah Bölgesinden, ordugah komutanı veya vekilinden izin almadan ordugah bölgesini terk ettiğinden bahisle "meslek etiğine aykırı davranışta bulunmak (16/b) disiplinsizliği kapsamında 12/08/2014 tarihinde tabur komutanı tarafından takdiren bir derece hafif ceza olan uyarma- 1 ceza puanı; Dz.P.Astsb.Üçvş. A. Y.'zın şikayet dilekçesinde yer alan iddiaların araştırılması maksadıyla oluşturulan idari tahkikat heyetinin hazırladığı rapor doğrultusunda "hoşnutsuzluk yaratmak (19/ğ), 09.09.2014 tarihinde "3 gün hizmet yerini terk etmeme"-3,5 ceza puanı, Amfibi Keşif Bölük Komutanlığı görevine başladığı tarihten itibaren sağlık durumu ve çeşitli mazeretler öne sürerek sorumluluklarını yerine getirmediğinden bahisle "sorumluluktan kaçmak (16/e) disiplinsizliği kapsamında 07/11/2014 tarihinde tugay komutanı tarafından kınama-1,5 ceza puanı; olmak üzere sıralı üç disiplin amiri tarafından toplam on (10) ceza puanı verildiği, Amf.Gör.Gr.K.lığı Disiplin Kurulu tarafından, 30/05/2014 tarihinde kendi odasının kapısını tekmeleyerek kırdığından bahisle "hizmete mahsus eşyaya zarar vermek disiplinsizliği kapsamında "4 gün hizmet yerini terk etmeme"- 4,5 ceza puanı ile cezalandırıldığı, bu cezaya itirazının Disiplin Kurulu tarafından 15/10/2014 tarihinde reddedildiği, 30/05/2014 tarihinde kendi odasının kapısını tekmeleyerek kırdığından bahisle "Askeri eşyayı kasten tahrip etmek" suçundan açılan davanın devam ettiği, Haziran 2014 tarihinde Katar Askeri Heyeti'nin Amf. Dz. P.Tug.K'lığını ziyareti kapsamında icra edilen provaya yazılı ve sözlü emir verilmesine rağmen iştirak etmediğinden bahisle "emre itaatsizlikte ısrar" suçu kapsamında G. Dz.Saha K.lığı Askeri Savcılığı'nın 2014/576 sayılı dosyasında soruşturmanın devam ettiği, … Asliye Ceza Mahkemesine devredilen (hizmete ilişkin emirleri yerine getirmemek suçuna ilişkin) davanın beraat ile sonuçlanarak kesinleştiği,… Asliye Ceza Mahkemesi'nce verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı HAGB kararının kesinleştiği, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan yapılan yargılama sonucunda, …Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…K:… sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kesinleştiği görülmektedir. Her ne kadar temyize konu kararda, davacıya ait özlük dosyasının incelenmesi ve sicil ve disiplin safahatı bir arada değerlendirildiğinde; 2003 yılında 'teğmen' rütbesiyle subay nasbedilen davacının, 25/03/2014 tarihinden itibaren almaya başladığı ve ayırma işlemine gerekçe olarak gösterilen disiplin cezalarına kadar, meslek hayatı boyunca sicil notlarının genellikle mükemmel ve çok iyi seviyesinde olduğu; mesleki safahatının on yılı süresince herhangi bir idari ya da adli takibata maruz kalmayan davacının, ayırma işleminden önceki son görev yeri Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığına atandığı 05/08/2013 tarihinden itibaren ardı ardına disiplin cezaları ve ceza kovuşturmalarına maruz kaldığı, davacı hakkında disiplin cezaları verilmesine ve cezai kovuşturma yapılmasına sebebiyet veren eylem ve ihlaller ile davacıya uygulanan "silahlı kuvvetlerden ayırma" yaptırımı arasında adil bir dengenin bulunmadığı, başka bir deyişle ölçülülük esasına uyulmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, davacı hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan yapılan yargılama sonucunda, …Asliye Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:… K:… sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, davacının almış olduğu disiplin cezalarının niteliği ve ceza yargılamasındaki söz konusu fiilinin niteliği itibarıyla Türk Silahlı Kuvvetlerinin disiplin anlayışını temelden sarsacak ve itibarını zedeleyecek nitelikte olduğu hususları birarada değerlendirildiğinde, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi… İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesine gönderilmesine, kesin olarak, 27/03/2024 tarihinde, oybirliğiyle karar verildi.

6413 sayılı Kanun'un 40. maddesi gereğince isnat olunan fiiller ile savunma süresi personele yazılı olarak bildirilir; üç ile beş iş günü arasında tanınan sürede savunma yapılmaması halinde haktan vazgeçilmiş sayılır. Kanunun 39. maddesi uyarınca durumun amirlerce tespitinden itibaren bir yıl ve fiilin işlendiği tarihten itibaren beş yıl geçtikten sonra ayırma cezası tesis edilemez. Kanunun 21. maddesi uyarınca sözleşmeli subay ve astsubaylar haricindeki personel bakımından, son cezanın kesinleştiği tarihten geriye doğru bir yıl içinde 18 ceza puanına ya da en az iki ayrı amirden 12 kez cezaya ulaşılması; son beş yıl içinde ise 35 ceza puanının veya en az iki amirden 25 kez cezanın aşılması disiplinsizliğin alışkanlık sayılmasına yol açar. Yüksek disiplin kurulu cezaların usulüne uygun verilmediği veya objektiflikten uzaklaşıldığı kanaatine varırsa cezaları kaldırabilir ya da personelin görev yerini değiştirerek durumunu bir yıllık deneme süresi sonunda yeniden inceleyebilir. Danıştay 12. Dairesinin E. 2020/154, K. 2024/1582 sayılı kararında, personelin disiplin geçmişi ile ceza yargılamasına konu fiilinin askeri disiplin anlayışını zedeleyecek nitelikte bulunması karşısında ayırma işlemi hukuka uygun bulunmuştur.

6413 sayılı TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DİSİPLİN KANUNU m. 21Kaynağı aç
MADDE 21 – (1) (Değişik: 1/2/2017-KHK-681/92 md; Değiştirilerek kabul: 1/2/2018-7073/91 md.) Aşağıda belirtilen durumlar disiplinsizliği alışkanlık hâline getirme olarak kabul edilir ve bu durumlarda sözleşmeli subay ve astsubaylar hariç subaylar ve astsubaylar hakkında ayırma cezası verilebilir. a) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son bir yıl içinde onsekiz disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam oniki defa veya daha fazla disiplin cezası almak. b) En son alınan disiplin cezasının kesinleştiği tarihten geriye doğru son beş yıl içinde otuzbeş disiplin cezası puanı veya en az iki farklı disiplin amirinden toplam yirmibeş defa veya daha fazla disiplin cezası almak. (2) Birinci fıkra kapsamında ceza puanlarının hesaplanması ekli (2) sayılı çizelgeye göre yapılır. (3) (Ek: 2/1/2017-KHK-681/92 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7073/91 md.) Disiplin ceza puanına bağlı olarak ayırma cezası verilmesi istemiyle gelen dosyaların incelenmesi sonucunda yüksek disiplin kurulunca, cezaların usulüne uygun verilmediğine veya ceza tayininde objektiflikten uzaklaşıldığına kanaat getirilirse verilen cezaların tamamının veya bir kısmının kaldırılmasına yahut personelin görev yerinin değiştirilmesine ve durumunun bir yıllık deneme süresi sonunda yeniden incelenmesine karar verilir. BEŞİNCİ BÖLÜM Askeri Öğrenciler Hakkında Uygulanacak Cezalar ve Cezalandırmayı Gerektiren Disiplinsizlikler Askeri öğrenciler hakkında verilebilecek cezalar

İdari Yargı Denetimi, İptal ve Yürütmenin Durdurulması

Memurluktan çıkarılma işlemleri idari işlem niteliğinde olduğundan yargı denetimine tabidir. Keyfî veya yetersiz gerekçeli kararlar yargı yerlerince iptal edilebilir. Başvurulan temel yol iptal davasıdır ve memur işlemin hukuka aykırılığını ileri sürerek ortadan kaldırılmasını talep eder. Mahkeme işlemi yetki, şekil, sebep, konu ve amaç unsurları yönünden inceler. Yargı denetimi yalnızca şeklî unsurları değil; sebebin yeterliliğini, delillerin somutluğunu, fiilin işlenip işlenmediğini, takdir yetkisinin kullanımını ve ölçülülük şartını kapsar. Soyut iddialara dayanan veya savunma hakkı ihlal edilerek kurulan işlemler hukuka aykırı görülmektedir.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 27. maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava açılmış olması dava konusu idari işlemin yürütülmesini kendiliğinden durdurmaz. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre yürütmenin durdurulmasına karar verilebilmesi için işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Ancak kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği ile geçici veya sürekli görevlendirmeler savunma alınmaksızın yürütmenin durdurulabileceği uygulanmakla etkisi tükenecek işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarına karşı tebliği izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus itiraz edilebilir; mercilerin yedi gün içinde vereceği kararlar kesindir. Bu kararlar on beş gün içinde yazılıp imzalanır ve dava dosyaları öncelikle karara bağlanır. Hukuka aykırı çıkarılma işlemi nedeniyle oluşan zararlar yönünden tam yargı davası açılarak maaş kaybı, özlük haklarının ihlali ve manevi zararlar talep edilebilir.

2577 sayılı İDARİ YARGILAMA USULÜ KANUNU m. 27Kaynağı aç
Madde 27 – (Değişik: 10/6/1994-4001/12 md.) 1. Danıştayda veya idari mahkemelerde dava açılması dava edilen idari işlemin yürütülmesini durdurmaz. 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/57 md.) Danıştay veya idari mahkemeler, idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ve idari işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, davalı idarenin savunması alındıktan veya savunma süresi geçtikten sonra gerekçe göstererek yürütmenin durdurulmasına karar verebilirler. Uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerin yürütülmesi, savunma alındıktan sonra yeniden karar verilmek üzere, idarenin savunması alınmaksızın da durdurulabilir. (Ek cümle: 21/2/2014-6526/17 md.) Ancak, kamu görevlileri hakkında tesis edilen atama, naklen atama, görev ve unvan değişikliği, geçici veya sürekli görevlendirmelere ilişkin idari işlemler, uygulanmakla etkisi tükenecek olan idari işlemlerden sayılmaz. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hangi gerekçelerle hukuka açıkça aykırı olduğu ve işlemin uygulanması halinde doğacak telafisi güç veya imkânsız zararların neler olduğunun belirtilmesi zorunludur. Sadece ilgili kanun veya Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.[20] 3. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Dava dilekçesi ve eklerinden yürütmenin durdurulması isteminin yerinde olmadığı anlaşılırsa, davalı idarenin savunması alınmaksızın istem reddedilebilir. 4. Vergi mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması istenebilir. (Ek cümle: 19/1/2022-7351/2 md.) (İptal cümle:Anayasa Mahkemesi’nin 1/6/2022 tarihli ve E.: 2022/14, K.: 2022/70 sayılı Kararı ile.) 5. Yürütmenin durdurulması istemli davalarda 16 ncı maddede yazılı süreler kısaltılabileceği gibi, tebliğin memur eliyle yapılmasına da karar verilebilir. 6. Yürütmenin durdurulması kararları teminat karşılığında verilir; ancak, durumun gereklerine göre teminat aranmayabilir. Taraflar arasında teminata ilişkin olarak çıkan anlaşmazlıklar, yürütmenin durdurulması hakkında karar veren daire, mahkeme veya hakim tarafından çözümlenir. İdareden ve adli yardımdan faydalanan kimselerden teminat alınmaz. 7. Yürütmenin durdurulması istemleri hakkında verilen kararlar; Danıştay dava dairelerince verilmişse konusuna göre İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurullarına, bölge idare mahkemesi kararlarına karşı en yakın bölge idare mahkemesine, idare ve vergi mahkemeleri ile tek hakim tarafından verilen kararlara karşı bölge idare mahkemesine (…)[21] kararın tebliğini izleyen günden itibaren yedi gün içinde bir defaya mahsus olmak üzere itiraz edilebilir. İtiraz edilen merciler, dosyanın kendisine gelişinden itibaren yedi gün içinde karar vermek zorundadır. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. 8. Yürütmenin durdurulması kararı verilen dava dosyaları öncelikle incelenir ve karara bağlanır. 9. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Yürütmenin durdurulmasına dair verilen kararlar onbeş gün içinde yazılır ve imzalanır. 10. (Ek: 2/7/2012-6352/57 md.) Aynı sebeplere dayanılarak ikinci kez yürütmenin durdurulması isteminde bulunulamaz. Kararların sonuçları:[22]
Memur istifa bildirimi yaptıktan sonra hemen görevinden ayrılabilir mi?

Memur ayrılma isteğini bildirdikten sonra derhal ayrılamaz; kamu hizmetinin sürekliliği gereğince belirli bir süre daha görevine devam etmekle yükümlüdür.

Yasal süreye uymadan görevi terk etmenin sonucu nedir?

Belirlenen süreye uyulmaksızın görevin terk edilmesi hukuki sorumluluk doğurur ve durum çekilmiş sayılma kapsamında değerlendirilebilir.

Devlet memurluğundan çıkarma cezasında savunma hakkı nasıl kullandırılır?

657 sayılı Kanun'un 129. maddesi uyarınca personele iddialar, deliller ve önerilen ceza bildirilerek evrakı inceleme, tanık dinletme ve disiplin kurulunda sözlü veya yazılı son savunma yapma hakkı tanınması zorunludur.

Memurluktan çıkarılma davasında yürütmenin durdurulması hangi şartlara bağlıdır?

2577 sayılı Kanun'un 27. maddesi gereğince idari işlemin uygulanması halinde telafisi güç veya imkânsız zararların doğması ile işlemin açıkça hukuka aykırı olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu