Memnu Hakların İadesi Davası ve Şartları

by Avukat Erdal Ersoy
Memnu Hakların İadesi Davası ve Şartları

Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi Kurumu ve Kapsamı

Memnu hakların iadesi diğer adıyla yasaklanmış hakların geri verilmesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belirli bir suçtan dolayı veya belirli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilmesini sağlayan usuldür. 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu ile 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nda yer alan düzenleme sonrasında, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesi ile kurum yeniden düzenlenmiştir. Kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak kişi, cezanın infazı tamamlanıncaya kadar Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinde sayılan hakları kullanamaz. İnfaz tamamlandıktan sonra diğer kanunların öngördüğü kısıtlılıkların bertaraf edilmesi ise Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesindeki şartlara tabidir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
Madde 53- (1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2016/12303, K. 2017/11899Kaynağı aç
8. Ceza Dairesi         2016/12303 E.  ,  2017/11899 K.
"İçtihat Metni"
6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet suçundan sanık …'nın, anılan Kanun'un 13/2 ve 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 59/2. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis ve 1.000.000 Türk lirası ağır para cezaları ile cezalandırılmasına dair Şırnak Asliye Ceza Mahkemesinin 11/07/1996 tarihli ve 1995/86 esas, 1996/50 sayılı kararının infaz edilmesini müteakip, anılan kararda yasaklanmış hak bulunmadığının tespitine ilişkin aynı Mahkemenin 06/11/2015 tarihli ve 2015/310 değişik iş sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, adı geçen sanığın 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan almış olduğu mahkumiyet kaydının 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 14. ve geçici 2. maddeleri gereğince arşive alınmış olduğu ve aynı Kanun'un 6290 sayılı Kanun ile değişik 12. maddesi gereğince arşive alınma koşullarının oluştuğu tarihten itibaren yasaklanmış hakların geri verildiği tarihe göre arşivden silinme süresi hesaplanacağı, somut olayda mahkemesince sanığın mahkumiyet kararında yasaklanmış hak bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmakla, her ne kadar sanık hakkındaki mahkumiyet kararında her hangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, mahkumiyetin doğal neticesi olarak yasaklanan hakların geri verilmesi talebinde bulunulabileceği ve sanık hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, sanığın cezasının infaz edildiği tarih olan 09/03/2001 tarihinden itibaren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve sanığın daha sonra yeni bir suç işlememiş olduğu cihetle, mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı gerekçe ile “yasaklanmış hak bulunmadığının tespitine” karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 11.11.2016 gün ve 3605 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 25.11.2016 gün ve KYB/2016-391173 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Cezanın amaçlarından birisinin de mahkûmun ıslahı olması karşısında; bunu ispat eden/gösteren kişinin ömür boyu hak yoksunluğuna muhatap olması, adil de değildir. İşte ortaya çıkabilecek bu gibi sakıncaların giderilebilmesi için, mahkûmun belirli bir süreyi iyi halli olarak geçirmesi ve kanunda açıklanan diğer koşullara uymuş olması halinde yoksun kaldığı hakları tekrar kullanması, "yasaklanmış hakların geri verilmesi (memnu hakların iadesi) kurumu ile olanaklı hale gelmektedir. Bu yolla mahkûm, toplumsal yaşamın gerektirdiği etkinlikleri normal bir şekilde sürdürmesini sağlayan haklarına yeniden kavuşmanın yanı sıra, mahkûmiyet sonucu yıpranan manevi itibarını da elde etme olanağına kavuşmuş olacaktır.
765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu'nun 121-124. maddeleri ile 1412 sayılı mülga Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 416-420. maddelerinde düzenlenen "yasaklanmış hakların geri verilmesi" kurumuna ilişkin ne 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nda ne de 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda herhangi bir hükme yer verilmiş, ancak daha sonra 06.12.2006 tarih ve 5560 sayılı Çeşitli Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un 38. maddesiyle 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na 13/A maddesi eklenmek suretiyle Türk Hukukundaki yerini tekrar almıştır.
"Yasaklanmış hakların geri verilmesi" başlığını taşıyan 5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesi:
"(1) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilir. Bunun için; Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla,
a) Mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması,
b) Kişinin bu süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması gerekir.
(2) Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukukî nedenle son verilmiş olması halinde, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak, bu süre kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden az olamaz.
(3) Yasaklanmış hakların geri verilmesi için, hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine, hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.
(4) Mahkeme bu husustaki kararını, dosya üzerinde inceleme yaparak ya da Cumhuriyet Savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle verebilir.
(5) Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.
(6) Yasaklanmış hakların geri verilmesine ilişkin karar, kesinleşmesi halinde, adlî sicil arşivine kaydedilir.
(7) Yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna başvurulması nedeniyle oluşan bütün masraflar hükümlü tarafından karşılanır." şeklinde olup, maddenin gerekçesi şöyledir:
"Maddeyle, 5352 sayılı Kanun'a 13/A maddesi eklenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53 üncü maddesindeki düzenlemeye göre, belli bir suçtan mahkumiyete bağlı süresiz hak yoksunluğundan söz edilemez. İşlediği suç dolayısıyla toplumda kişiye karşı duyulan güven sarsıldığı için suçlu kişi, özellikle güven ilişkisinin varlığını gerekli kılan belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmaktadır. Ancak, bu hak yoksunlukları süresiz değildir. Cezalandırılmakla güdülen asıl amaç, işlediği suçtan dolayı kişinin etkin pişmanlık duymasını sağlayıp tekrar topluma kazandırılması olduğuna göre, 53 üncü maddede suça bağlı hak yoksunluklarının da belli bir süreyle sınırlandırılması yönünde düzenleme yapılmıştır. Türk Ceza Kanunu'nda, belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkûmiyetin sonucu olarak ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu söz konusu olmadığı için, yasaklanmış hakların geri verilmesi müessesesine ilişkin düzenleme yapılmamıştır. Ancak, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu'nun Geçici 2 nci maddesinde, diğer kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin, belli hakları kullanmaktan süresiz olarak yoksun bırakılmasına ilişkin hükümleri saklı tutulmuştur. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki süresiz hak yoksunluğu doğuran bu hükümlere rağmen, yasaklanmış hakların geri verilmesi yolunun kapalı tutulması, uygulamada ciddi sorunlara yol açacaktır. Bu sorunların çözümüne yönelik olarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki çeşitli kanunlardaki kasıtlı bir suçtan dolayı belirli süreyle hapis cezasına veya belli suçlardan dolayı bir cezaya mahkum olan kişilerin süresiz olarak kullanmaktan yasaklandıkları hakları tekrar kullanabilmelerine imkân tanıyan bir düzenleme yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur."
Bu yeni hüküm ve gerekçesi göz önüne alındığında yasaklanmış hakların geri verilmesini; "5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunlarla belli bir suç veya ceza mahkûmiyetine bağlı olarak doğrudan veya mahkûmiyetin yasal sonucu olarak öngörülen sürekli hak yoksunluklarının; cezanın infaz edilmesinden ya da infaza hukuki bir nedenle son verilmesi halinde kararın kesinleşmesinden itibaren, belirli bir süre gösterilen iyi hal sonrasında, mahkûmun talebiyle, geleceğe yönelik olarak mahkemece geri verilmesi" şeklinde tanımlanabilir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verildiğinde adli sicil bilgileri silinmemektedir. Ancak geri vermeye ilişkin karar adli sicil arşivine kaydedilmektedir (5352 sayılı Kanun md.13/A,f.6). Silinen ancak arşiv kaydına alınan kayıtlar "kural olarak" kişiyi herhangi bir haktan yoksun bırakmak için dayanak olarak kullanılamaz (5352 sayılı Kanun md.10/2) ise de, kanunlarda bu konuda özel düzenleme olması halinde söz konusu arşiv kaydı hak yoksunluğu dâhil bazı hukuki işlemlere esas alınabilecektir (5352 sayılı Kanun md.10/2). Dolayısıyla hak yoksunluğuna neden olan mahkûmiyetin adli sicilden silinmesine karar verilmesi halinde, silme kararıyla yasaklanmış haklar da otomatik olarak geri verilmiş olacağından, ayrıca yasaklanmış hakların geri verilmesini talep etmeye gerek kalmayacağı ileri sürülebilirse de bu durum ancak bir hak yoksunluğuna esas alınamayanlar açısından geçerli olabilecektir. Nitekim 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun geçici 2. maddesinde Anayasanın 76. maddesi ile özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetlerin arşiv bilgilerinin silinmesi benimsenmemiştir.
5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na eklenen 13/A maddesinde, 5237 sayılı TCK dışındaki kanunların belli bir suçtan dolayı veya belli bir cezaya mahkumiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için, yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebileceği, bunun için, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak kaydıyla, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması gerektiği belirtilmektedir.
Yasaklanmış hakların geri verilmesi için cezanın infaz edilmiş olması ve kişinin infazın tamamlanmasından itibaren üç yıllık süre içerisinde yeni bir suç işlememesi ve hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekecektir.
5352 sayılı Kanun'un 13/A maddesine göre, ister 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'ndan, isterse özel bir yasadan kaynaklansın, amme hizmetlerinden yasaklanma, memuriyetten mahrumiyet, seçme veya seçilme hakkından yoksun kılınma, yasal kısıtlılık altında bulundurulma, babalık veya kocalık haklarından mahrumiyet, sürücü belgesinin geri alınması, emekli maaşından yoksun kılınma, meslek ve sanatın tatili, işyerinin kapatılması ve benzerleri gerek bir mahkûmiyet sonucu ve gerekse ceza şeklinde hükmedilen her nevi ehliyetsizliklerin memnu hakların iadesi yoluyla bertaraf edilmesine yasal bir engel bulunmadığından, anılan kanun maddesinde açıklanan süreler geçtikten sonra talepte bulunan iyi halli hükümlünün memnu haklarının iade edildiğinin bir kararla tespit edilmesinde zorunluluk bulunmaktadır.
Somut olayda mahkemesince sanığın mahkumiyet kararında yasaklanmış hak bulunmadığı gerekçesi ile sanığın memnu hakların iadesi talebinin kabul edilmediği anlaşılmakla, her ne kadar sanık hakkındaki mahkumiyet kararında herhangi bir hak yoksunluğu yer almasa da, sanık hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunmasının
yasaklanmış hak kavramına dahil olduğu, sanığın cezasının infaz edildiği tarih olan 24.07.1997 tarihinden itibaren 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesinde yer alan 3 yıllık sürenin geçmiş olduğu ve sanığın daha sonra yeni bir suç işlememiş olduğu cihetle; mahkemesince yapılacak değerlendirmede sanığın hayatını iyi halli olarak sürdürdüğü hususunda kanaate ulaşılması durumunda yasaklamış hakların geri verilmesi yoluna gidilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Şırnak Asliye Ceza Mahkemesi'nin 06.11.2015 gün, 2015/310 değişik iş sayılı kararının CMK.nun 309. maddesi gereğince BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na tevdiine, 26.10.2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Adli Sicil Kanunu'nun 13/A maddesi çerçevesinde, ister mülga ceza kanunundan isterse özel düzenlemelerden kaynaklansın; kamu hizmetlerinden yasaklanma, seçilme hakkı veya meslek ve sanat icrasına ilişkin kısıtlamalar gibi mahkûmiyet veya ceza niteliğindeki çeşitli ehliyet yoksunluklarının bu yolla bertaraf edilmesi mümkündür. İlgili maddede gösterilen süreler tamamlandıktan sonra talepte bulunan iyi hâlli kişinin yasaklanmış haklarının geri verildiğinin mahkeme kararıyla tespiti gerekir.

Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/12303 Esas ve 2017/11899 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, mahkûmiyet kararında herhangi bir hak yoksunluğu yer almasa dahi kişi hakkında adli sicil arşiv kaydının bulunması yasaklanmış hak kavramı kapsamında değerlendirilmektedir. Kanundaki üç yıllık sürenin geçmesi, kişinin yeni bir suç işlememiş olması ve mahkemece hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü kanaatine varılması durumunda, yasaklanmış hak bulunmadığının tespitine değil, yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesinin Kanuni Şartları

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu dışındaki kanunların mahkûmiyete bağladığı hak yoksunluklarının giderilebilmesi için Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak üzere, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıllık bir sürenin geçmiş olması aranır. Bununla birlikte kişinin bu üç yıllık süre zarfında yeni bir suç işlememiş olması ve hayatını iyi hâlli olarak sürdürdüğü hususunda mahkemede bir kanaat oluşması kanuni şarttır.

Üç yıllık bekleme süresinin işlemeye başlaması için cezanın infazının tamamlanması gerekir. Mahkûmiyet kararı sonrasında hükümlünün cezaevinden koşullu salıverilerek tahliye edilmesi durumunda ceza infaz edilmiş sayılmaz. Cezanın infaz edilmiş sayılması ancak koşullu salıverilme sonrasında denetim süresinin tamamlanması ve mahkûm olunan sürenin bitmesiyle mümkündür. Dolayısıyla kanunda aranan bekleme süresi, denetim süresinin bitiminden itibaren hesaplanır.

Mahkûm olunan cezanın infazına genel af veya etkin pişmanlık dışında başka bir hukuki nedenle son verilmiş olması hâlinde farklı bir süre kuralı uygulanır. Bu durumda yasaklanmış hakların geri verilmesi yoluna gidilebilmesi için hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmesi gerekir. Ancak bu beş yıllık süre, kişinin mahkûm olduğu hapis cezasına üç yıl eklenmek suretiyle bulunacak süreden daha az olamaz.

Ceza Kanunu Kapsamındaki Hak Yoksunlukları ve İstisnalar

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar maddede düzenlenen hakları kullanamaz.

Hapis cezası ertelenen, cezası denetimli serbestlik tedbiriyle infaz edilen veya koşullu salıverilen hükümlülerin kendi altsoyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri bakımından hak yoksunluğu uygulanmaz. Ayrıca bu durumdaki hükümlüler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde düzenlenen hak yoksunluğunun tatbik edilmemesine mahkemece karar verilebilir.

Bunun yanında, kısa süreli hapis cezası ertelenmiş olan veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış bulunan kişiler hakkında Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen hak yoksunlukları uygulanmaz.

Yetkili Mahkeme ve İnceleme Usulü

Yasaklanmış hakların geri verilmesi için hükümlünün veya vekilinin talepte bulunması şarttır. Bu talep üzerine hükmü veren mahkemenin veya hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkemenin karar vermesi gerekir.

Talep üzerine inceleme yürüten mahkeme kararını dosya üzerinde inceleme yaparak verebileceği gibi Cumhuriyet savcısını ve hükümlüyü dinlemek suretiyle de tesis edebilir.

Kanun Yolu ve Kararın Adli Sicile Kaydı

Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebi üzerine mahkemenin verdiği karara karşı, hükümle ilgili olarak Ceza Muhakemesi Kanunu'nda öngörülen kanun yoluna başvurulabilir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmesi durumunda adli sicil bilgileri tamamen silinmez. Verilen karar kesinleştiğinde adli sicil arşivine kaydedilir.

Memnu hakların iadesi için gereken bekleme süresi ne kadardır?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları saklı kalmak üzere, mahkûm olunan cezanın infazının tamamlandığı tarihten itibaren üç yıl geçmesi, bu sürede yeni suç işlenmemesi ve kişinin hayatını iyi hâlli sürdürdüğü hususunda mahkemede kanaat oluşması gerekir. İnfaza genel af veya etkin pişmanlık haricinde bir hukuki sebeple son verilmişse, hükmün kesinleştiği tarihten itibaren beş yıl geçmeli ve bu süre mahkûm olunan hapis cezasına üç yıl eklenerek hesaplanacak süreden az olmamalıdır.

Koşullu salıverilen kişi bekleme süresini ne zaman doldurur?

Koşullu salıverilme ile ceza infaz edilmiş sayılmaz. İnfazın tamamlanabilmesi için denetim süresinin bitmesi ve mahkûm olunan sürenin tamamlanması şarttır; üç yıllık bekleme süresi ancak denetim süresinin sona ermesiyle işlemeye başlar.

Hükümde hak yoksunluğu belirtilmemişse başvuru yapılabilir mi?

Mahkûmiyet hükmünde hak yoksunluğu gösterilmemiş olsa dahi adli sicil arşiv kaydının bulunması yasaklanmış hak kapsamında değerlendirilebilmektedir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2016/12303 Esas ve 2017/11899 Karar sayılı ilamında, cezanın infazından sonra üç yıllık sürenin geçmesi, yeni suç işlenmemesi ve iyi hâl kanaatine ulaşılması durumunda talep hakkında yasaklanmış hak bulunmadığının tespitine değil, yasaklanmış hakların geri verilmesine karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Yasaklanmış hakların geri verilmesi talebinde hangi mahkeme yetkilidir?

Hükümlünün veya vekilinin talebi üzerine hükmü veren mahkeme ya da hükümlünün ikametgâhının bulunduğu yerdeki aynı derecedeki mahkeme yetkilidir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu