Marina İçi Yat Hasarlarında Hukuki Sorumluluk ve Haklar

by Avukat Erdal Ersoy
Marina İçi Yat Hasarlarında Hukuki Sorumluluk ve Haklar

Marina sahasında meydana gelen yat hasarlarında sorumluluk, taraflar arasındaki sözleşmesel bağ ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun borca aykırılık hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Kanun'un 112. maddesi gereğince, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 112Kaynağı aç
MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 2. Yapma ve yapmama borçlarında

Kusur Sorumluluğu ve Sorumsuzluk Anlaşmaları

Borcun gereği gibi ifa edilmemesinden kaynaklanan zararlarda borçlunun kusursuzluğunu kanıtlaması esastır. 6098 sayılı Kanun'un 115. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, borçlunun ağır kusurundan sorumlu tutulamayacağına dair önceden yapılan anlaşmalar kesin olarak hükümsüzdür.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 115Kaynağı aç
MADDE 115- Borçlunun ağır kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Borçlunun alacaklı ile hizmet sözleşmesinden kaynaklanan herhangi bir borç sebebiyle sorumlu olmayacağına ilişkin olarak önceden yaptığı her türlü anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. 3. Yardımcı kişilerin fiillerinden sorumluluk

Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanatın ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebildiği hallerde, borçlunun sorumluluğu daha sıkı kurallara bağlanmıştır. 6098 sayılı Kanun'un 115. maddesinin üçüncü fıkrası doğrultusunda bu tür faaliyetlerde borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına yönelik önceden yapılan anlaşmalar da kesin hükümsüzlük yaptırımına tabidir.

Yardımcı Kişilerin Fiillerinden Doğan Sorumluluk

Hizmetin yürütülmesi sırasında çalışanların veya yardımcı kişilerin verdikleri zararlar da borçlunun sorumluluğunu doğurur. 6098 sayılı Kanun'un 116. maddesinin birinci fıkrasına göre borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını yardımcılarına bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermek zorundadır. Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca bu sorumluluk önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 116Kaynağı aç
MADDE 116- Borçlu, borcun ifasını veya bir borç ilişkisinden doğan hakkın kullanılmasını, birlikte yaşadığı kişiler ya da yanında çalışanlar gibi yardımcılarına kanuna uygun surette bırakmış olsa bile, onların işi yürüttükleri sırada diğer tarafa verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Yardımcı kişilerin fiilinden doğan sorumluluk, önceden yapılan bir anlaşmayla tamamen veya kısmen kaldırılabilir. Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin fiillerinden sorumlu olmayacağına ilişkin anlaşma kesin olarak hükümsüzdür. B. Borçlunun temerrüdü I. Koşulları

6098 sayılı Kanun'un 116. maddesinin üçüncü fıkrasına göre; bir hizmet, meslek veya sanatın yürütülmesi uzmanlık gerektiriyor ve yalnızca kanun veya yetkili mercilerin izniyle icra edilebiliyorsa, borçlunun yardımcı kişilerin eylemlerinden sorumlu tutulamayacağına dair anlaşmalar kesin hükümsüzlük yaptırımına tabidir.

Kullanıma Elverişli Bulundurma Borcu ve Hapis Hakkı

6098 sayılı Kanun'un 299. maddesi gereğince kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan bedeli ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Kanun'un 301. maddesi doğrultusunda kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Öte yandan 6098 sayılı Kanun'un 336. maddesinde düzenlenen kiraya verenin hapis hakkı, yasal kapsamı gereği taşınmaz kiralarında kiralananda bulunan taşınırlar üzerindeki güvence hakkı olarak sınırlıdır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 299Kaynağı aç
MADDE 299- Kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. B. Kira süresi
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 301Kaynağı aç
MADDE 301- Kiraya veren, kiralananı kararlaştırılan tarihte, sözleşmede amaçlanan kullanıma elverişli bir durumda teslim etmek ve sözleşme süresince bu durumda bulundurmakla yükümlüdür. Bu hüküm, konut ve çatılı işyeri kiralarında kiracı aleyhine değiştirilemez; diğer kira sözleşmelerinde ise, kiracı aleyhine genel işlem koşulları yoluyla bu hükme aykırı düzenleme yapılamaz. II. Vergi ve benzeri yükümlülüklere katlanma borcu
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 336Kaynağı aç
MADDE 336- Taşınmaz kiralarında kiraya veren, işlemiş bir yıllık ve işlemekte olan altı aylık kira bedelinin güvencesi olmak üzere, kiralananda bulunan ve kiralananın döşenmesine veya kullanılmasına yarayan taşınırlar üzerinde hapis hakkına sahiptir. Kiraya verenin hapis hakkı, alt kiracının asıl kiracıya olan kira borcunu aşmamak üzere, alt kiracının kiralanana getirdiği aynı nitelikteki taşınırları da kapsar. Hapis hakkı, kiracının haczedilemeyen malları üzerinde kullanılamaz. II. Üçüncü kişilere ait olan eşya

Tüketici Hukuku Kapsamında Değerlendirme

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3. maddesi uyarınca ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler tüketici; kamu tüzel kişileri dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunanlar sağlayıcı olarak kabul edilir. Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da taahhüt edilen mal sağlama dışındaki işlemler hizmet niteliğindedir ve bu çerçevede sağlayıcılar ile tüketiciler arasında kurulan her türlü sözleşme ve hukuki işlem tüketici işlemi sayılır.

6502 sayılı TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 3Kaynağı aç
MADDE 3- (1) Bu Kanunun uygulanmasında; a) Bakan: Gümrük ve Ticaret Bakanını, b) Bakanlık: Gümrük ve Ticaret Bakanlığını, c) Genel Müdür: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürünü, ç) Genel Müdürlük: Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğünü, d) Hizmet: Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan ya da yapılması taahhüt edilen mal sağlama dışındaki her türlü tüketici işleminin konusunu, e) İthalatçı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere mal veya hizmetleri ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını ticari veya mesleki amaçlarla ithal ederek satım, kira, finansal kiralama veya benzeri bir yolla piyasaya süren gerçek veya tüzel kişiyi, f) Kalıcı veri saklayıcısı: Tüketicinin gönderdiği veya kendisine gönderilen bilgiyi, bu bilginin amacına uygun olarak makul bir süre incelemesine elverecek şekilde kaydedilmesini ve değiştirilmeden kopyalanmasını sağlayan ve bu bilgiye aynen ulaşılmasına imkân veren kısa mesaj, elektronik posta, internet, disk, CD, DVD, hafıza kartı ve benzeri her türlü araç veya ortamı, g) Konut finansmanı kuruluşu: Konut finansmanı kapsamında doğrudan tüketiciye kredi kullandıran ya da finansal kiralama yapan bankalar ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu tarafından konut finansmanı faaliyetinde bulunması uygun görülen finansal kiralama şirketleri ve finansman şirketlerini, ğ) Kredi veren: Mevzuatı gereği tüketicilere kredi vermeye yetkili olan gerçek veya tüzel kişiyi, h) Mal: Alışverişe konu olan; taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses, görüntü ve benzeri her türlü gayri maddi malları, ı) Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, i) Satıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye mal sunan ya da mal sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, j) Teknik düzenleme: 29/6/2001 tarihli ve 4703 sayılı Ürünlere İlişkin Teknik Mevzuatın Hazırlanması ve Uygulanmasına Dair Kanunda yer alan tanımı, k) Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi, l) Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, m) Tüketici örgütleri: Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf veya bunların üst kuruluşlarını, n) Üretici: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere tüketiciye sunulmuş olan mal ya da bu malların hammaddelerini yahut ara mallarını üretenler ile mal üzerine markasını, unvanını veya herhangi bir ayırt edici işaretini koyarak kendisini üretici olarak gösteren gerçek veya tüzel kişiyi, ifade eder. İKİNCİ KISIM Genel Esaslar Temel ilkeler

Teknesini ticari veya mesleki olmayan amaçlarla marinanın bağlama ve hizmet sistemine bırakan gerçek kişiler ile profesyonel marina işletmesi arasındaki hukuki ilişki, somut olayın özelliklerine göre 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi niteliği taşıyabilir.

Hasar Durumunda Delil Tespiti ve Yapılması Gerekenler

Marina içerisinde bir hasar meydana geldiğinde kusur ve sorumluluk durumunun belirlenebilmesi için delillerin ivedilikle toplanması gerekir. Bu kapsamda olay yerinin fotoğraf ve video ile kayıt altına alınması, hava durumu ve meteorolojik verilerin belgelenmesi, halat ve usturmaça durumu ile ponton ve elektrik altyapısındaki görünür kusurların tespiti önem taşır. Ayrıca marina tutanağının düzenlenmesi, güvenlik kamerası kayıtlarının talep edilmesi ve olayın niteliğine göre liman başkanlığına ya da sahil güvenliğe bildirim yapılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi gerekir.

Marina sözleşmesindeki sorumsuzluk kayıtları geçerli midir?

6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 115. maddesinin birinci fıkrası uyarınca borçlunun ağır kusurundan sorumlu tutulamayacağına dair önceden yapılan anlaşmalar kesin hükümsüzdür. Kanun veya yetkili makam izniyle yürütülen uzmanlık faaliyetlerinde ise Kanun'un 115. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca hafif kusurdan sorumlu olunmayacağına ilişkin şartlar da kesin olarak geçersizdir.

Marina personelinin sebep olduğu yat hasarlarından işletme sorumlu tutulabilir mi?

6098 sayılı Kanun'un 116. maddesinin birinci fıkrası gereğince borçlu, borcun ifasını yardımcı kişilere bırakmış olsa dahi onların işi yürüttükleri sırada verdikleri zararı gidermekle yükümlüdür. Bu sorumluluk kural olarak önceden yapılan anlaşmayla sınırlandırılabilse de izne tabi uzmanlık hizmetlerinde sorumsuzluk anlaşmaları Kanun'un 116. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca kesin hükümsüzdür.

Marinanın sunduğu bağlama hizmeti tüketici işlemi sayılır mı?

Teknesini ticari veya mesleki olmayan amaçlarla marinanın bağlama ve hizmet alanına bırakan gerçek kişiler ile profesyonel marina işletmesi arasındaki ilişki, somut olayın koşullarına göre 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi olarak nitelendirilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu