Doktor hatası (tıbbi malpraktis), sağlık çalışanının bilgi eksikliği, dikkatsizliği veya mesleki özen yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle hastanın bedensel veya ruhsal olarak zarar görmesine yol açan yanlış tıbbi müdahalelerdir. Bu sorumluluk yalnızca hatalı veya eksik tedaviyle sınırlı kalmayıp teşhis aşamasında yapılan hataları, hastayı aydınlatma ve bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edilmesini ve tedavi sürecinde zorunlu tedbirlerin alınmamasını da kapsamaktadır.
Tıbbi Hata ve Komplikasyon Ayrımı
Komplikasyon, tıbbi müdahale sırasında öngörülse dahi hekimin kontrolü dışında ortaya çıkabilen ve tedavi sürecinin doğal, kaçınılmaz bir riski niteliğindeki yan etkileri ifade eder. Hekim gerekli tüm dikkat ve mesleki özeni gösterdiği müddetçe meydana gelen komplikasyonlardan ötürü hukuki sorumluluk taşımaz.
Buna karşılık ortaya çıkan komplikasyonun hekim tarafından zamanında fark edilmemesi veya fark edilmesine rağmen tıbben gerekli önlemlerin alınmaması halinde söz konusu durum komplikasyon sınırını aşarak tıbbi malpraktise dönüşebilir.
Doktor Hatasında Ceza Sorumluluğunun Kapsamı
Ceza hukuku bakımından hekimin bilerek ve isteyerek hastaya zarar vermesi kast kapsamında değerlendirilir. Hekimin mesleki bilgi ve becerisine rağmen göstermesi gereken dikkat ve özeni göstermeyerek istemeden bir zarara sebep olması ise taksir sorumluluğunu oluşturur.
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 85. maddesinin 1. fıkrası uyarınca, taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi hakkında iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası uygulanır. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre fiilin birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümüyle birlikte başkalarının yaralanmasına yol açması durumunda verilecek ceza iki yıldan on beş yıla kadar hapis cezasıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 85Kaynağı aç
yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla
kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden
olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[35]
İKİNCİ
BÖLÜM
Vücut
Dokunulmazlığına Karşı Suçlar
Kasten yaralama[36][37]
Taksirle Yaralama Suçu ve Ağırlaştırıcı Nedenler
Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin 1. fıkrasına göre, taksirle başkasının vücuduna acı veren ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına yol açan kişi dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 89Kaynağı aç
sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile
cezalandırılır.[45]
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli
zayıflamasına,
b) Vücudunda kemik kırılmasına,
c) Konuşmasında sürekli zorluğa,
d) Yüzünde sabit ize,
e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında
artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun;
a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata
girmesine,
b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
d) Yüzünün sürekli değişikliğine,
e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine,
Neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.[46]
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun
soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına
giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet
aranmaz.
İnsan üzerinde deney
Taksirle yaralama eyleminin mağdurun duyularından veya organlarından birinin işlevinde sürekli zayıflamaya, vücudunda kemik kırılmasına, konuşmasında sürekli zorluğa, yüzünde sabit ize, yaşamını tehlikeye sokan bir duruma ya da gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına yol açması halinde temel ceza yarı oranında artırılır.
Yaralama fiilinin iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmeye, duyu ya da organ işlevinin yitirilmesine, konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin büsbütün kaybına, yüzde sürekli değişikliğe yahut gebe kadının çocuğunun düşmesine sebebiyet vermesi halinde ise ceza bir kat artırılarak belirlenir. Eylemin birden fazla kişinin yaralanmasına yol açması durumunda ise faile dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
Şikâyet Koşulu ve Meslekten Yasaklanma Yaptırımı
Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin 5. fıkrası uyarınca taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması kural olarak mağdurun şikâyetine bağlıdır. Ancak Türk Ceza Kanunu'nun 89. maddesinin 1. fıkrası kapsamına giren basit tıbbi yaralamalar hariç olmak üzere, eylemin bilinçli taksirle işlenmesi halinde takibat için şikâyet koşulu aranmaz.
Belli bir meslek veya sanatın gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla taksirli bir suçtan mahkûmiyet kurulması halinde, Türk Ceza Kanunu'nun 53. maddesinin 6. fıkrası çerçevesinde üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere mesleğin icrasının yasaklanmasına karar verilebilir. Söz konusu yasaklama mahkûmiyet hükmünün kesinleşmesiyle yürürlüğe girmekte, öngörülen sürenin fiilen işlemesi ise hapis cezasının tümüyle infaz edilmesinden itibaren başlamaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 53Kaynağı aç
cezasına mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;[13]
a) Sürekli, süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya Devlet, il, belediye,
köy veya bunların denetim ve gözetimi altında bulunan kurum ve kuruluşlarca
verilen, atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten,
b) Seçme ve seçilme ehliyetinden (…)13,
c) Velayet hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf, dernek, sendika, şirket,
kooperatif ve siyasi parti tüzel kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi
olmaktan,
e) Bir kamu kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında serbest meslek
erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
yoksun bırakılır.
(2) Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis cezasının
infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm olduğu hapis cezası
ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ya
da koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak
cezası infaz edilen ya da koşullu salıverilen hükümlü hakkında birinci fıkranın
(e) bendinde söz konusu edilen hak yoksunluğunun uygulanmamasına karar
verilebilir.[14]
(4) Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada
onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.[15]
(5) Birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye
kullanılması suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere, hükmolunan cezanın
yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Bu hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle
işlenen suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet halinde,
hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin
kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya
konan yasaklama ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir meslek veya sanatın ya
da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık
dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç
yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya
da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma
hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer ve süre, cezanın tümüyle infazından
itibaren işlemeye başlar.
Eşya müsaderesi
Soruşturma Usulü ve Görevli Mahkemeler
Özel sağlık kuruluşlarında veya kendi muayenehanesinde mesleğini icra eden hekimler hakkında yapılan şikâyet veya resen durum tespiti üzerine savcılık tarafından idari izin şartı aranmaksızın doğrudan soruşturma yürütülebilir. Buna karşın kamu hastanelerinde kamu görevlisi statüsünde çalışan hekimler yönünden ceza soruşturması açılması, 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca mülki amirin soruşturma izni vermesi koşuluna tabi kılınmıştır. Mülki amir tarafından soruşturma izni verilmemesi yönünde karar verilmesi halinde mağdur veya yakınları Danıştay veya ilgili idari yargı mercilerine itiraz başvurusu yapabilir.
Doktor hatası iddialarına dayanan ceza davalarında görevli mahkemenin belirlenmesinde isnat edilen suçun niteliği esastır; bu kapsamda taksirle yaralama suçuna ilişkin yargılamalar asliye ceza mahkemesinde, taksirle ölüme sebebiyet verme isnadına dayalı davalar ise ağır ceza mahkemesinde görülür.
Hekim hatası nedeniyle taksirle yaralama suçu her durumda şikâyete tabi midir?
Hayır; taksirle yaralama suçunun takibi kural olarak şikâyete bağlı olmakla birlikte, TCK m. 89/1 kapsamındaki basit yaralama hali hariç tutulmak üzere fiilin bilinçli taksirle işlenmesi durumunda şikâyet aranmaksızın resen soruşturma yürütülür.
Hekim hakkında meslekten yasaklama cezası verildiğinde bu süre ne zaman başlar?
Yasaklama kararı hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer; ancak üç aydan üç yıla kadar belirlenen yasaklama süresi cezanın tümüyle infaz edilmesinden itibaren işlemeye başlar.
Taksirle ölüme neden olma davalarında hangi mahkeme görevlidir?
Taksirle ölüme sebebiyet verme suçlarına ilişkin ceza davaları ağır ceza mahkemesinde görülmektedir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

