Malpraktis Davası ve Hukuki Niteliği
Tıbbi malpraktis, hekim, diş hekimi, hemşire, ebe, hastane veya diğer sağlık çalışanlarının tıbbi müdahale sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sonucu hastanın bedensel veya ruhsal zarara uğraması durumunda gündeme gelen hukuki sorumluluk halidir. Bu tür zararların giderilmesi amacıyla açılan tazminat davalarında, meydana gelen her olumsuz sonuç hekim hatası olarak nitelendirilmez. Hastanın uygulanan tıbbi müdahaleden beklediği neticeyi alamamış bulunması hekimin kusurlu olduğunu göstermeye tek başına yetmez. Hukuki sorumluluğun tespiti için sunulan sağlık hizmetinin güncel tıp kurallarına, mesleki standartlara, mevzuatla korunan hasta haklarına ve mesleki özen yükümlülüğüne uygun yürütülüp yürütülmediği incelenir.
Hasta Hakları Yönetmeliği, resmi ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşları ile bu kuruluşlarda veya haricinde hizmete katılan ilgilileri ve sağlık hizmetinden yararlanan kişileri kapsamaktadır. Yönetmeliğin temel amacı, sağlık hizmeti alan kişilerin insan haysiyetine uygun biçimde haklardan yararlanmasını temin etmek ve hak ihlallerine karşı hukuki korunma yollarını kullanabilmesini sağlamaktır.
Tıbbi Standart, Komplikasyon ve Hata Ayrımı
Tıbbi standart; hekimin tedavinin amacına ulaşabilmesi için gerekli olan, denenerek ispatlanmış, hekim tecrübesi ile doğa bilimlerinin ulaştığı düzeyi yansıtan temel meslek kurallarını ifade eder. Tıbbi standartlara aykırılık teşhis, tedavi veya müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi'nin 4. maddesi uyarınca sağlık alanında yapılacak her türlü müdahalenin ilgili mesleki yükümlülüklere ve standartlara uygun icra edilmesi esastır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1833, K. 2025/1275Kaynağı aç
Tıbbi standartların eksiksiz uygulanması halinde meydana gelen komplikasyonlardan hekim sorumlu tutulamaz. Buna karşılık somut olayın özelliklerine göre uygulanması gereken tıbbi standardın altında kalınmışsa tıbbi uygulama hatası ortaya çıkar. Öngörülebilir bir komplikasyon geliştiğinde hekimin bunu fark etmesi, hastayı takip etmesi, gerekli tıbbi müdahaleyi gerçekleştirmesi ve icap ettiğinde hastayı ilgili uzmanlık alanına yönlendirmesi gerekir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde süreç malpraktis sorumluluğuna dönüşebilir.
Hukuki İlişkinin Niteliği: Vekâlet ve Eser Sözleşmesi Ayrımı
Hekim ile hasta arasındaki hukuki bağ kural olarak vekâlet sözleşmesi niteliğindedir. Vekâlet ilişkisinde hekim kesin bir neticeyi taahhüt etmeyip mesleki bilgi ve tecrübesi çerçevesinde özen göstermekle yükümlüdür.
Buna karşın estetik amaçlı müdahaleler tedaviye ilişkin genel hekimlik sözleşmesinden ayrılmakta ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine tabi olmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin ise bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Vekâlet sözleşmesinden farklı olarak eser sözleşmesinde yüklenici hekim belirli bir sonucu meydana getirme ve teslim etme borcu altına girer. Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesi gereğince yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır; yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 470Kaynağı aç
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 471Kaynağı aç
Eser sözleşmesinde meydana getirilen yapıtın iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde eser ayıplı kabul edilir. Yüklenici, benimsediği yöntem ne olursa olsun eseri fen ve sanat kurallarına uygun biçimde ayıpsız olarak ortaya koymayı garanti etmektedir. Estetik müdahalelerde ortaya çıkan komplikasyonlarda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve komplikasyon yönetiminin doğru yürütülmesi yüklenici konumundaki hekim ve hastanenin sorumluluğundadır.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/855 Esas ve 2023/457 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, estetik operasyonlarda yüklenici sonucu taahhüt ettiğinden taahhüt edilen sonucun gerçekleşmemesi halinde edim ifa edilmemiş sayılır. Bilirkişi incelemesinde istenilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekir; sonuç garanti edildiği için ortaya çıkan durumun komplikasyon olup olmaması tek başına sorumluluğu kaldırmaz. Taahhüt edilen sonucun gerçekleşmesi fen, bilim ve yasal kurallara göre mümkün değilse iş sahibinin iş kabul edilirken uyarılması zorunludur; aksi halde edim ifa edilmediğinden ücrete hak kazanılamayacağı gibi doğan zararın tazmini gerekir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/855, K. 2023/457Kaynağı aç
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/1833 Esas, 2025/1275 Karar sayılı kararında ilk estetik ameliyat sonrası istenen neticenin alınamaması üzerine hastanın yeniden ameliyat geçirmesi ve bu süreçte ağır komplikasyonlar gelişmesi halinde, raporda tıbbi uygulama hatası bulunmadığı belirtilse dahi netice odaklı edimin yerine getirilmediği gözetilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/370 Esas, 2025/514 Karar sayılı ilamında da hastanın hedeflenen sonuca başka bir sağlık kuruluşundaki müdahaleyle ulaşmış bulunmasının davalı hekimin edimini ifa ettiği anlamına gelmeyeceği, netice odaklı borcun yerine getirilmemesi sebebiyle tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/370, K. 2025/514Kaynağı aç
Aydınlatılmış Onam Kuralı
Kişinin kendi bedeni üzerinde karar verme hakkı bulunmaktadır. Tıbbi müdahale tıp kurallarına teknik yönden tam olarak uygun icra edilse dahi hastadan usulüne uygun aydınlatılmış onam alınmamışsa yapılan işlem hukuka aykırı sayılabilir.
Aydınlatılmış onam sürecinde yalnızca genel nitelik taşıyan, matbu ve somut hastanın durumuna özgülenmemiş belgelerin imzalatılması aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından her somut olayda yeterli görülmeyebilir.
Görevli Yargı Yolu, İdareye Başvuru ve Husumet
Özel hastane ile hasta arasındaki hukuki münasebet 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici işlemi olarak nitelendirilebilmekte ve bu davalarda tüketici mahkemesi görevli olabilmektedir.
Devlet hastanesinde gerçekleştirilen tıbbi eylemler idari eylem niteliğindedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince, hakları ihlal edilen kişilerin tam yargı davası açmadan önce öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurması zorunludur. Devlet hastanelerinde gerçekleşen tıbbi hatalar nedeniyle açılacak davalarda husumetin doğrudan Sağlık Bakanlığı'na veya ilgili kamu idaresine yöneltilmesi gerekebilir.
Tazminat Taleplerinin Kapsamı ve Usul Kuralları
Hekim hatası nedeniyle sağlığı bozulan hasta; tedavi ve ilaç harcamalarını, yeni operasyon giderlerini, hastane masraflarını, bakım ve ulaşım giderlerini, çalışma gücü kaybından doğan zararları, geçici veya sürekli iş göremezlik bedellerini, kazanç kaybını ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları maddi tazminat olarak isteyebilir.
Tıbbi uygulama hatası sonucunda hastanın vefatı halinde ise ölenin eşi, çocukları, anne ve babası ile destek ilişkisi bulunan diğer yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri kapsamında bilirkişi raporunun tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içinde taraflar rapordaki eksikliklerin giderilmesini, belirsiz kalan hususların açıklığa kavuşturulmasını veya yeni bir bilirkişi tayin edilmesini mahkemeden isteyebilir.
3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi uyarınca kamu veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık personelinin mesleki uygulamaları sebebiyle yürütülecek ceza soruşturmalarında soruşturma izni belirli hallerde Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.
Tedaviden beklenen sonucun alınamaması tek başına hekimin kusurlu olduğunu gösterir mi?
Tedaviden beklenen sonucun alınamaması tek başına doktorun kusurlu olduğunu göstermez; sağlık hizmetinin güncel mesleki standartlara, tıp kurallarına ve özen yükümlülüğüne uygun yürütülüp yürütülmediği dikkate alınır.
Estetik ameliyatlarda doktorun hukuki sorumluluğu hangi esasa dayanır?
Estetik müdahaleler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden hekim taahhüt ettiği sonucu meydana getirmekle yükümlüdür ve netice odaklı edim ifa edilmediğinde ortaya çıkan komplikasyon tek başına sorumluluğu kaldırmaz.
Devlet hastanesindeki tıbbi hatalarda dava açmadan önce idareye başvuru süresi nedir?
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince, eylemin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması gerekir.
Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadardır?
Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin giderilmesi, açıklamaların yapılması veya yeni bilirkişi görevlendirilmesi mahkemeden talep edilebilir.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

