Malpraktis Davası ve Tıbbi Hatalarda Tazminat Talebi

by Avukat Erdal Ersoy
Malpraktis Davası ve Tıbbi Hatalarda Tazminat Talebi

Malpraktis Davası ve Hukuki Niteliği

Tıbbi malpraktis, hekim, diş hekimi, hemşire, ebe, hastane veya diğer sağlık çalışanlarının tıbbi müdahale sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermemesi sonucu hastanın bedensel veya ruhsal zarara uğraması durumunda gündeme gelen hukuki sorumluluk halidir. Bu tür zararların giderilmesi amacıyla açılan tazminat davalarında, meydana gelen her olumsuz sonuç hekim hatası olarak nitelendirilmez. Hastanın uygulanan tıbbi müdahaleden beklediği neticeyi alamamış bulunması hekimin kusurlu olduğunu göstermeye tek başına yetmez. Hukuki sorumluluğun tespiti için sunulan sağlık hizmetinin güncel tıp kurallarına, mesleki standartlara, mevzuatla korunan hasta haklarına ve mesleki özen yükümlülüğüne uygun yürütülüp yürütülmediği incelenir.

Hasta Hakları Yönetmeliği, resmi ve özel tüm sağlık kurum ve kuruluşları ile bu kuruluşlarda veya haricinde hizmete katılan ilgilileri ve sağlık hizmetinden yararlanan kişileri kapsamaktadır. Yönetmeliğin temel amacı, sağlık hizmeti alan kişilerin insan haysiyetine uygun biçimde haklardan yararlanmasını temin etmek ve hak ihlallerine karşı hukuki korunma yollarını kullanabilmesini sağlamaktır.

Tıbbi Standart, Komplikasyon ve Hata Ayrımı

Tıbbi standart; hekimin tedavinin amacına ulaşabilmesi için gerekli olan, denenerek ispatlanmış, hekim tecrübesi ile doğa bilimlerinin ulaştığı düzeyi yansıtan temel meslek kurallarını ifade eder. Tıbbi standartlara aykırılık teşhis, tedavi veya müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. Avrupa Biyotıp Sözleşmesi'nin 4. maddesi uyarınca sağlık alanında yapılacak her türlü müdahalenin ilgili mesleki yükümlülüklere ve standartlara uygun icra edilmesi esastır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/1833, K. 2025/1275Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2024/1833 E.  ,  2025/1275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1378 E., 2023/1737 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2020/309 E., 2022/290 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 8 yıl önce meme kanseri nedeniyle ameliyat geçirdiğini, ameliyat sonrasında göğüslerinde oluşan asimetri nedeniyle sağ ve sol memelerinin aynı büyüklükte ve eşit olması için davalı hastane çalışanı davalı doktor ile anlaştığını, 15.05.2019 tarihinde göğüslerine jel meme protezi yerleştirilme işlemi uygulandığını, sonrasında kontrollerinin yapıldığını ve 08.06.2019 tarihli kontrolde sol memede açık yara, kabuklanma tespit edildiğinden bir kısım işlemler uygulanarak ve pansuman yapılarak gönderildiğini, sonrasında 27.08.2019 tarihine kadar hemen hemen her hafta kontrollerinin devam ettiğini, ancak uygulanan ilk işlem sonrasında müvekkilinin memelerinin halen eşitlenmediğini, bunun üzerine davalı doktor tarafından göğüslerin eşitlenmesi için karın batın bölgesinden yağ alınarak göğüslere yerleştirilmek suretiyle liposuction önerildiğini ve müvekkilinin bu işlem için 03.03.2020 tarihinde 2. kez ameliyat edildiğini, ancak karın bölgesinden yağ alınması esnasında bağırsaklarının delindiğinin anlaşılması nedeniyle, bu defa deliğin kapatılması için ameliyata alındığını, müvekkilinin göğüsleri eşitlenmek istenirken karın bölgesinin ameliyat için yarıldığını, kaş yapacağız derken göz çıkarıldığını, müvekkilinin ağır yıkıma uğradığını, geçirdiği ameliyatlar nedeniyle yoğun acı ve ızdırap çektiğini, hastanede kaldığı sürede 13.000,00 TL ödediğini, belirtilen nedenlerle HMK'nın 107. maddesi gereği şimdilik 13.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi zararının dava tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek faizi ile dava tarihinden itibaren tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı İstanbul …Yatırımları A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkili hastanede çalışan doktora başvurarak meme büyütme operasyonuna girmek istediğini, bunun üzerine operasyona alındığını, 08.06.2019 tarihinde yapılan kontrol muayenesinde sol memede daha önce ameliyat edilen bölgede açık yara, kabuklanma ve doku kaybı saptandığını ve yatışı yapılarak 10.06.2019 tarihinde yara yeri debridmanı ve pansumanı işlemi uygulandığını, 12.06.2019 tarihinde davacının taburcu edildiğini, bu süreçte bir sorun yaşanmadığını, 02.03.2020 tarihinde memelerinde asimetri şikayeti ile tekrar başvurduğunu, memelerinin simetrik olmadığının tespit edildiğini ve sol memeye liposuction ve yağ enjeksiyonu işleminin uygulandığını, bu operasyon sırasında bağırsaklarda tahriş olduğunu, batın ameliyatlarından sonra yapılan cerrahi yönteme bağlı olarak nadiren de olsa perforasyon olabileceğini, onam formunda bu hususların açıklandığını, davacının öncesinde sol memesinin alınmış olması nedeniyle yapılan işlemleri nedeniyle her iki memenin tümüyle simetrik olmayacağı bilgisinin verildiğini, tüm müdühalenin tıp kurallarına uygun olarak yapıldığını hastanenin bir kusurunun bulunmadığını, hekimin sonuç taahhüdünde bulunamayacak olup, sadece gerekli dikkat ve özen sorumluluğunun bulunduğunu, davanın Anadolu Sigorta A.Ş'ye ihbarını ve davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının 8 yıl önce meme kanseri nedeniyle Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesinde ameliyat olduğunu ve tram flep yöntemiyle karın bölgesinden kas ve deri dokusu alınarak yeni meme yapılma öyküsü olduğunu, 04.05.2019 tarihinde müvekkiline başvurarak silikon meme ve meme büyütme istenildiğini, meme büyütme ameliyatı bilgilendirme ve onam formunun davacı hasta tarafından okunarak imzalandığını, yapılan operasyon sonrasında 05.05.2019 tarihinde genel durumu iyi olarak davacının taburcu edildiğini, 08.06.2019 tarihinde yapılan muayenede sol memede daha önce yapılan ameliyat bölgesinde yara, kabuklanma ve doku kaybı saptandığını ve 10.06.2019 tarihinde yara yeri debridmanı ve pansumanı işlemi uygulanarak 12.06.2019 tarihinde taburcu edildiğini, davacının 02.03.2020 tarihinde memelerinde asimetri şikayeti ile tekrar başvurduğunu, iki memenin tümüyle simetrik ve aynı olmayacağı bilgisinin kendisine verildiğini, davacıya tüm bilgilendirmelerin yapıldığını ve vakumla yağ emme ameliyatı bilgilendirme ve onam formu ile yağ enjeksiyonu bilgilendirme ve onam formunun hastaya okunarak imzalatıldığını, operasyonlarda bağırsakların tahriş olduğunu, batın ameliyatlarından sonra yapılan cerrahi yönteme bağlı olarak nadiren de olsa perforasyon olabileceğini, bunun için davacının 03.03.2019 tarihinde ameliyat edilerek 13.03.2020 tarihinde de taburcu edildiğini, tüm müdahalelerin tıp kurallarına uygun olarak yapıldığını, gelişen durumun komplikasyon olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada alınan iki raporda da, yapılan ameliyatın tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası oluşan perforasyonun komplikasyon mahiyetinde olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı kanaati belirtildiği, her ne kadar davacı vekilince raporlara itiraz edilmiş ve yapılan estetik ameliyatı sonrasında bağırsağın delindiği ve hayati tehlike yaşandığı belirtilmişse de, dosya kapsamında yapılan ameliyatlara ilişkin yazılı onamın alındığı, onamda karın için organ delinmesinin nadir bir komplikasyon olarak belirtildiği, alınan bilirkişi raporlarının birbirini destekler mahiyette olduğu, davalıların kusurunun tespit edilemediği, kusur sorumluluğu kapsamında kusuru bulunmayan davalılardan tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, müvekkilinin yaşadığı semptomların oluşabilecek komplikasyonlar olarak kabul edilerek onam formu nedeniyle davanın reddinin kabul edilemeyeceğini, müvekkilinin estetik amaçlı operasyonda bağırsaklarının delinebileceğinin müvekkiline anlatılmadığını, kimsenin bu riski göze alarak sözkonusu ameliyata girmeyeceğini, estetik operasyonların eser sözleşmesi kapsamında olup vadedilen sonucun gerçekleştirilmesi gerektiğini, işlemler yapılırken de hastaya zarar verilmeden işlemin yapılması gerektiğini, onam belgesinin geçerliliği için açıklayıcı olması ve düşünmesi için süre verilmesi gerektiğini, oysa ki müvekkiline ayak üstü imzalatıldığını, aydınlatma borcunun yerine getirilmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Taraflar arasında 6098 sayılı TBK'nın 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalede bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK'nın 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı estetik amaçlı olarak davalı doktor ve hastaneye başvurmuş olduğuna göre estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen avrupa biyotıp sözleşmesi 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece alınan raporlar neticesinde yapılan ameliyatın tıbben uygun olduğu, ameliyat sonrası oluşan perforasyonun komplikasyon mahiyetinde olduğu, tıbbi uygulama hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulü gerekir. Davaya konu olayda da, davacıya meme büyütme ve asimetrinin giderilmesi için göğüs estetiği ameliyatı yapılmış olup, göğüslerinin istenilen şekle kavuşmasının sağlanması gerekmektedir. Akdeniz Üniversitesi Adli Tıp Anabilimdalı Başkanlığı ve Adli Tıp Kurumu 7. İhtisas kurul tarafından ameliyatın uygulanma şeklinin tıbben uygun olduğu ve ameliyat sonrası tespit edilen perforasyonun karşılaşılabilecek bir komplikasyon olduğu, yapılan işlemlerde tıbbi uygulama hatası bulunmadığına dair rapor düzenlenmiş olmakla birlikte davacının ilk ameliyat sonrasında istenilen sonucun gerçekleşmemiş olması nedeniyle 2. kez estetik amaçlı ameliyat geçirmek durumunda kaldığı ve estetik amaçlı bu operasyon esnasında bağırsak perforasyonu oluşması nedeniyle tekrar ameliyat geçirmek durumunda kaldığı, geçirilen ameliyatlara bağlı yeni izlerin oluştuğu ve göğüs asimetrisinin giderilmemiş olduğu anlaşılmakla davalı tarafın netice odaklı edimini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının maddi ve manevi tazminat talepleri değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmesine rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 26.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tıbbi standartların eksiksiz uygulanması halinde meydana gelen komplikasyonlardan hekim sorumlu tutulamaz. Buna karşılık somut olayın özelliklerine göre uygulanması gereken tıbbi standardın altında kalınmışsa tıbbi uygulama hatası ortaya çıkar. Öngörülebilir bir komplikasyon geliştiğinde hekimin bunu fark etmesi, hastayı takip etmesi, gerekli tıbbi müdahaleyi gerçekleştirmesi ve icap ettiğinde hastayı ilgili uzmanlık alanına yönlendirmesi gerekir. Bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi halinde süreç malpraktis sorumluluğuna dönüşebilir.

Hukuki İlişkinin Niteliği: Vekâlet ve Eser Sözleşmesi Ayrımı

Hekim ile hasta arasındaki hukuki bağ kural olarak vekâlet sözleşmesi niteliğindedir. Vekâlet ilişkisinde hekim kesin bir neticeyi taahhüt etmeyip mesleki bilgi ve tecrübesi çerçevesinde özen göstermekle yükümlüdür.

Buna karşın estetik amaçlı müdahaleler tedaviye ilişkin genel hekimlik sözleşmesinden ayrılmakta ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine tabi olmaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 470. maddesi uyarınca eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin ise bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Vekâlet sözleşmesinden farklı olarak eser sözleşmesinde yüklenici hekim belirli bir sonucu meydana getirme ve teslim etme borcu altına girer. Türk Borçlar Kanunu'nun 471. maddesi gereğince yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır; yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.

6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 470Kaynağı aç
MADDE 470- Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. B. Hükümleri I. Yüklenicinin borçları 1. Genel olarak
6098 sayılı TÜRK BORÇLAR KANUNU m. 471Kaynağı aç
MADDE 471- Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır. 2. Malzeme bakımından

Eser sözleşmesinde meydana getirilen yapıtın iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde eser ayıplı kabul edilir. Yüklenici, benimsediği yöntem ne olursa olsun eseri fen ve sanat kurallarına uygun biçimde ayıpsız olarak ortaya koymayı garanti etmektedir. Estetik müdahalelerde ortaya çıkan komplikasyonlarda aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve komplikasyon yönetiminin doğru yürütülmesi yüklenici konumundaki hekim ve hastanenin sorumluluğundadır.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2022/855 Esas ve 2023/457 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, estetik operasyonlarda yüklenici sonucu taahhüt ettiğinden taahhüt edilen sonucun gerçekleşmemesi halinde edim ifa edilmemiş sayılır. Bilirkişi incelemesinde istenilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekir; sonuç garanti edildiği için ortaya çıkan durumun komplikasyon olup olmaması tek başına sorumluluğu kaldırmaz. Taahhüt edilen sonucun gerçekleşmesi fen, bilim ve yasal kurallara göre mümkün değilse iş sahibinin iş kabul edilirken uyarılması zorunludur; aksi halde edim ifa edilmediğinden ücrete hak kazanılamayacağı gibi doğan zararın tazmini gerekir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/855, K. 2023/457Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2022/855 E.  ,  2023/457 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/211 E., 2021/448 K. DAVA TARİHİ : 11.03.2014 HÜKÜM : Red Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılardan doktor … tarafından burun estetiği ameliyatı yapıldığını, ameliyattan sonra burun ucu eğriliğinin oluştuğunu farkettiğini ve davalı tarafından düzeltilmesi amacıyla tekrar ameliyat yapıldığını ancak yine de düzelmediğini bunun üzerine farklı doktorlara 2 kez daha ameliyat yaptırmak zorunda kaldığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ameliyat sonucu meydana gelen sonucun olası bir komplikasyon olduğunu ve kendisinin kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31/03/2016 tarihli ve 2014/98 Esas, 2016/101 Karar sayılı kararı; davalı Dr. … tarafından yapılan ilk iki ameliyatta uygulanan tekniklerin Adli Tıp raporları doğrultusunda tıbbi kurallara uygun olduğu, iyileşme sürecinde yaşananların bu tür ameliyatların beklenen sonucu olduğu, ameliyat bölgesinin niteliği, doku cevabı gibi faktörlere bağlı olarak fonksiyonların tam olarak kazanılamadığı, bu durumda doktor hatasının bulunmadığı gerekçesiyle davacının kanıtlanamayan davasının reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi 06.06.2018 tarih 2018/478 Esas 2018/2408 Karar sayılı ilamı ile: estetik operasyonlarda yüklenici yani estetik operasyonu yerine getiren doktorun edimini, iş sahibinin yani hastanın amacına ve isteğine uygun şekilde yerine getirmesinin zorunlu olduğu, davacının burnundaki şekil bozukluğu tıbben komplikasyon olarak tanımlanmakla birlikte, eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici doktor tarafından sonucun garanti edilmesi nedeniyle davacının burnundaki şekil bozukluğunun, ancak 5. bir operasyonla düzeltilmesi gerektiği dosyada bulunan bilgi ve belgelerden anlaşıldığı, bu kapsamda, mahkemece yapılması gereken işin 6100 sayılı HMK 266 ve devamı maddelerine uygun olarak, üniversitelerden seçilecek konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyetine dosya tevdi edilerek davalının kusuru ve maddi tazminat miktarının tespitine yönelik inceleme yaptırmak ve sonucuna göre gerektiğinde uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerekçesiyle kararın bozulması uygun bulunmuştur. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı; dava konusu uyuşmazlık kapsamında alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığını, anılan 25/05/2021 tarihli raporda özetle; davacıda ortaya çıkan durumun bir komplikasyon olduğunu ve hekim hatası olmadığını, hastanın yazılı olarak bilgilendirildiğini, yapılacak ameliyat ücretinin 25.000,00 TL olduğunun tespit edildiğini, Marmara Üniversitesi öğretim üyelerinden oluşan dava konusu uyuşmazlık alanında uzman bilirkişiler tarafından tanzim edilen raporun hükme esas alınabilecek yeterlilikte olduğu kanaatine varılmakla, davalı tarafa isnat edilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma ilamının gerekçesi incelendiğinde davalının kusurlu olduğunun belirlendiği ve buna yönelik tazminat talepleri doğrultusunda yeniden alanında uzman bilirkişilerden rapor alınması gerektiğinin belirtildiği mahkemece de bozmaya uyulduğu ancak yeniden ret kararı verildiği, bu kararın aslında eylemli bir direnme olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 nci maddeleri, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ila 486. maddeleri. 3. Değerlendirme Taraflar arasında 818 sayılı BK'nın 355 ve 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, BK'nun 356/1 (TBK'nun 471/1) maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise, sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise, ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı estetik amaçlı olarak davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen AVRUPA BİYOTIP SÖZLEŞMESİ 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar Mahkemece bozmaya uyularak alanında uzman 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan raporda belirtilen tespit dikkate alınarak davacının ameliyatı sonrasında meydana gelen sonucun olası bir komplikasyon olduğu ve neticesinde hekim hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; Yargıtay(Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 06.06.2018 tarih ve 2018/478 Esas, 2018/2408 Karar sayılı bozma ilamında belirtilen olgular dikkate alınmadan ve bu kapsamı değerlendiren bilirkişi raporu da alınmadan karar verilmiştir. Bozma ilamında belirtildiği üzere, eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulü gerekir. Davaya konu olayda da, burun estetiği ameliyatı yapılmış olup, burnun istenilen şekle kavuşmasının sağlanması gerekmektedir. Bilirkişi incelemesinde bu hususun, yani istenilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesi gerekir. Bu konuda komplikasyon olup olmaması tek başına sonuca etkili değildir. Yüklenicinin edimini ifa edip etmediği değerlendirilirken, tıbbi bir müdahaledeki gibi doktorun yükümlülüğünden öte, taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği aranmakta ve bu sonucun gerçekleşmemesindeki yüklenicinin kusuru dikkate alınmaktadır. Yüklenici işi kabul ederken, davaya konu olayda olduğu gibi, burun estetiği edimini üstlenirken sonucu taahhüt etmektedir. Bu sonucun gerçekleşmesi fen ve bilime, yasal kurallara göre mümkün değilse TTK nın 466.maddesine göre işi kabul ederken iş sahibini uyarma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu işi kabul ettiğine göre, sonucu taahhüt etmekte olup, edimin ifa edildiğinin kabulü için sonucun gerçekleşmesi gerekmektedir. Aksi takdirde edimin ifa edildiği kabul edilemeyeceğinden ücrete hak kazanılamayacağı gibi TBK nın ilgili hükümleri gereği doğan zararın tazmini gerekir. Yukarıda açıklanan hususları kapsayan bilirkişi raporu alınmadan ve bu olgular değerlendirilmeden karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK.'un 428. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/02/2023 gününde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/1833 Esas, 2025/1275 Karar sayılı kararında ilk estetik ameliyat sonrası istenen neticenin alınamaması üzerine hastanın yeniden ameliyat geçirmesi ve bu süreçte ağır komplikasyonlar gelişmesi halinde, raporda tıbbi uygulama hatası bulunmadığı belirtilse dahi netice odaklı edimin yerine getirilmediği gözetilerek maddi ve manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. Benzer şekilde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2024/370 Esas, 2025/514 Karar sayılı ilamında da hastanın hedeflenen sonuca başka bir sağlık kuruluşundaki müdahaleyle ulaşmış bulunmasının davalı hekimin edimini ifa ettiği anlamına gelmeyeceği, netice odaklı borcun yerine getirilmemesi sebebiyle tazminat taleplerinin değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2024/370, K. 2025/514Kaynağı aç
6. Hukuk Dairesi         2024/370 E.  ,  2025/514 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1150 E., 2023/1053 K. DAVALILAR : 1-… vekili Avukat … 2- … Tıp Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili Avukat … İHBAR OLUNAN : … vekili Avukat … İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/468 E., 2021/176 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin göğüslerine estetik ameliyat yapılması için davalı hastane çalışanı davalı doktorla yaptığı görüşme sonrasında göğüslerinde istediği görünümün sağlanacağına dair ikna edeci konuşmalar nedeniyle estetik ameliyat olmaya karar verdiğini, ancak ameliyattan sonra istenilen görünümün sağlanmadığını, göğüslerinin birini büyük birinin küçük olduğunu, toparlanma sağlanamadığını, daha sarkık durduğunu, müvekkilinin devamlı ağrı sızı çektiğini, 2 ay boyunca davalıya yaptığı başvurular ve kontroller neticesinde müvekkilinin durumunda bir değişiklik olmaması nedeniyle Denizli Devlet Hastanesinde tekrar ameliyat olmak zorunda kaldığını, davalı doktorun vaat ettiği görünümün gerçekleşmediğini, ameliyat sonrası göğüslerinin aldığı hal nedeniyle psikolojisinin bozulduğunu, ağır acı ve ağrılara maruz kaldığını, nişanlılık döneminde olup nişanının bozulduğunu, belirtilen nedenlerle müvekkilinin maddi ve manevi zararının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı …Tıp Merkezi vekili cevap dilekçesinde; dava konusu olayda davalı hastaneye atfedilecek bir kusur bulunmadığını, söz konusu olayda müvekkil hastanenin üzerine düşen tüm yükümlülüğü yerine getirdiğini, davacının tedavi yöntemlerini seçme uygulama konusunda aydınlatıldığını ve onamının alındığını, her türlü risk hakkında uyarıldığını, davacıya sigara içmemesi ve kontrollerine düzenli bir şekilde gitmesi gerektiği konusunda davalı hekim tarafından sürekli uyarılarda bulunulduğunu, müvekkili hastanenin TBK'nın 66. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir durumun da söz konusu olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davacının meme büyütme ve dikleştirme işlemi nedeniyle müvekkiline geldiğini, davacıya uygulanacak tedavi yöntemleri ile ilgili olarak gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, davacıya operasyonun yapıldığını ve herhangi bir komplikasyon olmadan taburcu edildiğini, ameliyattan sonra geldiği kontrollerde ameliyat yerinde yara açılması olduğunun görüldüğünü, davacıya pansuman yapılması gerektiği ve sigara içmeyi bırakması yönünde uyarıldığını, aksi halde 2. operasyonun gerekebileceğinin söylendiğini, sonrasında davacının kontrollere çağrılmasına rağmen gelmediğini, müvekkilinin üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, ameliyattan sonra meme asimetrisi oluşabileceğinin davacıya söylendiğini ve onamının alındığını, oluşan yaraların 1 ay içinde iyileşmesinin beklendiğini olmadığı taktirde 2. ameliyatın yapılması gerektiğini, ancak davacının müvekkiline uğramadığını, sonraki süreçten müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, asimetri operasyonu için de 1 yıl beklenmesi gerektiğini, bunun da ücretsiz kurumlarında yapılacağının davacıya söylendiğini, 2. ayda tekrar operasyon yapılmasının doğru olmadığını, zarar oluşmuş ise de bu nedenle oluşmuş olabileceğini ve müvekkilinin bundan sorumlu olmadığını, davacının sigara içmediği konusunda yalan söylediğini, kontrollere geldiğinde sigara içtiğinin görüldüğünü, sırf bu durumun bile yaraların iyileşmesine engel olabileceğini, bu nedenle davacının kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusuru bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının operasyon öncesi aydınlatılmış onam formu ile bilgilendirildiği, onam formunda karşılaşılabilecek olası durumların, komplikasyonların ayrıntılı olarak belirtildiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirildiği, hastanın ATK'da yapılan muayenesinde belirgin bir deformite, asimetri izlenmediği, bu nedenle ek girişim ve incelemenin gerekmediği, hastada her operasyon sonrası meydana gelebilecek yara açılması, asimetri gibi bir durum meydana geldiği, sonrasında hastanın hekim takibinden çıktığı, başka bir merkezde başka bir hekime tekrar ameliyat olduğu, kaldı ki en son ATK raporunda göğüsler arasında asimetri yada belirgin bir deformite izlenmediği de anlaşılarak, söz konusu bilirkişi tespitlerinde ek bir girişimin gerekli olmadığının da ifade edilmesi suretiyle, davalı hekimin operasyonda kusuru olmadığının anlaşıldığı, dava konusu tedavi ve davalı hastane hizmetinden kaynaklı davalıların kusurlu eylemlerin söz konusu olmadığından davacının mevcut davaya konu maddi manevi tazminat taleplerinin sübut bulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi kurulu raporuna itibar edilerek karar verilmiş olmakla birlikte müvekkilinin göğüslerinde asimetri görülmemesinin nedeninin sonrasında başka bir hekimde asimetri sorununun giderilmesi için tekrar ameliyat olmasından kaynaklandığını, müvekkilinin şu anki durumuna göre değil davalı hekimin yaptığı operasyondan sonraki duruma göre değerlendirme yapılması gerektiğini, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre davalı hekimin eser sözleşmesi uyarınca taahhüt ettiği eseri meydana getirmesi gerektiğini, ancak ameliyat sonrası müvekkilinin yaralarının açıldığını, çok fazla acılar çektiğini ve neticede göğüsleri arasında bariz bir asimetri olduğunu, davacının müvekkilinin tüm sorunlarına normal diyerek geri gönderdiğini, davalı tarafından yapılan operasyon sonrasında müvekkilinin başka bir merkezde ameliyat ve tedavi olarak şu anki durumuna kavuştuğunu, davalıya güveni sarsılan müvekkilinin 2. ameliyatı da davalıda yaptırmasının beklenemeyeceğini, hekimin taahhüdünü yerine getirmemiş olması nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zararlarının karşılanması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 6098 sayılı TBK'nın 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisi bulunduğu ihtilaf konusu değildir. Sözleşme ile davacıya estetik müdahalede bulunulması kararlaştırılmıştır. Davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin niteliği itibariyle hekim ile hasta arasında tedaviye ilişkin sözleşmeden farklı olduğu ve eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmaktadır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 470. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi; iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmelerini, diğer iş görme sözleşmelerinden ayıran önemli hususlardan birisi de sonuç sorumluluğu, yani tarafların iradeleri doğrultusunda yüklenici tarafından bir sonucun meydana getirilmesi taahhüdüdür. Burada, vekâlet akdindeki gibi sonuç taahhüt edilmeksizin sadece bir işin görülmesi taahhüdü bulunmamakta, bir eserin-sonucun yaratılıp teslim edilmesi borcu altına girilmektedir. Bu borcun altına giren taraf, yani yüklenici, TBK'nın 471/1 maddesi ve işin mahiyeti gereği, işi sadakat ve özenle yerine getirmek zorundadır. Sadakat borcu, yüklenicinin iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapma ve ona zarar verecek her türlü eylemden kaçınması anlamını taşır. Eser, yüklenicinin sanat ve beceriyi gerektiren, bir emek sarfı ile gerçekleştirilen sonuçtur. Yüklenicinin eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmesi, davalı yüklenicinin hem sadakat hem de özen borcunu kapsar. Burada belli bir sonucun ortaya çıkması amaçlanır. Meydana getirilen eserin iş sahibinin beklentisini karşılamaması halinde ise sözleşmedeki yarar dengesi iş sahibi aleyhine bozulmuş olur. Bu bakımdan eserin fen ve sanat kurallarına uygun, iş sahibinin beklentilerini karşılar özellikleri taşıması aranır. Aksi halde eserin ayıplı olduğu kabul edilir. Ayıplı eseri meydana getiren yüklenici ise ortaya çıkan ayıp ve eksiklerden sadakat ve özen borcu nedeniyle sorumludur. Yüklenici, hangi yöntemi kullanırsa kullansın eserin ayıpsız olarak ortaya çıkması gerekmekte olup, diğer bir deyişle eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Davacı estetik amaçlı olarak davalı doktor ve hastaneye başvurmuş olduğuna göre estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanması ve sürecin sağlıklı bir şekilde neticelendirilmesi hususlarının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada yüklenici, eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin sorumluluğundadır. Ayrıca, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa Biyotıp Sözleşmesi 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur. Sözleşmenin 4. maddesinde kastedilen standardın da, tıbbi standart olduğu tartışmasız olup, tıbbi standartlara aykırılık teşhis ya da tedavi aşamasında ya da müdahale sonrasındaki süreçte noksanlık ya da yanlışlık şeklinde gerçekleşebilir. “Tıbbi Standart” hekimin tedavinin amacına ulaşması için gerekli olan ve denenerek ispatlanmış bulunan, hekim tecrübesi ve doğa bilimlerinin o anki ulaştığı düzeyi ifade etmekte olup, denenmiş ve bilinen temel meslek kurallarıdır. Sözleşmenin eser niteliğindeki “estetik müdahalelerde” de uygulanacağının kabulü zorunludur. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar mahkemece alınan raporlar neticesinde hekim hatası bulunmadığı kanaatine varılmış ise de; eser sözleşmesinde sonuç taahhüdü söz konusudur. Sonucun gerçekleşmemesi halinde yüklenicinin edimi ifa etmediğinin kabulü gerekir. Davaya konu olayda da, davacıya göğüs estetiği ameliyatı yapılmış olup, göğüslerinin istenilen şekle kavuşmasının sağlanması gerekmektedir. Adli Tıp Kurumundan alınan ve davalı doktor ve hastaneye kusur izafe etmeyen rapor, davacının Denizli Devlet Hastanesi'nde 2. kez estetik ameliyat yaptırdıktan sonraki durumu gözetilerek verilen rapor olduğu için davacının davalı tarafa yaptırdığı ve eser mahiyetinde olan estetik ameliyatın neticesi değildir. Davacının 2. kez ameliyat olduğu da dikkate alındığında davalı tarafın netice odaklı edimini yerine getirmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının maddi ve manevi tazminat talepleri değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmesine rağmen mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış kararın bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 13.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) MUHALEFET ŞERHİ Davacı gögüslerine estetik ameliyatı yapılması sonucu istenilen görünümün elde edilemediğini bu nedenle maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davalılar savunmasında davacının ameliyat öncesi ve sonrası aydınlatıldığını, onama formalarının alındığını ameliyat sonrası kontrollerine düzenli şekilde gelinmesi gerektiği bildirilmesine rağmen ameliyat sonrası kontrole gelmediğini kendilerine atfedilecek kusur bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştirlerdir. Davacı, ameliyat sonrası istediği sonucu elde edememiş ise de davacının bu hususta yeterli aydınlatıldığı, yazılı onama formalarının alındığı davacıya yapılan uyarılara rağmen ameliyat sonrası kontrollere gitmediği, davacıda gelişebilecek komplikasyonlara karşı yeterli uyarılar yapılmasına rağmen gerektiği gibi davaranmadığı, sigara içmeye devam ettiği, kontrollere gitmediği, aldırılan bilirkişi raporları ve ATK raporuna göre davalılara atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığının belirtilmesine göre usulve yasaya uygun olan hükmün onanması gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun bozma yönündeki görüşüne katılmamaktayım.

Aydınlatılmış Onam Kuralı

Kişinin kendi bedeni üzerinde karar verme hakkı bulunmaktadır. Tıbbi müdahale tıp kurallarına teknik yönden tam olarak uygun icra edilse dahi hastadan usulüne uygun aydınlatılmış onam alınmamışsa yapılan işlem hukuka aykırı sayılabilir.

Aydınlatılmış onam sürecinde yalnızca genel nitelik taşıyan, matbu ve somut hastanın durumuna özgülenmemiş belgelerin imzalatılması aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından her somut olayda yeterli görülmeyebilir.

Görevli Yargı Yolu, İdareye Başvuru ve Husumet

Özel hastane ile hasta arasındaki hukuki münasebet 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında tüketici işlemi olarak nitelendirilebilmekte ve bu davalarda tüketici mahkemesi görevli olabilmektedir.

Devlet hastanesinde gerçekleştirilen tıbbi eylemler idari eylem niteliğindedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince, hakları ihlal edilen kişilerin tam yargı davası açmadan önce öğrenme tarihinden itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurması zorunludur. Devlet hastanelerinde gerçekleşen tıbbi hatalar nedeniyle açılacak davalarda husumetin doğrudan Sağlık Bakanlığı'na veya ilgili kamu idaresine yöneltilmesi gerekebilir.

Tazminat Taleplerinin Kapsamı ve Usul Kuralları

Hekim hatası nedeniyle sağlığı bozulan hasta; tedavi ve ilaç harcamalarını, yeni operasyon giderlerini, hastane masraflarını, bakım ve ulaşım giderlerini, çalışma gücü kaybından doğan zararları, geçici veya sürekli iş göremezlik bedellerini, kazanç kaybını ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararları maddi tazminat olarak isteyebilir.

Tıbbi uygulama hatası sonucunda hastanın vefatı halinde ise ölenin eşi, çocukları, anne ve babası ile destek ilişkisi bulunan diğer yakınları destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri kapsamında bilirkişi raporunun tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içinde taraflar rapordaki eksikliklerin giderilmesini, belirsiz kalan hususların açıklığa kavuşturulmasını veya yeni bir bilirkişi tayin edilmesini mahkemeden isteyebilir.

3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun Ek 18. maddesi uyarınca kamu veya özel sağlık kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde çalışan hekim, diş hekimi ve diğer sağlık personelinin mesleki uygulamaları sebebiyle yürütülecek ceza soruşturmalarında soruşturma izni belirli hallerde Mesleki Sorumluluk Kurulu tarafından verilir.

Tedaviden beklenen sonucun alınamaması tek başına hekimin kusurlu olduğunu gösterir mi?

Tedaviden beklenen sonucun alınamaması tek başına doktorun kusurlu olduğunu göstermez; sağlık hizmetinin güncel mesleki standartlara, tıp kurallarına ve özen yükümlülüğüne uygun yürütülüp yürütülmediği dikkate alınır.

Estetik ameliyatlarda doktorun hukuki sorumluluğu hangi esasa dayanır?

Estetik müdahaleler eser sözleşmesi kapsamında değerlendirildiğinden hekim taahhüt ettiği sonucu meydana getirmekle yükümlüdür ve netice odaklı edim ifa edilmediğinde ortaya çıkan komplikasyon tek başına sorumluluğu kaldırmaz.

Devlet hastanesindeki tıbbi hatalarda dava açmadan önce idareye başvuru süresi nedir?

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 13. maddesi gereğince, eylemin ve zararın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurulması gerekir.

Bilirkişi raporuna itiraz süresi ne kadardır?

Hukuk Muhakemeleri Kanunu uyarınca bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren iki hafta içinde eksikliklerin giderilmesi, açıklamaların yapılması veya yeni bilirkişi görevlendirilmesi mahkemeden talep edilebilir.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu