Mala zarar verme suçu, Türk Ceza Kanunu'nun 151. ve 152. maddelerinde düzenlenmiş olup korunan temel hukuki değer mülkiyet hakkıdır. TCK m. 151/1'e göre başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen ya da tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi bu suçu işlemiş sayılır. Suçun basit hali şikâyete bağlıdır; mağdurun şikâyeti olmadan soruşturma başlatılamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 151Kaynağı aç
taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan,
kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört
aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Mülga:9/7/2021-7332/17 md.)
Mala zarar vermenin nitelikli
halleri[69]
Suçun Unsurları
Mala zarar verme, yalnızca kasıtla işlenebilen bir suçtur; kanun, suçun oluşması için özel bir kast aramamaktadır. TCK m. 151/1 kapsamındaki fiil unsuru geniş biçimde tanımlanmış olup yıkma, tahrip, yok etme, bozma, kullanılamaz kılma ve kirletmeyi kapsar.
TCK m. 151/2, 9 Temmuz 2021 tarihli ve 7332 sayılı Kanun'un 17. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır.
Basit Hal: Ceza ve Şikâyet Koşulu
TCK m. 151/1'deki basit hal için öngörülen yaptırım dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. İki yaptırım seçenek olarak sunulduğundan mahkeme, somut olayın koşullarına göre takdir yetkisini kullanır. Suçun şikâyete bağlı olması nedeniyle mağdurun belirli bir süre içinde başvurması gerekir.
TCK m. 73/1 uyarınca şikâyet süresi, yetkili kişinin fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı aydır; bu süre içinde şikâyette bulunulmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz. Süre, TCK m. 73/2 gereğince zamanaşımını aşamaz. Şikâyet hakkı birden fazla kişiye aitse içlerinden birinin süreyi geçirmesi diğerlerinin hakkını düşürmez. Şikâyetten vazgeçme, kanunda aksi yazılı olmadıkça davayı düşürür; ancak hüküm kesinleştikten sonra yapılan vazgeçme cezanın infazını engellemez. Vazgeçme sırasında şahsi haklardan da açıkça vazgeçilmişse hukuk mahkemesinde tazminat davası açma imkânı da ortadan kalkar.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 73Kaynağı aç
bağlı olan suç hakkında yetkili kimse altı ay içinde şikayette bulunmadığı
takdirde soruşturma ve kovuşturma yapılamaz.
(2) Zamanaşımı süresini geçmemek koşuluyla bu süre, şikayet hakkı olan
kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar. (Ek
cümle:7/11/2024-7531/14 md.) Ancak, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete
bağlı olan hakaret suçu bakımından şikâyet süresi, her ne suretle olursa olsun
fiilin gerçekleştiği tarihten itibaren iki yılı geçemez.
(3) Şikayet hakkı olan birkaç kişiden birisi altı aylık süreyi geçirirse
bundan dolayı diğerlerinin hakları düşmez.
(4) Kovuşturma yapılabilmesi şikayete bağlı suçlarda kanunda aksi yazılı
olmadıkça suçtan zarar gören kişinin vazgeçmesi davayı düşürür ve hükmün
kesinleşmesinden sonraki vazgeçme cezanın infazına engel olmaz.
(5) İştirak halinde suç işlemiş
sanıklardan biri hakkındaki şikayetten vazgeçme, diğerlerini de kapsar.
(6) Kanunda aksi yazılı olmadıkça, vazgeçme onu kabul etmeyen sanığı
etkilemez.
(7) Kamu davasının düşmesi, suçtan zarar gören kişinin şikayetten
vazgeçmiş olmasından ileri gelmiş ve
vazgeçtiği sırada şahsi haklarından da vazgeçtiğini ayrıca açıklamış ise artık
hukuk mahkemesinde de dava açamaz.
(8) (Mülga: 6/12/2006 – 5560/45 md.)
Dava veya cezanın düşmesinin etkisi
Nitelikli Haller ve Ceza Artırımı
TCK m. 152/1, mala zarar verme eyleminin belirli koşullar altında işlenmesini nitelikli hal olarak düzenler ve bu durumlarda bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası öngörür. Suçun bu kapsamda kalması için eylemin şu konularda gerçekleşmesi gerekir: kamu kurum ve kuruluşlarına ait ya da kamu hizmetine veya kamunun yararlanmasına tahsis edilmiş yer, bina, tesis veya eşya; yangın, sel, kaza ve benzeri felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş eşya veya tesis; devlet ormanı statüsündeki yerler hariç dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu; sulama, içme suyu ya da afetten koruma tesisleri; grev veya lokavt sırasında işveren ya da işçilere ya da bunların sendikaları veya konfederasyonlarına ait yahut kullanımındaki bina, tesis veya eşya; siyasi partilerin ya da kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya kullanımındaki bina, tesis ya da eşya; son olarak, görevi sona ermiş olsa bile bir kamu görevlisine yönelik öç alma amacıyla işlenen eylem.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 152Kaynağı aç
a) Kamu kurum ve kuruluşlarına ait,
kamu hizmetine tahsis edilmiş veya kamunun yararlanmasına ayrılmış yer, bina, tesis
veya diğer eşya hakkında,
b) Yangına, sel ve taşkına, kazaya
ve diğer felaketlere karşı korunmaya tahsis edilmiş her türlü eşya veya tesis
hakkında,
c) Devlet ormanı statüsündeki yerler
hariç, nerede olursa olsun, her türlü dikili ağaç, fidan veya bağ çubuğu hakkında,
d) Sulamaya, içme sularının sağlanmasına
veya afetlerden korumaya yarayan tesisler hakkında,
e) Grev veya lokavt hallerinde
işverenlerin veya işçilerin veya işveren veya işçi sendika veya konfederasyonlarının
maliki olduğu veya kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
f) Siyasi partilerin, kamu kurumu
niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve üst kuruluşlarının maliki olduğu veya
kullanımında olan bina, tesis veya eşya hakkında,
g) Sona ermiş olsa bile, görevinden
ötürü öç almak amacıyla bir kamu görevlisinin zararına olarak,
İşlenmesi
halinde, fail hakkında bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(2) Mala zarar verme suçunun;
a) Yakarak, yakıcı veya patlayıcı
madde kullanarak,
b) Toprak kaymasına, çığ düşmesine,
sel veya taşkına neden olmak suretiyle,
c) Radyasyona maruz bırakarak,
nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak,
işlenmesi halinde, verilecek ceza
bir katına kadar artırılır.
(3) (Ek: 18/6/2014-6545/65 md.) Mala
zarar verme suçunun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya
havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde,
yukarıdaki fıkralar hükümlerine göre verilecek ceza yarısından iki katına kadar
artırılır.
İbadethanelere ve mezarlıklara
zarar verme
TCK m. 152/2, suçun işleniş biçimine göre ayrı bir artırım öngörür: eylemin yakarak, yakıcı veya patlayıcı madde kullanarak; toprak kaymasına, çığ düşmesine, sel veya taşkına neden olmak suretiyle; ya da radyasyona maruz bırakarak, nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanarak gerçekleştirilmesi halinde verilecek ceza bir katına kadar artırılır. Bunlara ek olarak TCK m. 152/3'e göre suçun işlenmesi sonucunda haberleşme, enerji ya da demiryolu veya havayolu ulaşımı alanında kamu hizmetinin geçici de olsa aksaması hâlinde birinci ve ikinci fıkra kapsamında verilen ceza yarısından iki katına kadar ayrıca artırılır. Bu son fıkra, 18 Haziran 2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun ile eklenmiştir.
Kamu Malına Zarar Verme
Kamu kurum ve kuruluşlarına ait ya da kamu hizmetine tahsis edilmiş yer, bina, tesis veya eşyaya zarar verilmesi TCK m. 152/1 kapsamında nitelikli hal oluşturur. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2015/9608 esas, 2016/1241 karar sayılı kararında polis aracının arka kısmındaki korumalara ve bagaj kapağına zarar verilmesi ile karakol içindeki eşyalara zarar verilmesi eylemlerinin kamu malına zarar verme suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2015/9608, K. 2016/1241Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, mala zarar verme
Kamu malına zarar verme ve şikayetçi ….. yönelik mala zarar verme suçlarından sanık …… mahkumiyetine dair hükümlerin sanık ….. ve katılan vekili tarafından, şikayetçi ….. yönelik mala zarar verme suçundan sanık …… hakkında verilen beraatına ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1- Sanıklar hakkında şikayeçi ….. karşı mala zarar verme suçundan verilen hükümlere yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Şikayetçi Kamil’e karşı mala zarar verme suçunu işlediği iddia olunan sanık ….. yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi kurumun kamu davasına katılma hakkı ve temyiz yetkisi bulunmadığından katılan vekilinin beraat hükmüne yönelik mevcut temyiz istemi ile sanık …… hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan cezanın miktar ve türüne göre hükmün 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, sanık ….. hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik şikayetçi kurum ve sanık …. temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
2- Sanık ….. hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Sanığın polis aracının arka kısmında bulunan metal ve plastik korumalara ayrıca bagaj kapağına zarar verdiği, daha sonra götürüldüğü karakolda grup amiri odasına kendisini kilitleyerek içerideki eşyalara zarar verdiği olayda kamu malına zarar verme suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin az ceza verildiğine, sanığın suçun unsurlarının oluşmadığına yönelik temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA, 08/02/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Şahsi Cezasızlık ve Akrabalar Arasında İndirim
TCK m. 167/1 uyarınca mala zarar verme suçunun belirli yakınlar arasında işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Bu hüküm; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin, üstsoy veya altsoyun ya da bu derecedeki kayın hısımlarından birinin, evlat edinen veya evlatlığın ya da aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden birinin zararına işlenen eylemler için uygulanır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 167Kaynağı aç
suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin
veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya
hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin,
aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber
yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın
hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet
üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Etkin pişmanlık
Cezasızlık yerine indirim uygulanacak durumlar da ayrıca düzenlenmiştir. TCK m. 167/2 kapsamında, haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden birinin, aynı konutta yaşamayan kardeşlerden birinin ya da aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımlarının zararına işlenmesi hâlinde, şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Etkin Pişmanlık
TCK m. 168/1 uyarınca suç tamamlandıktan sonra, kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. TCK m. 168/2 uyarınca kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Zararın yalnızca kısmen karşılanması durumunda bu indirimden yararlanmak mağdurun rızasına bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Uzlaştırma
Mala zarar verme suçunun basit hali şikâyete bağlı olduğundan CMK m. 253/1-a kapsamında uzlaştırmaya tabidir. Soruşturma aşamasında şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek ya da özel hukuk tüzel kişisi arasında uzlaştırma girişiminde bulunulur. Taraflara uzlaşma teklifi iletildikten itibaren yedi gün içinde yanıt verilmezse teklif reddedilmiş sayılır. Uzlaştırmacı, dosyayı teslim aldığı tarihten itibaren en geç otuz gün içinde süreci sonuçlandırmalıdır; büro bu süreyi her seferinde yirmi günü aşmamak üzere en fazla iki kez uzatabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 253Kaynağı aç
(1) Aşağıdaki suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek
veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulur:
a) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar.
b) Şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununda yer
alan;[102]
1. Kasten yaralama (üçüncü fıkra hariç, madde 86; madde 88),
2. Taksirle yaralama (madde 89),
3. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Tehdit
(madde 106, birinci fıkra),
4. Konut dokunulmazlığının ihlali (madde 116),
5. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) İş ve çalışma hürriyetinin ihlali
(madde 117, birinci fıkra; madde 119, birinci fıkra (c) bendi),
6. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Hırsızlık
(madde 141),
7. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155),[103]
8. (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Dolandırıcılık
(madde 157),
9. (Ek:17/10/2019-7188/26 md.) Suç eşyasının satın
alınması veya kabul edilmesi (madde 165),
10. Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (madde 234),
11. Ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi
veya belgelerin açıklanması (dördüncü fıkra hariç, madde 239),
suçları.
c) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.) Mağdurun
veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla,
suça sürüklenen çocuklar bakımından ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis
veya adli para cezasını gerektiren suçlar.
(2) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olanlar hariç olmak
üzere; diğer kanunlarda yer alan suçlarla ilgili olarak uzlaştırma yoluna
gidilebilmesi için, kanunda açık hüküm bulunması gerekir.
(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, cinsel
dokunulmazlığa karşı suçlarda, ısrarlı takip suçunda (madde 123/A) ve hakaret
suçunda (madde 125) uzlaştırma yoluna gidilemez. (Ek
cümle: 26/6/2009 – 5918/8 md.) Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu
kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması
hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz. (Ek cümle:24/12/2025-7571/24 md.)
Ancak önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına
giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmiş olması hâlinde uzlaştırma
kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır.[104][105][106][107]
(4) Soruşturma konusu suçun uzlaşmaya
tâbi olması ve kamu davası açılması için yeterli
şüphenin bulunması hâlinde, dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Büro
tarafından görevlendirilen uzlaştırmacı, şüpheli ile mağdur veya suçtan
zarar görene uzlaşma teklifinde bulunur. Şüphelinin, mağdurun veya suçtan zarar
görenin reşit olmaması halinde, uzlaşma teklifi kanunî temsilcilerine yapılır. Uzlaştırmacı, uzlaşma teklifini açıklamalı tebligat
veya istinabe yoluyla da yapabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar gören,
kendisine uzlaşma teklifinde bulunulduktan itibaren yedi gün içinde kararını
bildirmediği takdirde, teklifi reddetmiş sayılır. 106[108]
(5) Uzlaşma teklifinde bulunulması halinde, kişiye uzlaşmanın mahiyeti ve
uzlaşmayı kabul veya reddetmesinin hukukî sonuçları anlatılır.
(6) Resmî mercilere beyan edilmiş olup da soruşturma dosyasında yer alan
adreste bulunmama veya yurt dışında olma ya da başka bir nedenle mağdura,
suçtan zarar görene, şüpheliye veya bunların kanunî temsilcisine ulaşılamaması
halinde, uzlaştırma yoluna gidilmeksizin soruşturma sonuçlandırılır.
(7) Birden fazla kişinin mağduriyetine veya zarar görmesine sebebiyet
veren bir suçtan dolayı uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için, mağdur veya
suçtan zarar görenlerin hepsinin uzlaşmayı kabul etmesi gerekir.
(8) Uzlaşma teklifinde bulunulması veya teklifin kabul edilmesi,
soruşturma konusu suça ilişkin delillerin toplanmasına ve koruma tedbirlerinin
uygulanmasına engel değildir.
(9) (Mülga: 24/11/2016-6763/34 md.)
(10) Bu Kanunda belirlenen hâkimin davaya bakamayacağı haller ile reddi
sebepleri, uzlaştırmacı görevlendirilmesi ile ilgili olarak göz önünde
bulundurulur.
(11) Görevlendirilen uzlaştırmacıya soruşturma dosyasında yer alan ve
Cumhuriyet savcısınca uygun görülen belgelerin birer örneği verilir. Uzlaştırma bürosu uzlaştırmacıya, soruşturmanın
gizliliği ilkesine uygun davranmakla yükümlü olduğunu hatırlatır.[109]
(12) Uzlaştırmacı, dosya içindeki belgelerin birer örneği kendisine
verildikten itibaren en geç otuz gün içinde uzlaştırma işlemlerini sonuçlandırır.
Uzlaştırma bürosu bu süreyi her defasında
yirmi günü geçmemek üzere en fazla iki kez daha uzatabilir.
(13) Uzlaştırma müzakereleri gizli olarak yürütülür. Uzlaştırma
müzakerelerine şüpheli, mağdur, suçtan zarar gören, kanunî temsilci, müdafi ve
vekil katılabilir. Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar görenin kendisi veya
kanunî temsilcisi ya da vekilinin müzakerelere katılmaktan imtina etmesi
halinde, uzlaşmayı kabul etmemiş sayılır.
(14) Uzlaştırmacı, müzakereler sırasında izlenmesi gereken yöntemle
ilgili olarak Cumhuriyet savcısıyla görüşebilir; Cumhuriyet savcısı,
uzlaştırmacıya talimat verebilir.
(15) Uzlaşma müzakereleri sonunda uzlaştırmacı, bir rapor hazırlayarak
kendisine verilen belge örnekleriyle birlikte uzlaştırma
bürosuna verir. Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde, tarafların imzalarını
da içeren raporda, ne suretle uzlaşıldığı ayrıntılı olarak açıklanır. (Ek
cümle: 24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırma bürosu
soruşturma dosyasını, raporu ve varsa yazılı anlaşmayı Cumhuriyet savcısına
gönderir.
(16) Uzlaşma teklifinin reddedilmesine rağmen, şüpheli ile mağdur veya
suçtan zarar gören uzlaştıklarını gösteren belge ile en geç iddianamenin
düzenlendiği tarihe kadar Cumhuriyet savcısına başvurarak uzlaştıklarını beyan
edebilirler.
(17) Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine
dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi
mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder.
(18) Uzlaştırmanın sonuçsuz kalması halinde tekrar uzlaştırma yoluna
gidilemez.
(19) Uzlaşma sonucunda şüphelinin
edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı
kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside
bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar
aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı
verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının
ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde,
171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. (…)[110] Uzlaşmanın sağlanması
halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan
zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış
olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi
halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve
İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden
sayılır.[111]
(20) Uzlaştırma müzakereleri sırasında yapılan açıklamalar, herhangi bir
soruşturma ve kovuşturmada ya da davada delil olarak kullanılamaz.
(21) Şüpheli, mağdur veya suçtan zarar
görenden birine ilk uzlaşma teklifinde bulunulduğu tarihten itibaren,
uzlaştırma girişiminin sonuçsuz kaldığı ve en geç, uzlaştırmacının raporunu
düzenleyerek uzlaştırma bürosuna verdiği
tarihe kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
(22) (Değişik birinci cümle:
24/11/2016-6763/34 md.) Uzlaştırmacıya Adalet
Bakanlığı tarafından belirlenen tarifeye göre ücret ödenir. Uzlaştırmacı
ücreti ve diğer uzlaştırma giderleri, yargılama giderlerinden sayılır.
Uzlaşmanın gerçekleşmesi halinde bu giderler Devlet Hazinesi tarafından
karşılanır.
(23) Uzlaşma sonucunda verilecek kararlarla ilgili olarak bu Kanunda
öngörülen kanun yollarına başvurulabilir.
(24) (Değişik: 24/11/2016-6763/34 md.) Her Cumhuriyet başsavcılığı
bünyesinde uzlaştırma bürosu kurulur ve yeteri kadar Cumhuriyet savcısı ile
personel görevlendirilir. Uzlaştırmacılar, hukuk fakültesi mezunlarının yer
aldığı, Adalet Bakanlığı tarafından belirlenen uzlaştırmacı listelerinden
görevlendirilir. Uzlaştırmacı, hazırladığı raporu, tutanakları ve varsa yazılı
anlaşmayı büroya gönderir. Uzlaştırma süreci sonunda soruşturma dosyaları,
uzlaştırma bürosunda görevli Cumhuriyet savcıları tarafından sonuçlandırılır.[112]
(25) (Ek: 24/11/2016-6763/34 md.)Uzlaştırmacıların nitelikleri,
eğitimi, sınavı, görev ve sorumlulukları, denetimi, eğitim verecek kişi, kurum
ve kuruluşların nitelikleri ve denetimleri ile uzlaştırmacı sicili,
uzlaştırmacılar ve eğitim kurumlarının listelerinin düzenlenmesi, Cumhuriyet
başsavcılığı bünyesinde kurulan uzlaştırma bürolarının çalışma usul ve
esasları, uzlaştırma teklifi ile müzakere usulü, uzlaştırma anlaşması ve
raporda yer alacak konular ile uygulamaya dair diğer hususlara ilişkin usul ve
esaslar, Adalet Bakanlığınca çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.
Mahkeme tarafından uzlaştırma
Uzlaşma sağlandığında sonuç, edimin ifa şekline bağlıdır. Şüphelinin edimini derhal yerine getirmesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; edimin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi hâlinde ise şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Uzlaştırma yoluna gidildikten sonra girişim sonuçsuz kalırsa tekrar uzlaştırma yapılamaz. Uzlaşmanın sağlanması hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya sonradan ortaya çıkan zararlar dışında, o suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış bir dava varsa feragat edilmiş sayılır. Uzlaştırma müzakerelerinde yapılan açıklamalar hiçbir soruşturma, kovuşturma veya davada delil olarak kullanılamaz.
Uzlaştırma kapsamındaki bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suçla aynı mağdura karşı birlikte işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz. Bununla birlikte, önödeme kapsamına giren bir suçla birlikte işlenme hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. Uzlaştırma sürecinin başlamasıyla birlikte, ilk uzlaşma teklifinden girişimin sonuçsuz kaldığının tespitine kadar dava zamanaşımı ile kovuşturma koşulu olan dava süresi işlemez.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması
CMK m. 231/5 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir; bu mahkemenin takdir yetkisindedir. HAGB kararı verilebilmesi için üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması; mahkemenin sanığın tutum ve davranışlarını değerlendirerek yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirmesi; mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın aynen iade, eski hale getirme veya tazmin yoluyla tamamen giderilmesi. Zararın taksitle giderilmesi de HAGB'ye imkân tanımaktadır. HAGB kararının verilmesi hâlinde sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur. Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi ya da yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar. HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir.
5271 sayılı CEZA MUHAKEMESİ KANUNU m. 231Kaynağı aç
esaslara göre duruşma tutanağına geçirilen hüküm fıkrası okunarak gerekçesi ana
çizgileriyle anlatılır.
(2) Hazır bulunan sanığa ayrıca başvurabileceği kanun yolları, mercii ve
süresi bildirilir.
(3) Beraat eden sanığa, tazminat isteyebileceği bir hâl varsa bu da
bildirilir.
(4) Hüküm fıkrası herkes tarafından ayakta dinlenir.
(5) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Sanığa
yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya
daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler
saklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, müsadereye ilişkin hükümler
hariç, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasını ifade eder.
(6) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;[77]
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve
davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda
kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın; aynen iade,
suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi,
gerekir.
(7) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Açıklanmasının
geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkûm olunan hapis cezası
ertelenemez ve kısa süreli olması hâlinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.
(8) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi hâlinde sanık, beş yıl
süreyle denetim süresine tâbi tutulur. Denetim süresi içinde, kişi hakkında
kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına
karar verilemez. Bu süre içinde bir yıldan fazla olmamak üzere mahkemenin
belirleyeceği süreyle, sanığın denetimli serbestlik tedbiri olarak;
a) Bir meslek veya sanat sahibi olmaması hâlinde, meslek veya sanat
sahibi olmasını sağlamak amacıyla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi olması hâlinde, bir kamu kurumunda veya
özel olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında
ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Belli yerlere gitmekten yasaklanmasına, belli yerlere devam etmek
hususunda yükümlü kılınmasına ya da takdir edilecek başka yükümlülüğü yerine
getirmesine,
karar verilebilir. Denetim süresi içinde dava zamanaşımı durur.
(9) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Altıncı
fıkranın (c) bendinde belirtilen koşulu derhal yerine getiremediği takdirde;
sanık hakkında mağdura veya kamuya verdiği zararı denetim süresince aylık
taksitler hâlinde ödemek suretiyle tamamen gidermesi koşuluyla da hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilir.
(10) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15
md.) Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmediği ve denetimli
serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davranıldığı takdirde,
açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak, davanın düşmesi kararı
verilir.
(11) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Denetim
süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine
ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak
mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu
değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz
edilmemesine ya da koşullarının varlığı hâlinde hükümdeki hapis cezasının
ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir
mahkûmiyet hükmü kurabilir. Açıklanan veya yeni kurulan hükme itiraz
edilebilir. İtiraz mercii ancak bu fıkradaki koşullarla sınırlı olarak bir
değerlendirme yapabilir.
(12) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) 272 nci maddenin
üçüncü fıkrası hükümleri saklı kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri
bırakılması kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye
mahkemesi tarafından verilen kararlar hakkında 286 ncı madde
hükümleri uygulanır. 272 nci maddenin üçüncü fıkrası hükümleri saklı
kalmak üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece
mahkemesi sıfatıyla bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmesi
hâlinde temyiz yoluna gidilebilir. İstinaf ve temyiz yolunda karar ve hüküm,
usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden incelenir.
(13) (Ek: 6/12/2006-5560/23 md.) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Hükmün
açıklanmasının geri bırakılması kararı, bunlara mahsus bir sisteme kaydedilir.
Bu kayıtlar, ancak bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak
Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenmesi hâlinde, bu maddede
belirtilen amaç için kullanılabilir.
(14) (Değişik:2/3/2024-7499/15 md.) Bu maddenin hükmün
açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin hükümleri, Anayasanın 174 üncü
maddesinde koruma altına alınan inkılâp kanunlarında yer alan suçlarla ilgili
olarak uygulanmaz.
Hükmün gerekçesi ve hüküm fıkrasının içereceği hususlar
İştirak ve Zincirleme Suç
Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde TCK m. 37 devreye girer: suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren her kişi fail sıfatıyla sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayan birini araç olarak kullanan failin cezası ise üçte birden yarısına kadar artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 37Kaynağı aç
gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail
olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç
olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Azmettirme
Aynı suç işleme kararı çerçevesinde değişik zamanlarda bir kişiye karşı mala zarar verme suçunun birden fazla kez işlenmesi hâlinde TCK m. 43/1 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanabilir; tek cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Aynı suçun tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenmesi hâlinde de bu kural uygulanır. Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçları zincirleme suç hükümlerinin dışında tutulmuş olup mala zarar verme bu istisnalar arasında yer almamaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima
TCK m. 42 kapsamında bileşik suç durumunda farklı bir kural geçerlidir: birinin diğerinin unsurunu ya da ağırlaştırıcı nedenini oluşturması nedeniyle tek fiil sayılan hallerde suçların içtiması söz konusu olmaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 42Kaynağı aç
nedenini oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç denir. Bu
tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Zincirleme suç
Sık Sorulan Sorular
Mala zarar verme suçunda şikâyet süresi ne kadar?
TCK m. 73/1 uyarınca şikâyet süresi, yetkili kişinin fiili ve faili öğrendiği günden itibaren altı aydır. Bu süre içinde şikâyette bulunulmazsa soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; süre her hâlükârda dava zamanaşımını aşamaz.
Nitelikli mala zarar verme ile basit hal arasındaki fark nedir?
Basit hal (TCK m. 151/1) için dört aydan üç yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülmekte ve suç şikâyete bağlı bulunmaktadır. Nitelikli hal (TCK m. 152/1), kamu malına, doğal afet önleme tesislerine, grev sürecindeki sendika mallarına ya da bir kamu görevlisinden öç almak amacıyla işlenen eylemleri kapsar ve bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası gerektirir. Yakma, patlayıcı kullanma veya nükleer-biyolojik-kimyasal silah kullanma gibi ağırlaştırıcı işleniş biçimleri ek artırıma yol açar.
Mala zarar verme suçunda uzlaşma mümkün müdür?
Basit halin şikâyete bağlı olması nedeniyle CMK m. 253/1-a kapsamında uzlaştırma yoluna gidilir. Uzlaşma sağlandığında sonuç, edimin ifa şekline göre farklılaşır: şüphelinin edimini derhal yerine getirmesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilirken edimin ileri bir tarihe bırakılması veya takside bağlanması hâlinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Uzlaştırma girişiminin başarısız kalması durumunda tekrar uzlaştırma yapılamaz.
Aile üyelerinden birine zarar verilmesinde ceza nasıl uygulanır?
TCK m. 167/1 uyarınca haklarında ayrılık kararı bulunmayan eşler, üstsoy veya altsoy, bu derecedeki kayın hısımları, evlat edinen veya evlatlık ya da aynı konutta yaşayan kardeşler arasında işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Ayrılık kararı verilmiş eşler, ayrı konutta yaşayan kardeşler ile aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları söz konusu olduğunda ise TCK m. 167/2 gereğince şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Etkin pişmanlık cezayı nasıl etkiler?
Etkin pişmanlığın gösterildiği aşamaya göre indirim miktarı değişir. Kovuşturma başlamadan önce failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek zararı tamamen gidermesi hâlinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmeden önce etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde ise verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Zararın yalnızca kısmen karşılanması durumunda bu indirimden yararlanmak mağdurun rızasına bağlıdır.
Polis aracına veya karakol eşyasına zarar vermek hangi suçu oluşturur?
TCK m. 152/1 kamu kurum ve kuruluşlarına ait ya da kamu hizmetine tahsis edilmiş eşyaya zarar verilmesini nitelikli hal olarak düzenlemektedir. Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin 2015/9608 esas, 2016/1241 karar sayılı kararında polis aracının arka kısmındaki korumalara ve bagaj kapağına zarar verilmesi ile karakol eşyalarına zarar verilmesi eylemlerinde kamu malına zarar verme suçunun oluştuğu benimsenmiştir.
HAGB kararı verilmesi için ne gerekir?
CMK m. 231/5-6 uyarınca hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemenin sanığın yeniden suç işlemeyeceğine kanaat getirmesi ve mağdurun ya da kamunun uğradığı zararın tamamen giderilmesi gerekir. Denetim süresi beş yıldır; bu süre içinde kasten yeni bir suç işlenmesi veya yükümlülüklere aykırı davranılması hâlinde mahkeme hükmü açıklar.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

