Ceza Hukukunda Yaptırımlar ve Cezaların Türleri

by Avukat Erdal Ersoy
Ceza Hukukunda Yaptırımlar ve Cezaların Türleri

18 Ağustos 2026’da değişen 5275 sayılı Kanun m.107/5, 15 yaş doluncaya kadar infaz kurumunda geçirilen bir günün iki gün sayılmasını; kasten öldürme (TCK m.81,82,83), cinsel dokunulmazlığa karşı m.102 ve 103, uyuşturucu imal ve ticareti (m.188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma (m.220) dışında düzenlemiştir. Hesap koşullu salıverilmeye ilişkindir; tutukluluk mahsubuyla karıştırılmamalıdır. Önceki suçlarda TCK m.7 kapsamında lehe kanun değerlendirilmeden eski avantajın kalktığı sonucuna varılamaz.

7593 sayılı Kanun, Madde 7Kaynağı aç
ÇOCUK KORUMA KANUNU İLE BAZI KANUNLARDA DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR KANUN Kanun No. 7593 Kabul Tarihi: 8/8/2026
MADDE 1- 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanuna 13 üncü maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “MADDE 13/A- Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
MADDE 2- 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “oniki yıldan onbeş yıla;” ibaresi “onüç yıldan onsekiz yıla;”, “dokuz yıldan onbir yıla” ibaresi “on yıldan oniki yıla”, “yedi yıldan” ibaresi “dokuz yıldan” şeklinde ve üçüncü fıkrasında yer alan “onsekiz yıldan yirmidört yıla;” ibaresi “ondokuz yıldan yirmiyedi yıla;”, “oniki yıldan onbeş yıla” ibaresi “onbeş yıldan onsekiz yıla”, “oniki yıldan fazla” ibaresi “onbeş yıldan fazla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Somut olayda; a) Kasta dayalı kusurun ağırlığı, b) Güdülen amaç ve saik, c) Suçun işleniş şekli, d) Daha önceden kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilmiş olma, hususlarından biri ya da birkaçı göz önünde bulundurularak kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçlarını işleyen onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanmayabilir. Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış ceza sorumluluğu bulunan kişiler hakkında ise ikinci fıkra hükümleri yerine üçüncü fıkra hükümleri uygulanabilir.”
MADDE 3- 5237 sayılı Kanunun 233 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “bir yıla” ibaresi “üç aydan iki yıla”, ikinci fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “altı aydan iki yıla”, üçüncü fıkrasında yer alan “üç aydan bir yıla” ibaresi “bir yıldan üç yıla” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Birinci ve üçüncü fıkralarda tanımlanan fiiller nedeniyle çocuğun kasten öldürme (madde 81, 82) ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama (madde 87, fıkra 2 ve 4) suçunu işlemesi halinde şikayet aranmaksızın, faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılır.”
MADDE 4- 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 174 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir. “e) Onbeş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen,”
MADDE 5- 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Çocuk tutukluların” ibaresi “Çocuk hükümlülerin veya tutukluların” şeklinde değiştirilmiş ve ikinci fıkrasında yer alan “çocuklar,” ibaresinden sonra gelmek üzere “suç türleri,” ibaresi eklenmiştir.
MADDE 6- 5275 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(3) Çocuk hükümlülerin çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılmalarına 89 uncu madde uyarınca psikolog, pedagog, çocuk gelişimcisi, sosyal çalışmacı, psikolojik danışman, rehberlik uzmanı, öğretmen ve Türkiye Barolar Birliğinin çocuk hakları komisyonundan görevlendireceği avukat gibi en az bir uzman görevlinin de katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir yapılan değerlendirme sonucunda karar verilir. Çocuk eğitimevine ayırmaya ilişkin olarak tutum ve davranışları olumsuz değerlendirilen çocuk hükümlülerin yeniden değerlendirilmeye tabi tutulma süreleri altı ayı geçemez.” “(4) Aşağıdaki hâllerde çocuk hükümlüler hakkında verilen cezalar doğrudan çocuk eğitimevlerinde yerine getirilir: a) Kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar. b) Taksirli suçlardan toplam beş yıl veya daha az süreli hapis cezasına mahkûm olanlar. (5) Doğrudan çocuk eğitimevine alınanlar dahil olmak üzere bu kurumlarda bulunan çocuk hükümlülerden; a) Firar edenler veya başka bir fiilden dolayı haklarında tutuklama kararı verilenler, b) Kapalı ceza infaz kurumuna iade veya odaya kapatma disiplin cezası alıp, bu cezası kesinleşmiş olanlar veya asayiş ve düzenin sağlanması amacıyla disiplin cezası kesinleşmemiş olsa bile eylemi kurum düzeni ya da kişi güvenliği bakımından tehlike oluşturanlar, idare ve gözlem kurulu kararıyla çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilirler. (6) Çocuk hükümlülerin, suç ve ceza türlerine göre, çocuk eğitimevlerine ayrılıp ayrılmamalarına, çocuk eğitimevlerinde geçirecekleri sürelere, çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınmalarına, doğrudan çocuk eğitimevlerine alınanların çocuk kapalı ceza infaz kurumlarına gönderilmelerine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte gösterilir.”
MADDE 7- 5275 sayılı Kanunun 107 nci maddesinin beşinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(5) Türk Ceza Kanununun kasten öldürme suçları (madde 81, 82 ve 83), cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar (madde 102 ve 103), uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu (madde 188) ve suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu (madde 220) hariç olmak üzere, koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak dikkate alınır.”
MADDE 8- 30/3/2005 tarihli ve 5326 sayılı Kabahatler Kanununa 43/B maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “Amaç dışı bıçak taşıma MADDE 43/C- (1) Her ne ad altında olursa olsun, 10/7/1953 tarihli ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan her tür bıçak ile diğer kesici, delici veya bereleyici aletlerin; a) 11/9/1981 tarihli ve 2521 sayılı Avda ve Sporda Kullanılan Tüfekler, Nişan Tabancaları ve Av Bıçaklarının Yapımı, Alımı, Satımı ve Bulundurulmasına Dair Kanuna göre ruhsatlandırılan yerler ile ilgili yönetmeliğe göre ruhsatlandırılan işyerleri dışında satışı ve sergilenmesi, b) Onsekiz yaşından küçük çocuklara satılması ve çocuklar tarafından satın alınması veya taşınması, yasaktır. (2) Birinci fıkrada sayılan yasaklara uymayan kişiye beşbin Türk Lirası, kabahate konu bıçak veya aletlerin sayı veya nitelik bakımından vahim olması halinde ise onbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. Ayrıca bu kabahatin işlendiğini öğrenen işletici veya sorumlunun yetkili makamlara bildirim yapmaması halinde beşbin Türk Lirası idarî para cezası verilir. (3) Birinci fıkrada sayılan kabahatin konusunu oluşturan veya işlenmesi suretiyle elde edilen eşyanın mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilir. (4) Birinci fıkrada sayılan kabahat dolayısıyla idarî para cezasına ve elkoymaya kolluk görevlileri, mülkiyetin kamuya geçirilmesine mülkî amir tarafından karar verilir. (5) Birinci fıkradaki kabahati işlediği sırada onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında çocuğun üstün yararı gözetilerek, 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu, destekleyici ve yönlendirme tedbirlerine karar verilmesi amacıyla mülkî amir tarafından çocuk hâkiminden tedbir talebinde bulunulur. (6) Bu madde hükümleri internet satışları ve mesafeli satışlar için de uygulanır. (7) Bir sanat veya mesleğin icrası ve eğitim için gerekli bıçak, şiş ve benzerlerinin icra yerinde ve icra eden kişilerce kullanılması, bulundurulması ve taşınması bu madde hükümlerine tabi değildir.”
MADDE 9- 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununa 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir. “Yönlendirme tedbirleri MADDE 5/A- (1) 5 inci maddede düzenlenen koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yanında bu maddede düzenlenen yönlendirme tedbirleri, ceza sorumluluğu olmayan adli süreçteki çocuklar bakımından, çocuklara özgü güvenlik tedbiri olarak anlaşılır. (2) Yönlendirme tedbirleri olarak; a) Sosyal ve toplumsal hizmetler tedbiri: Spor kulüpleri, gençlik merkezleri, spor tesisleri ile ilgili kamu kurum ve kuruluşlarında; Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere çocukların 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almalarına, b) Dijital risklerden korunma tedbiri: Kullandığı telefon cihazı, telefon hattı veya her türlü bilgisayar, tablet ve benzeri dijital cihazın bildirilerek cihazın tedbir kararından sonraki hareketlerini Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu ile Siber Güvenlik Başkanlığı tarafından 3 aydan az 2 yıldan fazla olmamak üzere çeşitli takip yazılımlarıyla ilgili kurum denetimine açmaya, riskli olarak tanımlı bazı dijital mecralar, uygulamalar ve dijital platformlara erişimin engellenmesine, c) Kitap ve kütüphane tedbiri: Kütüphane ve okuma salonu gibi yerlerde Kültür ve Turizm Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar psikososyal gelişimine katkı sağlayacak görev almaya veya bu kuruluşların yetkililerince belirlenen eserleri okumaya, d) Çevreye saygı ve çevre temizliği tedbiri: Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, üniversiteler ile yerel yönetimler tarafından yerine getirilmek üzere 20 saatten 300 saate kadar park, bahçe, sahil gibi belirlenecek bir bölgede çevre temizliği yapmaya, belirlenecek bitkilerin bakımı, ağaçlandırma ve çiçeklendirme faaliyetlerine katılmaya, e) Tütün, nikotin, alkol, kumar, uyuşturucu ve uyarıcı madde ile davranışsal bağımlılık tedbiri: Sağlık Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Yeşilay tarafından yerine getirilmek üzere çocukların sağlıkları için tehlike oluşturan bağımlılıklarının tedavi ve rehabilitasyonu için belirlenecek programları tamamlamaya, hükmedilir. (3) Bu tedbirlerin yerine getirilmesinde 45 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkraları uygulanır. (4) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.”
MADDE 10- 5395 sayılı Kanunun 9 uncu maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(4) Akıl hastalığı, akıl zayıflığı, alkol, uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığı, davranışsal bağımlılık ya da ağır tehlike arz eden bulaşıcı hastalık nedeniyle kendisi veya başkaları açısından ciddi tehlike oluşturduğu değerlendirilen ve herhangi bir suretle Sağlık Bakanlığına veya üniversitelere bağlı yataklı sağlık kurumlarına gelen veya getirilen çocuk hakkında, tedaviye ihtiyaç bulunduğunun ilgili uzman hekim tarafından tespit edilmesi hâlinde, acil korunma kararı alınması amacıyla yirmi dört saat içinde rapor düzenlenir. Sağlık kurumu, uzman hekim raporunun düzenlendiği tarihten itibaren en geç yirmi dört saat içinde çocuk hâkimine başvurur. Başvurudan itibaren en geç kırk sekiz saat içinde ilgili dal uzman hekiminin yer aldığı üç uzman hekimden oluşan resmî sağlık kurulu tarafından düzenlenen rapor mahkemeye sunulur. (5) Hâkim, başvuru ve sağlık kurulu raporunu değerlendirerek talep hakkında en geç kırk sekiz saat içinde karar verir. Çocuğun sağlık kuruluşuna gelmesi veya getirilmesinden hâkim kararının sağlık kuruluşuna tebliğine kadar geçen sürede, çocuğa gerekli görülen tıbbî müdahale ve tedavi uygulanır. Bu süreçte ihtiyaç duyulması hâlinde kolluktan yardım istenebilir. Kolluk, bu kapsamda yapılan talepleri, kanunla kendisine tanınan yetkiler çerçevesinde yerine getirir. (6) Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek çocuğun bulunduğu yerin gizli tutulmasına ve gerekli görmesi hâlinde kişisel ilişkinin kurulmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir. Hâkim, sağlık kurulu raporunu dikkate alarak acil korunma kararının kaldırılmasına, devamına veya çocuğun durumuna uygun başka bir koruyucu ve destekleyici tedbire karar verir.”
MADDE 11- 5395 sayılı Kanunun 15 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir. “(4) Çocuk hakkında kamu davası açılması hâlinde durum, gerekli idari tedbirlerin alınması amacıyla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı il veya ilçe müdürlüklerine bildirilir.”
MADDE 12- 5395 sayılı Kanunun 23 üncü maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(2) Adli süreçteki çocuklar hakkında yapılan yargılama sonunda hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesi hâlinde 5/A maddesinde düzenlenen yönlendirme tedbirlerinden uygun görülen biri veya birkaçı da denetimli serbestlik tedbiri olarak uygulanır. Bu fıkra uyarınca hükmedilecek yükümlülükler 5/A maddesinde belirtilen kurumlar tarafından yerine getirilir. (3) Suçun işlenmesi nedeniyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın az olması hâlinde adli süreçteki çocuklar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilebilmesi için zararın giderilmesi şartı aranmayabilir.”
MADDE 13- 5395 sayılı Kanunun 35 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir. “(3) Onbeş yaşını doldurmamış çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılması zorunludur. Cumhuriyet savcısı, mahkeme veya çocuk hâkimi tarafından onbeş yaşını doldurmuş çocuk hakkında sosyal inceleme yaptırılmaması hâlinde, gerekçesi iddianamede veya kararda gösterilir.”
MADDE 14- 5395 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin üçüncü fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkralar eklenmiştir. “(3) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin ilgili kurum veya kuruluş tarafından yerine getirilmesi sırasında gerekmesi hâlinde kolluktan yardım istenebilir.” “(4) Koruyucu ve destekleyici tedbirlerin yerine getirilmesinde kurumların koordinasyonu merkezde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından; il ve ilçelerde kurumların koordinasyonu ile takibi vali ve kaymakam tarafından sağlanır. Bu amaçla il ve ilçelerde sekretarya hizmetleri aile ve sosyal hizmetler il müdürlükleri tarafından yürütülür. Hâkim veya mahkeme tarafından verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararları, yerine getirilmek üzere ilgili kurum veya kuruluşa gönderilir. (5) Çocuk hakkında verilen koruyucu ve destekleyici tedbir kararlarının gereklerine aykırı hareket eden ana, baba, vasi veya bakım ve gözetiminden sorumlu kimse, fiil suç teşkil etse dahi ihlal edilen tedbirin niteliğine ve aykırılığın ağırlığına göre çocuk hâkimi kararıyla üç günden on güne kadar tazyik hapsi ile cezalandırılır. Bu kararlara karşı 14 üncü madde uyarınca itiraz yoluna gidilebilir. Tazyik hapsine ilişkin kararlar, kesinleşmesini müteakip Cumhuriyet başsavcılığı tarafından yerine getirilir. Bu kararlar çocuk hâkimi tarafından ilgili kuruma bildirilir.”
MADDE 15- (1) 24/5/1983 tarihli ve 2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin (17) numaralı alt bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir. (2) 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 253 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki” şeklinde değiştirilmiştir. (3) 3/7/2005 tarihli ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun; a) 1 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, b) 2 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, c) 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (2) numaralı alt bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ç) 11 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”, d) 12 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, e) 13 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “hakkında adli süreç yürütülen”, f) 20 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, g) 24 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ğ) 26 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, h) 30 uncu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, (c) bendinde yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, ı) 31 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, i) 34 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “Suça sürüklenen” ibaresi “Adli süreçteki”, j) 37 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “suça sürüklenen” ibaresi “adli süreçteki”, k) 39 uncu maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendinde yer alan “Suça sürüklenmesi” ibaresi “Hakkında adli süreç yürütülmesi”, şeklinde değiştirilmiştir.
MADDE 16- Bu Kanunun; a) 8 inci maddesi ile 5326 sayılı Kanuna eklenen 43/C maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi hükmü 1/12/2026 tarihinde, b) Diğer hükümleri yayımı tarihinde, yürürlüğe girer.
MADDE 17- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

Resmî kaynak

Ceza Hukukunda Temel Yaptırım Sistemi

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 1/1 uyarınca ceza hukukunun temel gayesi; bireylerin hak ve özgürlüklerinin teminat altına alınması, kamu düzeni ile güvenliğinin sağlanması, hukuk devleti ilkesinin korunması, toplum barışının sürdürülmesi, çevre ve kamu sağlığının muhafazası ile suç işlenmesinin engellenmesidir. Kanun koyucu bu hedefleri gerçekleştirmek üzere ceza sorumluluğuna ilişkin genel ilkeleri, suç tiplerini ve bunlara bağlanacak cezalar ile güvenlik tedbirlerini hüküm altına almıştır. Sistemde güvenlik tedbirleri cezadan bağımsız bir yaptırım türü olarak konumlandırılmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 1Kaynağı aç
Madde 1- (1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini,
kamu düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve çevreyi, toplum
barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir. Kanunda, bu amacın
gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun temel esasları ile suçlar, ceza ve
güvenlik tedbirlerinin türleri düzenlenmiştir.
Suçta ve cezada kanunîlik ilkesi

Türk Ceza Kanunu m. 45/1 gereğince kanunda suç karşılığında öngörülen cezalar hapis cezaları ile adlî para cezalarından ibarettir. Hapis cezası niteliği gereği yalnızca gerçek kişilere uygulanabilir; tüzel kişiler aleyhine hapis cezası verilmesi kanunen mümkün değildir.

Hapis Cezalarının Türleri ve Genel Esasları

Türk Ceza Kanunu m. 46/1 hükmüne göre hapis cezaları üç temel kategoriye ayrılır: ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, müebbet hapis cezası ve süreli hapis cezası.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 46Kaynağı aç
Madde 46- (1) Hapis cezaları şunlardır:
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası.
b) Müebbet hapis cezası.
c) Süreli hapis cezası.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası[6]

Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası, Türk Ceza Kanunu m. 47/1 uyarınca hükümlünün yaşamı boyunca devam eden ve ilgili kanun ile Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte düzenlenen sıkı güvenlik rejimine tâbi tutularak infaz edilen bir ceza türüdür.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 47Kaynağı aç
Madde 47- (1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün
hayatı boyunca devam eder, kanun ve Cumhurbaşkanınca çıkarılan yönetmelikte
belirtilen sıkı güvenlik rejimine göre çektirilir.
Müebbet hapis cezası

Müebbet hapis cezası, Türk Ceza Kanunu m. 48/1 gereğince hükümlünün hayatı boyunca sürer. Müebbet veya ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan hükümlülerin infaz kurumunu ve tâbi olacakları infaz rejimini belirlemek amacıyla tabi tutulacakları gözlem süresi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 23/1-e gereğince altmış günü geçemez.

Süreli hapis cezası, Türk Ceza Kanunu m. 49/1 çerçevesinde mevzuatta aksi açıkça belirtilmedikçe en az bir ay ve en fazla yirmi yıl olarak tayin edilir. Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları ise Türk Ceza Kanunu m. 49/2 uyarınca kısa süreli hapis cezası olarak kabul edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 49Kaynağı aç
Madde 49- (1) Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen
hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli
hapis cezasıdır.
Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar

Koşullu Salıverilme Rejimi ve İstisnaları

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 107/1-2 hükümleri gereğince koşullu salıverilmeden faydalanabilmenin ön şartı kurumdaki infaz süresinin iyi hâlli geçirilmesidir. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilenlerin otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilenlerin yirmi dört yılını ve süreli hapis cezasına mahkûm edilenlerin kural olarak cezalarının yarısını infaz kurumunda çekmeleri hâlinde koşullu salıverilme hükümleri tatbik edilir.

5275 sayılı CEZA VE GÜVENLİK TEDBİRLERİNİN İNFAZI HAKKINDA KANUN m. 107Kaynağı aç
Madde 107- (1) Koşullu salıverilmeden yararlanabilmek için
mahkûmun kurumdaki infaz süresini iyi hâlli olarak geçirmesi gerekir.
(2) Ağırlaştırılmış müebbet hapis
cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm
edilmiş olanlar yirmidört yılını, diğer süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş
olanlar cezalarının yarısını infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu
salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek cümleler:14/4/2020-7242/48 md.)
Ancak, Türk Ceza Kanununun;[51]
a) Kasten öldürme suçlarından (madde 81, 82 ve 83) süreli hapis cezasına
mahkûm olanlar,
b) Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan (madde 87, fıkra iki,
bent d) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
c) İşkence suçundan (madde 94 ve 95) ve eziyet suçundan (madde 96) süreli
hapis cezasına mahkûm olanlar,
d) Cinsel saldırı (madde 102, ikinci fıkra hariç), reşit olmayanla cinsel
ilişki (madde 104, ikinci ve üçüncü fıkra hariç) ve cinsel taciz (madde 105)
suçlarından süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
e) Cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlardan (madde 102, 103, 104 ve
105) hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
f) Özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlardan (madde 132, 133,
134, 135, 136, 137 ve 138) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
g) Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçundan (madde 188)
hapis cezasına mahkûm olan çocuklar,
h) Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk suçlarından (madde 326 ilâ
339) süreli hapis cezasına mahkûm olanlar,
cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri takdirde, koşullu
salıverilmeden yararlanabilirler. Ayrıca, suç işlemek için örgüt kurmak veya
yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlar ile Terörle
Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olan çocuklar ile 1/1/1983
tarihli ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat
Teşkilatı Kanunu kapsamına giren suçlardan mahkûm olanlar hakkında koşullu
salıverilme oranı üçte iki olarak uygulanır.
(3) Koşullu salıverilme için infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre;
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet
hâlinde otuzaltı,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuz,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına
mahkûmiyet hâlinde en fazla otuzaltı,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli
hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla otuz,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla
yirmisekiz,
Yıldır.
(4) Suç işlemek için örgüt kurmak veya
yönetmek ya da örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen suçtan dolayı mahkûmiyet
hâlinde; ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuzaltı
yılını, müebbet hapis cezasına mahkûm edilmiş olanlar otuz yılını, süreli hapis
cezasına mahkûm edilmiş olanlar cezalarının üçte ikisini infaz kurumunda çektikleri
takdirde, koşullu salıverilmeden yararlanabilirler. (Ek
cümle:14/4/2020-7242/48 md.) Koşullu salıverilme oranı üçte ikiden fazla
olan suçlar bakımından ise tabi oldukları koşullu salıverilme oranı uygulanır.
Ancak, bu süreler;[52]
a) Birden fazla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına veya
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile müebbet hapis cezasına mahkûmiyet
hâlinde kırk,
b) Birden fazla müebbet hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde otuzdört,
c) Bir ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına
mahkûmiyet hâlinde en fazla kırk,
d) Bir müebbet hapis cezası ile süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde
en fazla otuzdört,
e) Birden fazla süreli hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde en fazla
otuziki,
Yıldır. (Ek cümle:22/7/2010 – 6008/9 md.) Bu fıkra hükümleri
çocuklar hakkında uygulanmaz.
(5) Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında, hükümlünün onbeş
yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği bir gün, iki gün olarak
dikkate alınır.[53]
(6) Koşullu salıverilen hükümlünün tâbi tutulacağı denetim süresi,
yukarıdaki fıkralara göre infaz kurumunda geçirilmesi gereken süre kadardır.
Ancak süreli hapislerde hakederek tahliye tarihini geçemez.[54]
(7) Hükümlü, denetim süresinde, infaz kurumunda öğrendiği meslek veya
sanatı icra etmek üzere, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya
sanatı icra eden bir başkasının gözetimi altında, ücret karşılığında
çalıştırılabilir.
(8) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlüler, denetim süresinde
eğitimlerine, gerektiğinde barınma imkânı da bulunan bir kurumda devam ederler.
(9) İnfaz hâkimi, denetim süresinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman
kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklar edinebileceği çevrelerden
uzak kalması ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda
hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya yanında
çalıştığı kişilerle görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları,
sosyal uyumu ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle
rapor düzenleyerek infaz hâkimine verir. (Ek cümleler:14/4/2020-7242/48 md.)
İnfaz hâkimi ayrıca, iki yılı geçmemek üzere denetim süresi içinde hükümlünün
denetimli serbestlik müdürlüğünce belirlenecek yükümlülüklere tabi tutulmasına
karar verebilir. Bu karar gereğince denetimli serbestlik müdürlüğü, risk ve
ihtiyaçlarını dikkate alarak hükümlüyü;[55]
a) Belirli bir bölgede denetim ve gözetim altında bulundurma,
b) Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme,
c) Belirlenen programlara katılma,
yükümlülüklerinden bir veya birden fazlasına tabi tutar. Denetimli
serbestlik müdürlüğü hükümlünün risk ve ihtiyaçlarını dikkate alarak
yükümlülükleri değiştirebilir.
(10) İnfaz hâkimi, koşullu salıverilen hükümlünün kişiliğini ve topluma
uyumdaki başarısını göz önünde bulundurarak; denetim süresinin, denetimli
serbestlik tedbiri uygulanmadan veya herhangi bir yükümlülük belirlemeden
geçirilmesine karar verebileceği gibi, denetimli serbestlik tedbiri
uygulanmasını veya belirlenen yükümlülükleri denetim süresi içinde
kaldırabilir.[56]
(11) (Değişik:14/4/2020-7242/48 md.) Hükümlünün koşullu
salıverilmesi hakkında ceza infaz kurumu idaresi tarafından hazırlanan
gerekçeli rapor, infaz işlemlerinin yapıldığı yer infaz hâkimliğine verilir.
İnfaz hâkimi, bu raporu uygun bulursa hükümlünün koşullu salıverilmesine dosya
üzerinden karar verir; raporu uygun bulmadığı takdirde gerekçesini kararında
gösterir. Bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
(12) Koşullu salıverilen hükümlünün, denetim süresinde hapis cezasını
gerektiren kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere,
infaz hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi hâlinde koşullu
salıverilme kararı geri alınır.[57]
(13) Koşullu salıverilme kararının geri alınması hâlinde hükümlünün;[58]
a) Sonraki suçu işlediği tarihten
itibaren başlamak ve hak ederek tahliye tarihini geçmemek koşuluyla sonraki
işlediği her bir suç için verilen hapis cezasının iki katı sürenin,
b) (Değişik: 25/5/2005-5351/8 md.) Yükümlülüklerine aykırı
davranması hâlinde, bu yükümlülüklere uymama tarihi ile hak ederek salıverilme
tarihi arasındaki süreyi geçmemek koşuluyla ihlalin niteliğine göre takdir
edilecek bir sürenin,
Ceza infaz kurumunda aynen çektirilmesine
karar verilir. Koşullu salıverilme kararının geri alınmasından sonra aynı
hükmün infazı ile ilgili bir daha koşullu salıverilme kararı verilmez.
(14) Denetim süresi yükümlülüklere uygun ve iyi hâlli olarak geçirildiği
takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
(15) (Değişik: 20/7/2017-7035/25 md.) Hükümlü, geri kalan süre
içinde işlediği kasıtlı bir suçtan dolayı hapis cezasına mahkûm edilirse ya da
bağlı tutulduğu yükümlülükleri yerine getirmezse hükmü veren ilk derece
mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliği, cezaların toplandığı hâller ile
hükmün bölge adliye mahkemesi veya Yargıtay tarafından verilmiş olması hâlinde
ise 101 inci maddenin ikinci fıkrasına göre belirlenen infaz hâkimliği
tarafından koşullu salıverilme kararının geri alınmasına dosya üzerinden karar
verilir. Bu kararlara karşı itiraz yolu açıktır.[59]
(16) 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun
İkinci Kitap, Dördüncü Kısım, "Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar"
başlıklı Dördüncü Bölüm, "Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine
Karşı Suçlar" başlıklı Beşinci Bölüm, "Milli Savunmaya Karşı
Suçlar" başlıklı Altıncı Bölüm altında yer alan suçlardan birinin bir
örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi dolayısıyla ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezasına mahkûmiyet hâlinde, koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.
Mükerrirlere ve bazı suç faillerine
özgü infaz rejimi ve denetimli serbestlik tedbiri[60]

18 Ağustos 2026 sonrası yeni düzenlemenin genel kuralı bakımından; suç tarihi ve TCK m.7 kapsamında lehe kanun değerlendirmesi saklı olmak üzere: Koşullu salıverilme süresinin tespitinde, 5275 sayılı Kanun m. 107/5 uyarınca hükümlünün on beş yaşını tamamlayıncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği her bir gün iki gün sayılır. Koşullu salıverilme kararı, kurum idaresince tanzim edilen gerekçeli rapor doğrultusunda infaz işlemlerinin yürütüldüğü yer infaz hâkimliği tarafından dosya üzerinden verilir ve bu karara karşı itiraz kanun yoluna başvurulabilir.

Buna karşılık 5275 sayılı Kanun m. 107/16 gereğince Devletin Güvenliğine, Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine ya da Millî Savunmaya Karşı Suçların bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmesi sebebiyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmedilmesi durumunda koşullu salıverilme hükümleri uygulanmaz.

Kısa Süreli Hapis Cezasının Seçenek Yaptırımlara Çevrilmesi

Türk Ceza Kanunu m. 50/1 uyarınca kısa süreli hapis cezası; failin kişiliği, sosyal ve ekonomik durumu, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlık ve suçun işlenmesindeki özellikler dikkate alınarak adlî para cezasına, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesine ya da kanunda düzenlenen diğer seçenek yaptırımlara çevrilebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrası gereğince, suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde hapis cezasına hükmedilmişse bu ceza artık adlî para cezasına çevrilemez.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 50Kaynağı aç
Madde 50- (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun
kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa
ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para cezasına,
b) Mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl süreyle, bir meslek
veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan
bir eğitim kurumuna devam etmeye,
d) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli
yerlere gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya
gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş
olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle,
ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına, belli bir meslek ve
sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak
koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
çevrilebilir.
(2) Suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak
öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza artık adlî para cezasına
çevrilmez.
(3) Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm
olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte
onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm
edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı
seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli suçlardan dolayı
hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı
halinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir.
Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî
para cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata
rağmen otuz gün içinde seçenek tedbirin gereklerinin yerine getirilmesine
başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi halinde, infaz hâkimliği kısa
süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar
derhal infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.[7][8]
(7) Hükmedilen seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle
yerine getirilememesi durumunda, infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.8
Hapis cezasının ertelenmesi

Türk Ceza Kanunu m. 50/3 uyarınca daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş kişilerin otuz gün ve daha az süreli hapis cezaları ile fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesi zorunludur.

Türk Ceza Kanunu m. 50/4 uyarınca taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası, uzun süreli de olsa diğer şartların varlığı hâlinde adlî para cezasına çevrilebilir; ancak bu kural bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.

Seçenek yaptırımların infazında, Türk Ceza Kanunu m. 50/6 uyarınca tebligata karşın otuz gün içinde yükümlülüklerin yerine getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi hâlinde infaz hâkimliği kısa süreli hapis cezasının tamamen veya kısmen infazına karar verir. Yükümlülüğün hükümlünün elinde olmayan nedenlerle ifa edilememesi hâlinde ise Türk Ceza Kanunu m. 50/7 uyarınca infaz hâkimliğince tedbir değiştirilir.

Hapis Cezasının Ertelenmesi ve Denetim Süreci

Türk Ceza Kanunu m. 51/1 gereğince işlediği suçtan ötürü iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına çarptırılan kişinin cezası ertelenebilir. Fiili işlediği sırada on sekiz yaşını doldurmamış veya altmış beş yaşını bitirmiş olan failler yönünden bu sınır üç yıl olarak tatbik edilir. Erteleme kararı verilebilmesi için kişinin daha önce kasıtlı bir fiilden dolayı üç aydan fazla hapis cezası almamış olması ve yargılama sürecindeki pişmanlığı doğrultusunda yeniden suç işlemeyeceği yönünde mahkemede kanaat belirmesi şarttır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 51Kaynağı aç
Madde 51- (1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle
hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu sürenin üst
sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını
bitirmiş olan kişiler bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi
için kişinin;
a) Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına
mahkûm edilmemiş olması,
b) Suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık
dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması,
gerekir.
(2) Cezanın ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi
koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul gerçekleşinceye kadar cezanın
infaz kurumunda çektirilmesine devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi
halinde, infaz hâkimi kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.[9]
(3) Cezası ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla
olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt sınırı, mahkûm
olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim süresi içinde;
a) Bir meslek veya sanat sahibi
olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim programına devam etmesine,
b) Bir meslek veya sanat sahibi
hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel olarak aynı meslek veya sanatı icra
eden bir başkasının gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat
edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir
eğitim kurumuna devam etmesine,
mahkemece karar verilebilir.
(5) Mahkeme, denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman
kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan kurtulmasını ve
sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini temin hususunda hükümlüye öğütte
bulunur; eğitim gördüğü kurum yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle
görüşerek, istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu ve
sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık sürelerle rapor
düzenleyerek infaz hâkimine verir.9
(6) Mahkeme, hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde
bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük belirlemeden veya uzman
kişi görevlendirmeden geçirilmesine de karar verebilir.
(7) Hükümlünün denetim süresi içinde
kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine yüklenen yükümlülüklere, infaz
hâkiminin uyarısına rağmen, uymamakta ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın
kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine infaz hâkimliğince karar
verilir.[10]
(8) Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği
takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Adlî para cezası

Türk Ceza Kanunu m. 51/2 uyarınca mahkeme, cezanın ertelenmesini zararın aynen iade, eski hâle getirme veya tazmin yoluyla tamamen telafi edilmesi koşuluna bağlayabilir. Koşul gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine devam olunur ve şart yerine getirildiğinde hükümlü infaz hâkimi kararıyla derhâl salıverilir.

Cezası ertelenen kişi hakkında Türk Ceza Kanunu m. 51/3 uyarınca mahkûm olunan cezadan az olmamak şartıyla bir yıldan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere bir denetim süresi belirlenir. Bu süre içerisinde eğitim programına devam veya gözetim altında çalışma gibi yükümlülükler kararlaştırılabileceği gibi denetim süresinin herhangi bir yükümlülük yüklenmeksizin geçirilmesine de hükmedilebilir.

Türk Ceza Kanunu m. 51/7-8 uyarınca hükümlünün denetim süresinde kasıtlı bir suç işlemesi ya da uyarılara rağmen yükümlülükleri ihlal etmekte ısrar etmesi durumunda infaz hâkimliği ertelenen cezanın kısmen veya tamamen infaz kurumunda çektirilmesine karar verir. Denetim süresi yükümlülüklere uygun veya iyi hâlli olarak geçirildiği takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.

Adlî Para Cezası ve Taksitlendirme Rejimi

Türk Ceza Kanunu m. 52/1 uyarınca adlî para cezası, aksine kanuni düzenleme bulunmadıkça beş günden az ve yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı takdir edilen bedel ile çarpımı sonucu tespit edilen tutarın Hazineye ödenmesidir. Bir gün karşılığı miktar kişinin ekonomik ve şahsi şartları değerlendirilerek takdir edilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 52Kaynağı aç
Madde 52- (1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine
hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam
gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması
suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden
ibarettir.
(2) En az yüz ve en fazla beşyüz Türk Lirası olan bir gün
karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri
göz önünde bulundurularak takdir edilir.[11]
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün
sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.
(4) Hakim, ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye
adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden itibaren bir
yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği gibi, bu cezanın belirli taksitler
halinde ödenmesine de karar verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit
miktarı dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi
halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adlî para
cezasının hapse çevrileceği belirtilir.
İKİNCİ
BÖLÜM
Güvenlik
Tedbirleri
Belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılma[12]

Türk Ceza Kanunu m. 52/4 uyarınca mahkeme, hükümlünün şahsi ve mali hâlini dikkate alarak cezanın kesinleşme tarihinden itibaren bir yılı geçmemek üzere mehil verebilir ya da iki yılı aşmamak ve dörtten az olmamak şartıyla taksitlendirme kararı verebilir.

Özel suç tiplerinde adlî para cezaları yönünden özel alt sınırlar düzenlenebilmektedir. Nitekim Türk Ceza Kanunu m. 158/1 hükmünün (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde yer alan nitelikli dolandırıcılık hâllerinde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adlî para cezasının tutarı ise suçtan sağlanan haksız menfaatin iki katından az olamaz.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal

Belirli Suç Tipleri ve Kanunda Öngörülen Yaptırımlar

Türk Ceza Kanunu m. 326/2 uyarınca maddede yazılı fiillerin savaş sırasında işlenmesi veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koyması hâlinde faile müebbet hapis cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 326Kaynağı aç
Madde 326- (1) Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal
yararlarına ilişkin belge veya vesikaları kısmen veya tamamen yok eden, tahrip
eden veya bunlar üzerinde sahtecilik yapan veya geçici de olsa, bunları tahsis
olundukları yerden başka bir yerde kullanan, hileyle alan veya çalan kimseye
sekiz yıldan oniki yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Yukarıdaki yazılı fiiller, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin
savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye
koymuş ise müebbet hapis cezası verilir.
Devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme

Türk Ceza Kanunu m. 327/2 kapsamında Devletin güvenliği veya siyasal yararları bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin etme fiilinin savaş sırasında işlenmesi veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koyması hâlinde müebbet hapis cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 327Kaynağı aç
Madde 327- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal
yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri
temin eden kimseye üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.
(2) Fiil, savaş sırasında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını
veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeye koymuşsa müebbet
hapis cezası verilir.
Siyasal veya askerî casusluk

Türk Ceza Kanunu m. 330/1 uyarınca gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklayan kimseye müebbet hapis cezası verilir. Maddenin ikinci fıkrasına göre ise fiilin savaş zamanında işlenmesi veya Devletin savaş hazırlıklarını veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya bırakması hâlinde faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası uygulanır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 330Kaynağı aç
Madde 330- (1) Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal
yararları bakımından niteliği itibarıyla gizli kalması gereken bilgileri
siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklayan kimseye müebbet hapis cezası
verilir.
(2) Fiil, savaş zamanında işlenmiş veya Devletin savaş hazırlıklarını
veya savaş etkinliğini veya askerî hareketlerini tehlikeyle karşı karşıya
bırakmış ise, faile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.
Uluslararası casusluk

Trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçu bağlamında, Türk Ceza Kanunu m. 179/3 uyarınca uyuşturucu madde veya alkol etkisiyle ya da başka bir sebepten ötürü aracı emniyetli şekilde sevk ve idare edemeyecek durumda bulunmasına rağmen araç kullanan kimseye altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 179Kaynağı aç
Madde 179- (1) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşımının
güven içinde akışını sağlamak için konulmuş her türlü işareti değiştirerek,
kullanılamaz hale getirerek, konuldukları yerden kaldırarak, yanlış işaretler
vererek, geçiş, varış, kalkış veya iniş yolları üzerine bir şey koyarak ya da
teknik işletim sistemine müdahale ederek, başkalarının hayatı, sağlığı veya
malvarlığı bakımından bir tehlikeye neden olan kişiye bir yıldan altı yıla
kadar hapis cezası verilir.
(2) Kara, deniz, hava veya demiryolu ulaşım araçlarını kişilerin hayat,
sağlık veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare
eden kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.[76]
(3) Alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle
emniyetli bir şekilde araç sevk ve idare edemeyecek halde olmasına rağmen araç
kullanan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır.
Trafik güvenliğini taksirle tehlikeye sokma
Ceza hukukunda suç karşılığında tatbik edilen cezalar nelerdir?

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 45/1 gereğince suç karşılığında öngörülen cezalar hapis cezası ile adlî para cezasından oluşur. Hapis cezaları ise ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve süreli hapis cezası olmak üzere üç gruba ayrılmaktadır.

Kısa süreli hapis cezası ne kadardır ve zorunlu çevirme koşulları nelerdir?

Hükmolunan bir yıl veya daha az süreli hapis cezaları kısa süreli hapis cezasıdır. Daha önce hapis cezasına çarptırılmamış kişilerin otuz gün ve daha az süreli hapis cezaları ile fiili işlediği tarihte on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş kişilerin bir yıl veya daha az süreli hapis cezalarının seçenek yaptırımlara çevrilmesi kanunen zorunludur.

Hapis cezasının ertelenmesinin kanuni koşulları nelerdir?

Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli olması gerekir; suçun işlendiği sırada on sekiz yaşını doldurmamış ya da altmış beş yaşını bitirmiş olanlar için bu erteleme tavanı üç yıldır. Sanığın evvelce kasıtlı bir fiil sebebiyle üç aydan fazla hapis cezası almamış bulunması ve yargılamada gösterdiği pişmanlık nedeniyle yeniden suç işlemeyeceği doğrultusunda mahkemede kanaat uyanması şarttır.

Tüzel kişiler hakkında hapis cezası uygulanabilir mi?

Tüzel kişiler aleyhine hapis cezası uygulanamaz; hapis yaptırımı yalnızca gerçek kişilere özgü bir ceza türüdür.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu