Hileli İflas Suçu Nedir?
Hileli iflas, bir kişinin malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunması ve bu tasarruflardan önce veya sonra hakkında iflasa karar verilmesi halidir. Türk Ceza Kanunu'nun 161. maddesi bu eylemi suç olarak tanımlamakta ve üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Suçun temelinde, alacaklıların haklarını zedeleyecek biçimde varlıkların gizlenmesi, kaçırılması ya da muhasebe kayıtlarının çarpıtılması gibi davranışlar yatmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 161Kaynağı aç
tasarruflarda bulunan kişi, bu hileli tasarruflardan önce veya sonra iflasa
karar verilmiş olması halinde, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile
cezalandırılır. Hileli iflasın varlığı için;
a) Alacaklıların alacaklarının teminatı mahiyetinde olan malların
kaçırılması, gizlenmesi veya değerinin azalmasına neden olunması,
b) Malvarlığını kaçırmaya yönelik tasarruflarının ortaya çıkmasını
önlemek için ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi veya yok edilmesi,
c) Gerçekte bir alacak ve borç ilişkisi olmadığı halde, sanki böyle bir
ilişki mevcutmuş gibi, borçların artmasına neden olacak şekilde belge
düzenlenmesi,
d) Gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla veya sahte bilanço tanzimiyle
aktifin olduğundan az gösterilmesi,
gerekir.
Taksirli iflas
Suçu Oluşturan Seçimlik Hareketler
TCK m. 161/1, hileli iflas suçunun oluşabilmesi için dört seçimlik hareketten birinin gerçekleşmesini aramaktadır. Bunlardan ilki, alacaklıların alacaklarının teminatı niteliğindeki malların kaçırılması, gizlenmesi ya da değerinin azaltılmasıdır. İkincisi, bu tür tasarrufların ortaya çıkmasını önlemek amacıyla ticari defter, kayıt veya belgelerin gizlenmesi ya da yok edilmesidir. Üçüncüsü, gerçekte alacak-borç ilişkisi olmadığı hâlde borçların artmasına yol açacak şekilde belge düzenlenmesidir. Dördüncüsü ise gerçeğe aykırı muhasebe kayıtlarıyla ya da sahte bilanço tanzimiyle aktifin olduğundan az gösterilmesidir. Bu hareketlerden yalnız birinin varlığı suçun maddi unsurunu tamamlamaya yeterlidir.
Taksirli İflas Suçu Nedir?
Taksirli iflas, TCK m. 162'de ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. Bu suç, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeyen kişinin iflasa sebebiyet vermesi ve hakkında iflas kararı verilmesi hâlinde oluşur. Öngörülen yaptırım iki aydan bir yıla kadar hapis cezasıdır. Hileli iflastaki kasıt unsurunun aksine taksirli iflasta tacir olmanın özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi suçun temel unsurudur.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 162Kaynağı aç
gösterilmemesi dolayısıyla iflasa sebebiyet veren kişi, iflasa karar verilmiş
olması halinde, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Karşılıksız yararlanma
İflasa Karar Verilmesi: Cezalandırılabilirliğin Ön Koşulu
TCK m. 161 ve m. 162, her iki suç bakımından da cezalandırılabilirlik için iflasa karar verilmiş olmasını öngörmektedir. Kanun maddelerinde bu koşul iflasa karar verilmesine bağlanmış; hileli tasarrufların iflas kararından önce yapılmış olması suçun oluşmasını engellemez, kanun maddesi bu hâli de kapsam içinde saymaktadır.
Suçun Faili Kimdir?
İflas yoluyla takip, Ticaret Kanunu uyarınca tacir sayılan ya da tacirler hakkındaki hükümlere tabi tutulan gerçek ve tüzel kişiler ile özel kanunlarına göre iflasa tabi olduğu belirtilen kişiler hakkında yapılabilir (İİK m. 43). Tacirin tüzel kişi olması durumunda, tüzel kişi adına tasarrufta bulunma yetkisine sahip organ veya temsilci konumundaki gerçek kişiler hileli iflas suçunun faili olabilir. TCK m. 37/1 gereğince suçun kanuni tanımındaki fiili birlikte gerçekleştiren kişilerin her biri ayrı ayrı fail olarak sorumlu tutulur.
2004 sayılı İCRA VE İFLAS KANUNU m. 43Kaynağı aç
43 – (Değişik 18/2/1965-538/21 md.)
İflas
yolu ile takip, ancak Ticaret Kanunu gereğince tacir sayılan veya tacirler
hakındaki hükümlere tabi bulunanlar ile özel kanunlarına göre tacir olmadıkları
halde iflasa tabi bulundukları bildirilen hakiki veya hükmi şahıslar hakkında
yapılır. Şu kadar ki, alacaklı bu kimseler hakkında haciz yolu ile de takipte
bulunabilir.
Bu
yollardan birini seçen alacaklı bir defaya mahsus olmak üzere o yolu bırakıp
harc ödemeksizin diğerine yeni baştan müracaat edebilir.
Ticareti
terk edenler:
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 37Kaynağı aç
gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail
olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun işlenmesinde araç
olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden yarısına kadar artırılır.
Azmettirme
Zararın Gerçekleşmesi Şart Mı?
Hileli iflas, sırf hareket suçu niteliğindedir. Suçun tamamlanması için alacaklının fiilen zarara uğramış olması aranmaz.
Aile Bireyleri Arasında İşlenmesi: Cezasızlık ve İndirim Hâlleri
TCK m. 167, iflas suçları da dahil olmak üzere malvarlığına karşı suçlarda aile bireyleri arasındaki ilişkiyi özel olarak düzenlemiştir. Buna göre suçun, haklarında ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy veya altsoy ya da bu derecede kayın hısımları, evlat edinen veya evlatlık ile aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerin zararına işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz (TCK m. 167/1). Öte yandan ayrılık kararı verilmiş eş, aynı konutta birlikte yaşamayan kardeş ile aynı konutta birlikte yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımlarının zararına işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında şikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilir (TCK m. 167/2). İkinci fıkradaki indirim hükmünün uygulanabilmesi için şikâyet koşulu aranmaktadır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 167Kaynağı aç
suçların;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin
veya evlat edinen veya evlatlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
Zararına olarak işlenmesi halinde, ilgili akraba hakkında cezaya
hükmolunmaz.
(2) Bu suçların, haklarında ayrılık kararı verilmiş olan eşlerden birinin,
aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden birinin, aynı konutta beraber
yaşamakta olan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derecede kayın
hısımlarının zararına olarak işlenmesi halinde; ilgili akraba hakkında şikayet
üzerine verilecek ceza, yarısı oranında indirilir.
Etkin pişmanlık
Etkin Pişmanlık
TCK m. 168, hileli ve taksirli iflas suçlarında etkin pişmanlığa olanak tanımaktadır. Kovuşturma başladıktan sonra ancak hüküm verilmezden önce zararın giderilmesi durumunda verilecek cezanın yarısına kadarı indirilebilir. Zararın yalnızca kısmen karşılanmış olması hâlinde etkin pişmanlık hükmünden yararlanılabilmesi, mağdurun rızasına bağlıdır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 168Kaynağı aç
(1) Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık,
hileli iflâs, taksirli iflâs (…)[72]
suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan
önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek
mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen
gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.
(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm
verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı
indirilir.
(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek
cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde
üçte birine kadarı indirilir.
(4) Kısmen geri verme veya tazmin
halinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için, ayrıca mağdurun
rızası aranır.
(5) (Ek: 2/7/2012 – 6352/84 md.) Karşılıksız yararlanma suçunda, fail, azmettiren veya yardım edenin
pişmanlık göstererek mağdurun, kamunun veya özel hukuk tüzel kişisinin uğradığı
zararı, soruşturma tamamlanmadan önce tamamen tazmin etmesi halinde kamu davası
açılmaz; zararın hüküm verilinceye kadar tamamen tazmin edilmesi halinde ise,
verilecek ceza üçte birine kadar indirilir. Ancak kişi, bu fıkra hükmünden iki
defadan fazla yararlanamaz.
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması
Suça Teşebbüs ve Zincirleme Suç
TCK m. 35/1 uyarınca, kişinin işlemeyi kastettiği suçu elverişli hareketlerle doğrudan icraya başlayıp elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaması hâlinde teşebbüs hükümleri uygulanır ve tamamlanmış suça kıyasla daha az ceza verilir. Aynı suçun, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı birden fazla işlenmesi durumunda ise TCK m. 43/1 gereğince tek cezaya hükmedilir; ancak bu ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 35Kaynağı aç
hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle
tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin
ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine ondört
yıldan yirmibir yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine on yıldan onsekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.[4]
Gönüllü vazgeçme
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 43Kaynağı aç
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir
cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır.
Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/6 md.) Mağduru
belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır.
(2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi
durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten öldürme, kasten yaralama,
işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz.[5]
Fikri içtima
Zamanaşımı Süreleri
TCK m. 66/1, ceza üst sınırına göre kademeli zamanaşımı süreleri öngörmektedir. Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı on beş yıldır (TCK m. 66/1-d). Hileli iflasın kanuni ceza üst sınırı sekiz yıl olduğundan, bu suça on beş yıllık dilimin uygulanması söz konusudur. TCK m. 66/3 uyarınca zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. Taksirli iflasın ceza üst sınırı bir yıl olup beş yıldan fazla olmayan hapis cezasını gerektiren suçlar için TCK m. 66/1-e'de sekiz yıllık dilim öngörülmektedir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 66Kaynağı aç
kamu davası;
a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl,
b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl,
c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda
yirmi yıl,
d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda
onbeş yıl,
e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını
gerektiren suçlarda sekiz yıl,
geçmesiyle düşer.
(2) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanlar hakkında, bu sürelerin yarısının; onbeş yaşını doldurmuş olup
da onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında ise, üçte ikisinin
geçmesiyle kamu davası düşer.
(3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller
itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur.
(4) Yukarıdaki fıkralarda yer alan sürelerin belirlenmesinde suçun
kanunda yer alan cezasının yukarı sınırı göz önünde bulundurulur; seçimlik cezaları
gerektiren suçlarda zamanaşımı bakımından hapis cezası esas alınır.
(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/8
md.) Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece
bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı
süresi yeni baştan işlemeye başlar.
(6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs
halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda
kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara
karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından
işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye
başlar.
(7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış
müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların
yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz.
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesi
Sık Sorulan Sorular
Hileli iflas suçunda alacaklının zarar görmesi şart mı?
Hileli iflas sırf hareket suçu olduğundan suçun oluşması için alacaklıların fiilen zarara uğramış olması aranmaz.
Tüzel kişiler hileli iflas suçundan ceza alabilir mi?
Tüzel kişinin tacir olması hâlinde, tüzel kişi adına tasarrufta bulunma yetkisine sahip organ veya temsilci konumundaki gerçek kişiler bu suçun faili olabilir.
İflas kararı verilmeden suç oluşur mu?
TCK m. 161 ve m. 162, her iki suç bakımından da cezalandırılabilirlik için iflasa karar verilmiş olmasını öngörmektedir.
Hileli iflas ile taksirli iflas arasındaki temel fark nedir?
Hileli iflasta fail, malvarlığını eksiltmeye yönelik hileli tasarruflarda bulunur; öngörülen ceza üç ila sekiz yıl hapistir. Taksirli iflasta ise fail, tacir olmanın gerektirdiği dikkat ve özeni göstermeksizin iflasa sebebiyet verir; öngörülen ceza iki aydan bir yıla kadardır.
Eşin ya da yakın akrabanın zararına işlenen iflas suçunda ne olur?
TCK m. 167/1 kapsamındaki yakın akrabalar — ayrılık kararı verilmemiş eş, üstsoy veya altsoy ile aynı konutta yaşayan kardeş gibi — söz konusu olduğunda ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunmaz. Daha uzak ilişkilerdeki akrabalar — ayrılık kararı verilmiş eş, aynı konutta yaşamayan kardeş, aynı konutta birlikte yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımları — zararına işlenmesi hâlinde ise şikâyet koşuluyla verilecek ceza yarı oranında indirilir.
Etkin pişmanlık cezayı ne ölçüde etkiler?
Kovuşturma başladıktan sonra fakat hüküm verilmezden önce zararın giderilmesi durumunda verilecek cezanın yarısına kadarı indirilebilir. Zararın yalnızca kısmen giderildiği hâllerde indirimden yararlanmak mağdurun rızasına bağlıdır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

