Mail Order Sistemi Nedir?
Mail order, kredi kartının fiziksel olarak POS cihazının yanında bulunmadığı durumlarda kart bilgilerinin — 16 haneli kart numarası, son kullanma tarihi ve CVV güvenlik kodu — POS cihazına manuel olarak girilmesiyle ya da işyerinin müşteriye form göndermesiyle gerçekleştirilen uzaktan ödeme yöntemidir.
Mail order işlemi yapılabilmesi için iki koşulun birlikte sağlanması gerekir: işyerinin POS cihazı üzerinden bankadan mail order yetkisi alması ve kart sahibinin de kendi kartında bu özelliği aktif hâle getirmiş olması. Kart sahibi aktivasyonu bankanın müşteri hizmetleri, internet bankacılığı veya mobil uygulama aracılığıyla yapabilir.
Mail order formları tipik olarak ad-soyad, adres, telefon numarası, 16 haneli kart numarası, son kullanma tarihi, CVV kodu, hem rakamla hem yazıyla ödeme tutarı, ödeme tarihi, müşteri imzası ve firma kaşesi gibi unsurları içerir. Form içeriği banka ve işyeri anlaşmalarına göre farklılık gösterebilir.
Mail Order Dolandırıcılığı Nasıl Gerçekleşir?
Mail order yoluyla dolandırıcılık çeşitli biçimlerde gerçekleşebilir: başkasına ait kredi kartı bilgilerinin izinsiz kullanımı, sahte ürün satışı yapılarak ödeme alınması, var olmayan siparişler üzerinden tahsilat yapılması ve sahte fatura düzenlenmesi bunların başında gelmektedir. Bu yöntemler sınırlı sayıda değildir; farklı kötüye kullanım biçimleri de ortaya çıkabilir.
Mail order sisteminin kötüye kullanılması olayın niteliğine göre dolandırıcılık suçunun yanı sıra vergi ziyaı suçunu veya kara para aklamayla ilgili suçları da gündeme getirebilir. Hangi suçun oluştuğu somut olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.
Dolandırıcılık Suçu: TCK m. 157 ve m. 158 Çerçevesi
Mail order yoluyla hileli biçimde başkasının zararına yarar sağlanması hâli öncelikle Türk Ceza Kanunu'nun dolandırıcılık suçunu düzenleyen hükümleri kapsamında değerlendirilir. TCK m. 157/1 uyarınca hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp onun veya başkasının zararına olarak kendisine ya da başkasına yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası verilir.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 157Kaynağı aç
başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye
bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Olayın niteliğine göre TCK m. 158'deki nitelikli dolandırıcılık hükümleri devreye girebilir. Bu madde kapsamındaki tüm nitelikli hâller için temel ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası olarak belirlenmiştir. Bununla birlikte banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık (TCK m. 158/1-f) için ek bir ağırlaştırma öngörülmüştür: bu bent kapsamında hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/2007, K. 2017/23550 sayılı kararında kullanıma kapatılmış bir kredi kartının bilgilerinin mail order yöntemiyle kullanılmasına ilişkin davada mahkemenin TCK m. 158/1-f kapsamındaki mahkûmiyet hükmünde isabetsizlik görmeyerek kararı onamıştır.
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/2007, K. 2017/23550Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : TCK'nın 158/1-f-son, 52/2-4, 53, 58 maddeleri gereğince mahkumiyet
Nitelikli dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanığın, katılana ait işyerine giderek öğretmen olduğunu, yeğenine hediye olarak bilgisayar alacağını, kredi kartının limitinin müsait olmadığını, mail order yöntemi ile ileri tarihli ödeme yapabileceğini söyleyerek 1650 TL bedelli bir adet bilgisayar satın aldığı ve ödemenin 01/05/2011 tarihinde mail order sistemiyle yapılması için 19/08/2010 tarihinde kullanıma kapatılan kredi kartı bilgilerini verdiğinin iddia edildiği somut olayda, sanığın üzerine atılı suçu işlediğine ilişkin mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanığın verilen cezanın haksız olduğuna, eylemin ticari alışverişten ibaret olduğuna ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 16/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TCK m. 158/3 uyarınca bu maddede ve TCK m. 157'de yer alan suçların üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise bir kat artırılır.
Banka veya Kredi Kartlarının Kötüye Kullanılması: TCK m. 245
Mail order olaylarında eylem, somut koşullara göre dolandırıcılık yerine ya da dolandırıcılıkla birlikte TCK m. 245 kapsamında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçu olarak nitelendirilebilir. TCK m. 245/1 uyarınca başkasına ait bir banka veya kredi kartını her ne suretle olursa olsun ele geçiren ya da elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine ya da başkasına yarar sağlarsa üç yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 245Kaynağı aç
(1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa
olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın
kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya
kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla
kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka
veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç
yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır.
(3) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya
kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi,
fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan
sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile
cezalandırılır.
(4) Birinci fıkrada yer alan suçun;
a) Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden birinin,
b) Üstsoy veya altsoyunun veya bu derecede kayın hısımlarından birinin
veya evlat edinen veya evlâtlığın,
c) Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden birinin,
zararına olarak işlenmesi hâlinde, ilgili akraba hakkında cezaya
hükmolunmaz.
(5) (Ek: 6/12/2006 – 5560/11 md.) Birinci fıkra kapsamına giren
fiillerle ilgili olarak bu Kanunun malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin
pişmanlık hükümleri uygulanır.
Yasak cihaz veya
programlar
TCK m. 245 yalnızca izinsiz kart kullanımını değil, sahte kart üretimini ve kullanımını da kapsamaktadır. TCK m. 245/2 uyarınca başkalarına ait banka hesaplarıyla ilişkilendirilerek sahte banka veya kredi kartı üreten, satan, devreden, satın alan veya kabul eden kişi üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve onbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır. TCK m. 245/3 uyarınca ise sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka ya da kredi kartını kullanarak kendisine ya da başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde dört yıldan sekiz yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıyla cezalandırılır.
TCK m. 245/4, birinci fıkradaki suçun belirli akrabalar zararına işlenmesi hâlinde ilgili akraba hakkında cezaya hükmolunamayacağını düzenlemektedir. Bu hüküm; haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden biri, üstsoy veya altsoy ya da bu derecede kayın hısımlarından biri, evlat edinen veya evlatlık ya da aynı konutta birlikte yaşayan kardeşlerden birinin zarar görmesi durumlarını kapsamaktadır. Söz konusu cezasızlık hâli yalnızca birinci fıkra kapsamındaki eylemler için öngörülmüş olup fıkra metni bu şekilde düzenlenmiştir. Birinci fıkra kapsamına giren fiillerle ilgili olarak ayrıca TCK'nın malvarlığına karşı suçlara ilişkin etkin pişmanlık hükümleri de uygulanır (TCK m. 245/5).
Rıza ve Hukuki İhtilaf: Suçun Oluşmadığı Hâller
Mail order formunun kart sahibi tarafından bilerek ve rıza göstererek imzalanması hâlinde ortada cezai bir eylem değil hukuki nitelikte bir ihtilaf bulunabilir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/17943, K. 2018/6257 sayılı kararında araç kiralama sırasında kaza hasarı için mail order formunu bilerek ve rızayla imzalayan katılan bakımından kart bilgilerinin bu amaçla kullanılmasını taraflar arasında hukuki nitelikte bir ihtilaf olarak değerlendirmiş; TCK m. 245/1 kapsamındaki suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2017/17943, K. 2018/6257Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
İhbarname No : KYB – 2017/47287
Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçundan sanık …'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 245/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 1.000,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair DÖRTYOL 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 tarihli ve 2016/20 esas, 2016/604 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;
Dosya kapsamına göre, sanığın yetkilisi olduğu … Rent a Car isimli şirketten 04.05.2014 tarihinde araç kiralayan katılan …'nun aynı gün kaza yapması nedeniyle sanığın katılana ait kredi kartı bilgilerini (mail order yöntemiyle) kullanmak suretiyle 900,00 Türk Lirası çekerek haksız yarar sağladığından bahisle mahkumiyetine karar verilmiş ise de; katılanın araç kira sözleşmesi yanında kredi kartı bilgilerini vererek mail order formunu da imzaladığı, katılanın Maıl-Order formunu düzenlerken meydana gelecek kazalardan dolayı yapılacak masraf nedeniyle kredi kartı bilgilerinin kiraya veren tarafından kullanılacağını bilerek ve bunu kabul ederek formu doldurmuş olduğu, formun bu şekilde kaza meydana gelmesi nedeniyle kiraya veren sanığın çalıştırdığı iş yeri tarafından kullanılarak hasar bedelinin bilgileri verilen kredi kartından tahsil edildiği, bu hali ile taraflar arasındaki ihtilafın hukuki nitelikte olduğu nazara alındığında, sanığın unsurları oluşmayan başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama suçu bakımından beraatine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 25.07.2017 gün ve 6540 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.08.2017 gün ve KYB/2017-47287 sayılı ihbarnamesi ile dairemize tevdii kılınmakla incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılanın 04.05.2014 tarihinde hükümlünün işletmekte olduğu oto kiralama firmasından araç kiraladığı, kredi kartı bilgilerini vererek mail-order formunu imzaladığı, aynı gün kaza yapması nedeniyle kiralama sözleşmesi kapsamında hasar bedelinin kredi kartından çekildiği olayda ihtilafın hukuki nitelikte olması karşısında, hükümlünün beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Dörtyol 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.06.2016 gün, 2016/20-604 esas-karar sayılı kararının CMK.nun 309/4-d. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle sanığın başkasına ait banka veya kredi kartını kötüye kullanma suçundan BERAATİNE, hükmedilen cezanın çektirilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 31.05.2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar, mail order formunun kapsam ve koşullarının kart sahibi tarafından açıkça kabul edilip edilmediğini somut olayda belirlemenin taşıdığı önemi ortaya koymaktadır. Rızanın varlığı ve kapsamı her davada ayrıca değerlendirilir.
Delil Standardı
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/11683, K. 2020/10871 sayılı kararında, kart sahibinin bilgisi ve rızası dışında banka veya kredi kartının kullanıldığı iddiasına dayalı davalarda mahkûmiyet kararı verilebilmesi için sanığın yarar sağladığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin varlığını aramıştır. Söz konusu kararda bu standartta delil bulunmadığı saptanarak mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/11683, K. 2020/10871Kaynağı aç
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması
HÜKÜM : Mahkumiyet
Gereği görüşülüp düşünüldü:
MTA GROOUP adlı şirketin bir yetkilisi olduğunu belirten kişi tarafından aranıp istemediği halde check-up satıldığı ve izni dışında kredi kart bilgileri kullanılarak 260 lira harcama yapıldığı için şikayetçi olunduğundan bahisle açılan davada; sanığın “çağrı merkezim vardır, anlaşmalı kurumlarla check-up hizmeti vermekteyiz, kurumların müşteri portfeyini arayarak check-up hizmetini kabul edenler için Mail Order yoluyla kredi kartının çekimini yaparız, daha sonra kargo aracılığı ile de evrakları gönderilir, katılana da mail order formunu kargo ile gönderdik, imzalamadığı için kredi kartından çekmiş olduğumuz meblağı hesabına iade ettik, katılanla yapılan görüşme sırasında iş yerimde çalışan kişilere kredi kartı bilgilerini rızasıyla vermiştir, suçlamaları kabul etmiyorum,” şeklindeki savunması, katılanın ise bu hususları doğrulamamakla birlikte, banka cevabına göre Mail Order ile 24.04.2012 tarihinde yapılan işlem sonucu kargonun 01.06.2012 tarihinde teslim edildiği, mail order evrakları imzalanmadan geri gelmesi üzerine bedelin 08.06.2012 tarihinde iade edildiğinin anlaşılması karşısında, dosyadaki tüm bilgi ve belgelerden sanığın, aşamalarda değişmeyen savunmalarının aksine, katılanın bilgisi ve rızası dışında kredi kartını kullanarak yarar sağladığına dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilmeden beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Sık Sorulan Sorular
Mail order dolandırıcılığı hangi suç kapsamında değerlendirilebilir?
Somut olayın koşullarına göre TCK m. 157 (basit dolandırıcılık), TCK m. 158 (nitelikli dolandırıcılık) veya TCK m. 245 (banka ya da kredi kartlarının kötüye kullanılması) kapsamında değerlendirilebilir. Hangi maddenin uygulanacağı eylemin niteliğine ve kullanılan araca göre belirlenir.
Mail order ile nitelikli dolandırıcılık arasındaki fark nedir?
Basit dolandırıcılıkta (TCK m. 157/1) bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezası öngörülmüştür. Nitelikli dolandırıcılıkta (TCK m. 158/1) temel ceza üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasıdır. Banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığı hâllerde (TCK m. 158/1-f) ise hapis cezasının alt sınırı dört yıldır ve adli para cezası suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.
Kapalı bir kredi kartının bilgileri mail order yoluyla kullanılırsa ne olur?
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2017/2007, K. 2017/23550 sayılı kararında kullanıma kapatılmış bir kredi kartının bilgilerinin mail order yöntemiyle kullanılmasına ilişkin davada mahkemenin nitelikli dolandırıcılık kapsamındaki mahkûmiyet kararında isabetsizlik bulunmadığına hükmetmiştir.
Mail order formunu imzaladım; kart bilgilerim rızam dışında kullanıldı. Suç oluşur mu?
Bu sorunun yanıtı rızanın kapsamına bağlıdır. Formun hangi amaçla ve hangi koşullarla kullanılacağı bilinerek imzalandığı hâllerde taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuki nitelik taşıyabilir ve ceza sorumluluğu doğmayabilir. Buna karşın formun kapsamı dışında ya da kart sahibinin bilgisi olmaksızın yapılan kullanımlar suç oluşturabilir. Her iki durum da somut olaydaki koşullara göre ayrıca değerlendirilir.
Suçun birden fazla kişiyle birlikte işlenmesi cezayı nasıl etkiler?
TCK m. 158/3 uyarınca suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise bir kat artırılır. Bu artırım kuralı TCK m. 158'deki ve TCK m. 157'deki suçlara uygulanır.
Mail order davalarında beraat mümkün müdür?
Evet. Mahkûmiyet kararı verilebilmesi için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin bulunması gerekir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, E. 2018/11683, K. 2020/10871 sayılı kararında bu standartta delil bulunmadığı saptanarak mahkûmiyet yerine beraat kararı verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

