Bankacılık sektöründeki teşebbüsler arasındaki her türlü bilgi değişimi rekabet hukuku ihlali teşkil etmez. Pazarın tümünü şeffaflaştıran nitelikteki paylaşımlar iktisadi etkinliği ve rekabeti artırıcı kabul edilirken; rakipler arasındaki belirsizlikleri ortadan kaldıran üst düzeyde hassas bilgi paylaşımları idari yaptırımlara konu olabilmektedir.
Rekabet Hukukunda Yasaklanan Faaliyetler ve Bankacılık Sektörü
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 4. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan ya da dolaylı şekilde rekabeti engelleme, bozma yahut kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikteki anlaşmalar, uyumlu eylemler ile teşebbüs birliklerinin bu yöndeki karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde ise, mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet ve kâr gibi unsurlar ile her türlü alım veya satım şartlarının teşebbüslerce saptanması yasaklanan haller arasında sayılmıştır.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 4Kaynağı aç
Bankacılık ve finansal hizmetlerin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası gibi sektörel otoritelerin denetimine tabi olması, Rekabet Kurulu'nun rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve uyumlu eylemleri inceleme ve yaptırım yetkisini engellemez. 4054 sayılı Kanun'un 3. maddesinin gerekçesinde hizmet tanımının bankacılık, sigortacılık, para, kredi, sermaye ve bilgi unsurlarını kapsadığı belirtilmiş olup, Türkiye sınırları içindeki finansal piyasalardaki eylemler 4054 sayılı Kanun'un kapsamındadır.
08.03.2013 tarihli ve 13-31/198-100 sayılı Kurul Kararı'nda Kurul, sektördeki oligopolistik yapı argümanının ancak rekabeti kısıtlayıcı bir delile rastlanmaması durumunda ileri sürülebileceğini belirtmiş; yerinde incelemelerde rekabeti kısıtlayıcı nitelikte çok sayıda belge bulunması karşısında bu savunmayı reddetmiştir.
Hassas Bilgi Paylaşımı, Uyumlu Eylem ve Kartel Değerlendirmesi
Teşebbüsler arasındaki bilgi değişiminin kullanılan dil ve içerik itibarıyla fiyat tespiti veya müşteri paylaşımı niteliği taşıması halinde, Ceza Yönetmeliği ve Pişmanlık Yönetmeliği hükümleri çerçevesinde kartel olarak değerlendirilmesi mümkündür.
08.03.2013 tarihli ve 13-31/198-100 sayılı Kurul Kararı'nda, bazı teşebbüsler arasında ilan edilmeden önce paylaşılan faiz oranlarının geleceğe yönelik olması sebebiyle teşebbüsler arası koordinasyon ve rekabeti kısıtlayıcı etkiler doğurduğu belirtilmiş; teşebbüslerin paylaşılan bu bilgileri sonradan fiilen uygulamamış olmalarının ihlal ihtimalini ortadan kaldırmadığı değerlendirilmiştir.
Faiz oranları kamuya ilan edilerek aleniyet kazandıktan sonra dahi, rakip teşebbüsler arasında faiz, vade ve fiyatlama stratejisi gibi rekabete hassas bilgilere ilişkin mutabakat veya sorgu niteliğindeki iletişimler kartel anlaşması olarak değerlendirilebilmektedir.
Bir anlaşmanın varlığı ispatlanamasa dahi, 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca piyasadaki fiyat değişmelerinin, arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Kanunun 4. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ise taraflar ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanmak koşuluyla uyumlu eylem içinde bulunmadıklarını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.
Kredi Türleri ve Finansal İşlemlerde Bilgi Değişimi
Kulüp kredilerinde kredi alan müşteri üyelerin birbiriyle iletişime geçmesine açıkça yetki vermedikçe ve her halükarda bu yetki verilinceye kadar, bankalar arasında önerilen ticari koşullara ilişkin bilgi değişimleri rekabet hukuku ihlali teşkil eder.
Sendikasyon kredilerinde düzenleyici banka seçilinceye kadar teklif koşullarının paylaşılması ihlal niteliği taşır. Düzenleyici bankanın atanmasından sonra bu banka ile katılımcı bankalar arasında müşterinin yetki verdiği ölçüde paylaşılan bilgiler ihlal teşkil etmezken, düzenleyici banka atandıktan sonra dahi katılımcı bankaların kendi aralarında gerçekleştirdikleri bilgi değişimleri ihlal konusu olabilmektedir.
24.11.2016 tarihli ve 16-41/667-300 sayılı Kurul Kararı'nda hazine birimi çalışanlarının sohbet odalarındaki paylaşımları ve yanıltıcı kotasyon talepleri incelenmiş; belgelerin beş yıllık sürede farklı çalışanlarca farklı zamanlarda düzenlenmesi sebebiyle eylemlerin sistematik ve sürekli olmadığı, paylaşılan bilgilerin rekabet sürecine zarar vermekten ziyade emir alınan müşterilerden daha fazla kâr elde edilmesine dönük manipülasyon yönünün ön planda olduğu belirtilerek 4054 sayılı Kanun ihlali sayılmamıştır.
İspat Standardı, Deliller ve İdari Yaptırım Rejimi
Rekabet ihlallerinin incelenmesinde delil standardı olarak ceza hukukunda da uygulanan makul şüphenin ötesinde ispat eşiği esas alınır. İdari otoritenin delil elde etme araçlarının niteliği ve rekabet ihlallerinin gizli doğası gözetilerek, delillerin her birinde eşit ve en yüksek düzeyde ispat gücü aranmaz.
Banka çalışanlarından işe başlamadan önce onay mektupları alınması ve banka çalışanını dışarıdan arayan kişilere görüşmelerin kayıt altında olabileceği uyarısı verilmesi durumunda rıza unsurunun varlığı kabul edilerek, kaydedilen telefon görüşmeleri incelemelerde delil olarak değerlendirilebilmektedir.
Bankacılık sektöründeki bilgi değişimlerine ilişkin 08.03.2013 tarihli ve 13-31/198-100 sayılı ile 28.11.2017 tarihli ve 17-39/636-276 sayılı kararlarda, ilgili pazarın geniş ya da dar tanımlanmasının teşebbüsler üzerindeki değerlendirmeyi değiştirmeyeceği gerekçesiyle Kurul tarafından ilgili ürün pazarının tanımlanmasına gerek görülmemiştir.
28.11.2017 tarihli ve 17-39/636-276 sayılı Kurul Kararı'nda, işlemlerin Türkiye'de kurulu şirketlerin veya iştiraklerinin işlemlerine yönelik olduğu durumlarda, ihlal iddiasına konu anlaşma veya hizmetin coğrafi olarak nerede gerçekleştiğinin önem taşımadığı sonucuna varılmıştır.
Devam eden tek bir ihlalden söz edebilmek için anlaşma veya uyumlu eylemlerin aynı ekonomik amaca yönelik olması, teşebbüslerin bu amaca yönelik genel çerçevenin farkında bulunması ve faaliyetlerin iki tarih arasında kesintisiz bir şekilde devam ettiğinin kanıtlanması şarttır.
Mevduat, kredi ve kredi kartı hizmetlerindeki faiz oranları ve ücretleri birlikte belirlemek üzere uzlaşma içinde bulunan 12 teşebbüs hakkında 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesinin ihlali gerekçesiyle Ceza Yönetmeliği'nin 5/b maddesi uyarınca diğer ihlaller kapsamında idari para cezası verilmiştir. Bu incelemede iki Kurul üyesi, eylemlerin kartel sayılarak temel para cezasının Ceza Yönetmeliği'nin 5/a bendi kapsamında hesaplanması gerektiği yönünde karşı oy kullanmıştır.
Sendikasyon ve kurumsal kredi süreçlerine ilişkin incelemelerde 4054 sayılı Kanun'un 4. maddesini ihlal ettiği tespit edilen teşebbüsler hakkında Ceza Yönetmeliği'nin 5/b maddesi kapsamında ceza tesis edilmiştir. Aktif işbirliği kapsamında pişmanlık başvurusunda bulunan teşebbüs hakkında ise 4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Kartellerin ortaya çıkarılmasına yönelik pişmanlık başvurusunun bulunduğu bir dosyada eylemlerin diğer ihlaller kategorisinde değerlendirilmesi konusu tartışılmıştır.
Kanuni Para Cezaları ve Pişmanlık Şartları
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, 4. maddede yasaklanmış davranışlarda bulunan teşebbüslere, nihai karardan bir önceki mali yıl sonunda oluşan veya bunun hesaplanamaması halinde nihai karar tarihine en yakın mali yıl sonunda oluşan yıllık gayri safi gelirlerinin yüzde onuna kadar idari para cezası verilir. Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ihlalde belirleyici etkisi saptanan yönetici ve çalışanlara teşebbüse verilen cezanın yüzde beşine kadar ceza uygulanır. Ceza tayininde Kanunun 16. maddesinin beşinci fıkrası gereğince ihlalin tekerrürü, süresi, teşebbüsün pazar gücü, belirleyici etkisi, taahhütlere uyumu, incelemeye yardımcı olması ile gerçekleşen veya gerçekleşmesi muhtemel zararın ağırlığı dikkate alınır.
4054 sayılı REKABETİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN m. 16Kaynağı aç
4054 sayılı Kanun'un 16. maddesinin altıncı fıkrası uyarınca, kanuna aykırılığın ortaya çıkarılması amacıyla Kurumla aktif işbirliği yapan teşebbüs veya çalışanlara ceza verilmeyebilir veya cezada indirim yapılabilir. Kartellerin Ortaya Çıkarılması Amacıyla Aktif İşbirliği Yapılmasına Dair Yönetmelik'in 6. maddesi gereğince pişmanlıktan yararlanmak için kartelin etkilediği ürünler, süresi, taraf teşebbüsler, görüşme detayları ile bilgi ve belgeler sunulmalı, belgeler gizlenmemeli, görevli birimce kartelin ortaya çıkarılmasını zorlaştıracağı gerekçesiyle aksi belirtilmedikçe kartele taraf olunmaya son verilmeli, görevli birimce aksi belirtilmedikçe başvuru soruşturma raporunun tebliğine kadar gizli tutulmalı ve nihai karara kadar aktif işbirliği sürdürülmelidir. Etkilenen ürünler, süre ve taraf isimlerinin sunulması koşuluyla belgelerin hazırlanması için süre verilebilir. Yönetmeliğin 6. maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca sunulan bilgi ve belgeler, işbirliği koşulları ihlal edilse dahi soruşturmada delil olarak kullanılabilmektedir.
12873 sayılı KARTELLERİN ORTAYA ÇIKARILMASI AMACIYLA AKTİF İŞBİRLİĞİ YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK m. 6Kaynağı aç
Kamuya ilan edilmiş faiz oranları üzerine görüşmek ihlal midir?
Evet, faiz oranları kamuya ilan edildikten sonra dahi, rakip bankalar arasında faiz, vade ve fiyatlama stratejisi gibi rekabete duyarlı bilgilere ilişkin mutabakat veya sorgu niteliğindeki iletişimler kartel anlaşması olarak değerlendirilebilmektedir.
BDDK veya Merkez Bankası denetimi rekabet yaptırımlarını engeller mi?
Hayır, bankacılık sektörünün özel mevzuat ve düzenleyici otoritelerin denetiminde bulunması, 4054 sayılı Kanun kapsamındaki rekabeti kısıtlayıcı anlaşma ve uyumlu eylemlerin soruşturulmasını ve idari para cezası uygulanmasını engellemez.
Geleceğe yönelik paylaşılan faiz oranının sonradan uygulanmaması ihlali kaldırır mı?
Hayır, kamuya açıklanmamış ve geleceğe yönelik faiz oranlarının rakipler arasında paylaşılması koordinasyon ve kısıtlayıcı etki doğurmakta olup, bu bilginin sonradan fiilen piyasada kullanılmaması rekabet hukuku ihlali ihtimalini ortadan kaldırmaz.
Kulüp kredilerinde bankaların ticari koşulları paylaşması serbest midir?
Hayır, kulüp kredilerinde finansman talep eden müşteri bankaların birbiriyle koşullara ilişkin iletişime geçmesine açıkça yetki vermedikçe ve bu yetki verilinceye kadar önerilen ticari koşulların paylaşılması rekabet hukuku ihlali teşkil eder.
Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.
Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

