Limited Şirket Ortaklarının Hak ve Borçları

by Avukat Erdal Ersoy
Limited Şirket Ortaklarının Hak ve Borçları

Ortaklık Haklarının İki Temel Kolu

Limited şirket ortaklarının hakları, malvarlığı hakları ve yönetim hakları olmak üzere iki ana başlık altında incelenir. Malvarlığı hakları; kar payı hakkı, tasfiye payı hakkı, yeni pay alma hakkı, edimlerin ve sorumlulukların genişletilmesini veto hakkı ile ortaklık payının devredilebilirliğine ilişkin hakları kapsar. Bu hakların ortak özelliği, parasal değer taşımalarıdır. Yönetim hakları ise ortağa şirket kararlarında söz söyleme yetkisi tanıyan haklardır; genel kurula katılma ve oy kullanma, yönetime katılma ve şirketi temsil, iptal davası açma, denetim, ortaklıktan çıkma, diğer ortağın çıkarılmasını isteme ve haklı sebeplerle ortaklığın feshini talep etme bu kapsamda değerlendirilir.

Kar Payı Hakkı ve Bilanço

Şirket sözleşmesinde aksine bir düzenleme bulunmadıkça ortaklar, sermaye koyma borcunu yerine getirdikleri oranda yıllık bilançoya göre tespit edilen net kardan pay alırlar. Kar payı hakkının muaccel hale gelebilmesi için ortaklar kurulunun karı dağıtma yönünde karar almış olması gerekir. Yıl sonu bilançosu belirlenen süre içinde düzenlenmemişse ortak, mahkemeden bilançonun bilirkişiler aracılığıyla hazırlanmasını ve kar payının tespitini isteyebilir; bunun yanı sıra haklı sebeplerle ortaklığın feshini ya da ortaklıktan çıkmasına izin verilmesini de talep edebilir.

Genel Kurul: Toplantıya Çağrı ve Azınlık Hakları

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 617. maddesi uyarınca genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır; olağan genel kurul her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde, olağanüstü genel kurul ise şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe yapılır. Genel kurul, toplantı gününden en az on beş gün önce çağrıya konu edilmelidir; şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir ya da on güne kadar kısaltabilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 617Kaynağı aç
MADDE 617- (1) Genel kurul müdürler tarafından toplantıya çağrılır. Olağan genel kurul toplantısı, her yıl hesap döneminin sona ermesinden itibaren üç ay içinde yapılır. Şirket sözleşmesi uyarınca ve gerektikçe genel kurul olağanüstü toplantıya çağrılır. (2) Genel kurul, toplantı gününden en az onbeş gün önce toplantıya çağrılır. Şirket sözleşmesi bu süreyi uzatabilir veya on güne kadar kısaltabilir. (3) Toplantıya çağrı, azlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak, yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler, Bakanlık temsilcisine ilişkin olanlar hariç, kıyas yoluyla uygulanır. Her ortak kendisini genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirebilir. (4) Herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça, genel kurul kararları, ortaklardan birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer ortakların yazılı onayları alınmak suretiyle de verilebilir. Aynı önerinin tüm ortakların onayına sunulması kararın geçerliliği için şarttır. 2. Oy hakkı ve hesaplanması

Toplantıya çağrı, azınlığın çağrı ve öneri hakkı, gündem, öneriler, çağrısız genel kurul, hazırlık önlemleri, tutanak ve yetkisiz katılma konularında anonim şirketlere ilişkin hükümler kıyas yoluyla uygulanır; yalnızca Bakanlık temsilcisine ilişkin hükümler bu kıyasın dışında tutulmuştur. Her ortak genel kurulda ortak olan veya olmayan bir kişi aracılığıyla temsil ettirilebilir.

Genel Kurul Kararları ve Yazılı Onay Usulü

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 617. maddesi, herhangi bir ortak sözlü görüşme isteminde bulunmadıkça genel kurul kararlarının ortaklardan birinin gündem maddesi ile ilgili önerisine diğer ortakların yazılı onayı alınmak suretiyle de verilebileceğini düzenlemektedir. Aynı önerinin tüm ortakların onayına sunulması bu usulde kararın geçerliliği için zorunludur.

Kamu Alacaklarından Ortakların Sorumluluğu

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen ya da tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu alacaklarından limited şirket ortakları, sermaye hisseleri oranında doğrudan sorumludur ve bu kapsamda takibe tabi tutulurlar.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (1/2)Kaynağı aç
Madde 35 – (Değişik: 22/7/1998 – 4369/ 21 md.) Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/3 md.) Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu Mükerrer

Pay devri halinde devreden ve devralan, devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında müteselsilen sorumludur. Bunun yanı sıra, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken dönemlerde pay sahiplerinin farklı kişiler olması halinde bu kişilerin tamamı söz konusu alacaktan aynı oran ölçütü çerçevesinde müteselsilen sorumlu tutulur. Danıştay 7. Dairesi, 16.03.2005 tarihli E. 2001/3306, K. 2005/396 sayılı kararında, limited şirketin tahsil olanağı kalmayan kamu borçlarından ortaklar için öngörülen sorumluluğun ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı olduğunu belirterek şirketteki hisselerini devreden kişiden vergi borçlarının istenmesini hukuka aykırı bulmuş ve temyiz istemini reddetmiştir. Söz konusu karar, 4 Haziran 2008 tarihli değişikliklerden önceki madde metnine dayanmaktadır; yürürlükteki 35. maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları devir öncesi alacaklar için müteselsil sorumluluğu açıkça öngörmekte olup devir sonrası döneme ilişkin değerlendirme somut olay özelinde ele alınmalıdır.

Danıştay 7. Daire, E. 2001/3306, K. 2005/396Kaynağı aç
7. Daire         2001/3306 E.  ,  2005/396 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y YEDİNCİ DAİRE Esas No : 2001/3306 Karar No : 2005/396 Temyiz İsteminde Bulunan: Ziyapaşa Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : … Vekili : Av…. İstemin Özeti : … Kimyevi Gübre Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrini; davacı 1.9.1997 tarihinde şirket müdürü olarak beş yıllığına yetkili kılınmışsa da, şirketteki hissesini 16.2.1999 tarihinde devrettiğinden, kanuni temsilci sıfatı bu tarihte sona eren davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle iptal eden … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…; K:… sayılı kararının; şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen amme alacağının tahsili amacıyla şirket ortağı adına düzenlenen ödeme emrinin yerinde olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi …'in Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz istemi reddedilerek kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı …'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49'uncu maddesinin 1'inci fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp, vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle, temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Yedinci Dairesince işin gereği görüşüldü: Temyiz başvurusu; … Kimyevi Gübre Limited Şirketinin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla, şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrini iptal eden mahkeme kararının bozulması istemine ilişkindir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıfların ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevlerini yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 35'inci maddesinde de, limited ortaklıkların ödenmeyen ve tahsil imkanı bulunmayan amme borçlarından dolayı ortakların vaz ettikleri veya vaz'ını taahhüt ettikleri sermaye miktarında doğrudan doğruya mesul ve bu Kanun hükümleri gereğince takibata tabi tutulacakları; 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun "Ortakların Mesuliyeti" başlıklı 532'nci maddesinde ise, limited şirket ortaklarının sermaye borçlarını yerine getirdikleri nispette mesuliyetten kurtulacakları hükme bağlanmıştır. Dosyanın incelenmesinden; asıl borçlu şirketin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla "ortak" sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, Mahkemece, "kanuni temsilci"lerin sorumluluğuna ilişkin düzenlemelere dayanılmak suretiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmişse de; yukarıda anılan yasa hükümlerine göre; limited şirketin tahsil olanağı kalmayan amme borçlarından dolayı ortaklar için öngörülen sorumluluk, ortak sıfatına ve ortaklık payına bağlı olduğundan, olayda, asıl borçlu şirketin vergi borçlarının, şirketteki hisselerini devreden davacıdan istenilmesinde hukuka uyarlık bulunmadığından, mahkeme kararı sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin reddine, 16.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.

Kanuni Temsilcilerin Kamu Borçlarından Sorumluluğu

6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen kamu alacaklarının kanuni temsilcilerin şahsi mal varlığından tahsil edileceğini düzenlemektedir. Bu sorumluluk, yabancı kişi veya kurumların Türkiye'deki temsilcileri hakkında da geçerlidir. Şirketin tasfiye halinde olması ya da tasfiyenin tamamlanmış bulunması, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ait sorumluluklarını ortadan kaldırmaz. Kanuni temsilci sıfatıyla kamu borcunu ödeyen kişiler ödedikleri tutarlar için asıl borçluya rücu hakkına sahiptir.

6183 sayılı AMME ALACAKLARININ TAHSİL USULÜ HAKKINDA KANUN m. 35 (2/2)Kaynağı aç
Madde 35 – (Ek: 25/5/1995 – 4108/11 md.) Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler. (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.; İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 19/3/2015 tarihli ve E.: 2014/144, K.: 2015/29 sayılı Kararı ile.) (Ek fıkra: 4/6/2008-5766/4 md.; İptal fıkra: Anayasa Mahkemesi’nin 19/3/2015 tarihli ve E.: 2014/144, K.: 2015/29 sayılı Kararı ile.) Birleşme, devir, bölünme ve şekil değiştirme halleri:[10]

Ek Ödeme Yükümlülüğü: Şartlar, Sınırlar ve Sona Erme

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 603. maddesi, şirket sözleşmesine hüküm konulmak suretiyle ortakların esas sermaye payı bedelinin ötesinde ek ödeme ile yükümlü tutulabileceğini düzenlemektedir. Bu yükümlülük yalnızca şirket sözleşmesinde öngörülmüşse doğar ve ancak belirli koşulların gerçekleşmesi halinde ortaklardan yerine getirilmesi istenebilir. Bu koşullar şunlardır: esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının şirket zararını karşılayamaması; şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devam edememesi; şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran başka bir halin gerçekleşmesi.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 603Kaynağı aç
MADDE 603- (1) Ortaklar şirket sözleşmesiyle, esas sermaye payı bedeli dışında ek ödeme ile de yükümlü tutulabilirler. Ortaklardan bu yükümlülüğün yerine getirilmesi ancak, a) Şirket esas sermayesi ile kanuni yedek akçeler toplamının şirketin zararını karşılayamaması, b) Şirketin bu ek araçlar olmaksızın işlerine gereği gibi devamının mümkün olmaması, c) Şirket sözleşmesinde tanımlanan ve özkaynak ihtiyacı doğuran diğer bir hâlin gerçekleşmiş bulunması, hâllerinde istenebilir. (2) İflasın açılması ile ek ödeme yükümlülüğü muaccel olur. (3) Ek ödeme yükümlülüğü şirket sözleşmesinde ancak esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak öngörülebilir. Bu tutar esas sermaye payının itibarî değerinin iki katını aşamaz. (4) Her ortak, sadece kendi esas sermaye payına düşen ek ödemeyi yerine getirmekle yükümlüdür. (5) Şartlar gerçekleşmişse, ek ödemeler müdürler tarafından istenir. (6) Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması veya kaldırılması ancak esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması hâlinde mümkündür. Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılmasına veya kaldırılmasına esas sermayenin azaltılması hakkındaki hükümler kıyas yoluyla uygulanır. 2. Yükümlülüğün sürmesi

Ek ödeme yükümlülüğü, esas sermaye payını esas alan belirli bir tutar olarak kararlaştırılabilir ve bu tutar esas sermaye payının itibari değerinin iki katını aşamaz. Her ortak yalnızca kendi payına düşen miktarı ödemekle yükümlüdür; ek ödemeleri isteme yetkisi müdürlere aittir. Şirketin iflasının açılmasıyla birlikte ek ödeme yükümlülüğü muaccel hale gelir.

Ek ödeme yükümlülüğünün azaltılması ya da tamamen kaldırılması, esas sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının zararları tamamen karşılaması koşuluna bağlıdır; bu usulde esas sermayenin azaltılmasına ilişkin hükümler kıyasen uygulanır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 604. maddesi, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde şirketin iflas etmesi halinde ayrılan ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesinin isteneceğini düzenlemektedir. Ayrıca ayrılan ortağın halefi ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmemişse, eski ortağın sorumluluğu yükümlülüğün gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde devam eder.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 604Kaynağı aç
MADDE 604- (1) Şirket, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde iflas etmiş ise bu eski ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenir. (2) Ek ödeme yükümlülüğü, halef tarafından yerine getirilmemişse, ortağın sorumluluğu, yükümlülüğü gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde devam eder. 3. Geri ödeme

Yan Edim Yükümlülükleri

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 606. maddesi uyarınca şirket sözleşmesiyle, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek yan edim yükümlülükleri öngörülebilir. Bu yükümlülüklerin konusu, kapsamı, koşulları ve diğer önemli noktalarının şirket sözleşmesinde belirtilmesi zorunludur; ayrıntıyı gerektiren konular genel kurul düzenlemesine bırakılabilir.

6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU m. 606Kaynağı aç
MADDE 606- (1) Şirket sözleşmesiyle, şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet edebilecek yan edim yükümlülükleri öngörülebilir. (2) Bir esas sermaye payına bağlı yan edim yükümlülüklerinin konusu, kapsamı, koşulları ve diğer önemli noktalar şirket sözleşmesinde belirtilir. Ayrıntıyı gerektiren konular genel kurul düzenlemesine bırakılabilir. (3) Şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş bir karşılığı veya uygun bir karşılığı bulunmayan ve özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdî ve ayni edim yükümlülükleri, ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tâbîdir. III – Sonradan öngörülme

Şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş ya da uygun bir karşılığı bulunmayan ve özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdi ve ayni edim yükümlülükleri, ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tabidir.

Sık Sorulan Sorular

Limited şirkette pay devreden ortak kamu borçlarından kurtulur mu?

Payın devri, devreden ortağı devir öncesine ait kamu alacaklarından doğan sorumluluktan kurtarmaz. 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesinin ikinci fıkrası, devreden ve devralan kişilerin devir öncesine ait kamu alacaklarının ödenmesinden sermaye hisseleri oranında müteselsilen sorumlu olduğunu açıkça düzenlemektedir. Bunun yanı sıra aynı maddenin üçüncü fıkrası, kamu alacağının doğduğu ve ödenmesi gereken dönemlerde pay sahiplerinin farklı kişiler olması halinde bu kişilerin de müteselsil sorumluluğunu öngörmektedir.

Ek ödeme yükümlülüğünün üst sınırı nedir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 603. maddesi uyarınca ek ödeme yükümlülüğü, esas sermaye payının itibari değerinin iki katını aşacak biçimde belirlenemez. Her ortak bu sınır dahilinde yalnızca kendi payına düşen miktarı ödemekle yükümlüdür; diğer ortakların payına düşen kısmı üstlenmek zorunda değildir.

Müdürler genel kurulu toplantıya çağırmazsa ne yapılabilir?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 617. maddesi, toplantıya çağrı ve azınlığın çağrı hakkı konularında anonim şirketlere ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla uygulanacağını düzenlemektedir.

Şirketten ayrılan ortağın ek ödeme borcu ne zaman sona erer?

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 604. maddesi uyarınca, ortağın şirketten ayrılmasının tescil edildiği tarihten itibaren iki yıl içinde şirketin iflas etmesi halinde ayrılan ortaktan da ek ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesi istenebilir. Halefin yükümlülüğü yerine getirmemesi durumunda eski ortağın sorumluluğu yükümlülüğün gerçekleştiği tarihte ortağa karşı ileri sürülebileceği ölçüde devam eder.

Kanuni temsilci şirketin kamu borcunu öderse bu tutarı geri alabilir mi?

Evet. 6183 sayılı Kanun'un mükerrer 35. maddesi uyarınca, kanuni temsilci sıfatıyla kamu borcunu ödeyen kişi ödediği tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu hakkına sahiptir.

Yan edim yükümlülüğü ile ek ödeme yükümlülüğü arasındaki fark nedir?

Yan edim yükümlülükleri şirketin işletme konusunun gerçekleşmesine hizmet eden edimleri kapsar ve şirket sözleşmesinde konusu, kapsamı ve koşullarıyla ayrıca belirtilmesi gerekir. Buna karşın şirket sözleşmesinde açıkça belirtilmiş ya da uygun bir karşılığı bulunmayan ve özkaynak ihtiyacını karşılamaya hizmet eden nakdi ve ayni edimler ek ödeme yükümlülüğüne ilişkin hükümlere tabi tutulur.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu