Kurban Bağışında Dolandırıcılık ve Kara Para Aklama Riski

by Avukat Erdal Ersoy
Kurban Bağışında Dolandırıcılık ve Kara Para Aklama Riski

Dini duyguların istismar edilmesi yoluyla kurgulanan sahte kurban bağışı organizasyonları, kişileri yalnızca maddi kayba uğratmakla kalmayıp dolandırıcıların oluşturduğu zincirleme transfer mekanizmalarına dahil edebilmektedir. Kurban ibadetini yerine getirmek veya ihtiyaç sahiplerine yardımda bulunmak amacıyla transfer edilen tutarların organize hesaplara aktarılması, iyi niyetli vatandaşların banka hareketlerini fiilen bir suç zincirinin parçası haline getirebilir.

Kurban Bağışı Yoluyla Gerçekleştirilen Nitelikli Dolandırıcılık Yöntemleri

Kötü niyetli odaklar, kurban bağışı bahanesiyle asılsız yardım kampanyaları kurgulamakta veya kurban bağışı yapıldığı gerekçesiyle terör örgütüne finansman sağlandığı yönünde uydurma iddialar ortaya atmaktadır. Bu tür asılsız ithamlarla vatandaşlar üzerinde panik ve korku yaratarak haksız menfaat temin edilmesi hedeflenmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi doğrultusunda, dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi suçun nitelikli hali olarak kabul edilmektedir. Bununla birlikte aynı fıkranın (f) bendi uyarınca eylemin bilişim sistemlerinin ya da banka ve kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle yürütülmesi de cezayı ağırlaştıran nitelikli dolandırıcılık kapsamına girmektedir.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 158Kaynağı aç
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak
suretiyle,
c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi
parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması
suretiyle,
e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
f) Bilişim sistemlerinin, banka veya
kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak
suretiyle,
h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden
kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin
kooperatifin faaliyeti kapsamında,
i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı
kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir
kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
l) (Ek: 24/11/2016-6763/14 md.) Kişinin,
kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı
olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi
suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar
adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik:
3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan
hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan
elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı
sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak,
başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre
cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.)
Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından
birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için
teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek
ceza bir kat artırılır.
Daha az cezayı gerektiren hal

Zincirleme Transferler ve Kara Para Aklama Suçunun Kapsamı

Toplanan bağış tutarlarının üçüncü kişilere ait banka hesaplarına aktarılması talep edilerek kurulan zincirleme transfer şemalarında, iyi niyetle hareket eden bireylerin banka hesapları ve adlarına gerçekleşen işlemler suç şebekelerinin transfer ağına bilmeden dahil olabilmektedir.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 282. maddesinin birinci fıkrasına göre, ceza alt sınırı en az altı ay hapis olan bir suç yoluyla elde edilmiş malvarlığı değerlerinin ülke dışına çıkarılması ya da bunların yasa dışı kaynağının örtülmesi, meşru bir yoldan elde edildiği izleniminin uyandırılması amacıyla işleme tabi tutulması suç teşkil etmektedir. Kanun koyucu bu nitelikteki fiilleri gerçekleştirenler hakkında üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adli para cezası yaptırımı öngörmüştür.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 282Kaynağı aç
Madde 282- (1) (Değişik: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Alt sınırı
altı ay veya daha fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan kaynaklanan malvarlığı
değerlerini, yurt dışına çıkaran veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek
veya meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla,
çeşitli işlemlere tâbi tutan kişi, üç yıldan yedi yıla kadar hapis ve yirmibin
güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) (Ek: 26/6/2009 – 5918/5 md.) Birinci
fıkradaki suçun işlenmesine iştirak etmeksizin, bu suçun konusunu oluşturan
malvarlığı değerini, bu özelliğini bilerek satın alan, kabul eden, bulunduran
veya kullanan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Bu suçun, kamu görevlisi tarafından veya belli bir meslek sahibi kişi
tarafından bu mesleğin icrası sırasında işlenmesi halinde, verilecek hapis
cezası yarı oranında artırılır.
(4) Bu suçun, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti
çerçevesinde işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.
(5) Bu suçun işlenmesi dolayısıyla tüzel kişiler hakkında bunlara özgü
güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
(6) Bu suç nedeniyle kovuşturma başlamadan önce suç konusu malvarlığı
değerlerinin ele geçirilmesini sağlayan veya bulunduğu yeri yetkili makamlara
haber vererek ele geçirilmesini kolaylaştıran kişi hakkında bu maddede
tanımlanan suç nedeniyle cezaya hükmolunmaz.
Suçluyu kayırma

Diğer yandan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 220. maddesinin yedinci fıkrası uyarınca, örgütün hiyerarşik kadrosunda bulunmamakla beraber örgüte bilerek ve isteyerek katkı sunan şahıslar örgüt üyesi sıfatıyla cezalandırılmaktadır. Bu maddede, isnat edilen örgüte yardım fiilinin mahiyetine göre tayin olunacak cezada üçte birine kadar indirim yapılabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır.

5237 sayılı TÜRK CEZA KANUNU m. 220Kaynağı aç
Madde 220- (1) Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt
kuranlar veya yönetenler, örgütün yapısı, sahip bulunduğu üye sayısı ile araç
ve gereç bakımından amaç suçları işlemeye elverişli olması halinde, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Ancak, örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması gerekir.
(2) Suç işlemek amacıyla kurulmuş olan örgüte üye olanlar, iki yıldan beş
yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Örgütün silahlı olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek
ceza yarısı oranında artırılır.
(4) Örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi halinde, ayrıca bu
suçlardan dolayı da cezaya hükmolunur.
(5) (Ek cümle:24/12/2025-7571/20 md.) Örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılması
halinde, örgüt yöneticilerine yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza
yarısından bir katına kadar artırılır. Örgüt yöneticileri, örgütün
faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak
cezalandırılır.
(6) (Değişik:2/3/2024-7499/10 md.) (İptal fıkra: Anayasa Mahkemesinin
5/11/2024 Tarihli ve E.:2024/81, K.:2024/189 Sayılı Kararı ile)
(7) (Değişik: 2/7/2012 – 6352/85 md.)
Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek
ve isteyerek yardım eden kişi, örgüt üyesi olarak cezalandırılır. Örgüt
üyeliğinden dolayı verilecek ceza, yapılan yardımın niteliğine göre üçte birine
kadar indirilebilir.
(8) Örgütün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru
gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde
propagandasını yapan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Bu suçun basın ve yayın yolu ile işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı
oranında artırılır.[91]
Etkin pişmanlık

Resmi Bildirim Usulleri ve Sahte Suçlama Girişimleri

Vatandaşları terör örgütü finansmanı isnadıyla korkutmaya yönelik mesaj ve aramalara karşı ihtiyatlı yaklaşılmalıdır. Cumhuriyet savcılıkları, mahkemeler veya avukatlık büroları şahıslara WhatsApp yahut SMS aracılığıyla suçlamada bulunmaz. Hukuken geçerli resmi tebligatlar sadece PTT, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) veya e-Devlet vasıtasıyla tebliğ edilmektedir.

Kurban Bağışlarında Alınması Gereken Önlemler ve İspat Yükü

Bağış işlemi tesis edilmeden önce yardım talep eden oluşumun resmiyet kazanmış bir sivil toplum kuruluşu olup olmadığı titizlikle incelenmelidir. İlgili kurumun vergi mükellefiyeti, resmi banka hesap numaraları, internet platformları ve resmi iletişim organları doğrulanmalıdır. Kurban bağışlarının makbuz düzenlenmeksizin yapılması, yapılan bağışa ilişkin ispat yükünü bağış yapan tarafa bırakmaktadır.

Bağış yapılan merciden resmi bağış makbuzu temin edilememesi yahut kurban kesim hizmetine ilişkin bildirimin bağışçıya ulaşmaması ciddi bir dolandırıcılık şüphesi doğurur. Böyle bir durumda hak kaybının önlenmesi ve adli tahkikatın başlatılması adına gecikmeksizin cumhuriyet savcılıklarına suç duyurusunda bulunulması gerekir.

Savcılık veya adliye WhatsApp üzerinden suç isnat eder mi?

Hayır, cumhuriyet savcılıkları, adliye birimleri veya hukuk büroları şahıslara WhatsApp ya da SMS kanalıyla suç isnadında bulunmaz; tüm adli bildirim ve tebligatlar münhasıran PTT, UYAP veya e-Devlet üzerinden yürütülür.

Dini inançları kullanarak bağış toplamak nitelikli dolandırıcılık mıdır?

Evet, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158. maddesi uyarınca dini inanç ve duyguların istismarı veya bankacılık ve bilişim vasıtalarının kullanılmasıyla menfaat temin edilmesi nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur.

Makbuzsuz kurban bağışı yapmanın hukuki sonucu nedir?

Kurban bağışının resmi makbuz olmaksızın verilmesi ispat yükünü ödemeyi yapan bağışçıya yükleyerek herhangi bir suiistimal durumunda hak takibini zorlaştırır.

Hukuki uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacı taşır; somut olay değerlendirmesi için avukata başvurulmalıdır.

Hazırlayan: Av. Erdal Ersoy

Avukat Erdal Ersoyİletişim ve randevu